E [son güncelleme 12 Mart 2008]
E (abbrev) [Ivlev's electivity index] 1- ® Ivlev’in tercih göstergesi.
E (abbrev)
[sömürme oranı] 2- ® Exploitation rate.
E/R (abbrev.) [içgöçer başına düşen yumurtalar]® Eggs-per-Recruit.
EA [Ea, balık tanrısı] Sümerler’in su altındaki bir sarayda yaşayan
balık tanrısı.
EAGLE RAYS [fulyabalığıgiller] ® Myliobatidae.
EARLY
LIFE PHASE [erken
yaşam evresi] Balık
yaşamının yumurtadan erinleşmiş balığa
benzer duruma gelene kadar geçen dönemi.
EARTH
[dünya, yer] Kutuplardan basık, ekvatorda şişkince yerküre. Ekvatorda
ortalama çapı=12.760 km,
kutusal çapı 12.720 km’dir. Kuzey yarımkürnin %60.7'si su, 39.3'ü karadır. Güney
yarımkürenin ise %80.9'u su, % 19.1'i karadır. Toplamda dünyanın
%70.8'i su, % 29.2'si de karadır.
EARTHEATER [toprakyiyen] İçindeki besinlerle birlikte toprağı
ağzına alıp toprak kısmını dışarı
atan örneğin Cichlidae ailesinden balıklar. Bunlara jeofaj sihlid de
denmektedir.
EARTHWORM (NIGHTCRAWLER) [yersolucanı] Olta yemi olarak
kullanılan kara solucanı (Lumbricus
terrestris). Halkalıkurtların (Annelida), solucanlar
(Oligochaeta) takımından bir tür olup tarla ve bahçelerde genellikle
toprak altında yaşar. Bu solucanın denizdeki eşdeğeri
Halkalıkurtların çokkıllılar (Polychaeta)
takımından Arenicola marina
olabilir.
EARTHWORMS [solucanlar] ® Oligochaeta.
EASE [kaloma vermek] Gerektiğinde
daha fazla zincir vermek.
EAST [gündoğusu] Doğu.
EAST ATLANTIC PEACOCK WRASSE [karakuyrukçırçır
balığı, lekeliçırçır balığı,
çırçır balığı, ot balığı] ® Symphodus tinca.
EAST ATLANTIC RED GURNARD [dikenlikırlangıç
balığı, kırlangıç, dikenli kırlangıç] ® Aspitrigla cuculus.
EASTERLIES
[doğulular] Doğu yönlerden esen düzenli ve sürekli rüzgarlar.
EAST-NORTHEAST [gündoğusu-poyraz] Doğu-kuzeydoğu.
EAST-SOUTHEAST [gündoğusu-keşişleme]
Doğu-güneydoğu.
EBISU [Ebisu, Japon tanrısı] Balıkçıları koruyan Japon
tanrısı.
EBK (abbrev.)
[Et ve Balık Kurumu] ® Fish and Flesh
Organization.
EC (abrev.) [Avrupa Topluluğu, AT] European Community. ® European
Union, EU (Avrupa
Birliği, AB).
ECHELUS MYRUS (PAINTED EEL) [mırmır balığı,
mırmır yılanbalığı] Boyu TL=100 cm’ye ulaşabilir. Tabansaldır
(demersaldir) acısuya girer, çoğunlukla 3-
ECHENEIDAE
(SUCKERFISHES) [yapışkanbalığıgiller] Levreksiler (Perciformes) takımı, Percoidei
alttakımında 5 cins ve 10 türü kapsayan aile. Vücutları
uzun ve esmer ya da koyu renkli olup yaşamlarını diğer
canlılara yapışarak geçiren balık ailesidir.
ECHENEIS NAUCRATES (LIVE
SHARKSUCKER)
[yapışkan balığı, vantuz balığı] Acısuya girer. Balıkçılığı
önemsizdir. Boyu TL=110 cm ve ağırlığı
ECHIICHTHYS VIPERA (LESSER WEEVER) [varsam balığı] Tabansaldır (demersaldir). Boyu en çok TL=18-
ECHINODERMATA
(ECHINODERMS) [derisidikenliler] Hemen her derinlikte rastla-nılan deniz
hayvanları kabilesidir. Çoğunluğu ayrı eşeyli,
yumurtaları suda döllenen, gelişmelerinde başkalaşım
evreleri bulunan canlılardır. Günümüzde yaşayan deniz-yıldızları
(Asteroidea), Concentricycloidea, denizlaleleri (Crinoidea), denizkesta-neleri
(Echinoidea), denizhıyarları (Holothuroidea) ve
yılanyıldızları (Ophiuridea) olmak üzere 6
sınıfında 7.000 yaşayan tür bulunmaktadır. İki
yanlı (bilateral) bakışımlı (simetrik) hayvanlardan
gelişmişlerdir ve ışınsal (radial)
bakışımlıdırlar. Kurtçukları kirpikli olup
yüzücüdür (pelajiktir). Hidrolik su kanalı sitemine sahiptirler. Basit
ışınsal (radial) sinir sistemleri vardır. Birçoğunun yenileme yeteneği
yüksektir.
ECHINODERMS [derisidikenliler] ® Echinodermata.
ECHINOIDEA
(SEA URCHINS) [deniz kestaneleri] Derisidikenliler (Echinodermata) kabilesinin Echinoidea
ve Perischoechinoidea sınıfından oluşmaktadır.
Echinoidea sınıfı Atelostomata, Diadematacea, Echinacea, Gnathostomata
olmak üzere 4 süpertakım ve 12 takımdan oluşmaktadır. Bu
bağlamda Echinoidea sınıfında bilinen tür sayısı
940’tır. Deniz kestaneleri dünya denizlerinde sığ kıyı
sularından
ECHINORHINUS BRUCUS (BRAMBLE SHARK) [çiviliköpek balığı] Taban ve taban üstünde 10-
ECHIODON DENTATUS (?) [?] Balıkçılığı yapılmaz. Tabansal (demersal)
tür olup boyu TL=17 cm olabilir. Ender rastlanır. Erinleşmemiş
genç bireyler yüzücüdür (pelajiktir).
ECHO [yankı, eko].
ECHO SIGNATURE [yankı
işareti] Bireysel balığı tanımada
kullanılabilen özel yankı.
ECHO SOUNDER [yankı
iskandili] Yüksek frekanslı ses dalgaları üreterek
yüzeyden tabana doğru gönderen ve gelen yankıları
algılayan, derinlik ölçümü ve balık bulucu olarak kullanılan
cihaz.
ECHO-SOUNDER [yankı
iskandili, ekosonder] Derinlik ölçümleri ile birçok organizmanın
davranış ve miktarlarının belirlenmesinde kullanılan
yüksek frekanslı ses dalgalarını yayan, dinleyen, işleyip
gösteren alet.
ECKSTRÖM'S
TOPKNOT [beneklipisi balığı, küçükpisi balığı] ® Zeugopterus regius.
ECOCLIMATOLOGY (ECOLOGICAL CLIMATOLOGY) [ekoklimatoloji] İklim ile canlılar arasındaki
ilişkiler ile canlıların iklime göre
dağılımlarını inceleyen ekoloji dalı.
ECOCLINE [ekoklin] Çevresel koşulların kademeli ve sürekli
değiştiği eko-sistem ya da topluluk.
ECOLOGICAL CLIMATOLOGY
[ekoklimatoloji] ® Ecoclimatology.
ECOLOGICAL EXTINCTION [ekolojik
sönme] Birey sayılarının çok aza inmesi
nedeniyle ekolojik rolünü sürdüremeyen (yerine getiremeyen) bir balık
populasyonu.
ECOLOGICAL NICHE [ekolojik niş] Bir organizmanın biyotik çevre
içerisindeki yeri; bitki ve hayvan topluluklarındaki fonksiyon ve
pozisyonu. Örnek; bir insanın mesleği gibi. Canlının
yaptığı iş.
ECOLOGICAL RESILIENCE [ekolojik esneklik] Bir eko-sistemin
değişiklikleri soğurma, emme yeteneği.
ECOLOGY [ekoloji] Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan
ilişkilerini inceleyen bilim dalı. ® Ecology (ekoloji). ® Autecology (autekoloji). ® Synecology (sinekoloji).
® Demecology
(demekoloji). ® Genecology (genekoloji).
ECONOMIC OVERFISHING [ekonomik
aşırı avcılığı] Aşırı
çaba nedeniyle gelir getirmeyen (rant sağlamayan)
balıkçılık. Bu durum her zaman biyolojik aşırı
avcılık anlamına gelmez.
ECONOMIC PRODUCTION [ekonomik üretim] Mümkün olduğunca çok av ile mümkün olan en
yüksek ticari girdi elde etmek.
ECONOMIC ZONE [ekonomik kuşak]
® Exclusive Fconomic Zone (münhasır ekonomik kuşak, münhasır
ekonomik bölge).
ECOPHENOTYPE [ekofenotip] Bir fenotip’in yaşadığı alana ya da
çevreye kalıtsal olmayan uyumudur. ® Phenotype (fenotip).
ECO-PORT [eko-liman]
Gemilerin atıklarını ekolojik yönden sürdürülebilir düzeyde
atmaları, atıkları karasal depoya aktarmaları
olanağı veren liman.
ECOSPECIES [ekotür] Bir
grup ilişkili ekotip’in doğurganlığı etkilemeden
yaptığı kalıtsal madde değiş-tokuşudur.
Kabaca tür.
ECOSYSTEM [ekosistem]
Organizmaların içinde yaşadıkları çevrede birbirleri ve
cansız ortamla ilişkilerinin karmaşık bütünü.
ECOSYSTEM OVERFISHING [aşırı ekosistem avcılığı] Balıkçılık
nedeniyle tür bileşenleri (kompzisyonu) ile
baskınlığın önemli düzeyde değişmesi halinde
oluşur. Önce büyük, uzun yaşayan dip balıkları (yani üst
tüketiciler) azalır, bunun paralelinde kısa ömürlü alt beslenme
basamağındaki türler artar.
ECOSYSTEM OVERFISHING [ekosistem
aşırı avcılığı] Balıkçılık
nedeniyle tür bileşenleri (kompzisyonu) ile
baskınlığın önemli düzeyde değişmesi halinde
oluşur. Önce büyük, uzun yaşayan dip balıkları (yani üst
tüketiciler) azalır, bunun paralelinde kısa ömürlü alt beslenme
basamağındaki türler artar.
ECOTONE [ekoton]
İki ya da daha çok ekolojik topluluk (ekosistem) ya da yaşamalan
arasındaki sınır ya da geçiş bölgesi.
ECOTOPE [ekotop]
Ekosistemin cansız (canlı olmayan abiyotik) kısmı.
ECO-TOURISM [ekoturizm] Tatilci ve
doğayı birleştirici, bilinçlendirici görüşle doğal
varlıkların bulunduğu alanlardaki turistik faaliyet olarak kabul
görmüş bir uygulama olarak belirmiştir. Ancak bundan
doğanın kendisi kazançlı değil aksine çoğu kez
zararlı çıkmıştır. Uygulamanın doğa bilincine
katkısı sınırlı olup eko-turizm yapılan bazı
alanlarda bu uygulama yasaklanmıştır. Örnek; Resiflere
dalgıç ziyareti.
ECOTYPE [ekotip]
Sınırlı bir alana doğal seçilmeyle uyum
sağlamış populasyon. Bu uyumun taksomiyle ilgisi yoktur.
ECTO- (prefix) [ekto-] Dış dışta, dıştan. Örnek;
Ektoparazit (ectopasite)-Dışasalak. Yüzeyde yaşayan asalak.
-ECTOMY (suffix) [-ektomi] Cerrahi müdahleyle kesip
ECTOPARASITE [dışasalak, dışparazit]
Konağın vücudunun dış tarafında yaşayan,
dış yüzeyde – deri üstündeki asalaktır. Örnek, lice = louse’un çoğulu. Balıklarda görülen ve
balık biti olarak da anılan bir kabuklu (Crustacea) türüdür.
ECTOPARASITE [dışasalak, ektoparazit] Konağın vücudunun
dış tarafında yaşayan, dış yüzeyde – deri
üstündeki asalaktır. Örnek, lice = louse’un
çoğulu. Balıklarda görülen ve balık biti olarak da anılan
bir kabuklu (Crustacea) türüdür.
ECTOPROCTA (MOSS ANIMALS) [yosunhayvanları] ® Bryozoa.
ECTOTHERM (POIKILOTHERM,
HETEROTHERMIC, COLD-BLOODED) [soğukkanlı, ektoterm] Çoğu
balıkta olduğu gibi vücut sıcaklığını
çevrenin belirlediği yani vücut sıcaklığı çevre
sıcaklığıyla değişen hayvan(lar).
EDDY [anafor] 1- Dairesel hareket eden denizel
akıntı.
EDDY [edi]
2- Karşıt
akıntılarında söz konusu olduğu ortamda suyun daire
şeklindeki hareketi.
EDDY [girdap] 3-
Havanın ya da suyun oluşturduğu küçük boyutlu döngüsel
hareket.
EDDY DIFFUSION [girdap
dağılması] 1- Girdapla
gerçekleşen su karışması ile su özelliklerinin bir
tabakadan diğerine taşınması olayı.
EDDY
DIFFUSION [girdap yayılması] 2-
Akışkanların çalkantılı (turbulant) rejiminde bulunan
maddelerin yayılması.
EDDY FLUX [girdap
akısı] Dönmekte
olan suyun iletilme oranı.
EDEMA [ödem] ® Oedema.
EDENTAT [edentate]
® Dişsiz.
EDENTATE (EDENTULATE, EDENTULOUS) [dişsiz]
Dişleri olamayan.
EDIBLE CRAB [pavurya, yengeç] ®
Cancer pagurus.
EDTA (abrev.) [etilen-diamintetra-asetik-asit] ® Ethylene-Diamine-Tetraacetic-Acid.
EDUCATIONAL INSTITUTIONS [eğitim kuruluşlari] Türkiye’de deniz ve deniz canlı
kaynaklarına yönelik eğitim kuruluşları meslek liseleri,
fakülte ve yüksek okullar ile yüksek lisans okulları şeklinde
ayırt edilebilir. ® Fishery
high school (balıkçılık
Meslek Lisesi). ® Faculty of fisheries (balıkçılık
Fakülteleri = Su Ürünleri Fakülteleri). ® Institutes of marine
sciences (Deniz
Bilimleri Enstitüleri = Yüksek Lisans Okuları).
EDULIS (EDIBLE) [yenilebilir] 1-.
EDULIS [edulis] 2- Bir
istiridye türü (Ostrea edulis).
EEL (EUROPEAN EEL) [yılan balığı] ® Anguilla anguilla.
EEL [yılan balığı, Avrupa nehir yılan
balığı] ® Anguilla anguilla.
EEL BASKET (EEL BUCK, EEL POT) [yılan
sepeti] Yılan balığını avlamada
kullanılan bir cins dar gözlü sepet tuzak.
EEL BUCK [yılan
sepeti] ® Eel basket.
EEL COMB [yılan
tırmığı] ®
Eel rake.
EEL POT [yılan sepeti] ®
Eel basket.
EEL RAKE (EEL COMB) [yılan
tırmığı] Ucu tırmık şeklinde
dişli bir cins yılan balığı av aracı.
EEL-BUCK [pinter, venter] Yılan
balığı ve diğer tabansal (demersal) balıkların
avlanmasında kullanılan iki ya da daha çok, eşit boyutlu ya da
küçülen çemberlere sarılmış ağ, torba ve çoğu kez bir
perdemsi yönlendiricinin de bulunduğu pasif (tuzak) av aracı.
EELGRASS [deniz
çayırı] Zostera
çayırı. ® Zostera.
EELPOUTS [yılanbalığıanasıgiller] ® Zoarcidae.
EEZ (abbrev.) [münhasır ekonomik kuşak, münhasır ekonomik
bölge] ®
Exclusive Economic Zone.
EFFECT [etki] Gözlemlenebilir
değişme oluşturan neden.
EFFECTIVE FISHING EFFORT (f) [etkin
balıkçılık çabası (f)] Etkisi
ayarlanmış (düzenlenmiş) çaba. Bir birim (av aracı, olta,
ağı vs) için etkisi ayarlanmış çabanın artmasıyla
(örneğin olta sayısının artmasıyla) orantılı
anlık balıkçılık oranının (etkisinin)
artmasıdır. Balıkçılık ölümü F=q.f ve f=F/q ‘dir.
q=avlanabilirlik katsayısı.
EFFECTIVENESS OF FISHING [balıkçılığın etkinliği] 1- Stoktan
alınan yüzde (%) balık miktarını ifade eden genel terimdir
ve sömürme oranı gibi özel bir tanım değildir.
EFFECTIVENESS OF FISHING [balıkçılık
etkinliği] 2- Stoktan
alınan (avlanan) oranın genel adıdır. Bu sömürme oranı
ya da anlık balıkçılık oranı gibi
tanımlanmamıştır.
EFFETS OF CURRENTS TO
FISH [akıntıların balığa etkileri] Bunlar 5
grupta değerlendirilebilir. i) Akıntılar balık yumurta ve
kurtçuklarını taşır. ii) Akıntılar erin
balıkların göçünü etkiler. iii) Akıntılar
balıkların günlük davranışını etkiler. iv)
Akıntı sınırlarında erin balık
dağılımını değişir (artar). v)
Akıntılar bazen balıkların coğrafi
dağılımını sınırlar.
EFFORT [çaba] 1- Belirli bir zamanda kullanılan
balıkçılık av araçlarının toplamıdır.
Balıkçılık bir’den çok av aracı ile yapılıyorsa
bunların standart bir av aracına çevrildikten sonra
toplamlarının alınması gerekir.
EFFORT [çaba]
2- Etkin
balıkçılık çabası (f).
EFFORT [çaba]
3-
Balığın avlanması için harcanan zaman, av gücü vb. Av gücü
araç büyüklüğü, tekne büyüklüğü, beygir gücü türünden olabilir. Yine
denizde kalınan süre, örneğin trolü sürükleme (çekme) süresi, sabit
ağların uzunluğu ve suda bırakılma süreleri olabilir.
EFFORT CONTROL [çaba
kontrolü] 1-
Balıkçılığı düzenlemek için konulan çaba miktarı.
EFFORT CONTROL [çaba
kontrolü] 2-
Balıkçılığın düzenlenmesinde av aracı ya da
kullanım süresine getirilen sınırlama.
EFZ (abbrev.) [münhasır balıkçılık kuşağı,
münhasır balıkçılık bölgesi] ® Exclusive Fishing Zone.
EGG [yumurta]
Farklı renk ve 1.0 mm’den büyük ve 6.0 mm’den küçük balık
yumurtası.
EGG AND LARVAE SURVEYS
AND STOCK ASSESSMENT [yumurta - larva çalışmaları ve stok tahmini]
İlk kez 1877 yılında Victor Hensen batı Baltık
Denizi-Kiel ve Eckernförde körfezlerinde bulduğu yaldızlı pisi (Pleuronectes platessa) ve morinanın
(Gadus morhua) yumurta
sayılarından hareket ederek ana-baba (sayılarını) stok
büyüklüklerini hesaplamıştır. Bu türden çalışmalar
bazen çok güncelleşse de önemli dar boğazlarla karşı
karşıyadırlar. i) öncelikle çalışılacak türün
yumurtlama davranışı ve yumurtlama alanının bilinmesi,
ii) örnekleme istasyonlarının sıklığı ve temsil
eder nitelikte olması, iii) yumurtlamanın en yoğun olduğu
döneme denk düşmesi, iv) örneklerin su kolonunu kapsar şekilde
alınması ile v) ilgi türün doğurganlığının
bilinmesi ve dikkate alınmasını,
vi) ilgi türün erken evrelerdeki tanımının doğru
yapılması ve vii) stok tahmini için farklı evrelerdeki yumurta
ve larva ölüm oranlarının bilinmesini gerektirmektedir. Tüm
bunların eksiksiz yapılması halinde bile yapılan stok
tahmininin %50’lik güvernirlik aralığında olduğu
belirtilmektedir.
EGG LAYER [yumurtlayan]
Balık çoğalmasının temel şekli. Vücut
dışına bırakılan yumurtalar erkek tarafından
döllenir.
EGG PRODUCTION METHOD [yumurta üretim yöntemi] O bölgede yumurtlayan ana-baba populasyon
büyüklüğünün plankton ağı kullanılarak örneklenen yumurta
miktarlarından belirlenmesi.
EGG SAC [yumurta
kesesi] Bir balığın yumurtalarını
çevreleyen zar.
EGG SIZE [yumurta
büyüklüğü] Yuvarlak yumurtada en büyük çap, oval yumurtalarda ise en
ve boy.
EGG SURVEY [yumurta
incelemesi] Uygun plankton ağları kullanılarak yumurta
bolluğunun belirlenmesi. Bu inceleme yumurtlayan (ana-baba) stok
miktarını ya da yumurtlamanın önemini belirlemede
kullanılır. ® Egg and larvae surveys
and stock assessment (yumurta - larva
çalışmaları ve stok tahmini).
EGG TAKE [yumurta almak] Kuluçkalıklarda yumurtlayan
EGG VIABILITY [yumurta
yaşayabilirliği] Bir yumurtanın normal gelişme yeteneği.
EGG YOLK (YOLK) [yumurta sarisi] Yumurtanın protein ve diğer besin maddeleri içeren, cenin
(embryon) ve kurtçuğu (larva) besleyen sarı renkli kısmı.
Embriyonal gelişme için gerekli olan yarı kristal besin deposu.
EGG-BEARING SEASON [yumurtalı dönem] Dişi balığın
yıl içerisinde yumurta taşıdığı süreç.
EGG-CAPSULE (EGG-CASE) [yumurta kapsülü] Myxini, Elasmobranchii ve Holocephali’de gelişmekte
olan ceninin (embryonun) bulunduğu keratinli yumurta kabuğu.
EGG-CASE [yumurta kapsülü] ® Egg-capsule.
EGGS-PER-RECRUIT (E/R) [içgöçer
başına düşen yumurtalar] Stok’a katılan birey
başına düşen yumurtalar. Balığın ürettiği
ortalama yumurta sayısından stok’a katılma aşamasına
ulaşanların bolluk göstergesidir.
EGG-TO-SMOLT SURVIVAL [yumurtadan-smolta
kalanlar] Bir grup
balığın üretmiş olduğu döllenmiş yumurta sayısı
ile bunlardan smolt aşamasına ulaşmış olanlar
arasındaki sayısal fark.
EGTVED DISEASE [viral hemorrajik septisemi, egtved
hastalığı] ®
Viral Haemorrhagic Septicaemia (VHS).
EIA (abbrev.)
[Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)] ®
Environmental Impact Assessment.
EIS
(abbrev.) [çevresel etki
değerlendirmesi] ® Environmental Impact Statement.