F [son güncelleme 13 Mart
2008]
F (abbrev.) [balıkçılık ölümü, avcılık ölümü
(F)] Balıkçılık ölümleri için eşdeğerli olarak
balıkçılık ölüm gücü (force of fishing mortality) ve üssi
katsayılı balıkçılık ölümü (exponential coefficient of
fishing mortality) terimleri de kullanılmaktadır. ® Fishing mortality (balıkçılık
ölümü). ® Fishing rate = Rate of fishing (avcılık
oranı). ® Instantaneous rate
of fishing mortality (anlık balıkçılık ölüm oranı).
f (abbrev.) [etkin balıkçılık çabası] 1- ® Effective fishing effort.
f. (abrev..) [forma] 2- İç, alt tür grubu. Örnek; Salmo trutta – alabalık, Salmo
trutta forma fario - dere alası.
F0.1=F0.1 (abbrev.) [F0.1=F0.1]
F=0.1’de stok’a katılan birey başına (gram cinsinden)
düşen ürün modelinde kabaca stoktaki 100 balıktan 10’u (%10’u)
avlanıyor. F0.1’den daha büyük olduğunda daha fazla
balık avlanabilir ama bunun için çok daha fazla çaba harcanması
gerekir. Hem bu nedenle (ekonomik) hem de daha emniyetli tarafta bulunmak
(avcılık yapmak için mümkün olabilecek Fmax’da değil
de) çoğu TAC %10’a göre ayarlanmaktadır. Bu ayarlamayla daha çok
balık hayatta kalır, içgöçün (stok’a katılmanın)
gerçekleşmeme tehlikesi azalır, stok biyokitlesinin artması ve
daha az çaba ile aynı miktarda fakat daha iri balıkların
avlanması ve sonuçta yıldan yıla daha dengeli
balıkçılığın sürdürülmesi olanağı
sağlanmış olur.
FACIES [fasiyes] Bir türün ve ya da türler
grubunun bulunduğu çevreye uyum sağlama yönünden genel durumu ve
yaşayış tarzı.
FACTORY SHIP [fabrika gemi] ® Factory vessel.
FACTORY VESSEL (factory slip) [fabrika gemi] Diğer avcı bot ve
gemilerin yaptığı av ile kendi yaptığı avı
da işleyerek mamül hale getirebilen gemidir. Balıkların
kafası kesilerek, iç organları alınarak, filetosu
çıkartılarak ya da bütün olarak dondurulduğu, bazen konserve
üretimi dahil artıkların balık unu ve yağına
dönüştürülerek işlendiği gemi.
FACULTATIVE [fakültatif] Zorunlu olmayan. Tercihe
bağlı.
FACULTATIVE
BACTERIA [seçenekli bakteriler, fakültatif bakteriler] Hem
oksijenli (örobik) hem de oksijensiz ortamda (anörobik) yaşayabilen
mikroskopik organizmalar.
FACULTATIVE PARASITE [seçenekli asalak] Seçenekli parazit. Asalak
(parazit) olma zorunluluğu olmayan ancak bazı durumlarda asalak
(parazit) olabilen asalak (parazit).
FACULTY OF FISHERIES [balıkçılık
fakülteleri] Aslında isimleri balıkçılık
fakültesi olması gereken yüksek öğretim kurumları Türkiye’de Su
Ürünleri Fakültesi adıyla anılmaktadır. Sayıları
zamanla ve günümüzde de artmakta olan üniversitelerde sucul organizma ve
ortamla ilgili yüksek öğretim kuruluşlarının da
sayıları artmaktadır. Anılan bu öğretim
kuruluşları fakülteler ve enstitüler (® Institutes of Marine Sciences (Deniz Bilimleri
Enstitüleri) olarak ikiye ayrılmaktadır. Fakülteler ise
kendi içlerinde üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar;
i) Su Ürünleri
Fakülteleri,
ii) Deniz Bilimleri Fakülteleri,
iii) Ziraat Fakülteleri ve
iv) Fen ya da Fen Edebiyat
Fakülteleri’dir.
Türkiye’de
mevcut Su Ürünleri (Balıkçılık) Fakülteleri ile Deniz Bilimleri
Fakülteleri şunlardır:
I- Su
Ürünleri Fakülteleri
- Akdeniz Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Çukurova Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Ege Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Fırat Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Gazi Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- İstanbul Üniversitesi -
Su Ürünleri Fakültesi
- Karadeniz Teknik Üniversitesi
- Rize Su Ürünleri Fakültesi
- Mersin Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Muğla Üniversitesi - Su
Ürünleri Fakültesi
- Mustafa Kemal Üniversitesi -
Su Ürünleri Fakültesi
- Ondokuz Mayıs
Ünivertsitesi - Sinop Su Ürünleri Fakültesi
- Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi - Su Ürünleri Fakültesi
-
Deniz Bilimleri Fakülteleri
- İstanbul Teknik
Üniversitesi - Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi.
- Karadeniz Teknik Üniversitesi
- Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi
- Ondokuz Mayıs
Üniversitesi - Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi.
FAD (abbrev.) [balık
yığıcı aygıt] ® Fish Aggregating Device (Fish Attracting Device).
FAECAL
COLIFORM ORGANISMS [dışkı organizmaları]
Hayvanların bağırsaklarında bulunan ve
dışkıyla atılan mikroskopik organizmalar. Örnek; Escherichia coli.
FAECES (FECES) [feses] Sindirilmiş ya da sindirilmemiş besin
artıkları, dışkı.
FAGINISM [fajinizm]
Düzenli kendi yavrusunu yiyen. Tatlısu levreği Perca fluviatilis besin
kıtlığı çektiği dönemlerde zooplanktonla beslenebilen
yavrularını yiyerek kendi yavrusu üzerinden alt beslenme
basamağından yararlanmakta, kendi besinini oluşturmaktadır.
FAIR WEATHER [açık
iyi hava] Güneşli,
açık, bulutsuz anlamında iyi havayı belirten deyim.
FAKE [roda] ® Rope coil.
FALL [sonbahar] ® Autumn.
FALL OVERTURN [sonbahar karışımı] ® Autumn
turnover.
FALSE ANNULUS [yalancı halka, sahte halka] Balıkların sert
aksamlarında görünen yavaş büyüme dönemine ait olup yıllık
halkaya benzeyen ya da büyümenin bir nedenle yavaşladığı
döneme ait olup yıllık halka olarak değerlendirilmemesi gereken
halka.
FALSE BOTTOM [yalancı taban, sahte taban] Derin dağılma
tabakası. Yankı iskandillerinde tabanmış gibi yankı
veren orta derinlikte bulunan kuşak. Bu kuşak bir çoğu gaz
kabarcığı taşıyan organizmalardan oluşmakta olup
gece yüzeye yaklaşır, gündüz daha derine iner.
FALSE EGG [yalancı yumurta, sahte yumurta] Dışkuluçkacı
(ağızda kuluçkalayan) sihlidgil (Cichlidae) ailesi erkek bireylerinin
anal yüzgeci üzerinde yumurtaya benzeyen bir leke bulunmaktadır. Bunu
gerçek yumurta sanan dişi, emince, erkek atmığını
bırakarak dişinin ağzındaki yumurtaları döllemektedir.
FALSE SCAD [kral balığı] ® Caranx rhoncus.
FAMILY [aile,
familya] 1-
Alt-aile üstünde ve süper-aile altındaki ulam.
FAMILY [aile, familya] 2- Canlıların
sınıflandırılmasında kullanılan birim. Cinslerin
toplandığı grup. Sonu –oidea, –idae, -inae, -ini ile biten
cins’in üstündeki grup. Ad belirtilerek yapılan aile adının
isimlendirmesinde cins adı belirteç olur. Örnek: Salmonidae –
Alabalıkgiller’de belirtici cins adı Salmo yer alır.
FAMILY [aile, familya] 3- Ortak özellikleri nedeniyle
birararya getirilen cinsler topluluğu.
FANNING [yelpazelemek]
Yüzgeçlerin yumurtaların üstünde hareket ettirilmesiyle
havalandırılması ve çökellerin
uzaklaştırılması.
FAO (abbrev.) [Gıda ve Tarım Örgütü] ® Food and Agriculture
Organization.
FAR DISTANCE FISHERY [uzak
mesafe balıkçılığı] 1- Türkiye’nin coğrafik konumu
açısından Akdeniz sular sistemi dışında (okyanuslarda)
yapılan balıkçılık.
FAR DISTANT FISHERIES [uzak
mesafe balıkçılığı] 2-
Ulusal karasuları dışında, uluslararası sularda
(okyanuslar) yapılan balıkçılıktır. Bu faaliyet
avcı gemileri, işleme değerlendirme gemisi (fabrika gemi) ve
benzeri servisleri ve bir üs gerektiren balıkçılık
şeklidir. Bunda ileri gitmiş ülkelerin başında Japonya,
eski Sovyetler Birliği, ABD ve benzeri ülkeler gelmektedir.
FARM (RANCH) [çiftlik] Balık çiftliği. Balıkların kültürünün
yapıldığı, semirtildiği alan ya da yer.
FARM GATE PRICE [üretici fiyatı] Malın (balığın)
üretim yerindeki satış fiyatı.
FARM POND [çiftlik
havuzu] Zirai amaçlı kazılmış havuz. Aynı zamanda balık
kültürü ve boş zamanları değerlendirme
balıkçılığı için de kullanılmaktadır.
FASCICLE [fasikül]
Bir cildin ya da serinin ciltlenmiş kısmı.
FATHER OF ANGLING [oltacılığın
babası] 1653 yılında yayınlanan "The
Compleat Angler” – ‘Kusursuz Oltacı’ isimli kitabın yazarı Izaak
Walton’un (1593-1683) lakabı.
FATHER OF ICHTHYOLOGY [ihtiyolojinin
babası] Peter Artedi, (1705-1735). Eseri Linnaeus
tarafından düzenlenen ve kendi klasik eseriyle birleştirilen Peter
Arctaedius’un lakabı.
FATHOM [kulaç] 183 cm’lik uzunluk.
FATTENING POND [semirtme
havuzu] Balıkların pazar boyuna ulaşana kadar büyütüldüğü
(tutulduğu) havuz.
FATTY EYELID [yağlı göz kapağı] ® Adipose eyelid.
FATTY FISH (OILY FISH) [yağlı balık] Dokularında yağ
miktarı yüksek olan balık. Genellikle dokular %2’den
fazla yağ ihtiva eder. Örnek; Clupeidae, Scombridae.
FAULT [fay]
Bir yanı yüksek, diğer yanı alçak yer
kırığı.
FAUNA [fauna]
Bir bölgedeki hayvanlar topluluğu. Hayvansal olanların bütünü.
Fcoll = Fcoll (abrev.) [Fçökme] Stok’u çökmeye götüren
balıkçılık ölüm payı (oranı).
FCZ (abbrev.) [balıkçılığı
koruma kuşağı] ® Fishery Conservation Zone.
FEACES [dışkı] Sindirilmiş besin maddelerinden
arta kalan ve sindirim kanalından dışarı atılan
kısım.
FEASIBILITY FISHING [fizibilite
balıkçılığı] Yeni bir
balıkçılığın ekonomik olarak uygulanabilirliğini
belirlemek için yapılan avcılık.
FEATHER STARS [deniz
laleleri] ® Crinoidea.
FEATURE [özellik] Canlıyı diğerlerinden ayıran nitelik.
FECES [feses] ® Faeces.
FECUND [doğurgan] Çok döl verme yeteneği olan.
FECUNDITY (FERTILITY) [doğurganlık] Bir canlının üreyebilme yetisi. Dişinin
ürettiği olgun yumurta sayısıdır.
FECUNDITY-PER-RECRUIT [içgöçer başına düşen doğurganlık, stok’a
katılan başına düşen doğurganlık] Toplam
doğurganlık. Yani, bir yıllığın ya da tertibin
yaşamı boyunca ürettiği yumurta sayısının
yıllık ya da tertibin başlangıç sayısına ya da
bir stok’un bir yılda ürettiği yumurta sayısının stoka
katılan birey sayısına bölünmesiyle elde edilen
sayıdır. Sistem durağan kabul edildiğinde bu değer
çözümsel stoka katılan birey (içgöçer) başına düşen ürün
modelinden elde edilir.
FEE FISHERY [ücretli balıkçılık] Kültürde yetiştirilen
balığın (genellikle alabalık) ücret
karşılığı avlanılmak üzere suya konulması.
FEED ADDITIVE [yem katkı maddesi, katkı maddesi] Yem
hazırlanmasında besleyici değeri olmayan,
bağlayıcılar, boya, hormon, mikrop öldürücü ve benzerinden
oluşan kimyasal maddeler.
FEED CONVERSION
EFFICIENCY [yem dönüştürme etkinliği] Oluşturulan balık
yeminin ete dönüştürülme ölçüsüdür.
FEED EFFICIENCY [yem etkinliği] Tüketilen birim yem başına
canlı ağırlık artışıdır. Kazancın
verilen yem miktarına bölünmesi şeklinde de hesaplanabilir ki buna
yenmeyen yemden (kayıptan) gelen hata katılmış olur. ®
Food efficiency.
FEED GAIN RATIO [yem
kazanç oranı] Belirli bir ağırlık
artışını sağlamak için kültür
balıkçılığında kullanılan yem
miktarıdır.
FEED POND [yem
havuzu] Kültür işletmesinde yem (besin) üretimi için
kullanılan havuz.
FEED SELECTION [yem
seçimi] Aynı anda farklı yemler verildiğinde
balığın seçtiği yem. Bu doğrudan
balığın yediği yemin gözlenmesi yoluyla
belirlenebileceği gibi, mide muhtevası ya da yenmemiş besin
maddelerinden de belirlenebilir.
FEED UTILISATION [besin
kullanımı] Sucul kültürde kullanılan birim yem
başına olan ağırlık artışı.
FEEDING GROUND [beslenme
alanı] Besinin olduğu ve balıkların
beslendiği bölge.
FEEDING GUILD [besinsel birlik, beslenme
birliği] ® Trophic guild (beslenme birliği).
FEEDING LEVEL [besleme
düzeyi] Birim zamanda balığa verilen yem düzeyi.
FEEDING RATE [besleme
oranı] Akvakültürde belirli bir süre ve zaman
aralığında verilen yem miktarı.
FEEDING RATIO [beslenme
oranı] Belirli bir süreçte tüketilen (yenen) yemin
ağırlığının vücut ağırlık
artışına bölünmesidir.
FEEDING TIME [beslenme
zamanı] Balığın gün içerisinde besin almada aktif
olduğu zaman.
FEEDING VALUE [besin
değeri] Akvakültürde bir besinin (yemin) besleyici değeri.
FEEDY FISH [obur balık] 1-
Avlanmadan önce çok yem alarak karnı şişmiş balık. Çabuk
bozuldukları için uzun süre bütün olarak saklanamazlar.
FEEDY FISH [obur balık] 2-
Plankton patlamasından beslenen balık. Çabuk bozuldukları için
uzun süre bütün olarak saklanamazlar.
FELIX ANTON DOHRN [Anton Dohrn] ® Anton Dohrn.
FEMALE [dişi] Yumurta üreten ya da yavru doğuran birey.
İşareti ![]()
FEMINISATION [dişileştirme]
Balığa erken gelişme evresinde dişilik (örneğin
oestradiol-17b) hormonlarının verilmesiyle cinsiyetin doğrudan
değiştirilmesidir. Dişilerin geç olgunlaşması
nedeniyle kültürcülerce semirtmede tercih edilmektedir.
FENDER [usturmaça] Gemi ile herhangi başka bir yapı arasına sürtünme ve
vurma şokunu emmesi için konulan oto lastiği, plastik ya da halattan
örülmüş balon, armut, ya da silindir şeklindeki yastık.
FERMENTATION [mayalanma,
fermentasyon].
FERTILE [verimli] 1- Yeni döl
verme yeteneğinde olan.
FERTILE [verimli] 2- Üretimi geliştirme
yeteneğinde olan. Besin tuzlarınca zengin su ya da humusu bol toprak.
FERTILISATION [gübreleme]
Akvakültürde suyun verimliliğini artırmak (iyileştirmek)
için doğal ya da yapay gübrelerin suya atılması.
FERTILITY [doğurganlık]
® Fecundity.
FERTILIZATION [döllenme] Yumurta ve atmığın birleşmesi.
Dişi ve erkek eşeysel gözelerinin-hücrelerinin (yani göze
çekirdeklerinin) birleşmesi.
FERTILIZERS [gübreler]
Bitkilerin büyümesini sağlamada kullanılan doğal ve yapay
besin bileşenleri. Hayvansal
dışkılar, kireçtaşı, alçıtaşı ile azot,
potasyum, fosfor ve sülfür bileşikleri.
FEZ (abbrev.) [balıkçılığa kapalı kuşak] ® Fishery
Exclusion Zone.
fh (abbrev.) [Fransız su sertliği] ® French hardness.
Fhigh=Fhigh (abbrev.) [Fyüksek] Gözlemlenen R/SSB’nin %10’u (R =
Stoka katılma ve SSB = Yumurtlayan stok biyokitlesi). Stok’a
katılmanın 10 yıl içerisinde balıkçılıktan
kaynaklanan ölümü (F) dengeleyemeyeceği düzeydir. Sömürmenin bu düzeyde
devam etmesi stokun azalmasına neden olur.
FIDDLE [iğne] ® Mending needle.
FIELD RESEARCH [saha
araştırması] Balıkların doğal
ortamlarında incelenmesi.
FIELD WORK [saha
çalışması] Balıkların doğal
yaşam alanlarında avlanması ya da örneklenmesi.
FIFTY (ANCHOVY PERIODE) [hamsin] Soğuk günlerin 31 Ocak – 21 Mart arasında kalan
50 günlük kısmına verilen ve kışın son günlerini
belirten eski tanımlama. Arapçada (50) elli anlamına gelmektedir.
Hamsin kelimesi genelde hasat ve meyveler bayramı kavramlarını
da içermektedir. Deniz balıkçılığı açısından
anılan 50 günlük dönemde hamsi balığının bolluğu
ile lezzetinin iyi olduğu kabul edildiği için
anlamlıdır.
Fig. (abbrev.) [Şek.] Şekil’in kısaltması. ® Figure.
FIG. (Fig. (abbrev.)) [Şek.]
Şekil’in (figura) kısaltması.
FIGHTING COLOUR [savaş boyası, savaş rengi] Genellikle
kendi mıntıkasını koruyan erkek balığın
aldığı renk deseni.
FIGURE [şekil] Biçim.
FILAMENTOUS [ipliksi]
İpliğe benzeyen uzantılar.
FILEFISHES [çengelçeneliler] 1- ® Plectognathi.
FILEFISHES [çengelçeneliler] 2- ® Tetradontiformes.
FILEFISHES [dikenliçütregiller] 3-
® Monocanthidae.
FILIFORM [sicimsi]
Sicime benzeyen, yuvarlak, ince ve uzun.
FILL SHORE (FILLING OF THE SHORE) [kıyıların doldurulması] Yağma
edilen yakın kıyı kesiminde yeni alanlar (yol, park vb) elde
etmek için deniz ve göl kıyılarının moloz, kaya vb malzeme
atılarak denize doğru doldurulması,
uzatılmasıdır. Bu yaklaşım başlangıçta cazip görünse de
doğal verimli alanların tahrip edilmesi gibi çok ciddi bir sorunu da
birlikte getirmektedir. Bir
diğer sorun anılan alanların yerleşime
açılmasıdır. Sağlam olmayan tabanın olası bir
depremde en çok hasar görecek kesim olacağı açıktır (bkz.
San Fransisko). Mersin Belediyesi, Bayındırlık
Bakanlığıyla ÇED değerlendirmesi olmadan kıyı
dodurmayı sürdürmektedir. Aslında burada kıymetli
kıyısal ekosistemin (doğa parçalarının)
yitirildiği bir gerçektir. Doğu Karadeniz’de yol genişletme ve
yapımı faaliyetlerini de bu çerçevede görmek gerektir.
Eğirdir’de de göl doldurma çalışmaları maalesef
gözlenmektedir.
FILLET [fileto]
Balığın vücudu boyunca, omura parallel kesilmiş, derili
ya da derisiz yan tarafı.
FILLING OF THE SHORE [kıyıların
doldurulması] ® Fill shore.
FILTER FEEDER [süzücüler, süzerek
beslenenler] Sudaki
besin maddelerini (parçacıkları) süzerek beslenen organizmalar.
Örnek; Midye.
FIN [yüzgeç] Balıkların hareket etmesiyle ilgili kanat
şeklindeki dış organ.
FIN CLIP [yüzgeç kırpma] Markalama ve tekrar yakalama ya da
benzeri çalışmalar çerçevesinde bireysel balığı
işaretlemek amacıyla yüzgecinin ucunu ya da yüzgecin bir
kısmını belirli bir şekilde kesmek (kırpmak). ® Cutting fin rays (yüzgeçleri kesme). ® Piercing fin rays (yüzgeçleri delme).
FIN EROSION (FIN ROT) [yüzgeç aşınması] Balık yüzgecinin bakteriyel hastalık
(örneğin Pseudomonas, Aeromonas) ya da farklı nedenlerle
renginin, yapısının (doğal görünüşünün)
değişmesi.
FIN FORMULA [yüzgeç formülü] Eski eserlerde sırt,
karın, anüs yüzgeçleri sayıları örneğin hamsi’de (Engraulis encrasicholus ponticus D.12-15
ortalama 13.7 ışın=sırt yüzgecinde 12-15
ışın bulunmaktadır), alabalık’da Salmo trutta labrax D IV 9-10
A III 8 ışın=sırt yüzgecinde 4 dallanmış
ışın genellikle de 9-10 dallanmış ışın;
anüs yüzgecinde 3 dallanmış ışın ve genelde 8
dallanmış ışın) bulunur şeklinde verilmektedir.
FIN HEIGHT [yüzgeç
yüksekliği] En
uzun yüzgecin uzunluğu.
FIN MEMBRANE [yüzgeç zarı] Sert ve yumuşak
ışınları birleştiren ince zar.
FIN RAY(S) [yüzgeç ışını(ları)] Balıkların vücudunda,
yüzme, dönme, manevra yapma işlerinde kullandıkları vücuttan
dışa doğru uzanan zarlı yapılardır. Dikenli ve
yumuşak ışın olmak üzere iki kısma
ayrılırlar. Dikenli olan kemiğimsi olup ucu sivri ve
batıcıdır. Yumuşak olanlar esnektir. Sert
ışınlar bazen ve gerektiğinde balığın
yaşının tayininde kullanılabilirken yumuşak olanlar
buna elverişli değildir.
FIN ROT [yüzgeç
aşınması, yüzgeç çürümesi] ® Fin erosion. ®
Tail rot.
FIN WHALE [fin balinası] ® Balaenoptera physalus.
FINAL [son] Gözlemciye göre bir
olayın en son aşamasını, durumunu tanımlar.
FINE-MESHED NET [dar gözlü ağ] Göz açıklıkları küçük
olan balık ağı.
FINFISH [gerçek balıklar] ® True fishes.
FINFISH EXCLUDER DEVICE [balık
dışlayan araç] Balık
avcılığında yan av miktarını azaltmak için
kullanılan araç. Çoğunlukla karides trolcülüğünde
kullanılmaktadır.
FINGERLING [parmakboy, fingerling] Cinsi olgunluğa
ulaşmamış, bir yaşından küçük, kabaca bir parmak
boyunda, ya da pazar boyuna ulaşmamış herhangi bir balık.
FINGERLING POND [parmakboy havuzu] Birinci büyüme yılında, semirtme
havuzuna konulmuş balık yavruları.
FIORD [fiyort] ® Fjord.
FIREFISH [iskorpitgiller] ® Scorpaenidae.
FIRST FRY POND (FIRST
REARING POND) [ilk yavru havuzu] Kuluçkahane aşaması ile boylanma arasındaki
semirtme havuzu.
FIRST REARING POND [ilk yavru havuzu] ® First fry pond.
FIRST-LEVEL CONSUMER [birincil
tüketici] ® Primary consumer.
FISH [balık] 1- Yaşamları boyunca solungaç solunumlu olup vücut
sıcaklıkları ortam sıcaklığında ve varsa
uzantıları yüzgeç olan canlılardır. Kolaylık
açısından batrak, taşemen, köpek balıkarı, vatozlar,
sıçan balıkları da balık olarak anılır.
Balık tanımı dar anlamda gerçek balıklar için
kullanıldığı gibi geniş anlamda avlanan
yumuşakçalar, kabuklular, deniz memelileri gibi omurgalılar ve
omurgasız sucul canlılar için de kullanılmaktadır. ® Gerçek balık.
FISH [balık]
2- Yemek için
kullanılan balığın eti.
FISH [balık]
3- Torpil şeklinde
gövdesi olan yapı.
FISH [balık] 4- Omurgalı sucul canlı. Solungaçla solunan ve
genel anlamda yumurtlayarak üreyen hayvandır.
FISH [balıklar] 5- ® Pisces.
FISH AGGREGATING DEVICE (FAD) [balık
yığıcı aygıt] Doğal
ya da yapay yüzücü malzemenin deniz ya da okyanus yüzeyine
yerleştirilmesiyle oluşturan cezbedicilere denmektedir. Bu yüzücüler (cezbediciler)
genellikle çapa ile sabitlenmiş olup sürü oluşturan türlerin yüzen
malzemenin altında birikmesine (gölgelenmesine) ve avlanabilirliklerinin
artmasına neden olurlar.
FISH ALLERGY [balık alerjisi] Bir kısım insanda balık eti yemesi sonucu görülen tepkimedir. Tepkime birkaç dakika ile birkaç saat içerisinde oluşabilir. Dil, dudak ve boğaz şişmesi, ses kısılması, öksürük, burun akması, kızarıklık, göz yaşarması, nefes darlığı şeklinde kendisini belli eder. Boğazda şişme ölüme yol açabilir. Bazen tepkime yalnız bulantı, kusma, ishal ve kas