R [son güncelleme 10 Temmuz
2008]
R/V (RV) (kısaltma) [araştırma gemisi] ® Research
Vessel.
RABBIT FISH [deniz kedisi, sıçan balığı,
tavşan balığı, fare balığı] ® Chimaera monstrosa.
RABBITFISHES [tavşanbalığıgiller] ® Siganidae.
RACE [ırk] 1- Bir
populasyonun coğrafi grubu. Diğerlerinden ayrılan stok. Önceleri
alt tür ile eşanlamlı kullanılmıştır. Günümüzde
alt türün altındaki birimler taksonomik isim verilmeden
kullanılmaktadır.
RACE
[ırk]
2- Aynı türden olup çiftleşebilen ve üreme kabiliyeti olan yeni kuşak
verebilen hayvanlar topluluğu için bazen populasyon ya da stok
karşılığı olarak kullanılmaktadır. Aynı
ve tek türün temelde farklı olmayan ancak görünüş itibariyle
farklı bireylerini belirtmek için de kullanılmaktadır.
RACER
GOBY [sarıkaya balığı, sarı kayabalığı, kayabalığı] ® Neogobius gymnotrachelus.
RACE-TO-FISH [avlama yarışı] Balıkçılık sezonu kapanmadan bireysel teknelerin toplam izin
verilebilir av miktarına (TAC) ulaşmak için mümkün olan en fazla
avı elde etmek için çalışmaları.
RACEWAY [ark] Dikdörtgen
şeklinde
RADAR
(abbrev.) [radar] ® RAdio Detection And Ranging.
RADIAL
[ışınsal,
radyal]. Merkezden
ya da eksenden dışa doğru kaçan.
RADIAL FORMULA [radyal formül] Yüzgeç ışınlarının sayısı(nı veren
formül).
RADIAL SYMMETRY [ışınsal bakışım, radyal
simetri]
Derisidikenlilerde (Echinodermata) olduğu gibi canlının
çeşitli bölgelerinin ortadaki dikey bir eksen etrafında benzer
biçimde yerleşmiş olmasıdır.
RADIATED (RADIATUS) [ışınlı] Işınlı, ışınlara sahip. Örnek; balık
yüzgeci ışını.
RADIATION [radyasyon] Elektromanyetik dalgalar ile enerjinin taşınması,
yayılmasıdır. Örnek; Güneş
ışınları.
RADIATUS [ışınlı] ® Radiated.
RADIO DETECTION AND RANGING (RADAR) [radar] Radyo
sinyallerinin yansımasına dayanan prensiple çalışan ve
seyir halinde etrafta bulunan nesnelerin uzaklığı ve hareket
yönü hakkında, görüş mesafesinin çok az olduğu koşullarda
da bilgi veren alet.
RADIO OFFICER [telsiz zabiti] İletişimden sorumlu gemi adamı.
RADIOGRAPH [röntgen filmi] Balığın iç yapısını görmede kullanılan
x-ışını filmi.
RADIOLA [radiola] Deniz kestanelerinin dikenleri.
RADIOLARIA (RADIOLARIANS) [ışınlılar] Sarcodina kabilesinden olup Polycystinea, Acantharea, Sticholonchea
sınıflarını kapsayan amipsi birgözeli (birhücreli) canlılardır.
Karmaşık, girintili çıkıntılı silisyumlu ya da
stronsiyum-sulfatlı iskelet oluştururlar. Merkezi bir kapsül
canlıyı iç (endoplasma) ve dış kısma (ektoplasma)
ayırır. Okyanuslarda planktonda bulunurlar. Birçok iğnemsi
yalancı ayak (psödopod) bulunur. Hücre içi boşluğu ya da
yağ damlacığı ile suda askıda kalmalarını
ayarlarlar.
RADIOLARIANS [ışınlılar] ® Radiolaria.
RADULA
[dişlidil,
radula]
Yumuşakçalardan midyeler hariç diğerlerinde üzerinde kitin
dişçikler bulunan, ağızda yer alan ve besin maddelerini
zımparamsı yapısıyla tırtıklamada kullanılan
şerit benzeri organ.
RAFINESQUE [Rafinesque] Constantin Samuel Rafinesque-Schmaltz (1783-1840). Fransız ve Alman
ana-babadan Galata-İstanbul’da doğmuştur. Gençliğini
Marsilya’da (Fransa) geçirmiştir. Birçokları ona dahi derken
diğerleri deli seviyesine kadar gitmektedirler. Zooloji, botanik,
yumuşakçalar, meteoroloji, evrim, çevirmenlik, jeoloji, dilbilimi ve
yazarlık gibi alanlarda başarılı bir kişiliktir.
Amerikaya göçmüş, sonra Sicilya’da yaşamış ve yeniden
Amerikaya giderken bütün kitaplığı ve kolleksiyonunu batan
gemiyle birlikte kaybetmiştir. 250 yeni bitki ve hayvan türünü
isimlendirmiştir. Transylvania Üniversitesine Prof. olarak
atanmışsada sonra kovulmuştur.
RAFT FISHING [sal balıkçılığiı] Açık suda orkinosların birikmesi için oluşturulan gölgelik
(sal) kullanılarak avlanması.
RAIN [yağmur] Yere inen 0.5 mm’den daha büyük su damlalarının
yağışı.
RAINBOW SARDINE [?] ® Dussumieria acuta.
RAISING [artırma]
1- Örnekteki ya da alt-örnekteki sayıdan hareketle toplam miktarın
hesaplanmasıdır. Karaya çıkarılan balıklardan
alınan örnek miktarının artırma faktörü ile
çarpılmasıyla karaya çıkarılan toplam balık
sayısının ve ya da yaş
dağılımlarının ya da
ağırlıklarının bulunmasıdır.
RAISING [semirtme] 2- Yapay yolla balığın büyümesini sağlamak.
RAJA ASTERIAS (STARRY RAY) [yıldızlı vatoz, iğnelivatoz, vatoz] Tabansaldır (demersaldir).
RAJA BRACHYURA (BLONDE RAY) [kütkuyrukvatoz balığı] Tabansal (demersal) olup 10-
RAJA CLAVATA (THORNBACK RAY) [vatoz, deniztilkisi, vatoz balığı, dikenli
vatoz] Tabansaldır (demersaldir). 20-
RAJA MIRALETUS (BROWN RAY) [aynalıvatoz] Tabansaldır (demersaldir). Acısuya girer. 17-
RAJA MONTAGUI (SPOTTED RAY) [vatoz] Tabansal (demersal) olup 20-
RAJA POLYSTIGMA (SPECKLED RAY) [vatoz] Tabansal (demersal) olup 100-
RAJA RADULA (ROUGH RAY) [vatoz balığı, vatoz] Tabansaldır (demersaldir).
RAJA UNDULATA (UNDULATE RAY) [boyalı vatoz, vatoz balığı, vatoz] Tabansaldır (demersaldir). 50-
RAJIDAE (RAYS, SKATES) [tırpanagiller, özkedibalığıgiller] Chondrichthyes sınıfı, Elasmobranchii
altsınıfı, Batoidea üsttakımı, Rajiformes
takımının bir ailesidir. Kıkırdaklılardan olup
yassılaşmış etoburlardır (karnivordurlar). Küçük
kabuklularla beslenirler. Tabanda yaşayanlar sahanlık
kısmında yayılırlar. Yumurtalayıcıdırlar.
Yumurtaları bir kese içindedir. Yaygın bilinen türü Raja clavata’dır. 25 cinste 200
tanımlanmış türü bilinmektedir. Dip trolünde ağda
çıkarlar. Türkiye’de ticari balıkçılıkları yoktur.
RAKE
(HARROW) [tırmık] Bir teknenin arkasından çekilen uzunluğu
RANCH [çiftlik] ®
Farm.
RANCHING [çiftlikçilik] Balıkların ticari amaçla semirticiliğinin
yapılması.
RANGE
[aralık] 1- En
düşük sayısal değer ile en yüksek değer arasındaki
farkı belirten değişkenlik ölçüsü. Örnek; günlük, aylık,
yıllık vb., su sıcaklığı aralığı;
balıkların dağılım alanı sınırları
ya da yumurtlama sıcaklığı aralığı gibi.
RANGE [erim] 2- Bir
tür ya da diğer grupların yayıldığı coğrafi
bölge. Erim alanı sürekli olabileceği gibi kesintili de olabilir.
RANZANIA LAEVIS (SLENDER SUNFISH) [uzunpervane balığı, büyük pervane
balığı] Yüzücüdür (pelajiktir). Boyu
RAPA WHELK [rapana] ® Rapana venosa.
RAPANA
VENOSA (RAPA WHELK,
ASIAN RAPA WHELK, VEINED RAPA WHELK) [rapana] Yırtıcı karındanbacaklı yumuşakça olup
Türkiye sularına taşınma yoluyla
bulaşmıştır. Ticari
avcılığı önemlidir. Türkiyeden Japonya’ya ihraç
edilmektedir. Kendisini gömebileceği kumlu tabanı tercih eder.
Geniş sıcaklık ve tuzluluk aralığına
dayanıklıdır. İstalacıdır ve girdiği yerdeki
yerel faunayı etkiler (bozar). Yüksek doğurganlığı, ve
hızlı büyümesi kısa sürede baskın olmasını
sağlar. Kurtçukları (larvaları) 14-80 gün planktonda kalabilir
ki bu da akıntılarla dikkate değer mesafelere
taşınmasını sağlar. Vücudunda nikel (Ni) ve kadmiyum (Cd) biriktirir ve bu metallerin
birikmesinin izlenmesinde önemlidir. Uzak doğuda boyu 180 mm’ye kadar
ulaşabilirken Karadeniz’de
RARE [ender, nadir] 1- Dağılma
alanında az ya da azalan sayısı nedeniyle yerli bir tür ya da
fauna ve floranın risk altında olması. Bu durumdaki tür ya da
birim tehdit ve tehlike altında sayılmaz fakat dikkatli izlenmeyi
gerektirir.
RARE [ender, nadir] 2- Az
bulunan.
RASSENKREIS [ırkçemberi] Birçok coğrafik alttürden oluşan tür.
RASTRELLIGER KANAGURTA (INDIAN MACKEREL) [Hint uskumrusu]
Okyanus-göçerdir
(okyanodromdur). 20-90 metrelerde rastlanır. Boyu TL=45 cm civarında
olabilir. Ticari balıkçılığı önemlidir. Akdeniz’e
Kızıldeniz’den göç etmiştir. Kıyısaldır, liman,
koy ve deniz kulaklarına girer. Planktonca zengin bulanık suyu sever.
Sürü oluşturur.
RATAN
GOBY [kayabalığı] ® Neogobius ratan ratan.
RATE OF NATURAL INCREASE [doğal artış oranı] Anlık artık üretim oranı olup hepsi ağırlık cinsinden ve
anlık olmak üzere (büyüme oranı + içgöç oranı – doğal ölüm
oranı)’na eşittir. Dengelenmiş ya da denge durumundaki balıkçılıkta bu
artışlar balıkçılıkla eksilenleri tamamlamakta olup
anlık artık üretim sayısal olarak balıkçılık
oranına eşittir.
RATE OF UTILISATION [sömürme
oranı, yararlanma oranı].
RATION [rasyon] Akvakültür işletmesinde verilen günlük yem miktarıdır.
RATIONAL FISHERY [akılcı balıkçılık] En etkili şekilde en yüksek kaliteli balık avı yani
hasadı elde edecek şekilde düzenlenmiş
balıkçılıktır.
RATTAILS [uzunkuyruklubalıkgiller]
® Macruridae.
RAW DATA [ham veri] Çözümlenmemiş veri, bilgi.
RAY [ışın] Işın (sert olanları hariç) esnektir. İnce çubuk
şeklinde, boğumlu ve çoğunlukla çatallı, yanlarda çift
yüzgeçleri oluşturur. Yügeçlerdeki sert ışın
sayıları Romen rakamıyla yumuşak ışınlar ise
Arapça (normal) rakamlarla verilir.
RAY FINNED FISHES [ışınlıyüzgeçliler] ® Actinopterygii.
RAY LENGTH [ışın boyu] Yüzgeç ucundan yüzgeç kaidesine olan en büyük mesafe.
RAYS (SHARKS) [keskisolungaçlılar] 1- ®
Elasmobranchii.
RAYS [tırpanagiller,
özkedibalığıgiller] 2- ® Rajidae.
RAZOR CLAM [ustura midyesi] ® Solen marginatus.
RAZOR SHELL [deniz çakısı] Kın yapılı (uzunca yassı) midyelerin genel adı. Örnek; Ensis ensis ve Solen marginatus (razor clam).
RAZORFISHES [çullukbalığıgiller] ® Centriscidae.
RE- (prefix)
[re-] Tekrar. Örnek; rejenerasyon (regeneration)-yeniden oluşturma.
READ
[okuma] Pul otolit ve diğer aksamlardaki halkaları yaş tayini ve
büyüme yönünden yorumlama.
READY [alesta] Denizcilikte izleyecek emre hazır ol komutu.
REAL CATCH (GROSS CATCH) [gerçek av] Su kütlesinden
alınan balıkların ağırlığı.
REAR [yetiştirmek] Yapay ya da doğal çevrede beslemek ve bakmak.
REARING HABITAT [yetiştirme alanı] Kurtçuk (larva) ve genç balıkların besin ve korunak
buldukları yer.
REARING POND [yetiştirme havuzu] 1- Doğaya
bırakılmadan önce yapay oluşturulmuş su kütlesinde genç
balıkların semirtilmesi. ® Growing pond (büyüme havuzu).
REARING POND [yetiştirme
havuzu] 2-
Balığın büyütüldüğü her türlü havuz.
REARING STATION [yetiştirme
istasyonu] Kuluçkalandırma ve semirtme kuruluşu.
RECEIVING
ENVIRONMENT [alıcı
ortam] Kirleticilerin
ulaştığı (genellikle) son ortam-çevre, örneğin göller
ve denizler.
RECENT [yeni] Yaşamakta olan, günümüzde var olan.
RECOVERY ROPE [haydos,
kurtarma halatı] ® Lazyline.
RECREATIONAL FISHERY [boş zamanı değerlendirme
balıkçılığı] Kişisel kullanım, eğlenme, spor vb amaçla yapılan
ticari amacı olmayan balıkçılık ya da hasat.
RECRUIT STOCK [içgöç stoku, stoğa katılan stoğu] Avlanan stoka her yıl katılan yeni kuşak stoku.
RECRUIT(S) [içgöçer(ler), stoğa katılan(lar)] Küçük
bireylerin zamanla büyüyerek, bunların %50’sinin belirli bir aşamaya
(yumurtlama), avlanacak boy ya da yaşa ulaşmış ve bu
alanlara (yumurtlama, avlanma) göçmüş, yerleşmiş (yeni
kuşağa ait) balıklar için kullanılan terimdir.
RECRUITMENT [içgöç, stoğa katılma] 1- Bir alanın bir tür ya da faunaca yeniden
yurtlandırılması.
RECRUITMENT [içgöç, stoğa katılma] 2- Genç
balıkların beslenme alanlarından erin balıkların
bulunduğu alana göçerek kademeli katılması ya da büyüme yoluyla
ağ ile avlanılır boy ya da yaşa ulaşmasıdır.
Genç balıkların %50’sinin erin stoğun bulunduğu alana
yaş ya da boya ulaşması halini tanımlar ve bu
aşamadaki balıkların yaş ya da boyuna da stoğa
katılma (içgöç) yaşı ya da boyu denir.
RECRUITMENT CURVE [içgöç eğrisi, stoğa katılma
eğrisi] ® Reproduction curve (üreme eğrisi).
RECRUITMENT LEVEL [içgöç düzeyi, stoğa katılma düzeyi] Tanımlanmış bir yıllıktan hayatta kalarak
eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaşan, üremeye katılanların
nihai sayısıdır.
RECRUITMENT OVERFISHING [içgöç aşırı avcılığı, stoğa katılanların aşırı
avclığı] Üstüne
çıkıldığında içgöç miktarını belirgin oranda
azaltan avcılık payıdır. Bunun göstergeleri
şunlardır: Çok azalmış ana-baba stoku. Avda yaşlı
balık oranlarının giderek azalması. İçgöçün
yıldan yıla zayıflaması. Bu durumun uzunca bir süre devam
etmesi, çevresel koşullardaki olumsuzlukla birlikte stokun çökmesine yol
açar. Çöken stokun kendisini toparlaması türden türe ve değişen
koşullara bağlı olarak 25-30 yıl ya da daha fazla
sürebilir. Az yavru veren türler (örneğin köpek balıkları) içgöç
aşırı avcılığına çok hassastır. Çok
yavru veren (çok yumurta üreten) morina, lahoz gibi balıklarda
koşullar uygun ise az sayıda ana-baba stoku iyi bir içgöç
kuşağı verebilir. ® Growth overfishing (büyüme aşrı avcılığı). ® Economic overfishing (ekonomik aşırı avcılığı).
RECTAL GLAND (GLANDULA RECTALIS) [dışkılık bezi, anüs bezi, makat
bezi] Keskisolungaçlılarda
(Elasmobranchii) sindirim sisteminin son bulduğu kısımda bulunan
salgı bezi. Bu bezin önceleri sindirim ve boşaltımla ilgili
olduğu düşünülmüşsede bugün bezin yüksek yoğunlukta fazla
NaCl’in atılmasında kullanıldığı
düşünülmektedir.
RED BANDFISH [kurdelebalığı, flandra
balığı] ® Cepola macrophthalma.
RED CAVIAR [kırmızı havyar] Som balığı havyarı.
RED CORNETFISH [kornet balığı] ® Fistularia commersonii.
RED DATA BOOK [IUCN Kırmızı Kitap, Kırmızı Kitap] Bir
ülkede soyu sönmüş, tehdit ve tehlike altındaki türler listesine
verilen ad.
RED
MULLET [keserbaş barbunya, barbun, barbunya, barbunya
balığı] ® Mullus barbatus barbatus.
RED MULLETS [barbunyagiller] ® Mullidae.
RED PEST [kırmızı taun (veba)] ® Coldwater Vibrio (soğuk su vibriosu).
RED SEA [Kızıl
Deniz] Afrika ve
Asya kıtalarını ayıran ve bir yandan Hint Okyanusu’na,
diğer yandan Süveyş kanalı ile Akdeniz’e bağlı bir
denizdir. Kıyılarında 10 ülke yer almaktadır. Yüzey
alanı kabaca 450.000 km2 olup uzunlamasına
RED
SEA HOUNDFISH [zargana balığı] ® Tylosurus choram.
RED TIDE [kızıl gelgit, kırmızı gelgit] Bazı fitoplankton türlerinin (Dinoflagellata) aşırı
artması sonucu deniz suyu yüzeyinin kırmızımsı,
pembemsi, sarı, yeşil, mavi, esmer renge dönmesine denmektedir.
Türkiye sularında kızılgelgit ilk kez 1950’li yılların
ortalarında İzmir Körfezi’nde belirlenmiştir.
REDBANDED
SEABREAM [çizgili mercan] ® Pagrus auriga.
REDCOAT [Hindistan balığı, naylon
balığı] ® Sargocentron rubrum.
REDD
[çukurcuk] Alabalıkgil balıkların nehirlerin üst kesimlerinde
çakılda yumurtlamak için açtıkları yumurtlama ve dölleme çukuru
(yuvası). Çukura bırakılan yumurtalara oksijen
akıntılarla ulaşır.
REDD COUNT [çukurcuk sayımı] Şekil, büyüklük ve rengin kullanılmasıyla tanımlanan
çukurcukların sayısından yıllar arasındaki yumurtlama
büyüklüğünün karşılaştırılması için
yapılan çalışma.
RED-MOUTHED GOBY [tekirkaya balığı, tekir kayası,
tekirkayası balığı, kırmızı dudaklı
kayabalığı] ® Gobius cruentatus.
REDOX [redoks] Yükseltgenler ile indirgenlerin gücü anlamındadır. Bu terim redüksiyon
(reduction)-indirgeme ve oksidasyon
(oxidation) yükseltgemeden gelir.
REDOX POTENTIAL [redoks
potansiyeli] Suyun indirgenme-yükseltgenme yeteneği. Bir akvaryumun
yaşamı ne kadar iyi desteklediğine ait göstergedir.
REDUCTION [indirgeme, redüksiyon] 1- Genel
anlamda azaltma olayı.
REDUCTION [indirgeme, redüksiyon] 2- Mayoz bölünmede kromozom
sayısının yarıya indiril-mesi.
REDUCTION [indirgeme, redüksiyon] 3- Kimyasal tepkimelerde
maddenin pozitif yükle yüklen-mesi ve negatif yükün azaltılması (H+
eklenmesi ya da O2- çıkartılması).
REEF [resif] 1- İskelet
kalkerinden oluşan ve balık ve diğer canlılara
karmaşık, değişken yaşamalan sunan yapı.
REEF [resif] 2- Yüzeye
yakın
REEF BASE [resif tabanı] Eğimle birleşik olup altında bulunan taban alanı.
REEF BLOCK [resif bloğu] Genellikle fırtınanın resiften koparıp yerini
değiştirdiği bağımsız büyük kaya.
REEF COMPLEX [resif kompleksi] Resifi oluşturan yapının tamamı.
REEF CREST [resif doruğu, resif tepesi] Resif düzlüğü sınırı kenarı.
REEF FRONT [resif cephesi] Resifin balık yaşamalanı çeşitliliğinin en yüksek
olduğu deniz tarafındaki yamacı.
® Reef slope (resif yamacı - bayırı).
REEF SLOPE [resif yamacı, resif bayırı] Denize (açığa) doğru olan eğimli resif
tarafı.
REEF SYSTEM [resif
sistemi] Resifler kümesi.
REFERENCE [kaynak] Atıf yapılan kişi ve yer.
Çıkış yeri.
REFERENCE STATION [referans istasyonu] 1- Standart kabul edilerek diğer istasyonlardaki ölçümlerle
karşılaştırma yapmak amacıyla oluşturulmuş
örnekleme, veri toplama yeri.
REFERENCE STATION [referans istasyonu]
2- Diğer
istasyonlardaki değişik-liklerin, farklılıkların
bağımsız tahmini için oluşturulmuş veri toplama ve
örnekleme yeri.
REFLECT
[yansıtma] Bir dalganın yönünü değiştirme.
Örnek; ses dalgalarının yansıması.
REFUGE [sığınak, refüj] Balıkçılığın ulaşamadığı alana
yayılmış olup bu alan dışındaki yüksek
balıkçılık baskısına rağmen türü ya da stoku
ayakta tutan kısım.
REGALECUS GLESNE (KING OF HERRINGS) [kayış balığı, şerit,
kurdele balığı, büyük kurdela balığı] Yüzücü (pelajik) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 20-
REGENARATION
[yenilenme, rejenerasyon] Bir canlının yitirilen ya da yaralanan
vücut parçalarını (doku, organ vb’ni) yeniden oluşturma, eski işlevini yapabilecek düzeye getirilme yeteneğidir. Bu yetenek hayvanlar aleminin
ilkel gruplarında daha yüksek, gelişmiş olanlarında daha
azdır. Bazı polip ve medüzler ile yassı-solucanlar küçük bir
parçadan canlının tamamını oluşturabilirler ki buna
tam-yenilenme (complete regeneration) denmektedir. Yer solucanları
vücutları ikiye bölündüğünde diğer kısmı
oluşturabilirler ki buna gövde yenilenmesi (body regeneration)
denmektedir. Kabuklular, iki-yaşayışlılar ile sürüngenler
gibi hayvanlar kopan kuyruk, bacak vb uzantı organlarını
yenileyebilirler ki buna da organ yenilenmesi (organ regeneration)
denilmektedir. Kuşlar ve memeliler ancak kas ve kemik gibi
dokularını yenileyebilirler. Buna doku yenilenmesi (tissiu
regeneretion) adı verilmektedir.
REGENERATED SCALE (LATINUCLEATE
SCALE, REPLACEMENT SCALE) [yenilenmiş pul] Düşen pulların yerine balığın
oluşturduğu yeni puldur. Yenilenen pulun merkez kısmı
kaybedilen pul büyüklüğünde olmasına karşın üstündeki halka
ve yarıkları eksiktir. Bu nedenle de yaş tayinleri için
kulanılabilir değildir. ®
Macrocentric scale (makrosentrik
pul).
REGIME [rejim] Uygulanması, kullanılması kabul edilen ve üzerinde
mütabık kalınan koşullar. Örnek; beslenme rejimi.
REGIME SHIFT [rejim değişikliği] Balıkların üretkenliğini (verimini) etkileyen çevresel
koşulların orta ya da uzun süreçte değişmesi.
REGION [bölge] Üç boyutlu ortamda, boyut ve şekli belirsiz olup etrafından
özellikleri nedeniyle ayrılan alan.
REGNUM
(KINGDOM) [alem]
Canlıların sınıflandırılmasının ilk
basamağı olup hayvanlar alemi ve bitikler alemi olmak üzere ikiye
ayrılır.
REGRETION [regresyon] Bir ölçüm ya da olayın büyüklüğüne
karşıt gelen diğer ölçü ya da olayın yaklaşık
değerini (büyüklüğünü) bulmada kullanılan istatistiksel
işlem. Birbirinin karşıtı veri setlerinin ortak
noktalarının bulunmasında birkaç istatistiki yöntem
kullanılmaktadır. Doğrusal regresyonda y=a+bx, üssi
katsayılı modelde y=aebx kuvvet fonksiyonunda da y=axb
denklemlerindeki a (kesişme noktası) ve b (eğim)
değerleri bulunur ve denklem çözülür.
REGULAR [düzenli] Eşit farklılık ve aralıklarla gerçekleşen.
REGULATED FISHERY [düzenlenmiş balıkçılık] Balıkçılığı en yüksek sürdürülebilir ürün (MSY)
düzeyinde tutan balıkçılık idaresi planı.
REGULATION [düzenleme] Balıkçılığa etki eden yönetme. Avcılıkla elde
edilen miktarı istenen düzeyde tutmak.
REGULATIVE CAPACITY [düzenleyici kapasite] Populasyonun artma ya da azalma yerine tipik eski ortalama birey
sayısına dönme eğilimi.
REGULATORY DISCARD [düzenleme ıskartası] Avlanmasına
izin verilmeyen türün ya da satılması yasak boyda avlanmış
balığın denize atılması.
REHABILITATION [yenileme,
iyileştirme, ıslahat] Doğal ya da insan etkisiyle
kaybolmuş stokun yeniden oluşturulması.
REHO- (prefix) [rheo-] Akıntı, akan.
REINTRODUCTION (RE-INTRODUCTION) [yeniden aşılama] Bulunduğu
sudan kaybolmuş bir türün o suda yeniden var olması ve türün
korunması için yapılan aşılama. Bu işlemde
balıkçılığın desteklenmesi söz konusu değildir.
RELATIVE ABUNDANCE [göreceli bolluk] Populasyonları
yıllar arasında karşılaş-tırmak için kullanılan
göstergedir. Bu güncel balık sayılarının ölçüsü
değildir. Populasyondaki zamana bağlı değişiklikleri
gösterir.
RELATIVE CONVERSION RATE [göreceli dönüştürme
oranı] Akvakültürde verilen yem miktarının toplam
ürüne (üretime) bölümüdür. Bu yalnız verilen yem miktarına değil
aynı zamanda balık bolluğuna (sıklığına),
sağlığına, yaşına, yarış ve yemleme
tekniği ve çevresel koşullar vb’de bağlıdır.
RELATIVE FECUNDITY [göreceli doğurganlık, rölatif
fekondite] Balık ağırlığı birimi
başına düşen yumurta sayısıdır. Örnek; yumurta
sayısı/gram.
RELATIVE FISHING POWER [göreceli
balıkçılık gücü] Belirli bir av aracıyla avlanan
balık miktarının hemen hemen aynı an ve yerde standart
araçla avlanan balık miktarına bölümü olarak belirlenir.
RELEASE [salıverme] Avdan sonra
balığın suya geri bırakılmasıdır ve
çoğunlukla sportif balıkçılıkta en az zarar vermek
şeklinde uygulanır.
RELEASING STIMULUS [salıverme uyaracısı]
Balığın yumurta bırakmasına yol açan
uyarıcı.
RELICT [kalıcı] 1- Daha önce geniş alanlara yayılmış
fakat halihazırda ancak bazı izole yaşamalanda var olan
hayvansal organizma.
RELICT [kalıcı] 2- Sönmüş taksonomik birimden
kalan. Örnek; Latimeria chalumnae.
REMORA AUSTRALIS (WHALESUCKER)
[yapışkan, yapışan balığı, vantuz
balığı] Yüzücü
(pelajik) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=76 cm olabilir. Kendisini
büyük balıklara kafasının üstündeki vantuzla
yapıştırır ve birlikte gezer.
REMORA REMORA (COMMON REMORA)
[yapışkan, yapışan
balığı, klavuz balığı, vantuz
balığı] Ticari balıkçılığı
vardır. Boyu TL=84 cm olabilir. Genellikle köpek balıklarına ve
diğer büyük balıklara ve kaplumbağalara hatta gemilere
yapışır. Bu büyük canlıların asalaklarıyla
(parazitleriyle) beslenir.
REMOTE
SENSING [uzaktan algılama] Geniş
anlamda, bir nesne, alan ya da olaya ait ölçümlerin ilgi alan, nesne ve olaya
fiziksel yakınlık ya da doğrudan ilişki olmadan elde
edilmesi ve toplanmasıdır. Uzaktan algılama alanına
örneğin uçaktan ya da helikopterden hava fotoğrafı çekilmesi ya
da diğer ölçümlerin yapılması ile tıpta ana rahmindeki
(uterustaki) fötusun (ceninin) sesötesi cihazlarla izlenmesi, gemilerden
balıkların bolluk ya da dağılımlarının yine
uygun sesötesi yankı iskandilleriyle izlenmesi de katılmak-tadır.
Halbuki günümüzde uzaktan algılama yaygın olarak yalnız
uydulardan veri toplama ve gözlem yapma şeklinde
anlaşılmaktadır. Uzaktan algılama radyometri, jeodezi ve
akustik alanlarında cazip olup dikkat çekmekte ve
kullanılmaktadır.
REMOTELY OPERATED VEHICLE (ROV) [uzaktan
kumandalı araç] Su kolonunda derine dalarak balık gibi derin deniz
organizmalarının, derin deniz iletişim kablolarının,
boruların ve diğer su altı yapılarının izlenmesi
ve filminin çekilmesinde kullanılan insansız olup gemi güvertesinden
kullanılan ve kontrol edilen bir cins denizaltı cihazı.
REMOVAL [stoktan
çekilen] Bir stoktan balıkçılık yoluyla avlananlar
ile avlanmayıpta ölümüne neden olunan balıkların tümü.
REMZİ GELDİAY [Remzi
Geldiay] ® Geldiay.
RENEWABLE RESOURCE(S) [yenilenebilir kaynak(lar)] Doğal
yolla kendisini yenileyen canlıları tanımlar. Örnek; ağaç,
balık, midye vs. Doğal canlı kaynaklar maden yatakları gibi
kullanıldıkça miktarı giderek azalan kaynaklardan
değildirler. Bunlar, kullanımla yerine yenilerinin geldiği,
(genç kuşakların) eklendiği açık sistemlerdir (kaynaklardır).
REO- (RHEO-) (prefix) [reo-]
Akan, yönelen. Örnek; reotaksi (rheotaxis)-akıntıya cezb olma.
REPLACEMENT SCALE [yenilenmiş pul] ® Regenerated scale.
REPLACEMENT YIELD [yenilenme
ürünü] Stok biyokitlesinin ne artma ne de azalmasına neden
olan ağırlık cinsinden ürünün hasat edilmesidir. Populasyon
üretkenliği yüksekse uygun sömürme koşullarında yenilenme ürünü
de yüksektir. Stok aşırı ya da yetersiz avlanmakta ise yenilenme
ürünü de azdır. Alınan ürün yenilenme ürününe eşitse stok
biyokitlesi de bir yıldan diğerine değişmez.
REPRODUCTION [üreme,
çoğalma] Çoğalma. Bir tür ya da ırkın kısaca
bir canlının kendi sayısını yeni birey (kuşak)
oluşturarak artırmasıdır. Çoğalma, eşeyli
(cinsiyetli) ya da eşeysiz (cinsiyetsiz), göze (hücre) bölünmesi, tomurcuklanma,
birleşme (konjugasyon) ve döllemsiz (döllenmesiz) olabilir.
REPRODUCTION CURVE (RECRUITMENT
CURVE) [üreme
eğrisi] İçgöç (stoğa katılma) yaşına
ulaşan yeni kuşağın %50’sinin yeni kuşağı
oluşturanların (stok) bolluğuna karşı
yerleştirilmesiyle elde edilen şekil.
REPRODUCTION THEORY [üreme
kuramı] Bu kuram, stok büyüklüğü ancak stoktaki her bireyin
bir kez yumurtlayabilmesi sonucu korunabilir, şeklinde özetlenebilir. Buna
göre ana-baba sayıları ile yeni kuşaklarının
sayıları arasında doğrusal bir ilişki vardır. Bu
herne kadar akılcı görünmekte ise de bugüne değin yumurta
sayıları ile yeni kuşaklar arasında doğrudan bir
bağ, stok büyüklüğü belirli bir düzeyin altına düşmediği
sürece, kanıtlanamamıştır.
REPRODUCTIVE DRAIN [antagonist büyüme] ® Antagonistic
growth.
REPRODUCTIVE ISOLATION [üreme
yalıtımı] İki ya da daha çok grubun içsel (doğasında
bulunan-inherent) ya da dışsal nedenlerle aralarında
çiftleşmeyi gerçekleştirememesi. Çiftleşememe ya
davranış faklılığı ya da coğrafi engelden
kaynaklanabilir. Kalıtımsal üreme yalıtımı yeni türün
temel ölçütüdür.
REPRODUCTIVE POTENTIAL [üreme potansiyeli] Her erin (olgunlaşmış) bireyin
yumurtlamasından sonra yumurtlama çağına ulaşabilecek gizil
(potansiyel) birey sayısıdır.
RESEARCH
VESSEL (R/V, RV) [araştırma gemisi] Bir kurum ya
da kuruluşa ait olup eğitim, öğretim ve araştırma
çalışmalarında kullanılan, büyüklükleri ve
donanımları farklı olabilen deniz araçlarıdır.
Türkiye’de deniz araştırmalarında kullanılan deniz
araçları şunlardır.
|
İşleten kurum |
Gemi adı |
Boy (@m) |
|
ÇOMU-
Su Ürünleri Fakültesi |
Bilim-I |
25 |
|
ÇU-Su
Ürünleri Fakültesi |
Gözlem-I |
9 |
|
DEÜ-Deniz
Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü |
Koca Piri Reis |
36 |
|
|
Sis Bildir |
10 |
|
Ege-Su
Ürünleri Fakültesi |
EgeSüf |
27 |
|
|
Hippocampus |
16 |
|
Enerji ve Tabii K. Bkl. - MTA Enstitüsü |
Sismik-I |
56 |
|
D.K.K
SHODB |
Çeşme |
87 |
|
|
Çubuklu |
41 |
|
|
Mesaha-I |
21 |
|
|
Mesaha-II |
21 |
|
İÜ-Deniz Bilimleri ve
İşletmeciliği Enstitüsü |
Arar |
31 |
|
İÜ-Su
Ürünleri Fakültesi |
Yunus-I |
33 |
|
KTÜ-Sürmene
Deniz Bilimleri Fak. |
Denar-I |
25 |
|
|
Yakamoz |
9 |
|
MKÜ-
Su Ürünleri Fakültesi |
M. Kemal I |
20 |
|
|
|
4.5 |
|
|
|
4.0 |
|
OMU-Sinop Su Ürünleri Fakültesi |
|
10 |
|
ODTÜ-Erdemli Deniz Bilimleri
Enstitüsü |
Bilim II 1983 |
40 |
|
|
Lamas 1981 |
16 |
|
|
Erdemli 1979 |
17 |
|
TKB-Trabzon Su Ürünleri Merkez
Araştırma Enstitüsü. |
|
26 |
RESERVE [ihtiyat] Balıkçılık
sezonu başında kotanın bir kısmının av
tahminindeki belirsizlikleri karşılamak için saklı
tutulması.
RESERVOIR [rezervuar] Sarnıç ya da su deposu. Yapay
oluşturulmuş su depolama yerleri.
RESIDENCE TIME [kalma süresi] Suyun bir
deniz ya da gölde yenileninceye kadar kalma süresidir. Bu sure, su giriş
çıkışı olan küçük bir havuzda bir iki gün olabilecekken
büyük göl ya da içdenizde birçok yüzyıla kadar uzayabilir. Örnek; Kardeniz’de
suyun kalma süresi bir diğer anlatımla değişme süreci
yaklaşık 390 yıldır.
RESIDENT [yerli] Göç etmeyen
ve belirli bir bölgede kalan balık.
RESIDUALS [kalıntılar]
Aşağıgöçer (katadrom) olup tatlısuda kalan fakat
yumurtlamayan birey. Örnek; Oncorhynchus nerka denize göç etmeden önce cinsi olgunluğa ulaşır ve denize
göçer.
RESILIENCE [esneklik] 1-
Aşırı balıkçılık baskısı sonucu bozulan
sistemin kendisini toparlaması.
RESILIENCE [esneklik] 2- Ekosistem değişmeden önce ne kadar
bozukluğu kaldırabileceğine ait ölçü.
RESISTANCE [direnç] 1- Canlıların çevre koşullarına
karşı gösterebildikleri dayanıklılık.
RESISTANCE [direnç] 2- Canlıların istenmeyen
durumlara örneğin hastalık, yanlış beslenme ya da
ağılayıcı maddelere karşı olan içsel
dayanıklılık yetenekleri.
RESOLUTION [çözünülürlük] Birbirine çok yakın olan benzer nesneleri
ayrıştırılabilirlik.
RESOURCE [kaynak]
Balıkçılık için değer taşıyan doğal
bileşenler.
RESPIRATION
[solunum] Solunma,
nefes alma. Canlı ile çevresi arasındaki gaz değişimi.
Oksijen alınıp karbondioksit verilmesi.
RESPONSE OF FISH IN ELECTRICAL AND
MAGNETIC FIELD [balıkların
manyetik ve elektrikli ortama tepkisi] Farklı akılarda balık davranışı da
değişmektedir. Eğer balık doğru akım alanına
konulursa uygulanan voltaja göre farklı tepkiler verir. Bunlar; canlanma
(activation), cezbedilme (electotaxis) ve narkozdur (narcosis). Balık
alternatif akımda düzensiz hareketler gösterir. Balıkların
doğru akımda gösterdikleri cezbedilme davranışından
elektrikle avcılıkta yararlanılmaktadır.
RESPONSE OF FISH TO CURRENTS [balıkların akıntıya tepkisi]
Balıkların akıntıya tepkimelerinde her halde bir eşik
değeri bulunmaktadır. Bu eşik değeri türden türe
değişmektedir. Bu çerçevede; balıklar genellikle
akıntıya baş verirler, yani başlarını kendilerini
akıntıya bıraksalar bile akıntıya karşı
tutarlar. Irmak aşağı yüzerken akıntıdan daha
hızlı hareket ederler. Soğuk sudaki balıklar ile
beslenmekte olan pelajik balıklar kendilerini akıntıya
bırakırlar. Balıklar akıntıya göre yönelirler ve göçerler.
Işıkta akıntıya karşı yüzen ve duran
balıklar karanlıkta kendilerini akıntıya
bırakırlar.
RESPONSIBLE FISHERY [sorumlu balıkçılık] Balıkçılık
kaynaklarının çevreyle uyumlu sürdürülebilir
kullanımı.
RESSESIF [çekilgen,
resesif, ressesif] Ana-babadan gelen kalıtsal bir
özelliğin baskın olan diğeri tarafından örtülmesi, ortaya
çıkışının bastırılması. İnsanlarda
koyu (siyah) saç renginin açık (sarı) saç rengini bastırması
ve yeni kuşağın koyu renkli saçlı olması gibi.
RESTING EGG [dinlenen
yumurta] Gelişmesini yavaşlatma ya da durdurma
aşamasına geçmiş yumurta. Bu tür yumurtalar daha çok
kabuklularda görülmekte olup mevsimsel uyuklama dönemi–gelişmeyi
yavaşlatma yani çiftduraklama (diapause) dönemi geçirirler. ® Diapause (çiftduraklama).
RESTING STAGE [dinlenme evresi] Larval gelişme ve yumurtadan çıkma ile
aktif beslenmeye geçiş arasındaki süreç.
RESTOCKING [stok
destekleme] Az miktarda balık kalmış su kütlesine
stoku ve dolayısıyla balıkçılığı desteklemek
ve iyileştirmek için genç balıkların salıverilmesi.
RESTORATION [yenileme]
Aşırı avcılık ya da kirlilik sonucu kaybolmuş
balık türünün o suya aşılanması.
RETARDING RESERVOIR [bent]Taşan suyu geçici amaçlı tutmak ya da
akışını yavaşlatmak için konulmuş set.
RETENTION [kalma]
Balığın ağla temas etmesi ve ağda tutsak kalması
olasılığı.
RETENTION CURVE [kalma eğrisi] Balığın yaşı
ya da boyu ile ağda tutsak kalması olasılığı
arasındaki ilişki.
RETIA (NET) [ağ]
Balinaların oksijen depolama organı olup aynı zamanda vücut
sıcaklığını dengeleme görevini de yapar. Kanın
aşırı ısınmasını önlemek için kanı
soğuttuğu gibi ses üretirken aşırı soğuyan
organlara da ısı verir. Retia’da oksijen kullanılmaz.
Ayrıca vücut sıcaklığının (
RETIA MIRABILIA [harika ağ] ® Wonder
net.
RETICULATED LEATHERJACKET [dikenliçütre balığı, dikenli
çütre] ® Stephanolepis diaspros.
RETINA [ağ
tabaka,
retina] Gözde sinir uçlarının
bulunduğu ışığa hassas tabakanın adı.
RETRO- (prefix)
[retro-] Geriye, geriye doğru,
arkasında. Örnek; retrofarinks (retropharyngeal)-yutak arkasında.
RETROSPECTIVE PATTERN [geriye dönük
yapılandırma] Son yıllara ait model
tahminlerinin yine son yıllara ait (yeni) veriler eklendikçe önemli ölçüde
ve düzenli (sistematik) bir şekilde değiştiği
değerlendirmelerdir. Bu, (geriye dönük) yapılan-dırma, stok
tahminindeki sürekli gizil (potansiyel) hataya işaret etmektedir.
REVERSE
OSMOSIS [ters ozmoz] Yoğunluk farlılığından
yararlanarak basınç altında filtreleme ile çözeltideki istenen
maddenin daha düşük yoğunluğa hareketini sağlamak.
REVERSIBILITY [tersinirlik] Stokun ya da ekosistemin değişmesine
neden olan sömürü boyutunun ortadan kalkmasından sonra sistemin ya da
stokun kendisini eski haline dönüştürmesidir.
REVERSING THERMOMETER [ters termometre] Günümüzde kullanılmayan, değişik
derinliklerdeki su sıcaklığının ölçülmesinde
kullanılan biri korunmuş diğeri korunmamış
termometreden oluşan görece eski bir sıcaklık ölçme düzeneği.
REYNOLD’S NUMBER [Reynold sayısı] Kıvamı h,
yoğunluğu r olan bir akışkan yarıçapı a olan bir
tüpten, n
hızıyla akıyorsa bunun Reynold sayısı R=n.ar/h
‘dür. Akışkan hızı sürtünme tabakasında düşük
ancak bundan uzaklaştıkça artar. Hızın artması
katmanlı (laminar) akmayı bozar ve akıntı
karışık düzensizleşik (turbulent) olur. Reynold
sayısı kavram olarak basitçe şöyle açıklanabilir. Reynold
sayısı, içkuvvetler bölü kıvam kuvvetleri
(akışkanlık) ile ilişkilidir (Rµİçkuvvetler/Kıvam).
Örneğin okyanus suyunda bir balina ile bir bakteri hareket ediyor
olsalar. Balina yüzmeyi bıraktığında ağır gövde
suda bir müddet daha ilerler. Buna karşın bakteri yüzme hareketini
bıraktığında anında durur. Burada kıvam (akışkanlık)
her ikisi için aynı olduğuna göre balinanın Reynold
sayısının yüksek, bakterinin Reynold sayısının
çok küçük olduğu anlaşılır.
RHEOKINESIS
[rehokinez] Su
akıntısına göre hareket.
RHEORECEPTOR [rehoreseptör] Akıntı algılayıcı.
Örnek; balıklarda yanal çizgi.
RHEOTAXIS [reotaksi] Su
akıntısının hayvanlarda yarattığı zorunlu
yönelme. Akıntıya göre yönelinme. Pozitif rehotaksi başın
akıntıya karşı, negatif rehotaksi başın
akıntı yönünde olması halidir.
RHINOBATOS CEMICULUS (BLACKCHIN
GUITARFISH) [iğnelikeler, kemane
balığı] tabansaldır (demersaldir). acısuya girer. 9-
RHINOBATOS RHINOBATOS (COMMON
GUITARFISH) [iğnelikeler, uzunkeler balığı, kemane, kemane
balığı] Tabansaldır
(demersaldir). Acısuya girer.
RHINOPTERA MARGINATA
(LUSITANIAN COWNOSE RAY)
[folya, mandabaş, iğnelikeler
balığı, çiçuna, çuçuna]
Tabanyüzücüdür (bentopelajiktir). Kanat genişliği
RHINOPTERIDAE
(COWNOSE RAY) [inekburunlu vatozgiller] Özkedibalıksılar
(Rajiformes) takımının kuyruğu dikenli ve
ağılı bir ailesidir.
RHIZ- (prefix) [riz- (rhiz-)] Kök.
Örnek; rizopoda (Rhizopoda) - kökayaklılar.
RHIZOBENTHOS [rizobentos] Kökleri tabanda olup su kolonuna yükselen canlı.
RHIZOPODA (AMOEBOIDS) [kökayaklılar] Çoğunluğu
yalancıayak (psödopod) ile hareket eden birgözelilerdir
(birhücrelilerdir). Bir kısmı çokgözelidir (çokhücrelidir),
diğerleri asalaktır (parazittir). Farklı gruplar olarak
tatlısu ve denizlerde yaşarlar. Ameobozoa-amipler,
Foraminifera-foraminiferler, Heliozoa-güneşhayvancıkları ve
Radiolaria-ışınlılar takımlarını
barındırırlar.
RHIZOSTOMA
PULMO (?) [deniz lahanası] Gerçek
medüzlerden olup şemsiye şeklinde, sap kısmı
dallanmış ve kalınca, mavimsi yeşil renkte jöleli deniz
canlısıdır. Çoğu denizde yayılmıştır.
Şemsiye
RHODOPHYCEAE
[Rhodophyceace]
Kırmızı alg sınıfı.
RHOMBIC SCALE [rombik pul] Elmas şekilli pul.
RHOMBOGANOIDEA [eşkenarpullular] Balıkların
Tükel-ağızlılar (Teleostomi) alt sınıfına giren
bir takımı. Kemik iskeletli olup vücutları eşkenar pullarla
örtülüdür. Kuyruk yüzgeci heteroserktir.
Kemikli-turna-balığıgiller (Lepisosteidae) ailesi vardır.
RHOMBOID [rombiod]
Elmas şeklinde.
RHOMBOID SCALE [romboid pul] Üstüste binmeyen ya da kısmen binen paralelkenar
biçimli, parlak pul.
RIB [iskarmoz, kaburga] Gemilerin
kaburgasını oluşturan eğri ağaç ya da metal yapı. Tekne gövdesini oluşturan postaların (ıskarmozların) hepsi.
RIBBON
FISH [kağıt
balığı] ® Trachipterus trachypterus.
RIBBON FISHES
[kağıtbalığıgiller] ® Trachypteridae.
RIBONUCLEIC ACID [ribonükleik asit] Uzun bir polimer olup daha çok sitoplazmada
bulunur. DNA’dan kalıtsal bilgilerin sitoplazmaya aktarılması
ile protein sentezinin gerçekleşmesinde önemli rol oynar.
RICHNESS [zenginlik] Bir alandaki toplam tür
sayısı. Tür sayısı bölü toplam birey sayısı
şeklinde verilebilir.
RIDGE [sırt] İki
ırmak sistemini ayıran hat, yükselti, tepe sırt vb.
RIGHT [hak]
Belirlenmiş miktarda balığı avlama hakkı. Toplam
izin verilebilir avın (TAC) bir kısmının ya da
parçasının tekne ya da sair araçları kullanarak
balıkçılığı düzenleyici organın koyduğu
koşul ve plana uygun olarak avlama hakkı.
RIGHT HAND PROPELLER [sağa devirli
pervane] Kıçtan
başa doğru bakıldığında sancağa (sağa)
doğru dönen pervane. Tek pervaneli teknelerde pervane hep sancağa
(sağa), çift pervanelilerde ise sancaktaki yine sancağa (sağa),
iskeledeki iskle yönüne (sola) döner.
RIGHT WHALES [gerçekbalinagiller]
® Balaenidae.
RIGHTEYE
FLOUNDERS [yanyüzergiller] ® Pleuronectidae.
RING [halka]
Balığın sert aksamlarında yer alan ve yaş
tayinlerinde kullanılan büyüme kuşağı. Bunlara bant, marka
ve kuşak da denmektedir. ®
Annulus.
RING TRAWL [halka
trolü] Görece büyük gözlü olup balık yumurta ve larvalarının
örneklenmesinde kullanılan plankton ağı.
RIP CURRENT [sualtı
akıntısı] Dalgaların getirdiği ya da
net taşınmayla gelen aşırı suyu açığa
taşıyan eni dar şiddetli akıntı. Akıntı
kanal, dalgakıran, düzenli ve düzensiz sahil kesimlerinde görülebilir.
RIPARIAN [kenar]
Irmak kenarıyla ya da kenar yamacıyla ilgili.
RIPARIAN RIGHTS [kenar hakları] Su
yatağına sınırı olan kara parçasına sahip olan
kişiye ait haklar.
RIPE EGG [olgun
yumurta] Gelişmesini tamamlamış ve döllenmeye
hazır yumurta.
RIPE FISH [olgun
balık] Yumurtlamaya hazır balık bireyi.
RIPENING [olgunlaşma] Bir
balığın olgun olma süreci. ® Maturation.
RISE [çıkma,
yükselme] Beslenmek için balığın su yüzeyine
çıkması, yükselme eylemi.
RIVER BASIN [ırmak
havzası, nehir havzası] 1-
Bir ırmağın kolları dahil su toplama bölgesinin tümü.
RIVER
BASIN [ırmak havzası, nehir havzası] 2- Irmağın örneğin bir
bent ya da doğal yapıyla (şelale) ayrılmış
kısmı.
RIVER MOUTH [ırmak
ağzı, nehir ağzı, mansap] Bir
ırmağın deniz ya da göle döküldüğü, onunla birleştiği
yer.
RIVERINE [ırmakçıl, nehircil] Irmakla ya da içinde
yaşayanlarla ilgili.
RNA (abbrev.) [RNA] ® Ribonucleic acid (ribonükleik asit).
ROCK GOBY [hortumkaya balığı, hortumkayası balığı,
hortum kayası, kayabalığı] ® Gobius paganellus.
ROCK LOBSTER [böcek, langust] ® Palinurus.
ROCKFISH [iskorpitgiller] ® Scorpaenidae.
ROCKHOPPER DISC [kaya atlatan disk] Otomobillerin
eski lastiklerinden kesilen ve kaba zeminde dip trolü çekimlerini mümkün
kılmak için özellikle kurşun yakaya bağlanan ortası delik
tekerlekler.
ROCK-HOPPER TRAWL [kaya atlayan trol] Kurşun
yakası ile ağın kabaca bel (orta) kısmında döner
lastik disklerin bulunduğu ve tabanda sürüklenirken kaba malzemeyle
karşılaştığında üzerinden zıplayarak
geçebilen dip sürütme ağı.
ROE [yumurta]
Yumurtalıktaki (ovaryumdaki) yumurta. Sert olanı dişiye
yumuşak olan (soft roe) erkeğe ait anlatımdır.
ROLLING (LURCH) [yalpa] Teknenin
dalgaları yandan alması nedeniyle sallanması, teknenin
iskele sancak, sancak iskele şeklinde sallanması.
ROMAN
NUMERALS [Romen rakamları] Sert
ve yumuşak ışınların belirtilmesi ile bazı eski
yayınların cilt, sayı ya da yılını belirtmede
kullanılmış ve kullanılmaktadır.
|
I = 1 II = 2 III = 3 IV = 4 V = 5 |
VI = 6 VII = 7 VIII = 8 IX = 9 X =10 |
XV = 15 XX = 20 XXV = 25 XXX = 30 XXXV = 35 |
XL = 40 XXXXV = 45 L = 50 LX = 60 LXX = 70 |
LXXX = 80 XC = 90 C = 100 D = 500 M = 1000 |
ROPE COIL (COIL, FAKE) [roda] Açılmamış
halde silindir şeklinde sarılı halat.
ROPE TRAWL (SPAGHETTI TRAWL) [halat trol] Özellikle orta su troll ağlarının suya
karşı direncini azaltmak için ağın geniş
ağız kısmının biribirine koşut (parallel) gibi
uzanan halatlardan oluşturulmuş olduğu troll ağı.
ROSARY PONDS [tespih havuzlar] Suyun bir havuzdan çıkıp diğerine
aktığı balık havuzları.
ROSSBY WAVES [Rossby dalgaları] Belirgin
bir enlemsel genişlikte olup çok uzun boylu dalgalar.
ROSTRAL
[burunönü] 1- ® Prenasal.
ROSTRAL [burunsal]
2- Burunla
ilişkili.
ROSTRORAJA ALBA (BOTTLENOSED SKATE) [akvatoz, vatoz] Tabansal
(demersal) olup 30-
ROSTRUM [gagaburun] Uzun
ya da ileri çıkmış burun, gaga.
ROTATIONAL FISHERY [dönel balıkçılık] Birbirini izleyen
(balıkçılığa) açık ve kapalı alanlarda
balıkçılık. Aşırı avcılığın
yapıldığı alanın izleyen av sezonunda
balıkçılığa kapatılması.
ROTATORIA (ROTIFERS) [rotatorlar] Suda yaşayan omurgasız küçük hayvanlar olup
kamçılarıyla dönerek hareket ederler. Birkaçı deniz, acısu
ve çoğunluğu tatlısuda yaşar. Erkeği cücedir.
Bazılarında ise erkek bulunmaz ve çoğalma partenogenez ile olur.
Partenogenez çoğalmada yumurtaların bir kısmından dişi
birey oluşurken diğerleri yozlaşmış kendisini
besleyemeyen yalnız atmık üreten erkeği oluşturur.
Döllenmiş yumurtadan oluşan zigot kurumuş havuzlarda kalabilir.
Altmış yıl kadar sürebilecek kuraklık dönemlerini kist
oluşturarak aşarlar. Bu süre sonunda yeniden canlı
oluşturabilirler. Biçimleri farklıdır. Kutu ya da solucan
şeklinde olabilirler. Bir kısmı yer değiştirmez ve tüp
içerisinde yaşar. Üç sınıfta kabaca 2.000 tür bulunmaktadır.
ROTIFERS
[rotatorlar] ® Rotatoria.
ROUGH RAY [vatoz, vatoz
balığı] ® Raja
radula.
ROUGH SEA [kabadalga] Dalga yüksekliği 1.5-3 metrelerde olup gemiyi etkileyen dalga.
ROUGHAGE [posa]
Akvakültürde kullanılan yemin yüksek oranda sindirilemeyen selüloz gibi
malzeme ihtiva etmesi.
ROUGHSNOUT
GRENADIER [uzunburunlu farebalığı] ® Trachyrincus scabrus.
ROUGHTAIL STINGRAY [iğnelivatoz, deniz kedisi, rina balığı] ® Dasyatis centroura.
ROUGHTIP GRENADIER [fare balığı] ® Nezumia
sclerorhynchus.
ROUND FENDER [balon-usturmaça] Farklı malzemeden
üretilmiş balon biçimli usturmaça.
ROUND GOBY
[kumkaya balığı, kum balığı, kumkayası
balığı, benekli kaya balığı,
kayabalığı] ® Neogobius melanostomus.
ROUND HERRING
[kalem sardalya, Akdeniz hamsisi] ® Etrumeus teres.
ROUND
SARDINELLA [sardalya,
kulaklısardalya, sardalya, büyük sardalya] ® Sardinella aurita.
ROUND
STINGRAY [tırpana balığı, yuvarlak rina] ® Taeniura grabata.
ROUND TURN [
ROUTE [rota] Geminin
gittigi yöndeki hat.
ROV (abbrev.) [uzaktan kumandalı
araç] ® Remotely Operated
Vehicle.
ROWLOCK [iskarmoz] Küreklerin çekilebilmesi için küreklerin
bağlanması ve oturmasında kullanılan ay şeklindeki
sabitleyiciler.
ROYAL FLAGFIN [derinsu zurna balığı] ® Aulopus
filamentosus.
r-SELECTION [r-seçim] 1- Bir
yaşama yönetimi türü olup, erken olgunlaşma, hızlı ve ani
büyüme, genç yaşta çok sayıda yeni kuşak üretme, küçük boyluluk,
yüksek ölüm oranı ve kısa ömür şeklinde belirlenmiştir. Bu
strateji önceden kestirilemeyen çevresel değişikliğe uyumdur.
İstilacı olanlar genellikle r-seçicilik benzeri yayılım
gösterirler. Populasyonun sayısal büyümesi bir parabole benzer. Az
sayıdan çok sayıda yeni kuşak üretip denge noktasında
salınarak durumunu koruyabilir ya da yine hızla azalabilir. ® k-selection (k-seçim).
r-SELECTION [r-seçim] 2- Bazı balıklarda
görülen yaşama şeklidir. Avusturalya’daki Büyük Bariyer Resifi’nde yaşayan cüce
kayabalığı (Eviota sigillata) 59 günlük yaşam süresi ile omurgalılar içerisinde bilinen
en kısa ömürlü balıktır. Bir olasılıkla
yırtıcı baskısına bir tepkidir. ® k-selection (k-seçim).
RUBBERLIP GRUNT [?] ® Plectorhinchus mediterraneus.
RUDDER [dümen] Gemi ya da tekneye yön vermek için kullanılan düzenek. Geminin kıça takılı yön değiştirici aracı.
RUDDER TILLER (TILLER) [yeke] Dümen başına takılan ve dümeni elle kullanmaya yarayan kol. ® Rudder (dümen).
RUDIMENTARY [kalıntı]
Küçük, gelişmemiş, çok az gelişmiş ya da gelişmesi
kusurlu (özürlü) olan.
RUDIMENTARY RAY [kalıntı
ışın] Gelişmemiş, çoğunlukla çok küçük
olup sayılmayan basit yüzgeç ışını.
RUFUS
SNAKE EEL [yılankurdu balığı, dikenli
yılanbalığı] ® Ophichthus rufus.
RUNAGROUNG (ASHORE STEM ON) [baştankara] Deniz aracının sahile baş tarafından
oturması, oturtulması.
RUSSIAN
STURGEON [Rus mersini, Rusmersin,
karaca balığı, mersin balığı, Rus mersin
balığı] ® Acipenser gueldenstaedtii.
RUST DISEASE [pas hastalığı] Deriye paslanmış görünümü
veren bulaşıcı balık hastalığı.
RUSTY
BLENNY [horozbina] ® Parablennius
sanguinolentus.
RUVETTUS PRETIOSUS
(OILFISH) [Küveyt balığı, kalas balığı] Tabanyüzücü
(bentopelajik), okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 100-
RÜPPELL'S
SCALDBACK [küçük pisi] ® Arnoglossus rueppelii.
RV (R/V) (abrev.) [araştırma gemisi] ® Research Vessel.