T [son güncelleme 17 Mart
2008]
TAC (abbrev.) [toplam
izin verilebilir av] ® Total Allowable Catch.
TACC (abbrev.) [toplam izin
verilebilir ticari av]
Total Allowable Commercial Catch ® Total Allowable Catch (toplam izin verilebilir av).
TACKLE (JIGGER) [palanga] Ağır malzemeyi çift
taraflı konulmuş (tek ya da çift dilli) makaralarla kaldırmak
için kullanılan düzenek.
TACTILE [dokunsal] Dokunmayı algılama. Dokunma duyusu. Örnek;
Barbunya balığının çatal sakalı.
TAENIURA GRABATA (ROUND STINGRAY)
[tırpana balığı, yuvarlak rina]
Tabansaldır (demersaldir). 10-
TAG (MARK) [im, işaret, marka] Canlılara konulan ve çıplak
gözle dışardan görünen işaret.
TAG LOSS [marka kaybı] Markalanan balıklardan
markasını kayıp edenlerin oranı. Bu tür
kayıpların önlenmesi için balığa çift marka, çift
işaret takılır.
TAG RECOVERY (TAG RETURN) [markayı yeniden elde etme] Yeniden avlanan markalı balık
sayısı ile deneyde markalanıp salınan toplam balık
sayısının oranı. Genellikle
yüzde olarak verilir.
TAG RETURN [markanın geri dönmesi] ® Tag recovery (markayı yeniden elde
etme).
TAGGED FISH [markalı
balık] ® Marked
fish.
TAGGING (MARKING) [markalama] Canlılara marka takma işlemi. Balıklarda sıcak
dövme, soğuk dövme, yüzgeç kesme ve delme teknikleri ile solungaç,
spagetti, Petersen ve Carlin tipi markalar dış işaretleme için
kullanılmaktadır. Dış markalardan başka iç marka da
kullanılmaktadır. İç markalar manyetik (hamsi gibi küçük yüzücü
balıklar için) olabilecekleri gibi kimyasal da (sert aksamlara
yerleşen tetracyclin türevleri) olabilirler. ® Carlin
tag (Carlin markası) ®
Lea tag (Lea markası). ® Petersen tag (Petersen markası). ® Pop-up tag (pop-ap
marka). ® Hot branding (sıcak-dövme marka). ® Cold
branding (soğuk-dövme marka). ® Gill clamp (solungaç markası). ® Spaghaetti tag (spagetti markası). ® Visible implant tag (görünür
ekme marka). ® Visible implant
elastomer tag (görünür elastik ekme marka).
TAGGING MORTALITY [markalama ölümü] Balığın
avlanması, güverteye alınması, saklanıp markalanması
ve salıverilmesi ile markanın balık vücudunda uzun süre
kalmasının yarattığı gerginlik ve etki gibi
nedenlerden balığın normal yaşam süresi daha kısa
olabilir ve balık ölür ki bunların tümüne markalama ölümü
denilmektedir.
TAIL (CAUD, CAUDA) [kuyruk] ® Caudal.
TAIL PIECE (TAIL, PIPE, SWALLOW
PIECE, TAPER, Y-PIECE) [kuyruk] Ağın bel
kısmın-dan itibaren daralan ve torbaya kadar uzanan kısmı.
TAIL ROT (FIN ROT) [kuyruk çürümesi] Kötü koşullarda tutulan akvaryum balıklarında görülen
ve yara oluşturan bakteriyel hastalık. Tedavi için suya ya da yeme
antibiyotik katılır.
TAILED (CAUDATUS) [kuyruklu].
TAILLESS [kuyruksuz] ® Anura.
TAKE UP SLACK [boş
alamak] Gevşek olan ya da gevşek
kalmış halatı germek.
TAM BOY [length-over-all] Geminin baş ve
kıçında uç noktalar arasında ölçülen uzunluğu.
TANGLE NET [dolaşma ağı] Üst yakası ağın
boyundan kısa olan ve tül gibi tabana sarkan ağ. Balıklar
bu ağa ya solungaçlarıyla takılır ya da sarkan ağa
dolaşır ve kurtulamazlar. ® Entangling net (fanyalı ağ).
TAPER [kuyruk] ®
Tail piece.
TAR [katran] Özellikle petrol’ün damıtılması
sonrası ile ham petrolün uçucu kısmından arta kalan siyah
yapışkan madde.
TARAMA [tarama] Türkiye’de
çoğunlukla sazanın (Cyprinus carpio) yumurtalarının
tuz, ekmek kırıntısı, beyaz peynir, zeytin yağı
ve limon suyu ile karıştırılmasıyla yapılan
salata.
TAREK [inci kefali] ® Chalcalburnus tarichi.
TARGET FISHING CAPACITY [hedeflenen balıkçılık kapasitesi] Sürdürülebilir
balıkçılık için konulmuş idari hedeflere uyarak bir
avcılık dönemi ya da bir yılda tamamı (%100)
kullanılan filonun en yüksek hasadı (ürünü) elde etmesi.
TARGET POPULATION [hedef populasyon] Bilgi ve bulguya ihtiyaç duyulan
populasyon. Örnek; Sportif balıkçılık.
TARGETED FISHERY [hedeflenen balıkçılık] Belirli bir grup ya da türe ait
balığı hasat etme (avlama) stratejisi.
-TAXIS (soffix) [-taksi] Yönlendirilmiş
tepki.
TAXON [takson] Yaşayan organizmaların
sınıflandırılmasında kullanılan herhangi bir
sitematik birim. Aile (familya), cins ya da tür ile gösterilen sistematik
birim.
TAXONOMIC GROUP [taksonomik grup] Alt birimler ve bireyleri dahil
herhangi bir takson.
TAXONOMIC NAME [taksonomik isim] Bilimsel isim.
TAXONOMY [taksonomi] Organizmanların
tanımlanması, adlandırılması,
sınıflan-dırılması ile bunlarla ilgili kural ve
prensiplerin oluşturulmasıyla ilgilenen biyolojik bilim dalı.
TB (abbrev.)
[TB] ® Fish
tuberculosis (balık
veremi).
tc (abbrev.) [ilk avlanma
yaşı] ® Age at first capture.
TDS (abbrev.) [toplam
çözünmüş katı(lar)] ® Total Dissolved Solid(s).
TECHNOLOGICAL CREEP [teknolojik ilerleme] Balıkçılıkta
avcılık etkinliğinin teknolojik yenilikler (daha sağlam
iplik, balık bulucular vb) nedeniyle sürekli artması.
TECTONIC [tektonik] 1- Yerkürenin büyük, geniş
yapısal özelliklerinin incelenmesi.
TECTONIC [tektonik] 2- Yerküre yüzeyinin şekil
değiştirmesine yol açan yerkabuğu hareketleri ve kuvvetlerini
inceleyen jeoloji dalı.
TED (abbrev.) [kaplumbağayı
dışlayan alet]
® Turtle Excluder Device.
TELE- (prefix)
[tele-] Uzakta, ırak, ötede, ötesinde.
Telemetri (telemetry)-Uzaktan ölçüm.
TELEOSTEI (BONY FISHES) [kemikli balıklar] Işınlıyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfının Teleostei
altsınıfı ya da bir başka anlatımla
infrasınıfında yer alan Osteoglossomorpha, Elopomorpha,
Clupeomorpha, Ostariophysi, Protacanthoptery-gii, Sternopterygii,
Cyclosquamata, Scopelomorpha, Lampridiomorpha, Polymyxio-morpha, Paracanthopterygii,
Polymyxiomorpha, Acanthopterygii olmak üzere 13 üsttakımı kapsar.
Kuyruk yüzgeçlerinin üst ve alt kısmı yaklaşık eşit
büyüklüktedir (homoserktir). Çene ve önçeneleri hareketli olup öne
çıkabilir. Çeşitlilik yüksek olup üsttakımlarda yer alan
yaklaşık 40 takımda 20 bin yaşayan tür yer almaktadır.
Diğer iki alt sınıf (infrasınıf ise Holostei ve
Chondrostei’dir. ®
Systematic of bony fishes (kemikli balıklar
sistematiği).
TELEOSTOMI [tükelağızlılar] Omurgalı havyanlardan olup
solungaç yarıkları solungaç kapağıyla örtülür.
Çeneliağızlılar (Gnathostomata) üst
sınıfının gerçek balıkları içine alan alt
grubudur. Akciğerli-balıklar (Dipnoi), saçak-yüzgeçliler
(Crossopterygii), Mersin-balıkları (Chondrestei),
eşkenarpullular (Rhomboganoidea) ve yuvarlakpulluları (Cyclogonoidea)
içerir.
TELEPLANIC [uzatmalı]
Uzun süre planktonda kalan ve bu nedenle geniş alanlara
yayılabilme olanağına sahip yüzücü (pelajik) kurtçuklar
(larvalar) için kullanılır.
TELESCOPIC EYE [teleskopik göz] İleri geri hareket ettirilebilen silindirik
yapılı olup bir zarf içinde bulunan uzunca göz.
TELESCOPIC VINCH [teleskopik
vinç] Bir tür uzayabilen vinç.
TELEVISION INFRARED
OBSERVATION SATELLITES (TIROS) [Televizyon Kızılötesi Gözlem
Uyduları Televizyon Kızılötesi Gözlem Uyduları]
Deneysel ilk meteoroloji uydusu (1960).
TELOLECITHAL [telolesital] Yumurta sarısının büyük bir
kısmının bir kutupta toplandığı yumurta. Örnek;
Myxini, Elasmobranchii, Holocephali, ve birçok Teleostei.
TELOPHASE [telofaz] Son-evre. Mitoz ya da mayoz bölünmelerin son evresi.
TEMPERATE CLIMATE [ılıman iklim] Orta enlem iklimi. Örnek;
Türkiye’deki iklim.
TEMPERATE REGION [ılıman bölge] Kışın okyanus ya da
deniz suyunun 13-
TEMPERATE WATERS [ılıman
sular] Yengeç (kuzey »230)
ve oğlak (güney »230) dönencelerinin tropik bölge
sınırından kutup kuşağına kadar (660 kuzey
ve 660güney paraleline) uzanan alandaki sular.
TEMPERATURE ANOMALY [sıcaklık
aytırılığı, sıcaklık anomalisi] Bir
yerin ortalama sıcaklığı ile bulunduğu enlemde yer
alan bir diğer yerin ortalama sıcaklığı
arasındaki farktır.
TEMPERATURE GRADIENT [sıcaklık
değişimi ölçüsü, sıcaklık gradyanı] Verilen iki nokta arasındaki sıcaklık
değişimi oranıdır. Bu oranın ortalaması iki nokta
arasındaki sıcaklık farkının noktalar arası mesafeye
bölünmesiyle elde edilir.
TEMPERATURE PROFILE [sıcaklık profili] Su kolonundaki sıcaklık
değişmelerini kesintisiz izleme için yüzeyden istenen derinliğe
kadar ölçülen su sıcaklıklarını gösteren şekil.
TEMPERATURE-K AND
TEMPERATURE-L¥ RELATIONSHIP [sıcaklık-K ve sıcaklık-L¥ ilişkisi] Canlılar ölümleri azaltmak için iki
stratejiden birini benimsemişlerdir. Bunlardan ilki bireysel büyüme
hızını artırmak, ikincisi ise daha çok yeni kuşak
üretmektir. Büyümenin temeli kimyasal reaksiyonlardır. Hızlı
büyüme bu reaksiyonların hızıyla, bu da sıcaklıkla
ilişkilidir. Yani sıcaklık arttıkça büyüme
katsayısı K artar. Hızlı büyüyen canlı kısa
sürede sonuşmaz (asimtotik) boyuna yaklaşır. Bunun sonucu ise
sıcaklık arttıkça boyca büyüme azalır. Sıcak suda
yaşayan balığın boyu kısa olmak zorundadır.
TEMPORAL CLOSURE [geçici kapama] Geçici ya da mevsimsel avcılık
(balıkçılık) yasağı.
TEMPORARY POOL [geçici
havuz] Küçük, kısa süreli (her yıl bir kaç ay) suyla
dolan havuz. Yumurtaları kurumaya dayanıklı, kısa ömürlü (Cyprinodontidae
ailesine ait) balıkların barındığı yer.
TENTACLE [dokunaç, kol] 1- Kafa bölgesinde ya da ağız
kenarında yer alan uzantı ya da organ. Algılama, hareket etme,
beslenmede ve avı yakalamada kullanılan bir cins kol.
TENTACLE [dokunaç,
kol] 2- Kısa etsi uzantı.
TENTACLED
BLENNY [kahküllühorozbina balığı, horozbina] ® Parablennius tentacularis.
TER- (prefix)
[ter-] Üç, üçüncü. Örnek; Tersiyer üretim (tertiary
production)-Üçüncül üretim.
TERMINAL AREA [uç alan] Hedef tür ya da stokun daha önce karışık
yaşadığı diğer tür ve stoklardan
ayrıldığı alan. Göçmen balık ve stokların
çoğunlukla ırmak ağızlarında birikmesi gibi.
TERMINAL F [uç F] Stok tahmininde, sanal populasyon analizinde
balıkçılıktan kaynaklanan son yıla yani en yaşlı
balıklara ait mevcut balıkçılık ölüm payı,
değeri.
TERMINAL FISHERIES [uç balıkçılık] Tatlısuya yakın,
örneğin ırmak ağzında yerde yapılan
balıkçılık. Yumurtlamak için dönen balıkların
avlanması.
TERMINAL LAKE [uç göl] Su çıkışı olmayan göl.
TERMINAL MALE [uç erkek, süper erkek] ® Supermale.
TERMINAL PHASE [uç
evresi] Biri büyük, renkli ve saldırgan olup uçtaki (TP),
diğeri küçük, sönük, görece saldırgan olmayan başlangıç
aşamasındaki (IP) olmak üzere öncelikli iki tip erkeğin
bulunduğu (diandric) balıklarda baskınlığın son
bulduğu evre. Uçtaki baskın erkeğin besin ve çiftleşme
önceliği vardır. Baskın erkek bir şekilde ortadan
kalktığında ilk sırada yer alan öncelikli erkek,
baskın erkeğin gerçekten kayıp olup
olmadığını kontrol eder, durumdan emin olduktan sonra uçtaki
baskın erkek olarak ortaya çıkar. Örnek; Lapinagiller’den (Labridae) Thalassoma
lunare.
TERMINOLOGY [terminoloji] Bir bilim dalında kullanılan özel kelime ve
terimler.
TERMO- (prefix) [thermo-] Isı. ® Therm- (term-).
TERRACE [teras] Dik yamaçlı, yüksek eğimli tabanda oldukça düz
ya da hafif eğimli, yatay ve dar kesim.
TERRESTIRAL [karasal, topraksal] Toprakla, karayla ilgili, topraksal.
TERRIGENE [terrijen] Karasal kökenli.
TERRITORIAL [hükümran]
Balık davranışında, bulunduğu,
yaşadığı kovuğu, kaya oyuğunu,
sığındığı ve sınır kabul ettiği
kesimi koruyan.
TERRITORIAL WATERS [karasuları] Devletin hakimiyetinde olup ancak yabancı
gemilere masum geçiş izni verilen deniz kısmı. 1982’deki Deniz
Hukuku Sözleşmesine göre bu alanın genişliği 12 deniz mili
olmakla birlikte Türkiye bunu kabul etmemiştir. Türkiye
karasularının 6 deniz mili olmasınından yanadır. ABD ise bunun 3 deniz mili
genişliğinde olmasında ısrarlıdır.
TERRITORY [hükümranlık
alanı] 1- Bir hayvanın belirleyip koruduğu ve içerisine
kendi türünden ya da sıkça başka türden bireyleri
sokmadığı alan.
TERRITORY [hükümranlık alanı] 2- Bir
ülkenin kıyıdan denize doğru kabul ettiği ve koruyup
savunduğu deniz alaka ve menfaat kuşağı. ® Exclusive Fishing Zone (münhasır
balıkçılık bölgesi). ® Exclusive Economic Zone (münhasır
ekonomik bölge). ® Fishery
wars (balıkçılık
savaşları.
TERS ETEK [ters etek] Ağ kısmı. Dalyanlarda basarna
kazığından torbanın (haznenin) ters yönünde uzanan ağ
kısmı.
TERTIARY [tersiyer] Senozoik çağda jeolojik dönem. 65-16 milyon yıl
öncesi dönem. Paleosen, Eosen, Oligosen Miyosen ve Pliosen’i içerir.
TEST FISH [test
balığı] Araştırma
amacıyla kullanılan balık.
TESTICLE [erbezi, testis] Erkek
eşeylik organı. ® Erbezi.
TESTIS [erbezi, testis] Erkeklik hormonu ve atmık üreten erkek cinsiyet
bezi.
TETHYS [Tetis]
Yunan mitolojisinde Okyanus ile evlenerek bütün Okyanus’ları doğuran
en genç Titanis.
TETHYS SEA [Tetis Denizi] Mesozoik
yani ikinci zamana ait jeolojik dönemde Hint Okyanusu oluşmadan
önce Godvana ile Lavrasya arasında kalan Tetis Okyanusudur. Bu okyanusun
bir diğer adı Tetis Denizi’dir.
TETRA- (prefix)
[tetra-] Dört, dört kez. Örnek; Tetrapod
(tetrapod)-Dörtayaklı.
TETRADONTIFORMES (PUFFERS, FILEFISHES) [çengelçeneliler] ® Plectognathi.
TETRAODONTIDAE (PUFFERFISH(ES)) [dörtdişligiller] Tetraodontiformes
takımının bir ailesidir. Aile 28 cinsi içermektdir. İngiliz
halk dilinde şişenbalık, kürebalık,
balonbalığı gibi isimlerle anılır ki bu da
onların su ve hava alarak gerçekten şişme yeteneğinden
gelmektedir. Çoğu dörtdişligillerin içorganları ve gözlerinin
zehirli olmasına karşın Kore ve Japonya’da özel ahçılarca
hazırlandığında leziz sayılarak (fugu) yenilmektedir.
Ailenin 185 türü bilinmektedir. Çoğu denizel olup ancak birkaçı
acısu ve tatlısuda yaşamaktadır. Şişmelerinin
ötesinde ağı-zehir (nörotoksin) taşımaları onları
yırtıcılara karşı korumaktadır. Bu
ağıya ‘tetrodotoxin’ denmekte olup siyanürden 1200 kez daha
ağılıdır (zehirlidir).
TETRAODONTIFORMES [çengelçeneliler] ® Plectognathi.
TETRAPLOID [tetraploid] Normal haploid kromozom
sayısına 4 seri halinde (4n) sahip olan organizma. Balıklarda
ender değildir.
TETRAPOD [tetrapod] Dört ayaklı. Bent ve baraj inşaatı ile
kıyı tahkiminde kullanılan dört ayağı
(çıkıntısı) bulunan özel beton blok.
TETRAPTURUS BELONE
(MEDITERRANEAN SPEARFISH)
[marlin, yelken balığı, kılıç balığı] Derinyüzücü
(batipelajik), okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
TETRODOTOXIC FISHES [tetradotoksik balıklar] Tetraodontidae ailesi (ve benzeri
olan Diodontidae, Canthigasteridae ve bir olasılıkla Molidae ve
Triodontidae) ailesine ait ağılı (zehirli) balıklar.
Balıklar üreme dönemlerinde daha ağılıdır
(zehirlidir). Dişiler ise erkeklerden daha ağılıdır
(zehirlidir). Deri, karaciğer, yumurtalıklar ve iç organlar en
ağılı (zehirli) kısımlardır. Kasların
yenmesi diğer kısımlarından genellikle daha güvenli olmakla
birlikte bazen ağılı (zehirli) olabilir. Bu ağılara
(zehirlere) karşı bağışıklık
kazanılamaz. Etin pişirilmesi ağıyı (zehiri) yok
etmez.
TETRODOTOXIN [tetradotoksin] Tetradotoksik balıkların
ağısı (zehiri). Karmaşık molekül
yapılı olup bilinen ve protein olmayan en ağılı
(zehirli) maddedir. Ağrı kesici etkisi morfinden 3.000 kat daha
fazladır.
THALASSIC [talassik] Denizle ilgili.
THALASSO- (prefix) [talasso-] Deniz ve acısuyla
ilgili.
THALASSOMA PAVO (ORNATE WRASSE) [gün
balığı, aykuyruk]
Tek yaşar, bazen gruplar oluşturur. 1-
THALASSOPHOBIA [talasofobi]
Deniz korkusu.
THALASSOPLANKTON [talassoplankton]
Deniz planktonu.
THALIACEA (?) [salpalar] Gömlekliler (Urochordata) altkabilesinin bir
sınıfıdır. Pyrosomida, Salpida ve Doliolida olmak üzere üç
takımı kapsar. Deniz hayvanları olup bütün
yaşamlarını su kolonunda askıda geçirirler. Koloni
oluşturan Pyrosomida
THALLOPHYTA [tallofita] Kök,
gövde ve yaprak vb olmayan çiçeksiz bitkiler.
THE FIVE FUNDAMENTAL FLAWS OF SEA CAGE FISH FARMING [deniz kafeslerinde balık
çiftlikçiliğinin beş temel kusuru] Deniz kafeslerinde balık
çiftlikçiliğinin beş temel kusuru ve bu kusurlara ilişkin
görüş, kuşku ve öngörüler öz olarak şunlardır:
|
i- Atık ve
artıklar (wastes) Kıyı ya da uzak kıyıdaki
balık çiftlikçiliğinde hangi tür olursa olsun atık ve
artıklar herhangi bir işleme tabi tutulmadan (ham atık ve
artık olarak) doğrudan denize verilmektedir. Suya verilen bu
atıkların önemsiz olduğu söylenemez. Örneğin toplam
nüfusu 5.1 milyon olan İskoçya’nın som balığı
çiftliklerinin atık ve artıklarının 9.1 milyon insan
topluluğuna eşdeğer olduğu tahmin edilmektedir. AB kiriliği
azaltmak için kafeslerin altına atık ve artık toplama
sistemleri önermektedir ki bu da yapılabileceklerin en
azıdır. ii- Kaçaklar (escapes) On yıl süren bir AB projesiyle kafeslerden kaçan
som balıklarının Norveç, İrlanda, İskoçya ve
İspanya nehirlerinde yaşayanlara olan etkisi
araştırılmıştır. Bu çalışmada kuluçkadan
yetiştirilen balıkların yaban alabalıkgil
stoklarını çökerterek yok olma girdabına soktuğu
görülmüştür. Yine parazitlerin yayılması ve genetik
kirliliğin (melezlik ve akraba evliliğinin) yabani stoklarda
bozukluklara yol açtığı belirlenmiştir. Bu çerçevede kıyısal
besi ya da yetiştirme çiftliklerinin yasaklanması ya da daha
açığa taşınmasının kaçaklar sorununu
çözemeyeceğini ve bunun ancak kapalı sistemlerin
kullanılması ile çözülebileceği belirtil-mektedir. iii- Hastalık
ve asalaklar (diseases and
parasites) Küçük alanlara sıkıştırılan
yüksek birey sayıları hastalık oluşması ve
yayılmasına davetiye çıkartmaktadır ve
yetiştiriciliğin en büyük ve tek tehlikesi hastalıklardır.
Uzun hastalıklar listesine en son IPN (Infectious
Pancreatic Necrosis)-bulaşıcı pankreas kangreni ve ISA (Infectious Salmon Anaemia)-bulaşıcı
som anemisi eklenmiştir. Norveç’te
2001 yılında 11 milyon som balığının
bulaşıcı som anemisi (ISA) ve bulaşıcı pankreas
kangreni (IPN) nedeniyle ölmesi konunun önemini kendiliğinden ortaya
koymaktadır. Bu arada ana asalaklar olarak Ichtyobodo sp., Ceratomyxa
sp., Amyloodinium sp.,
Trichodina sp., Myxidium sp.,
ve Diplectanum sp.,
sıralanmaktadır. Bu bağlamda çiftlik sahibi olarak
alınabilecek en basit önlemlerden biri, birim hacime düşen birey
sayısını azaltmaktır. Bu, yasa koyucu organ
tarafından da düzenlenebilir (düzenlenmelidir). iv- Kimyasallar (chemicals) Midye çiftliklerinin aksine
yoğun balık besiciliği-yetiştiriciliği yapılan
çiftliklerde kimyasal madde (ilaç) kullanılması
kaçınılmazdır. Balık
besiciliği-yetiştiriciliğinde genelde ve çoğunlukla
kullanılan kimyasallar (aşılar, hormonlar, et
renklendiriciler, uyuşturucu-narkoz, dezenfektan ve suyu muamele
maddeleri ve benzerinin) yanında kullanılan tedavi maddeleridir.
Her ne kadar antibiyotik ve organofosfor kullanımı
azalmış ise de mevcut durum parazit ilaçları ile diğer
deniz kirleticileri konusunda dikkatli olmayı hala gerektirmektedir.
Ağılı (toxic) kimyasalların karıştırılarak
kullanılması yalnız deniz ortamını değil
çalışanları da tehlikeye sokmaktdır. Bir kabuklu
(Crustacea) olan deniz bitini [louse – lice (çoğ.,)] yok etmek için
kullanılan ilaçların (teflubenzuron, cypermethrin ve emamectin
benzoate) istiridye, yengeç, istakoz, midye, tarak gibi canlılar ile
zooplanktonlardan Copepoda’ya da etki ettiği görülmüştür. Bütün
bunların yanında çiftliklerde yasa dışı ilaç
kullanımı da unutulmamalıdır. v- Beslenme ve
besin (feed/food) Bu beşinci temel ve öldürücü kusur
çözülmemiş ve çözülemeyecek beslenme ve besin kaynağının
bolluğuyla ilgilidir. Yoğun balık
besiciliği-yetiştiriciliği hızla azalan ve artarak
kirlenen balık unu ve balık yağına
bağımlıdır. Bu bağımlılık denizde
balık yetiştiriciliğini tamamıyla yok edecek bir tehdit
taşımaktadır. Balık çiftlikçiliğinin yem ham maddesi
olarak kullanılan balık unu ve balık yağına olan
gereksinimi doğal kaynakların hızla tüketilme nedenlerinin en
etkili olanlarından biridir. Örneğin üç ton doğal balık
ile çiftlikçilikle ancak 1 ton som balığı
yetiştirilebilmektedir. Diğer deniz balıklarında bu
miktar 5 ton ve üzerine çıkmaktadır. Norveç dip trolü
avının %80’lik kısmı balık
yetiştiriciliğine gitmektedir ve yapılan bir tahmine göre som
yetiştiriciliği bu ülkede yem bulamamadan ötürü çökecektir. |
THE OLD MAN AND THE SEA [İhtiyar
Balıkçı] E. Hemigway’in bir balıkçının uzun
avsız geçen bir dönemin sonunda büyük bir balığı
avlamasını anlatan eseri.
THE TURKISH SCIENTIFIC
& TECHNICAL RESEARCH COUNCIL OF TURKEY [Türkiye
Bilimsel ve Teknolojik Araştirma Kurumu (TÜBİTAK)]
Temmuz 2005’ten sonra yeni adıyla anılmaya başlanan TÜBİTAK
ülkemizde yaşam kalitesini artırma, bilim ve teknoloji alanında
yenilikçi ve paylaşımcı öngörüsü (vizyonu) ile ülkemizin ulusal
öncelikleri doğrultusunda bilim ve teknoloji politikası oluşturmak
ve uygulanması için altyapı ile bilim ve
teknoloji kültürünü geliştirme ve bu konularda öncü olma özgörevi
(misyonu) ile hareket eden kurum, planlı ekonomiye geçiş sürecinde,
1963 yılında kurulmuştur. Temel ve uygulamalı araştırmaları
özendirmek ve desteklemek için kurum ilk aşamada temel bilimler, mühendislik,
tıp, tarım ve hayvancılık olmak üzere 4 araştırma grubu
oluşturmuştur. Günümüzde araştırma gruplarının
sayısı 10’a yükselmiştir. Bunun ötesinde TÜBİTAK’ın
geçmişten günümüze oluşturduğu alt araştırma geliştirme
birim ve enstitüleri şunlardır:
|
Yılı |
Kuruluş adı |
Günümüzde kullanılan adı |
|
1967 |
Dokümantasyon ve Enformasyon Merkezi |
Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi-ULAKBİM |
|
1968 |
Elektronik Araştırma Ünitesi |
Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma
Enstitüsü-UEKAE |
|
1971 |
Yapı Araştırma Enstitüsü |
Yapı Araştırma Grubu |
|
1972 |
Marmara Bilimsel ve Endüstriyel
Araştırma Enstitüsü |