I [son güncelleme 13 Mart
2008]
ib. (abrev.) [ibidem, ibid.] ® ibid.
ibid. (abbrev.) [ibidem,
ib.] Aynı yerde. Aynı yazar.
ICE FISHES [buz balıkları] İngilizcede buz
balıkları adıyla anılan balıklar
ışınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı,
levreksiler (Perciformes) takımı Notothenioidei alt
ailesinde Channichthyidae
ailesi ve yine ışınlıyüzgeçliler (Actinopterygii)
sınıfı Osmeriformes takımı
Salangidae ailesinde yer
almaktadırlar. Salangidae ailesi 6 cinste 20 türü
barındırmaktadır. Bunlar yarı saydam olup tatlı ve
acısuda yaşayan yukarıgöçer (anadrom) balıklardır.
Burada özellikle üzerinde durulmak istenenler ise Channichthyidae ailesinden 11
cinste, bilinen 15 türü olan ve daha çok Güney Kutup bölgesinin soğuk sularında yaşayan kanı
renksiz balıklardır. Bu balıkların kanlarında kana
kırmızı renk veren hemoglobin bulunmaz ve ya da işlevsiz
(ölmüş) alyuvarlar (eritrositler) bulunur. Metabolizmaları
doğrudan deri yoluyla alınan oksijene dayanır. Soğuk suda,
oksijenin daha çok çözünmesi bu aşırı uç koşullarda
homoglobinsiz yaşamı olası kılmış bir uyum olarak
öne çıkmaktadır. Channichthyidae ailesi bireyleri omurgalılar içerisinde bilinen
homoglobinsiz tek canlı grubudur. Güney Kutbunda yaşayan bu
balıklara homoglobinin olmayışı sonucu açık olan
renkleri nedeniyle de ayrıca beyaz balık(lar) da denmektedir. Kutup
bölgesi doğal olarak diğer denizel kesimlerden daha soğuktur.
Suların tuz ihtiva etmesi buz oluşumunun 0 oC’den daha düşük sıcaklıkta başlamasına neden
olur. Bu ise suda yaşayan balıkların (canlıların)
aşırı soğuması ve kanlarının donma
sıcaklığının 1 oC altında buz kristali
oluşturarak akışkanlığının çok
azalmasına ve sonuçta donmaya yol açar. Ancak bu bölgede yaşayan
canlılar örneğin -1.8 oC’de donmamaktadırlar.
Bazılarının donabilmesi için sıcaklıklarının eksi 2.2 oC’ye düşmesi
gerekmektedir. Karşılaştırma amacıyla verilecek olursa
tropik kuşaktaki balıklar -0.8 oC’de donarlar.
Buz balıklarının bu donmama başarısı
vücutlarında ürettikleri bir cins antifriz’in (glikopeptit’in) vücut
dışına böbrekler üzerinden atılmadan ve yeniden üretimine
gerek kalmadan kullanılması ve vücuda buz kristali girişinin
engellenmesinde yatmaktadır. Diğer
yandan buz balıkları içerisinde tabanda (demersal) ve farklı
derinlikte yaşanlar ile yüzücü (pelajik) olanlar da vardır. Yüzücü
(pelajik) olanlar eneji harcamasını en aza indirmek için kemik
yapılarını azaltıp buna karşın kıkırdak
ve yağı (trigliserit) artırarak suyun kaldırma gücünü kendi
çıkarlarına kullanmışlardır. Tabanda yaşayan buz
balıkları ile yüzücüler (pelajikler) arasındaki fark da buradan
kaynaklanmaktadır. Buz balık-larında farklı derinlikte
yaşamayı seçmiş olanlar şunlardır: Trematomus
nicolai, Trematomus bernacchii, Trematomus loennbergii, Gymnodraco
acuticeps tabanda ama farklı derinlikte; Dissostichus mawsoni,
Pleuragramma antarcticum ve Pagothenia borchgrevinki
yukarıya (ortasuya) yerleşmişlerdir.
ICHTHYO- (prefix) [ihtiyo-] Balıklara
ait.
ICHTHYOACANTHOTOXIN [ihtiyoakanthotoksin] Balık ağısı
(zehiri). Balıkların
ürettiği ağı (zehir).
ICHTHYOCIDE [balıkkıran, balıköldüren, ihtiyosid] Balıkları öldüren madde. Örnek; Retenon.
ICHTHYODONT [ihtiyodont] Fosil balık dişi.
ICHTHYO-FAUNA [ihtiyofauna] 1-
Balıkları içeren fauna.
ICHTHYOFAUNA [ihtiyofauna] 2- Bir bölgedeki balık türleri ve yaşamı.
ICHTHYOHEMOTOXIC FISHES [ihtiyohemotoksik balıklar] Kanı ağılı
(zehirli) olan balıklar. Örnek; Anguillidae, Congridae, Muraenidae ve
Ophichthidae ailesi fertlerinin çoğu yenilebilir olmasına rağmen
taze kanlarının yutulması, zararlıdır.
ICHTHYOLITE [ihtiyolit] Balığın tümü ya da bir
parçasının fosili.
ICHTHYOLOGIST [ihtiyolog] Balığı inceleyen kişi.
ICHTHYOLOGY [balıkbilimi, ihtiyoloji] Zoolojinin
balıkları inceleyen bilim dalıdır. Balıkların
hayat hikayeleri, sistematiği, taksonomisi, anatomisi, coğrafi
dağılımları ve ekolojisi bu bilim dalının ilgi
alanına girer. Mesleki balıkçılık ve stoklarının
incelenmesi genellikle ihtiyolojiye dahil edilmez.
ICHTHYOLOGY [balıkbilimi]
Zoolojinin balıkları inceleyen bilim dalıdır.
Balıkların hayat hikâyeleri, sistematiği, taksonomisi, anatomisi,
coğrafi dağılımları ve ekolojisi bu bilim
dalının ilgi alanına girer. Mesleki balıkçılık ve
stoklarının incelenmesi genellikle ihtiyolojiye dahil edilmez.
ICHTHYOMORPHIC [balık şekilli, ihtiyomorfik].
ICHTHYONEUSTON [ihtiyonöston] Nöston’un balık kısmı. Balık yumurta ve
larvası.
ICHTHYOOTOXIC FISHES [ihtiyootoksik balıklar] Yumurtalık ve erbezlerinde
ağı (zehir) üreten balıklar. Kasları ve diğer
kısımları yenilebilir. Ağı üretimi ile
yumurtalık-erbezi çalışması arasında
tanımlanmış bir ilişki vardır. En tehlikeli cinsler Barbus,
Schizothorax, Tinca (Cyprinidae) ve Stichaeus
(Stichaeidae) ailesindendir.
ICHTHYOPHAGY [ihtiyofaj] Balık tüketen.
ICHTHYOPHOBIA [ihtiyofobi] Balıklardan korkma.
ICHTHYOPHTHIRA [ihtiyofthira] Balık paraziti olan canlılar (kökayaklılar-
Copepoda, kabuklular-Crustacea).
ICHTHYOPLANKTON [ihtiyoplankton] Balık yumurta ve
larvaları. Plankton ağından savuşamayan balık yumurta
ve larvaları ile küçük yavruları.
ICHTHYOPTERYGIUM [ihtiyopterigyum] Balıkların hareketiyle
ilgili sırt (dorsal), yağ (adipose), kuyruk (caudal),
dışkıl (anal), karın (pelvic-ventral) ve göğüs
(pectoral) yüzgeçler.
ICHTHYOTHERAPY [ihtiyoterapi] Bazı sazangil ailesi
bireylerinin hastalıkların iyileştirilmesinde
kullanılması.
ICHTHYOTOXICOLOGY [ihtiyotoksikoloji] Balıklarda bulunan
ağıları (zehirleri), bunların etkileri ve tanısı
ile ağıkırıcılarını (panzehirini-antidotlarını)
ele alan inceleme alanı.
-ICIDE (soffix) [-isid] X-kıran. Örnek;
İnzektisid (insectiside)-Böcekkıran.
ICING [buzlama]
Sıcaklığı 0 ile -0.5 derecede tutmak için
balıkların buzlanması. Bunun için önemli bir teknoloji
geliştirilmiştir.
ICZN (abbrev.) [Uluslararası
Zoolojik İsimlendirme Komisyonu] International Commission on Zoological Nomenclature.
IDENTIFICATION [tanımlama] Daha önce oluşturulmuş bilimsel
sınıflandırma ölçütlerini kullanarak bir balığın
yerini (tür düzeyine kadar) belirlemek.
IDENTIFICATION KEY [tanımlama anahtarı] Bir balığın bilimsel
adını bulmada kullanılan seçenekli özellikler listesi.
IDIOTHERMOUS [homoiotermik]
® Homoeothermic.
-IFORM (suffix) [x-şeklinde] Örnek; Fusiform
(fusiform)-İğ şeklinde.
IHN (abbrev.) [bulaşıcı
IMMACULATE [lekesiz]
Vücutda renkli nokta, benek, şekil bulunmaması. Beyaz ya da
renksiz anlamında.
IMMATURE [olgunlaşmamış] Eşeysel (cinsi) olgunluğa
ulaşmamış.
IMMUNITY [bağışıklık] Mikroplara ya da
bunların oluşturduğu maddelere karşı mevcut ya da
sonradan kazanılmış dayanıklılık, direnç.
IMO (abbrev.) [Uluslararası
Denizcilik Teşkilatı] International Maritime Organization (IMO).
IMPAIRMENT [bozulma] Bir kaynak, ortam ya da olayın kalitesinin
azalması, kirlenmesine denir.
IMPERIAL BLACKFISH [?]® Schedophilus ovalis.
IMPERIAL
SCALDFISH [küçük pisi, imparatorpisi] ® Arnoglossus imperialis.
IMPERMEABLE [geçirimsiz] Madde ve sıvının geçmesine izin vermeyen.
IMPORTANT STORMS [önemli fırtınalar] ® Stormy
weather (fırtınalı
günler).
IMPURITY [katışık] Bir
maddenin içerisinde az miktarda başka maddenin bulunması. Gümüş
içerisinde kurşun, altın içerisinde bakır bulunması gibi
kirlilik.
IN SITU [yerinde, in situ] Sahada.
IN VITRO [içeride, in vitro] Laboratuvarda.
IN VIVO [canlı, in vivo].
INC SAC [mürekkep kesesi] Kafadanbacaklılarda koruma
amaçılı olarak kaçarken suya püskürtülen (salınan) koyu renk
maddesini taşıyan kese.
INCIDENTAL ALLOWANCE [rastlantısal izin] Balığın
rastlantısal, kazaen ya da istenmeden avlanmasına izin veren
düzenleme.
INCIDENTAL CATCH [yan av, rastlantısal
av,
tesadüfi av] ®By catch.
INCISE [yarık] Doku
yüzeyinin hassas, dar, düz ya da kavisli, uzun ya da kısa
yarılması.
INCISOR [kesici öndiş, insizor] Genellikle ağzın ön
kısmında yer alan yassı, kesici öndiş. Örnek; Sparidae
ailesinin Sargus ve Charax
cinsleri.
INCUBATION [kuluçka süresi, inkübasyon].
INCUBATION CHANNEL [kuluçka
kanalı] Balık yumurtalarının kuluçka döneminde su
yatağında oluşturulmuş insan yapısı kanal.
INCUBATOR [kuluçka]
Balık yumurtalarının açılmasına kadar geçen evrede
kullanılan alet.
INDEX [gösterge, indeks] Üs, işaret.
INDEX FISHING [gösterge avcılığı] Tekbiçim bir
av aracı ile örnekleme yapılarak populasyondaki yaş grubu
miktarlarındaki değişikliklerin belirlenmesidir. Benzer
şekilde stoklar ve türler arası değişmelerin belirlenmesi
de gösterge avcılığı içerisinde yer alır.
INDEX OF ABUNDANCE [bolluk göstergesi] ® Abundance index.
INDEX OF DISSIMILARITY [benzemezlik göstergesi] id = 1-S (1 eksi benzerlik
göstergesi). ® Index of similarity (benzerlik göstergesi). ® Index of species
diversity (tür
çeşitliliği göstergesi). ® Community analysis (topluluk çözümlemesi). ® Index of species
richness (tür
zenginliği göstergesi). ® Evennes index (eşitlik göstergesi). ® Index of dominance (baskınlık göstergesi). ® Shannon index (
INDEX OF DOMINANCE [baskınlık göstergesi] c= å (ni/N)2 ‘dir. Burada; ni
= Her türün önemsellik değeri (tür sayısı, biyokitle yada üretim
vs); N = Önemsellik toplamı (örneğin toplam tür
sayısıdır). ® Index of dissimilarity (benzemezlik göstergesi). ® Index of similarity (benzerlik göstergesi). ® Index of species
diversity (tür
çeşitliliği göstergesi). ® Community analysis (topluluk çözümlemesi). ® Index of species
richness (tür
zenginliği göstergesi). ® Evennes index (eşitlik göstergesi).
INDEX OF SIMILARITY [benzerlik göstergesi] S= 2C/(A+B) ‘dir. Burada; A = A
örneğindeki tür sayısı; B = B örneğindeki tür
sayısı; C = Her iki örnekte ortak olan tür sayısıdır. ® Index of dissimilarity (benzemezlik göstergesi). ® Index of species
diversity (tür
çeşitliliği göstergesi). ® Community analysis (topluluk çözümlemesi). ® Index of species
richness (tür
zenginliği göstergesi). ® Evennes index (eşitlik göstergesi). ® Index of dominance (baskınlık göstergesi). ® Shannon index (
INDEX OF SPECIES DIVERSITY [tür
çeşitliliği göstergesi] Bu göstergeyi iki kısımda vermek mümkündür.
Biri tür zenginliği (species richness) diğeri eşitlik (evenness)
göstergesidir. ® Index of dissimilarity (benzemezlik göstergesi). ® Index of similarity (benzerlik göstergesi). ® Community analysis (topluluk çözümlemesi). ® Index of species
richness (tür
zenginliği göstergesi). ® Evennes index (eşitlik göstergesi). ® Index of dominance (baskınlık göstergesi). ® Shannon index (
INDEX OF SPECIES RICHNESS [tür zenginliği
göstergesi] d1
= (S-1)/log N ve d2 = SÖ (N)
‘dir. Burada; S = Tür sayısı ve N = Birey sayıdır. ® Index of dissimilarity (benzemezlik göstergesi). ® Index of similarity (benzerlik göstergesi). ® Index of species
diversity (tür
çeşitliliği göstergesi). ® Community analysis (topluluk çözümlemesi). ® Evennes index (eşitlik göstergesi). ® Index of dominance (baskınlık göstergesi). ® Shannon index (
INDIAN
MACKEREL [Hint uskumrusu] ® Rastrelliger kanagurta.
INDICATOR
SPECIES (CHARACTERISTIC SPECIES) [belirteç tür] 1- Özel dayanıklılık ya da hassasiyet
nedeniyle belirli ortam koşullarında sıkça ya da nadiren
rastlanan tür(ler). Çevresel
koşullara duyarlı olan ve bu nedenle de çevre kalitesinin tahmininde
kullanılabilen tür.
INDICATOR SPECIES (CHARACTERISTIC SPECIES) [belirteç tür] 2-
Ekosistemin genel durumu ile ekosistemdeki diğer türlerin durumları
hakkında bilgi veren hassas balık türü. Türün çevresel koşullara
duyarlı olması nedeniyle varlığı/yokluğu ile
azlığı/çokluğu genel çevre kalitesi hakkında bilgi
edinilmesini sağlayabilmektedir.
INDICATOR SPECIES (CHARACTERISTIC SPECIES) [belirteç tür] 3-
Kendileri zararsız olup balık ürünlerinde hastalık
yapıcıların bulunup bulunmadığının kontrol
edildiği mikro-organizma ya da mikro-organizmalar. Zararsız
mikro-organizmaların belirlenmesi hastalık yapıcıların
belirlenmesinden daha kolaydır.
INDIGENOUS [yerli]
Baştan beri orda olan, yerli.
INDIRECT METHOD [dolaylı yöntem] Balıkçılığa
bağlı (av, çaba, yaş dağılımı vb) verilerle
stok tespiti yöntemi.
INDIVIDUAL [birey]
Aynı türe ait canlılardan bir tanesi.
INDIVIDUAL FISHING QUOTA [bireysel kota, bireysel balıkçılık kotası] ® Individual quota (bireysel
kota).
INDIVIDUAL
NON-TRANSFERABLE QUOTA [aktarılamayan bireysel kota] Balıkçıya (bireye)
ya da şirkete verilen toplam avlayabileceği balık
miktarıdır (kotasıdır). Bu kota uzun süreli hak elde etme
değildir ve başkasına devredilemez.
INDIVIDUAL QUOTA [bireysel kota] Toplam izin verilebilir toplam av
miktarının (TAC) belirli bir yüzdesinin birey, tekne ve ya da
sayısı sınırlı şirkete verilmesidir.
Şirketlere ve teknelerine verilen kota girişimci kotası olarak
adlandırılır. Bireysel kota, kaynağın ortak
kullanımı ve kaynağı sahiplenmeyi teşvik ettiği
için stoku koruyucu işlev görür. Ayrıca harcamaların
azaltılması ile kaliteli ürüne yönelmeyi sağlar.
INDIVIDUAL TRANSFERABLE
QUOTA (ITQ) [aktarılabilen bireysel kota
(ABK)] Balıkçıya (bireye), tekne sahibine ya da
şirkete verilen, satılabilen ya da devredilebilen toplam
avlayabileceği balık miktarı (kotası) hakkıdır.
Bu uygulama filonun çalışmasını etkinleştirir. Bir
kısım balıkçının hakkını devrederek ya da
satarak filonun azaltılmasını yani kısaca var olan
gizilgücün (potansiyelin) akılcı kullanımını
sağlayabilir. Devletin filoyu azaltma yönündeki etkisi bu yolla
azalabilir. Ancak zengin balıkçılar kazanırken zayıf
olanlar yok olur.
INDUCED SPAWNING [tetiklenmiş
yumurtlama] Yapay uyarılardan olan örneğin ışık
rejimi, tuzluluk, sıcaklık vb’nin değiştirilmesi sonucu
yumurtlatma.
INDUSTRIAL FISHERY [endüstriyel
balıkçılık] 1- Avın
endüstri ham maddesi olarak da kullanıldığı büyük ölçekli
balıkçılık faaliyetidir.
INDUSTRIAL FISHERY [endüstri
balıkçılığı] 2- İnsan tüketimi için değil
başka amaçlar için (yem, gübre, yağ vs) yapılayan
balıkçılık. Beslenme zincirinin temelini oluşturan alt
basamaktaki balıkları yok eder.
INERT GASES [asal gazlar] Helyum,
neon, argon, kripton, ksenon, radon, thoron ve aktinon gibi gazlara verilen
isim.
INFAUNA [içfauna] Yumuşak taban ve çökel içerisinde yaşayan
hayvanların tümü.
INFECTION [bulaşma]
1- İçine
işlemek.
INFECTION [bulaşma]
2- Virüs,
bakteri ve mantarların balık vücudunu istila etmesi.
INFECTION [bulaşma]
3- Hasatlığı
oluşturan ajanın canlıya girerek yerleştiği yer.
INFECTIOUS DROPSY [bulaşıcı su toplama hastalığı]
Sazangillerde bulaşıcı, kanamalı, virüslerin neden
olduğu akut hastalık. Hastalık özellikle kültürdeki sazan (Cyprinus
carpio) balığında
ilkbaharda görülür. Belirtileri şişkin karın, düzenli
olmayan yüzme ve denge bozukluğu, pörtlek gözlülük, şişmiş
anüs, iç organlarda ödem ve kanama.
INFECTIOUS HAEMATOPOIETIC
NECROSIS (IHN) [bulaşıcı
kan kangreni] Kan hücrelerinin ölmesi-çürümesi
hastalığı. Balıktan balığa geçen virüslerin neden
olduğu akut hastalık. Hastalık böbrek ve dalaktaki kan dokusunu
tahrip etmektedir. Belirtileri; rengin koyulaşması, gözlerde
pörtleklik, kansızlık-solgun solungaçlar, şişkin karın,
deride kanama vs. 10°C’den soğuk sularda özellikle 5 cm’den küçük
balıkları etkiler ve kırımlara yol açar. İnsanlar için
gizil tehlike oluşturur.
INFECTIOUS SALMON ANAEMIA
(ISA) [bulaşıcı
som balığı kansızlığı] Alabalıkgillerde
(Salmo gairdneri-gökkuşağı
alabalığı ve Salmo salar-Atlas Okyanusu som
balığında) görülen viral hastalık. Böbrekte kanama olur.
Balığı diğer hastalıklara karşı
korumasız bırakır.
INFERTILE [kısır] Döl vermeyen.
INFRA- (prefix)
[infra-] Alt, altta, altında. Daha
küçük. Örnek; -İnfraruj (infrared) - Görünen
kırmızı’nın altında.
INFRAGENERIC [altcins]
Cinsin altındaki grup.
INFRAHALINE [az
tuzlu] Tuzluluğu 0.5 ppt’den az tatlısu.
INFRALITTORAL [infralitoral] 1-
Denizlerde alt litoral (sub-litoral) kuşağın üst
kısmı. %1’lik ışığın olduğu derinlik
kesimi.
INFRALITTORAL [infralitoral]
2- Göllerde
köklü bitkilerin olduğu derinlik kuşağını içeren
kıyı.
INFRALITTORAL [infralitoral]
3- Gel-git
bölgesinden
INFRALITTORAL [infralitoral]
4- Sahilin
devamlı su altında kalan kısmından 30-
INFRAORAL [infraoral] Ağzın altında.
INFRAOROBITAL (SUBORBITAL) [infraorbital]
Gözün altında.
INFRARED (IR) [kızılötesi,
enfraruj] Sıcak
nesnelerden yayılan uzun dalgalı radyasyon.
INFUSORIAN [infusorya] Küçük akvaryum balıklarını beslemek için
akvaryumda kültürü yapılan daha küçük sucul canlılara verilen genel
ad. Bir kavanoza marul yaprağı konur ve güneşlik bir yere
bırakılır. Kavanozdaki su infusorya tarafından
bulanıklaştığında, küçük miktardaki su beslenecek
balıkların bulunduğu akvaryuma eklenir.
INGESTION [yeme]
Besin alma, yutma.
INHIBITORS [engelleyiciler] Bir
işlem ya da reaksiyonu yavaşlatan, durduran kimyasal maddeler.
INITIAL [ilk] Gözlemciye göre bir
olayın başlangıçtaki durumunu tanımlar.
INITIAL PHASE (IP) [ilk evre] Terim herne kadar ilk evre ya da başlangıç
aşaması anlamınını taşımakla ve ima
etmekteysede burada vurgulanmak istenen, davranış
çalışmalarında (balıklardan Labridae ailesinden Thalassoma
lunare’de) görülen iki
farklı erkek tipini belirtmede kullanılmaktadır. Bunlardan biri
parlak renkli saldırgan uçtaki (terminal phase=TP) erkeğe,
diğeri de küçük, cüce olarak da adlandırıla-bilecek,
saldırgan olmayan alttaki (initial phase=IP) erkeğe işaret
etmektedir. TP erkeğin beslenme ve çiftleşmede önceliği
vardır. TP erkeğin kaybolması halinde ilk sıradaki IP
erkeği etrafı kontrol edip TP’nin gerçekten
bulunmadığından emin olduktan sonra kendisi TP erkeği olur.
INITIAL PHASE (PRIMARY
PHASE) [başlangıç evresi] Cinsiyetlere
göre çift renkli balıklarda ilk ergenlik rengi d(evresi).
INJECTION [enjeksiyon]
Şırınga etmek.
INKFISH [mürekkepli balık] Balıkgil değildir. ® Sepiida. ® Sepia officinalis.
INLAND FISHERY [içsu
balıkçılığı] Kıyıdan içeride,
tatlısu ya da acısuda yapılan balıkçılık.
INLAND SEA [içdeniz,
kapalı deniz] 1- Etrafı kara ile çevrili
örneğin Hazar Denizi gibi büyük su kütlesi.
INLAND SEA [içdeniz] 2- Etrafı
karalarla çevrili bir boğaz ya da eşik ile diğer deniz ve
okyanuslara bağlanmış deniz.
INLAND WATER(S) [içsu(lar)] 1- Karadaki göl, çukur, dere ırmak, kanal, baraj gölü
ve deniz kulağı gibi yüzey sularını belirtir.
INLAND WATER(S) [içsu(lar)]
2- Denizler ve okyanuslar
dışında kalan genellikle tatlı sular.
INNATE BEHAVIOUR [içten gelen
davranış] Kalıtımın
kontrolündeki türe özgü genel davranıştır.
INNATE RELEASING MECHANISM (IRM) [içten gelen boşalma mekanizması] Buna doğuştan gelen
salıverme işleyişi de denmektedir. Hayvanların
karşılaştıkları özel uyarıcı sonucu,
içgüdüsel davranış şekillerinin ortaya
çıkmasıdır.
INNER EAR [içkulak] Tükel-ağızlılarda (Teleostomi) duyma organıdır. Yarım daire şeklinde kanalları ve kapsüllerinin içerisinde otolitlerin (sagitta sacculus’ta, asteriscus lagena’da, lapiilus utriculus’da) bulunduğu organd&