D [son güncelleme 12 Mart 2008]

D1 (abbrev.) [birinci sırt yüzgeci (ışınları)] First dorsal fin (rays).

D2 (abbrev.)  [ikinci sırt yüzgeci (ışınları)] Second dorsal fin (rays).

D3 (abbrev.)  [üçüncü sırt yüzgeci (ışınları)] Third dorsal fin (rays).

DACTYLOPTERUS VOLITANS (FLYING GURNARD) [uçan balık, uçankırlangıç balığı, uçan balığı] Daha çok denizde bulunur fakat acısuya da girer. Boyu TL=90 cm ve ağırlığı 2 kg kadar olabilir. 1-100 m derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı önemsizdir. Kumlu, çamurlu zemin ile kayalıkların üstünde bulunur. Göğüs yüzgeçleriyle tabanı yoklar.

DACTYLUS (FINGER) [parmak].

DAGON [Dagon, Filistin balık tanrısı] Üstü insan altı balık olan eski Filistin tanrısı. Babil ve Asur oymalarında da görülmektedir.

DAHN [şamandıra] Sabit bir ağın yerini belirlemek için kullanılan küçük, bayraklı su yüzeyindeki işaret.

DAILY GROWTH INCREMENT  [günlük halka] ® Daily ring.

DAILY LIMIT [günlük sınır] Oltacının bir günde avlayıp tüketebileceği balık sayısı.

DAILY LIMIT-0 [günlük sıfır sınır] Balıkların korunması amacıyla oltacının avladığı halde tüketmesi yasaklanmış ve avlanan balığın salıverilmesi gerektiği durum. 

DAILY RATION [günlük rasyon] Bir günde tüketilen besin maddesi miktarı.

DAILY RING (DAILY GROWTH INCREMENT) [günlük halka] Otolit’te bir gün içerisinde otolin ve aragonit’ten oluşan günlük büyüme halkası.

DALATIAS LICHA (KITEFIN SHARK) [küt burunlu köpekbalığı] Tabansal (tabansal) olup 37-1800 metre derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı önemsizdir. Boyu TL=182 cm olabilir. Daha çok dış sahanlık kesimde tabana yakın bulunur. Tek ya da küçük sürüler oluşturarak gezer. Canlıdoğurucudur (ovovivipardır) ve 30-42 cm boyunda 10-20 yavru verir. Derin deniz balıkları, diğer köpek balıkları ve kabuklularla beslenir. Soyunun durumu hakkında yeterli bilgi yoktur.

DALIANE [germe] Karadeniz’de sürü oluşturan göçmen balıklarının avlanmasında kullanılan dalyanlarda kıyı ile ağ arasına gerilen perde. Balık girişinin gözlenmesi gereken bu yöntemde, direk üstündeki bekçi sürü girdikten sonra ağzı (dalyan ağzını) kapatır.

DALOPHIS IMBERBIS (ARMLESS SNAKE EEL) [yılankurdu balığı, yılanbalığı]  Tabansaldır (demersaldır) ve 20-80 m derinliklerde rastlanır. Kum ve çamura kendisini gömer.

DAM [baraj] Su akışını kontrol için oluşturulmuş, arkasında su tutan engel.

DAMSELFISH [papaz balığı, rahip balığı] ® Chromis chromis.

DAN LENO ARM [kelebek] ® Butterfly.

DAN LENO BOBBIN [bobin, Dan Leno bobini] ® Bobbin.

DAN LENO BRACKET [kelebek] ® Butterfly.

DAN LENO SPREADER [kelebek] ® Butterfly.

DAN LENO TRIANGLE [Dan Leno üçgeni] Bobin gibi işlevi olan demir üçgen.

DANCE [dans] Üreme davranışı çerçevesinde balık çiftinin (dişi ve erkeğin) yapmış olduğu hareketlere verilen genel ad.

DANIO RERIO syn. BRACHYDANIO RERIO (ZEBRAFISH, ZEBRA DANIO) [?] Sazangiller’den (Cyprinidae) olup tropik sularda tabanyüzücü (bentopelajik) bir türdür. Omurgalıların biyolojisinin (fizyoloji, genetik, gelişme biyolojisi, nöroloji ve hastalıklarının) incelenmesinde kullanılan küçük boylu (<4.5 cm), yüksek doğurganlığa ve kısa kuşak değişme sürecine sahip bir balıktır. Yavruları saydam olan bu balığın değişikliğe uğrayan bir çok formu (mutant’ı) belirlenmiştir.

DANISH POND [Danimarka havuzu] Toprak havuz adıyla da anılan ya kazılarak çukur açılmak suretiyle ya da bentlenerek oluşturulan, boyu eninin 10 katı olan akvakültür havuzu.

DANISH SEINE (DANISH SEINE TRAWL, DANISH TRAWL) [Danimarka gırgırı] Çapa ile sabitlenmiş bir şamandıraya bağlı, koni şeklinde bir ağ olup çok uzun kollara (yakalara) sahiptir ve 2 km2’lik bir alanda sürüklenerek oluşturulan toz bulutunu (bulanık su perdesini) geçemeyen balıkların sonuçta torbada toplanmasını sağlar.

DANISH SEINE TRAWL [Danimarka gırgırı]® Danish seine.

DANISH TRAWL [Danimarka gırgırı] ® Danish seine.

DANLENO [maça] Trol ağı kanatlarının bağlandığı genellikle silindirik ağaçtan ya da demirden yapılmış dikme.

DAPHNIA (WATER FLEA) [su piresi, dafniya] 1- Akvaryum balığı yemi olarak kullanılan canlı. Eklembacaklılar (Arthropoda) kabilesi, kabuklular (Crustacea) altkabilesi, solungaç-ayaklı anlamında (Branchiopoda) sınıfı, Cladocera (su pireleri) takımı su piresigiller (Daphniidae) ailesinin bir cinsidir. 30’un üstünde türü vardır. Boyu 0.2-0.5 mm kadardır. Sıcaklığa bağlı olarak 1 yıl kadar yaşar. Filtreleyerek beslenir. En önemli özelliği bileşikgözlü olmasıdır. Normal koşullarda döllemesiz (partenogenez) çoğalır. Çevre koşulları bozulduğunda (soğuk, kuraklık) çoğalma şekli değişir. Partenojen erkekler oluşur ve çiftleşme sonucu yumurtalar döllenir. Buna kış yumurtası denir. Bunlarda ekstra kabuk bulunur. Bu kabuk yumurtanın kötü koşullara dayanmasını ve türün devamını sağlar. Koşullar düzelince canlı tekrar normal çoğalmaya geçer.

DAPHNIA [Daphnia] 2- Nehir tanrısı Peneus’un kızı.

DARK MEAT (DARK MUSCLE) [koyu et] Derinin hemen altında, balığın her iki tarafında görünen, koyu, yağca diğer kısımlara göre daha zengin kas kısmı.

DARK MUSCLE [koyu et] ® Dark meat.

DARK ZONE [koyu halka] Otolit kesitinde yansıyan ışıkta koyu görünen, yavaş büyüme dönemine ait olup daha çok organik madde (otolin) içeren halka.

DARTING SPEED (BURST SPEED) [ani hız] Balığın kısa süre (5-10 saniye) koruyabileceği en yüksek hız. Balıklar bu hızı genellikle avlanırken ya da yırtıcıdan kaçarken kullanırlar.

DARWIN [Darwin, Darvin] Charles Robert Darwin (1809-1882). Bilinen en önemli tek doğa bilimcidir. Alfred Russel Wallace ile birlikte ve ondan bağımsız olarak evrilmenin kademeli değişme ve doğal seçilme prensiplerini geliştirmiştir. 1825’te tıp öğrenimine başlamış fakat 1827’de bırakmıştır. Babasının zoruyla Cambridge’de teoloji (ilahiyat) tahsilini tamamlamış ise de biyolojiye çok düşkündür. Yaptığı planın aksine aldığı teklif üzerine HMS Beagle gemisiyle 5 yıllık Güney Amerika gezisine katılmıştır. Görevi Güney Amerika kıyılarının haritasını çıkartmaktır. Bu seyahatte Kapverde, Falkland, Güney Amerika kıyıları, Galapagos Adaları ve Avusturalya’ya giden Darwin topladığı birçok örnekle İngiltereye dönmüştür. Örnekleri inceleyen Darwin fosil olanlar ile yaşayanlar arasında dikkate değer benzerliklerin olduğunu görmüştür. Yine Galapagos Adaları’nda adalara özgü kaplumbağa ve kuş türlerinin birbirlerine benzemelerine rağmen kolay ayırt edilebilir özelliklerinin olduğunu görmüştür. Katıldığı seyahatte toplanan örneklerin değerlendirmesini hazırlarken (1839-1843) bir yandan da evrime ilişkin görüşlerini geliştirmekte ve yazmaktaydı (1842-1844). 1855’te Alfred Russel Wallace’ın „On the law wich has regulated the introduction of new species“ ile yer ve zamanda türlerin sürekliliği çalışmaları Darwin’in dikkatini çekti. Wallace’ın bir diğer müsveddesinde (On the tendency of varieties to depart indefinitely from the original type) yer verdiği „struggle for existence“ görüşü Darwin’i kendi kuramını 1859’da açıklamaya ve yayınlamaya yöneltmiştir. Linné Kıraliyet Derneğinde „On the tendency of species to form varieties; and on the perpetuation of varieties and species by natural means of selection” isimli çalışması okunmuştur. Darwin’in evrilmeye ilişkin kuramı yavaş ve kendiliğinden olan ard arda değiştirme dizisi (seçilerek evrilme) şeklinde özetlenebilir.

DASYATIDAE (STINGRAYS) [dikenli-uyuşturanbalığıgiller] Chondrichthyes -  Kıkır-daklılar sınıfı, kedibalığımsılar (Rajiformes) takımının bir ailesidir. Dasyatis (40 tür), Himantura (26 tür), Pastinachus (2 tür), Pteroplatytrygon (1 tür), Taeniura (3 tür), Urogymnus (2 tür) olmak üzere 6 cins ve 72 türü kapsamaktadır. Deniz canlılarıdırlar fakat Asya, Afrika ve Amerika’da tatlısu formları da vardır. Kanat şeklini almış geniş göğüs yüzgeçleriyle uçar gibi hareket ederler. Kuyruk-larında testeremsi keskin ağı (zehir) taşıyan dikenleri vardır. Tehlikeden normalde uzaklaşır ve saldırgan davranmazlar fakat bir yırtıcının tehdidi halinde kuyruklarını dikleştirip sallayak savunmaya geçerler. Canlı doğrucudurlar (ovovivipar) ve 5-10 yavru verirler. Gözler üstte ağız alttadır. Yumuşakça ve kabuklularla beslenirler. Etleri yenilebilir.

DASYATIS CENTROURA (ROUGHTAIL STINGRAY) [iğnelivatoz, deniz kedisi, rina balığı] Tabansaldır (demersaldir). Acısuya girer. Balıkçılığı önemsizdir. Disk genişliği 220 cm ve ağırlığı 200 kg olabilir. 200 m derinliğe kadar rastlanır. Kumlu, çamurlu zeminde bulunur. Canlıdoğurucudur (ovovivipardır). Ağılı (zehirli) dikeni olması nedeniyle tehlikelidir.

DASYATIS PASTINACA (COMMON STINGRAY) [denizkedisi, kazık kuyruklu balığı, dikenli uyuşturan balığı, iğnelivatoz, rina] Tabansaldır (demersaldir). Acısuya girer. 5-200 m derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı vardır. Disk genişliği 60 cm olabilir. Kumlu çamurlu zeminde bazen nehir ağızlarında bulunur. Canlıdoğurucudur (ovovivipardır). Gebelik süresi 4 aydır. 4-7 yavru verir. Ağılı (zehirli) dikeni olması nedeniyle tehlikelidir.

DASYATIS TORTONESEI (TORTONESE'S STINGRAY) [iğneli vatoz, rina] Tabansal (demersal) olup 200 m derinliğe kadar rastlanır. Kumlu, çamurlu zeminde bulunur. Disk genişliği 80 cm olabilir. Canlıdoğurucu (ovoviviar) olup gebeliği 6 aydır. 6-9 yavru verir.

DATA [veri(ler)] Ölçüm ya da gözlem sonucunda elde edilen gerçekler, ölçüm değerleri. 

DATA BASE [veri tabanı] Analizlerde kullanılan birbiriyle uyumlu veriler. Örnek balık boyu ve ağırlığı verileri.

DATA DEFICIENT [eksik veri] IUCN ölçütleri çerçevesinde soyu tehdit altında olan türün, populasyonun durumunun doğrudan ya da dolaylı kestiriminde kullanıla-bilecek verilerin olmaması durumudur. Bu eksiklik türün biyolojisinin bilinmemesi değil türün bolluk ve dağılımının bilinmemesiyle ilgilidir.

DATA LOGGER [veri yazıcı] Verileri yazan.

DATA SET [veri seti] Belirli ve özel bir konu hakkındaki veri ve bunun belgelenmesidir. Örnek, tekne türüne (gırgır) göre yıllık av miktarı.

DATALESS MANAGEMENT [verisiz yönetim] Veri bulunmadığı durumda, mevcut bilgiler çerçevesinde balıkçılığın idaresi.

DATE OF COLLECTION [örnekleme tarihi] Saha örneğinin alındığı günün takvimdeki yeri (tarih).

DAVIT [matafora] Filikların asıldığı ters L ( é) şeklindeki dikmeler.

DAY BOAT [günübirlik] Bir günlük sefer yapan balıkçı teknesi.

DAY LENGHT [gün uzunluğu, günboyu] Günün ışıklı olan kısmının uzunluğu (24 saatin ışıklı olan kısmı olup gün doğumu - gün batımı arasıdır).   

DAY-DEGREE [günderece] Balık yetiştiriciliğinde gelişmenin derecesini belirtmek için o günlerdeki sıcaklığı dikkate alan birim. Örneğin, birbirini izleyen üç günde günlük ortalama sıcaklıklar 9, 10 ve 11 0C ise, üç günlük yumurtanın günderecesi 9+10+11=30 D’dir.

dB (abbrev.) [desibel] ® Decibel.

DDT (abbrev.) [diklorodifeniltrikloretan] ® Dichloro-Diphenyl-Trichloroethane (DDT).

DEAD LAKE [yaşlıgöl] Yaşlanmış olup sucul bitkilerle kaplanmak üzere olan karayla çevrili su kütlesi.

DEAD LIGHTS [körkapak] Lumbozun içerdeki (kamaradaki) demir kapağı.

DEAD SEA [Lut Gölü] Arapça’da Bahri Lut (Lut Gölü) ya da El Bahr El-Mayyet (Ölü Deniz) İbranice’de Yam ha-Maleh (Tuz Gölü) adının verildiği ve bugün Ürdün ve İsrail arasındaki sınırda yer alan bu göl çok yüksek tuzluluğu (300-400 ppt) ve deniz seviyesinin 417 m altında olan su yüzeyi ile ünlüdür. Gölün boyu 76 km ve eni 18 km kadardır. En derin yeri 400 m’dir. Su kullanımı nedeniyle 1960’tan bu yana gölün yüzey suyunun tuzluluğu giderek artmakta olup bunun zamanla göldeki tabakalaşmayı etkileyeceği tahmin edilmektedir. Gölün tuzluğunu oluşturan maddeler okyanuslardakinden farklıdır ve %53 oranında MgCl, %37 oranında KCl ve %8 oranında da NaCl’den oluşmaktadır. Geri kalan %2’lik oranı diğer tuzlar oluşturmaktadır. Yüksek tuzluluğu nedeniyle Lut Gölü’nde balık ya da makroskopik sucul organizma bulunmaz.

DEAD SPOT [ölünokta] Akvakültürde deveranın (su karışımının) çok az olup oksijensizliğin geliştiği yer, alan.

DEAD WATER [ölüsu] Hareket etmeyen su kütlesi.

DEAD WEIGHT TON (DWT) [detveyt] Ton olarak kaldırma ya da taşıma ağırlığı.

DEADLIGHT [lumbuz, lomboz] ® Porthole.

DEATH RATE [ölüm oranı] Belirli bir sürede (ay, yıl) populasyondan ya da stoktan eksilen orandır. ® Mortality rate (ölüm oranı).

DEBRIS [yıkıntı] 1- Malzemenin parçalanması sonucu oluşan parçalar.

DEBRIS [yıkıntı] 2- Parçalanan ya da dağılan organik maddenin kalıntıları, doku ve hücreler.

DEC- (prefix) [dek-, dec-] On (10), onuncu. Örnek; Dekapoda (Decapoda)-onayaklılar.

DECA- (prefix) [deka- deca-] On (10). Örnek; Dekpoda (decapoda)-Onayaklılar.

DECABRANCHIA [dekabranş, on uzantılı] On uzantılı, on kollu. Sekizi kısa 2’si uzun kolu-bacağı (uzantısı) olan mürekkep balıkları.

DECADE [onluk devre] On yıllık süreçler, dönemler için kullanılan anlatım.   

DECALCIFICATION [kalkersizleşme] Kemiklerden kalsiyum’un (Ca) soğurulması, emilmesidir. Bu, kemiği kırılgan yapar. Tamponlanmamış formalin zamanla asit özellik geliştirir ve saklanmakta olan balıkların kemiklerinden Ca’u çeker.

DECAPOD [onayaklı, dekapod]. 

DECAPODA (LOBSTERS, CRAYFISH, CRABS, SHRIMPS, PRAWNS) [onayaklılar] Kabuklular (Crustacea) altkabilesi, Malacostraca sınıfı, Eucarida üsttakımında bir takımdır. Dendrobranchiata ve Pleocyemata alttakımlarını ve birçok süperaileyi içerir. Birbirine benzeyen yengeçler, istakozlar, deniz tekeleri, karidesler, kerevitler gibi birçok grubu içine alır. Adlarının ima ettiği gibi bu kabukluların 10 ayağı vardır. Öndeki 3 çift ağız parçalarını (maxilliped) oluşturur. Kalanlara göğüs ayağı anlamında periopod denir. Birçok onayaklıda ise bir çift ayak kıskaça dönüşmüştür.

DECIBEL (dB) [desibel] İki ses yoğunluğunın karşılaştırılmasında kullanılan logaritmik birim.

DECIDUOUS SCALE [dökülen pul] Gevşek bağlı, kolay kopabilen balık pulu.

DECISION RULE [kontrol kuralı] ® Control rule.

DECK [güverte] Gemide ambar ve kamara üstüne verilen ad.

DECK CLEAT (BELAYING CLEAT) [koç boynuzu] Halat volta etmek için kullanılan iki kulaklı bağlama düzeni.

DECK OFFICER [güverte zabiti] Güvertedeki iş ve işleyişten sorumlu gemi adamı.

DECKBEAM (BEAM) [kemere] Güvertenin döşenebilmesi için posta uçlarını birleştiren omurgaya dik bağlantılar.

DECK-MAN [miço, muço] Tayfa yamağı.

DECLINE [azalma] Birey sayılarında ya da dağılım alanında nedeni bilinmeyen ya da kontrol edilemeyen küçülme. Doğal nedenlerle olan artma ve azalmalar ile planlanan balıkçılık buna dahil değildir.

DECOMPRESSION SICKNESS [gaz kabarcığı hastalığı] ® Gas bubble disease.

DECURVED [aşağı kıvrık] Yanal çizginin aşağı doğru kıvrıklığı. Bazı sazangil balıklarda görülmektedir.

DEDUCTION [tümdengelim, dedüksiyon].

DEEP SCATTERING LAYER (DSL) [derin saçılma tabakası] Tabanla yüzey arasında ortalarda bir yerde yankı iskandilinde tabana bezer yankı veren tabaka. Bu tabaka gece yükselmekte gündüz derine inmekte olup gaz kesesi olan canlıların birikme alanıdır.

DEEP SCATTERING LAYER [derin saçılma tabakası] ® False bottom (Yalancı taban).

DEEP SEA [derin deniz] Deniz ve okyanusların 200 m’den derin kısmı.

DEEP WATER [derin su] Dalgaların tabandan etkilenmediği, yüzey dalga boyunun 1.5 katı olan derinlikteki su.

DEEP-SEA FISH [derindeniz balığı] Bin metreden daha derinde yaşayan balık(lar).

DEEPWATER SPECIES [derinsu türü] 400 m’den daha derinde bulunan balık(lar).

DEFENCE [savunma] Koruma ve korunmaya ilişkin işlevsel karmaşıklık olup bireysel ya da sosyal bağın bulunduğu grubun yabancı tür ya da düşmana karşı savunulmasıdır. Savunma birçok şekilde olur. i) Dar anlamda koruma salgısı salgılamak, ses çıkartmak ya da düşmanla çatışmak. ii) Saldırı. Düşmana olan eşik mesafenin aşılması durumunda çatışmak. iii) Savuşmak. Düşmanın hedefi olmadan önce saklanmak, geri çekilmek. Bunun etken ve edilgen şekilleri vardır. iv) Kaçmak. v) Saldırıyı önlemek. Bununda birçok şekli vardır. Korkutucu renk, yan gösterme ve tehdit örnek olarak verilebilir. vi) Yöneltme. Örneğin mükkep salarak saklanma yoluyla hedef olmaktan sıyrılmak.

DEGREE [derece] 1- Dairenin 1/360’da bir parçası ya da 60 dakika.

DEGREE [derece] 2- 60 deniz mili.

DEGREE [derece] 3- Sıcaklık birimi (0C).

DEGREES OF WATER HARDNESS [su sertlik derecesi] Sudaki iyon miktarını gösteren birim. Kademeli olarak en sert su birimi olan 30’a kadar gider. Derecelendirme faklı ülkelerde farklı tanımlanmıştır.

1 Alman derecesi     = 17.9 ppm CaO.

1 Amerikan derecesi = 17.1 ppm CaCO3.

1 Fransız derecesi   = 10.0 ppm CaCO3.

1 İngiliz derecesi      = 14.3 ppm CaCO3.

DEIONISER [deiyonizör] İyon değiş-tokuşcuyla suyu filtreleyen aygıt.

DELAGIC TRAWL [delajik trol] Demersal (tabansal) ve pelajik (deniz(de) kelimelerinin parçaları kullanılarak üretilmiş olan bu kavram, takım değiştirmeden hem taban hemde yüzücü (pelajik) balıkların avcılığında kullanılan kombinasyon trol ağını belirtmektedir.

DELPHINAPTERUS LEUCAS (WHITE WHALE, BELUGA WHALE) [akbalina, beyaz balina, deniz kanaryası] Kuzey kutbunda yaşayan dişli küçük yunus balığı. Sırt yüzgeci yoktur. Göğüs yüzgeçleri kısadır. Boyu TL=5 m ağırlığı 1.5 ton olabilir. Birçok sesi taklid edebilir ve bir adı da deniz kanaryasıdır.

DELPHINIDAE (DOLPHINS) [yunusbalığıgiller] Yunuslar adlarında balık kelimesi geçmekte ise de öncelikle balık değildirler. Bu memeli hayvanlardan (Mammalia) balinalar (Cetacea) takımı, dişli balinala (Odontoceti) alttakımının Delphinidae (Okyanus yunusları) ailesi ile Phocoenidae (gerçek yunuslar) ailelerinin genel adıdır. Yunusbalığıgillerin boy ve ağırlıkları 1.2 m ve 40 kg ile 7 m ve 4.5 ton arasında değişmektedir. Çoğunluk ise 50 kg civarındadır. Dişli balinagillerin görece küçük ve orta boyda olan bireyleri daha çok Kardeniz’de olmak üzere Türkiye sularında yaşamaktadır. Bunlar, Deiphinidae ailesinden tırtak-Delphinus delphis, afalina-Tursiops truncatus ile Phocoenidae ailesinden mutur-Phocoena phocoena’dır. Hepsi etoburdur (karnivordur) ve daha çok sahanlık üzerinde ve beslenme zincirinin üstünde yer alırlar. Dünya denizlerinde Delphinidae ailesinden 17 cins ve 36 tür bulunur.

DELPHINIDAE (DOLPHINS) [yunusbaliğigiller] Yunuslar adlarında balık kelimesi geçmekte ise de öncelikle balık değildirler. Bu memeli hayvanlardan (Mammalia) balinalar (Cetacea) takımı, dişli balinala (Odontoceti) alttakımının Delphinidae (Okyanus yunusları) ailesi ile Phocoenidae (gerçek yunuslar) ailelerinin genel adıdır.

DELTA [delta] Nehirlerin getirdiği askı maddelerin birikmesiyle nehir ağızlarında oluşan genellikle üçgen şeklinde, üstüste biriken çökel tabakası.

DELTENTOSTEUS QUADRIMACULATUS (FOUR-SPOTTED GOBY) [benekli kaya balığı, dört benekli kayabalığı] Tabansal (demersal) olup göçmen değildir. TL=8 cm olabilir. Kumlu, çamurlu tabanda daha çok 90 metre derinliğe kadar bulunur. 330 metre derinliğe kadar da rastlanabilir.

DEMAND FEEDER [istemsel beslenme] ® On-demand feeder.

DEME [halk] Bir populasyonun coğrafi sınırlama nedeniyle aynı türden olan diğer populasyonlarla çiftleşme eğilimi olması. Taksonomik konumları aynı olmasına rağmen yapısal özellikleri ve yaşam şekilleri bakımından biraz farklılaşmış topluluk.

DEMECOLOGY [demekoloji] Populasyon ekolojisi. Bir türü ya da topluluğu ele alan ekolojiden alt ayırımı zordur. ® Autecology (autekoloji). ® Ecology (ekoloji). ® Synecology (sinekoloji). ® Genecology (genekoloji).

DEMERSAL [tabansal, demersal] Tabanda ya da tabana yakın yaşayan balıklar.