O [son güncelleme 14 Mart
2008]
OANNES [balık
tanrısı] Sonradan balık tanrısı Dragon’a
dönüşen Babil’in gündüz karada, gece suya dönmek zorunda olan balık
adamı.
OBELIA (HYDROIDS) [?] Hydrozoa sınıfı, Hydroida
takımı, Campanulariidae ailesinin bir cinsidir. Polip ve medüz evreleri
vardır. Dünya denizlerinde koloni oluşturan yaygın bir
canlıdır. 200 metreden daha derinde rastlanmaz. Koloniler sert
malzemeye yapışıktır. Soğuk su
canlısıdır. Kayalıklar arasında görece sakin fakat
yeterince su değişimi olan, ışığı az
kesimlerde bulunur. Eşeyli (cinsiyetli) ve eşeysiz (cinsiyetsiz)
çoğalma evreleri vardır. Eşeysiz çoğalırken polip
tomurcuklanarak medüz bireyler oluşturur. Medüz aşamasında
eşeyli çoğalma gerçekleşir. Oluşan kurtçuk (planula
evresindeki larva) uygun tabana yapışır ve yeni bir polip evresi
başlar.
OBJECTIVE ANALYSIS [objektif
analiz] Elde edilen
gözlemlerin araştırmacının yorum ve
değerlendirmelerine yer vermeyen bir yöntemle sayısal sonuç ya da
şekiller olarak ortaya konulması.
OBLADA MELANURA (SADDLED SEABREAM) [melanurya
balığı, melanurya, melanur]
Tabanyüzücü (bentopelajik) ve okyanusgöçerdir (okyanodromdur).
OBLIGATE PARASITE [zorunlu asalak] Zorunlu parazit. Başka türlü
yaşaması mümkün olmayan asalak.
OBLIGATORY [zorunlu] Sınırlanmış,
mecburi. Örnek; Yalnız tatlısuda bulunabilen ve denize girme
yeteneği olmayan balık.
OBP (abbrev.) [AB
Ortak Balıkçılık Politikası (AB-OBP)] ® EU Common Fisheries
Policy.
OBSERVER [gözlemci]
Balıkçılık teknesinde hasad miktarının
aşılmadığını ve konulan av düzeyi ile
ıskarta ve markalı balıkları belirleyen resmi görevli bilim
insanı.
OBTUSE
BARRACUDA [iskarmoz balığı, iskarmoz] ® Sphyraena obtusata.
OCCIDENTALIS [batı] West.
OCCIPITAL CANAL (SUPRATEMPORAL CANAL) [baş kanalı, okupital kanal] ® Head canal.
OCEAN [okyanus] Kıtaları birbirinden ayıran büyük su
kütlesi. Yerkürenin
%71’i yani 361 milyon km2 ’yi kapsar. Büyük Okyanus 180 milyon km2;
Atlas Okyanusu 106 milyon km2; Hint Okyanusu 75 milyon km2’dir.
OCEAN
CURRENTS [okyanus
akıntıları] Okyanuslardaki önemli
akıntılar şunardır:
|
|
Benguela Current [ Canary
Current
[Kanarya
Akıntısı] Falkland Current [ Labrador Current [ North Equatorial Current [Kuzey
Ekvator Akıntısı] Norwegian Current [Norveç Akıntısı] South Equatorial Current [Güney Ekvator Akıntısı] Spitzbergen Current [Spitzbergen Akıntısı] West Wind Drift [Batı Rüzgarları Akıntısı] |
|
|
Aleutian Current [Alotya Akıntısı] Cromwell Akıntısı [Kromvel Akıntısı] –
derindeki akıntıdır. East Australian Current [Doğu Avustralya Akıntısı] Equatorial Counter Current [Ekvator Ters Akıntısı] Humboldt Current=Peru Current [Humbolt Akıntısı= Kuroshio Current=Japan Current
[Kuroşio Akıntısı] North Equatorial Current [Kuzey Ekvator Akıntısı] North Pacific Current=North Pacific Drift [Kuzey Büyük Okyanus
Akıntısı] Oyashio Current=Oya Current [Oya-şio
Akıntısı] South Equatorial Current [Güney Ekvator Akıntısı] West Wind Drift [Batı Rüzgarları Akıntısı] |
|
[Hint Okyanusu] |
Agulhas Current [Agulhas Akıntısı] Equatorial Counter Current [Ekvator Ters Akıntısı] Indonesian Through-flow [Endonezya
Akıntısı] Leeuwin Current [Leuvin Akıntısı] Somali Current [Somali Akıntısı] South Australian Counter Current
[Güney Avustralya Ters Akıntısı] South Equatorial Current [Güney
Ekvator Akıntısı] Southwest &Norteast Monsoon Drift=Indian Monsoon
Current [Güneybatı ve Kuzeydoğu Muson
Akıntısı=Hindistan Muson Akıntısı] West Australian Current [Batı
Avustralya Akıntısı] West Wind Drift [Batı
Rüzgarları Akıntısı] |
|
Southern Ocean [Güney Kutup Denizi] |
Antarctic Circumpolar Current [Güney Kutbu Dolaykutupsal Akıntısı] Weddel Gyre [Veddel
Akıntısı (Döngüsü)] |
|
|
Norwegian Current [Norveç
Akıntısı] |
OCEAN DEEPS [okyanus derinlikleri] 6.000-10.000 metrelerdeki
derinlikler.
OCEAN
DUMPING [denize atIk dökme] Atık ve artık malzemenin bertaraf
edilmesi için denize dökülmesi.
OCEAN RANCHING [okyanus çiflikçiliği] Denizde ticari balık semirtme ve
yetiştiriciliği. Genellikle erinleşmemiş bireyler büyüyüp hasat boyuna
ulaşmaları için doğal ortama salıverilir.
OCEAN
SUNFISH [ay balığı, pervane, pervane balığı] ® Mola mola.
OCEAN SUNFISHES [aybalığıgiller]
® Molidae.
OCEANARIUM [oseanaryum] Büyük deniz suyu akvaryumu.
OCEANIC [okyanussal] Kıta sahanlığının ötesi.
OCEANIC
PUFFER [mavi balon
balığı, mavibalon balığı, balon
balığı] ® Lagocephalus lagocephalus
lagocephalus.
OCEANIC SPECIES [okyanussal
tür] Kıta sahanlığı ötesinde
dağılım gösteren ve avlanan tür.
OCEANIC TRENCHES [derin çukurlar] Okyanuslarda bugüne değin belirlenebilen en
derin çukur Mariana Çukuru olup derinliği 11.033 m’dir. Diğer derin
çukurlar şunlardır: Kuriller Çukuru-
OCEANIC TWO-WING FLYINGFISH [uçan balık] ® Exocoetus obtusirostris.
OCEANIC ZONE [okyanus kuşağı] 200 metreden derin okyanus.
OCEANODROMOUS [okyanusgöçer, okyanodrom] Okyanuslarda
göçmen balıkları belirtir.
OCEANODROMOUS FISH [okyanusgöçer balıklar, okyanodrom balıklar] Deniz
ve okyanuslarda gerçek göçmen balıklar. Örnek; Clupea (ringa), Conger
(mığrı), Thunnus
(orkinoz) ve Engraulis (hamsi).
OCEANOGRAPHY [oseanografi] Okyanus ve deniz sularının kimyasal ve fiziksel
yönden incelenmesi, dalga dinamiği ve akıntılar, sudaki bitkisel
ve hayvansal canlıların biyolojisi, taban yapısı ile
sedimanları araştıran çok disiplinli bilim kolu. Osenaografi
terimi çoğu kez (yanlış bir şekilde) oşinografi olarak
da yazılıp söylen-mektedir.
OCELLUS [benek] 1- Göze benzeyen vücut lekesi.
Vatozgiller’deki (Rajidae) benekler.
OCELLUS [göz lekesi] 2- ® Eye-spot.
OCTO- (prefix)
[okto-] Sekiz. Örnek; Oktopoda (octopoda) -
Sekizbacaklı(lar).
OCTOPUS (DEVILFISH) [ahtapot] Ahtapot cinsi. ® Octopus
vulgaris.
OCTOPUS [ahtapot] Sekiz kollu kafadanbacaklı yumuşakça cinsi.
OCTOPUS VULGARIS (DEVILFISH) [ahtapot] Yırtıcı ve üzerinde yapışkan
diskler bulunan sekiz adet güçlü kolları olan bir kafadanbacaklı
yumuşakçadır. Denizlerin
değişik kesimlerinde yaşar. Vücudu yumuşaktır. İç
iskeleti yoktur. Ömürü görece kısadır (1-2 yıl). Yüzeyden
OCTOPUSES [kafadanbacaklılar] ® Cephalopoda.
OCULAR [oküler] 1- Göz ve göz çukuruna ait.
OCULAR [oküler] 2- Mikroskopta gözle bakılan
mercek ksımı.
OCULUS (EYE) [göz].
ODOBENIDAE [morsgiller] Memeliler (Mammalia) sınıfı, Etyiyenler
(Carnivora) takımının bir ailesidir. Genel
özellikler için ® Odobenus rosmarus.
ODOBENUS ROSMARUS (WALRUS) [mors] İri
deniz memelilerinden olup ağırlığı 400-
ODONTASPIDIDAE (CARCHARIIDAE, SAND SHARKS) [harhariyasgiller] Kıkırdaklılar
(Chondrichthyes) sınıfı Lamniformes takımı Odontaspididae ailesini kapsar. Bu
aile bazen Carchariidae adıyla da anılmaktadır. Carcharias ve Odontaspis adında iki
cinsi vardır. Ortaboy solungaç yarıkları çifttir. Gözler
küçüktür. Dişler 3 sıradır. Neredeyse bütün denizlerde
bulunurlar. 3-
ODONTASPIS FEROX (SMALLTOOTH SAND TIGER)
[pamuk balığı] TL=367 cm,
ağırlığı
ODONTOCETI (TOOTHED WHALES) [dişlibalinalar] Memeliler (Mammalia)
sınıfı, Balinalar (Cetacea) takımının alt
takımıdır. Adından da anlaşılacağı gibi
önemli özellikleri koni şeklinde dişlerinin olmasıdır. Hızlı
yüzücüdürler. Sosyal hayvanlar olup gruplar halinde gezer ve avlanırlar.
Öğrenme yetenekleri yüksektir. Bu takım Platanistoidea
(ırmakyunusları) ve Delphinoidea (yunusbalıkları)
süperailelerinde yaklaşık 73 türü barındırır.
ODONTOID [dişimsi] Üstünde diken bulunan bir tip yassı
balık pulu. Örnek; Elasmobranchii (keski-solungaçlılar).
OE [balık tanrısı] ® Oannes.
OEDALECHILUS LABEO (BOXLIP MULLET) [dudaklıkefal] Denizde
tabansaldır (demersaldir). Tatlı ve acısuya girmez ancak delta
evsel atık suların deşarj alanlarına yaklaşır.
Yumurtlamayla çoğalır (ovipardır) . Boyu TL=25 cm olabilir. Kıyıya yakın durur.
OEDEMA (EDEMA) [ödem] Vücudun herhagi bir kısmının normal
olmayan şekilde serumsu su toplaması ve şişme. Vücutta
normal olmayan farklı sıvıların bağ doku ve lifler
arasında birikmesiyle oluşan ciddi şişlikler.
OESOPHAGUS [yemek borusu,
özofagus] Yutak ile mide arasında tüp şeklindeki vücut
parçası.
OFF [alarga] ® Keep klear. ® Keep away.
OFFPRINT [ayrı
baskı] Bir dergide yayınlanan bilimsel
çalışmanın ayrı (kopyasının) baskısı.
OFFSHORE [açıkta]
Ülkenin hükümranlık alanı içerisinde fakat kıyıdan
uzakta.
OFFSHORE FISHERY [açık deniz balıkçılığı] 1- Kıyıdan uzakta bir günden
daha fazla kalınarak yapılan balıkçılık. Bu terim
aynı zamanda uzak mesafe balıkçılığı ile eş
anlamlı olarakta kullanılmaktadır. ® Far distant
fisheries.
OFFSHORE FISHERY [açıkta
balıkçılık] 2- Kıyısal suların ötesinde görece büyük
teknelerle yapılan balıkçılık.
OFFSHORE WATER(S) [açık su(lar) ] Kıyıdan
uzaktaki su(lar).
OGIVE [ogiv]
Kümülatif frekans dağılımı eğrisi.
OIL [yağ] Balıktan elde edilen yağ. Çoğunlukla
ciğerden, yağlı balıkların vücudundan ya da balık
artıklarından elde edilir ve yem katkısı, yemeklik
yağ, sabun, boya vb’nin üretiminde kullanılır.
OIL GLOBULE [yağ damlacığı] Bazı balıkların
yumurta sarısındaki küremsi yağ. Yağ damlalarının
sayısı, yeri, rengi türlere göre değiştiğinden
tanımlamada kullanıla-gelen yararlı özelliklerdendir.
OIL
POLLUTION [petrol kirliliği] Beklenmeyen gelişmeler sonucu
(kaza vb) petrolün çıkarılması, taşınması ya da
işlenmesinde büyük ölçüde dökülerek kıyı sularını ve
bölgeyi kirletmesi.
OIL
SLICK [petrol sızıntısı] Deniz
taşımacılığında gemilerin limanlarda yol
açtığı görece küçük miktarlardaki petrolun su yüzeyinde
yayılması.
OIL
SPILL [petrol döküntüsü] Ham petrolun taşınması ya da deniz
dibi sondaj platformlarındaki kazalar sonucu denize dökülen büyük
miktarlarda ham petrolün meydana getirdiği tabaka.
OILFISH
[Küveyt balığı, kalas balığı, yağlı
balık] ® Ruvettus
pretiosus.
OLD TANK SYNDROME [eski tank sendromu] Tankta organik maddelerin birikmesi
sonucu pH değerinin (ani) düşmesi. Suyun
değiştirilmesiyle giderilir. ® Yeni tank sendromu.
OLFACTORY [koklama,
olfaktori] Burunla ya da koku almayla ilgili.
OLFACTORY CAVITY [koklama
boşluğu] Balıklarda koklama gülünün yer
aldığı boşluk.
OLFACTORY LAMELLA [koklama
lameli] Koklama gülünü oluşturan lamel serisinden biri.
OLFACTORY NERVE [koklama siniri] Kokuyu beyne ileten sinir.
OLFACTORY ORGAN [koklama
organı] Burun, koku alma organı.
OLIGO- (prefix)
[oligo-] Az, biraz, küçük. Örnek; Oligotrof
su (oligotrophic water) -Besin tuzlarınca fakir su.
OLIGOCENE [oligosen] 38-26 milyon yıl öncesi jeolojik çağ.
OLIGOCHAETA (EARTHWORMS) [solucanlar] Solucan ve
benzerlerini (yer solucanı) kapsayan halkalısolucan
sınıfıdır. Çoğu tatlısularda yaşar. Suda
yaşayanların solungacı olabilir. 3.000’in üzerinde türü
bilinmektedir. Çoğu erdişi (hermafrodit) olup eşeysel (cinsiyet)
organlarının varlığıyla çokkıllılardan
(Polychaeta) ayrılırlar.
OLIGOHALINE [oligohalin] 1- Orta
derecede tuzluluğa dayanıklı organizma.
OLIGOHALINE [oligohalin] 2-
Tuzluluğu 0.5-3.0 ppt arasında değişen denizsel tuzdan
oluşma acısu.
OLIGOHALINE [oligohalin] 3- 17-30 ppt
tuzluluğa sahip deniz suyu.
OLIGOMICTIC [oligomiktik] Oldukça dayanıklı
tabakalaşması olan ve ender dönemlerde karışan göl.
OLIGOPHAGOUS [oligofajik]
Sınırlı besin maddesi olan. Birkaç besin türünü tüketen.
OLIGOSALINE [oligosalin] 1-
Acısuda yaşayabilen organizma.
OLIGOSALINE [oligosalin]
2- Tuzluluğu
0.5-5.0 ppt arasında değişen karasal tuzdan oluşma
acısu.
OLIGOTHERMIC [oligotermik] Görece düşük sıcaklıklara
dayanıklı.
OLIGOTROPHIC [oligotrofik] Besin tuzlarınca fakir, organik madde
üretimi az ortam.
OLIGOTROPHIC
LAKES [oligotrofik göller] Besin tuzlarınca fakir, duru ve
soğuk sulu göller.
OLIGOTYPIC [oligotipik]
Birkaç üyesi olan taksonomik birim.
OMEGA-3-FATTY ACID [omega-3
yağ asidi] Balıklarda bulunan uzun zincirli doymamış
yağ asidi. Kalp-damar hastalıklarına yararlı olup kanser
riskini azaltma etkisi vardır. Şeker ve artride de iyi geldiği
belirtilmektedir.
OMNI- (prefix) [omni] Her,
hepsi, evrensel. Örnek; Omnivor (omnivorous)-Etotobur. Bitki ve hayvan yiyen.
OMNIVORE (OMNIVOROUS) [etotobur, herşeycil, her şeyobur, omnivor] Bitkisel ve hayvansal
besinlerden yararlanabilen hayvan(lar).
OMNIVOROUS [etotobur, herşeycil,
her şeyobur, omnivor]
® Omnivore.
OMOPTERYGIUM (HOMOPTERYGIUM)
[göğüs
yüzgeci, homopterigium] ® Pectoral fin.
ONBOARD OBSERVER [gözlemci, güverte gözlemcisi] ® Observer.
ONCOGENIC [kanser yapıcı] ® Carcinogenic.
ON-DEMAND FEEDER (DEMAND FEEDER, PENDULUM
FEEDER) [istemsel beslenme] Akvakültürde balıkların
acıktıklarında bir manivelayı hareket etirerek yem
almalarını sağlayan sistem.
ONE-HOST LIFE CYCLE [tekkonaklı] Gelişme evrelerini aynı konakta geçiren
ve tamamlayan asalak.
ONGROWING [büyüyen]
Akvakültürde balıkları pazar boyuna kadar semirtme.
ONOMATOGRAPHY [doğru
yazım] Hayvan ve bitki isimlerinin doğru
yazılması.
ONOMATOLOGY [onomatoloji]
İsimbilim ve isimlerin sınıflandırılması.
ONSHORE WATERS (NEARSHORE
WATERS) [kıyısal
sular, kıyı suları] ® Inshore waters. ® Nearshore waters.
ON-THE-FEED [yem üstünde] Yemlenen ya da yem arayan
balık.
ONTO- (prefix) [onto-] Varlık
anlamında.
ONTOGENESIS [bireyoluş, ontogenez] Bir canlının bireysel
gelişme öyküsüdür. Bu bir biyolojik açılma, gelişme olayı olup
canlının basitten karmaşığa doğru kademeli
gelişmesini belirtmektedir.
ONTOGENY [ontogeni]
Ceninden (embriyon) erin bireye gelişme.
ONTOLOGY [varlıkbilim, ontoloji] Var olma bilimi.
OO- (prefix) [oo-] Yumurta.
OOCYTE [oosit]
Mayoz başladığında oogonyumlar oosit olur ve
uzmanlaşmış gözeler (hücreler) oositi sarar. Oosit yumurtlanmak
için olgunlaşmaya geçer.
OOGENESIS [oogenez] Yumurtaların oluşup gelişmesi.
OOGONIUM [oogonyum] Dişide yumurtaları meydana getiren göze
(hücre).
OOLYSIS [ooliz]
Döllenmemiş yumurtanın yozlaşarak bozunması.
OOSPORE [oospor] Su yosunu ve mantarların
kalın duvarlı yumurta gözesi (hücresi).
OOZE [balçık] 1- Okyanus diplerinde foraminifer ve diatomlardan meydana
gelmiş sulu çamur, balçık.
OOZE [balçık]
2- Suya
doymuş çamur.
OP. CITA. (abrev.) [opere citato]
Tekrar edilmek istenmeyen kaynağı belirten gönderme.
OPAQUE [opak] Işığın geçmesini engelleyen malzemeyi
belirten terim.
OPAQUE ZONE [opak kuşak] Otolitte diğerlerine göre daha az
ışık geçiren büyüme halkası. Bu kuşak yansıyan
ışıkta beyazımsı parlak fakat ince kesitten alttan
ışık verilip üstten gözlendiğinde koyu renkli gözükür.
OPEN ACCESS FISHERY [erişime açık balıkçılık]
Balıkçı sayısının
sınırlanmadığı balıkçılık. Genellikle
hobi balıkçılığı için kullanılır.
Erişime açık balıkçılıkta stokların hızla
aşırı sömürülmesi ya da aşırı sömürülmüş
olması mümkündür.
OPEN ICE [gezgin buzlu]