P [son güncelleme 10 Temmuz
2008]
P1
(abbrev.) [P1] Göğüs
yüzgeci.
P2 (abbrev.) [P2] Karın yüzgeci.
PACIFIC OCEAN [Büyük Okyanus, Pasifik Okyanusu]
Kıyı denizleri dahil Amerika, Asya ve Avusturalya kıtaları
arasındaki okyanus. Dünyada bilinen en derin çukurlar bu denizde
ölçülmüştür. Kuriller Çukuru-
PACK ICE (OPEN ICE, BROKEN ICE,
LOOSE ICE, LOOSE PACK ICE, OPEN PACK ICE, SLACK ICE) [gezgin buzlu] Su yüzeyinin %50-80’inin yüzen ve bir araya
yığılmış buzla kaplanmış olması.
PADDLEFISH FAMILY [çokdişli mersinbaliğigiller] ® Polyodontidae.
PADEYE [mapa] ® Eyebolt.
PAEDOMORPHOSIS [pedomorfoz] Evrilme
sürecinde genç ya da kurtçuk (larva) özelliklerin
PAEDOPHAGE
(PAEDOPHORE)
[pedofaj] Kurtçuk (larva) ile
beslenen. ® Larvivore (larvivor).
PAEDOPHORE
[pedofaj] ® Paedophage.
PAGELLUS ACARNE (AXILLARY SEABREAM) [kırma
mercan, kırmamercan balığı, yabani mercan] Tabanyüzücü (bentopelajik) ve okyanusgöçerdir (okyanodromdur).
PAGELLUS
BOGARAVEO (BLACKSPOT SEABREAM) [mercan, mandagözmercan balığı,
mandagöz mercan] Tabanyüzücü (bentopelajik) olup
PAGELLUS
ERYTHRINUS (COMMON PANDORA) [mercan, kırma, mercan
balığı, kırma mercan] Tabanyüzücü (bentopelajik) olup
PAGRUS
AURIGA (REDBANDED SEABREAM) [çizgili mercan] Okyanusgöçer
(okyanodrom) ve tabanyüzücüdür (bentopelajiktir).
PAGRUS
CAERULEOSTICTUS (BLUESPOTTED SEABREAM) [trança, yalancı trança, antenli mercan] Okyanusgöçer (okyanodrom) ve tabanyüzücüdür
(bentopelajiktir). Acısuya girer ve
PAGRUS
PAGRUS (COMMON SEABREAM) [mercan, mercan fangri, sinagrit, trança
balığı, fangri, mercan balığı] Okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
PAH (abbrev.) [Polisiklik Aromatik Hidrkarbonlar] ® Polycyclic Aromatic Hydrocarbons.
PAINTED COMBER [deniz hani, taş hani
balığı, yazılı hani, yazılıhani
balığı, çizgili hani balığı, hani, hanoz, Ali
bereket] ® Serranus scriba.
PAINTED EEL [mırmır balığı,
mırmır yılanbalığı] ® Echelus
myrus.
PAINTED GOBY [beneklihurmakayası balığı,
kayabalığı, küçükkaya balığı] ® Pomatoschistus pictus.
PAIR TRAWLING (TWO BOAT TRAWLING) [çift trol] Aynı, taban ya da ortasu trol
ağını çeken iki tekne. Ağ her bir teknenin tek
başına çekebileceğinden büyük olup çekim sonunda ya bir ya da
diğer tekneye aktarılarak güverteye alınır. Ağın
ağzı teknelerin yanlara kayarak sürüklemeleriyle yatayda
açılılır, kapı kullanılmaz.
PAIRED APPENDAGE [çift ek] Çift yüzgeç.
PAIRED FIN [çift yüzgeç] Göğüs ve karın yüzgeçleri.
PALAEMON SERRATUS (COMMON
PRAWN) [küçük karides, teke] Yüzen
kabuklulardan olup rengi pembemsidir. Kırmızı benek ve çizgileri vardır. Gözleri
arasında dikkati çeken, yukarı kıvrık uzantısı
(rostrum) vardır. İlk beş bölmede (segment) kenarlardan
yassı, yüzme ayakçıkları bulunur. Göğüsteki (toraks) ilk üç
uzantı beslenme amaçlı değişime
uğramıştır. Kayalık kıyılarda
barınır.
PALAEOCENE [paleosen] Tersiyer dönemde jeolojik çağ. 65-54 Milyon yıl
öncesi dönem.
PALAEOICHTHYOLOGIST [paleoihtiyolog] Fosil balıkları
inceleyen bilim insanı.
PALAEOZOIC
[paleozoik] ® Paleozoic.
PALATE [damak, palat] Ağız tavanı.
PALEAONISCOID SCALE [paleoniskoit pul] ® Ganoit scale (ganoit
pul).
PALEOCENE [paleyosen] Jeolojik
çağ. 65-55 milyon yıl öncesinde kuşlar ve ilkel memelilerin
ortaya çıktığı dönem.
PALEOCLIMATOLOGY [paleoklimatoloji] Jeolojik süreçlerdeki
(geçmiş) iklimsel-liğin incelenmesi.
PALEOECOLOGY [paleoekoloji] Soyu
tükenmiş canlıların günümüzde yaşayanlarla ilişkisini
ve evrim sırasındaki fiziksel koşulları inceleyen bilim
dalı.
PALEONTOLOGY [paleontoloji] Yerküredeki
eski yaşam ya da eski yaşamdan kalanları (fosilleri) inceleyen
bilim.
PALEOZOIC (PALAEOZOIC) [paleozoik] Kambriyen, Ordovisyen, Silur, Devon, Karbonifer ve
Permiyen dönemlerini içine alan jeolojik dönem. 570-245
Milyon yıl öncesi dönem.
PALINURUS (ROCK LOBSTER, SPINY LOBSTER,
LANGUSTE) [böcek, langust] Palunuridae ailesinden eti yenen kabuklu. İstakoza benzer.
Kollarında kıskaç yoktur. Türkiye’de Karadeniz hariç diğer
denizlerde 50-
PALUDARIUM [paludaryum] Kuru karasal kısmı ile suyu olan akvaryum.
PAN- (prefix)
[pan-] Her, hepsi, tüm.
Pankromatik (panchromatic)-Her renkten ışığa tepki veren.
PAN [pan] Doldurma,
sığ havuz ya da göl.
PAN FISH [tava balığı] Pazarda satılmayan, oltayla avlanan herhangi bir
yemeklik küçük balık.
PANCREAS
DISEASE [pankreas
hastalığı]
Denizel evredeki alabalıkgillerde pankreasın bozulmasına
(yozlaşmasına) ve bu yolla yüksek ölümlere neden olan viral
hastalık.
PANDORINA [Pandorina] Onaltı
hücreden oluşan kamçılı canlı.
PANEL [panel] Birleştirilmiş
ağ parçalarından (pafta) oluşan ağ.
PANMICTIC
POPULATION [panmiktik
populasyon] Tüm
bireylerin çiftleşmeye eşit hazırlıklı olduğu
populasyon.
PAN-SIZE FISH
[tava boyu
balık] Bütün olarak
kızartılabilecek herhangi bir balık.
PANTURICHTHYS
FOWLERI [?] Tabansaldır (demersaldir)
ve 25-60 metrelerde rastlanır. Tür hakkında mevcut bilgi azdır.
PAPILLA [papilla] Meme ucu gibi küçük etsi kabarcık.
PARA- (prefix) [para-] Yanında, yan tarafında. Paranükleus
(paranucleus)-Çekirdeğin yanındaki küçük çekirdek.
PARABLENNIUS
GATTORUGINE (TOMPOT BLENNY) [bantlıhorozbina balığı, horozbina] Tabansaldır
(demersaldir) ve göçmez. 3-
PARABLENNIUS
INCOGNITUS (?) [horozbina] Tabansaldır
(demersaldir). Boyu TL=6.5 cm olabilir. Kayalık kıyıda,
sığ suda bulunur. Etotoburdur (omnivordur). Yumurtaları tabansal
(demersal) olup yapışkandır.
PARABLENNIUS
ROUXI (?) [horozbina] Tabansaldır (demersaldir). Boyu TL=8 cm olabilir.
Sığ sularda bulunur. Işıklı kayalıklar va kaba
çakıllı yerlerde rastlanır. Erkekleri dar yarık ve
çukurlarda durur. Bulunduğu yerden çıkar ve geri girer. Dikey yüzer.
Düşmanlarını ağzını açarak, yanını
göstererek ve çarparak korkutur. Dişi erkeğin bulunduğu kovuğa
yumurta bırakır. Yumurtaları erkek korur. Yumurtaları
tabansal (demersal) olup yapışkandır.
PARABLENNIUS SANGUINOLENTUS (RUSTY BLENNY) [horozbina]
Tabansaldır demersaldir). Göç etmez. Boyu TL=20 cm
olabilir. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Yosunla
(algle) kaplı ışıklı kayalıklarda bulunur.
Yumurtalar tabansal (demersal) olup yapışkandır.
PARABLENNIUS
TENTACULARIS (TENTACLED BLENNY) [kahküllühorozbina balığı,
horozbina] Tabansal (demersal) olup 3-15 metrelerde
rastlanır. Boyu TL=15 cm olabilir. Balıkçılığı
yoktur. Kumlu zeminde bulunur. Yarıklarda saklanır. Yumurtaları tabansal (demersal) olup
yapışkandır.
PARABLENNIUS
ZVONIMIRI (ZOANIMIR'S BLENNY)
[horozbina] Tabansaldır (demersaldir).
PARALIPOPHRYS
TRIGLOIDES (?) [horozbina] Tabansaldır (demersaldir). Kayalık
kıyıda bulunur. Su dışında kayaların üstünde
durabilir. Su dışında durduğunda hava solur. Gece aktiftir.
Boyu TL=13 cm olabilir. Yumurtaları tabansal (demersal) olup
yapışkandır.
PARALLEL EVOLUTION [koşut evrim, parallel evrim] Benzer
akraba formların birbirinden ayrı gelişmesi.
PARALLEL PONDS [koşut havuzlar, parallel havuzlar] Bağımsız
(bireysel) su giriş ve çıkışı olan akvakültür
havuzları seti.
PARAMECIUM [Paramecium] Terliksi hayvan.
PARAMETER [parametre] Türkçe karşılığı
değişken ya da değiştirge’dir. Daha çok değişken
olarak anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. Bir stok ya da
populasyonun bazı özelliklerini tanımlayan bir ölçüm değerini,
bir sabiti, gerçek bir sayıyı belirtmek için
kullanılabildiği gibi sanal (imaginary) olarakta
kullanılabilmektedir.
PARAMORPH [paramorf] Bir türün çevresel etkiler nedeniyle
değişiklik gösteren ancak kalıtsal yapısı
değişmeyen grubu.
PARAPATRIC [parapatrik] Komşu fakat kesişmeyen
dağılımlar.
PARAPODIUM [parapodyum] Çokkıllı halkalı solucanlarda yürüme
görevi yapan ve halkaların dış yanında yer alan tüpsü
uzantı.
PARAROSTRUM [pararostrum] Otolitin ön ucu.
PARASITE [asalak, konuk, parazit] Konağa (bitki ve hayvan) zarar vererek yaşayan
canlı. ® Hyperparasite (üstasalak). ® Facultative parasite (seçenekli
asalak). ® Obligate parasite (zorunlu
asalak).
PARASITIC MALE [asalak erkek, parazit erkek] Dişi
üzerinde yaşayan, gonadları hariç yozlaşmış
tamamlayıcı erkek. Örnek; bazı Ceratioidei.
PARASITIC SPAWNING [asalakcıl yumurtlama] Parazitçe yumurtlama. Baskın erkek ile dişi yumurtlarken
baskın olmayan erkeğin yumurtaları döllemesi.
PARASITISM [asalaklık,
parazitlik, parazitizm] Bir türün yararına
diğerinin zararına olan ilişki (+ -). Örnek; mantar
bulaşması, balık ve insanlardaki iplik kurtları (Nematoda),
balık solungaçlarındaki bazı kabuklu türleri (Crustacea,
Copepoda) ve birçokları bilinen asalak (parazit) örneklerindendir.
PARASITOLOGY [aslak bilimi, parazitoloji].
PARCELLING [badarna etmek] Halatın koruyucu
malzemeyle sarılması.
PARENT POPULATION [ana-baba populasyonu] Araştırma ve çözümleme için
başlangıç ya da çıkış populasyonu olarak değerlendirilen
herhangi bir populasyon.
PARENTAL BIOMASS [ana-baba biyokitlesi] Kısaca yumurtlayan
populasyonunun ağırlığıdır. Bir türün erin yani
cinsi olgunluğa ulaşmış bireylerinin
ağırlığıdır.
PAREXOCOETUS MENTO (AFRICAN SAILFIN FLYINGFISH) [uçankefal balığı, uçan balık] Yüzücü (pelajik), okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
PAROPHIDION VASSALI (?) [sarıkayış
balığı] Işınlıyüzgeçlilerden
(Actinopterygii) olup Ophidiidae
ailesine ait boyu TL=30 cm kadar olabilen denizde tabansal (demersal) bir
türdür. Balıkçılığı yoktur. Sahanlık
alanının derin kesimlerinde rastlanır. Doğu Atlas Okyanusu
ve Akdeniz’de yaşar.
PARR (SAMLET, SKEGGER) [parmakboy]
Denize göç öncesindeki genç som balığı ya da alabalık.
PARR MARK [par imi, par lekesi, par işareti] Genç
alabalıkgil bireyinin vücudunun yan taraflarındaki koyu leke.
PARROT SEAPERCH [berber
balığı, kırmızıberber balığı] ® Callanthias ruber.
PARROTFISH [iskaroz, papağan
balığı] ® Sparisoma cretense.
PARROTFISHES
[papağanbalığıgiller] ®
Scaridae.
PART [kısım] Canlılarda bir
organ ya da dış özelliğin diğerlerinden ayrı
değerlendirilebilen parçası. Örnek; kol, bacak, çene vb.
PARTHENOGENESIS [döllemsiz çoğalma, döllemesiz çoğalma, partenogenez]
Döllenmemiş yumurtadan yeni kuşak verme şekli.
Döllenmememiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan çoğalma
şekli. Dişinin (ananın) kopyası, klonu.
PARTIAL RECRUITMENT [kısmi içgöç, kısmi stok’a katılma] 1- Avlanan
stoka yeni yıllığın katılma derecesidir. Avlalanan
stoka katılanlardan iri olanlar av aracına yakalanırken büyük
çoğunluk ağ gözlerinden geçerek kurtulur. Hiç genç balık
avlanmıyorsa bunların kısmı içgöçü sıfırdır.
Bir yıllığın bireylerinin artan boyu ile artan avlanan
birey sayısı %50’ye ulaştı ise tam içgöç
sağlanmış demektir. Bu durumdaki kısmı içgöç
0.5’tir.
PARTIAL RECRUITMENT [kısmi içgöç, kısmi stok’a katılma] 2- Bir
yıllığın hangi ölçüde (derecede) avlanan stok’a
katılmasıdır. Bir yıllık genç ise bu
yıllığın içerisinden yalnız bazı hızlı
büyüyen bireyler avlanır. Böylece bu yıllık stoka tamamıyla
değil kısmen katılmış olur. ® Recruitment (içgöç, stok’a katılma).
PARTIAL SPAWNER [kısmi yumurtlayıcı] Uzun bir dönemde (2-3 ay
boyunca) yumurtlayan ve gondlarında henüz atılmamış
faklı gelişme aşamasında yumurta ve atmık bulunan
balıklara verilen ad.
PARTIALLY SPAWNED FISH (HALF SPENT FISH) [kısmi
yumurtlamış] Yumurta-lığındaki
yumurtaların bir kısmını yumurtlamış balık.
PARTICLE [tanecik,
parçacık, partikül].
PARTICLE
SIZE [parçacık
boyu] Uluslararası Wentworth-Udden
ölçütlerine göre çökellerdeki (sediman) tane boyu aralıkları
şunlardır:
|
Boy aralığı |
Parçacık adı |
Boy aralığı |
Parçacık adı |
||
|
> |
|
[Kaya] |
1/16- |
Sand |
[Kum] |
|
64- |
Cobble |
[Kaba taş] |
1/256-1/16 mm |
Silt |
[Balçık] |
|
4- |
Pebble |
[Çakıl taşı] |
<1/256 |
[Kil] |
|
|
2- |
Gravel |
[İnce çakıl] |
|
|
|
PARTICLE TRAJECTORY MODEL [parçacık izleme modeli] Atmosfer
taşınımı modellerinde parçacıkların gidiş
yollarını izlemede kullanılan model.
PARTICULATE FEEDING [parçacıkla beslenme]
Yem olan zooplankton ya da balığı tek tek avlayıp yeme.
PARTICULATE
MATTER [parçacık madde] Su ya da havada asılı
durabilen, görünmeyen parçacıklar.
PARTURITION [doğum] Doğum,
doğurmak. Örnek; erkek deniz atı.
PASSAGE [geçit, pasaj] Göçmen balığın baraj, bent vb’ni tali su yoluyla
geçmesi.
PASSAGE FACILITIES (PASSWAY) [geçit araçları] Zarar görmeden
balığın barajı aşmasına olanak veren tali ark, balık mediveni ya
da asansörü vs.
PASSIVE FISHING [pasif balıkçılık] Hareket halinde olmayan av
aracıyla (fanyalı, fanyasız ağlar) yapılan
avcılık.
PASSIVE GEAR [pasif araç] Suya bırakılan ve aktif hareket ettirilmeyen av
aracı.
PASSWAY [geçit araçları] ® Passage facilities.
PATELLA [patella]
1- Diz
kapağı.
PATELLA [patella] 2-
Yassı koni biçimli kabuğu olan Patella,
Patelloidea üstailesi,
Patellidae ailesinde bir salyangoz cinsidir. Kayalık kıyı
kesiminde bulunur. Kayalar üzerindeki deniz yusunlarıyla (alglerle)
dişlidilini kullanakak ve zik-zak hareketleri yaparak beslenir. Bazı
türleri 0-
PATELLA [patella] 3-
Örümceklerde üstbacak ile altbacak (kalça) arasındaki parça.
PATH- (prefix) [pat-] Istıraplı.
Hastalıklı. Örnek; patolojik (pathological)-hastalıklı.
PATH [hat]
Uzayda güncel ya da varsayımsal yol. Bir nesne ya
da ışığın geçtiği kısım.
PATHOGEN [hastalık
yapıcı, patojen] Hastalık oluşturan canlı organizma.
PATRIARCH/MATRIARCH FAMILY [ataerkil/anaerkil aile] ® Male-with-harem
family (haremi olan erkek).
PATRIARCHAL
[ataerkil].
PATRIARCHAL FAMILY [ataerkil aile] Çiftler arasında bir bağ yoktur. Erkek
yumurta ve larvalara bakar ve korur. Bu aile tipi sihlidgillerden Sarotherodon
melanotheron türünde görülür. Cinsiyetler arasında görüntü ve renk farklılığı
yoktur. ® Matriachal family (anaerkil aile).
PATTERN [gidişat]
Tekrarlanan ya da nesne, olay, özellik, davranışların düzenli
ayarlanması.
PAVEMENT TEETH [mozaik dişler] ® Mosaic teeth.
PAYING AWAY [ağ atma] ® Setting.
PCB (abbrev.) [poliklorlu bifenil] ® PolyChlorinated Bipheyl.
PEA [gaga] ® Bill.
PEA GRAVEL [ince çakıl] ® Gravel.
PEACOCK BLENNY [ibiklihorozbina balığı] ®
Salaria pavo.
PEARL
FISH [inci
balığı] ® Carapus
acus.
PEARL OYSTER [deniz incimidyesi] ® Pinctada margaritifera.
PEARLFISHES [iğnebalığıgiller] ® Carapidae.
PEARLSIDES [ışık balığı,
ışıldak balığı] ® Maurolicus muelleri.
PEARLY RAZORFISH [devedişi, papağan balığı, ustura
balığı] ® Xyrichtys novacula.
PEAT-SPAWNER [turbaya yumurtalyıcı] Dişlisazancıkgiller-Dalaba
balıkları (Cyprinodontidae) yumurtalarını çürümüş
malzeme üzerine bırakırlar.
PECTINATE [taraksı] Tarağa benzeyen. ® Ctenoid.
PECTINATE SCALE [taraksı pul,
ktenoid pul] ® Ctenoid scale (taraksı
pul).
PECTINIDAE (SCALLOPS, PECTEN) [tarak] Yumuşakçalar (Mollusca)
kabilesi, çiftkabuklu (Bivalvia) sınıfı, istitiridyemsiler
(Ostreoida) takımında yer alan Pectinidae ailesi bireylerini kapsar. Ailede
39 cins yer almaktadır. Büyük merkezi çekme kasları vardır.
Aktif yüzücü ve göçmendirler. Yüzme, kabukların açılıp
kapanmasıyla gerçekleşir. Daha çok yırtıcılardan
korunmak için sıçrama şeklinde kullanılır.
Erdişidirler (hermafrodittirler) ancak eşeylerini (cinsiyetlerini)
değiştirme yetenekleri de vardır. Yumurtalar
kırmızıdır. Kurtçuk (larva) belirli bir süre sonra uygun
yere yerleşir. 18 yıl kadar yaşayabilirler. Etleri genelde tereyağında sote ya da
kızartılarak yenir. Tabandan, ya ağlı kızakla va da
dalgıç marifetiyle elde edilir.
PECTORAL [göğüs, pektoral] Göğüsle ilgili.
PECTORAL FIN
(OMOPTERYGIUM,
HOMOPTERYGIUM) [göğüs yüzgeci, pektoral yüzgeç] Solungaç
açıklık-larının hemen arkasında vücudun her iki
tarafında bulunan bir çift yüzgeç. Bu yüzgeçler karın
yüzgecinden biraz büyüktür. Bu yüzgeçleri balık dönme ve yön
değiştirmede kullanılır.
PECTORAL GIRDLE [göğüs kuşağı] Solungaçların
arkasında kafanın arka kısmında göğüs yüzgeçlerinin
kemik desteği.
PECTORAL RING [göğüs halkası] Deniziğnesigillerde
(Syngnathidae) birinci gövde halkasında, hemen kafanın
arkasındaki deri plakalardan biri.
PEDUNCLE (CAUDAL PEDUNCLE) [pedinkül] Sap, Dışkıl (anal) yüzgeç ile kuyruk
yüzgeci kökü arasında kalan kısım. ® Caudal fin (kuyruk yüzgeci).
PEDUNCLE DISEASE [kuyruk sapı hastalığı] Daha çok
alabalıkgillerin yumurta sarısı taşıyan
kurtçuklarında görülen bakteriyel soğuk su
hastalığıdır. Sıcaklığın 10°C’nin
altına düşmesini izleyen süreçte yaralar belirir. Balıklar
helozoni yüzmeye başlar, vücutta şişme ve koyu lekeler belirir,
kırım (ölümler) yaygındır. Bu
hastalığa soğuk su hastalığı da denmektedir.
PEGUSA IMPAR (ADRIATIC SOLE)
[dil balığı] Tabansaldır (demersaldir). Boyu
TL=35 cm olabilir. 12 yıl yaşayabilir. Ticari
balıkçılığı ve yetiştiriciliği vardır.
PEGUSA LASCARIS (SAND SOLE) [kumdil balığı, dil balığı] Tabansaldır (demersaldir). Acısuya girer. 5-
PEHR FORSKÅL [Forskål] ® Forskål.
PELAGIC [yüzücü, pelajik] 1-
Tabana bağlı ya da bağımlı olmayan tabanın
üstünden yüzeye kadar olan bölgede yaşayan canlıların
belirtilmesinde kullanılır.
PELAGIC [yüzücü, pelajik] 2- Yaşamının büyük bir
kısmını su kolonunda yüzerek geçiren kısaca tabanda
durmayan balık.
PELAGIC [yüzücü, pelajik] 3- Tabanı
örten ve tabanın üstünde yer alan kıyıdan uzak denizsel,
okyanussal sular. ®
Epipelagic (üstyüzücü-epipelajik). ® Bathypelagic (derinyüzücü-batipelajik).
® Holopelagic (tümyüzücü-holopelajik).
® Mesopelagic (ortayüzücü-mezopelajik).
PELAGIC EGG(S) [yüzücü yumurta(lar), pelajik yumurta(lar)] Tabanın
üstünde su kolonunda yüzen yumurta(lar).
PELAGIC FISHERY [pelajik balıkçılık] Yüzücü (pelajik)
balıkları avlamayı hedef alan balıkçılık. Örnek; hamsi
balıkçılığı.
PELAGIC STINGRAY [iğnelivatoz,
mavirina balığı, rina] ®
Pteroplatytrygon violacea.
PELAGIC TRAWL
[ortasu trolü, yüzücü trol, pelajik trol].
PELATES QUADRILINEATUS (FOURLINED
TERAPON) [ispinoz, çizgili
isparoz] Kıyısal türdür. Acısuya girer. Boyu TL=39 cm olabilir.
Ticari balıkçılığı önemsizdir.
Kızıldeniz’den Akdeniz’e göçmendir. Genellikle sürü oluşturur.
PELECYPODA (LAMELLIBRANCHIATA, BIVALVIA, BIVALVE, MUSSELS) [midyeler] Bir Yumuşakça (Mollusca) sınıfı. ®
Bivalvia.
PELLET [topak,
pelet] Boyutu değişen, tane haline getirilmiş,
içerisinde hayati besleyicilerin bulunduğu, akvakültürde kullanılan
balık yemi.
PELVIC [karın, pelvis] Karın kısmıyla,
altkarınla ilgili.
PELVIC BONE
(PELVIC
PLATE, POSTERIOR PROCESS, PUBIC BONE, MEDIAL PLATE) [pelvis
kemiği] Altkarın kısmındaki isimsiz kemik. Kalça
kemiği, Leğen kemiği.
PELVIC FIN (ISCHIOPTERYGIUM) [karın yüzgeci, pelvis yüzgeci] Balığın
karın tarafındaki bir çift yüzgeç. Bu yüzgeç çiftini balık
yönelme, durma ve dönmek için kullanır.
PELVIC GIRDLE [pelvis kemeri] Leğen kemiği. Burada,
karın yüzgeçlerini destekleyen iskelet yapı.
PELVIC PLATE [pelvis kemiği] ® Pelvic bone (leğen kemiği).
PEMPHERIS VANICOLENSIS
(VANIKORO SWEEPER) [üçgen balığı, gölge balığı] Sığ
kayalık alanlarda rastlanır. Erinler büyük gruplar oluşturur.
Boyu TL=20 cm olabilir. Gündüz mağara ve gölgelik yerlerde, gece açık
suda bulunur.
PEN [çit]
Akvakültürde istenen balıkları tutmak ve istenmeyenleri
dışlamak için kullanılan ağ tipli bir cins ağıl,
kafes.
PEN CULTURE [kafes kültürü] ® Cage culture.
PENAEID
SHRIMP [büyükkaridesler] ® Penaeidae.
PENAEIDAE (PENAEID SHRIMP) [büyükkaridesler] Karides
dendiğinde Ege ve Akdeniz kıyısal kesiminde genellikle
farklı gruplara (ailelere) ait kabuklular anlaşılmaktadır.
Ancak genelde belirtilmek istenen ise Penaeidae – büyükkaridesler ailesinin
bireyleri olmaktadır. Büyükkaridesler, kabuklular (Crustacea) altkabilesi,
Malacostraca sınıfı, onayaklılar (Decapoda)
takımı, Dendrobranchiata alttakımı Penaeoidea
süperailesinin 26 cinsi barındıran bir ailesidir. Karideslerin
yaşam alanlarının genişliği yaş gruplarına
ve gelişme evrelerine göre değişmektedir. Kıyısal
kesimde erinleşen bireyler açığa göçer ve yumurtalama denizde ve
açıksuda olur. Yumurta ve kurtçuk (larva) evresinde kıyıdan
açıkta bulunan bu canlılar dip yaşamına (tabansal
yaşama) geçerken kıyıya yaklaşırlar. Günümüze
değin Türkiye sularında Penaeidae (8 tür), Palaemonidae (7 tür),
Atyidae (1 tür), Alpheidae (5 tür), Processidae (2 tür), Hyppolytidae (4 tür),
Crangonidae (3 tür), Gnathophyllidae (1 tür) olmak üzere toplam 31 karides türü
saptanmıştır. Ekonomik önem taşıyan türler şunlardır:
Penaeus kerathurus (TL=20 cm), Penaeus japonicus (TL=22 cm), Penaeus semisulcatus (TL=25 cm), Parapenaeus longirostris (TL=13 cm), Metapenaeus monoceros (TL=15 cm) ve Trachypenaeus curvirostris (TL=10 cm).
PENDULUM FEEDER [istemsel beslenme] ® On-demand feeder.
PENGUIN [penguen] Güney kutbunda bulunan perde ayaklı bir cins
deniz kuşu.
PENIS [penis] Erkek
hayvanların çiftleşme organı. Farklı tür ve bunların
büyüklüklerine göre cinsiyet organları da değişmektedir. Genelde
büyük vücutluların çiftleşme organlarının büyük olması
uygun görünmektedir. Fakat bu kural değildir. Doğal olarak en büyük
organa Cetacea (Balinagiller) sahiptir. Balıkgillerden penislilere örnek
olarak Bythitidae ailesi verilebilir.
PENNANT [flama]
İşaret ya da diğer amaçlı kullanılan üç köşeli
küçük bayrak.
PENTA- (prefix)
[penta-] Beş, beşten. Örnek; pentadaktilus
(pentadactylous)-uzantısında 5 kısım olması.
PENTAD [beşli] Beş günlük süreçli,
periyotlu.
PENULTIMATE [sondan
ikinci] Sonuncudan önceki. Sondan ikinci olan.
PERCIDAE (?) [levrekgiller] Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii)
sınıfı, levreksiler (Perciformes) takımının 10
cinsini içeren ve 200-204 türü barındıran bir ailesidir. Kuzey
yarımkürenin tatlı ve acısuyunda bulunurlar.
PERCIFORMES (?) [levreksiler, persiformlar]
Levreğe benzeyen balıklardan oluşan takım. Balıkların
540’ı bu grupta yer alır.
PERFORATE [delikli]
Gözenekleri olan biyolojik malzeme.
PERI- (prefix)
[peri] 1- ® Cirkum (sirkum).
PERI- (prefix) [peri-] 2- Yanında, etrafında, saran.
PERIANAL [perianal]
Anüs’e yakın ya da anüs’ü saran.
PERIBLAST [periblast]
Kemikli balıklarda (Teleostei) yumurta sarısını saran
zar.
PERICARDIAL CAVITY [perikardiyal boşluk] Kalbin içinde bulunduğu vücut
boşluğu.
PERIDERM [periderm] Embriyonu
saran sızdırmaz (geçirgen olmayan) uzman-laşmış örtücü
gözeler (hücreler).
PERIOD [dönem,
periyot] Eşit
zaman aralıklarında yinelenen.
PERIPHERAL [sınırsal]
Tatlısuda yaşayan fakat tuzlu suya dayanıklı
balıklar. Örnek; Petromyzontidae, Acipenseridae, Anguillidae, Gobiidae.
PERIPHYTON [perifiton]
Su altındaki yüzeyler ile köklü sucul bitkilerin üstünde ya da bunlara
yapışan çoğunlukla küçük bitkisel ve bazı küçük hayvansal
organizmalar.
PERIPHYTONOPHAGY [perifitonobur, perifitonofaj].
PERISTALTIC PUMP [peristaltik pompa] Belirli miktarda malzeme
(sıvı, hava vb’ni) esnek tüpleri sıkıştırarak
aktaran (basan) pompa.
PERISTEDION CATAPHRACTUM (AFRICAN ARMOURED SEAROBIN) [dikenliöksüz balığı, dikenli öksüz] Tabansaldır (demersaldir). Boyu TL=40 cm kadar
olabilir. Balıkçılığı kişisel tüketim
düzeyindedir. 50-
PERITONEUM [karınzarı,
periton].
PERIVISCERAL CAVITY [sölom] ® Coelom.
PERIVITELLINE SPACE [previtelin boşluk] Embriyonu saran zar ile yumurta
dış çeperi arasındaki sıvı dolu kısım.
PERMANENT CURRENT [sürekli akıntı] Irmak ve okyanus akıntısı gibi kesintisiz
devam eden akıntı.
PERMEABILITY [geçirgenlik, permeabilite]Bir zarın iki tarafındaki
sıvıyı bir taraftan öbür tarafa geçirme yeteneği.
PERMEABLE [geçirgen]
Sıvının geçmesine izin veren.
PERMIAN [permiyen]
Jeolojik dönem. 290-245 milyon yıl öncesi dönem.
PERMIT (LICENSE) [ruhsat,
lisans] Sahibine, konulmuş mevcut koşullar çerçevesinde,
balıkçılık yapma izni belgesidir. ® License.
PERS. COMM.
(pers. comm.) (abbrev.) [kişisel
iletişim, sözlü bildirim] ® Personal communication.
PERSISTENCE [istikrarlı]
Kısa süreçli artma ve azalmalara rağmen bir populas-yonun uzun
dönemde varlığını sürdürme eğilimi.
PERSISTENT
CHEMICALS [dayanıklı kimyasallar] Yok edilmesi zor ve uzun
süreçler gerektiren kirleticiler (kimyasal bileşikler).
PERSONAL COMMUNICATION (PERS. COMM.) [kişisel
iletişim, sözlü bildirim] Yayınlanmamış fakat
yazarına sözlü ya da yazılı iletilmiş bilgi, bulgu.
PERU CURRENT [peru akıntısı] ® Humboldt current (Humbodt
akıntısı).
PESCATARIAN
(PESCAVORE) [peskateryan]
Balık yiyen fakat kırmızı et yemeyen vejeteryan ve
kişi.
PESCAVORE [peskavor] ® Pescatarian (peskateryan).
PESCO-VEGETARIAN [pesko-vejeteryan] ® Pescatarian (peskateryan).
PESTICIDE [pestisid] Bitki ve hayvan
zararlılarını kıran kimyasallara verilen genel ad.
PESTICIDES [pestisitler]
Zararlı kabul edilen bitki ve hayvanları yok etmede kullanılan,
kimyasallar.
PETERSEN METHOD (OF AGING) [Petersen (yaş tayini) yöntemi] Stoktaki bireylerin boy
dağılımından yaşın belirlenmesi. Yöntem daha çok
geç bireyler için uygulanabilmektedir. İleri yaşlarda yavaşlayan
büyüme sonucu balık boylarının içiçe geçmesi nedeniyle kullanışlı
değildir.
PETERSEN TAG
[Petersen markası] İki
plastik disk’ten oluşan ve bir tel ya da plastik tutucu ile
çoğunlukla yassı balıklara uygulanan işaret. ® Carlin tag (Carlin markası). ® Lea tag (Lea
markası). ® Pop-up tag (pop-ap
marka). ® Hot branding (sıcak-dövme marka). ® Cold
branding (soğuk-dövme marka). ® Gill clamp (solungaç markası). ® Spaghaetti tag (spagetti markası). ® Visible implant tag (görünür
ekme marka). ® Visible implant
elastomer tag (görünür elastik ekme marka).
PETRO-CHEMICAL
[petrokimyasal] Petrol tabanlı hidrokarbonları belirtir.
PETROMYZON
MARINUS (SEA
LAMPREY) [deniz taş-emeni, bofa balığı] Yılan
tipli olup kaydedilen boyu
PETROMYZONTIDAE (LAMPREYS) [taşemengiller] Yuvarlakağızlılar
(eskiden Cyclostomata, günümüzde Cephalaspidomorphi) sınıfına
giren Petromyzontiformes
takımınından bir aile. Bu aile Geotriinae, Mordaciinae,
Petromyzontinae alt-ailelerini barındırır. Aile bireylerinin
yanlarda 7’şer solungaç deliği vardır. Göğüs ve karın
yüzgeçleri yoktur. Sularımızda Lampetra
mariae bulunmaktadır. Denizde yaşar tatlısuda ürer. Beslenirken
bir canlıya yapışarak kan emer. Yapısallıkları
(vücut şekilleri) ve fizyolojilerinin farklılığı
nedeniyle zoolojide balık olarak kabul edilmezler. Taşemengiller
tatlısuda kendisini gömen kurtçuk (larva) olarak yaşamaya
başlarlar. Kurtçuk (larva) evresi 5-7 yıl sürebilir. Bu süre sonunda
değişikliğe uğrayarak erin şekle geçerler. Bu
geçiş sırasında iç organlar yeniden şekillenir. Bir
kısım taşemen tatlısıda kalır. Tatlısuda
kalanlar genellikle küçüktür. Denize göçenler geri döndüklerinde uygun bir
yuvaya yumurtlar ve ölürler. İnsanlar taşemengilleri
tüketmektedirler. Etleri balıktan çok kırmızı et
lezzetindedir.
PETROSCIRTES ANCYLODON (ARABIAN FANGBLENNY) [horozbina] Tabansaldır
(demersaldir). Boyu TL=11.5 cm olabilir.
Yosun (alg) ve deniz çayırı içerisinde bulunur. Yumurtaları
tabansal (demersal) olup yapışkandır.
pH [pH]
p=Potansiyel ve H=Hidrojen’den. Bir çözeltinin ne denli baz ya da asit
özellikte olduğuna ait ölçüdür. Çözeltideki negatif, log10
tabanlı, hidrojen iyonu konsantrasyonudur. pH<7.0 asit, pH=7.0 nötral,
pH>7.0 baz özellik. Çoğu balık pH = 6-9 arasında yaşar.
pH tatlısuda fazlaca değişebilirken, deniz suyundaki
değişimi, deniz suyunun tamponlayıcı özelliği
nedeniyle, azdır.
PHAGOCYTE [yutargöze, yutarhücre, fagosit] Organik ya da inorganik maddeyi
sararak içine alan ve sindiren göze (hücre).
PHAGOCYTOSIS [fagositoz] İnorganik ve organik malzeme ile diğer
hücreleri yeme uzmanlığı.
PHAGOTROPHY [holozoik beslenme,
fagotrofi] ® Holozoic nutrition (holozoik beslenme).
PHAGY [faj] Beslenmeyle
ilgili davranış terimi. Çoğunlukla önek ya da bazı
hallerde sonek olarak kullanılır. Örnek; monofaj, polyfaj, fitopaj,
hematofaj, koprofaj, jeofaj ve disfaj yada disfaji.
PHANEROGAME [fanerogam]
Çiçekli bitkiler. Denizdeki temsilcilerinin en yaygın bilinen örneği;
Posidonia ve Zostera’dır
PHARYNGEAL MILL [taşlık] Gırtlakta öğütücü dişlerin yer
aldığı ve sert besin maddelerinin ezildiği
kısım. Örnek; Sparidae.
PHARYNGEAL TEETH [solungaç dişleri] ®
Gill teeth.
PHARYNX [gırtlak, yutak, farinks] Vücudun ağız ve yemek
borusu arasında kalan kısmı.
PHENOLOGY [fenoloji]
Biyolojik süreçlerin zamanlaması ve tekrarının biyolojik ve
biyolojik olmayan güçlere göre incelenmesi.
PHENOTYPE [fenotip] 1- Aynı genotipe sahip
organizmaların çevresel koşullara tepki (yanıt) olarak
gösterdiği değişiklik(ler)dir.
Yani organizmada görünen fenotip onun genetik özelliği ve çevresel
faktörlerin sonucudur. ®
Ecophenotype (ekofenotip).
PHENOTYPE [fenotip]
2- Bir
organizmanın gözlemlenebilir yapısal ve işlevsel özellikleri.
PHEOPHYCEAE [esmer algler] Esmer (kahverengi) alg
sınıfı.
pH-METRE [pH-meter] Çözeltinin asit ve baz durumunu ölçmede kullanılan
alet.
PHOCIDAE (MONK SEALS) [fokgiller, denizköpeğigiller] Memeliler (Mammalia)
sınıfı, etoburlar (Carnivora) takımının bir
ailesidir. Bu ailede Monachus cinsi 3
tür bulunmaktadır. Monachus schauinslandi Havai foku, Monachus monachus Akdeniz foku ve Monachus tropicalis Karayip fokunun ise
soyu tükenmiştir. Ege ve Akdenizde az sayıda bireyi kalan Monachus monachus türünün de soyu
tükenme tehdidi ve tehlikesi altında olup koruma çabaları
sürdürülmektedir.
PHOLAS (PIDDOCK) [folas] Yumuşakçalar (Mollusca) kabilesi, midyeler
(Bivalvia) sınıfı, özyassısolungaçlılar
(Eulamellibranchia) takımının Pholadidae ailesinde bir cinstir. Cins
özelliklerini gösteren tür Pholas dactylus’tur.
Kabuk boyu
PHOLIDAE (GUNNELS) [tereyağıbalığıgiller] ® Pholididae.
PHOLIDIDAE (syn. PHOLIDAE - GUNNELS) [tereyağıbalığıgiller] Perciformes -
levreksiler takımından bir aile olup Apodichthys, Pholis, Rhodymenichthys
cinslerini kapsar. Toplam 15 türü bilinmektedir. Boyları uzunca
balıklardır. Kabuklular ve yumuşakçalarla beslenirler. Kutup
denizleri, Atlas ve Büyük Okyanus’un yerlisidirler.
PHONESES [yapışkanla avcılık] Yavaş
yüzen yapışkan bir balığın kuyruğuna ip
bağlanarak salıverilmesi ve bunun hızlı yüzen
balığa yapışmasından sonra iple geri çekilerek
asıl avın elde edilmesi. Örnek; yapışkan
balığı Echeneis ve Remora ile kaplumbağa ve köpek
balığının avlanması.
PHOSPHATE [fosfat]
Çoğunlukla bitki gübresi anlamında kullanılır. Ancak insan
ve hayvan besin maddelerinin bileşeni olarakta bulunmakta olup evsel
kullanım suyuna deterjan ve benzeri malzemeden de
karışmaktadır.
PHOSPHORESCENCE IN THE SEA [yakamoz] Gece denizde oluşan parıltı. Balık ve
tek gözelilerin ışıldaması.
PHOTOCYTE [fotosit] Işık üreten hücre.
PHOTOMETER [ışıkölçer, fotometre] Belirli bir
uzaklıktan ışık kaynağının
yarattığı aydınlığı ölçen alet.
PHOTOPERIOD [fotoperiyod]
Yer ve zamana göre değişen günün aydınlık
kısmı. Akvaryum deneylerinde kullanılan ışık
rejimi.
PHOTOPHORE [fotofor]
Işık üreten organ. Işık ya
balığın kendisi, ya yediği, ya da ortakyaşar
(sembiyoz) bakteriler tarafından üretilebilir. Işık üreten organ
basit olabileceği gibi yansıtıcı, mercek vb’den de
oluşabilir. Örnek; Myctophidae, Gonostomatidae, Batrachoididae.
PHOTOSYNTHESIS [fotosentez] Klorofil’in katalizatör ve güneş
ışığının enerji kaynağı olarak
kullanılması ile inorganik maddelerden organik maddelerin
sentezlenmesi (oluşturulması) olayıdır ve genel formül
olarak;
|
h.n ve
besin tuzları nCO2 + nH2O ¾¾¾¾¾¾¾¾® C H2 O)n + nO2 ve özel formül olarak klorofil h.n ve
besin tuzları 6CO2 + 6H2O ¾¾¾¾¾¾¾¾® C6H12O6 +
6O2 şeklinde
verilmektedir. klorofil Oksijensiz
(anaerob) koşullarda enerji bağlanması örneğin sülfür
baterilerinde (ki buna bakteriyo-fotosentez de denmektedir) şöyledir: h.n ve
besin tuzları 6CO2 + 6H2S ¾¾¾¾¾¾¾¾® C6H12O6 + 12S
+ 6H2O şeklinde
verilmektedir. klorofil |
PHOTOTAXIS [fototaksi] Işığa göçüm.
PHOTOTROPIC
(HELIOTROPIC) [fototropizm]
Işığa yönelim.
PHYCIS BLENNOIDES (GREATER
FORKBEARD) [eşek balığı, çatalsakal
gelincik, gelincik balığı]
Tabanyüzücü (bentopelajik),
okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 10-
PHYCIS PHYCIS (FORKBEARD) [eşek balığı, çatalsakal
gelincik, gelincik balığı]
Tabanyüzücü (bentopelajiktir) ve göçmez. 13-
PHYCOCYANIN [fikosiyanin]
Mavi suyosunlarında (Cyanophyta) bulunan boya maddesi.
PHYCOERYTHRINE [fikoeritrin] Kızıl ya da kırmızı
suyosunlarına (Rhodophyta) rengini veren boya maddesi.
PHYCOLOGY [yosunbilim, algoloji, fikoloji] ® Algology.
PHYLOGENESE [soyoluş,
filogenez] ® Phylogeny.
PHYLOGENETIC SYSTEMATICS [evrimsel sistemetik] Organizmanın evrilme
sistematiğini hedef alan çalışma.
PHYLOGENY [soyoluş,
filogeni] Bir ırk ya da soyun gelişme öyküsü, evrilmesi.
PHYLUM [kabile, filum] Canlıların
sınıflandırılmasında aynı soydan (atadan, cetten)
gelen ve dalların (kladus) birleştirilmesiyle oluşturulan büyük
(geniş) taksonomik sınıflandırma üst grubunun
adıdır. Eşanlamlı olarak soy, kabile ve kol da
kullanılmaktadır.
PHYSETER CATODON (SPERM WHALE) [ispermeçet
balina, adabalığı, amberbalığı, kadırga
balığı] Dünyadaki
en büyük dişlibalınadır. Dar çeneli ve kare
kafalıdır. Mavi-gri ya da esmerimsidir. Göbek kısmı beyaz lekelidir.
Erkeklerde sıkça rastlanan boy
PHYSETERIDAE
(SPERM WHALES) [ispermeçetbalinasigiller] Erken Oligosen’den günümüze yaşayagelmektedirler.
İspermeçetbalinaları balık olmayıp memeliler (Mammalia)
sınıfının balinalar (Cetacea) takımının
dişlibalinalar alttakımında (Odontoceti) yer alan üç balina
türüne verilen toplu addır. 1998’den bu yana
ispermeçetbalinalarıgillere ait türlerin sınıflandırılması
şu şekilde yorumlanmaktadır. i) Üç türde Kogiidae ailesinden; ii) Physeteridae bir aile ve Kogiidae alt aile
ya da Physeteridae üstaile Kogiidae aile; iii) Physeteridae ve Kogiidae iki
ayrı aile. ® Whales (balinalar). ® Physeter catodon.
PHYSICAL OCEANOGRAPHY [fiziksel oseanografi] Deniz ve okyanusların fiziksel
özelliklerini inceleyen dal.
PHYSIO- (prefix) [fizyo-] Doğadan.
PHYSIOLOGY [fizyoloji]
Canlıların işleyiş mekanizmalarını inceleyen
bilim dalı.
PHYSOCLIST (PHYSOCLISTOUS) [fizoklist] Kapalı hava (gaz) kesesine sahip türler. Hava
(gaz) kesesi bir boruyla (tüple) sindirim sistemine bağlı
değildir. Örnek; ışınlıyüzgeçliler (Acanthopterygii). ® Physostome (fizostom).
PHYSOCLISTOUS [fizoklist] ®
Physoclist.
PHYSOSTOME (PHYSOSTOMOUS) [fizostom] Hava (gaz) kesesinin bir tüple sindirim sistemine bağlı
olduğu tür. ® Physoclist.
PHYSOSTOMOUS [fizostom] ®
Physostome.
PHYTOBENTHOPHAGOUS [fitobentofaj] Tabandaki (sedimandaki) bitkisel besini yiyen.
PHYTOBENTHOS [fitobentos] Bentik bölgedeki bitkisel
organizmalar.
PHYTOLITHOPHIL [fitolitofil] Üreme birliği. Yumurtalarını su
altındaki malzemeye yapıştıran balık. Örnek; Perca
flavescens (Percidae).
PHYTOPHAGY [fitofaj] Bitki
yiyen, bitkiyle beslenen. Otobur, otçul.
PHYTOPHIL [fitofil] 1- Üreme birliği. Yumurtalarını
su altındaki canlı ya da cansız bitkisel malzemeye yapıştıran
balık. Örnek; Cyprinus carpio (Cyprinidae) ve Pomoxis annularis
(Centrarchidae).
PHYTOPHIL [fitofil] 2- Üreme
birliği. Yumurtalarını su altındaki yuvaya sarkan bitkisel
malzemeye yapıştıran balık. Örnek; Amia calva (Amiidae).
PHYTOPLANKTON [bitkisel plankton, fitoplankton] Planktonun kendibeslek (ototrof) bitkisel
kısmıdır. Su kolonunda askıda olup su hareketleriyle
taşınırlar. Gözle görülemeyecek kadar küçüktürler fakat suda çok
miktarda bulunmaları halinde, suya, türe bağlı olarak
yeşilimsi, sarı ya da esmere çalan renk verirler. Su kolonunun
ışıklı tabakasında (öfotik kuşakta) fotosentez
yoluyla enerji elde ederler ve yeni organik madde oluştururlar. Bu
yönleriyle birincil üreticilerdir. Üretimde, karasal bitkilerde olduğu
gibi nitrat, fosfat gibi makro besinler ile demir vb gibi mikro besinleri
kullanırlar. Önemli fitoplankton grupları diatomlar (Diatomae),
siyanobakteriler (Cyanobacteria), dinoflagelletlar (Dinoflagellata) ve
kokolitlerdir (Coccolithphore).
PHYTOPLANKTON NET [fitoplankton ağı] Bitkisel planktonların
toplanmasında kullanılan ağzı kasnaklı, huni
şeklinde çok dar gözlü (~55m)
ağ.
PHYTOPLANKTOPHAGY (MICROPHYTOPHAGY) [fitoplanktofaj] Bitkisel plankton (fitoplankton) ile beslenen.
PICAREL [izmarit balığı, izmarit, smirida, istrongiloz
balığı, istrangiloz] ® Spicara smaris.
PICKERELS [turnabalığıgiller] ® Esocidae.
PICO [piko] 10 üzeri eksi 12 (10-12).
PIDDOCK [folas] ® Pholas.
PIER [iskele] Gemilerin yanaşıp yükleme, boşaltma
yapabilecekleri karadan denize olan uzantı.
PIERCING FIN RAYS [yüzgeçleri delme] Markalama
ve tekrar yakalama ya da benzeri çalışmalar çerçevesinde bireysel
balığı işaretlemek amacıyla yüzgeçlerin belirli bir
sırayla delinerek balığın işaretlenmesi. Delinen
yüzgeç kısmı kapansa da yerinde yara izi kalmaktadır. ® Fin clip (yüzgeç kırpma). ® Cutting fin rays (yüzgeçleri kesme).
PIEZOELECTRIC
[piezoelektrik] Basınç
ya da şekil değişikliğiyle maddelerde (kristallerde)
oluşan zayıf elektrik. Balık otolitlerinde söz konusu olup
derinlik duyusunu oluşturduğu düşünülmektedir.
PIG CATCHER
[madraj] ® Madrague.
PIGMENT [pigment] İçinde bulunduğu dokuya renk
veren boya maddesi.
PIKE
[turna balığı] ® Esox lucius.
PIKED
DOGFISH [mahmuzlu camgöz,
mahmuzlucamgöz, dikenli köpek balığı, katran
balığı, köpek balığı] ® Squalus acanthias.
PIKES [turnabalığıgiller] ® Esocidae.
PILOT LADDER [şeytan çarmıhı] Yanları halattan
yapılmış bordodan sarkıtılarak kullanılan
merdiven.
PILOTFISH [klavuz balığı, maltapalamudu] ® Naucrates ductor.
PIMPLE DISEASE [kabarcık hastalığı] ® Knot disease.
PINCTADA MARGARITIFERA
(PEARL OYSTER) [?] Deniz incimidyesi. Yumuşakçalar
(Mollusca) kabilesi, midyeler (Bivalvia) sınıfı, Pterioida
takımı, Pteriidae ailesi, Pinctada
cinsi tür. Bu cinsten 12 tür bilinmektedir. Yenilebilir istiridyelere
(Ostreidae) yakındır. Cinsteki bütün türler ticari önemi yüksek büyük
inci oluşturmalarıyla ünlüdür. Yetiştirme yoluyla inci üretimi
ise Türkiye’ye yakın sularda (Basra krf.
Kızıldeniz, Akdeniz) Pinctada radiata türünde
gerçekleştirilmiştir.
PINEAPPLE DISEASE (PINECONE DISEASE) [su toplama hastalığı] Vücudun
su-tuz dengesizliğinde (osmoregülasyon) şişmesi. Çeşitli
sıvı vücut boşluğunda birikir. Belirtileri; uyuşukluk,
hava yutma, hızlı soluma ve renk kaybı vs şeklinde olur.
PINECONE DISEASE [su toplama hastalığı] ® Pineapple disease.
PINGER (ACOUSTIC DEVICE) [pinger] Ses yayan aygıt. Ağlara
bağlanarak yunus vb’ni ürküterek ağdan uzaklaştırmada
kullanılan ses yayıcı cihaz.
PINK COMB
JELLY [hıyar medüzü] ® Beroe ovata.
PINK
DENTEX [sinagrit, tellisinarit
balığı, antenli mercan, trança] ® Dentex gibbosus.
PINNA [pinna] Yüzgeç.
PINNA ABDOMINALIS [karın yüzgeçci,
pelvis yüzgeci] ® Pelvic fin.
PINNA ADIPOSA
[yağ yüzgeci, adipoz yüzgeç] ® Adipose fin.
PINNA ANALIS
(PINNA
ANI) [dışkıl
yüzgeç, anal yüzgeç] ® Anal fin.
PINNA ANI [dışkıl yüzgeç, anal yüzgeç]
® Pinna analis.
PINNA CAUDALIS (PINNA CERCALIS) [kuyruk yüzgeci] ® Caudal fin.
PINNA CERCALIS [kuyruk yüzgeci] ®
Caudal fin.
PINNA DORSALIS [sırt yüzgeci] ® Dorsal fin.
PINNA PARILIS
(PINNA
PARIS) [?] Çift olan yüzgeç.
PINNA PARIS
[?]® Pinna parilis.
PINNA PECTORALES [göğüs yüzgeci] ® Pectoral fin.
PINNA VENTRALIS [karın yüzgeci] ® Pelvic fin.
PINNAE [yüzgeçler]
Pinna’nın çoğulu.
PINNIPEDIA (PINNIPEDS) [yüzgeçayaklılar] Memelilerin Carnivora
takımının bir alt-takımındaki hayvanları kapsar.
Uzuvları değişikliğe uğramış ve yüzgeç
halini almış olup kuyrukları kısadır. Vücutları
mekiğe benzer. Deri altında yağ tabakası vardır.
Denizde ve kısmen karada yaşarlar
(ikiyaşayışlıdırlar). Etotoburdurlar (omnivordurlar).
Fokgiller (Phocidae), irikulaklıgiller (Otariidae), Morsgiller
(Odobenidae) sınıflarına ayrılırlar.
PINNIPEDS [yüzgeçayaklılar] ® Pinnipedia.
PIPE [kuyruk]
® Tail piece.
PIPEFISHES [deniziğnesigiller] ® Syngnathidae.
PIPER
GURNARD [öksüz, öksüz
balığı, kırlangıç] ® Trigla lyra.
PIPETTE [pipet]
Laboratuvar ve bazen sahadaki kimyasal çalışmalarda kullanılan
genellikle eşit hacim aralıkları olan, cam boru.
PIRANHA [piranya] Daha önce Characinidae şimdi ise Characidae
ailesinden balıkların genel adıdır. Amerika ve güney
Amerika’nın alt tropik ve tropik tatlısularında yaşarlar.
Boyları çok değişkendir. Çok küçükleri
PIRATE [korsan]
Deniz haydudu. Akdeniz’de önce korsan sonra önemli denizciler olarak Turgut
Reis, Piri Reis, Murad Reis, İlyas Reis, İshak Reis, Oruç Reis,
Hızır Reis, Uluç Ali Reis en yaygın bilinenlerdir.
PISCARY [balıkçılık]
® Fishery.
PISCATOLOGY [piskatoloji]
Balıkçılık bilimi.
PISCES (FISH, FISHES) [balıklar] Balıklar suda yaşayan ve dolaşan
omurgalılar (Vertebrata) dalının kıkırdaklı ve
kemikli balıkları kapsayan canlıları olup
solungaç-larıyla solunurlar. Vücutları uzuncadır. Yüzgeçleri ve
genellikle yüzme keseleri vardır. Çoğu balık türü ayrı
eşeyli olup yumurtlamayla çoğalır. Yumurta sayıları
yüksektir. Bazı türlerde canlı doğum da görülür. Kimyasal
algılama yetenekleri çok gelişmişitir. Boyları küçükten büyüğe
çok farklıdır. 8 mm’den
PISCI- (prefix) [piksi-] Balıkla ilgili.
PISCICULTURE [piskikültür] Balıkların yapay yolla
yetiştirilmesi.
PISCIFAUNA [piskifauna]
Bir bölgedeki balıklar.
PISCIFORM [balık
şekilli] Balığa benzeyen.
PISCIVORE [balıkobur]
Balıkla beslenen.
PISCIVORE [piskivor]
Balık yiyen.
PIT [çukur] 1- Balıkların genellikle
toplandığı havuz ya da bataklıktaki çukur kısım.
PIT [çukur] 2- Malzeme
alınarak oluşturulmuş ve doğal yolla suyla dolmuş olup
balık aşılanmış yer.
PİRİ REİS [?] Asıl
adı Muhiddin Piri olan Türk denizci (1465-1554). Kemal Reis ve Oruç
Reis’in yanında denizcilik yaptı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde
Hint kaptanı deryalığını üstlendi. Kitab-ı
Bahriye adlı denizcilik kitabını yazdı. Bir kısmı
kaybolmuş, ceylan derisi üzerine çizilmiş olan haritası
meşhurdur. Ferman üzerine 80 yaşında idam edilmiştir.
PLACE [yer] Bir nesne ya da
organizmanın hacmi nedeniyle kapsadığı ya da boş olan
uzay parçası.
PLACOID [plakoid]
Plakamsı. Plakaya benzer.
PLACOID SCALE
[plakoid pul] Keskisolungaçlılar
(Elasmobranchii) ve Tümbaş-lılar’da (Holocephali) görülen diken
şekilli pul tipi.
PLAIN BONITO [akpalamut, akpalamut balığı, ak
palamut] ® Orcynopsis unicolor.
PLANKTER [plankton]
Bireysel plankton organizması.
PLANKTIVORE (PLANKTON FEEDER, PLANKTONIVOROUS, PLANKTOPHAGY) [planktonobur,
planktivor] Plankton
tüketen, yiyen, planktonla beslenen.
PLANKTON
[plankton] Çok zayıf yüzme yeteneği
olan, kendi gücü ile yer değiştiremeyen ve akıntılarla
taşınan, tabanın üstünde su kolonunda yaşayan çok küçük
sucul (hayvansal ve bitkisel) organizmalar. Bitkisel olanları fitoplankton
(phytoplankton), hayvansal olanlarına zooplankton (zooplanton) ve
çoğunluğu plankton olan balık yumurta ve larvalarına
ihtiyoplankton (ichthyoplanlton) denmektedir.
PLANKTON FEEDER [planktonobur, planktivor] ® Planktivore.
PLANKTON NET [plankton ağı] Plankton toplamada kullanılan ince gözlü, koni
şekilli ağ.
PLANKTON PATCHES [plankton yamaları] Denizel akıntılar planktonları bir yerden
diğerine taşırlar. Taşıma sırasında
planktonlar akıntı sınırlarında
yoğunlaşır ki bunları da bunlarla beslenen üst tüketiciler
izlerler. Denizel akıntıların birçoğu gelişigüzel
olmayıp düzenli sistemler olduklarına göre plankton yamaları da
gelişigüzel olmayıp düzenlidirler. Balık
varlığının bulunacağı kesimler bu tür yerlerdir.
PLANKTONIVOROUS [planktonobur, planktivor] ® Planktivore.
PLANKTONOLOGY [planktonoloji] Plankton’u inceleyen bilim
dalı.
PLANKTOPHAGY [planktonobur, planktivor] ® Planktivore.
PLANULA [planula]
Sölentereler (Coelenterata) grubu hayvanların kirpikli olup yüzücü
(pelajik), yassı kurtçuk (larva) tipidir. Kendilerini besleyemezler.
Yüzerek uygun bir sert yapı bulduklarında yerleşir ve polip
olurlar.
PLATEAU [plato] Bir ya da daha çok tarafı birden bire alçalan düz ya
da neredeyse düz alan.
PLATICHTHYS FLESUS (FLOUNDER) [derepisisi, pisi
balığı] Platichthys flesus luscus’un
geçerli adıdır. Boyu TL=60 cm ve
ağılığı
PLATY (MOLLY, GUPPY) [gupigiller, lebistesgiller]
® Poeciliidae.
PLATYCEPHALUS INDICUS (BARTAIL FLATHEAD) [?] Okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Acısuya girer. Resiflerle ilgilidir. Boyu
TL=100 cm ve ağırlığı
PLECTOGNATHI
(TETRAODONTIFORMES, PUFFERS & FILEFISHES) [çengelçeneliler] Üst çeneleri
kafatasıyla birleşmiş ve karın yüzgeçleri kalıntı
halini almış, vücutları kemiğimsi malzemeyle kaplı
balıkları içeren ışınlıyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfının Plectognathi
ya da Tetraodontiformes adlarıyla anılan takımıdır. Bu takımdaki 10 ailede (Aracanidae,
Balistidae, Diodontidae, Molidae, Monacanthidae, Ostraciidae, Tetraodontidae,
Triacanthidae, Triacanthodidae, Triodontidae) yaklaşık 360 tür bulunmaktadır. Çoğu
denizde ve tropik mercan resifi kesimlerinde bulunur. Birkaçı tatlı
ve acısuda yaşamaktadır. Biçimleri çok farklı olup üçgen
biçimliden küreye ya da yanlardan yassılaşmış olanlardan
kare şekline kadar değişir. Yavaş hareket ederler. Hemen
hepsinde plakaya dönüşmüş düşmanlara karşı koruyucu
pul bulunur. Çeneleri kuvvetlidir ve kalın kabuklu canlılarla
beslenirler.
PLECTORHINCHUS MEDITERRANEUS (RUBBERLIP GRUNT) [?]
Tabansal (demersal) olup 10-80 metrelerde
rastlanır. Boyu TL=100 cm kadar ve ağırlığı
PLEISTOCENE
[plaistosen] Jeolojik
çağ. 1.6-0.01 milyon yıl öncesi.
PLEO- (prefix) [pleo-] Çoklu, aşırı.
PLEOMORPHIC [pleomorf]
Şekli ve büyüklüğü değişen.
PLEURONECTIDAE (RIGHTEYE FLOUNDERS)
[yanyüzergiller]
Actinopterygii - ışınlıyüz-geçliler sınıfı, yassıbalıklar (Pleuronectiformes)
takımının bir ailesidir. Bu aile Eopsettinae, Hippoglossinae,
Hippoglossoidinae, Lyopsettinae, Paralichthodinae, Pleuronectinae,
Poecilopsettinae, Rhombosoleinae altailelerini içerir. Bu alt ailelerde 41 cins
ve 101 türü kapsamaktadır. Aile
bireyleri sol tarafları üzerinde yüzdük-lerinden İngilizce’de
sağgözlü pisi olarak anılırlar. Sırt ve
dışkıl (anüs) yüzgeçleri uzun ve devamlı olup kafa
kısmına ulaşır. Küçük boylular tabandaki
omurgasızlarla beslenir.
PLEUSTON [plöston]
1-
Tatlısuyun çok dar hava-su geçiş tabakasında kısmen su
yüzeyine yakın ve kısmen de su yüzeyi filminde yaşayan
organizmalar.
PLEUSTON [plöston]
2- Tatlısu
kütleleri üzerinde yüzen bitkisel malzeme.
PLIMSOLL LINE [kana rakamları] ® Plimsoll mark.
PLIMSOLL MARK (PLIMSOLL LINE) [kana rakamları] Teknenin çektiği su
derinliğini gösteren ve başta ve kıçta yer alan Romen
rakalarıyla ya da italik yazılmış sayılar.
PLIOCENE [pliosen]
Tersiyer dönemde jeolojik çağ. 5-1,6 milyon yıl öncesi.
PLUMB [iskandil kurşunu] Su derinliğini ölçmede
kullanılan ipe bağlı kurşun ağırlık.
PLUMB THE DEPTHS [iskandil et, iskandil ver] Denizcilikte derinliği ölç emri.
PLUNGE BASKET [sepet] ® Basket.
PLUS CLASS
[artı grup] ® Plus group.
PLUS GROUP (PLUS CLASS) [artı grup] Bütün diğer yaşlı
balıkların katıldığı son yaş ya da boy
grubu. Örnek; 5+ = yaş tayini yapılan bütün balıklar 5
yaşında ya da daha büyüktür. 27+ cm = Ölçülen bütün balıklar
PLUTEUS [pluteus] Derisidikenlilerin yüzen bir kurtçuk
(larva) tipi. Uzun (yüzme) uzantıları dikkat çekicidir.
PLUVIAL [pluvial] Yağışların çok, nehir
girdisinin yüksek, buharlaşmanın az, göl seviyesinin yüksek
olduğu zaman süreci.
PM (pm, p.m) (abbrev.) [öğlenden sonra] ® Post meridiem.
PNEUMATIC DUCT (DUCTUS PNEUMATICUS) [pnömatik kanal] Yutağı gaz (hava) kesesine bağlayan tüp.
PNEUMATOPHORE [pnömatofor] Sifonoforlarda yüzme görevinde
kullanılan içi gaz (hava) dolu kese.
POCKET [cep]
1-
Kıyıdan içeriye giren çentikli küçük koy.
POCKET [cep] 2- Irmak ya
da gölde küçük derin kısım.
POCKET [torba]
Balık tuzağında (ağ dalyanlar) balıkların
toplandığı ağın son kısmı, son bölümü.
-POD (soffix)
[ayak] Örnek; psödopod(yum) (pseudopodium)-yalancı
ayak.
POD [sürü]
1- Bireylerin
vücut temasında olduğu (sürtündüğü) balık topluluğu. ®
School.
POD [sürü]
2- Belirli bir
nedene bağlı olarak bir araya gelmiş balıklar. Örnek; yumurtlayan
balıklar. ® School.
POECILIA RETICULATA (GUPPY) [gupi] Sık
kullanılan bilimsel adı Lebistes reticulatus’tur Sazangil bir balıktır. Boyu TL=3-
POECILIIDAE (GUPPY, MOLLY, PLATY) [gupigiller, lebistesgiller] Işınlı-yüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfı, dişlisazansılar olarak
algılanabilecek Cyprinodontiformes takımının canlı
doğuran tatlısuda yaşayan bir ailesidir. Aile 39 cinsi
kapsamaktadır. Bu gruba canlı doğurucu denmekteyse de
bazıları arasında belirgin farklar vardır. Bu ailenin bir
grup bireyi dişi döllenmeden önce yumurtalara gerekli bütün malzemeyi
sağlar ve bunlar anadan bağımsızdır (lecitrophic).
Diğerlerinde ise dişi döllenme sonrasında yeni
kuşağın gelişmesi için gerekli malzemeyi sağlar
(matrotrophic). Akvaryumda beslenen ve bir kısmının ticaretinin
yapıldığı küçük boylu balıkları kapsayan aile
bireylerinin birkaç türü doğal sivrisinek mücadelesinde
kullanılır.
POIKILOSMOSIS
[poikilozmoz] 1- Bir organizmanın çevredeki
duruma göre değişken iç ozmoz basıncına sahip olma
yeteneği. Örnek; Myxinidae.
POIKILOSMOSIS [poikilozmoz] 2-
Değişen çevresel koşullara rağmen vücut
sıvılarını sabit osmoz basıncında tutamayan
organizmalar. ® Homeostasis
(homeostazis). ® Homeosmotic (homeozmotik).
® Poikilosmotic (poikilozmotik).
POIKILOSMOTIC
[poikilozmotik]
Değişen çevresel koşullar karşısında vücut
sıvılarını sabit osmoz basıncında tutamayan organizmalar.
Tersi ® Homeosmotic (homeozmotik).
POIKILOTHERMIC [soğuk kanlı, poikiloterm, ektoterm] ® Cold blooded. ® Ectotherm.
POINT [nokta] 1- Büyüklüğü olmayan fakat belirli
bir yeri olan.
POINT [nokta] 2- İki doğrunun
kesiştiği yer.
POINT SOURCE POLLUTION [noktasal kirlilik] Bir noktada oluşan kirlilik.
Örnek; fabrika atık suyunun çıkış noktası.
POISON FISHING [ağı balıkçılığı, zehir
balıkçılığı] Yüksek omurgalılara etki
etmeyen fakat balıkları bayıltan ‘ağı, zehir’
kullanılarak yapılan balıkçılık. Ağı (zehir)
ya suya atılarak ya da yem içerisine gömülerek kullanılmaktadır.
POISONED
BREAD-PASTE-BAIT [ağılı-ekmek hamuru
avcılığı, zehirli-ekmek hamuru avcılığı] Ağılı-ekmek
hamuru avcılığı. Ekmeğin zirai ilaçla
yoğrulmasıyla oluşturulmuş yem malzemesinin suya
atılarak balıkların bayılması sonucu yüzeye
çıkanların toplanmasına dayanan avcılık.
POISONOUS FISHES [ağılı balıklar, zehirli balıklar] Zehirli
balıklar. Bakteriyel olan hariç
ağı (zehir) taşıyan herhangi bir balık. Bazen
yalnız ağızla alınmayla oluşan agılamayla
(zehirlenmeyle) sınırlı tutulur ve ağı (zehir)
taşıyan ve ağıyı (zehiri) iğnesiyle aktaranlardan
ayrı tutulur.
POKE LINE [haydros]
® Lazyline.
POKET [torba] ® Cod-end.
POLAR [kutupsal]
Kutup bölgelerinin 60° ile 90° enlemleri arası için kullanılan
terim.
POLICY [politika] Seçenekler arasından düzenleyici organın
balıkçılığa yönelik seçmiş olduğu etki, yol ve
yöntem.
POLLUTANT (CONTAMINANT) [kirletici]
Çevrenin herhangi bir ögesini kirleten madde.
POLLUTION [kirlilik,
kirlenme] 1- Çevrenin
canlı yaşamına kısa ve uzun süreçte tehlikeli olacak
şekilde kirlenmesi, doğal olmayan yolla bozulması.
POLLUTION [kirlilik, pollusyon] 2- Bir ortamın kirlenmesi.
POLY- (prefix) [poli-] Çok, birçok,
aşırı. Örnek; polimer (polymer)-birçok basit molekülden
oluşan madde.
POLYANDRY [çokkocalı]
Birden çok erkekle çiftleşen dişi.
POLYCHAETA [çokkıllılar] Halkalı kurtlar (Annelida)
filumunun çoğu denizde yaşayan sınıfıdır. Bu
sınıfa kum solucanları, tüplü solucanlar ve deniz tarakları
dahildir. Baş, gelişmiştir. Çoğu kez gelişmiş
gözler, antenler ve algılayıcılar taşırlar. Döllenme
dışarda olur. Cinsiyet hücreleri böbrek görevini üstlenen sistem
üzerinden atılır. Gelişme trokofora (trochophora) kurtçuğu
üzerinden olur. Yaklaşık 10.000 türü
tanımlanmıştır. Bunların bir kısmı yer
değiştirmez, bir kısmı gezgin
yırtıcıdır, diğerleri otlayıcıdır. Önemli ekolojik rolleri
vardır. Hem tüketen hem de tüketilen-dirler. Kirlilik izleme
çalışmalarında gösterge olarak önemlidirler.
POLYCHLORINATED BIPHEYL (PCB) [poliklorlu bifenil] Çok dayanıklı,
ağılı (zehirli), endüstriyel kimyasallar
sınıfından bir madde.
POLYCULTURE [çoklu kültür] Birbirini tamamlayan, destekleyen farklı birkaç türün kültürü.
Kültüre alınan türler birbiriyle yarış etmedikleri gibi
yırtıcılıkları da yoktur. Örnek; pirinç
tarlasında Tilapia semirtme ile
sazan ve ördek yetiştiriciliği vb.
POLYCYCLIC AROMATIC HYDROCARBONS (PAH) [Polisiklik Aromatik Hidrkarbonlar] Çevresel kirleticiler olarak
balık ürünlerinde bulunan az miktarlardaki poliaromatik hidrokarbon.
Yüksek değerler petrol ve petrol ürünleri kirliliğinden
geldiğini gösterir. Bazı PAH’lar kansorejendir. Tütsülenmiş
balıkta tütsülenmemiş olandan bir kaç kat (10 kat) daha fazla
olabilir.
POLYCYCLIC FISHES [çokdönüşsel balıklar] Tekdönüşsel olanların aksine yaşamlarında
aralıklarla yumurtlayan balıklar.
POLYCYCLIC SPAWNING [iteropar çoğalma] ® Iteroparity.
POLYGAMY [çokeşlilik, poligami] Her iki cinsiyetin birden çok
bireyle (eşle) çiftleşmesi.
POLYGYNY [çokkarılı]
Birden çok dişiyle çiftleşen erkek.
POLYHALINE [polihalin]
Denizel kaynaklı tuzlardan gelen ve tuzluluğu 18.1-30.0 ppt
arasında değişen su.
POLYMORPHIC [polimorf]
1- Aynı
populasyonda birden çok (değişik) formu ve cinsiyeti olan tür.
POLYMORPHIC [polimorf]
2- İki
farklı durumu olan özellik.
POLYMORPHISM [polimorfizm] Bir türün farklı formlarda var olabilmesi.
Aynı çiçeğin farklı renkte olması gibi.
POLYODONTIDAE (PADDLEFISH FAMILY) [çokdişli
mersinbaliğigiller] Işınlıyüz-geçliler
(Actinopterygii) sınıfı, Mersin balığımsılar
(Acipenseriformes) takımının bir ailesi olup iki cinsi ve iki
türü barındırır. Polyodon Amerika’da ve Psephurus cinsi ise Çin’de yaşar. İri
cinslerdir.
POLYPHAGOUS [polifaj]
Birçok ve değişik besinle beslenen canlılar.
POLYPHAGY [polifaj(i)] Değişik
besinlerle beslenme.
POLYPHIL [polifil] Üreme
birliği. Farklı yumurtlama malzemesi kullananlar.
POLYPHYDONT
[polifidont] Tümbaşlılar
(Holocephali) ve akciğerli balıklar (Dipnoi) hariç çoğu
balıkta olduğu gibi dişlerin sürekli yenilendiği tip. ®
Monophyodont (monofiyodont). ® Diphyodont (difiyodont).
POLYPHYLETIC [polifiletik] Birçok atadan gelen bir grup bitki ve hayvanlar.
POLYPHYODONT [polifiyodont] Köpek balıklarında görüldüğü gibi
yaşam süresince birbirini izleyen yeni dişlerin çıkması. ® Monophyodont (monofiyodont). ® Diphyodont (difiyodont).
POLYPLOID [poliploid]
Haploid kromozom sayısının iki katından fazlasına
sahip. Örnek; 4n, 5n vs.
POLYPRION AMERICANUS (WRECKFISH) [iskorpithanisi, iskorpithanisi
balığı]
Tabanyüzücü (batidemersal), okyanus-göçerdir (okyanodromdur). 40-
POLYSALINE [polisalin]
Karasal kaynaklı tuzlardan gelen ve tuzluluğu 18.1-30.0 ppt
arasında değişen su.
POLYTYPIC [politipik] Birçok
alt birimi içeren taksonomik birim. Örnek; politipik bir cinste birçok türün
bulunması gibi.
POLYUNSATURATED FATTY ACIDS (PUFA) [çoklu-doymamış
yağ asitleri] Uzun zincirli doymamış omega-3 yağ asitleridir. Bunlar
onsekiz ve daha fazla C-atomu ile iki ya da daha çok çift bağı
olan yağ asitleridir. Larva evresinde balığın
gelişmesi ile insanların sağlıklı beslenmesinde
önemlidirler.
POM (abbrev.) [parçacık halindeki organik madde] Particulate
Organic Matter.
POMADASYS INCISUS (BASTARD GRUNT) [gargur, yalancı
isparoz] Tabansaldır (demersaldir) ve acısuya
girer. 10-
POMADASYS STRIDENS (STRIPED PIGGY) [?]
POMATOMUS
SALTATRIX (BLUEFISH) [lüfer]
Yüzücü (pelajik) okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Acısuya girer ve 0-
|
10- 18- 25- |
POMATOSCHISTUS BATHI (?) [küçükkaya
balığı] Tabansaldır
(demersaldir). Acısuya girer. Boyu TL=3 cm olabilir. Kumlı
çakıllı zeminde bulunur.
POMATOSCHISTUS MARMORATUS (MARBLED GOBY) [lekelihurmakayası
balığı, küçükkaya balığı] Tabansaldır (demersaldir). Acısuya girer. 20-
POMATOSCHISTUS MICROPS (?) [küçükkaya
balığı, küçükhurmakayası balığı] Tabansal (demersal) olup etrafgöçerdir
(amfidromdur). 0-
POMATOSCHISTUS MINUTUS (SAND
GOBY) [hurmakayası balığı, kayabalığı] Okyanusgöçer
(okyanodrom), tabansaldır (demersaldir). 4-
POMATOSCHISTUS MINUTUS ELONGATES [hurmakayası balığı, kayabalığı] ® Pomatoschistus minutus.
POMATOSCHISTUS PICTUS (PAINTED GOBY) [küçükkaya
balığı, kayabalığı, beneklihurmakayası
balığı] Pomatoschistus pictus adriaticus’un
geçerli adıdır. Tabansal (demersal) olup 1-
POMATOSCHISTUS
PICTUS ADRIATICUS [küçükkaya
balığı, kayabalığı, beneklihurmakayası
balığı] ® Pomatoschistus pictus.
POND [gölet] 1- Gölden küçük, havuzdan büyük
doğal ya da yapay su kütlesi.
POND [havuz]
2- Küçük,
sığ, tatlı ya da tuzlu su kütlesi.
POND [havuz]
3-
İçerisinde ticari ya da süs amaçlı balık tutulan su kütlesi.
POND CULTURE [havuz kültürü] Kara içerisindeki havuzda balık
yetiştiriciliği.
POND FISH [havuz balığı] Genelde havuzda büyütülmüş
balık.
POND GRATE [havuz çiti] Havuza giren ve çıkan suya konulmuş olup
istenmeyen balık girişi çıkışını önleyen bir
cins ızgara-çit, çeper.
POND SPAWNING [havuzda yumurtlama] Yumurtlama etkinliği için
ağ, dal, yuva yeri, yumurtayı yapıştırma
olanağı sağlayıcı malzeme ve kısmı olan
havuz.
PONDING [bentleme] Dere
ve ırmaktaki su seviyesini yükseltmek için oluşturulmuş engel.
PONTIC SHAD [Karadeniz
ringa balığı, ringa balığı, tirsi] ® Alosa pontica.
POOL [gölet]
1- Havuz, küçük
göl.
POOL [gölet] 2-
Suyun yavaş aktığı görece derin ırmak kesimi.
POOLED DATA [birleştirilmiş
balıkçılık verisi] ® Aggregated fishery data.
POOR COD [tavuk balığı] ® Trisopterus
minutus.
POORLY NOURISHED [kötü beslenmiş] Akvakültürde yeterince yem
alamamış ya da eksik beslenmiş balık.
POPEYE [pörtlekgöz] ® Exophthalmia.
POPULATION [populasyon] 1- Bir bölgede yaşayan ve aynı
tür’den olan bireyler topluluğu.
POPULATION [populasyon] 2- Genelde,
balıkçılıkta stok anlamında kullanılmak-tadır.
Tanım olarak birbirleriyle çiftleşip yeni kuşak oluşturan
ve belirli bir coğrafi alanda dağılmış olan aynı
türden bireylerin tümüdür.
POPULATION CENSUS
(CENSUS) [populason
sayımı]
Basitçe sayma işlemidir. Populasyonu oluşturan bireylerin
sayılarının belirlenmesidir.
POPULATION CHARACTERISTICS [populasyon özellikleri, populasyon yapısı] Populasyon yapısı tür
ile çevre arasındaki ilişkileri yansıtır ve tür’e özgü
sınırlar içerisinde değişir. Populasyon yapısı ya
da özellikleri çeşitli şekillerde gösterilebilir.
Balıkçılıkta bireylerin her yaş grubundaki sayısı
ve ağırlıkları, cinsi olgunlaşma, cinsiyet
oranları, büyüme ve ölüm sabitleri, şekilbilimleri (morfolojileri) ve
benzeri bu amaçla kullanılabilir.
POPULATION DENSITY [populasyon sıklığı] Belirli bir alana
dağılmış populasyona ait bireylerin sayısı ya da
ağırlığıdır.
POPULATION DYNAMICS [populasyon dinamiği] Populasyona ya da parçasını
oluşturan bireylere doğal ve balıkçılık ölümü,
doğum, içgöç, büyüme vb etkiler ile her türlü değişikliği
ele alan disiplin. Populasyonu (stok’u) artıran ve azaltan olayları
açıklayıcı modellerin geliştirilmesi, en iyi (optimal)
balıkçılığın temellerinin atılması,
gelecekte avlanabilecek ürününün (balık miktarlarının) tahmin
edilmesi ve balıkçılığı düzenlemek için konulan
önlemlerin etkinliğinin sınanması bu disiplinin hedef ve
görevidir.
POPULATION MODEL [populasyon modeli] Stok tahmini modelinin populasyonun zamanla nasıl
değiştiğini gösteren bileşeni. Model, yaş/boy ya da
biyokitle temelli, belirleyici ya da kestirimci olabileceği gibi
sıklığa bağlı ya da sıklığa bağlı
olmayan, yere göre yapılandırılmış, yere göre
kümelenmiş (birleştirilmiş) dengesel ya da dengesel olmayabilir.
POPULATION STRUCTURE [populasyon yapısı] Belirli bir populasyonun yaş,
boy kompozisyonu, cinsiyet oranı vb özelliklerini içerir.
POPULATION VIABILITY ANALYSIS [populasyonun yaşama yeteneği
çözümlemesi] Türün
yaşam hikayesi ile konulmuş olan belirli idari düzenleyici önlemle ya
da bu önlem olmadan bir populasyonun (stokun) sönme
olasılığının sayısal çözümlenmesiyle yapılan
tahmindir.
POP-UP TAG [pop-ap marka] Balığa takıldıktan sonra
belirlenen belirli bir sürede kendiliğinden balıktan
ayrılıp yüzeye çıkan ve kayıtlı verileri uydu
kanalıyla deney yapana ileten im, marka. Balığın ya da
im’in (işaretin) deney yapana iletilmesi gerekmemektedir. ® Carlin tag (Carlin markası) ® Lea tag (Lea
markası). ® Petersen tag (Petersen markası). ® Hot branding (sıcak-dövme marka). ® Cold
branding (soğuk-dövme marka). ® Gill clamp (solungaç markası). ® Spaghaetti tag (spagetti markası). ® Visible implant tag (görünür
ekme marka). ® Visible implant
elastomer tag (görünür elastik ekme marka).
PORBEAGLE [dikburun,
dikburunkarkarias, dik-burunlu
harharias] ® Lamna nasus.
PORED SCALE
[delikli pul] Üstünde delik
olan yanal çizgi pulu.
PORGIES [izmaritgiller] ® Sparidae.
PORIFERA (SPONGES) [süngerler] Dünyada 5.000 türü bilinmektedir. Bunlardan
150’si tatlısuda yaşar. Sünger içerisinden su geçen bir kanallar
sistemidir ki bunlara ostia denilmektedir. Türe bağlı olarak iskelet
elemanları değişir. Besin bireysel yutucu gözeler (hücreler)
tarafından alınır ve sindirilir. Eşeysiz (cinsiyetsiz)
çoğalma tomurcuklanmayla olur. Eşeyli (cinsiyetli) çoğalmada
atmık (sperm) suya bırakılır. Komşu sünger bunu alarak
özel gözelerle (hücrelerle) yumurtaya götürür. Döllenmiş yumurta blastula
evresinde ya da döllenmeden sonta suya bırakılır. Kurtçuk
(larva) ya hemen yerleşir ya da bir süre planton olarak yaşar.
Türkiye sularında 37 aileye ait 60 kadar türü bulunmaktadır. ® Euspongia officinalis (banyo süngeri).
POROUS [gözenekli] Küçük delikleri olan malzemeyi belirtir.
POR'S GOATFISH [Nil barbunyası] ®
Upeneus
PORT [iskele]
1- ® Port-side.
PORT [liman]
2- Balıkçı
teknesinin ya diğer teknelerin karaya dayalı üssü.
PORT OF REGISTERY (HOME PORT) [bağlama limanı,
bağlı olduğu liman] Geminin bağlı olup tescil işlemlerinin yapıldığı
yerleşim birimi. Deniz aracının kayıt
edildiği liman.
PORT SAMPLING
[limanda örnekleme] Avlanan
balıklardan teknelerin boşaltma amacıyla
yanaştığı iskelede örnek alma işlemi. Burada
genellikle balık vücuduna zarar vermeyen boy ölçümleri ile yaş tayini
için pullar ya da gizli otolit alma tekniğiyle otolit alınır.
PORTABLE LIFT-NET [taşınabilir çökeltme ağı] Elle
kullanılabilir boyuttaki çökeltme ağı.
PORTER [yalel] Balık halinde taşıyıcı, hamal.
PORTHOLE (BULLS EYE, DEADLIGHT) [lumbuz, lomboz] Gemilerin yuvarlak pencerelerinin
adı.
PORT-SIDE (PORT) [iskele] 2- Baş tarafa
doğru bakıldığında geminin sol tarafı.
POSEIDON [Poseydon]
Sakallı, uzun saçlı, huysuz, trident denilen 3 çatallı
mızrağı olan Zeus, Hades ve Hera’nın kardeşi, Kronos
ve Rea’nın oğlu Amphitrite’nin kocası Yunan mitolojisindeki
deniz tanrısı.
POSIDONIA [Posidonia,
posidonya] Deniz çayırı. 30-
POSITION [yer, mevki] Diğer nesnelere göre (coğrafi) konum.
POSSESSION LIMIT [mülkiyet sınırı]
Mesleki ya da sportif balıkçılıkta herhangi bir zamanda
yasal olarak avlanabilecek, bulundurulabilecek, saklanabilecek,
taşınabi-lecek balık sayısı ya da miktarı.
POST- (prefix) [post-] Zamansal olarak sonra, arkada,
arkasında. Örnek; posterior (posterior) arkadaki.
POST [bodoslama] Gemi ya da tekne omurgasının iki ucundan
yukarıya doğru uzanan dikmeler.
POST MERIDIEM (pm = p.m) [öğlenden sonra] Saat 12’den sonra.
POSTDORSAL LENGTH [postdorsal uzunluk] Sırt yüzgeci kaidesinden kuyruk yüzgeci kaidesine
kadar olan mesafe.
POSTERIOR [posterior] Arkasında,
arkada, arka, ard.
POSTERIOR MARGIN (APICAL MARGIN) [arka sınır] Pulun arka kenarı.
POSTERIOR PROCESS [pelvis kemiği] ® Pelvic bone (leğen kemiği).
POSTGLACIAL LAKE [buzul sonrası göl] Buzullaşma sonrası çözülen
buzulun oluşturduğu göl.
POSTLARVA [geçkin
kurtçuk, geçkin larva] Yumurta sarısını tüketmiş
kurtçuk (larva). Terim kurtçuğun (larvanın) yapı ve şekli
genç balığa benzemiyorsa kullanılmaktadır.
POSTORBITAL [postorbital]
Gözçukuru arkasında.
POSTROSTRUM [postrostrum] Otolitin arka ucu.
POST-SMOLT [smolt sonrası] Alabalıkgilin gelişme
aşaması. Nehirden denize geçtikten sonra izleyen kış
döneminde birinci yaş halkasının oluşmasına kadar
geçen dönem.
POST-SPAWNING [yumurtlama sonrası] Yumurtlama sonrası dönemle
ilgili.
POTAMA [potama]
Irmak, nehir.
POTAMADROMOUS
[ırmakgöçer, potamadrom] Tatlı
suda gerçek göçmen balıklar.
POTAMADROMOUS FISH [ırmakgöçer
balık(lar), potamadrom balık(lar)]
Tatlısu’da gerçek göçmen balıklar.
POTAMODROME [potamodrom] Bütün
yaşamı tatlısuda geçen canlılar.
POTAMOLOGY [potamoloji]
Akarsu içindekileri inceleyen bilim.
POT-AND-LINE [sepet ve ip] Sepete bağlanmış
olup bir şamandırası olan ip. Aracın yerinin
bulunmasında kullanılır.
POTENTIAL [gizil, potansiyel] Bir olayı gerçekleştirmek için gerekli
güç ve yeteneğe sahip olmak.
POTENTIAL FECUNDITY [gizil doğurganlık, potansiyel doğurganlık, potansiyel
fekondite] Yumurtlama sonrası bir kısım
olgunlaşmamış yumurta kaybolsa da mevcut olgun yumurtaların
bulunduğu yumurtalık.
POTENTIAL YIELD [gizil hasat, gizil ürün, potansiyel hasat] Tahmin edilen
sömürülebilecek balık miktarı.
POUCH BROODER [kese-kuluçkalayıcı] Üreme birliği. Yumurtalar
vücut dışında karın bölgesindeki zarımsı bir
kesede kuluçkalandırılmaktadır. Örnek; deniz iğnesi (Syngnathus
spp.) ve deniz atı (Hippocampus spp.).
POUTING [?]® Trisopterus luscus.
POWER BLOCK [gırgır makarası] Gırgır ağının
toplanmasında kullanılan bir makara türü.
POX DISEASE [çiçek hastalığı] ® Cyprinid Herpes Virus-I
(sazan çiçeği).
PPB (P.P.B., ppb, p.p.b.) (abbrev.) [milyarda bir] Parts Per Billion.
PPM (P.P.M., ppm, p.p.m.) (abbrev.) [milyonda bir] Part(s) Per Million.
PPT (P.P.T., ppt, p.p.t.) (abbrev.) [binde bir] Part(s) Per Thousand.
PRAWNS (LOBSTERS, CRAYFISH, CRABS,
SHRIMPS) [onayaklılar] ® Decapoda.
PRE- (prefix)
[pre-] Zamansal olarak önce, önde, önünde,
erken. Örnek; prenatal evre (prenatal phase)-doğumdan önce (yumurtadan
çıkmadan önce) olan evre.
PRE-ADAPTATION [önuyum, preadaptasyon].
PREANAL FIN [preanal
yüzgeç] Balık kurtçuklarında (larvalarında) anüs
önündeki yüzgeç.
PRECAUTIONARY TAC [ihtiyati TAC] Bilimsel öneri, bulgu olmadan konulan TAC.
PRECIPITATION [çökelme] 1- Parçacıkların tabana
inmesi.
PRECIPITATION [yağış] 2-
Atmosferden yere ulaşan sıvı ya da katı haldeki su.
PRECOCIOUS [erken
gelişmiş] Aynı tertipteki hemcinslerinden daha
hızlı, daha önce cinsi olgunluğa ulaşmış
(çoğunlukla erkek) balık.
PRECOCIOUS BREEDING [erken döl] Akvaryumdaki dişi balığın erken döl
vermesi. Büyümek için harcanacak enerjinin önemli bir kısmı bu yolla
yitirileceğinden cinsiyetler birbirinden ayrı tutulmalıdır.
PREDATION [yırtıcılık,
predasyon] 1- Birinin yararlandığı diğerinin yok
olduğu ilişki. Yiyen yenilenden büyüktür (+ -). Örnek; her türlü
yırtıcı ve bunlara besin olan organizmalar. Aslan-ceylan, büyük
balık-küçük balık, balık-zooplankton vs.
PREDATION [yırtıcılık,
predasyon] 2- Diğer
hayvanları yiyerek beslenmek.
PREDATOR [yırtıcı, predatör] Yiyen, tüketen.
PREDICTIVE COHORT ANALYSIS [kestirimci tabur
çözümlemesi, kestirimci tabur analizi] Geçmiş
dönemlerde her yaş grubundan olan balıkçılık ölüm
değerleri, tabur analizi ya da sanal populasyon analizinden elde edilen
içgöçerlerin sayısı ve her yaş grubundaki balıkların
ortalama ağırlık verileri kullanılarak gelecekte olası
av miktarının tahminidir. ® Age-cohort analysis (yaşa dayalı tabur
çözümlemesi).
PREDOMINANT [baskın]
Her dem hedef tür olmayan fakat avda en çok çıkan tür.
PREDORSAL [predorsal]
Sırt yüzgecinden önce.
PREFILTER [önfiltre]
Asıl filtelemeyi yapan biyolojik filtrenin tıkanarak
etkinliğinin azalmasını önlemek için önüne konulan filtre.
PREFIX [önek]
Kelimenin önüne konulan ek.
PREHENSILE [kavrayıcı]
Bir şeyi tutabilen kavrayabilen. Örnek; deniz atının (Hippocampus) kuyruğu.
PREJUVENILE [önjüvenil]
Erin birey vücut şeklini almamış genç (çocuksu) balık.
PREMAXILLA [premaksilla] Genellikle dişli, üstçene kemiği.
PRENASAL (ROSTRAL) [burunönü] Burun ucuna yakın kemik.
PRENATAL EVRE [prenatal phase] Doğumdan önce (yumurtadan çıkmadan
önce) olan evre.
PREOCULAR (PREORBITAL) [preoküler]
Gözün önünde.
PREOPERCULUM [preoperkül] Balıklardaki solungaç önkapağı.
PREORBITAL [preoküler] ® Preocular.
PRE-RECRUIT [ön
içgöçer] İçgöç yaşına ulaşmamış
balık.
PRESERVATION [koruma] 1- Organizmaların
bozunmadan saklanmasıdır. Bunun için genellikle formalin ya da etanol
kullanılmaktadır. Küçük organizmalar doğrudan koruyucuda
saklanabilirken büyük olanlarına koruyucunun vücudun her tarafa nüfuz
etmesi için şırıngayla verilmesi gerekebilir. Mide
muhtevası çalışmalarında balık bütün olarak saklanmak
istendiğinde tamponlanmış koruyucunun karın
boşluğuna şırınga edilerek sindirimin
durdurulması ve formalinde saklanan malzemenin inceleme
aşamasında kanserojen olmayan alkole aktarılması önemlidir.
PRESERVATION
[koruma] 2- Bireysel organizmaların, populasyon ya da türlerin
devamını sağlayacak idari önlem ve programıdır.
PRESERVATION [koruma] 3- Bugüne
ulaşmış özelliklerin bozulmasına izin verilmeden
saklanması.
PRE-SPAWNING [ön yumurtlama] Yumurtlama öncesi dönemle ilgili.
PRESSURE CHANGE [basınç
değişikliği] İkibin metre derinliğe dalan bir ispermeçet balinanın
(Physeter catodon)
vücuduna olan basınç 200 bar=2.000 ton/m2 olur.
Balinaların hayati olan atardamarlarının büzülmemesi için bunlar
kemikler içerisinde korunmaktadır. Kaburgalar esnektir ve basınç altında
kırılmazlar. Ayrıca yağ tabakası ile sıvı
yağ deposu büyük basıncı dengeleyen diğer unsurlardır.
® Retia. ® Wonder
net (harika
ağ). ® Nitrogen narcosis (vurgun azot vurgunu, azot
narkozu, azot baygınlığı).
PREVAILING WIND [hakim rüzgar] Diğerlerine
göre en çok ve sık esen rüzgar ve rüzgar yönü.
PREY [prey] Yırtıcının avı, yenen.
PRIMARY CONSUMER (FIRST-LEVEL CONSUMER) [birincil tüketici] Topluluğun oluşturduğu
beslenme ağında balığın en alt düzeyde bitkisel
plankton (fitoplankton) ile beslenmesidir.
PRIMARY FOOD SOURCE [birincil besin kaynağı] Balığın en
önemli besin kaynağı.
PRIMARY FRESHWATER FISHES [birincil tatlısu balıkları] Tuzlu suya
tahammülü olmayan (Cyprinidae, birçok Siluroidei, Centrarchidae, Percidae vs)
familyalarından balıkları belirtmek için kullanılır.
PRIMARY MALE [birincil erkek] İkincil erkeğin aksi, normal ve sürekli
testisi olan erkek. ® Secondary male (ikincil erkek).
PRIMARY PHASE [başlangıç evresi] ® Initial phase.
PRIMARY POLLUTANTS [birincil kirleticiler] Ortama girer girmez çevreyi kirleten
maddeler.
PRIMARY PRODUCTION [birincil üretim] Bir ortamdaki bitkisel üretim.
PRIMATES [primatlar]
İnsanlar ile maymunların yer aldığı memeliler
grubu.
PRIMITIVE [ilkel] Başlangıç evresindeki biyolojik
yapının durmunu (gelişme aşamasını)
tanımlar.
PRINCIPAL COMPONENTS ANALYSIS [temel bileşenler çözümlemesi, temel bileşenler analizi] Bütün
değişkenlerdeki en yüksek variyansı açıklayacak faktörün
hesaplanması. Kalan yüksek sayıdaki variyansın
açıklanması için ikinci faktör hesaplanır. 1. ve 2. faktorün
uyumlu olmama sınırı vardır. Bunlar orthogonaldır (dik
açılıdır). Bu analiz süreci değişkenlerdeki bütün
variyansın açıklanmasına kadar sürer (faktor sayısı=değişken
sayısı). İlk iki ya da üç temel bileşen,
variyansın çoğunu açıklar.
PRINCIPLE OF CONTINUITY [süreklilik prensibi] ® Continuity Principle.
PRIONACE GLAUCA (BLUE SHARK) [pamuk
balığı, maviköpek balığı] Yüzücü
(pelajik), okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
PRISTIDAE (SAWFISHES) [testerebalığıgiller] Keskisolungaçlılar
(Elasmobranchii) altsınıfı, Batoidea alttakımı, Pristiformes takımının bir
ailesidir. Aile Anoxypristis ve Pristis olmak üzere iki cinsi kapsar. Testerebalkları köpek
balıkları ve vatozlara yakındır. Önemli özellikleri
uzamış ve testeremsi yapıdaki burunlarıdır. Testeremsi
burundaki algılama yapılarıyla sudaki hereketler (besin)
algılanabilmektedirler. Tabanda gizlenmiş yem, taban kazınarak
çıkartılmaktadır. Testere aynı zamanda korunma amaçlı
da kullanılmaktadır. Diğer Keskisolungaçlılar gibi
Testerebalığı-gillerin yüzme keseleri yoktur. Boyları 1.4
ile
PRISTI