M [son güncelleme 14 Mart 2008]
M (abbrev.) [doğal ölüm] ® Natural mortality.
MACKEREL (ATLANTIC MACKEREL) [uskumru] ® Scomber scombrus.
MACKEREL SHARKS [devköpekbalığıgiller, dikburunlugiller] ® Lamnidae.
MACRO- (prefix)
[makro-] Büyük, geniş, iri. Örnek; Makronukleus
(macronucleus)-Büyük çekirdek.
MACRO NUCLEUS [makronukleus] Bazı birgözelilerde bulunan küçük çekirdek
karşıtı büyük çekirdek. Örnek; Terliksi hayvan (Paramecium).
MACRO-BENTHOS [makrobentos] Göz açıklığı
MACROCENTRIC SCALE (REPLACEMENT SCALE,
REGENERATED SCALE, LATINUCLEATE SCALE) [makrosentrik pul]
Balığın kaybolmuş bir pulu yerine oluşmuş
aynı büyüklükte fakat kıvrım ve halkaları olmayan pul. ® Regenerated scale (yenilenmiş pul).
MACROCLIMATE [makroiklim,
makroklima] Ana coğrafik bölgedeki iklim.
MACROCYTE [makrosit]
Büyük alyuvar.
MACROGAMETE [yumurta, makrogamet, megagamet] Büyük eşeysel göze
(hücre). Atmıktan çok büyüktür.
MACROMOLECULE [makromolekül]
Birçok kez yinelenen yapısal gruplardan oluşan molekül. Örnek;
Selüloz, glikoz.
MACRONUTRIENTS [makrobesinler, makronutrientler] Organizmaların görece büyük
miktarlar halinde yararlandığı fosfor (P), azot (N), potasyum
(K), kalsiyum (Ca), kükürt (S), ve magnezyum (Mg) gibi minerallerdir. ® Micronutrients (mikrobesinler).
MACROPHAGOUS [makrofaj]
Büyük parça ya da organizma yiyebilen hayvan.
MACROPHTHALMIA [makrofitalmiya]
1- Asalak ya da
fizyolojik düzensizlik nedeniyle şişmiş ya da
genişlemiş durumdaki gözler.
MACROPHTHALMIA [makrofitalmiya]
2- Yılan
balığının yumurtlama göçüne başlamak için derin deniz
aşamasında gözlerinin büyümesi.
MACROPHYTE [makrofit] Suda yaşayan büyük bitkiler.
MACROPHYTOPHAGY [makrofitofaj] Büyük bitkilerle beslenen.
MACROPLANKTON (MACRO-PLANKTON) [makroplankton] Yaklaşık
MACRORAMPHOSUS SCOLOPAX
[longspine
snipefish] Tabansaldır (demersaldir) ve 25-
MACROSCALE [makro
ölçek] Yatayda
yaklaşık 200 km’lik bir uzalık içerisindeki durum için
kullanılan bir terim.
MACRURIDAE (GRENADIERS,
RATTAILS) [uzunkuyruklubalıkgiller] Işınyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfı, mezgitler (Gadiformes)
takımının 34 cins ve 383 türü kapsayan bir ailesidir. Denizde
yaşarlar. Kutuplar arasında yayılmışlardır.
İkinci sırt ve anal yüzgeçleri bitişmiştir. Bir türü hariç
kuyruk yüzgeçleri yoktur. Gerçek yüzgeç ışınları
bulunmamaktadır. Tabanyüzücüdürler ve 200-
MADEIRA ROCKFISH [iskorpit] ® Scorpaena maderensis.
MADEIRAN
SARDINELLA [sardalya, beneklisardalya, tirsi] ® Sardinella maderensis.
MADRAGUE (PIG CATCHER) [madraj]
Akdenizde orkinos avcılığında kullanılan bir cins
tuzak.
MAINTAINABLE YIELD
(SUSTAINABLE YIELD) [korunabilir ürün, korunabilir hasat]
Büyüklüğü ne olursa olsun bir stok ya da populasyonun sonsuz süreçli
kaldırabilidiği, koruyabildiği yani verebileceği en büyük
av miktarıdır. Bu sürdürülebilir ürün (MSY) ile
özdeş ya da ona eşit olabilir. ® Sustainable
yield (sürdürülebilir ürün).
® Sustainable catch (sürdürlebilir av). ® Sustainable use (sürdürlebilir kullanım).
MAINTENANCE RATION [koruma
rasyonu] Yaşamın devamını sağlayan, vücut
ağırlığını artırmayan yem miktarı.
MAJOR COMMUNITY [ana topluluk] Yeteri büyüklükte ve eksiksiz bir düzene sahip
olup bağımsız olan topluluğa denmektedir. Bunun anlamı
bu tür topluluklar güneş enerjisinden başka bir girdiye
gereksinmezler. Komşu topluluklardan olabilecek girdi ve
çıktılardan görece bağımsızdırlar. ® Minor community. ® Community analysis.
MALABAR GROUPER [taşhanisi, orfoz, orfoz balığı] ® Epinephelus malabaricus.
MALACHITE GREEN [malaşit
yeşili] Boya ve
mantar öldüren bir maddedir. Önceleri balık çiftliklerinde mantara
karşı kullanılmaktaydı. Kansere neden olduğu
belirlendikten sonra kullanımı yasaklanmıştır.
MALACOCEPHALUS LAEVIS (SOFTHEAD
GRENADIER) [?] Göçmen
değildir. Derintabansaldır
(batidemersaldir). 200-1000 metrelerde rastlanır. Boyu TL=60 cm olabilir.
Balıkçılığı önemsizdir. Kıta yamacında
rastlanır. Balık unu ve yağı üretiminde
kullanılır.
MALACOLOGY [malakoloji] Yumuşakçaları (Mollusca) ele alan zooloji
dalı. Yumuşakçalar
bilimi.
MALACOPTERYGII (SOFT-FINNED FISH)
[yumuşakyüzgeçliler]
Omurgalı kemikli balıklar üsttakımıdır. Yüzgeçlerinin
yumuşaklığı kıkırdağımsı
olması nedeniyle bu adla anılmışlardır. Bu
takımda yer alan aileler şunlardır: Siluridae, Cyprinidae,
Esocidae, Salmonidae, Clupeidae, Pleuronectidae, Cyclopteridae, Echeneididae ve
Anguillidae.
MALE [erkek] Atmık üreten birey.
İşareti
.
MALE-WITH-HAREM FAMILY [haremi olan erkek] Ataerkil/anaerkil aile. Cichlidae
yani sihlidgiller’de erkek birçok yumurtlama yerinde dişilerin
bulunduğu geniş bir alanı korur. Bu alandaki her dişi kendi
yavrularından sorumludur. Erkek çokeşlidir. Sihlidgiller’de belirgin
eşeysel çiftyapısallık (seksüel dimorfizm) vardır. ® Matriachal family (Anaerkil
aile). ® Patriarch/Matriarch family (Ataerkil/Anaerkil
aile). ® Matriarch/patriarch family (Anaerkil/Ataerkil
aile) ® Patriarchal family (Ataerkil aile).
MALLEUS [çekiç, malleus].
MALLEUS WEBERI [malleus Weberi] Gaz
kesesi olan balıklarda bir yandan keseyle diğer yandan içkulakla
ilişkili olup çekiç görevi yaparak titreşimleri içkulağa aktaran
yapı.
MALNUTRITION [yanlış
beslenme] Dengelenmemiş beslenme. Besinin
nitelik (kalite) ve niceliğinin (kantitesinin) yetersiz ya da dengesiz
olması ile aşırı ya da az (yetersiz) beslenmeyi ifade
eder.
MAMMALIA [memeliler] Burada yalnız ® Whales (balinalar).
MANAGEMENT AND ADMINISTRATION OF TURKISH
FISHERY [Türkiye’de balıkçılığın işletilmesi ve
yönetimi] Balıkçılığın
genel anlamda işletilmesinde kullanılan verilerden olup av
miktarlarını gösteren istatistikler Devlet İstatistik Enstitüsü
(DİE) yeni adıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
tarafından toplanmakta ve yayınlan-maktadır. Kurum
tarafından toplanan istatistikler anketlere dayanmakta olup mesleki
balıkçının (yanlış ya da doğru) verdiği av
değerlerini yansıtmaktadır. Bu nedenle verilen av değerleri
yanlış olabilir. Bu ise balıkçılığı
işletme ve idare etmede başta gelen hedef olan uzun süreli
(sürdürülebilir) kullanıma ulaşmada sıkıntı ve dar
boğazlara yol açabilmektedir. Benzer olay kafes
balıkçılığı alanında kurulu kapasiteyi yeterli
düzeyde kullanma ya da kapasiteyi aşma gibi bir sorunu gündeme getirebilmektedir
ki her ikisi de uzun süreli (sürdürülebilir) avcılık ile
besiciliğin-yetiştiriciliğin işletimini
sınırlayan etmenlerdendir. Mevcut işletim ve idare bilimsel
bulgulardan (denizel canlı kaynakların tespiti ile sürdürülebilir
hasat anlayışından) çok kısa süreçli (günü
kurtarıcı) ilgili grupların çıkarlarını
dengeleyici düşünce ve görüş doğrultusunda
yapılmaktadır. Bu yaklaşım aşırı
sömürülmemiş stoklar için geçerli olabilir. Aşırı
sömürülmüş stoklarda biyolojik gerekliliğin öne
çıkartılması zorunludur. Buna ise Türkiye’de uyulduğu pek
söylenemez.
MANAGEMENT AUTHORITY [idari
otorite] Devletin bir alan ya da kıyı kesiminde
balıkçılığı düzenlemeyle yetkili ve sorumlu yasal
birimi.
MANAGEMENT OBJECTIVE [idari hedef] Balıkçılık
idaresinin etken bir şekilde aradığı sayısal hedef.
Örnek; Filo kapasitesinin % kaç azaltılacağı şeklindeki
idari faaliyet.
MANAGEMENT ORGANISATION [idari organizasyon] Genellikle iki ülke arasında
balıkçılığa yönelik faaliyetlerin düzenlenmesi,
anlaşmanın sağlanması, danışma, karar
MANAGEMENT PROCEDURE [idari işlem] Toplanacak verilerin
tanımlanması, nasıl çözümleneceği (analizi) ve
sonuçlarının nasıl uygulamaya koyulacağına
ilişkin faaaliyet.
MANAGEMENT REFERENCE POINT [idari referans
noktası] Balıkçılığın
ya da balıkçılık kaynağının istenen ya da
istenmeyen durumunu gösteren alışılagelmiş ve
MANAGEMENT STRATEGY [idari strateji] Dar anlamda belirli bir veri
toplama sistemi, belirli bir stok tespiti tekniği, belirli hasat kontrol
kural(lar)ı ve uygu-lamasını kapsar. Seçenekli stratejiler
birbirleriyle benzeşim modelleri kullanılarak karşılaştırılabilirler.
MANAGEMENT UNIT [idare birimi] Basitçe stok’tur. İdare
edilecek populasyon, tehdit ya da sömürü altındaki türdür.
MANDIBLE [altçene
kemiği] Ağızı oluşturan işlevsel alt
kısım. ® Mandibula.
MANDIBLE LENGTH [altçene
boyu] 2- Altçenin, ucundan,
üstçeneyle kesiştiği noktaya olan uzunluğu. ® Lower jaw length.
MANDIBULA [altçene
kemiği, mandibula] Besinin alınmasında kullanılan
vücut parçası. ® Mandible.
MANGANESE (Mn) [mangan, manganez (Mn)] Canlıların az miktarda
kullandığı bir ağır metal olup eksikliği
büyümeyi, fazlaca alınması ise sinir sistemini etkiler.
MANOMETER [basınçölçer, manometre] Akışkan
basıncını ölçmede kullanılan alet. Basınçölçer.
MANTA RAY [kulaklıfolyabalığıgiller]
® Mobulidae.
MANUBRIUM [manubriyum] Deniz analarının ucunda ağız bulunan
boru organı.
MARBLED
GOBY [lekelihurmakayası balığı, küçükkaya
balığı] ®
Pomatoschistus marmoratus.
MARBLED
SPINEFOOT [çarpan, çarpan balığı,
çarpan, çilliçarpan balığı, beyaz sokar, tavşan
balığı] ® Siganus rivulatus.
MARGALEF SPECIES DIVERSITY INDEX [Margalef tür
çeşitliliği göstergesi]
MARGINAL [sınırsal] Dar
bir alanı tanımlar. Sınırda olan.
MARGINAL HABITAT [kenar-yaşamalan] Sınırlayıcı
çevresel koşullar nedeniyle yalnız birkaç türü ayakta tutabilen
yaşamalan.
MARICULTURE (SEA FARMING) [deniz çiftliği, marikültür] Deniz
canlılarının tankta, havuzda, kafeste, açıkta ağ ile
çevrilmiş kesimlerde yumurtadan itibaren yetiştiriciliği ve
besiciliği yani kısaca kültürüdür. Balıklar genellikle pazar boyuna kadar
saklanırken marikültürden sayılan deniz kuluçkahanelerinden ise genç
balık olarak salıverilirler.
MARICULTURE IN TURKEY [Türkiye’de deniz canlıları kültürü] Türkiye’de deniz canlıları
yetiştiriciliği ve daha çok besiciliği ekonomik değeri
görece yüksek, kültüre alınması görece kolay ve yaygın
tecrübenin bulunduğu balık türleri üzerinde yoğunlaşmıştır.
Bunların başında çipura ve levrek gelmektedir. Tatlı suda
avcılığı yapılan bazı türlerin (kefal, sazan, yayın,
yılan balığı vs) yanında
yürütülen kültür balıkçılığı ise daha çok tek bir tür
(alabalık) üzerinde yoğunlaşmıştır. Benzer genel
yöneliş denizlerde çipura ve levrek için söz konusudur.
MARINA [marina] Genel anlamda küçük liman.
Yatçılık ve yat turizmine hizmet veren görece küçük liman.
MARINE [denizel]
Denizle ilgili.
MARINE BIOLOGY [deniz
biyolojisi] Denizel fauna (hayvanat) ve flora (nebatat) ile bunların
özelliklerini araştıran dal.
MARINE ECOSYSTEM [deniz ekosistemi] Okyanus ve denizlerin ekosistemleri.
MARINE EELS [mığrı-balığıgiller] ® Congridae.
MARINE MAMMALS [deniz memelileri] ® Cetacea.
MARINE METEOROLOGY [deniz
meteorolojisi] Deniz ve okyanus üzerindeki
hava ve deniz durumu (rüzgâr yönü, hızı ve dalga yüksekliği vs)
ile ilgilenen meteoroloji dalı.
MARINE PROTECTED AREA (NO TAKE ZONE, NO TAKE
RESERVE) [deniz koruma alanı] İçerisinde avlanmanın ve
herhangi bir organizmanın alınmasının yasak olduğu
deniz koruma kuşağı.
MARINE REFUGE [denizel korunak, denizel refüj] Balıkçılığa
karşı korunan alan. Bu ticari stokları destekleyen
korunaklı bölge de olabilir.
MARINE SALT [deniz
tuzu] Deniz canlılarının tutulduğu
akvaryumlarında kullanılan karmaşık tuzlar
karışımı. Burada gerçek deniz suyu tuzluluğu taklit
edilmektedir.
MARINE SNOW [deniz karı] Organik maddelere ait parçacıklar ile küçük
ölü organizmaların derin denize batması olayını belirten
bir kavramdır. Derin denize batan bu mazeme güneşsiz ortamda, taban
yaşamının enerji kaynağını (temelini)
oluşturmaktadır ki kavram bu olguyu da dolaylı olarak
içermektedir.
MARINER’S KNOTS [denizci
düğümleri, gemici bağları] Denizcilikte
halatlar kullanılacakları amaç doğrultusunda farklı
şekilde bağlanmaktadır (düğümlen-mektedir). Bu bağlara
şu adlar verilmektedir:
|
Balıkçı
bağı Camadan bağı Çakı cevizi Çifte kanca bağı Çifte yoma bağı Çürük bağı = Margarita
bağı El incesi cevizi Foralı camapan
bağı Halat voltası İzbarço bağı Kasa dikişi Kazık bağı |
Kolbastı dikişi Koldanmarsibet cevizi Kropi bağı Küp bağı Margarita bağı = Çürük
bağı Mevlana cevizi Mezovolta Olta bağı Sancak bağı Testi bağı Yükizbarçosu |
MARK [marka] Benzer özelliklere sahip bant, halka ya da kuşak
olarak da adlandırılan balıkların sert aksamlardaki büyüme
göstergesi. ® Tag (marka).
MARKED FISH (TAGGED
FISH) [markalı balık] Üzerine işaret konulmuş,
marka taşıyan balık.
MARKET VALUE [pazar değeri] Balığa ödenen güncel para, benzer
değer ve kalite.
MARKETABLE SIZE [pazarlanabilir boy] Çiftlik balığının
pazarlanabilmesi için ya yasal olarak ya da tüketici tercihiyle oluşan ve
ulaşması gereken ağırlığı »
boyu.
MARKING [markalama] ®
Tagging.
MARK-RECAPTURE STUDY [markalama-tekrar
yakalama çalışması] Balığın avlanıp
markalanmasından sonra salıverilmesi ve markalı
balıkların daha sonra ticari balıkçılarca avlanması ve
markalayan araştırıcıya bildirilmesiyle oluşturulan
verilerin kullanılması sonucu tahmin edilen stok büyüklüğü,
hareket ve göç, ölümler ve büyümeyi içine alan araştırmalardır.
MARLIN TOWER [kartal yuvası] ® Tuna tower.
MARLINSPIKE [kavela, kavile] Halata kasa (göz) ya da halat
dikişi yapılırken halat gövdesindeki kolları açmada
kullanılan ucu sivri, dar açılı konik (çivi şeklindeki)
alet.
MARMARA SEA [Marmara Denizi] Türkiye boğazlar sistemini oluşturan
İstanbul ve Çanakkale boğazları arasında kalan bir iç
denizdir. Yüzey alanı 11.500 km2 kadardır. Görece derin
bir denizdir. Yüzey sularının tuzluluğu (22 ppt) derin suya göre
(38 ppt) daha azdır. Bir geçiş suyu niteliğini taşıyan
bu denizin boyu
MARPOL (abbrev.) [Deniz
Kirliliği Sözleşmesi] ® International Convention for the Prevention of
Pollution from Ships.
MARSH [bataklık]
Deniz ya da tuzlu suyla örtülü olup henüz turba oluşmamış
otsu bitkilerin yer aldığı ıslak kesimler. ® Swamp.
MARSH
GAS [bataklık gazı] Bataklıklar ve
turbalıklarda çamurdan çıkan, pırtlayan ve metan bakterilerince
üretilen gaz (metan gazı).
MARSHES [bataklıklar]
Belli bir süre sularla kaplanan karasal su alanları.
MASCULINISATION [erilleme]
Erkek hormonun (17a-metil testosterone) verilmesiyle cinsiyetin
değiştirilmesi. Yöntem yayın ve Nil sazanı da denilen Tilapia cinsi
balıklarının yetiştirilmesinde tercih edilen erkek
cinsiyetin elde edilmesinde kullanılmaktadır. Hormon dişi
bireylerde kullanıldığında aynı kalıtsal
özelliklere sahip (XX) kromozomlu atmığı olan tertip elde
edilir. Bunların normal yumurtalara sahip bireylerle
çiftleştirilmesinde ise hepsi dişi birey elde edilir.
MASS [kütle] Maddenin temel niteliği. Yerçekiminden gelen
ağırlığı (birimi kg’dır).
MASTACEMBELIDAE (SPINY EELS) [geriçenelibalıkgiller]
Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı,
Synbranchiformes takımının bir ailesidir. Aile 4 cinsi (Aethiomastacembelus, 19 tür), Afromastacembelus, 24 tür), Macrognathus, 1 tür) ve Mastacembelus 1 tür)
kapsar. Acı ve tatlısudaki yumuşak tabanı severler.
MASTER [süvari, kaptan] Geminin seyir sefer ve emniyetinden sorumlu en üst rütbeli
gemi adamı.
MASTHEAD LIGHT [silyon feneri] Gece
seyrinde gemilerin yaktıkları beyaz fenerler.
MASTIGOPHORA [kamçılılar, mastigofora] ® Flagellata (kamçılılar).
MATERIAL [materyal] Araştırmalar için
gerekli olan örneklenmiş malzeme (balık vb).
MATRIARCH/PATRIARCH
FAMILY [anaerkil/ataerkil aile] Sihlidgillerde
(Cichlidae) dişi kuluçkalıkla ilgilenirken erkeğin bulundukları
bölgeyi koruması şeklindeki ailesel yapıda, yüzmeye
başlayan yavruların oluşmasından sonra dişi ve
erkeğin ortaklaşa ana-baba görevini yürütmesi olarak bilinen
birlikteliktir. Bu tür aileye açıkta yumurtlayan tekeşlilerde
rastlanmaktadır. Cinsiyetlerde görüntü ve renk
farklılığı yaygındır. ® Patriarch/Matriarch
family (Ataerkil/Anaerkil aile).
MATRIARCHAL FAMILY [anaerkil aile] Yumurtlayan çiftler birbirine bağlı
değildir. Dişi yumurta ve yavruları bekler ve korur. Bazı
sihlidgillerde (Cichlidae) görülen bu aile tipinde balığın
cinsiyeti belirsizdir. Dişi yumurtaları ağzında
kuluçkalandırır. ® Patriarch/Matriarch family (Ataerkil/Anaerkil
aile).
MATURATION [olgunlaşma, matürasyon] Erin olma ve eşeysel (cinsi)
olgunluğa ulaşma. Eşeylik (cinsiyet) gözelerini (hücrelerini)
üretir duruma gelme. Eşeysel (cinsel) üremeye hazır olmaya
ulaşma.
MATURE [ergin,
erin] Çağına erişmiş.
Olgunlaşmış. Cinsi olgunluğa ulaşmış.
MATURE INDIVIDUALS [olgun
bireyler] Üreme kabiliyeti olan ve sayısı bilinen ya da
tahmin edilen bireyler. Erin olup çeşitli nedenlerle yumurtlayamayan
bireyleri kapsamaz.
MATURING POND [olgunlaşma
havuzu] Yumurtlatmak amacıyla olgunlaşmak için ana-baba
kuşağının, saklandığı havuz.
MATURITY [olgunluk] Belirli bir yaş ve boydaki yumurtlama
yeteneğine sahip ilk kez yumurtalama aşamasına ulaşacak
balık.
MATURITY COEFFICIENT [olgunluk katsayısı] Vücut
ağırlığına göre yüzde gonad
ağırlığı.
MAUROLICUS MUELLERI (PEARLSIDES) [ışık
balığı, ışıldak balığı] Tabanyüzücüdür
(batipelajiktir). 0-
MAXILLA [maksilla]
Üstçenenin bir kısmını oluşturan deriden
oluşmuş kemikli kısım. Diş taşıyabilir.
MAXIMUM CONSTANT YIELD [en
yüksek sabit ürün] Olası gelecek stok durumları için
sürdürülebilir en yüksek sabit av.
MAXIMUM ECONOMIC
PERFORMANCE [en yüksek ekonomik icraat] En
Yüksek ekonomik girdi sağlayan balıkçılık.
MAXIMUM EQUILIBRIUM CATCH
[en yüksek denge avı] ® Maximum sustainable yield (sürdürülebilir
en yüksek ürün).
MAXIMUM FISHING MORTALITY
THRESHOLD [en yüksek balıkçılık ölüm
eşiği] Eşik aşıldığında
aşırı avcılığa dolayısıyla stokun
sürdürülebilir en yüksek ürün kapasitesini tehlikeye sokan
balıkçılık ölüm payıdır (oranıdır).
MAXIMUM POTENTIAL YIELD [en
yüksek gizil ürün, en yüksek potansiyel ürün] Uygun
çevresel koşullarda bir stok, populasyon ya da alanın
verebileceği en büyük hasat.
MAXIMUM REPORTED LENGTH (Lmax, Lmax) [en
büyük balık boyu, maksimum balık boyu]
Sömürülmemiş bir stok ya da populasyonda ölçülmüş en büyük balık
boyu için kullanılır. Bazen, henüz değeri von Bertalanffy büyüme
denkleminin çözülmesiyle belirlenmemiş olan türlerde L∞
yerine de kullanılmaktadır.
MAXIMUM SUSTAINABLE YIELD
(MSY) [sürdürülebilir en yüksek ürün, sürekli en yüksek ürün (MSY)] Sürdürülebilir
ürün’de denmektedir. Bütün hakkında bilgi verir. ROBERTSON Modelinin önce
GRAHAM sonra SCHAEFER tarafından geliştirilerek
balıkçılığa uygulanmış şeklidir. Burada harcanan
güç birimi (çaba) başına düşen ürün, çabanın bir fonksiyonu
olarak yazılmaktadır.
Mb. (abbrev.) [Mb.]
®
Milibar.
MEAGRE
[sarıağız, işkine,
sarıağız balığı, sarı ağız
balığı, kötek] ® Argyrosomus regius.
MEAN [ortalama] ® Average.
MEAN BIOMASS [ortalama
biyokitle] Ortalama balık ağırlığı x
Balık sayısı.
MEASUREMENT METHODS OF
PRIMARY PRODUCTION [birincil üretimi ölçme
yöntemleri] Bunlar; i) Hasat yöntemi (harvest method) ya da net topluluk
üretimi ölcümü; ii) Oksijen ölçümü –
ışıklı/ışıksız kap deneyi (light and
dark bottle experiment); iii) CO2-yöntemi (CO2-method);
iv) pH-yöntemi (pH-method); v) Ham malzemenin kaybolması (disappearence of
raw material); vi) İzotop izleme ile ölçüm
MEASURING BOARD [ölçme
tahtası] Sol tarafında dikmesi olan (
) ve
üzerinde ½ ve 1 cm’lik ölçü birimleri yerleştirilmiş balık ölçme
cetveline verilen ad.
MEC (abbrev.) [maksimum denge
avı] ® Maximum Equilibrium Catch. ® Maximum sustainable yield (sürdürülebilir en yüksek ürün).
MECHANICAL FISHING INTENSITY [mekanik balıkçılık çabası] Balıkçılıkta harcanan güç. Belirli bir süre kullanılan farklı av araçlarının toplamı. İki ya da daha çok av aracıyla yap