E [son güncelleme 05 Temmuz 2008]
E (abbrev) [Ivlev's electivity index] 1-
® Ivlev’in tercih göstergesi.
E (abbrev)
[sömürme oranı] 2- ® Exploitation rate.
E/R (abbrev.) [içgöçer başına düşen yumurtalar]® Eggs-per-Recruit.
EA [Ea, balık tanrısı] Sümerler’in su altındaki bir sarayda yaşayan
balık tanrısı.
EAGLE RAYS [fulyabalığıgiller] ® Myliobatidae.
EARLY LIFE
PHASE [erken yaşam evresi] Balık yaşamının yumurtadan
erinleşmiş balığa benzer duruma gelene kadar geçen dönemi.
EARTH [dünya, yer] Kutuplardan basık, ekvatorda şişkince
yerküre. Ekvatorda ortalama çapı=12.760 km, kutupsal çapı 12.720 km’dir. Kuzey yarımkürnin %60.7'si su, 39.3'ü
karadır. Güney yarımkürenin ise %80.9'u su, % 19.1'i karadır.
Toplamda dünyanın %70.8'i su, % 29.2'si de karadır.
EARTHEATER [toprakyiyen] İçindeki besinlerle birlikte toprağı
ağzına alıp toprak kısmını dışarı
atan örneğin Cichlidae ailesinden balıklar. Bunlara jeofaj sihlid de
denmektedir.
EARTHWORM (NIGHTCRAWLER) [yersolucanı] Olta yemi olarak
kullanılan kara solucanı (Lumbricus
terrestris). Halkalıkurtların (Annelida), solucanlar
(Oligochaeta) takımından bir tür olup tarla ve bahçelerde genellikle
toprak altında yaşar. Bu solucanın denizdeki eşdeğeri
Halkalıkurtların çokkıllılar (Polychaeta)
takımından Arenicola marina
olabilir.
EARTHWORMS [solucanlar] ® Oligochaeta.
EASE [kaloma vermek] Gerektiğinde
daha fazla zincir vermek.
EAST [gündoğusu] Doğu.
EAST ATLANTIC PEACOCK WRASSE [karakuyrukçırçır balığı, lekeliçırçır
balığı, çırçır balığı, ot
balığı] ® Symphodus tinca.
EAST ATLANTIC RED GURNARD [dikenlikırlangıç balığı,
kırlangıç, dikenli kırlangıç] ® Aspitrigla cuculus.
EASTERLIES [doğulular] Doğu
yönlerden esen düzenli ve sürekli rüzgarlar.
EAST-NORTHEAST [gündoğusu-poyraz] Doğu-kuzeydoğu.
EAST-SOUTHEAST [gündoğusu-keşişleme]
Doğu-güneydoğu.
EBISU [Ebisu, Japon tanrısı] Balıkçıları koruyan Japon
tanrısı.
EBK (abbrev.)
[Et ve Balık Kurumu] ® Fish and Flesh
Organization.
EC (abrev.) [Avrupa Topluluğu, AT] European Community. ® European
Union, EU (Avrupa
Birliği, AB).
ECHELUS MYRUS (PAINTED EEL) [mırmır balığı,
mırmır yılanbalığı] Boyu TL=100 cm’ye ulaşabilir. Tabansaldır
(demersaldir) acısuya girer, çoğunlukla 3-
ECHENEIDAE (SUCKERFISHES) [yapışkanbalığıgiller] Levreksiler (Perciformes) takımı, Percoidei
alttakımında 5 cins ve 10 türü kapsayan aile. Vücutları
uzun ve esmer ya da koyu renkli olup yaşamlarını diğer
canlılara yapışarak geçiren balık ailesidir.
ECHENEIS NAUCRATES (LIVE
SHARKSUCKER)
[yapışkan balığı, vantuz balığı] Acısuya girer. Balıkçılığı
önemsizdir. Boyu TL=110 cm ve ağırlığı
ECHIICHTHYS VIPERA (LESSER WEEVER) [varsam balığı] Tabansaldır (demersaldir). Boyu en çok TL=18-
ECHINODERMATA (ECHINODERMS) [derisidikenliler]
Hemen her derinlikte rastla-nılan deniz hayvanları kabilesidir.
Çoğunluğu ayrı eşeyli, yumurtaları suda döllenen,
gelişmelerinde başkalaşım evreleri bulunan
canlılardır. Günümüzde yaşayan deniz-yıldızları
(Asteroidea), Concentricycloidea, denizlaleleri (Crinoidea), denizkesta-neleri
(Echinoidea), denizhıyarları (Holothuroidea) ve
yılanyıldızları (Ophiuridea) olmak üzere 6
sınıfında 7.000 yaşayan tür bulunmaktadır. İki
yanlı (bilateral) bakışımlı (simetrik) hayvanlardan
gelişmişlerdir ve ışınsal (radial)
bakışımlıdırlar. Kurtçukları kirpikli olup
yüzücüdür (pelajiktir). Hidrolik su kanalı sitemine sahiptirler. Basit
ışınsal (radial) sinir sistemleri vardır. Birçoğunun yenileme yeteneği
yüksektir.
ECHINODERMS [derisidikenliler] ® Echinodermata.
ECHINOIDEA (SEA
URCHINS) [deniz kestaneleri] Derisidikenliler
(Echinodermata) kabilesinin Echinoidea ve Perischoechinoidea
sınıfından oluşmaktadır. Echinoidea
sınıfı Atelostomata, Diadematacea, Echinacea, Gnathostomata
olmak üzere 4 süpertakım ve 12 takımdan oluşmaktadır. Bu
bağlamda Echinoidea sınıfında bilinen tür sayısı
940’tır. Deniz kestaneleri dünya denizlerinde sığ kıyı
sularından
ECHINORHINUS BRUCUS (BRAMBLE SHARK) [çiviliköpek balığı] Taban ve taban üstünde 10-
ECHIODON DENTATUS (?) [?] Balıkçılığı yapılmaz. Tabansal (demersal)
tür olup boyu TL=17 cm olabilir. Ender rastlanır. Erinleşmemiş
genç bireyler yüzücüdür (pelajiktir).
ECHO [yankı, eko].
ECHO SIGNATURE [yankı işareti] Bireysel balığı
tanımada kullanılabilen özel yankı.
ECHO SOUNDER [yankı iskandili] Yüksek frekanslı ses
dalgaları üreterek yüzeyden tabana doğru gönderen ve gelen
yankıları algılayan, derinlik ölçümü ve balık bulucu olarak
kullanılan cihaz.
ECHO-SOUNDER [yankı iskandili, ekosonder] Derinlik ölçümleri ile birçok
organizmanın davranış ve miktarlarının belirlenmesinde
kullanılan yüksek frekanslı ses dalgalarını yayan,
dinleyen, işleyip gösteren alet.
ECKSTRÖM'S
TOPKNOT [beneklipisi balığı, küçükpisi balığı] ® Zeugopterus regius.
ECOCLIMATOLOGY
(ECOLOGICAL CLIMATOLOGY) [ekoklimatoloji] İklim ile canlılar arasındaki
ilişkiler ile canlıların iklime göre
dağılımlarını inceleyen ekoloji dalı.
ECOCLINE [ekoklin] Çevresel koşulların kademeli ve sürekli
değiştiği eko-sistem ya da topluluk.
ECOLOGICAL
CLIMATOLOGY [ekoklimatoloji] ® Ecoclimatology.
ECOLOGICAL EXTINCTION [ekolojik sönme] Birey sayılarının çok aza inmesi
nedeniyle ekolojik rolünü sürdüremeyen (yerine getiremeyen) bir balık
populasyonu.
ECOLOGICAL NICHE [ekolojik niş] Bir
organizmanın biyotik çevre içerisindeki yeri; bitki ve hayvan
topluluklarındaki fonksiyon ve pozisyonu. Örnek; bir insanın
mesleği gibi. Canlının yaptığı iş.
ECOLOGICAL RESILIENCE [ekolojik esneklik] Bir
eko-sistemin değişiklikleri soğurma, emme yeteneği.
ECOLOGY [ekoloji] Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan
ilişkilerini inceleyen bilim dalı. ® Ecology (ekoloji). ® Autecology (autekoloji). ® Synecology (sinekoloji).
® Demecology
(demekoloji). ® Genecology (genekoloji).
ECONOMIC OVERFISHING [ekonomik aşırı avcılığı] Aşırı
çaba nedeniyle gelir getirmeyen (rant sağlamayan)
balıkçılık. Bu durum her zaman biyolojik aşırı
avcılık anlamına gelmez.
ECONOMIC PRODUCTION [ekonomik üretim] Mümkün
olduğunca çok av ile mümkün olan en yüksek ticari girdi elde etmek.
ECONOMIC ZONE
[ekonomik kuşak] ® Exclusive Fconomic Zone (münhasır
ekonomik kuşak, münhasır ekonomik bölge).
ECOPHENOTYPE [ekofenotip] Bir fenotip’in yaşadığı alana ya da
çevreye kalıtsal olmayan uyumudur. ® Phenotype (fenotip).
ECO-PORT [eko-liman]
Gemilerin atıklarını ekolojik yönden sürdürülebilir düzeyde
atmaları, atıkları karasal depoya aktarmaları
olanağı veren liman.
ECOSPECIES [ekotür] Bir
grup ilişkili ekotip’in doğurganlığı etkilemeden
yaptığı kalıtsal madde değiş-tokuşudur.
Kabaca tür.
ECOSYSTEM [ekosistem]
Organizmaların içinde yaşadıkları çevrede birbirleri ve
cansız ortamla ilişkilerinin karmaşık bütünü.
ECOSYSTEM OVERFISHING [aşırı
ekosistem avcılığı] Balıkçılık
nedeniyle tür bileşenleri (kompzisyonu) ile
baskınlığın önemli düzeyde değişmesi halinde
oluşur. Önce büyük, uzun yaşayan dip balıkları (yani üst
tüketiciler) azalır, bunun paralelinde kısa ömürlü alt beslenme
basamağındaki türler artar.
ECOTONE [ekoton]
İki ya da daha çok ekolojik topluluk (ekosistem) ya da yaşamalan
arasındaki sınır ya da geçiş bölgesi.
ECOTOPE [ekotop]
Ekosistemin cansız (canlı olmayan abiyotik) kısmı.
ECO-TOURISM [ekoturizm] Tatilci ve
doğayı birleştirici, bilinçlendirici görüşle doğal
varlıkların bulunduğu alanlardaki turistik faaliyet olarak kabul
görmüş bir uygulama olarak belirmiştir. Ancak bundan
doğanın kendisi kazançlı değil aksine çoğu kez
zararlı çıkmıştır. Uygulamanın doğa
bilincine katkısı sınırlı olup eko-turizm yapılan
bazı alanlarda bu uygulama yasaklanmıştır. Örnek; resiflere
dalgıç ziyareti.
ECOTYPE [ekotip]
Sınırlı bir alana doğal seçilmeyle uyum
sağlamış populasyon. Bu uyumun taksonomiyle ilgisi yoktur.
ECTO- (prefix) [ekto-] Dış dışta, dıştan. Örnek; ektoparazit
(ectopasite)-dışasalak. Yüzeyde yaşayan asalak.
-ECTOMY (suffix) [-ektomi] Cerrahi müdahleyle kesip
ECTOPARASITE
[dışasalak, dışparazit]
Konağın vücudunun dış tarafında yaşayan,
dış yüzeyde – deri üstündeki asalaktır. Örnek, lice = louse’un çoğulu. Balıklarda görülen ve
balık biti olarak da anılan bir kabuklu (Crustacea) türüdür.
ECTOPARASITE
[dışasalak, ektoparazit]
Konağın vücudunun dış tarafında yaşayan,
dış yüzeyde – deri üstündeki asalaktır. Örnek, lice = louse’un çoğulu. Balıklarda görülen ve
balık biti olarak da anılan bir kabuklu (Crustacea) türüdür.
ECTOPROCTA (MOSS ANIMALS) [yosunhayvanları] ® Bryozoa.
ECTOTHERM (POIKILOTHERM,
HETEROTHERMIC, COLD-BLOODED) [soğukkanlı, ektoterm] Çoğu
balıkta olduğu gibi vücut sıcaklığını
çevrenin belirlediği yani vücut sıcaklığı çevre
sıcaklığıyla değişen hayvan(lar).
EDDY [anafor] 1- Dairesel hareket eden denizel
akıntı.
EDDY [edi]
2- Karşıt
akıntılarında söz konusu olduğu ortamda suyun daire
şeklindeki hareketi.
EDDY [girdap] 3-
Havanın ya da suyun oluşturduğu küçük boyutlu döngüsel
hareket.
EDDY DIFFUSION [girdap dağılması] 1- Girdapla
gerçekleşen su karışması ile su özelliklerinin bir
tabakadan diğerine taşınması olayı.
EDDY
DIFFUSION [girdap yayılması] 2-
Akışkanların çalkantılı (turbulent) rejiminde bulunan
maddelerin yayılması.
EDDY FLUX [girdap
akısı] Dönmekte
olan suyun iletilme oranı.
EDEMA
[ödem] ® Oedema.
EDENTAT [edentate]
® Dişsiz.
EDENTATE (EDENTULATE, EDENTULOUS) [dişsiz]
Dişleri olamayan.
EDIBLE
CRAB [pavurya, yengeç] ®
Cancer pagurus.
EDTA (abrev.) [etilen-diamintetra-asetik-asit] ® Ethylene-Diamine-Tetraacetic-Acid.
EDUCATIONAL INSTITUTIONS [eğitim
kuruluşları] Türkiye’de deniz ve deniz canlı
kaynaklarına yönelik eğitim kuruluşları meslek liseleri,
fakülte ve yüksek okullar ile yüksek lisans okulları şeklinde
ayırt edilebilir. ® Fishery
high school (balıkçılık
Meslek Lisesi). ® Faculty of fisheries (balıkçılık
Fakülteleri = Su Ürünleri Fakülteleri). ® Institutes of marine
sciences (Deniz
Bilimleri Enstitüleri = Yüksek Lisans Okuları).
EDULIS (EDIBLE) [yenilebilir] 1-.
EDULIS [edulis] 2- Bir
istiridye türü (Ostrea edulis).
EEL (EUROPEAN
EEL) [yılan balığı, Avrupa nehir yılan balığı] ®
EEL BASKET (EEL BUCK, EEL POT) [yılan
sepeti] Yılan balığını avlamada
kullanılan bir cins dar gözlü sepet tuzak.
EEL BUCK [yılan
sepeti] ® Eel basket.
EEL COMB [yılan
tarağı] ®
Eel rake.
EEL POT [yılan sepeti] ®
Eel basket.
EEL RAKE (EEL COMB) [yılan
tırmığı] Ucu tırmık şeklinde
dişli bir cins yılan balığı av aracı.
EEL-BUCK [pinter, venter] Yılan
balığı ve diğer tabansal (demersal) balıkların
avlanmasında kullanılan iki ya da daha çok, eşit boyutlu ya da
küçülen çemberlere sarılmış ağ, torba ve çoğu kez bir
perdemsi yönlendiricinin de bulunduğu pasif (tuzak) av aracı.
EELGRASS [deniz
çayırı] Zostera
çayırı. ® Zostera.
EELPOUTS [yılanbalığıanasıgiller] ® Zoarcidae.
EEZ (abbrev.) [münhasır ekonomik kuşak, münhasır ekonomik
bölge] ®
Exclusive Economic Zone.
EFFECT [etki] Gözlemlenebilir
değişme oluşturan neden.
EFFECTIVE FISHING EFFORT (f) [etkin balıkçılık çabası (f)] Etkisi
ayarlanmış (düzenlenmiş) çaba. Bir birim (av aracı, olta,
ağı vs) için etkisi ayarlanmış çabanın artmasıyla
(örneğin olta sayısının artmasıyla) orantılı
anlık balıkçılık oranının (etkisinin)
artmasıdır. Balıkçılık ölümü F=q.f ve f=F/q ‘dir.
q=avlanabilirlik katsayısı.
EFFECTIVENESS
OF FISHING [balıkçılığın etkinliği] 1- Stoktan
alınan yüzde (%) balık miktarını ifade eden genel terimdir
ve sömürme oranı gibi özel bir tanım değildir.
EFFECTIVENESS OF FISHING [balıkçılık etkinliği] 2- Stoktan alınan (avlanan)
oranın genel adıdır. Bu sömürme oranı ya da anlık
balıkçılık oranı gibi tanımlanmamıştır.
EFFETS OF CURRENTS TO FISH [akıntıların balığa etkileri] Bunlar 5
grupta değerlendirilebilir. i) Akıntılar balık yumurta ve
kurtçuklarını taşır. ii) Akıntılar erin
balıkların göçünü etkiler. iii) Akıntılar
balıkların günlük davranışını etkiler. iv)
Akıntı sınırlarında erin balık
dağılımını değişir (artar). v) Akıntılar
bazen balıkların coğrafi dağılımını
sınırlar.
EFFORT [çaba]
1- Belirli
bir zamanda kullanılan balıkçılık av araçlarının
toplamıdır. Balıkçılık bir’den çok av aracı ile
yapılıyorsa bunların standart bir av aracına çevrildikten
sonra toplamlarının alınması gerekir.
EFFORT [çaba]
2- Etkin
balıkçılık çabası (f).
EFFORT [çaba]
3-
Balığın avlanması için harcanan zaman, av gücü vb. Av gücü
araç büyüklüğü, tekne büyüklüğü, beygir gücü türünden olabilir. Yine
denizde kalınan süre, örneğin trolü sürükleme (çekme) süresi, sabit
ağların uzunluğu ve suda bırakılma süreleri olabilir.
EFFORT CONTROL [çaba kontrolü] 1-
Balıkçılığı düzenlemek için konulan çaba miktarı.
EFFORT CONTROL [çaba kontrolü] 2-
Balıkçılığın düzenlenmesinde av aracı ya da
kullanım süresine getirilen sınırlama.
EFZ (abbrev.) [münhasır balıkçılık kuşağı,
münhasır balıkçılık bölgesi] ® Exclusive Fishing Zone.
EGG [yumurta]
Farklı renk ve 1.0 mm’den büyük ve 6.0 mm’den küçük balık
yumurtası.
EGG AND LARVAE SURVEYS AND STOCK
ASSESSMENT [yumurta - larva çalışmaları ve
stok tahmini] İlk kez 1877 yılında Victor Hensen
batı Baltık Denizi-Kiel ve Eckernförde körfezlerinde bulduğu
yaldızlı pisi (Pleuronectes
platessa) ve morinanın (Gadus
morhua) yumurta sayılarından hareket ederek ana-baba
(sayılarını) stok büyüklüklerini hesaplamıştır.
Bu türden çalışmalar bazen çok güncelleşse de önemli dar
boğazlarla karşı karşıyadırlar. i) öncelikle
çalışılacak türün yumurtlama davranışı ve
yumurtlama alanının bilinmesi, ii) örnekleme
istasyonlarının sıklığı ve temsil eder nitelikte
olması, iii) yumurtlamanın en yoğun olduğu döneme denk
düşmesi, iv) örneklerin su kolonunu kapsar şekilde alınması
ile v) ilgi türün doğurganlığının bilinmesi ve dikkate
alınmasını, vi) ilgi
türün erken evrelerdeki tanımının doğru yapılması
ve vii) stok tahmini için farklı evrelerdeki yumurta ve larva ölüm
oranlarının bilinmesini gerektirmektedir. Tüm bunların eksiksiz
yapılması halinde bile yapılan stok tahmininin %50’lik
güvernirlik aralığında olduğu belirtilmektedir.
EGG LAYER [yumurtlayan]
Balık çoğalmasının temel şekli. Vücut
dışına bırakılan yumurtalar erkek tarafından
döllenir.
EGG PRODUCTION METHOD [yumurta üretim yöntemi] O bölgede yumurtlayan ana-baba
populasyon büyüklüğünün plankton ağı kullanılarak
örneklenen yumurta miktarlarından
belirlenmesi.
EGG SAC [yumurta
kesesi] Bir balığın yumurtalarını
çevreleyen zar.
EGG SIZE [yumurta
büyüklüğü] Yuvarlak yumurtada en büyük çap, oval yumurtalarda ise en
ve boy.
EGG SURVEY [yumurta
incelemesi] Uygun plankton ağları kullanılarak yumurta
bolluğunun belirlenmesi. Bu inceleme yumurtlayan (ana-baba) stok
miktarını ya da yumurtlamanın önemini belirlemede
kullanılır. ® Egg and larvae surveys
and stock assessment (yumurta - larva
çalışmaları ve stok tahmini).
EGG TAKE [yumurta almak] Kuluçkalıklarda yumurtlayan
EGG VIABILITY [yumurta yaşayabilirliği] Bir yumurtanın normal
gelişme yeteneği.
EGG YOLK (YOLK) [yumurta sarisi] Yumurtanın protein ve
diğer besin maddeleri içeren, cenin (embryon) ve kurtçuğu (larva)
besleyen sarı renkli kısmı. Embriyonal gelişme için gerekli
olan yarı kristal besin deposu.
EGG-BEARING SEASON [yumurtalı dönem] Dişi balığın
yıl içerisinde yumurta taşıdığı süreç.
EGG-CAPSULE (EGG-CASE) [yumurta kapsülü] Myxini, Elasmobranchii ve Holocephali’de
gelişmekte olan ceninin (embryonun) bulunduğu keratinli yumurta
kabuğu.
EGG-CASE [yumurta kapsülü] ® Egg-capsule.
EGGS-PER-RECRUIT (E/R) [içgöçer
başına düşen yumurtalar, stoğa
katılan birey başına düşen yumurtalar] Balığın
ürettiği ortalama yumurta sayısından stoğa katılma
aşamasına ulaşanların bolluk göstergesidir.
EGG-TO-SMOLT SURVIVAL [yumurtadan-smolta kalanlar] Bir grup balığın
üretmiş olduğu döllenmiş yumurta sayısı ile bunlardan
smolt aşamasına ulaşmış olanlar arasındaki
sayısal fark.
EGTVED DISEASE [viral hemorrajik septisemi, egtved
hastalığı] ®
Viral Haemorrhagic Septicaemia (VHS).
EIA (abbrev.)
[Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)] ®
Environmental Impact
Assessment.
EIS (abbrev.)
[çevresel etki değerlendirmesi] ®
Environmental Impact Statement.
EKMAN [Vagn
Walfrid Ekman] ®
Vagn Walfrid Ekman.
EKMAN CIRCULATION [Ekman döngüsü] Yüzey suyunun Coriolis etkisi
nedeniyle rüzgar yönünün sağına doğru akması.
EKMAN LAYER [Ekman tabakası] Okyanuslarda üst akıntıların
yükseklik ya da derinlikle yön değiştirdiği tabaka.
EKMAN SPIRAL
[Ekman helezonu, Ekman spirali] Rüzgâr ve
Corilois kuvveti nedeniyle kuzey yarımkürede 450 rüzgar yönünün
sağına yönelen yüzey akıntısı. Derine inildikçe
sürtünme kuvveti nedeniyle benzer şekilde daralan dönel merdiven gibi
sağa yönelen akıntıdır.
EL NIÑO [El- Nino] ® El Niño-Southern
Oscillation (El- Nino-Güneyli Salınım).
EL NIÑO-SOUTHERN OSCILLATION
(ENSO,
EL NIÑO) [El- Nino-Güneyli
Salınım] El-Nino-Güneyli
salınım küresel bir olay olup okyanusları ve
atmosferi etkilemektedir. Olayın okyanuslara etkisi El Niño (küçük oğlan) ve La Niña (küçük kız) olarak anılmaktadır. Olay sırasında
tropik Büyük Okyanus’un doğu kısmındaki yüzey sularında
önemli dalgalanmalar olmak-tadır. Bu gelişmeler Güney
Amerika’nın batı kıyılarında dikkat çekmekte olup
atmosferdeki basınç değişikliklerine güneyli salınım
(southern oscillation (SO) denmektedir. Bu etkiler ilk kez 1923’te Sir Gilbert
Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır.
|
El
Niño’nun ilk belirtileri şunlardır: -
Hint Okyanusu, Endonezya ve Avusturalya üzerindeki hava
basıncının artması. -
Merkezi Büyük Okyanus ve Tahiti üzerindeki hava basıncının
düşmesi. -
Büyük Okyanus’un güneyindeki sürekli rüzgar kuşağının
zayıflaması ya da doğuya yönelmesi. - Peru
yakınlarındaki sıcak havanın yükselmesi ve oradaki
çöllerde yağışlara neden olması -
Büyük Okyanus’un batısındaki sıcak suların doğuya
doğru kurak bölgelere yağmur götürerek yayılması. El
Niño’nun sıcak, besin tuzlarınca fakir, tropik suları Ekvator
akıntısıyla doğuya hareketinde ısınır ve
Peru akıntısı da denilen, büyük balık populasyonunu
destekleyen Humboldt akıntısının soğuk, besin
tuzlarınca zengin yüzey sularının yerini alır. Çoğu yıllarda bu olay birkaç hafta ya da
bir ay sürer. Akabinde normal koşullar hakim olur ve balıkçılık
gelişir. Ancak El Niño durumunun birkaç ay sürmesi halinde yaygın
okyanus ısınması olur ki bu da yerel ve uluslararası
balıkçılığı ciddi şekilde etkiler. Özetle, Büyük Okyanus’un
Ekvator kesiminin doğu kısmında La Niña soğuk okyanus
sularıyla ve El Niño ise aynı bölgedeki sıcak okyanus
sularıyla özdeşleştirilmektedir. La Niña,
özellikle güçlü El Niño’yu izlemektedir. |
ELASMOBRANCH POISONING [keski-solungaçlı zehirlenmesi] Kıkırdak iskeletli
köpek balığı ve vatozların eti ya da iç
organlarının (karaciğer) yenilmesi sonucu oluşan
zehirlenme. Köpek balığı etinden zehirlenme hafif geçebilirken
karaciğerinin yenmesi sonucu oluşan zehirlenme ciddi bulantı,
kusma, ishal karın bölgesinde ağrı, başağrısı,
bitkinlik, koma ve ölüme yol açabilir. Panzehiri bilinmemektedir.
ELASMOBRANCHII (RAYS,
SHARKS) [keskisolungaçlılar] Kıkırdaklı
balıklar (Chondrichthyes) sınıfının
altsınıfıdır. Vatozumsuları kapsayan (Galeomorphi) ve
köpek balıklarını içine alan (Squalomorphi) süper
takımlarından oluşmaktadır. Galeomorphi süpertakımı
Heterodontiformes, Orectilobiformes, Lamniformes ve Carcharhiniformes’ten
oluşan dört takımı, Squalomorphi süpertakımı ise
Hexanchiformes, Squaliformes, Squatiniformes, Pristiophoriformes, ve Rajiformes
(=Batoidea) takımlarını kapsar. Solungaçları 5 ile 7 çift
yarıklı olup yüzme keseleri yoktur. Kuyruk yüzgeçlerinin üst
kısmı uzundur (heteroserktir).
ELASMOID SCALES [elasmoid pullar] Taraksı
(ktenoid) ve çember (sikloid) pullar.
ELASTIC [esnek]
Dış etkiyle şekli bozulduğunda eski haline, eski şekil
ve büyüklüğüne ulaşabilen.
ELASTICITY [esneklik] Çok taze balığın eti esnektir ve parmakla
basıldığında çukurluk çabucak kaybolur.
ELECTIVITY INDEX [seçme göstergesi] Bir yırtıcının (predatör)
alacağı besini seçme derecesini gösterir. Bir
yırtıcının seçme göstergesi; E = ri - pi
/ ri + pi ‘dir.
Burada;
ri = i planktonun
midede muhtevasındaki yüzdesi ve
pi = i planktonunun örnekdeki yüzdesidir.
E’nin değeri -1 ile +1 arasında
değişmekte olup -1 tamamıyla yemden kaçınmayı, 0 aktif
seçim yapılmadığını ve +1 ise besinin tamamıyla
seçildiği şeklinde yorumlan-maktadır.
ELECTRIC FISHES [elektrikli balıklar] Çevrelerine elektrik akımı
veren balıklara verilen genel addır. Örnek, Akdeniz’de de bulunan Torpedo cinsi balıklar. Diğer
elektrikli balıklara örnek olarak Electrophorus, Mormyrus, Astroscopus,
Gymnarchus, Malapterurus, cinsleri verilebilir. Bu
balıkların elektrikli organları olup istediklerinde yön ve yem
bulmak için zayıf ya da yemlerini sersemletmek ya da bayıltmak ya da
düşmanlarını uzaklaştırmak için güçlü akım
verebilirler.
ELECTRO NARCOSIS [elektro narkoz]
Elektrikle balıkçılıkda balığın
kaslarının gevşemesi sonucu hareket edememesi.
ELECTROBIOGENESIS [elektrobiyogenez]
Bazı canlıların organlarının elektrik üretmesi. Örnek
için ® Electric fishes (elektrikli
balıklar).
ELECTRO-FISHING [elektrikle balıkçılık]
Balıklar doğru akımla oluşturulan elektriksel alan
içerisinde, anot (+) ve katod (-) arasında kaldıklarında
istemeyerek de olsa anoda (+) doğru yüzer ve birikirler ya da bireysel
olarak avlanırlar. Yöntem daha çok dere ve çayların kuytu yerlerine
saklanmış alabalıkgillerin avlanmasında
kullanıl-maktadır. Sazlık alanlarda korunan balıkların
da avlanması bu yöntemle yapılabil-mektedir.
ELECTROGENIC
[elektrojen] Elektrik
akımı üretebilen. ®
Electric fishes (elektrikli balıklar).
ELECTROPHORESIS [elektroforez] 1- Elektrik
yüklü bir maddenin elektrik alanında bir kutuptan diğerine hareket
etmesidir.
ELECTROPHORESIS [elektroforez] 2- Bir
jöle ya da uygun ortama bırakılan kimyasalların uygulanan
elektriksel alan içerisinde (anot ve katod arasında) farklı
hızlarda hareket ederek birbirinden ayrılması ve
tanınması ile tanımlanması işlemidir.
ELECTRO-SHOCKER [elektro-şoker] ® Electro-fishing (elektrikle
balıkçılık).
ELECTROTAXIS [elektrotaksi] Elektrik akımına yönelme. Doğru akım
alanına tabi tutulan balık + yüklü (pozitif) kutba yani kafası
anoda doğru akıma paralel yönelir. Buna galvanotaksi (galvanotaxis)
de denmektedir. Alternatif akım düzensizlik yaratır.
ELTONIAN PYRAMIDE [Elton piramidi] Beslenme ile oluşturulan yeni organik maddenin 1/10
şeklinde azalması dikkate alınarak oluşturulan sanal
piramidine verilen ad.
ELVER [elver]
Kıyıya ulaşmış ve nehirlere girme göçüne
hazırlanan 5-
EMBRYON [cenin, embryo, embryon] Gelişmesinin başlangıç
aşamasındaki organizma (oğulcuk). Doğum ya
da yumurtadan çıkma anına kadar geçen gelişme
aşamaları.
EMBRYONIC PERIOD [embriyon evresi] Döllenme anından başlayarak yumurtadan
çıkıp dış beslenmeye kadar geçen süreç. Bu süreci (yumurta
sarısıyla) iç beslenme karakterize eder. Doğuran balıklarda
yumurtalık salgısı ya da bunun yumurta sarısı ile
kombinasyonunu içeren süreç. Bu süreç üç döneme ayrılır; i)
Gelişmenin başlaması yani organların oluşmaya
başlaması (organogenez). ii) Cenin dönemi (embriyonik dönem). iii)
Yumurtadan çıkma ve yumurta sarısını neredeyse tüketerek
dış beslenmeye geçme aşaması.
EMIGRATION [göç] Emigrasyon. Bir hayvan grubunun yüksek populasyon
sıklığı nedeniyle bir daha geriye dönmemek üzere kitle
hareketidir.
EMPIRICAL [ampirik] Deneyim ve görgü yoluyla bilinen.
EMPTY-GUTTED [boş-mideli] Mide ve barsağında besin olmayan
balık.
ENCAPSULATED EGG [kapsüllü yumurta] Kalın nasırımsı tabaka ya da ince
zar ile kaplanmış yumurta. Örnek; Elasmobranchii.
ENCLOSED SEA [kapalı deniz] Etrafında bir ya daha çok ülkenin yer
aldığı ve diğer denizlere ya da okyanusa dar bir
boğazla açılan su kütlesi.
ENDANGERED
SPECIES [tehlikedeki türler] 1- Soyu
tükenme tehlikesi altındaki türler.
ENDANGERED
SPECIES [tehlikedeki türler] 2-
IUCN’nin verdiği tanım gereği ister ulusal düzeyde doğadaki
kökünün kurutulması ister uluslararası düzeyde doğadaki soyunun
yakın gelecekte kaybolma (yok olma) tehlikesinde olan türler.
ENDEMIC [yerel, endemik] 1- Bir
bölgenin dışardan gelmemiş, taşınmamış yerli
organizmaları.
ENDEMIC [yerel,
endemik] 2- Belirli bir bölgeyle sınırlı ve bu bölgeye
özgü, yerli organizma(lar).
ENDO- (prefix)
[iç-, endo-] İçinde, içerisinde. Örnek; endoparazit
(endoparasite)-içasalak (vücut içerisinde yaşayan asalak).
ENDOBENTHIC
(ENDOBIONTIC) [endobentik]
Taban içinde – çökel içinde yaşayan.
ENDOBIONT [endobiyont]
Tabana gömülü yaşayabilen organizmalar.
ENDOBIONTIC [endobentik]
®
Endobenthic.
ENDOFAUNA [endofauna]
Tabana gömülü yaşayan hayvansal organizmalar.
ENDOLYMPH [endolimf]
İçkulak sıvısı.
ENDOPARASITE [içasalak, endoparazit] Konağın (bir diğer organizmanın)
içerisinde yaşayan asalak.
ENDOTHECA [endoteka]
Diatomların iç odacığı ya da kapakçığı.
ENDOTOXIN [endotoksin]
Mikrobun üretip dışa salmadığı fakat mikrop
öldükten sonra ortaya çıkan ağı.
ENDRIN [endrin]
Klorlu hidrokarbon. Çok zehirli böcekkıran (böcek öldürücü).
ENDS [çıma] Halat, ip vb’nin ucu, uç kısmı. ® Çımacı.
ENERGY [enerji]
İş yapabilme yeteneği. Organizmaların etkin gücü.
ENERGY IN ECOLOGICAL SYSTEMS [ekolojik sistemlerde
enerji] Öncelikle enerji iş yapabilme yeteneğidir.
Enerjinin davranışı ise termodinamik yasalarıyla
belirlenmiştir. Termodinamiğin 1. yasasına göre enerji bir
formdan diğerine geçebilir fakat yoktan var olmaz ve varsa yok edilemez.
Örneğin, ışık sıcaklık olarak işe
dönüşür ya da besinlerdeki gizil (potansiyel) enerjiye dönüşür. 2.
yasada söylenen ise enerji bir formdan diğerine kayıpsız
geçemez. Bir kısım enerji ısı olarak yayılır.
Yaşam termodinamik yasalara bağlı enerji aktarımı ya
da değişmesidir.
ENGINE
OFFICER [makine zabiti] İkinci çarkçı, makineden sorumlu mühendis.
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS (EUROPEAN
ANCHOVY) [hamsi, karadeniz hamsisi,
karadeniz hamsi balığı] Yüzücü (pelajik) okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Acısuya girer. 0-
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS MAEOTICUS (?) [Azak
hamsi balığı, açıkağız, kamsa]
Ölçülebilir bazı özellikleri Karadeniz hamsisinden değişik te
olsa, bu durum Azak hamsisinin alt tür olduğu hakkında yeterli
kanıt olarak kabul edilmemektedir. Benzer şekilde Karadeniz
ülkelerinde kullanılan Engraulis
encrasicolus ponticus, Engraulis
encrasicolus maeoticus, Engraulis
encrasicolus mediterraneus, Engraulis
encrasicolus ponticus occidentalis, Engraulis
encrasicolus ponticus orientalis adlandırmaları belki
populasyonları ayırt etmede kullanılılabilirler. Ancak
bunlar genel kabul gören tür adları değildirler (bkz. FAO/SIDP Species Identification Sheets). ® Engraulis encrasicolus.
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS MEDITERRANEUS (?) [?] ® Engraulis encrasicolus
maeoticus. ® Engraulis encrasicolus.
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS PONTICUS (?) [?] ® Engraulis encrasicolus maeoticus. ® Engraulis encrasicolus.
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS PONTICUS OCCIDENTALIS (?) [?] ® Engraulis encrasicolus
maeoticus. ® Engraulis encrasicolus.
ENGRAULIS
ENCRASICOLUS PONTICUS ORIENTALIS (?) [?] ® Engraulis encrasicolus maeoticus. ® Engraulis encrasicolus.
ENHALINE [enhalin] ®
Ensaline (ensalin).
ENHANCEMENT
[artırma] Artırma,
kavram olarak stoku iyileştirme anlamında da
kullanılabilmektedir. Taşıdığı içerik ise
kültürdeki genç ya da görece yaşlı balıkların yabani stok’u
desteklemek için doğal su ortamına salıverilmesidir.
ENRICHMENT [zenginleştirme]
Alg büyümesini sağlamak için suya azot, fosfor ve karbon
bileşiklerinin eklenmesi.
ENSALINE (enhaline) [ensalin]
Deniz suyu tuzluluğuna yakın tuzlululuk.
ENSO (abrev.) [El- Nino-Güneyli Salınım] ® El Niño-Southern
Oscillation.
ENTANGLING NET (TRAMMEL NET, TANGLE NET) [fanyalı
ağ] Bir dar gözlü ve bir ya da iki geniş gözlü perde
tipi ağdan oluşmuş olup hareket halindeki balığın
dar gözlü perdeye çarparak geniş gözlü perde ağın içine çuvala
girer gibi girdiği ve geri çıkamadığı sabit (pasif)
balıkçılık aracı.
ENTELURUS
AEQUOREUS (SNAKE
PIPEFISH) [yüzgeçsizdeniziğnesi
balığı] Tabansaldır (demersaldır),
acısuya girer. Boyu TL=40-
ENTERPRISE ALLOCATION [işletme kotası]
Belirli bir balıkçılık için olup birden fazla gemisi olan bir
şirkete verilen yıllık avlanabilecek balık
miktarıdır. Bu kota şekli, bir başka şirkete
aktarılabilir ancak yalnız o yıl için geçerlidir.
ENTO- (prefix)
[ento-] İç, içinde, içeride.
ENTOMOLOGY [böcekbilim(i),
entomloji] Böcekleri inceleyen bilim kolu.
ENTROPY [entropi] Düzensizlik düzeyi.
ENVIRONMENT [çevre] 1- Bir organizmanın var
olduğu ortam ya da biyolojik ve biyolojik olmayan koşulların
bütünü.
ENVIRONMENT [çevre] 2- Kuşatanın (surrounding)
canlıyı etkileyen kısmı.
ENVIRONMENTAL
ANALYSIS [çevre analizi] Karasal ya da sucul ortamın çevresel
özelliklerinin incelenmesi.
ENVIRONMENTAL ASSESSMENT [çevre
değerlendirmesi] Karasal ya da sucul ortama yapılacak
tecavüzün çevresel etki raporunun hazırlanmasının
gerekip gerekmediğini belirlemek için yapılan inceleme.
ENVIRONMENTAL
ENGINEERING [çevre mühendisliği] Çevreyle ilgili (izleme,
değerlendirme, koruma, atık ve artıkları giderme vb)
konuların mühendisliği.
ENVIRONMENTAL
IMPACT ASSESSMENT (EIA) [Çevresel
Etki Değerlendirmesi, ÇED] Çevreye tecavüzcü
girişimlerin (endüstri, taşımacılık, yerleşme,
zirai üretim vb’den) ortama (çevreye) olabilecek kalıcı ya da geçici
olası etkilerinin, sosyal sonuçları ve seçenekli çözüm önerilerini de
içine alacak şekilde değerlendirilmesidir.
ENVIRONMENTAL
IMPACT STATEMENT REPORT
[çevresel etki raporu]
Çevresel etki değerlendirmesi raporu. ®
Environmental Impact Assessment (EIA).
ENVIRONMENTAL
MANAGEMENT
[çevre yönetimi]
Doğal kaynakların (toprak, su hava) taşınabilir düzeyde
(doğal durumları fazla bozulmadan) kullanılması yani
idaresidir.
ENVIRONMENTAL
PROTECTION [çevre koruma] Çevresel etkisi olan madde ve
malzemenin çevreye etkisinin en aza indirilmesi ya da önlenmesi için
alınan koruyucu önlemler ve yönetim.
ENVIRONMENTAL
PROTECTION AGENCY (EPA) [ABD
çevre koruma ajansı (kurumu)] Kirleticiler konusunda bütün yasa ve
yönetmelikleri uygulamayla görevli ABD kuruluşu.
ENVIRONMENTAL
PROTECTION AGENCY (EPA) [çevre koruma
ajansı] Kirleticiler konusunda bütün yasa ve yönetmelikleri
uygulamayla görevli ABD kuruluşu.
ENVIRONMENTAL RESISTANCE [çevresel direnç] Bir populasyonun potansiyel artma
yeteneği ile ölçülen güncel durumu arasındaki farktır.
ENVIRONMENTALLY SUSTAINABLE FISHERY [sürdürülebilir çevresel
balıkçılık] Ekosistemin bütün
parçalarını taşıyabilen ve uzun süreçli kalıcı
değişiklik oluşturmayan balıkçılıktır.
ENZYME [enzim]
Canlı hücresinde üretilen, biyokimyasal değişmeleri
hızlandıran protein. Kendisi reaksiyona
katılmadığı (tüketilmediği) için çok az bir
miktarı çok fazla malzemenin dönüşmesini sağlar.
EPA (abbrev.) [ABD çevre koruma ajansı (kurumu)] ® Environmental Protection Agency.
EPI- (prefix)
[epi-] Üstte, üstünde, yüzeyde,
yukarıda. Epiderm (epidermis)-Üst deri (dışderi).
EPIBENTHIC [epibentik]
Taban üzerinde.
EPIBIONT [epibiyont]
Taban üstünde yaşayabilen organizmalar.
EPIBIONTIC [epibiyont]
Başka organizmalara zarar vermeden ve yarar görmeden
yapışmış olarak yaşayan canlılar.
EPIBLAST [dışderi,
epiblast] Gastrula evresinde blastodermin dıştaki iki
katmanı. İlkel dışderi. Gastrula evresinden sonra
dışderi (ectoderm).
EPICENTRAL [episentral] Başa en yakın omurlara eklenmiş çubuk
şeklindeki kemik. Örneğin berlam cinsinde (Merluccius) 3-4 çift bulunmaktadır.
EPICERCAL [episerk] Bakışımsız (asimetrik) olup üst
kısmı uzun olan kuyruk yüzgeci. ® Heterocercal (heteroserk). ® Homocercal (homoserk). ® Hypocercal (hiposerk). ® Dificercal (difiserk).
EPICONTINENTAL [üstkıtasal] Kıta’da (karada) ya da kıta
sahanlığında bulunan.
EPIDEMIC [salgın
hastalık, epidemi] 1-
Genellikle aynı anda toplumudaki bireylerin çoğunda görülen,
geniş dağılımlı yaygın ortak hastalık.
EPIDEMIC [salgın]
2- Populasyon
içerisinde hızla yayılan hastalık.
EPIDEMIC SPAWNING [salgın yumurtlama] Bir
populasyonun yumurta ve atmığı aynı anda suya
bırakmasıdır. Bu yolla döllenme şansı
artırılmakta olup genellikle yumuşakçalardan
yassısolungaçlılarda (Lamellibranchiata) görülmektedir.
EPIDEMIOLOGY [sayrıbilim,
epidemioloji] İnsan topluluklarındaki hastalıkları
inceleyen bilim.
EPIDERMIS [dışderi, epiderm] 1- Derinin
atmosfer ya da suyla temas eden üst kısmı.
EPIDERMIS [dışderi, epiderm] 2- Derinin üst iki
tabakasının dışta olanı. Elasmobranchii’de
4-6 ve Teleostei’de 10-30 hücre tabakasından oluşur.
EPIFAUNA [epifauna]
Tabanının üstünde (taban yüzeyinde) yaşayan hayvanlar.
EPIFLORA [epiflora]
Tabanının üstünde (taban yüzeyinde) ve ışıklı
bölgede yaşayan bitkisel organizmalar.
EPIGAMY [epigami] ®
Epitoky (epitoki).
EPIGEAN [yüzeyci, epijen] Yüzeyde yaşayan.
EPIGONUS
TELESCOPUS (BULLS-EYE) [küçük kardinal balığı] Boyu TL=75 cm
olup 104 yıl yaşayabilir. 75-
EPILIMNION [epilimniyon]
Deniz ya da gölün sıcak üst tabakası. Sıcaklık geçiş
tabakasının (termoklin) üstündeki tabaka.
EPILITHIC [epilitik] Kaya malzemesi üzerinde yaşayan organizmalar.
EPINEPHELUS
AENEUS (WHITE GROUPER) [kayahani, lahoz
balığı, taş balığı, kayahanisi, girida
balığı, lahoz] Tabansal (demersal) okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Acısuya girer. Boyu TL=120 cm ve
ağırlığı
EPINEPHELUS
ALEXANDRINUS (BLACKTIP GROUPER)
[taşhanisi, orfoz balığı, lahoz] ® Epinephelus
fasciatus.
EPINEPHELUS
CANINUS (DOGTOOTH
GROUPER) [orfoz, lahoz] Tabansaldır (demersaldir). 30-
EPINEPHELUS FASCIATUS (BLACKTIP GROUPER) [taşhanisi, orfoz
balığı, lahoz]
Epinephelus alexandrinus’un
geçerli adıdır. Boyu TL=40 cm ve ağırlığı
EPINEPHELUS GUAZA (DUSKY GROUPER) [
? ] ® Epinephelus marginatus.
EPINEPHELUS
HAIFENSIS (HAIFA GROUPER) [orfoz, pörtlek] Tabansaldır (demersaldir). Boyu TL=110 cm
ve ağırlığı
EPINEPHELUS
MALABARICUS (MALABAR GROUPER) [taşhanisi, orfoz balığı]
Etrafgöçerdir (amfidromdur). Acısuya girer ve 0-
EPINEPHELUS MARGINATUS
(DUSKY GROUPER) [sarıhani, orfoz balığı, taş hanisi, orfoz] Epinephelus
guaza ve Epinephelus gigas’ın
geçerli bilimsel adıdır. Boyu
TL=150 cm ve ağırlığı
EPINEUSTON [epinöston] Su
yüzeyinin en üst film tabakasındaki nöstonik organizmalar.
EPIPELAGIC [üstyüzücü,
üstpelajik, epipelajik] Işığın görece bol
olduğu üst su tabakası. 0-
EPIPELAGIC ZONE [üstyüzücü kuşak, üstpelajik kuşak, epipelajik kuşak]
Yüzücü (pelajik) kuşağın 40-60 m’ler arasında kalan
kısmı.
EPIPHYTE [epifit]
Taban ve tabandaki malzeme üstünde büyüyen ya da ilgili olan organizmalar.
EPIPODITE [epipodit]
Bazı Kabuklularda (Crustacea) bacaklardaki dış uzantı.
EPITHECA [epiteka]
Mercanların dış yüzeyinde sürekli ve genellikle şekilsiz
tabaka.
EPITOKY [epitoki] Çokkıllılar’da (Polychaeta) görülen üreme
şekli. Burada hayvanın vücudunun bir kısmı vücut
uzantısı şeklinde değişkiliğe uğrar.
Hayvanın arka kısmı epitok olur. Epitok bölmeleri eşeysel
gözeleri (hücreleri) taşır. Eğer hayvanın bütün vücudu
epitok halini alırsa bu tip üreme şekline epigami denir. Eğer
vücut bölmesinden biri epitok olursa buna şizogami denir ki bu da
çokkıllılar’da bilinen genel üreme şeklidir.
EPIZOOTIC [epizotik]
Kısa sürede bir populasyondaki birçok hayvana bulaşan hastalık.
EQUATOR [ekvator] Eşlek. Eşitleyen.
EQUATORIAL CURRENT [Ekvator akıntısı] Ekvator’a yakın olup
batı yönünde ilerleyen akıntıların genel adıdır.
Bu akıntılar Atlas ve Büyük Okyanus’da görünmekte olup kuzey ve güney
Ekvator akıntısı olarak iki parçadan oluşmaktadır.
Kuzey ve güney Ekvator akıntısı doğuya doğru ilerleyen
Ekvator karşı akıntısıyla (kuzey ve güney Ekvator
akıntısı olarak) birbirinden ayrılmaktadır.
EQUILIBRIUM
(STEADY
STATE) [denge] Balıkçılk, doğal ölüm, sömürme şekli
ve stoka katılma (içgöç) bir yıldan diğerine
değişmiyorsa ve benzer faktörler yeterince uzun bir süre sömürme
evresi boyunca bütün yaş gruplarını etkiliyor fakat stokda
görünür bir değişme olmuyorsa (biyokitle kabaca durağan
kalıyorsa) buna denge durumu denilmektedir.
EQUILIBRIUM CATCH (CE) [denge avı] 1- Çevresel faktörlerin etkisinin dışında bir
stoktan avlanan balık sayısı belirli bir
balıkçılık erkiyle (f) denge halindeyse yani bir yıldan
diğerine değişmiyorsa buna denge avı (avcılığı)
denmektedir. Buna sürdürülebilir ürün ya da denge ürünü de denmektedir. ® Maximum Sustainable Yield (sürdürülebilir ürün). ® Equilibrium yield (denge ürünü).
EQUILIBRIUM CATCH [denge avı ] 2- ® Surplus production (artan
üretim).
EQUILIBRIUM YIELD (YE) [denge ürünü] Çevresel
faktörlerin etkisinin dışında bir stoktan avlanan
balıkların ağırlık olarak miktarı belirli bir
balıkçılık erkiyle (f) denge halindeyse yani bir yıldan
diğerine değişmiyorsa buna denge ürünü (sürdürülebilir ürün de)
denmektedir. Hiçbir stok değişken balıkçılık erki (f) ile
denge halinde olamaz ve aynı düzeyi koruyamaz. Stok, her zaman,
değişen çevre koşullarına bağlı olarak,
değişik tepki vermekte yani kısaca sürekli
değişmektedir. ®
Equilibrium catch (denge avı).
EQUILIBRIUM YIELD [denge ürünü] ® Sustainable yield (sürdürülebilir
ürün, sürdürülebilir hasat).
EQUINOX [gündönümü, ekinoks] Gece
ve gündüz sürelerinin birbirine eşit olduğu durum. Gündönümü
dönemleri (21 Mart; 22 Eylül).
EQUIVALENT SUSTAINABLE YIELD [eşdeğer sürdürülebilir ürün] ® Sustainable yield (sürdürülebilir
ürün, sürdürülebilir hasat).
ERGATOMORPH
[araeşeyli, karmaeşeyli] ® Gynandromorphy.
ERNST HAECKEL [Ernst Haeckel] Ernst Heinrich Philipp August
Haeckel, Alman zoolog (1834-1919). Başlıca ilgi alanını
evrim oluşturmaktaydı. Lamark görüşüne yakındı fakat
Darwin’in görüşlerinin yaygınlaşmasına neden oldu.
Biyogenetiğin temel yasasını oluşturdu. Buna göre
“bireyoluş soyoluşun özetidir”. Öğrencilerinden Hollandalı
Eugene Dubois İndonezyada insanın atasına ait ilk
kalıntı olan Java adamını buldu. Haeckel omurgasızlar
anatomisi üzerinde uzmandı ve biyolojiyi sanat olarak algılardı.
Ayrıca filum ve ekoloji terimlerini ilk kullanan bilim adamıdır.
EROSION [erozyon]
Aşınma. Genellikle toprağın dış etkenler
(yağış, sel, rüzgar) nedeniyle
aşındırılıp taşınması.
ERROR [hata] Ölçülen değer ile
hesaplanan değer arasındaki farktır. Özel anlamda ölçüm ve
hesaplama ya da bir nesnenin gözleminde kontrol edilemeyen
değişimdir. Standart’tan ya da bir özellikten sapmadır.
ERYTHR- (prefix)
[eritr-] Kırmızı,
kızıl, al. Örnek; eritrosit (erythrocyte)-alyuvar.
ERYTHROCYTE [alyuvar,
eritrosit] Çapı
7m kadar olan kırmızı renkli kan hücresi.
Balıklarda alyuvarlar elips şeklindedir. O2 ve CO2
taşıyıcılığı yapar. Ömrü yaklaşık
120 gündür.
ESCAPE HATCH [firar
kaportası] Kaçma
yolunun güverteye açıldığı kaporta.
ESCAPE TRUNK [firar yolu] Makine dairesindeki personelin
tehlike anında güverteye çıkabileceği dik, silindirik geçit.
ESCAPEE (ESCAPES) [kaçak]
Akvakültür tesisindeki balıkların
doğaya dağılması. Bunlar doğada yaygın
olmayan hastalık ve parazit taşıyabilecekleri gibi yabanıl
bireylerle melez oluşturabilirler.
ESCHERICHIA
COLI [kolibasili] Bakteriyolog ve çocuk hastalıkları uzmanı
olan Thedor Escherich’in bulduğu bir bakteri türüdür. Sıcak
kanlı hayvanların dışkısında bulunur. Örneğin
bir insanın günde ürettiği E.
coli miktarı 10 trilyon adettir. Uzunca olan Escherichia coli’nin boyu 1-2m ve çapı
0.1-0.5m
kadardır. Su arıtma tesislerinde başlangıçta temizlik
göstergesi olarak kullanılmaktaydı. Evsel atıkların sulara
(kıyısal sulara) karışıp
karışmadığının kontrolünde günümüzde de belirteç
(indikatör) olarak kullanılmaktadır. Deniz suyuna
dayanıksızdır. Daha çok evsel atıklarla kirlenmiş
tatlısuyun denize karıştığı kesimlerde
rastlanır. Bu bakteri alınan besinlerin sindirilmesi için gereklidir
fakat temiz olmayan yiyecek ve koşullarda insan vücuduna girdiğinde
(idrar yolları hastalıkları-sistit, erkeklerde prostat büyümesi,
memenjit, peritonit, meme iltihabı, ülser, septisemi, dizanteri ve zatürre
gibi) çeşitli ve önemli hastalıklara neden olur. Streptomycin ve
gentamycin gibi antibiyotiklerle tedavi etkilidir.
ESOCIDAE (PICKERELS, PIKES)
[turnabalığıgiller] Işınlıyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfı, Esociformes takımındaki bu
alede 1 cins (Esox)
bulunmaktadır. Tür sayısı 5’tir. Tatlısuda
yaşayan balıklar olup acısuda da bulunurlar. Küçük sikloid
(çember) pulludurlar. Doymak bilmeyen yırtıcıdırlar.
ESOCIFORMES
[tekomuzlular] ® Haplomi.
ESOX LUCIUS (PIKE, HORNED PIKE, NORTHERN PIKE) [turna balığı] Erkek
ESTIMATION OF HERBIVORE PRODUCTION [dışbeslek üretiminin tahmini] Genel
anlamda dışbeslekler üretimi üç yaklaşımla belirlenebilir. Bunlar; i) populasyon
dinamiği yaklaşımı (population dynamical approach), ii)
Karbon bütçesi yaklaşımı (carbon budget approach) ve devir
hızı yaklaşımıdır (turnover rate approach).
ESTUARINE
PERCH [denizakbalığı, deniz akbalığı] ®
Sander marinus.
ESTUARY [haliç]
Görece geniş ırmak ağzı. ® Irmak ağzı.
ET AL. (et al.) (abbrev.) [ve diğ.] ® and others.
ET CETERA (et cetera, etc.) [vs.] ve saire.
ETC. (etc.) (abbrev)
[vs.] ® et cetera (ve saire).
ETHANOL (GRAIN ALCOHOL) [etanol] ®
Ethyl alcohol (etil alkol).
ETHOLOGY [davranış
bilimi, etoloji] Doğuştan olan doğal
davranışları inceleyen bilim.
ETHYL ALCOHOL
(GRAIN
ALCOHOL) [etil alkol] C2H5OH; Balıkların
saklanmasında %70-80 derecelik çözeltisi kullanılmaktadır.
ETHYLENE-DIAMINE-TETRAACETIC-ACID (EDTA) [etilen–diamin-tetraasetik-asit] Bitkisel plankton için yapay
besi ortamı oluşturulurken aşırı metallerle komplek
oluşturup bunların (ağılayıcı-zehirleyici)
etkisinin azaltılmasında kullanılan kimyasal. Bu kimyasal
aslında güçlü bir tamponlayıcı (buffer) olup su sertiliği
tayini, deterjan, kağıt, tekstil, gübre sanayii dahil
laboratuvarlarda metal tayinlerinde ve daha birçok alanda
kullanılmaktadır.
ETMOPTERUS
SPINAX (VELVET BELLY LANTERN
SHARK) [karacamgöz, mahmuzluköpek balığı, köpek
balığı, kadife köpekbalığı]
Derintabansal (batidemersal) bir balıktır. 70-
ETRUMEUS
TERES (ROUND HERRING) [kalem sardalya, Akdeniz hamsisi] Yüzücü (pelajik) olup
okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Balıkçılığı
önemlidir. Boyu TL=33 cm olabilir ve 50-
ETYMOLOGY [kökenbilim, etimoloji] Taksonomide bilimsel isimlerin anlam
ve köklerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.
EU (abbrev.) [AB] 1- European Union.
EU- (prefix) [eu-, ö-] 2-
İyi, dengeli anlamındandır.
EUABYSSAL [öabisal] 4000 m’den derindeki su.
EUCARYOTE [ökaryot] Gözelerinde (hücrelerinde) gerçek çekirdek bulunan bir-
ya da çok-gözelilere (çokhücrelilere) verilen genel ad.
EU-CFP (abbrev.) [AB
Ortak Balıkçılık Politikası (AB-OBP)] ® EU Common Fisheries
Policy.
EU-COMMON FISHERIES POLICY [AB-Ortak
Balıkçılık Politikası] Kökü 1957’ye giden bu politika (OBP) AB’ce 1983
yılında
EUGLENA [öglena] Klorofilli, selüloz zarı
olmayan birgözeli (birhücreli) canlı.
EUPELAGIC [öpelajik]
Tabandan uzak açık su organizmaları.
EUPHOTIC
ZONE [ışıklı kuşak, ışıklı tabaka] Öfotik
kuşak ya da ışıklı tabaka da denmektedir. Okyanus,
deniz ve göllerde ışığın ulaştığı
ve fotosentezin yapılabildiği yüzey su tabakasını belirtir.
Bu kuşağın derinliği bölge ya da sudaki askıyük
miktarının (plankton dahil) azlığı ve bolluğuyla
değişmektedir.
EUPHOTIC ZONE
[ışıklı tabaka, öfotik
kuşak].
EUROPEAN ANCHOVY [hamsi, Karadeniz hamsisi,
Karadeniz hamsi balığı] ® Engraulis encrasicolus.
EUROPEAN
BARRACUDA [iskarmoz, barakuda balığı,
turna balığı] ® Sphyraena sphyraena.
EUROPEAN
CONGER [deniz yılan balığı,
mıgrı, mığrı-balığı] ® Conger
conger.
EUROPEAN EEL
(EEL) [yılan balığı, Avrupa nehir yılan
balığı] ® Anguilla anguilla.
EUROPEAN
HAKE [barlam, berlam balığı, bakalorya, bakalyaro] ® Merluccius
merluccius.
EUROPEAN
PILCHARD [Akdeniz sardalya balığı, ateş balığı,
sardalya balığı, sardalya] ® Sardina
pilchardus.
EUROPEAN
RIVER LAMPREY [nehir minogra balığı,
ırmak taş-emeni, derebofa balığı] ® Lampetra fluviatilis.
EUROPEAN SEABASS [beyaz balık,
ispendik, levrek balığı, levrek] ® Dicentrarchus labrax.
EUROPEAN
SPRAT [karadeniz kilka
balığı, palatika, çaça ve platika balığı] ® Sprattus
sprattus sprattus.
EUROPEAN UNION (EU) [Avrupa Birliği (AB)] Daha
önce adı European Community-Avrupa Topluluğu idi ve 15 ülkeden
oluşmaktaydı. Günümüzde
üye ülke sayısı yeni ülkelerin katılmasıyla artmıştır.
AB üyesi ülkeler şunlardır: Avusturya (1995), Belçika (1957),
Kıbrıs (Rum kesimi, 2004), Çek Cumhuriyeti (2004), Danimarka (1973),
Estonya (2004), Finlandiya (1995), Fransa (1957), Almanya (1957), Yunanistan
(1981), Macaristan (2004), İrlanda (1973), İtalya (1957), Letonya
(2004), Litvanya (2004), Lüksemburg (1957), Malta (2004), Hollanda (1957),
Polonya (2004), Portekiz (1986) Slovakya (2004), Slovenya (2004), İsveç
(1995), İspanya (1995), İngiltere (1973). 2007’de AB’ye Bulgaristan
ve Romanya katılmıştır. AB’ye üye olmak için başvuran
ülkeler olarak Hırvatistan, Türkiye ve Makedonya kalmıştır.
EURY- (prefix) [öri-, geniş].
EURYBARIC [öribarik]
1- Basınca
ve derinlik değişmesine dayanıklı.
EURYBATHIC [öribatik] 2- Geniş bir derinlik
aralığına tahammüllü.
EURYBENTHIC
[öribentik] Geniş
bir derinlik aralığında yani denizin farklı
derinlik-lerinde yaşayan.
EURYHALINE (EURYSALINE) [örihalin]
1-
Tuzluluğa ve değişmesine dayanıklı türlere verilen ad.
EURYHALINE (EURYSALINE) [örihalin] 2- Geniş tuzluluk aralığına
dayanıklı.
EURYPAGOUS [örifaj] Herşey yiyebilen. Farklı besin maddelerinden
yararlanan organizmalar.
EURYSALINE [örihalin] ® Euryhaline.
EURYTHERMAL [öritermal] Geniş sıcaklık
aralığına dayanıklı.
EURYTHERME [öriterm] Geniş
sıcaklık aralığında yaşayan canlılar.
EURYTHERMIC [öriterm] 1- Değişik
sıcaklıklarda yaşayabilen.
EURYTHERMIC [öritermik]
2- Geniş sıcaklık
aralığına dayanıklı ya da geniş
sıcaklık aralığında yaşayan.
EURYTROPICAL
[öritropikal] Tropik
bölgelerde olan.
EUSPONGIA
OFFICINALIS (SPONGE)
[banyo süngeri] Sıcak denizlerde, Adriyatik ve Ege Denizi’nde
bulunur. Basit, çokgözeli (cökhücreli) bir hayvandır. Süngerlerin
(Porifera) toplam tür sayısı oldukça yüksek olmakla birlikte
kullanılabilir olanları 15 türü geçmez. Bu 15 tür içerisinden yaygın
bilinen ve kalitelisi nedeniyle kullanılanı banyo süngeridir. Canlı iken koyu hatta siyah
olan rengi işlenince sarı-kahverengine döner. Akdeniz’de sünger
grupları Yunanistan, Türkiye, Suriye,
EUTHYNNUS
ALLETTERATUS (LITTLE
TUNNY) [yazılıorkinos, benekliton
balığı, balamita soda, orkinos] Okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Acısuya girer. 1-
EUTRIGLA
GURNARDUS (GREY GURNARD) [benekli kırlangıç balığı,
beneklikırlangıç, kırlangıç balığı]
Tabansaldır (demersaldır), acısuya girer ve
balıkçılığı yapılır. Boyu TL=60 cm ve
ağırlığı
EUTROPHIC [ötrofik]
Besin tuzlarınca zengin su bölgesi, alanı.
EUTROPHICATION [ötrofikasyon] Aşırı
gübrelenme. Ortamın besin tuzlarıyla (nutrients, PO4, NO3
vs) aşırı yüklenmesi.
EUXINIC [öksinik]
Deveranı çok az, oksijensiz çevre, ortam. Örnek, alt tabakası
(yaklaşık 150-170m’den derin kısmı) oksijensiz yani anoksik
olan Karadeniz.
EVACUATION [boşaltma] Gaz
ya da uçucu maddeleri uzaklaştırma, atma.
EVENNES INDEX [eşitlik
göstergesi] e = H/
log S ’dir. H =
EVENNESS [aynılık]
Bir toplulukta (asamblaj) bolluğun, türlerin, bireylerin, biyokitlenin
dağılımı.
EVERT [içi-dışına] Derinden yüzeye hızla
çıkartılan balıkların yüzme kesesinin hızla
genleşmesi sonucu midesinin ters dönerek ağızdan taşan
balon görüntüsü vermesidir.
EVOLUTION [evrim] Yavaş ve kendiliğinden olan ard arda biçim
değiştirme dizisi.
EX SITU [yeri
dışında].
EXCESS CAPACITY [aşırı
kapasite] Tekne sayısının, izin
verilebilen avı elde etmek için gerekli olan sayının kısa
sürede üstüne çıkması. Aşırı kapasite mevcut
balıkçılık kapasitesi ile hedef kapasite arasındaki
farktır. Aynı ve bir stok için geçerli olmak üzere CE=(Yc-YT)/YT
dir. Burada; CE=Aşırı kapasite, Yc=Mevcut
balıkçılık kapasitesi ve YT=Hedef
balıkçılık kapasitesidir. Aşırı kapasite ile
eşanlamlı olarak ‘kapasite fazlası’ (over-capacity) deyimi de
kullanılmaktadır.
EXCESSIVE PRECIPITATION [aşırı
yağış] Kar
yağışı dahil belirli bir bölgenin normal değerler
olarak bilinen uzun dönemli ortalama miktarların üzerinde
yağış alması.
EXCLUSION ZONE [yasak kuşak]
Deniz yapıları (platform), boru hattı, tarihi ve arkeolojik
batık vb’nin bulunduğu ve balıkçılığın hatta
seyir halinde geçişin yasaklanmış olduğu alan.
EXCLUSIVE ECONOMIC ZONE (EEZ) [münhasır ekonomik kuşak, münhasır ekonomik bölge] Kıyıdan
200 deniz mili açığa kadar uzanan ve ondan sonra uluslararası
suların başladığı kuşak. Bu kuşak
içerisindeki kaynakların işletimi kıyıdar ülkeye aittir.
EXCLUSIVE FISHING ZONE (EFZ) [münhasır balıkçılık kuşağı, münhasır
balıkçılık bölgesi] Balıkçılık
haklarına sahip olunan kuşak. Günümüzde EFZ’nin yerini EEZ
almıştır.
EXCRETION [boşaltım, ekskresyon] Zararlı malzemenin vücut dışına
atılması.
EXO- (prefix)
[ekzo-] Dışa. Örnek; eksoterm
(exotehermic)-dışarıya ısı veren.
EXOCOETUS
OBTUSIROSTRIS (OCEANIC TWO-WING FLYINGFISH) [uçan balık]
Yüzücü (pelajik) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=24 cm olabilir. 0-
EXOCOETUS
VOLITANS (TROPICAL TWO-WING FLYINGFISH) [?] En
çok TL=30 cm boyunda olabilir. Yüzücü (pelajik) ve okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). 0-
EXOGENOUS FEEDING [dışbeslenme] Besinin ağızdan alınıp iç organlarda sindirilmesi.
EXOPHTHALMIA
(EYE
PROTRUSION, POPEYE) [pörtlekgöz] Göz yuvarının gaz birikmesi ya da
hastalık nedeniyle dışa, öne çıkık olması.
EXOSKELETON [dışiskelet]
Vücut yüzeyindeki sert kabuk vb yapı.
EXOTHECA [eksoteka] Diatomların dış odacığı ya
da kapakçığı.
EXOTIC [ekzotik]
Yerli olmayan. Yabancı yer ya da ülkeden gelme.
EXPANDED [ekspandet] Ekstrude yem ile pelet
arasında yer alan yoğunluğu ve yağ oranı görece az
yüzebilen balık yemi. ®
Extrude (ekstrude). ® Pellet (topak).
EXPANDED FEED
[ekspande yem] Yoğunluğu
az, yavaş batan, yağlı topak yem. ® Extruded feed (ekstrude yem).
EXPEDITION [sefer] Çalışma ve araştırma yapmak için
denize açılma.
EXPENDABLE BATHY-THERMOGRAPH (XBT) [?]
® XBT.
EXPERIMENTAL FISHING [deneysel balıkçılık] Yeni geliştirilen av
aracını test etmek ve balık stokuna etkisini incelemek için
yapılan çalışma.
EXPLOITABLE AGE [sömürülebilir yaş] Avlanılabilir stoktaki herhangi
bir yaş.
EXPLOITABLE BIOMASS [sömürülebilir biyokitle] Av aracının stoktan
avlaya-bileceği kısım.
EXPLOITATION
PATTERN [sömürme
kalıbı, sömürme şekli] Balık
populasyonu ya da stokunun yaş bileşimine göre
balıkçılık ölümünün dağılımıdır. Bunu
kullanılan araç, çalışılan alan, mevsim, büyüme ve göç
belirler. Av aracındaki değişiklik ile örneğin ağ göz
genişliğinin ya da olta büyüklüğünün ya da hasat
oranının değiştirilen av aracıyla
değiştirilmesi bu kalıbı değiştirilebilir.
EXPLOITATION
RATE [sömürme oranı]
1- Populasyonun
belirli bir süreçte (genellikle bir yıl) sayısal miktarının
avlanan miktara oranıdır. Örneğin yılın
başında 1 miyon balığın yıl sonuna kadar 870 bini
avlandı ise yıllık sömürme oranı 0.87’dir.
EXPLOITATION
RATE [sömürme oranı] 2- Yararlanma ya da kullanma oranı olarak da
adlandırılmaktadır. Populasyonun belirli bir süreçteki
(genellikle bir yıldaki) miktarının avlanan miktarına
oranıdır. Ya da Kısaca E = F/Z
ve Z = F + M ‘dir.
|
E < 0.5 Yetersiz
avcılık göstergesi. E @
0.5 Stoktan en iyi yararlanma göstergesi ki bu F = M kabulüne dayanır. E > 0.5
Aşırı avcılık – aşırı sömürme göstergesi. |
EXPONENTIAL [üstel, üssi] Bir üssü
olan, (e-K) gibi.
EXTENSION PIECE (Y-PIECE) [huni] Sürütme ağlarında ağın kesilerek
daraltıldığı göğüs ile torba arasındaki
kısmı.
EXTENSIVE CULTURE [ekstansif
kültür] Havuzlarda yoğunluğu az balıkların
yem desteği verilerek beslenmesi ve yetiştirilmesi.
EXTERNAL BROODER [dış-kuluçkacı]
Yumurtalarını ağız, solungaç boşluğu gibi
yapılarına aktararak bunların kuluçka evresini geçmesini
sağlayan bir kısım balık grubunu belirten genel ad. Eş
anlamlı diğer terim: ® Mouth-brooder.
EXTERNAL GILL
[dış-solungaç] Solungacın,
solungaç kapağı (operculum) ve solungaç yarığının
dışına uzantısıdır.
EXTINCT [soyu
tükenmiş] Yaşamayan, artık var olmayan.
EXTINCT IN THE WILD [yabanda soyu tükenmiş] IUCN’nin soyu tehlikedeki tür ölçütlerine
göre varlığını yalnız kültür ortamında sürdüren
türler. Geleneksel dağılım alanlarında o canlının
ömrü süresince yapılan araştırmalarda herhangi bir bireyinin
bulunamadığı türler.
EXTRA (prefix) [ekstra] Dışarda.
EXTRACELLULAR [gözedışı, hücredışı, ekstraselüler] Gözenin (hücrenin) dışında.
EXTREMITY [ekstremite] Bacaklar, kollar, duyargalar gibi hareketli
çıkıntılar.
EXTRUDE [ekstrude] Yüksek basınç ve
sıcaklık (buhar) ile oluşturulmuş suya dayanıklı,
yoğunluğu ayarlanabilen yüzer-gezer balık yemi. ® Ekspanded (ekspandet). ® Pellet (topak).
EXTRUDED FEED [ekstrude yem] Yüksek basınç ve 1200C’de
yapılmış, yüzebilen, kolay sindirilen, vitamince zengin olmayan
balık yemi. ® Expanded feed (ekspande yem.
EYE (SPLICED
EYE [göz] 2- Balık gözü.
EYE [göz] 3- Çapa ve benzeri yapılarda
zincir ip ya da halatın bağlandığı kısım.
EYE DIAMETER [gözçapı] Balık gözünün saydam tabakasının (kornea)
bir uçtan diğerine en büyük mesafesi.
EYE PROTRUSION [pörtlekgöz] ® Exophthalmia.
EYE STALK [göz sapı] Değişik uzunlukta, gözü taşıyan hareketli
bağlantı sapı. Örnek; kerevit (Astacus leptodactylus).
EYEBOLT (PADEYE) [mapa] Sabit
halka. Ucunda halka olan civata.
EYED [gözlü] Koyu
benek olarak göz’ün oluşma yerinin belli olması.
EYED SIDE [göz tarafı] Yassı balıklarda gözlerin bulunduğu üst taraf.
EYE-SPOT [göz-lekesi]
1- Işığa duyarlı
yapı.
EYE-SPOT [göz-lekesi] 2- Yırtıcıları
yanıltmak için göz benzeri leke.