TURKISH SCIENTIFIC BASE TO BE ESTABLISHED IN ANTARCTICA

One subject on the agenda in recent years namely underground mineral resources on the Antarctic continent has led to discussions on the necessity of having a Turkish scientific base there.

The importance of Antarctica as the only continent with no continuous human inhabitance is becoming more and more evident every day.As many mainly rich countries consider the future and whilst it is known that the world's resources are limited and likely to be depleted before long, much of the work on the 'white continent' continues undisclosed.Being completely ice-covered and hard to access, the 'white continent' has been unaffected by human destruction seen elsewhere. The idea to set up a Turkish base arose in the first days of this year.

Sailors Osman Atasoy and Sibel Karasu in their yacht 'Uzaklar 2' reached Antarctica via Cape Horn in South America and planted the Turkish flag in this piece of the Earth little known by Turkish people. The sailors lived amongst the glaciers for 45 days. Before returning to Turkey and through relating their experience to both the Turkish Deputy Prime Minister Bulent Arınç and the Minister of Transport Binali Yıldırım, the idea of setting up a Turkish base had developed.In support Minister Yıldırım initiated projects.

 

“My dream has come true”

Apon Atasoy's initiative, a committee of scientists and experts in this field was set up and are continuing to work on this project.Led by Osman Atasoy and Prof. Dr. Bayram Öztürk, a group of Turkish scientists to work at the proposed base has been established.
Assistant Professor at Istanbul Technical University's Maritime Faculty Dr. Burcu Özsoy Çiçek whose research topic is the continent of Antarctica, giving information on the status of glaciers highlighted their importance for the balance of the earth's climate.Çiçek said ' When I first travelled to Antarctica in 2006, I hoped that one day my country would have its own scientific station there. Now it has made me very happy to see that steps have been taken for my dream to be realised'.

Marine engineer Hamdi Sena Nomak who works on ice-breaker vessels commented that rather than renting a vessel from abroad it would be much wiser to have our own ship to sail these glacial waters.

Untouched by war...

 

Prof. Temel Oğuz from the Institute of Marine Sciences, METU stated that ‘Even Pakistan has the 22 year old Jinnah Antarctica Station with devices for the measurement of salinity and temperature. He added that an initial budget of 20 million euros would be necessary for the first five years of scientific research.

Sailor and author Osman Atasoy made the following comments on the subject – ‘Antarctica as the only place on earth where no human blood has been shed by war can offer Turkish scientists the opportunity to study many branches of science.Antarctica attracts the attention of many countries not only due to its pristine, unexploited environment but also as a rich source of undiscovered ore deposits.

 

Evoke strong reaction..

Chairperson Prof. Bayram Öztürk of Istanbul University and head of the Turkish Marine Research Foundation stated ‘Antarctica is a continent which deserves research of every aspect. The presence of Turkish scientists on this continent will evoke strong reaction from the world’s scientific community. We know through  their efforts they will contribute to very important future research.We see how our scientist who do go to the Antarctica despite limited possibilities and support by foreign funding, do make valuable contributions. We must act immediately to establish our own base’.

 

Professor Başlar : A very prestigious project.

Prof. Kemal Başlar of the Police Academy and of International Marine Law at Bilkent University recalled that since 1995 Turkey has been one of the parties to the Antarctic Treaty whereby the Protocol on Environmental Protection drawn up in 1991 states that mineral exploration can not be carried out before 2050. Of the 50 countries to sign the agreement only 28 have a say in the future of the Antarctic continent. Professor Başlar – ‘Work could start on the base with a fraction of the money spent by Turkish Airlines on their advertising campaigns. The initial stages of setting up the base would cost 100 million U.S. dollars. In addition a base in Antarctica would provide the prestige for  regional power. We must dismiss the notion of ‘What business have we in Antarctica’ he added.

Commemoration of Karaali – the first Turk to go to the Antarctic.

 

The late Atok Karaali, an electronic engineer and ionospheric physicist who was the first Turkish scientist to go to Antarctica was commemorated at the meeting. The widow of Karaali, Prof. Artemis Karaali listened to memories of her late husband who went to Antarctica in 1967 through the collaboration with Stanford University and the U.S. National Bureau of Standards, returning home one year later.It was stated that cliffs in southern Antarctica were named the Karaali Cliffs  by experts at the scientific base where Atok Karaali worked under extreme winter conditions and temperatures as low as -80 deg C.

 


 

IN TURKISH

Yeraltındaki maden kaynakları nedeniyle son yıllarda gündeme gelen Antarktika kıtasına Türk bilim üssü kurulması için başlatılan çalışmaların ikincisinde üssün gerekliliği tartışma konusu oldu.

Yeryüzünde sürekli insan yaşamının olmadığı tek kıta olan Antarktika’nın önemi her geçen gün daha çok anlaşılıyor. Dünyanın bilinen ve sınırlı kaynaklarının yakın gelecekte tükenme aşamasına geleceğini düşünen ülkelerin çoğunluğu zenginlikleri halen ortaya çıkartılmayan beyaz kıtada çalışmalarını sürdürüyor. Tamamen buzullarla kaplı ve ulaşılması güç olduğu için dünyanın diğer yerlerinde insanın yaptığı tahribattan etkilenmeyen beyaz kıtada bir Türk üssü oluşturulması fikri bu yılın ilk günlerinde oluşmuştu.

Türk bayrağı dikildi
Uzaklar II yelkenlisiyle Güney Amerika’nın Horn Burnu’nu geçerek Antarktika’ya varan denizci Osman Atasoy ve Sibel Karasu, Türk insanının çok iyi tanımadığı bir kara parçasına bayrağımızı dikmişti. 40-45 gün kaldıkları buzulların arasında Türk bayrağını dalgalandıran denizcilerimiz Türkiye’ye döndüklerinde önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a, ardından Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a yaşadıklarını anlatarak Türk üssünün kurulması fikrini geliştirmişti. Bakan Yıldırım’ın destek vermesi üzerine çalışmalar başlamıştı.

‘Hayalim gerçekleşti’
Atasoy’un girişimleriyle Türkiye’de çalışmalarını sürdüren ve alanlarında uzman bilim insanlarından oluşan bir kurul harekete geçti. Osman Atasoy ve Prof. Dr. Bayram Öztürk öncülüğündeki Antarktika’ya Türk Bilim Üssü Girişimi, beyaz kıtada çalışma imkânı bulan Türk bilim insanlarına ulaştı.
Yurtdışındaki fonların desteğiyle kıtada bilimsel araştırmalar yapan bilim insanlarından İTÜ Denizcilik Fakültesi’nden Yard. Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek, buzulların son durumu hakkında bilgi verirken dünyanın iklim dengesi için önemine değindi. Çiçek, “2006’da ilk kez Antarktika’ya gittiğimde ‘Bir gün burada umarım ülkemin de bir istasyonu olur’ diye dilekte bulundum. Şimdi bu hayalimin gerçekleşmesi için adımların atıldığını görmek mutluluk verici” dedi.
Buz kıran gemisi için çalışmalar yapan gemi mühendisi Hamdi Sena Nomak ise başka bir ülkeden kiralamak yerine kendi gemimizin buzul sularında bulunmasının akıllıca olacağına değindi.

‘Uğruna savaşılmamış’
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitisü’nden Prof. Dr. Temel Oğuz ise, “Tuzluluk ve sıcaklık ölçümü yapacak cihazlarını bile güçlükle alan Pakistan, Jinnah Antartika İstasyonu ile 22 yıldır kıtada. Başlangıç bütçesi olarak ilk 5 yıllık bilimsel araştırma projeleri için 20 milyon euro gerekiyor” diye konuştu.
Denizci yazar Osman Atasoy, konu hakkında şunları söyledi:
“Uğruna savaş verilmemiş, insan kanı dökülmemiş tek toprak parçası olan Antarktika, Türk bilim insanlarının pek çok branşta çalışma yapabilecekleri olanaklar sunuyor. Antarktika, saflığı ve temizliğinin yanı sıra zengin, keşfedilmemiş maden yataklarıyla tüm ülkelerin ilgisini çekiyor.”

“Büyük yankı uyandırırız”
Toplantıya öncülük eden İ.Ü. Öğretim üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise, Antarktika’nın her yönüyle araştırmayı hak eden bir kıta olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Türk bilim insanları kıtada varlığını gösterdiğinde dünya bilim çevrelerinde büyük yankı uyandıracaktır.
Bizim bilim insanlarımızın çalışma azmiyle dünyanın geleceği için çok önemli araştırmalara imza atacağını biliyoruz. Kısıtlı olanaklarla ve yabancı fonların desteğiyle kıtaya giden bilim insanlarının bile ne kadar verimli olduğunu görüyoruz. Üssün kurulması için hemen harekete geçmeliyiz.”
Prof. Başlar: Çok prestijli bir proje
Polis Akademisi ve Bilkent Üniversitesi’nden uluslararası deniz hukukçusu Prof. Dr. Kemal Başlar ise, kıta için 1991’de hazırlanan Çevre Koruma Protokolü gereğince maden aramalarının 2050’ye kadar yapılamayacağını belirtirken, 1995’ten beri Antarktika Antlaşması’na taraf olduğumuzu hatırlattı. Anlaşmaya imza koyan 50 ülkeden sadece 28’inin kıtanın geleceği hakkında söz sahibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Başlar, şunları söyledi:
“THY’nin tanıtım bütçesi için harcadığı paranın bir kısmıyla bile üs için çalışmalar başlatılabilir. Üs kurulması için de ilk aşamada 100 milyon dolar gerekiyor. Ayrıca Antarktika’ya kurulacak üs, bölgesel bir güç olmak için çok önemli bir prestij sağlar. ‘Ne işimiz var Antarktika’da’ anlayışından uzaklaşmalıyız” dedi.

Kıtaya giden ilk Türk Karaali anıldı
Kıtaya ilk giden Türk bilim insanı, elektronik yüksek mühendisi ve iyonosfer fizikçisi merhum Atok Karaali de toplantıda anıldı. Stanford Üniversitesi ve ABD Ulusal Standartlar Bürosu işbirliğiyle 1967’de Antarktika’ya giden, gemiden indikten bir yıl sonra ülkesine dönebilen Karaali’nin eşi Prof. Dr. Artemis Karaali de eşinden dinlediği hatıralarını anlattı. Atok Karaali’nin eksi 80 dereceyi bulan sert kış koşullarında çalıştığını ve bilim üssündeki uzmanların isteğiyle kıtanın güneyindeki kayalıklara Karaali Kayalıkları adının verildiğini söyledi.