M [son güncelleme 09 Temmuz 2008]
M (abbrev.) [doğal ölüm] ®
Natural mortality.
MACKEREL (ATLANTIC MACKEREL) [uskumru] ® Scomber scombrus.
MACKEREL SHARKS [devköpekbalığıgiller, dikburunlugiller]
® Lamnidae.
MACRO- (prefix)
[makro-] Büyük, geniş, iri. Örnek; makronukleus
(macronucleus)-büyük çekirdek.
MACRO NUCLEUS [makronukleus] Bazı birgözelilerde bulunan küçük çekirdek
karşıtı büyük çekirdek. Örnek; terliksi hayvan (Paramecium).
MACRO-BENTHOS [makrobentos] Göz açıklığı
MACROCENTRIC SCALE (REPLACEMENT SCALE, REGENERATED SCALE, LATINUCLEATE SCALE) [makrosentrik
pul] Balığın kaybolmuş bir pulu yerine
oluşmuş aynı büyüklükte fakat kıvrım ve halkaları
olmayan pul. ® Regenerated scale (yenilenmiş pul).
MACROCLIMATE [makroiklim, makroklima] Ana coğrafik bölgedeki iklim.
MACROCYTE [makrosit]
Büyük alyuvar.
MACROGAMETE
[yumurta, makrogamet, megagamet] Büyük
eşeysel göze (hücre). Atmıktan çok büyüktür.
MACROMOLECULE [makromolekül] Birçok kez yinelenen yapısal gruplardan
oluşan molekül. Örnek; selüloz, glikoz.
MACRONUTRIENTS [makrobesinler, makronutrientler] Organizmaların görece büyük
miktarlar halinde yararlandığı fosfor (P), azot (N), potasyum
(K), kalsiyum (Ca), kükürt (S), ve magnezyum (Mg) gibi minerallerdir. ® Micronutrients (mikrobesinler).
MACROPHAGOUS [makrofaj] Büyük parça ya da organizma yiyebilen hayvan.
MACROPHTHALMIA [makrofitalmiya] 1-
Asalak ya da fizyolojik düzensizlik nedeniyle şişmiş ya da
genişlemiş durumdaki gözler.
MACROPHTHALMIA [makrofitalmiya] 2-
Yılan balığının yumurtlama göçüne başlamak için
derin deniz aşamasında gözlerinin büyümesi.
MACROPHYTE [makrofit] Suda
yaşayan büyük bitkiler.
MACROPHYTOPHAGY [makrofitofaj] Büyük bitkilerle beslenen.
MACROPLANKTON (MACRO-PLANKTON) [makroplankton] Yaklaşık
MACRORAMPHOSUS SCOLOPAX
[longspine
snipefish] Tabansaldır (demersaldir) ve 25-
MACROSCALE [makro
ölçek] Yatayda
yaklaşık 200 km’lik bir uzalık içerisindeki durum için
kullanılan bir terim.
MACRURIDAE (GRENADIERS,
RATTAILS) [uzunkuyruklubalıkgiller] Işınyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfı, mezgitler (Gadiformes)
takımının 34 cins ve 383 türü kapsayan bir ailesidir. Denizde
yaşarlar. Kutuplar arasında yayılmışlardır.
İkinci sırt ve anal yüzgeçleri bitişmiştir. Bir türü hariç
kuyruk yüzgeçleri yoktur. Gerçek yüzgeç ışınları
bulunmamaktadır. Tabanyüzücüdürler ve 200-
MADEIRA ROCKFISH [iskorpit] ® Scorpaena maderensis.
MADEIRAN
SARDINELLA [sardalya, beneklisardalya, tirsi] ® Sardinella maderensis.
MADRAGUE (PIG
CATCHER) [madraj] Akdenizde orkinos avcılığında
kullanılan bir cins tuzak.
MAINTAINABLE YIELD (SUSTAINABLE YIELD) [korunabilir ürün, korunabilir hasat]
Büyüklüğü ne olursa olsun bir stok ya da populasyonun sonsuz süreçli
kaldırabileceği, koruyabileceği yani verebileceği en büyük
av miktarıdır. Bu sürdürülebilir ürün (MSY) ile
özdeş ya da ona eşit olabilir. ® Sustainable
yield (sürdürülebilir ürün).
® Sustainable catch (sürdürlebilir av). ® Sustainable use (sürdürlebilir kullanım).
MAINTENANCE RATION [koruma rasyonu] Yaşamın devamını
sağlayan, vücut ağırlığını artırmayan
yem miktarı.
MAJOR COMMUNITY [ana topluluk] Yeteri büyüklükte ve eksiksiz bir düzene sahip
olup bağımsız olan topluluğa denmektedir. Bunun anlamı
bu tür topluluklar güneş enerjisinden başka bir girdiye gereksinmezler.
Komşu topluluklardan olabilecek girdi ve çıktılardan görece
bağımsızdırlar. ® Minor community. ® Community analysis.
MALABAR GROUPER [taşhanisi, orfoz, orfoz balığı] ® Epinephelus malabaricus.
MALACHITE GREEN [malaşit yeşili] Boya ve mantar öldüren bir maddedir. Önceleri
balık çiftliklerinde mantara karşı kullanılmaktaydı.
Kansere neden olduğu belirlendikten sonra kullanımı
yasaklanmıştır.
MALACOCEPHALUS LAEVIS (SOFTHEAD GRENADIER) [?] Göçmen değildir. Derintabansaldır (batidemersaldir). 200-1000
metrelerde rastlanır. Boyu TL=60 cm olabilir.
Balıkçılığı önemsizdir. Kıta yamacında
rastlanır. Balık unu ve yağı üretiminde
kullanılır.
MALACOLOGY [malakoloji] Yumuşakçaları (Mollusca) ele alan zooloji
dalı. Yumuşakçalar
bilimi.
MALACOPTERYGII (SOFT-FINNED FISH)
[yumuşakyüzgeçliler]
Omurgalı kemikli balıklar üsttakımıdır. Yüzgeçlerinin
yumuşaklığı kıkırdağımsı
olması nedeniyle bu adla anılmışlardır. Bu
takımda yer alan aileler şunlardır: Siluridae, Cyprinidae,
Esocidae, Salmonidae, Clupeidae, Pleuronectidae, Cyclopteridae, Echeneididae ve
Anguillidae.
MALE [erkek] Atmık
üreten birey. İşareti
.
MALE-WITH-HAREM FAMILY [haremi olan erkek] Ataerkil/anaerkil aile. Cichlidae
yani sihlidgiller’de erkek birçok yumurtlama yerinde dişilerin
bulunduğu geniş bir alanı korur. Bu alandaki her dişi kendi
yavrularından sorumludur. Erkek çokeşlidir. Sihlidgiller’de belirgin
eşeysel çiftyapısallık (seksüel dimorfizm) vardır. ® Matriachal family (Anaerkil
aile). ® Patriarch/Matriarch family (Ataerkil/Anaerkil
aile). ® Matriarch/patriarch family (Anaerkil/Ataerkil
aile) ® Patriarchal family (Ataerkil aile).
MALLEUS [çekiç, malleus].
MALLEUS WEBERI [malleus Weberi] Gaz kesesi olan
balıklarda bir yandan keseyle diğer yandan içkulakla ilişkili
olup çekiç görevi yaparak titreşimleri içkulağa aktaran yapı.
MALNUTRITION [yanlış
beslenme] Dengelenmemiş beslenme. Besinin
nitelik (kalite) ve niceliğinin (kantitesinin) yetersiz ya da dengesiz
olması ile aşırı ya da az (yetersiz) beslenmeyi ifade
eder.
MAMMALIA [memeliler] Burada yalnız ® Whales (balinalar).
MANAGEMENT AND ADMINISTRATION OF TURKISH FISHERY [Türkiye’de balıkçılığın
işletilmesi ve yönetimi] Balıkçılığın
genel anlamda işletilmesinde kullanılan verilerden olup av
miktarlarını gösteren istatistikler Devlet İstatistik Enstitüsü
(DİE) yeni adıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
tarafından toplanmakta ve yayınlan-maktadır. Kurum
tarafından toplanan istatistikler anketlere dayanmakta olup mesleki
balıkçının (yanlış ya da doğru) verdiği av
değerlerini yansıtmaktadır. Bu nedenle verilen av değerleri
yanlış olabilir. Bu ise balıkçılığı
işletme ve idare etmede başta gelen hedef olan uzun süreli
(sürdürülebilir) kullanıma ulaşmada sıkıntı ve dar
boğazlara yol açabilmektedir. Benzer olay kafes
balıkçılığı alanında kurulu kapasiteyi yeterli
düzeyde kullanma ya da kapasiteyi aşma gibi bir sorunu gündeme
getirebilmektedir ki her ikisi de uzun süreli (sürdürülebilir)
avcılık ile besiciliğin-yetiştiriciliğin
işletimini sınırlayan etmenlerdendir. Mevcut işletim ve
idare bilimsel bulgulardan (denizel canlı kaynakların tespiti ile
sürdürülebilir hasat anlayışından) çok kısa süreçli (günü
kurtarıcı) ilgili grupların çıkarlarını
dengeleyici düşünce ve görüş doğrultusunda yapılmaktadır.
Bu yaklaşım aşırı sömürülmemiş stoklar için
geçerli olabilir. Aşırı sömürülmüş stoklarda biyolojik
gerekliliğin öne çıkartılması zorunludur. Buna ise
Türkiye’de uyulduğu pek söylenemez.
MANAGEMENT AUTHORITY [idari otorite] Devletin bir alan ya da kıyı kesiminde
balıkçılığı düzenlemeyle yetkili ve sorumlu yasal
birimi.
MANAGEMENT OBJECTIVE [idari hedef] Balıkçılık idaresinin etken bir
şekilde aradığı sayısal hedef. Örnek; filo
kapasitesinin % kaç azaltılacağı şeklindeki idari faaliyet.
MANAGEMENT ORGANISATION [idari organizasyon] Genellikle iki ülke arasında
balıkçılığa yönelik faaliyetlerin düzenlenmesi,
anlaşmanın sağlanması, danışma, karar
MANAGEMENT PROCEDURE [idari işlem] Toplanacak verilerin
tanımlanması, nasıl çözümleneceği (analizi) ve
sonuçlarının nasıl uygulamaya koyulacağına
ilişkin faaaliyet.
MANAGEMENT REFERENCE POINT [idari referans
noktası] Balıkçılığın
ya da balıkçılık kaynağının istenen ya da
istenmeyen durumunu gösteren alışılagelmiş ve
MANAGEMENT STRATEGY [idari strateji] Dar anlamda belirli bir veri
toplama sistemi, belirli bir stok tespiti tekniği, belirli hasat kontrol
kural(lar)ı ve uygu-lamasını kapsar. Seçenekli stratejiler
birbirleriyle benzeşim modelleri kullanılarak
karşılaştırılabilirler.
MANAGEMENT UNIT [idare birimi] Basitçe stok’tur. İdare
edilecek populasyon, tehdit ya da sömürü altındaki türdür.
MANDIBLE [altçene
kemiği] Ağızı oluşturan işlevsel alt
kısım. ® Mandibula.
MANDIBLE LENGTH [altçene boyu] 2- Altçenin,
ucundan, üstçeneyle kesiştiği noktaya olan uzunluğu. ® Lower jaw length.
MANDIBULA [altçene
kemiği, mandibula] Besinin alınmasında kullanılan
vücut parçası. ® Mandible.
MANGANESE (Mn) [mangan, manganez (Mn)]
Canlıların az miktarda kullandığı bir ağır
metal olup eksikliği büyümeyi, fazlaca alınması ise sinir
sistemini etkiler.
MANOMETER [basınçölçer,
manometre] Akışkan basıncını ölçmede
kullanılan alet. Basınçölçer.
MANTA RAY [kulaklıfolyabalığıgiller] ® Mobulidae.
MANUBRIUM [manubriyum]
Deniz analarının ucunda ağız bulunan boru organı.
MARBLED
GOBY [lekelihurmakayası balığı, küçükkaya
balığı] ®
Pomatoschistus marmoratus.
MARBLED
SPINEFOOT [çarpan, çarpan balığı,
çarpan, çilliçarpan balığı, beyaz sokar, tavşan
balığı] ® Siganus rivulatus.
MARGALEF SPECIES DIVERSITY INDEX [Margalef tür
çeşitliliği göstergesi]
MARGINAL [sınırsal]
Dar bir alanı tanımlar. Sınırda olan.
MARGINAL HABITAT [kenar-yaşamalan] Sınırlayıcı
çevresel koşullar nedeniyle yalnız birkaç türü ayakta tutabilen
yaşamalan.
MARICULTURE (SEA FARMING) [deniz çiftliği, marikültür] Deniz
canlılarının tankta, havuzda, kafeste, açıkta ağ ile
çevrilmiş kesimlerde yumurtadan itibaren yetiştiriciliği ve
besiciliği yani kısaca kültürüdür. Balıklar genellikle pazar boyuna kadar
saklanırken marikültürden sayılan deniz kuluçkahanelerinden ise genç
balık olarak salıverilirler.
MARICULTURE
IN TURKEY [Türkiye’de deniz
canlıları kültürü] Türkiye’de
deniz canlıları yetiştiriciliği ve daha çok besiciliği
ekonomik değeri görece yüksek, kültüre alınması görece kolay ve
yaygın tecrübenin bulunduğu balık türleri üzerinde
yoğunlaşmıştır. Bunların başında çipura
ve levrek gelmektedir. Tatlı suda avcılığı
yapılan bazı türlerin (kefal, sazan, yayın,
yılan balığı vs) yanında
yürütülen kültür balıkçılığı ise daha çok tek bir tür
(alabalık) üzerinde yoğunlaşmıştır. Benzer genel
yöneliş denizlerde çipura ve levrek için söz konusudur.
MARINA [marina] Genel anlamda küçük liman.
Yatçılık ve yat turizmine hizmet veren görece küçük liman.
MARINE [denizel]
Denizle ilgili.
MARINE BIOLOGY [deniz biyolojisi] Denizel fauna (hayvanat) ve flora (nebatat) ile
bunların özelliklerini araştıran dal.
MARINE CASUALTIES [deniz kazaları] Tarihe geçmiş önemli deniz
kazaları:
|
- HMS
Captain, 1870: Biskaya Körfezinde batmış ve 500 kişilik
mürettebattan 18’i kurtulabilmiştir. - Titanic,
1912: 2223 yolcu ve mürettebattan 1513’ü yaşamını
yitirmiştir. - SSMorro
Castle 1934: Yangın sonucu 137 yolcu ve mürettebat
yaşamını yitirmiştir. -
Dumlupınar, 1953: Çanakkale-Nara Burnu’nda çarpışma sonunda
batmıştır. 81 denizaltıcı kaybedilmiştir. - SS Andrea
Doria, 1956: Toplam 1706 yolcu ve mürettebattan 1660 yolcu ve mürettebat
kurtarılabilmiştir. - Lakonia,
1963: Yangın sonucu 128 yolcu ve mürettebat kaybedilmiştir. - Torrey
Canyon, 1967: 120.000 ton ham petrol İngiltere ve Fransa arasında
denize dökülmüş ve yayılmıştır. Büyük bir çevre
felaketi oluşmuştur. -
Independenta, 1979: 95.000 ton petrol İstanbul Boğazı’nda
denize dökülmüş 43 denizci yaşamını yitirmiştir.
Önemli bir çevre felaketi yaşanmıştır. - Herald of
Free Enterprise, 1987: Batan ro-ro gemisinde 193 kişi
yaşamını yitirmiştir. - Exxon
Valdez 1989: Alaska bölgesinde 40.9 milyon litre ham petrol denize
dökülmüş ve 28.000 km2 alanı etkileyen bir çevre
felaketi yaşanmıştır. - Estonia
1994: Ro-ro botun batması sonucu 852 kişi yitirilmiştir. - Nassia
1994: İstanbul Boğazı’nda çarpışma sonucu 30
kişi kaybedilmiş ve denize 20.000 ton petrol dokülmüş,
çıkan yangın günlerce sürmüş, önemli bir çevre kirliliği
oluşmuştur. - MV Erika
1999: Fransa’nın Britani kıyısında 31.000 ton fuil oil
geminin batması sonucu ciddi çevre sorununa yol açmıştır. - Prestige
2002: İspanyanın Atlas Okyanusu kıyısının |
MARINE ECOSYSTEM [deniz ekosistemi] Okyanus ve denizlerin ekosistemleri.
MARINE EELS
[mığrı-balığıgiller] ® Congridae.
MARINE MAMMALS [deniz memelileri] ® Cetacea.
MARINE METEOROLOGY [deniz meteorolojisi] Deniz ve okyanus üzerindeki
hava ve deniz durumu (rüzgâr yönü, hızı ve dalga yüksekliği vs)
ile ilgilenen meteoroloji dalı.
MARINE PROTECTED AREA (NO TAKE ZONE, NO TAKE
RESERVE) [deniz koruma alanı] İçerisinde avlanmanın ve
herhangi bir organizmanın alınmasının yasak olduğu
deniz koruma kuşağı.
MARINE REFUGE
[denizel korunak, denizel refüj] Balıkçılığa
karşı korunan alan. Bu ticari stokları destekleyen
korunaklı bölge de olabilir.
MARINE SALT [deniz
tuzu] Deniz canlılarının tutulduğu
akvaryumlarında kullanılan karmaşık tuzlar
karışımı. Burada gerçek deniz suyu tuzluluğu taklit
edilmektedir.
MARINE SNOW
[deniz karı] Organik
maddelere ait parçacıklar ile küçük ölü organizmaların derin denize
batması olayını belirten bir kavramdır. Derin denize batan
bu mazeme güneşsiz ortamda, taban yaşamının enerji
kaynağını (temelini) oluşturmaktadır ki kavram bu
olguyu da dolaylı olarak içermektedir.
MARINER’S KNOTS [denizci
düğümleri, gemici bağları] Denizcilikte
halatlar kullanılacakları amaç doğrultusunda farklı
şekilde bağlanmaktadır (düğümlen-mektedir). Bu bağlara
şu adlar verilmektedir:
|
Balıkçı
bağı Camadan bağı Çakı cevizi Çifte kanca bağı Çifte yoma bağı Çürük bağı = Margarita
bağı El incesi cevizi Foralı camapan
bağı Halat voltası İzbarço bağı Kasa dikişi Kazık bağı |
Kolbastı dikişi Koldanmarsibet cevizi Kropi bağı Küp bağı Margarita bağı = Çürük
bağı Mevlana cevizi Mezovolta Olta bağı Sancak bağı Testi bağı Yükizbarçosu |
MARK [marka] Benzer özelliklere sahip bant, halka ya da kuşak
olarak da adlandırılan balıkların sert aksamlardaki büyüme
göstergesi. ® Tag (marka).
MARKED FISH (TAGGED FISH) [markalı
balık] Üzerine
işaret konulmuş, marka taşıyan balık.
MARKET VALUE
[pazar değeri]
Balığa ödenen güncel para, benzer değer ve kalite.
MARKETABLE SIZE [pazarlanabilir boy] Çiftlik
balığının pazarlanabilmesi için ya yasal olarak ya da
tüketici tercihiyle oluşan ve ulaşması gereken
ağırlığı » boyu.
MARKING [markalama]
® Tagging.
MARK-RECAPTURE STUDY [markalama-tekrar yakalama çalışması] Balığın
avlanıp markalanmasından sonra salıverilmesi ve markalı
balıkların daha sonra ticari balıkçılarca avlanması ve
markalayan araştırıcıya bildirilmesiyle oluşturulan
verilerin kullanılması sonucu tahmin edilen stok büyüklüğü,
hareket ve göç, ölümler ve büyümeyi içine alan araştırmalardır.
MARLIN TOWER [kartal yuvası] ® Tuna tower.
MARLINSPIKE [kavela, kavile] Halata kasa (göz) ya da halat dikişi
yapılırken halat gövdesindeki kolları açmada kullanılan ucu
sivri, dar açılı konik (çivi şeklindeki) alet.
MARMARA SEA [Marmara Denizi] Türkiye boğazlar sistemini
oluşturan İstanbul ve Çanakkale boğazları arasında
kalan bir iç denizdir. Yüzey alanı 11.500 km2 kadardır.
Görece derin bir denizdir. Yüzey sularının tuzluluğu (22 ppt)
derin suya göre (38 ppt) daha azdır. Bir geçiş suyu niteliğini
taşıyan bu denizin boyu
MARPOL (abbrev.) [Deniz
Kirliliği Sözleşmesi] ® International Convention for the Prevention of
Pollution from Ships.
MARSH [bataklık]
Deniz ya da tuzlu suyla örtülü olup henüz turba oluşmamış
otsu bitkilerin yer aldığı ıslak kesimler. ® Swamp.
MARSH GAS [bataklık gazı] Bataklıklar ve
turbalıklarda çamurdan çıkan, pırtlayan ve metan bakterilerince
üretilen gaz (metan gazı).
MARSHES [bataklıklar]
Belli bir süre sularla kaplanan karasal su alanları.
MASCULINISATION [erilleme] Erkek hormonun (17a-metil testosterone) verilmesiyle
cinsiyetin değiştirilmesi. Yöntem yayın ve Nil sazanı da
denilen Tilapia cinsi
balıklarının yetiştirilmesinde tercih edilen erkek
cinsiyetin elde edilmesinde kullanılmaktadır. Hormon dişi
bireylerde kullanıldığında aynı kalıtsal
özelliklere sahip (XX) kromozomlu atmığı olan tertip elde
edilir. Bunların normal yumurtalara sahip bireylerle
çiftleştirilmesinde ise hepsi dişi birey elde edilir.
MASS [kütle]
Maddenin temel niteliği. Yerçekiminden gelen
ağırlığı (birimi kg’dır).
MASTACEMBELIDAE (SPINY EELS) [geriçenelibalıkgiller]
Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı,
Synbranchiformes takımının bir ailesidir. Aile 4 cinsi (Aethiomastacembelus, 19 tür), Afromastacembelus, 24 tür), Macrognathus, 1 tür) ve Mastacembelus 1
tür) kapsar. Acı ve tatlısudaki yumuşak tabanı severler.
MASTER [süvari, kaptan] Geminin
seyir sefer ve emniyetinden sorumlu en üst rütbeli gemi adamı.
MASTHEAD
LIGHT [silyon feneri] Gece
seyrinde gemilerin yaktıkları beyaz fenerler.
MASTIGOPHORA [kamçılılar, mastigofora] ® Flagellata (kamçılılar).
MATERIAL [materyal]
Araştırmalar için gerekli olan örneklenmiş malzeme (balık
vb).
MATRIARCH/PATRIARCH FAMILY [anaerkil/ataerkil aile] Sihlidgillerde
(Cichlidae) dişi kuluçkalıkla ilgilenirken erkeğin bulundukları
bölgeyi koruması şeklindeki ailesel yapıda, yüzmeye
başlayan yavruların oluşmasından sonra dişi ve
erkeğin ortaklaşa ana-baba görevini yürütmesi olarak bilinen
birlikteliktir. Bu tür aileye açıkta yumurtlayan tekeşlilerde
rastlanmaktadır. Cinsiyetlerde görüntü ve renk
farklılığı yaygındır. ® Patriarch/Matriarch
family (Ataerkil/Anaerkil aile).
MATRIARCHAL FAMILY [anaerkil aile] Yumurtlayan çiftler birbirine bağlı
değildir. Dişi yumurta ve yavruları bekler ve korur. Bazı
sihlidgillerde (Cichlidae) görülen bu aile tipinde balığın
cinsiyeti belirsizdir. Dişi yumurtaları ağzında
kuluçkalandırır. ® Patriarch/Matriarch family (Ataerkil/Anaerkil
aile).
MATURATION [olgunlaşma, matürasyon] Erin olma ve eşeysel (cinsi)
olgunluğa ulaşma. Eşeylik (cinsiyet) gözelerini (hücrelerini)
üretir duruma gelme. Eşeysel (cinsel) üremeye hazır olmaya
ulaşma.
MATURE [ergin,
erin] Çağına erişmiş.
Olgunlaşmış. Cinsi olgunluğa ulaşmış.
MATURE INDIVIDUALS [olgun bireyler] Üreme kabiliyeti olan ve sayısı bilinen
ya da tahmin edilen bireyler. Erin olup çeşitli nedenlerle yumurtlayamayan
bireyleri kapsamaz.
MATURING POND [olgunlaşma havuzu] Yumurtlatmak amacıyla
olgunlaşmak için ana-baba kuşağının,
saklandığı havuz.
MATURITY [olgunluk] Belirli bir yaş ve boydaki yumurtlama
yeteneğine sahip ilk kez yumurtalama aşamasına ulaşacak
balık.
MATURITY COEFFICIENT [olgunluk
katsayısı] Vücut ağırlığına göre
yüzde gonad ağırlığı.
MAUROLICUS MUELLERI (PEARLSIDES) [ışık
balığı, ışıldak balığı] Tabanyüzücüdür
(batipelajiktir). 0-
MAXILLA [maksilla]
Üstçenenin bir kısmını oluşturan deriden
oluşmuş kemikli kısım. Diş taşıyabilir.
MAXIMUM CONSTANT YIELD [en yüksek sabit ürün] Olası gelecek stok
durumları için sürdürülebilir en yüksek sabit av.
MAXIMUM ECONOMIC PERFORMANCE [en yüksek ekonomik
icraat] En Yüksek ekonomik girdi sağlayan
balıkçılık.
MAXIMUM EQUILIBRIUM CATCH [en yüksek denge avı] ®
Maximum sustainable yield (sürdürülebilir
en yüksek ürün).
MAXIMUM FISHING MORTALITY THRESHOLD [en yüksek
balıkçılık ölüm eşiği] Eşik
aşıldığında aşırı
avcılığa dolayısıyla stokun sürdürülebilir en yüksek
ürün kapasitesini tehlikeye sokan balıkçılık ölüm
payıdır (oranıdır).
MAXIMUM POTENTIAL YIELD [en yüksek gizil ürün, en yüksek potansiyel ürün] Uygun
çevresel koşullarda bir stok, populasyon ya da alanın
verebileceği en büyük hasat.
MAXIMUM REPORTED LENGTH (Lmax, Lmax) [en
büyük balık boyu, maksimum balık boyu]
Sömürülmemiş bir stok ya da populasyonda ölçülmüş en büyük balık
boyu için kullanılır. Bazen, henüz değeri von Bertalanffy büyüme
denkleminin çözülmesiyle belirlenmemiş olan türlerde L∞
yerine de kullanılmaktadır.
MAXIMUM SUSTAINABLE YIELD (MSY) [sürdürülebilir en yüksek ürün, sürekli en yüksek ürün (MSY)] Sürdürülebilir
ürün’de denmektedir. Bütün hakkında bilgi verir. ROBERTSON Modelinin önce
GRAHAM sonra SCHAEFER tarafından geliştirilerek
balıkçılığa uygulanmış şeklidir. Burada
harcanan güç birimi (çaba) başına düşen ürün, çabanın bir
fonksiyonu olarak yazılmaktadır.
Mb. (abbrev.) [Mb.]
®
Milibar.
MEAGRE [sarıağız,
işkine, sarıağız balığı, sarı
ağız balığı, kötek] ® Argyrosomus regius.
MEAN [ortalama]
® Average.
MEAN BIOMASS [ortalama biyokitle] Ortalama balık
ağırlığı x Balık sayısı.
MEASUREMENT METHODS OF PRIMARY
PRODUCTION [birincil üretimi ölçme
yöntemleri] Bunlar; i) Hasat yöntemi (harvest method) ya da net topluluk
üretimi ölcümü; ii) Oksijen ölçümü –
ışıklı/ışıksız kap deneyi (light and
dark bottle experiment); iii) CO2-yöntemi (CO2-method);
iv) pH-yöntemi (pH-method); v) Ham malzemenin kaybolması (disappearence of
raw material); vi) İzotop izleme ile ölçüm
MEASURING BOARD [ölçme tahtası] Sol tarafında dikmesi olan (
) ve
üzerinde ½ ve 1 cm’lik ölçü birimleri yerleştirilmiş balık ölçme
cetveline verilen ad.
MEC (abbrev.) [maksimum denge
avı] ® Maximum Equilibrium Catch. ® Maximum sustainable yield (sürdürülebilir en yüksek ürün).
MECHANICAL FISHING INTENSITY [mekanik balıkçılık çabası]
Balıkçılıkta
harcanan güç. Belirli bir süre kullanılan farklı av
araçlarının toplamı. İki ya da daha çok av aracıyla
yapılan balıkçılığın toplam çabası araçlara
ait çabaların basit toplamı olarak verilemez. Bunun için
çabaların basit toplamının alınmasından önce standard
seçilen bir av aracına göre düzenlenmeleri, ayarlanmaları gerekir.
MECHANO-RECEPTOR [mekanik algılayıcı, mekano-reseptör] Akıntıları ve
kendi hareketini algıla-mayı sağlayan organ. Balıklarda
bu yanal çizgi sistemidir.
MEDIAL [medyal]
Yanal’ın tersi. Dikey eksende vücudun ortası.
MEDIAL PLATE [pelvis kemiği] ® Pelvic bone (leğen
kemiği).
MEDIAN [orta, ortanca, medyan] Ölçüm
değerleri küçükten büyüğe (ya da tersi)
sıralandığında ortaya gelen değer.
MEDIOLATERAL [medyolateral] Yan tarafın ortası.
MEDITERRANEAN BIGEYE ROCKLING [küçük
gelincik] ® Gaidropsarus
biscayensis.
MEDITERRANEAN CLIMATE [Akdeniz iklimi] Yazları
sıcak ve kurak, kışları ılık ve orta derecede
yağışlı geçen alt-tropik (subtropik) iklim tipi.
MEDITERRANEAN FLYINGFISH [uçan balık] ® Cheilopogon heterurus.
MEDITERRANEAN
HORSE MACKEREL [karagözistavrit balığı, istavrit, istavrit
balığı, karagöz istavrit, sarıkuyrukistavrit, sarıkuyruk
istavrit] ® Trachurus mediterraneus.
MEDITERRANEAN
MORAY [merina balığı, izmirna, muren,
müren, müren balığı] ® Muraena helena.
MEDITERRANEAN MUSSEL [midye] ® Mytilus galloprovincialis.
MEDITERRANEAN RAINBOW WRASSE [güneş balığı, yunker balığı, gün
balığı, gelin balığı] ® Coris julis.
MEDITERRANEAN RED CORAL [mercan] 1- ® Corallium rubrum.
MEDITERRANEAN RED CORAL [mercan] 2- Corallium
rubrum’un iskeletinden yapılan boncuk gibi kullanılan renkli
madde.
MEDITERRANEAN
SAND EEL [kum balığı] ® Gymnammodytes cicerelus.
MEDITERRANEAN
SAND SMELT [çamuka balığı, gümüş balığı, çamuka] ® Atherina (Atherina) hepsetus.
MEDITERRANEAN SEA [Akdeniz] Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusu’na,
Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na, Çanakkale
ve İstanbul boğazlarıyla Karadeniz’e bağlı yüzölçümü
2.966.000 km2 olan ve Avrupa’ya kıyısı bulunan kurak
iklim denizidir. Uzunluğu 3.860 km’dir. Birçok alt bölüme
ayrılır. Bunlar Albeyta Denizi, Balerya Denizi, Ligur Denizi, Tiran
Denizi, Adriyatik Denizi, İyon Denizi, Ege Denizi, Libya Denizi, Levant ve
Klikya denizidir. Akdenz’in suyu mavi olup besin tuzlarınca ve üretim
açısından fakirdir. Deniz kirlilik tehdit ve tehlikesi
altındadır.
MEDITERRANEAN SHAD [dişli tirsi, beneklitirsi, tirsi] ® Alosa fallax nilotica.
MEDITERRANEAN SLIME-HEAD [kütük balığı] ® Hoplostethus
mediterraneus mediterraneus.
MEDITERRANEAN SPEARFISH [marlin, yelken balığı,
kılıç balığı] ® Tetrapturus belone.
MEDITERRANEAN WATER SYSTEM [Akdeniz sular sistemi] Akdeniz
sular sistemi dendiğinde yan denizler dahil, görece geniş ya da dar
ve boğazlarla birbirine bağlı bölgemiz sular sisteminin
tamamı anlaşılmaktadır. Bu sitem içerisinde Adriyatik
Denizi, dahil Cebelitarık’tan Filistin kıyılarına kadar
uzanan Akdeniz’in kendisi ile Ege, Marmara ve Karadeniz yer almaktadır.
MEDUSAE (JELLYFISH(ES)) [denizanaları, medüzler]
Omurgasız, jölemsi kıvamlı yarı saydam gövdeli,
şemsiyemsi görünümlü, serbest yüzen; yüzücü (pelajik), yanar döner renkli
hayvanların genel adıdır. Şemsiye sapı bir boru
organı olup ağız (manibriyum) yer alır. Basit
ışık algılayıcı göz ve denge organı
(statolith) ile sarkan birçok dokunaç kenarlarda yer alır. Tatlısu
formları azdır. Afrika’nın bazı büyük göllerinde birkaç
türü bulunmaktadır. Gerçekmedüzler (Scyphozoa) sınıfı
üyeleri olup eşeyli ürerler. Türkiye sularında en
tanınmışları Aurelia
aurita ile Rhizostoma pulmo’dur. ® Scyphozoa (gerçekmedüzler).
MEGA- (prefix)
[mega-] Büyük. Örnek; megasefal
(megacephalus)-büyük kafa(lı).
MEGAHERTZ
[megahertz] Bir milyon Hz.
MEGALOPLANKTON [megalo-plankton] Plankton
organizmalarının en büyükleri.
MEGA-PLANKTON [megaplankton] Boyları >5cm olan planktonlar.
MEGRIM [pisi
balığı] ® Lepidorhombus
whiffiagonis.
MEI (abbrev.) [morfoedaptik gösterge, morfo edaptik indeks] ® Morphoedaphic index.
MEIO- (prefix)
[meyo-, meio-] Daha küçük, daha az … den az.
MEIOLECITHAL [meyolesital] Yumurta sarısı küçük olan
yumurtalar.
MELAN- (prefix) [melan-] Siyah. Örnek; melanofor
(melanophore). Siyah boya gözesi.
MEMBRANE
FILTERS [zar süzgeçler] Sudaki çok küçük parçacıkları tutan
(çok küçük gözenekli) zarımsı filtreler.
MENDEL [Mendel] Kalıtımın babası
lakaplı Gregor Johann Mendel bugün Çekoslovakya’da kalan (Hyncice’de eski
Heinzendorf’da) Almanca konuşulan bir ailenin çocuğu olarak
doğdu (1822). Kronik böbrek hastalığından 1884’te Brno’da
bugün (Çekoslovakya’da) öldü. Viyana’da okudu bir manastıra papaz ve fizik
öğretmeni olarak girdi. 1856-1863 yılları arasında 28.000
bezelye üretti ve denedi. Bu deneylerden Mendel’in kalıtım
yasaları olarak bilinen sonuçlar elde edildi. Bulgu-larını
1866’da ‘Bitki Melezleri Üzerine Denemeler’ (Versuche über Pflanzenhybride)
adlı çalışmasında yayınladı. Bu çalışma
1909’a kadar ilgi görmedi. Mendel yasaları; i) Başatlık ya da
baskınlık; ii) Özelliklerin (karakterlerin) ayrılığı;
iii) Melezin gametlerinde özelliklerin bağımsız
ayrılığı şeklinde özetlenebilir.
MENDING NEEDLE (FIDDLE,
NET NEEDLE) [iğne, balıkçı iğnesi] Balık
ağlarının çoğunlukla tamir ve bakımında (bazen
örülmesinde) kullanılan farklı malzemeden yapılmış,
arka tafarı çatal ön kısmı oval ve ip sarmaya yarayan oyuk ve
dili olan bir cins iğne.
MENTAL [?] 1-
Çeneye ait.
MENTAL [zihinsel] 2-
Akılsal, akla ait..
MENTAL APPENDAGE [mental uzantI] Altçenede dokunma duyu organı olarak
kullanılan etsi çıkıntı, püskülümsü uzantı.
MENTAL BARBEL
[çene-sakalı] Balıkların
alt çenelerindeki uzantı ve algılayıcıları belirtmek
için kullanılan tanımlama. Örnek; tekir barbunya (Mullus barbatus).
MERCAPTANS [merkaptanlar]
Kükürtlü, organik bileşikler.
MERCATOR [Mercator Gerhard Kremer] Bugünkü Belçika’da
doğdu (1512) ve Duisburg-Almanya’da öldü (1594). Felsefe öğrenimi
gördü sonra matematikçi oldu. Yer’in düzlem şeklinde gösterilmesini ve
kendi adıyla anılan Mercator İzdüşümü’nü
gerçekleştiren haritacı olarak tanındı.
MERCURY (Hg) [cıva
(Hg)] Sanayi uygulamalarında
çok kullanılan bir element olup oda sıcaklığında
sıvı halde olan tek ağır metaldir. Buharı çok
zehirlidir. Organik malzemeyle birleşmiş halde bulunan civa
canlılarda birikerek çeşitli hastalıklara neden olabilir. Örneğin
cıva bileşenlerinden olan metil-cıva
(methyl-mercury) çokça balık yenmesi sonucu meşhur Miamata
hastalığına yol açmıştır.
MERISTEM [sürgen
doku, meristem] Büyüyen, bölünebilme yeteneğine sahip gözelerden
(hücrelerden) oluşan doku.
MERISTIC [meristik] Parçalara ayrılmış anlamında olup
balıkların tekrarlanmış olan pul, iripul, omur, yüzgeç
ışını, diken vb gibi sayılabilir yapılarını
ve özelliklerini belirtir. Örnek; yanal çizgi boyunca pul sayısı.
MERLANGIUS MERLANGUS
(WHITING) [bakalyaro, bakalyaro balığı,
mezgit] Okyanusgöçer
(okyanodrom) ve tabansal (demersal) yüzücüdür (pelajiktir). Boyu TL=70 cm ve
ağırlığı
MERLANGIUS
MERLANGUS EUXINUS (WHITING) [mezgit] Karadeniz’deki Merlangius merlangus türüne verilen alt tür kimliğidir.
Karadeniz’deki bireylerin boyu daha küçüktür. ® Merlangius merlangus.
MERLUCCIUS MERLUCCIUS (EUROPEAN HAKE) [barlam, berlam
balığı, bakalyaro]
Tabansaldır (demersaldir). 30-1000 metrelerde yayılır.
Genellikle 70-
MEROMICTIC [meromiktik] Sürekli yoğunluğu farklı su tabakası
olan göl. Su değişimi olmadığı için derin
kesimlerinde oksijen ve balık bulunmaz.
MEROPELAGIC [meropelajik]
Ancak belirli bir süre planktonda bulunan organizma.
MEROPLANKTON (MERO-PLANKTON) [meroplankton] Ancak belirli bir süre plankton içerisinde yer
alan yumurta ve kurtçuklar. Yaşam evrelerinin bir kısmını
plankton olarak geçiren organizmalar.
MESH [göz]
1- Ağ
gözü.
MESH [göz]
2- Ağın
yapıldığı iplik malzemesinin sardığı
boşluk.
MESH GAUGE [gözölçer] Balık ağı göz büyüklüğünü ölçmede
kullanılan alet.
MESH LENGTH [göz boyu] ® Mesh opening.
MESH OPENING (MESH LENGTH, MESH-SIZE) [göz
açıklığı] İp kalınlığına bakılmaksızın
iki karşıt düğüm arasındaki içten içe mesafe. İki
düğüm arasındaki mesafenin yaklaşık iki katı.
MESH STICK [göz çubuğu] Ağın elle
yapılması halinde ölçü olarak kullanılan çubuk.
MESH-SIZE [göz genişliği] Uzatılmış ağ gözünün köşeden
köşeye uzunluğu.
MESO- (prefix) [mezo-, orta] Ortada, arada. Örnek; mezoderm (mesoderm)-ortaderi.
MESOBENTHOS
[ortabentoz, mezobentoz] Deniz
tabanında 200-
MESOHALINE [ortatuzlu,
mezohalin] Tuzluluğu 3-10 ppt arasında olan acısu ya
da tuzluluğu 30-34 ppt arasında olan deniz suyu.
MESOLECITHAL [ortalesital, mezolesital] Orta derecede yumurta
sarısı olan yumurta(lar).
MESONEPHROS [opistonefroz]
® Opisthonephros.
MESOPELAGIC [ortayüzücü,
ortapelajik, mezopelajik]. Okyanus ve denizlerin 200- kullanıcıya
göre derinlik sınırları değişmekte olup 200-
MESOPLANKTON
(MESO-PLANKTON) [mezoplankton] Büyüklüğü
MESOSALINE [ortatuzcu] Orta derecelerdeki tuzluluğa dayanıklı
organizma.
MESOSCALE [orta
ölçek] Kabaca 10-
MESOTROPHIC [mezotrofik]
Orta derecede birincil üretime sahip su, göl. Orta derecede
gübre ihtiva eden su.
MESOZOIC [mezozoik]
245-265 milyon yıl öncesi jeolojik çağ (Jurasik, Trisik dönem).
MESS [yemekhane, manga] Gemideki personelin yemek yediği ve oturduğu yer.
MESSENGER [el incesi] 1- ® Hauling line.
MESSENGER [mesenjer] 2- Çelik tele bağlı bir örnekleme
aracını (plankton ağı, Nansen kabı vb) kapatmak için
tel üzerine gerektiğinde takılıp suya salınan ve istenen
araca serbest düşerek ulaşması beklenen ağırlık.
META- (prefix) [meta-] Arkasında, arasında, içinde vb.
METABOLISM [metabolizma] Organik madde oluşumu ve bunun bozunma ve
yıkımı olayları süresince oluşan enerjinin hücre ve
organizma tarafından değişikliğe
uğratılmasıdır (madde ve enerji değişimidir).
Anabolizma ve katabolizma olmak üzere iki kısma ayrılır. Anabolizma yapma, yeni vücut
oluşturmadır. Katabolizma ise oluşmuşun bozulması,
ayrışmasıdır.
METAGENESIS
[metagenez] Eşeysiz
dölü, eşeyli dölün izlediği döl değişimi tipi.
META-LARVA [meta-larva] Vücut ortasında birincil
ışınlar ve karın yüzgeci kaidesi ya da yüzgecinin
belirginleştiği kurtçuk evresi.
METALIMNION
[metalimniyon] Göllerde
sıcak üst ve soğuk alt kuşak arasında ani
sıcaklık değişiminin (termoklin’in) olduğu kuşak.
METAMER [bölüt,
metamer] ® Metamere.
METAMERE (SEGMENT) [bölüt, metamert] Birbirine
az ya da çok benzeyen parçacıklardan her biri. Örnek; solucanlar
ile eklembacaklılar’da birbirinin benzeri olup tekrar eden parçalar,
bölümler.
METAMORPHISM [başkalaşım, metamorfizm] Yapı ve
bileşenlerin zamanla değişmi.
METAMORPHOSIS [başkalaşma, metamorfoz] 1- Canlının yapı ve
işlevinde, büyüme ve gelişme-sindeki doğal yolla olan
değişme. Örnek; yumurta sarısı sonrası kurtçuk
oluşumu. İribaş’ın kurbağaya dönüşmesi.
METAMORPHOSIS
[başkalaşma, metamorfoz] 2-
Başkalaşma. Aşırı değişme durumu. Bir
hayvanın örneğin kurtçuk görünüşü ya da şeklinden ön erin
şekline geçmesi.
METAMORPHOSIS
[başkalaşma, metamorfoz] 3- Kurtçuktan
(larvadan) erin aşamasına geçerken vücudun temel
değişikliğe uğraması. Örnek; yılanbalığıgiller
(Anguillidae).
METAPHASE [metafaz]
Mitoz bölünmede kalıtsal malzemenin (kromozomların) ekvator
düzleminde dizilmesi.
METAPOPULATION [metapopulasyon] Aynı
türe ait bir populasyonun, kısmen izole olmuş, döl verebilen
parçalarının, o türün yok edildiği alanlara yeniden
yerleşmeleri, yayılmaları.
METAZOA (METAZOAN) [çokgözeliler, çokhücreliler] Protozoa hariç, hücreleri
uzmanlaşmış dokular ya da organlara dönüşmüş
genellikle sindirim ve sinir sistemi olan hayvanlar.
METAZOAN [çokgözeliler,
çokhücreliler] ® Metazoa.
METEOROLOGY [meteoroloji] Atmosferin kendisi ile atmosferdeki
olayların yasalarını konu alan kısaca atmosferik olaylarla
ilgilenen bilim dalı.
METER [metre] MKS sisteminde kullanılan
uzunluk ölçü birimi.
METER-KILOGRAM-SECOND [Metre-Kilogram-Saniye]
Ölçü sistemi.
METHANE (CH4) [metan (CH4)] Bataklık gazı adı da
verilen yüksek enerjiye sahip ve parlayıcı renksiz gaz.
METHYLENE BLUE [metilen mavisi] Kimyasal formülü C16H18N3ClS
ve kimyasal adı “3,7-bis(Dimethylamino)-phenazathionium chloride” olan bu
heterosiklik aromatik madde, baz özelliği nedeniyle birçok alanda
kullanılmaktadır. Oda sıcaklığında kokusuz, koyu
yeşil toz halindedir. Suda çözüldüğünde mavi renk alır. Kimyada
indirgeme yükseltme (oksidasyon-redüksiyon) göstergesi olarak
kullanılır. Biyolojide boya maddesi olarak
kullanılmaktadır. Akvaryumcular ise mantar hastalıkları ile
bazı birgözelilere (protozoa) karşı kullanmaktadırlar.
METRIC TON (t) [ton (t)]
MHz (abbrev.) [MHz] ® Megahertz.
MICRO- (prefix)
[mikro-] Küçük, çok küçük. Örnek; mikronukleus
(micronucleus)-kücük çekirdek.
MICROBES [mikroplar] Hastalıklara da yol açan çok küçük (mikroskopla
görüle-bilen) bitkiler ve hayvanlar. Bu sınıfa mikro-algler
(ökaryot-eukaryotic) gözeler, mantarlar, mayalar, protozoa, çekirdeği
olmayan prokaryot (prokaryotic) gözeler, virüsler ve prionlar (deli dana)
girmektedir.
MICROBIOLOGY [mikrobiyoloji] Bitkiler aleminden bakteriler, su
yosunları, man-tarlar ile hayvanlar aleminden bütün mikroskopik ve ultramikraoskopik
organizma-larla uğraşan biyoloji kolu.
MICROBOUND FEED [mikro-bağlayıcılı
yem] Akvakültürde balık kurtçukları için formule
edilmiş küçük parçacıklı yem. Parçacıklar 50-700 μm
büyüklüğünde olup karmaşık karbonhidrat ya da protein
bağlayıcı katkılıdır.
MICROCHIRUS OCELLATUS (FOUREYED SOLE) [beneklidil balığı, dil
balığı] Tabansaldır
(demersaldır). 30-
MICROCHIRUS VARIEGATUS (THICKBACK SOLE) [lekelidil
balığı, dil balığı] Tabansaldır (demersaldır), 20-
MICROCLIMATE (MICRO-CLIMATE) [mikroiklim,
mikroklima] Genelden ayrı olan
atmosfer koşulları. Küçük, özel bir alandaki iklim. Yerel
iklim koşulları. Çoğunlukla
alışılmışın ötesinde (benzersiz) türler
birlikteliğine sahiptir.
MICROCONSTITUENT [mikro-bileşen] Kemiklerin element donanımı.
MICRO-ENCAPSULATED DIET (MICRO-ENCAPSULATED FEED) [mikro-kapsüllü yem] Akvakültürde balık
larvaları için formule edilmiş küçük parçacıklı olup bir
zar ya da bağlayıcıyla muamele edilmiş yem.
MICRO-ENCAPSULATED FEED [mikro-kapsüllü yem] ® Micro-encapsulated diet.
MICRO-FACIES [mikrofasiyes] Mikroskopla görülebilen fasiyes. ® Fasiyes.
MICROFAUNA [mikrofauna] Mikroskopla görülebilen küçük
hayvanlar.
MICROGAMETE [mikrogamet] Atmık.
Yumurtadan çok küçüktür.
MICROHABITAT
[mikro-yaşamalan, mikro habitat] Geniş
yaşamalanın bir parçası. Balıkların özel amaçla
seçtikleri komşu küçük yaşamalanlardan fiziksel özellikler yönünden
(akıntı, derinlik vs) farklı yaşamalan.
MICROICHTHYS COCCOI [?] Derinsu kardinalbalıkları (Epigonidae)
ailesinden olup yüzücüdür
(pelajiktir).
MICROINCREMENT [mikro-artış] Otolitlerde
50 μm’dan
daha küçük olup yaş tayinlerinde de kullanılan günlük ya da daha
kısa süreçli büyüme.
MICROMESISTIUS POUTASSOU (BLUE WHITING) [mezgit, mezit, mezit
balığı, mavimezit, mavimezgit balığı, derinsu
mezgiti, mavi mezgit] Yüzücü (pelajik), okyanusgö-çerdir (okyanodromdur). Boyu
TL=50 cm ve ağırlığı
MICROMETER
[mikrometre] Küçük uzunlukları ölçmede kullanılan hassas
alet.
MICRON (m) [mikron (m)] 1/1000 mm (m).
MICRONUTRIENTS [mikrobesinler, mikronutrientler] Organizmaların az
miktarlarda gereksindiği demir (Fe), mangan (Mn), bakır (Cu), çinko
(Zn), bor (B), silisyum (Si) molibdan (Mo), klor (Cl), vanadyum (V), kobalt
(Co) ve yalnız omurgalılar için önemli olan iyot (I) gibi elementlerdir.
® Macronutrients (makrobesinler).
MICROORGANISM(S) [mikroorganizma(lar)] Genellikle çok küçük olup mikroskopla görülebilen bitkisel
ya da hayvansal organizmalara verilen genel
ad.
MICROPARTICULATE DIET [mikro-tanecikli yem] Akvakültürde balık larvaları
için hazırlanmış çok küçük taneciklerden oluşan yem.
MICROPHAGE [mikrofaj]
Mikropları yutabilen göze. Çok çekirdekli akyuvar.
MICROPHAGOUS [mikrofaj] Küçük parçacıkları ya da küçük
organizmaları (plankton) yiyen hayvan.
MICROPHYTOPHAGY [mikrofitofaj] ®
Phytoplanktophagy (fitoplanktofaj).
MICROPLANKTON
(MICRO-PLANKTON) [mikroplankton]
1 mm’den küçük plankton. Plankton’un boyları 50 m ile
MICROPYLE [mikrofil] Atmığın (sperm) girmesi için yumurta
zarındaki çok küçük delik (açıklık).
MICROSATELLITE [mikro-uydu, mikro-satelit] DNA’da
tekrarlanan çok küçük bölümler.
MICROSCALE [küçük
ölçekli] Çapı
MICROSCOPE
[mikroskop] Küçük nesnelerin uygun mercek sistemiyle büyüterek
görünmesini sağlayan alet. Polarıcı, zıt fazlı,
elektron, proton gibi birçok türü vardır.
MICROSPORANGIUM [mikrosporangiyum] Bazı su
yosunlarında çok küçük sporları (mikrosporları) oluşturan
ve taşıyan organ.
MICROSTRUCTURAL GROWTH INTERRUPTION [mikro-yapısal büyüme kesintisi] Otolitlerdeki
kristal büyümesinin (aragonite) organik malzemeyle (otolin) kesilmesi.
MICROTOME [mikrotom] Mikroskopta
incelenecek nesnelerden, çok ince dilimler kesmede kullanılan alet.
MICTIC [miktik] Rotatorlarda
(Rotatoria) döllenebilen haploid yumurtalar olup döllenmediğinde
partenogenezle erkek oluşturan yumurta.
Döllendiğinde ise miktik yumurta bir kabuk oluşturur ve bundan
ilkbaharda amiktik dişi gelişir.
MICTIC EGG [miktik yumurta] İnce kabuklu
haploid yumurta. ® Miktik.
MID-CAUDAL LENGTH [çatal boy (FL)] ® Fork length.
MIDWATER [ortasu] Ortayüzücü yani ortapelajik (mezopelajik) kuşak ile
ilgili. Kısaca yüzey suları ile taban suları
arasındaki kuşakta yer alan sular.
MIDWATER OTTER TRAWL [ortasu trolü] ® Midwater trawl.
MIDWATER TRAWL (MIDWATER OTTER TRAWL) [ortasu trolü] Taban ile yüzey arasında
herhangi bir uygun derinlikte bir tekne ve kapılarla ya da iki tekneyle
(kapısız) çekilen balık ağı. Ağın sürüklenme
derinliği, sonarda derinliği belirlenen balık sürüsünün
bulunduğu derinliğe göre ya kablolu ya da kablosuz mantar yaka üstü
akustik sistemle belirlenir. Ağın ön kısmı çok geniş
gözlü olup sürünün sanki bir tünel içerisine girmesi şeklinde bir etkiye
sahiptir. Sürünün ortasuda kullanılan bir ağa girmesi için
ağız açıklığının en az 4x4 metre
boyutlarında kare olması deneyimle öğrenilmiştir. Tabanda
ve ortasuda kullanılabilen kombinasyon ağlar da mevcuttur. Hafif malzemeden
üretilen ortasu ağları tabanda çabuk yıpranırlar. Bu
nedenle ağın ağız kısmında ağ malzemesi
yerine belirli aralıklarla yerleştirilmiş halatlar da
kullanılmaktadır.
MIGRATION [göç]
1-
Hastalık yapıcı virus ya da mikrobun konak vücudundaki hareketi.
MIGRATION [göç] 2- Basitçe bir yerden diğerine harekettir. Hayvanlardaki göç
Haepe’ye göre göç edenleri, başlangış noktasına dönmeye
zorlayan (biyolojik gereklilik olan) bir cins hareketir. ® Overwintering migration (kışlama göçü). ® Spawning migration (üreme göçü). ® Alimental migration (beslenme (nafaka) göçü).
MIGRATORY FISH [göçmen balık] Göç etme alışkanlığı
(davranışı) olan balık.
MILD SMOKED [hafif
tütsülenmiş] ® Light smoked.
MILIBAR (Mb) [milibar, Mb.] Basınç
ölçü birimi (1/1000 bar).
MILL [değirmen]
Balıkların daire şeklinde yüzmesi.
MILLI- (prefix)
[mili-] Bin (1000) anlamındadır. Ancak
MKS sisteminde 1/10, 1/100, 1/1000 olarak da kullanılmaktadır.
MILLILITER (ml) [mililitre (ml)] 1/100 litre.
MILLIMETER (mm) [milimetre
(mm)] 1/1000 m
MILLIMETER
PAPER [milimetrik
kâğıt] Üzerinde mm taksimatı
olan ve daha çok bilgisayarların gelişmesi öncesinde şekil ve
grafik çiziminde kullanılan kağıt.
MIMICRY [taklit,
Bates taklidi, Batesian taklit] 1- Biri
tehlikeli diğeri tehlikesiz iki türün görünüşünün birbirine
benzemesi. Tehlikesiz tür, tehlikeli türü yemede kötü tecrübe edinmiş
yırtıcıdan bu yolla korunmaktadır. Buna Batesian taklit
denmektedir.
MIMICRY [taklit,
Bates taklidi, Batesian taklit] 2-
Birbirinin benzeri iki türün de tadı kötüdür. Bunlardan birini yemede kötü
tecrübe edinmiş yırtıcı diğerinden de
sakınmaktadır. Buna Müllerian taklit denmektedir.
MIMICRY [taklit, Bates taklidi, Batesian taklit] 3- Kendi türünden bireyleri taklit etmek.
MINAMATA DISEASE [Minamata hastalığı] Besin ağında
birikebilen ve zehirli bir civa bileşeni olan metil-civa (methyl-mercury)
Miamata körfezinde çokça balık tüketen insanlarda görülmüştür.
MINIMUM [minimum] En küçük, en az.
MINIMUM BIOLOGICAL ACCEPTABLE LEVEL [kabul edilebilir
biyolojik en küçük değer] 1-
Yumurtlayan stok biyokitlesinin, belirli bir değerin altına
düşmesi durumunda, içgöçün giderek azalma
olasılığının artabileceği, biyokitle değeri.
MINIMUM BIOLOGICAL ACCEPTABLE LEVEL [kabul edilebilir
biyolojik en küçük değer] 2-
Bazı türlerin, yasayla belirlenen belirli bir boyun altında kalan
bireylerinin avlanmaları halinde saklanması ve pazarlanması
yasak uzunluk değeri.
MINIMUM LANDING SIZE [en küçük pazar boyu] Yasal olarak avlanıp
saklanabilecek ve pazarlanabilecek en küçük balık boyu olup biyolojik en
iyi (uygun) boy değilde pazarlama boyu olabilir.
MINIMUM LEGAL SIZE [en küçük yasal boy] Düzenlemeyle
belirlenmiş belirli bir boydan küçük olanların denize geri
döndürülmesini gerektiren en küçük balık boyudur.
MINIMUM MESH SIZE [en küçük ağ gözü] Belirli
bir ağ için yasayla belirlenmiş en küçük ağ göz
büyüklüğüdür. Ağda bu değer çaprazi ve göze belirli bir
basınç uygulanarak ölçülür.
MINIMUM SIZE
[en küçük boy] Belirli bir
boydan daha küçük balıkların avlanmasının
yasaklandığı boy.
MINIMUM STOCK SIZE THRESHOLD [alt stok büyüklüğü
eşiği] Sürdürülebilir en yüksek üretimi yani ürünü (MSY)
sağlamak için gerekli olan en küçük stok büyüklüğü değeridir. Bu
değerin altında kalan stok büyüklüğü aşırı
avcılık olarak değerlendirilir.
MINIMUM STOCK SIZE THRESHOLD [minimum stok büyüklüğü eşiği] En küçük
stok büyüklüğü eşiği. Bu eşiğinin (BThreshold = BEşik)
altındaki değerde stokun aşırı
avlandığı dikkate alınır.
MINOR COMMUNITY [küçük topluluk]
Bunlar komşu topluluklardan olabilecek girdi ve çıktılardan
etkilenen görece küçük birikmelerdir. ® Major community. ® Community analysis.
MIOCENE [miyosen]
Tersiyer içerisindeki jeolojik çağ. Otobur memelilerin ortaya
çıktığı 26-5 milyon yıl öncesi dönem.
MISCELLANEOUS SPECIES [karışık
türler] Kota uygulaması söz konusu olmayan balık
türleri.
MISREPORTING
[yanlış bildirim] Av
jurnali ya da diğer yasal bildirimde, doğru av ve avlak yeri
değerlerinin kayıt edilmemesidir. Av miktarının az ve
avlanma alanının yanlış verilmesidir.
MISSING LINK
[eksik bağ, eksik halka]
Canlıların bilimsel sınıflandırılmasında
ardışık dizinin (birbirini izleyen halkaların) tamamlanmasını
sağlayacak ara cins ya da türün olmaması hali.
MISSION [özgörev, misyon] Kişi ya da kurumun özel ve asıl
görevi.
MITOCHONDRIAL DNA [mitokondriyal DNA] DNA’nın
bir şekli olup balık tanımlama ve belirlemesinde
kullanılmaktadır.
MITOSIS [mitoz] Hücrenin
iki eşit parçaya bölünmesi.
MIXED CULTURE
(MIXED
FARMING) [karışık kültür] Farklı
tür ve yaş gruplarının aynı su kütlesinde
yetiştirilmesi/semirtilmesi.
MIXED FARMING [karışık
kültür] ® Mixed culture.
MIXED FISHERY [karışık balıkçılık] Farklı türlerin
avlandığı balıkçılık. Çoğunlukla tabanda
yürütülen balıkçılık. Örnek; dip trolü
avcılığı.
MIXED LAYER DEPTH (MLD) [karışma
tabakası derinliği] Deniz suyunun çeşitli etkenler
sonucu karıştığı ve özellikleri yönünden
benzeştiği (örneğin aynı sıcaklıkta olduğu)
karışma tabakasının derinliği.
MIXED STOCK FISHERY [karışık
stoklu balıkçılık] Birden çok stokun
avlandığı balıkçılık.
MIXING RATE
[karışma hızı] Mevsimsel
deveran esnasında su kütlelerinin yenilenme (değiş-tokuş)
hızı.
MIXING RATIO
[karışma oranı]
Karışabilir madde ve malzemelerin karışma oranı,
karışma yüzdesi.
min. (kısaltma) [min.]
®
Minimum.
MKS (abbrev.) [Metre-Kilogram-Saniye] ®
Meter-Kilogram-Second.
ml (abbrev.)
[ml] ® Mililiter.
MLD (abbrev.) [karışma tabakası derinliği] ® Mixed Layer Depth.
mm (kısaltma) [mm] ®
Milimetre.
Mn (abbrev) [mangan] ® Manganese.
MOBILE [gezici] 1- Bırakıldığı yerde durmayan
balık. Markalama deneyinde bırakıldığı yerden 1.5
km’den çok sapan balık.
MOBILE [hareketli] 2- Yer
değiştiren. Bir yerde durmayan.
MOBILE FISHING GEAR [hareketli av aracı] Çekilebilen, sürüklenebilen av
aracı. Örnek; trol.
MOBULA MOBULAR (DEVIL FISH) [kulaklıfolya,
şeytan balığı, manta] Okyanusgöçer (okyanodrom),
yüzücüdür (pelajiktir). Disk genişliği
MOBULIDAE (MANTA RAY) [kulaklıfolyabalığıgiller,
kulaklıfulyabalığıgiller] Keskiso-lungaçlılar (Elasmobranchii) sınıfı, vatozlar (Rajiformes)
takımı, Myliobatidae ailesi, Manta
cinsi balıkları kapsar. Ancak
sistematikleri henüz tartışmalı olması nedeniyle Manta cinsi olan (Manta
birostris, Manta ehrenbergii ve Manta raya) türleri Mobulidae ailesine ait
gösterilebilmektedir. Mobilidae ailesinden
kabul edilen türler iri olup en büyükleri
MOBY DICK [Mobi Dik] Amerikalı yazar Herman Melville’nin ‘The Whale’
adlı romanındaki bir olasılıkla romanın yazıldığı dönemden
birkaç on yıl önce Şili’nin güneyinde Mocha adası
yakınlarında gerçekten yaşamış olan albino
ispermeçet balina olup yazar tarafından Mocha
Dick yerine Moby Dick şeklinde kullanılmış olabilir. Mocha
Dick ya da Moby Dick birçok kez balina avcılarından kurtulmuş
sırtında zıpkınlar taşıyan bir balinadır. Roman Moby Dick’i kovalayan ve avlamak isteyen adam ile
balinanın mücadelesini hikaye etmektedir.
MODE [mod] En sık rastlanan değer. En yüksek frekans.
Örnek; bir ağ atımında çıkan bir türe ait balık
boylarının ölçülmesi sonucu oluşturulan boy
dağılımı frekans dağılımında balık
sayısının en fazla olduğu boy grubu.
MODEL [model]
Doğanın gerçekten nasıl
çalıştığının basitleştirilmiş kavranma
fikri.
MOIST PELLET [nemli topak] Nem oranı %30 civarında olan balık
yemi. İçerisinde öğütülmüş, ezilmiş balık gibi
yaş maddelerin yanında balık unu gibi kuru katkı malzemesi,
vitamin, mineral ve bunların yapışmasını sağlayan
bağlayıcıların da bulunduğu yem.
MOISTURE [nem]
Belirli bir hacimdeki havanın içinde çeşitli hallerde bulunan su
miktarını belirten terim.
MOL NUMBER [mol sayısı] Tartılan ağırlık
bölü molekül ağırlığı.
MOLA
MOLA (OCEAN SUNFISH) [ay
balığı, pervane, pervane balığı] Yüzücü
(pelajik) ve okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
MOLAL CONCENTRATION [molal konsantrasyon] Bir
kg çözücüde çözülen mol sayısı.
MOLALITY [molalite]
Çözülenin
MOLAR (MOLARIS) 1- [öğütücü].
MOLAR [azıdişi] 2- Kesici, parçalayıcı ve öğütücü diş.
MOLAR CONCENTRATION [molar konsantrasyon]
Konsantrasyon (
MOLARITY [molarite]
Çözülenin 1 dm3 çözeltideki mol sayısıdır.
MOLAS
[aybalığıgiller] ® Molidae.
MOLE
[dalgakıran] 1- ® Jetty.
MOLE [mendirek] 2- Bir limanı oluşturan, ya
da koruyan yapı. Balık barınma yeri olabilir.
MOLE [mol] 3- Bir
kimyasal bileşkenin molekül ağırlığının gram
cinsinden verilmesi. Örnek; NaCl’ün molekül ağırlığı 58.433’tür. 1
mol NaCl =
MOLE [mol] 4- Madde
miktarını belirlemede kullanılan ölçüdür. 1 mol = 6.02x1023 atom,
molekül, iyon vs’dir.
MOLECULAR SYSTEMATICS [moleküler sistematik] Moleküler biyolojik
çeşitliliğin, taksonomik gruplar yönünden incelenmesi.
MOLIDAE (MOLAS, OCEAN SUNFISHES)
[aybalığıgiller] Işınlıyüzgeçliler-
Actinopterygii sınıfının Tetraodontiformes
takımının bir ailesidir. Acayip görünüşlü
balıklardır. Kemikli balıklar içerisinde en büyük türlerden
birini barındırırlar. Bunlardan boyu 3 m’ye ve
ağırlığı 1.500 kg’a ulaşanları vardır.
Derileri kalındır. 300 milyon kadar yumurta üretebilirler.
İskeletlerinin büyük bir kısmı kıkırdaktandır.
Kuyruk kemikleri ve yüzme keseleri yoktur. Küçük bir ailedir; 3 cins ve 4 türü
barındırır.
MOLLUSCA (MOLLUSCS, MOLLUSKS) [yumuşakçalar]
Hayvanlar aleminin önemli bir kabilesi olup Caudofoveata, Aplacophora,
Polyplacophora, Monoplacophora, Bivalvia, Scaphopoda, Gastropoda, Cephalopoda
olmak üzere 8 yaşayan sınıftan oluşmaktadır. Kabilede
toplam 112.000 türün bulunabileceği tahmin edilmektedir. Vücut
boşlukları kanla dolu hemosöl’dür (hemocoel)’dir. Gerçek vücut
boşluğuna sahiptirler. Vücut genellikle göz ya da dokunaç
taşıyan baş, kaslı bacak va içorganları saran kitleden
oluşur. Kaslı bacak, manto ve dışkabuk önemli
özelliklerindendir. Sindirim organları tam olup ağızdan anüse
uzanır. Sinir (beyin), boşaltım (nephridium), dolaşım
(açık) ve solunum (solungaç ve akciğer) sistemlerinin organizasyonu bulunur.
İskelet vardır. Gelişmeleri bir ya da iki trokopora kurtçuk
(larva) evresinden geçer. Bunlardan biri veliger evresidir.
MOLLUSCIVORE [molluskivor] Yumuşakça yiyen.
MOLLUSCOIDEA
(ANTHOID MOLLUSCA) [yumuşakçamsılar] Bunlar omurgasızlar olup
Brachiopoda ve Bryozoa sınıflarını kapsar. Önceleri
Yumuşakçaların altbölümü sanılmıştır.
MOLLUSCS [yumuşakçalar] ® Mollusca.
MOLLY (PLATY, GUPPY) [gupigiller, lebistesgiller]
® Poeciliidae.
MOLLY
MILLER [horozbina] ® Scartella
cristata.
MOLVA MACROPHTHALMA (SPANISH LING) [gelincik, uzungelincik
balığı] Tabansal (demersal) olup 30-
MOLVA MOLVA (LING) [gelincik, uzungelincik balığı] Tabansal
(demersal) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=200 cm ve
ağırlığı
MONANDRIC [monandrik]
Önce dişi sonra erkek olan çift cinsiyetlilerde erkek olanların
cinsiyet değiştirmiş dişiler olması.
MONITORING
PROGRAM [izleme programı] Herhangi bir olayın,
değişikliğin etkisi ya da düzeyinin nicel ve nitel yönden
belirlenebilmesi için bir ölçme çalışmasının
sürdürülmesi.
MONK [savak] ® Drain box.
MONK SEALS
[fokgiller, denizköpeğigiller]® Phocidae.
MONKEY
GOBY [tatlısukaya balığı, kum kayabalığı,
siyah kayabalığı, tatlısukayası balığı,
kayabalığı] ® Neogobius fluviatilis fluviatilis.
MONO- (prefix)
[mono-] Bir, tek. Monomoleküler
(monomolecular)-Tek moleküllü.
MONOCANTHIDAE
(FILEFISHES) [dikenliçütregiller] Actinopterygii - ışınlıyüzgeç-liler
sınıfı, dörtdişlibalıklar anlamındaki
Tetraodontiformes takımının bir ailesidir. Yaklaşık olarak 107 tür ve
26 cins bu ailede yer alır. Bireylerinin vücutları yanlardan
basıktır. Derileri zımparamsı olup serttir.
Uzatılabilen iki diken kafada yer alır. Bunlardan ikincisi çok
küçüktür. Çoğu türleri 60 cm’den küçüktür. En büyük türü 110 cm’dir.
Bazı türlerde cinsi çiftyapısallık (seksül dimorfizm)
vardır. Üyelerinin bir kısmı yosunla beslenirken diğerleri
tabandaki omurgasızlarla beslenir. Tabanda oluşturulan ve her iki
cinsiyetin koruduğu kısımda yumurtlarlar. Genç bireyleri
(yüzücüdür) pelajiktir.
MONOCHIRUS HISPIDUS (WHISKERED SOLE) [tekyüzgeçlidil
balığı, dil balığı, küçükdil
balığı] Tabansaldir (demersaldir). Boyu TL=25 cm
civarında olabilir. 10-
MONOCULAR
MICROSCOPE [monokülar mikroskop] Tek
gözmerceği olan mikroskop.
MONOCULTURE [monokültür] Tek
bir tür’ün beslenmesi/yetiştirilmesi. Tek tür ile yapılan akvakültür.
MONOCYCLIC FISH [tekdönüşsel balık] Yaşamının son
evresinde yumurtlayan balık. Örnek; Anguilla
(yılan balığı).
MONOECIUS [erdişi, erselik] ® Hermaphrodite.
MONOFILAMENT [monofilament] Balıkçılıkta
kullanılan yapay (naylon, perlon vb), tekli, bükülmemiş ip.
MONOGAMY [tekeşlilik,
monogami] Bir erkek ile bir dişinin yalnız kendi
aralarında çiftleşmesi.
MONOGENERIC [tekcinsli, monogenerik] Tek cinsi olan aile. Yalnız tek cinsin bulunduğu
taksonomik birim.
MONOMICTIC [monomiktik]
Yılda bir kez (genellikle sonbaharda) karışımı ya
da su yenilemesi, deveranı olan göl.
MONOMYCTIC LAKE [monomiktik göl] Yılda yalnız bir kez karışan
göl.
MONOPHAGOUS [monofaji] ® Monophagy.
MONOPHAGY (MONOPHAGOUS) [monofaji] Yalnız bir tek besin tüketen, yiyen. Tek tip besinle beslenme.
MONOPHYLETIC [monofiletik] Ortak atadan gelen bir grup bitki ve hayvanlar.
MONOPHYODONT
[monofiyodont] Yaşam
süresince yalnız bir kez dişe sahip olma. ® Polyphydont (polifiyodont). ® Diphyodont (difiyodont).
MONOSPECIES CULTURE [tektür kültürü] Akvakültürde yalnız bir türün
besiciliği ve yetiştiriciliği.
MONOSPECIFIC
[tektürlü] Yalnız
bir tür ihtiva eden cins.
MONSOON [muson] Yaz
ve kış aylarında birbirine ters esen devirli rüzgarlar. Kışın
karadan denize esen kuru, yazın denizden karaya esen ve bol yağmur
getiren rüzgar.
MONTAGU'S BLENNY [horozbina] ® Coryphoblennius galerita.
MOON JELLY [deniz anası] ® Aurelia aurita.
MOORING (SECURING) [bağlama] Deniz aracının yatmak
için sabit bir yere halat vermesi.
MOORNING BUOY [palamar şamandırası] Gemilerin limanda yer
işgal etmemek için baştan ve kıçtan bağlandıkları
şamandıra.
MORA MORO (COMMON MORA) [?] Derintabansal (batidemersal) yüzücüdür (pelajiktir). 450-
MOROCCO
DENTEX [Fas mercanı] ® Dentex maroccanus.
MORPH- (prefix) [morf-] Şekil.
Örnek; morfoloji (morphology)-şekilbilim.
MORPHOEDAPHIC INDEX [morfoedaptik gösterge (indeks)] Göllerdeki toplam çözünmüş
madde (mg/l) ve ortalama derinlikten (m) elde edilen gizil (potansiyel)
balık verimliliği göstergesi.
MORPHOLOGICAL [şekilbilimsel, morfolojik].
MORPHOLOGY [şekilbilim,
morfoloji]
Canlıların dış özelliklerini, görünüşleri,
şekilleri ve yapılarını inceleyen dal.
MORPHOMETRIC CHARACTER [ölçülebilir özellik, morfometrik karakter] İki vücut özelliği
arasındaki ölçülebilirliği ifade eder. Kalınlık ölçümü
hariç ölçme düzgün hat üzerinde yapılır ve vücut eğikliği
ya da yayı dikkate alınmaz. Ölçümün tanımlanması ya da
standard bir çalışmaya gönderimde bulunması gerekir. Satandart
bir balıkta ölçüm yapmak için
kullanılabilecek vücut noktaları şunlardır:
|
- Adipose fin – [Yağ
yüzgeci]. - Anal fin –
[Makat yüzgeci]. - Anterior
edge of cloaca – [Dışkılığın
(anus) ön sınırı (kenarı)]. - Anterior edge of orbit – [Göz
çukuru ön kenarı]. - Anterior margin of first dorsal
spine – [Birinci sırt yüzgecindeki ilk dikenin
(ışının) ön başlangıç noktası]. -
Anterior point of first pectoral fin ray– [Sol
göğüs yüzgeci ön eklem noktası (kaidesi)]. - Base
pectoral fin – [Göğüs yüzgeci kaidesi]. - Base pelvic fin – [Karın
yüzgeci kaidesi]. - Cartilaginous tip of shortest (median) caudal ray – [En kısa (orta) kuyruk
ışınının kıkırdağımsı ucu]. - Distal tip of longest dorsal
caudal fin – [Üst kuyruk yüzgeci yayının
merkez hattına eğilmesiyle oluşan uç noktası]. - Distal tip of longest ventral
caudal fin ray – [Alt kuyruk yüzgeci
yayının eğilmesiyle oluşan merkez hattı uç
noktası]. - Distal tip of the longest
dorsal caudal fin ray, lobe normally extended – [ - Distal tip of the longest
ventral caudal fin ray, lobe normally extended – [ - Dorsal
fin – [Sırt yüzgeci]. -
Gill-cover notch – [Solungaç kapağı
çentiği]. - Insertion of dorsal and ventral
lobes of caudal fin – [Kuyruk yüzgecinin sırt
ve karın tarafındaki kulakçıkların
başlangıcı]. - Insertion of first anal fin ray – [Makat yüzgecin ilk ışınının
başlangıç noktası]. - Insertion of first ray of posterior dorsal – [İkinci sırt yüzgecindeki ilk
ışının kaidesi]. - Last
scale of the lateral line – [Yanal çizginin son
pulu]. - Mandibular symphysis – [Çene
kemiğine ait birleşme yeri]. -
Maxillary symphysis – [Üst çene kemiğine ait
birleşme yeri]. -
Membranous edge of caudal fin at fork – [Kuyruk
yüzgecinin çataldaki zarımsı kenarı]. - Point of upper caudal keel – [Kuyruk
omurgasının üst noktası]. - Position of last anal fin ray – [Makat yüzgecin son ışınının
bitiş noktası (sınırı)]. - Position of last ray of posterior dorsal – [İkinci sırt yüzgecindeki son
ışının bitiş noktası (sınırı)]. -
Posterior bony edge of operculum – [Solungaç
kapağının kemiksi arka sınırı (kenarı)]. - Posterior edge of fleshy peduncle – [Etsi sap (kuyruk) kısmın arka ucu (kenarı)]. - Posterior edge of mandible-Buccal comissure – [Çenenin arka kenarı (sınırı)].
- Posterior edge of orbit – [Göz
çukuru arka kenarı]. - Posterior margin of first dorsal spine – [Birinci sırt yüzgecinin son
ışınının (dikeninin) bitiş noktası]. -
Posterior membraneous edge of gill-cover – [Solungaç
kapağı zarımsı arka sınırı (kenarı)]. - Posterior
tip of urostyle – [Omurgaya ait kuyruk
kısmın en son ucu]. |
|
Diğer ölçümler: - Anal fin base length – [Makat
yüzgeci kaide uzunluğu]. - Greatest head length – [En
büyük baş uzunluğu]. - Head length – [Baş
uzunluğu]. - Length to caudal peducle – [Kuyruk
sapına uzunluk]. - Longitudinal iris diameter – [Boylamasına
göz merceği çapı]. - Longitudinal pupil diameter – [Boylamasına göz bebeği çapı]. - Mandibular length – [Çene
uzunluğu]. - Maxillary sheath length – [Çene kemiğine ait kılıf uzunluğu]. - Mid caudal length – [Çatal
boy - Fork length]. - Opercular head length – [Baştaki
solungaç uzunluğu]. - Orbit diameter – [Göz çukuru
çapı]. - Posterior dorsal fin base
length – [Birinci sırt yüzgecin ön kaide
uzunluğu]. - Postorbital diameter – [Göz
çukuru arkası mesafe]. - Preanal distance – [Makat öncesi mesafe]. - Preanterior dorsal distance
– [Önsırt uzunluğu]. - Prepectoral distance - [Öngöğüs mesafesi]. - Preposterior dorsal
distance – [İkinci sırt yüzgeci mesafesi]. - Preventral distance – [Önkarın
mesafesi]. - Snout length – [Burun
uzunluğu]. - Standar length – [Standard
boy]. - Total length – [Tam boy]. - Upper head length – [Başın üst uzunluğu]. |
|
Dikey ölçümler: - Back depth-oblique – [Çapraz arka derinlik]. - Dorsoventral depth – [Sırt-karın
derinliği]. - Greatest depth – [En büyük derinlik]. - Head depth – [Baş derinliği]. - Orbital depth – [Gözbebeği
ortasından geçen hat üzerindeki derinlik]. - Perpendicular iris diameter – [Dikey göz merceği çapı]. - Perpendicular pupil diameter – [Dikey göz bebeği çapı]. |
MORTALITY [ölüm, mortalite] Canlının
yaşamının doğal ya da balıkçılık nedeniyle
sona ermesi (ölmesi). Balıkçılık biyolojisinde kullanılan
geleneksel tek türlü stok modelinde ölüm iki parçadan oluşmaktadır
(Z=F+M). ® Total mortality (toplam ölüm, Z). ® Fishing mortality (balıkçılık ölümü,
F). ® Natural mortality (doğal ölüm, M).
MORTALITY
RATE [ölüm oranı] 2- Belirli bir sürede çeşitli nedenlerle
stoktan eksilen balık oranıdır (payıdır). Stoktan her
yıl sayı olarak eksilenlerin oranı (sayısı)
yıllık ölüm payıdır. Bunun hesaplamasının
yapılabilmesi için ölümler üssi katsayılı (eksponensiyel)
terimler olarak tanımlanmıştır. Böylece Nt/N0
= e-Z = e-(F+M). Burada Nt/N0 =
Yaşam payı (geride kalanların payı), M = doğal ölüm
payı, F = Balıkçılık nedeniyle ölümlerin payı ve Z =
Toplam ölüm payıdır.
MORTALITY
RATES AND REGULATION [ölüm oranları ve idare] Ölümler
karada olduğu gibi deniz ortamında da çok çeşitlidir. Ölüm
oranlarının bilinmesi bir poplasyondaki balık bolluğunun
tahmin edilmesi ile hasat stratejileri ve yumurtlayan stok potansiyelinin
bilinmesinde önemli rol oynar. Balık bolluğu, stoktaki birey
sayısını artıran (üreme) ve azaltan (ölüm) etmenler
arasındaki bir dengedir. Doğumlar ölümlerden fazlaysa
stoktaki birey sayısı artar ya da tersi olur. Stoktaki
kararlılık (stabilite) stoka katılan yeni bireylerin ölümle
yitirilenlerin sayısını karşılaması halinde
oluşur.
Balıkçılığı düzenleyen organlar
(balıkçılık idarecileri) ancak balıkçılıktan
gelen ölümleri avlanabilecek balık boyunu değiştirerek kontrol
edebilirler. Balıkçılık ölümü dolaylı yoldan ağ göz
genişiliğinin düzenlenmesiyle kontrol edilebilir. Doğrudan
kontrol ise toplam av ya da tekne başına kota ve güç
sınırlamasıyla olur. Doğaldırki yeni kuşağın
sayısal büyüklüğü ana-baba bolluğuyla ilgilidir. Bu da idarece
düzenlemelerle ayarlanabilir. Ölüm denizde de her yaş ya da gelişme
evresinde vardır. Yalnız ölüm oranları evrelere göre
değişmektedir. Ölümler yumurta ve kurtçuk evresinde çok yüksektir.
Kurtçuk evresinden genç balık aşamasına geçiş sürecinde
ölüm oranı daha azdır. Genç balıklar açlık,
yırtıcılar ya da hastalık nedeniyle ölebilirler. Eğer
balık birinci yılda ölmez ve yaşayabilirse ölüm oranı
inanılmayacak düzeyde azalır. Balığın ikinci ve
sonraki yaşlarında ölmesine asıl neden olan ise
balıkçılıktır. Bunu kirlilik ölümleri izler. Burada da
gençler yaşlılara göre daha hassastırlar ve
yaşamlarını kaybederler. Ölüm nedenleri bilinirse geleceğe
yönelik bolluk değişmelerini tahmin etmek ve buna göre düzenleyici
önlem almak (ağ göz genişliğini değiştirmek, av
yasağı uygulamak, belirli alanları avcılığa
kapatmak, kota vb) mümkün olabilir. Bir stokun hangi oranda hasat
edildiğini belirlemek bir yıllığın (tertibin)
bolluğunun zaman içerisindeki (birbirini izleyen yıllardaki) azalma
hızından hesaplanabilir. Toplam ölüm doğal ölümler ile
balıkçılık ölümlerinin toplamıdır.
Balıkçılık ölümleri idarece tek kontrol edilen
değişken olduğuna göre çaba yani her yaş grubuna etki eden
balıkçılık ölümünün (F) ayarlanması ve kontrolü
kaçınılmazdır.
MORULA [morula]
Küçük dut
anlamındadır. Dut’a benzeyen embriyon evresinin adıdır.
Yani yumurta gelişmesindeki üç evreden (morula, blastula,
gastrula) ilkidir.
MOSAIC TEETH
(PAVEMENT
TEETH) [mozaik dişler] Vatozgillerde
ve bazı köpek balıklarında bulunan ve midye vb sert besini
ezmeye yarayan bir seri yassı diş. Örnek; Hexanchus, Heterodontus, Mustelus.
MOSQUITOFISH [?] ® Gambusia affinis.
MOSS
ANIMALS [yosunhayvanları]
® Bryozoa.
MOTHER SHIP [ana
gemi] Diğer balıkçılık (av) teknelerine
hizmet veren büyük gemi. Bu gemide avcı teknelerinin avı işlenip
karaya çıkartılır.
MOTIONLESS [hareketsiz] Bir hayvanın herhangi bir şekilde hareket
etmemesi. Duruyor olması. Ancak kolları (uzantıları)
hareketli olabilir. ®
Durağan (stationary).
MOTORMAN [yağcı] Makinaların yağlanmasından sorumlu gemi
adamı.
MOTTLED
GROUPER [taşhanisi, orfoz balığı] ® Mycteroperca rubra.
MOUTH [ağız]
1- Besin ve
suyun mideye alındığı yapı.
MOUTH [ağız] 2-
Balıkların ağın içine girdiği açıklık.
MOUTH [ağız]
3- Nehir,
ırmak ve derelerin denize ya da göle döküldüğü kısım.
MOUTH BROODER
[ağızda kuluçkalayıcı]
Yumurtalarını ağzında koruyarak kuluçkalandıran
(ovofil) ve genç bireyleri ağzında koruyan (larvofil) balıklar. ® External brooder. ® Oral
incubation (ağızda kuluçka).
MOUTH-BROODING [ağızda kuluçkacı] ® Mouth brooder.
MS-222 (abrev.) [MS-222]
Balıkların hareketliliğini azaltmak için kullanılan
bayıltıcı kimyasal (tricaine-methanesulphonate). Kansorejen
etkisi nedeniyle artık kullanıl-mamaktadır.
MSST (abrev.) [minimum
stok büyüklüğü eşiği] ® Minimum Stock Size
Threshold.
MSY (abrev.) [sürdürülebilir
en yüksek ürün] ® Maximum Sustainable Yield.
MT (abrev.) [metric ton]
mt-DNA (abrev.) [mitochondrial DNA] ® Mitokondriyal
DNA.
MUCOSA [mukoza]
Salgı üreten ve bunu salan doku.
MUCUS [mukus] Mukoza salgısı.
MUD [mud] Çapı 0.063 mm’den (kumdan) küçük detritus malzemesi.
MUGIL CEPHALUS (FLATHEAD MULLET) [paçoz
balığı, kefal, haskefal, topan, topbaş, koklan, avrita
balığı, topan kefal]
Aşağıgöçer (katadrom) tabanyüzücü
(bentopelajik) balıktır. Boyu TL=130 cm,
ağırlığı
MUGIL SOIUY (SO-IUY MULLET) [Rus kefali, pelingas] Tabansal
(demersal) aşağıgöçerdir (katadromdur). Uzak doğu kökenli
olup Azak Denizi’nde yetiştiriciliği yapılmıştır.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra
yetiştiricilik çiftliklerinden Karadeniz’e ve Ege Denizi’ne yayılmış
ve önemli balıkçılık kaynağı olmuştur. Boyu TL=80
cm ve
MUGILIDAE (MULLETS) [kefalgiller] Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii)
sınıfı, Kefaller (Mugiliformes)
takımının 17 cinsi ve 80 türünü kapsayan bir ailesidir. Tropik ve ılıman bölge
sularında yaygındırlar. Bazı türleri tatlısuda da
yaşar. Akdeniz’de eski çağlardan beri önemli bir besin
kaynağıdır. Sistemetik konumları tartışmalıdır.
Türkiye sularında yaygın bilinen cinsleri Chelon, Liza
ve Mugil’dir.
MULLETS [kefalgiller]
® Mugilidae.
MULLIDAE (GOATFISHES, RED MULLETS) [barbunyagiller] Ender olarak acısuya giren çift sakallı
deniz balıklarıdırlar. Sıcak ve ılıman denizlerde
yaşarlar. Perciformes takımından olan aile Mulloidichthys,
Mullus, Parupeneus, Pseudupeneus, Upeneus, Upeneichthys cinslerinden oluşmaktadır. Göze
batacak şekilde renklidirler. En büyük boylu bireyi Parupeneus cinsinden
olup
MULLUS BARBATUS BARBATUS
(RED MULLET) [barbun, keserbaş
barbunya, barbunya, barbunya balığı] Tabansaldır
(demersaldır). 10-
MULLUS BARBATUS PONTICUS (?) [barbunya] Tabansaldır
(demersaldır). Karadeniz’de 10-
MULLUS SURMULETUS (STRIPED RED
MULLET) [tekir, tekir barbunya,
tekir balığı] Tabansal (demersal) okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). 5-
MULTI- (prefix) [multi-] Çok. Örnek; multinükleer (multinuclear)-çok çekirdekli.
MULTIPURPOSE VESSEL (COMBINATION VESSEL) [çok
amaçlı av aracı] Birden çok
yöntemle (dip trolü/gırgır; ortasu trolü/gırgır) balık
avcılığı yapabilen tekne ya da gemi.
MURAD REİS [?] Turgut Reis’in öğrencisi olup sonra
kaptanıderya olan Türk denizci. Ölümü 1603.
MURAENA HELENA (MEDITERRANEAN
MORAY) [merina
balığı, izmirna, muren, müren, müren balığı] Resiflerle
birliktedir. Boyu TL=150 cm olabilir. Balıkçılığı
önemsizdir. 15-
MUREX (VENUS COMB) [dikenli salyangoz] Yumuşakçalar (Mollusca)
kabilesi, karındanbacaklılar (Gastropoda) sınıfı,
Sorbeoconcha takımı, Muricidae ailesi, Muricinae altailesinin bir
cinsidir. Tropik sularda yaşayan etobur deniz
karından-bacaklısıdır. Kayalıklar ve mercan resifi
kesiminde yaşar. Güzel görünümlü birçok bireyi vardır. Kabuk uzunca
ya da uzundur. Murex Hint Okyanusu
kökenli olup bilahare Akdeniz’e göçmüştür. Türkiye
kıyılarında Murex brandaris ve Murex trunculus türleri yaşamaktadır. Dünya
denizlerinden yaklaşık 45 türü bilinmektedir.
MUSCLE [kas]
Balığın üç tip kası vardır. Kalp kası,
içorganlardaki ve damarlardaki düz kaslar ve iskelet kemiklerini hareket
ettiren çizgili kaslar.
MUSHROOM
GOBY [sarı kayabalığı,
kocabaş kayabalığı, kayabalığı] ® Neogobius eurycephalus.
MUSSEL [midye] 1- Çift
kabuklu yumuşakça.
MUSSEL [midye] 2- Suda
yaşayan yassısolungaçlı yumuşakçaların genel adı.
Midye vücudunun gerisinde biri su girişi diğeri su
çıkışına yarayan ve karın ve sırt sifonları
adlarını alan iki delik bulunur. Su arkadan öne doğru üzerinde
titrek tüyler bulunan solungaçlardan geçerek hareket eder. Su içerisindeki
besin maddeleri ağız kısmından geçerken yakalanır.
Ayrı eşeyli olup çoğalma yumurtayla olur. Midye bankında
yumurta bırakma eşzamanlı (senkronize) gerçekleşir.
Plankton patlaması ya da miktarının dikkate değer oranda
artması yumurta ve atmığın midye bankındaki bütün
olgun bireyler tarafından salınmasına yol açar. Bu yolla
kalıtsal tek yönlülük önlenir. Sudaki malzemenin olduğu gibi
filtrelenmesi nedeniyle suyu temizlerler. Sudaki kirleticilerin birikmesi
çalışmaları ile kirliliğin izlenmesinde kullanılan
önemli organizmalardır. Etleri lezzetlidir. Yetiştiriciliği
yapılmaktadır.
MUSSEL FARM [midyelik]
Midye üretilen yer. Midye tarlası (çiftliği).
MUSSELS [midyeler] ® Bivalvia. ® Pelecypoda.
MUSTELUS ASTERIAS (STARRY SMOOTH-HOUND) [köpekbalığı] Tabansaldır
(demersaldır). 350m’ye kadar iner. Boyu TL=140 cm ve
ağırlığı
MUSTELUS MUSTELUS (SMOOTH-HOUND) [öz
köpekbalığı, köpek balığı, adi
köpekbalığı] Tabansal (demersal) olup 5-
MUSTELUS PUNCTULATUS (BLACKSPOTTED
SMOOTH-HOUND) [benekli köpekbalığı]
Boyu TL=190 cm olabilir. Balıkçılığı
vardır. Kıyısal, tabanda gezen balıktır.
MUTAGENS [mutajenler]
Genleri (DNA’nın fiziksel yapısını, kalıtsal bilgiyi)
kalıcı şekilde değiştiren etken ya da kimyasallar.
MUTANT [mutant] Ani değişiklik geçirmiş ya da ani değişiklik geçirme
evresinde olan.
MUTATION [mutasyon] 1- Bir
kalıtsal özelliğin aniden yeni dölde değişmesi ile bu dölün
yeni özelliği taşıyan döl vermesi.
MUTATION [mutasyon] 2- Genin ya
da kromozomun yapısındaki aktarılabilir (yeni kuşaklara
geçen) kalıcı bozukluk ya da değişmeler.
MUTUALISM [karşılıklılık] Her iki türünde yararlanmasının şart
olduğu -koşullu ilişki (+ +). Örnek; resifler ve algler
arasındaki ilişki. Bir kısım tek hücreli,
kamçısız olup sarı ve esmer boya maddesine sahip ve
zooxanthellae-algleri olarak anılan ve esmer alglerle akraba olan algler
birçok canlı ile birlikte (o canlının içinde)
yaşamaktadır. Benzer şekilde, resif, zooxanthellae-alglerini
aşırı güneş ışığından (UV)
korurken resifin enerji ihtiyacı bu alglerce
karşılamaktadır. Bir başka örnek deniz şakayıkları
ile (Amphiprion)
balık arasındaki özel sembiyoz ilişkidir.
MÜLLERIAN MIMICRY [taklit, Bates taklidi, Batesian taklit] ® Mimicry.
MYCOLOGY [mantarbilim, mikoloji].
MYCTEROPERCA
RUBRA (MOTTLED GROUPER) [taşhanisi, orfoz balığı] Tabansaldır (demersaldir) ve 15-
MYCTOPHIDAE (LANTERNFISHES) [ışıldakbalığıgiller] Actinopterygii-Işınlıyüzgeç-liler
sınıfı, Myctophiformes takımının 33 cins ve bu
cinslerde 246 türü kapsayan bir ailesi
olup küçük boylu derin deniz balıklarını kapsar. Günümüzde derin
deniz balıkları biyokitlesinin %90’ını bu
balıkların oluşturmakta olduğu tahmin edilmek-tedir. Bu
ailenin Türkiye sularına en yakın kitlesi Oman Körfezi’ndedir.
Işık üreten organları vardır. Eşeysel
çiftyapısallık (seksüel dimorfizm) gösterirler. Bir kısmı
(tür ve yere göre) günlük dikey göç ederler. Gündüz 300-
MYCTOPHUM
PUNCTATUM (SPOTTED LANTERNFISH) [ışıldak balığı] Derinyüzücü (batipelajik) ve
okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
MYDAS [kaplumbağa] 1- Kaplumbağa tür adı. Örnek; ® Chelonia mydas.
MYDAS [wet] 2- Yaş, ıslak.
MYLIOBATIDAE (EAGLE RAYS) [fulyabalığıgiller] Vatozlar (Rajiformes) takımının Myliobatis, Rhinoptera, Pteromylaeus, Aetobatus,
Aetomylaeus, Manta ve Mobula olmak üzere 7 cinsi
kapsayan bir ailesidir. Açık suda yaşarlar. İyi yüzücü olup su
yüzeyinde birkaç metre sıçrayabilirler. Taksonomileri kesin değildir.
MYLIOBATIS
AQUILA (COMMON EAGLE
RAY) [fulya, folya, denizkartalı balığı, çuçuna] Tabanyüzücüdür
(bentopelajik). 1-
MYO [kas, miyo] Örnek; miyosit (myocite)-kasılabilir göze.
MYOMERE [miyomer] Yanlarda
W-şeklindeki tabakalı vücut kası. Kahverengi olanlara
kızıl kas (musculus lateralis superficialis), beyaz olanlara
(musculus lateralis profundus) denmektedir.
MYRIA- (prefix)
[miyra-] Çok. Çok sayıda. Sayısız. Örnek;
Myriapoda-çok bacaklı eklembacaklı.
MYSTICETI (BALEEN WHALES) [dişsiz balinalar] Deniz memelileri ve genelde de memeliler
sınıfının en büyük canlıları balinalar (Cetacea)
takımı dişsiz balinalar (Mysticeti) alt takımında yer
alır. Bu alttakım 14 türü kapsayan Balaenidae, Balaenopteridae,
Eschrichtiidae, Neobalaenidae olmak üzere 4 aileyi içerir. Önemli özellikleri
besin maddelerini süzmek için üstçenede bulunan baleen adlı taraksı
yapıdır. Buna yapışan kabukluları hayvan
ağzını kapatıp diliyle basınç uygulayarak sudan
ayırır. Soğuk suda yaşarlar çiftleşmek için sonbaharda
sıcak su bölgelerine göçerler. Ürettikleri sesle iletişim kurarlar.
Avcılığı bir zamanlar yağ üretimi için çok önemliydi.
Artan avcılık baskısıyla sayılarının
azalması avcılığı da etkilemiştir.
MYTILUS [midye] ® Mytilus galloprovincialis.
MYTILUS GALLOPROVINCIALIS (MEDITERRANEAN MUSSEL, BAY MUSSEL, BLUE MUSSEL)
[midye] Midye
dendiğinde sularımızda bazı dillerde Akdeniz midyesi olarak
adlandırılan çift eşit kabuklu bu yumuşakça akla gelir. Bu
midye Akdeniz sular sisteminin yerlisi olup ılıman dünya denizlerine
istilacı olarak yayılmıştır. Koyu maviden kahverengine
hatta siyaha kadar renkli olabilir. Genellikle 5-
MYXINE GLUTINOSA (HAGFISH) [?] Göçmen
olmayan, çamurlu tabanda 40-1200 metrelerde rastlanan tabansal (demersal) deniz
balığıdır. Balıkçılığı
yapılmaz. Gece aktiftir. TL=80 cm. Tükçe adı yoktur.
MYXINIDAE (HAGFISHES) [okbalığıgiller] Myxini sınıfı,
Myxiniformes takımının bilinen 5 cins ve 64 türü
barındıran bir ailesidir. Akdenizde bir türü (Myxine glutinosa) bilinmektedir. İlkel balık soyudur ve
kesin balık olup olmadığı
tartışmalıdır. Boyları uzun ve solucan tiplidir.
Yapışkan madde salgılar. Erdişi (hermafrodit) olup
yumurtalık ve erbezleri vardır. Kurtçuk (larva) evreleri yoktur. Son
kalıtsal araştırmalarda salgılarının örümcek
ipliklerine benzediği görülmüştür. Şimdilerde bu
salgının kullanımı (biyolojik bozunabilir polimer elde edilmesi
ile dolgu jölesi ve kan pıhtılaştırıcı
özellikleri) üzerinde çalışılmaktadır. Eti Japonya ve Kore’de yenilmekte
ve derisinden yararlanılmaktadır. Derinde yaşarlar.
MYXOPTERYGIUM
[miksopterigyum] Keski-solungaçlılar (Elasmobranchii) ve
Tümbaşlılar’da (Holocephali) bulunan çiftleşme organı.