C [son güncelleme 04 Temmuz 2008]
C.G.S SYSTEM
[C.G.S sistemi] Santimetre, Gram ve Saniyeyi
kullanan birim sistemi.
c.p.u.e
(abbrev.) [birim av] ® Catch per unit of
effort.
C/E (abbrev.) [birim av] ® Catch per unit effort.
CABLE [gomina]
CABLEWAY [vargel]
Vinç tellerinin tambura düzgün sarılmasını sağlayan
düzenek.
CABOTAGE [kabotaj] Ulusun (devletin)
hükümranlığı altındaki kıyısal sular ve
limanlarında ticaret ve taşımacılık yapma
hakkıdır. Türkiye’de Kabotaj Bayramı 01 Temmuz’da
kutlanmaktadır.
CACHALOT (SPERM WHALE) [adabalığı, amberbalığı,
kadırga balığı] ® Physeter catodon.
CADENAT'S
ROCKFISH [?] ® Scorpaena loppei.
CAGE [kafes] Açık suda balık kültüründe kullanılan tel
ya da ağdan yapılarak oluşturulmuş kapalı alan, yer.
CAGE CULTURE
(PEN
CULTURE) [kafes kültürü] Ağıl tipli ağ kafes düzenekle
balıkların kültürü. Tabana demirlenmiş ya da yüzen
kafeste balık yetiştirmek ya da beslemek.
CALAMARY [kalamar, kalmar] ® Loligo.
CALCIFIED CARTILAGE [kalkerli
kıkırdak] Omur ve dişlerde rastlanan kalsiyum tuzu ihtiva
eden ve bu nedenle sertleşmiş kıkırdak.
CALCITE [kireç,
kireçten, kalsit].
CALIBRATION [ayar] Kullanılan
aygıtın ölçtüğü değerin doğru olup
olmadığını kontrol etmek. Ayar, standart malzemenin
kıyaslı ölçümü ile düzeltmenin sağlanması anlamına
gelir.
CALIFORNIAN INCUBATOR [Kaliforniya kuluçkası] Özellikle
alabalıkgil yumur-tasının çatlamasında kullanılan
yatay kuluçkalık.
CALLANTHIAS
RUBER (PARROT SEAPERCH)
[kırmızıberber balığı, berber
balığı] Tabansaldır (demersaldir) ve 50-500
metrelerde rastlanır. Balıkçılığı önemsizdir.
TL=60 cm olabilir. Kayalık ve çamurlu kesimde ve sualtı
mağaralarında bulunur.
CALLIONYMIDAE (DRAGONETS) [üzgünbalığıgiller] Levreksiler (Perciformes) takımının bir
ailesidir. Bu ailede 18 cins ve yaklaşık 186 tür yer almaktadır.
Aile daha çok tropik ve alttropik (subtropik) sularda yaşar. Renklidirler.
Vücutları uzunca ve pulsuzdur. Yüzgeçleri büyük ve uzuncadır. Üstten
basık canlılar olup kafaları üçgenimsi, ağız ve
gözleri büyüktür. Dişi ve erkekler çiftyapıasallık (dimorfizm)
gösterir. Tabanda yaşarlar.
CALLIONYMUS
FASCIATUS (BANDED DRAGONET) [üzgün
balığı] Tabansaldır (demersaldir). TL=12 cm
olabilir. Kumlu zeminde bulunur.
CALLIONYMUS
FLAMENTOSUS (BLOTCHFIN DRAGONET) [üzgün
balığı] Tabansal (demersal) türdür ve 16-
CALLIONYMUS
LYRA (DRAGONET) [üzgün
balığı] TL=30 cm olup 6 yıl yaşayabilir.
Balıkçılığı önemsizdir. Tabansal (demersal) tür olup
5-
CALLIONYMUS
MACULATUS (SPOTTED DRAGONET) [mine balığı, üzgün
balığı] Tabansal (demersal) olup 45-650 metrelerde
rastlanır. TL=16 cm olabilir. Kişisel tüketim için avlanır.
Kumlu zeminde bulunur. Yumurta ve kurtçukları (larvaları) yüzücüdür
(pelajiktir).
CALLIONYMUS
PUSILLUS (?) [üzgün
balığı] Erkeği TL=14 cm ve dişisi TL=10 cm
olan tabansal (demersal) bir balıktır. Bazen
CALLIONYMUS
RISSO (DOTTED DRAGONET) [üzgün balığı]
TL=11 cm olan tabansal (demersal) bir balıktır. 15-150 metrelerde
yayılır. Kişisel tüketim için avlanır. Sığ suda
kumluk zeminde bulunur. Yumurtalayarak çoğalır. Yumurta ve
kurtçukları (larvaları) yüzücüdür (pelajiktir).
CALM SEA [limanlık] Denizin çalkantısız halini belirten
anlatım.
CALORIMETER
[ısıölçer, kalorimetre].
CAMBRIAN [kambriyen] Jeolojik çağ. 500-400 milyon yıl öncesi dönem.
Omurgasızların büyük bir kısmı bu dönemde ortaya
çıkmıştır.
CAMPANA (BELL) [çan,
kampana]
CAMPANULARIIDAE [campanulariidae]
Leptomedusae alttakımının bir ailesidir.
CAMPOGRAMMA
GLAYCOS (VADIGO) [çıplak] Taban üstünde askıda ve su kolonunda
dolaşan yüzücü (pelajik) balık türü olup TL=70 cm boy ve
CANAL [kanal]
Yapay su yolu.
CANCER [yengeç
dönencesi] Kuzey yarımküredeki dönence. Yaz
dönencesi-Gündönümü. Güneşin kuzeyden güneye yönelmesi.
CANCER
PAGURUS (EDIBLE CRAB) [pavurya] Kabuklular (Crustacea) kabilesi, onayaklılar
(Decapoda) takımı, Cancridae
ailesi, Cancer cinsi bir
yengeç türüdür. Kıyıda kaba çakıllı tabanda ve
kayalıkların altında, açıkta çamurlu kumlu zeminde
CANEVA'S BLENNY [horozbina] ® Lipophrys canevae.
CANNIBALISM
[yamyamlık, kanibalizm]
Kendi türünü yemek. Balıklarda sıkça görülür.
CANOE [kano] Hafif, dar kayık.
CANYON [kanyon] 1- Derin, dik geçit.
CANYON [kanyon] 2-
Okyanus ve denizlerdeki göreceli dar, derin ve dik yarıklar.
CAPACITY [kapasite] ® Fishing capacity (balıkçılık
kapasitesi).
CAPACITY FACTOR [kapasite faktörü] Bir aracın avlama yeteneklik göstergesidir ve
teknenin boyut, motor gücü ve teknik özelliklerine bağlı olarak
değişmektedir.
CAPE [burun] Denize doğru uzanan kara parçası.
CAPRICORN [oğlak
dönencesi] Güney yarımküredeki dönence. Kış
dönencesi. Güneşin güneyden kuzeye yönelmesi.
CAPROS
APER (BOARFISH) [tambur balığı, trampet balığı, peri
balığı] Tabansal (demersal) olup 40-600 metrelerde
rastlanır. TL=30 cm olabilir. Balıkçılığı yoktur.
Topluluk ve sürü oluşturur. Kayalık ve kumlukta bulunur. Erkekler
dişilerden küçüktür.
CAPSIZE [alabora, alabura] Geminin yan yatarak devrilip ters
dönmesi,
altüst olması.
CAPSULE [kapsül] Canlılarda herhangi bir yapıyı içine alan
kese biçimli zar, kılıf.
CARANX
CRYSOS (BLUE RUNNER) [kral balığı] Mercan resifleriyle ilişkili
olup 0-
CARANX
HIPPOS (CREVALLE JACK) [kral
balığı] Mercan resifleriyle ilişkili okyanusgöçer
(okyanodrom) bir balıktır. TL=124 cm ve
CARANX
RHONCUS (FALSE SCAD) [kral
balığı] Taban üstünde askıda ve su kolonunda
dolaşan tabanyüzücü (bentopelajik) bir balık türü olup TL=60 cm boy
ve
CARAPAX (SHILD) [bağa, karapaks] Sırtı tamamıyla öreten
kitinden yapılmış yaprak şeklinde vücut örtüsü.
CARAPIDAE (PEARLFISHES) [iğnebalığıgiller]
Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı, Ophidiiformes takımının tropic
ve alt tropic sularda yayılan bir ailesidir. Kıta
sahanlığı yamacı ve derinde bulunurlar. Yumurtaları
ovaldir. Aile Carapus (6
tür), Onuxodon (3 tür), Echiodon (12 tür), Snyderidia (1
tür), Eurypleuron (2 tür), Encheliophis (6 tür), Pyramodon (4
tür), olmak üzere 7
cins ve 34 türü içermektedir
CARAPUS
ACUS (PEARL FISH) [inci balığı]
Göçmen olmayan
CARASSIUS AURATUS (GOLDFISH) [havuz balığı]
Nehir ve göllerde yavaş akan ya da durgun sığ suda (0-
CARBON [karbon] 1-
Devon ile Permiyen arası evre. 280-210 milyon yıl öncesi dönem.
CARBON [karbon] 2- Periyodik tablosunun 4. grubunda yer
alan element.
CARBON
CYCLE [karbon döngüsü] Karbon’un su, toprak, canlı, atmosfer
arasında dolaşması.
CARBON
DIOXIDE [karbon dioksit] Solunum sonucu canlıların
ürettiği, yanma sonucu organik maddelerden çıkan boğucu gaz (CO2).
CARBON
MONOXIDE [karbon monoksit] Organik maddelerin (örneğin kömür) tam
yanmaması sonucu oluşan, renksiz, tatsız, kokusuz zehirli bir
gaz.
CARBONIFEROUS [karbonifer] 365-290 milyon yıl önceki Palazoik dönemde bir
süreç.
CARCHARHINUS
BREVIPINNA (SPINNER SHARK) [sivriburun camgöz] 0-
CARCHARHINUS
LIMBATUS (BLACKTIP SHARK) [köpekbalığı] Etrafgöçer (amfidrom) olup
acısu ve tatlısu arasında hareket eder. Boyu TL=275 cm,
ağırlığı
CARCHARHINUS
MELANOPTERUS (BLACKTIP REEF SHARK) [siyah yüzgeçli köpek-balığı] Etrafgöçer
(amfidrom) olup acısu ve tatlısu arasında hareket eder. Boyu
TL=2 m ve ağırlığı
CARCHARHINUS
PLUMBEUS (SANDBAR SHARK) [büyükcamgöz balığı,
camgöz] Okyanusgöçerdir (okyanodromdur).
CARCHARIAS
TAURUS (SAND TIGER SHARK) [pamuk balığı]
Okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 1-
CARCHARODON
CARCHARIAS (GREAT WHITE SHARK) [canavar
balığı, karkarias, canavar, harharias balığı,
büyük beyaz köpek balığı] Mercan resifiyle
ilişkili ve okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Acısuya girer ve 0-1280
m’ler arasında yayılır. TL=7.2 m boyunda, 3.4 ton ve 36
yaşında olabilir. Balıkçılığı önemsizdir.
Oltayla avlanır. Tek ya da çift gezerler fakat 10 ve daha fazla bireyden
oluşan beslenme ve avlanma grupları da kurarlar. Yumurtalar ana karnında
döllenir. Canlı doğurucudur (ovovivipardır). Bir batında 7
yavru verir. İnsanlara saldırdığı söylenir. Balıktan
deniz kuşlarına kadar her türlü besini alır. Bilinen en büyük ve
tehlikeli yırtıcıdır. Eti, karaciğeri, derisi,
yüzgeçleri, çene ve dişleri kullanılır. Soyu tehlike
altında olan türler içerisinde durumu hassas
sınıfındadır.
CARCINOGENIC (ONCOGENIC) [kanser yapıcı] Kansere yol
açan (madde).
CARCINOLOGY
[karsinoloji] 1- Kabukluları inceleyen zooloji
bilim dalı.
CARCINOLOGY
[karsinoloji] 2- Kötü huylu urları inceleyen
tıp bilim dalı.
CARDINAL
FISH [kardinal balığı] ® Apogon imberbis.
CARDINAL WINDS [ana yön rüzgârları] Dört ana yönden (doğu,
batı kuzey, güney) esen rüzgarlara verilen ad.
CARDINALFISHES [kardinalbalığıgiller] ® Apogonidae.
CARDIUM
EDULE (COCKLES) [yürek midyesi, kalp midyesi] Genelde yaygın bilinen bir çift
kabukludur. Günümüzde
yaklaşık 200 yaşayan türü bulunmaktadır. Kabukları
kalp şeklinde ve bakışımlıdır (simetriktir).
Sifonları kısadır. Ayak kaslı olup büyüktür ve
hayvanın kısa mesafede kendisini iterek hareket etmesini sağlar.
CARETTA CARETTA (ATLANTIC
LOGGERHEAD, LOGGERHEAD SEA TURTLE) [karet
kaplumbağası, sini kaplumbağası] Sürüngenler (Reptilia)
sınıfı, kaplumbağalar (Testudines) takımı, deniz
kaplumbağasıgiller
(Cheloniidae) ailesi Caretta
cinsi ünlü bir deniz kaplumbağasıdır. Ünü son yıllarda
soyunu kurtarmak için yapılan çalışmalardan gelmektedir. Hemen
hemen bütün denizlerde bulunur. Akdeniz’in yerlisidir. Dişiler
ılıman iklim bölgesinde kumsal kesimde yuva yapar ve
yumurtalarını bırakır. Akdeniz’de Türkiye kıyılarında
insan istilasına uğramamış kumsallarada yumurtlar.
Sığ sularda ve mercan resifi kesimlerinde beslenir. Erinleri bazen
binlerce km göç edebilir. Yavrular genellikle su yüzeyinde ve yüzer nesnelerle
birlikte kalır ve derine inmez. Karet kaplumbağalarının
cinsiyetini kuluçka evresindeki sıcaklık belirler. 24-290C’de
neredeyse hepsi erkek, 30-340C’de ise neredeyse hepsi dişi
olur. Kabuk boyları
CARINA (KEEL) [omurga] Gemi
boyunca uzanan taşıyıcılarının
bağlandığı ana yapı.
CARLIN TAG [Carlin
markası] Lea markası benzeri olup balık vücudundan tek
tel yerine birbirine yapıştırılmış çift kanül
yardımıyla geçirilen çift telin sabitlenmesi şeklinde uygulanan
bir marka tipidir. ®
Lea tag (Lea
markası). ® Petersen tag (Petersen markası). ® Pop-up tag (pop-ap
marka). ® Hot branding (sıcak-dövme marka). ® Cold
branding (soğuk-dövme marka). ® Gill clamp (solungaç markası). ® Spaghaetti tag (spagetti markası). ® Visible implant tag (görünür
ekme marka). ® Visible implant
elastomer tag (görünür elastik ekme marka).
CARNIVORE [etobur, etçil, karnivor] Et ile beslenen canlı. Yaşam enerjisini
hayvansal malzemeden sağlayan.
CAROTIN [karotin] Balıkların yumurtalık, erbezi ve
karaciğerinde, diğer canlıların çeşitli kısımlarında
bulunan sarımsı, kırmızımsı ya da portakal
rengindeki taraxanthin, canthaxanthin, lutein, zeaxanthin, astaxanthin,
carotene gibi maddelerin genel adıdır. Balıklar
bu maddeleri üretemezler ve besin maddelerinden alırlar.
CARP [sazan, pullu sazan]
1- ®
Common carp.
CARP [adi sazan, pullu sazan] 2-
® Cyprinus carpio carpio.
CARP BREAM [çapak
balığı] ® Abramis brama.
CARP POX [sazan
çiçeği] ®
Cyprinid Herpes Virus-I.
CARRYING
CAPACITY [taşıma kapasitesi] 1-
Bir ekosistemin doğal özellikleri fazlaca bozulmadan meydana gelen
değişiklikleri taşıyabilme (kabul edebilme, kaldırma)
konusundaki yeteneği.
CARRYING CAPACITY [taşıma kapasitesi] 2- Çevrenin bir tür ya da tip’in biyokitlesi ya da
sayısını uzun süre sürdürebilme yeteneği. Terim aynı zamanda bir
çevrenin insan eliyle oluşturulan ya da doğal olarak oluşan
kaynağını kendi yetisi ile uzun süre sürdürmesi ile
işletilme düzeyi için de kullanılmaktadır.
CARTILAGE (CHONDRAL) [kıkırdak] Kollajen lifli ve az kalsiyum ve
fosfat tuzu içeren yarı katı, esnek, yuvarlak hücreli (chondrocytes)
bağ doku. Vücuda destek hizmeti veren bu oluşum kemik kadar
kuvvetli olmayıp hafif ve esnektir.
CARTILAGINOUS
[kıkırdaklı] ® Cartilage (kıkırdak).
CASCADE [şelale] Dere ve ırmaklardaki
çoğunlukla 1 m’den kısa, dik çöküntü. Balık çiftliklerinde suyun
havalandırılması için basamak gibi bir yükselti ve yükseklikten
havuza akıtma düzeneği.
CASPIAN
SHAD [tirsi, Hazartirsi] ® Alosa caspia.
CASPIOSOMA
CASPIUM (?) [Hazarkaya] Tabansal
(demersal) balık olup tatlısu ve acısuda 2-
CAST-NET [serpme, serpme ağı] ®
Throw net.
CATA- (prefix)
[kata-] Aşağı,
aşağı doğru, tersi. Katadrom balık (catadromous
fish)-Aşağıgöçer balık.
CATABOLISM [katabolizma] Meabolizmanın bir parçasıdır ve maddenin
parçala-narak küçük maddelere (birimlere) ayrılmasıdır. Yani canlı malzemenin bozunma ve bozulma yoluyla değerini yitirme
(artık haline gelme) olaylarının tamamıdır. Bu olay
canlı hücrenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kimyasal yoldan sağlar.
Anabolizmanın tersi olup kısaca karmaşık moleküllerin daha
küçük parçalara dönüştürülmesidir.
CATADROMOUS
[aşağıgöçer, katadrom] Aşağı doğru giden.
Yaşamlarını tatlısuda geçiren ve yumurtlamak için deniz ve
okyanuslara göçen balıklara verilen ad. Örnek; yılan
balığı (Anguilla angilla).
CATADROMOUS FISH [aşağıgöçer
balıklar, katadrom balıklar] Tatlısuda yaşam
sürecinin büyük bir kısmını geçiren ve yumurtlamak için
tuzlusu’ya (denize ya da okyanusa) göçen balıklar. Örnek; yılan
balığı (Anguilla anguilla).
CATALOGUE [katalog] Belirli bir sıraya,
sınıflandırmaya göre dizilmiş.
CATAMARAN [katamaran]
Kızak tipinde yapılmış deniz aracı.
CATCH [av] 1- Herhangi bir yöntemle elde edilen
sucul organizmaların bütünüdür.
CATCH [av] 2- Canlı ya da cansız balıkların
güverteye alınması ya da karaya çıkartılması. ® Yield (ürün, hasat).
CATCH [av] 3-
Balıkçılıkta elde edilen balıkların
ağırlık ya da sayısıdır. Bu terim avlanan ve
balıkçılar tarafından tüketilen, denize kazaen düşürülen
kısmı kapsamayabilir. Bu nedenle çoğunlukla karaya
çıkartılan av ifadesi kullanılarak
belirginleştirilmektedir.
CATCH COMPOSITION [av bileşimi, av kompozisyonu] Avdaki balıkların
türleri, yaşı, boyu, sayısı vb’ni kapsar.
CATCH CONTROL [av kontrolü] Balıkçılığı
düzenlemek için idarece konulan önlemler.
CATCH CURVE [av
eğrisi] Birbirini izleyen yaş ya da
boylardaki balık sayılarının logaritmasına ait çizge
(şekil). Yani farklı yaş gruplarındaki balık
sayısının (Nt) doğal logaritmasının
yaşa (t) karşı yerleştirilmesi ile elde edilen
şekildir. Av eğrisi, çoğunlukla toplam ölüm’ün eğrinin
azalan tarafındaki verilerden elde edilmesinde kullanılmaktadır.
CATCH LIMIT [av
sınırı] Mesleği ticari balıkçılık
olmayan (sportif amaçlı) oltacıların bir günde avlayıp
kişisel tüketimleri için saklayabilecekleri balık
sayısıdır.
CATCH PER UNIT OF EFFORT [birim av, birim çaba
başına düşen av, harcanan güç birimi başına düşen
av] 1- Harcanan güç birimi (çaba)
başına düşen av miktarıdır. Bazı koşullarda
filonun ekonomik etkinliği için de kullanılabilir.
Kısaltılmış olarak c.p.u.e ya da CPUE ya da C/E olarak da
yazılmaktadır. Son zamanlarda kısaltma olarak C/g ya da Y/g de
kullanılmaktadır. Burada C = Sayı olarak av; Y =
Ağırlık olarak av ve g = Tanımlanmış çaba birimi
yani kısaca çabadır.
CATCH PER UNIT OF EFFORT [birim av, birim çaba başına düşen av, harcanan güç birimi
başına düşen av] 2- Belirli bir araçla, belirli bir süre harcanan çaba
sonucu, avlanan balıkların ağırlığı ya da
sayısını ifade eden eski bir terimdir. Çoğunlukla
balık bolluğunun ya da biyokitlenin (artma ve azalmasının)
bir göstergesi olarak kullanılır. Azalan birim av stokta
azalmayı ifade eder.
CATCH QUOTA
[av kotası] ® Quota (kota).
CATCH RATE [av
oranı] Birim çaba başına ağırlık ya da
sayı olarak düşen avı elde etmek için harcanan zamandır.
CATCHABILITY [avlanabilirlik] 1- Av
aracının hedef türü avlama yeteneğidir.
CATCHABILITY
[avlanabilirlik] 2- Tanımlanmış bir
çabayla balık stokundan alınan küçük kısımdır. Stoktan
değişik parçalar alınıyorsa o zaman avlanabilirlik
katsayısı ya da balıkçılık gücü dikkate
alınmalıdır.
CATCHABILITY COEFFICIENT [avlanabilirlik
kasayısı] Balıkçılık
ölümünün şiddetidir. Öz olarak örneğin bir sürütme ağı
(trol) önüne çıkan bütün balıkları avlıyorsa buradaki
avlanabilirlik katsayısı q=1 yani %100’dür. Avlanabilirlik
katsayısının %100 olamayacağı bilinmesine rağmen
taranan alan yöntemiyle yapılan balık biyokitlesi tahminlerinde
genellikle ve deneye dayalı ölçüm değeri yoksa q=1 yani %100
alınır. Bu yapılan tahmini (biyokitleyi) daha az gösterir. Bu
ise yapılan tahminde daha güvenli tarafta olmayı sağlar ki model
uygulamalarında aşırı avcılığa yol
vermeyeceği için seçilebilecek en doğru yol ve
yaklaşımdır.
CATCH-AND-RELEASE [avla-sal] Oltacılıkta avlanan
balığın stoku korumak için salıverilmesi. Av
sınırının (günlük) sıfır olduğu durum.
CATCH-AT-AGE [yaşa göre av] Yaşa dayalı av da denilebilir. Avlanan tahmini
balık sayısının balık yaşına ve
avlandığı yıla ya da diğer faktörlere (araç ya da
ülkeye) göre tablosu.
CATCH-AT-LENGTH (CATCH-AT-SIZE) [boya göre av] Boya dayalı av da denilebilir. Avlanan balık
boyu sınıflarının yaşa ya da diğer faktörlere
(araç ya da ülkeye) göre tablosudur. Bir türün boya dayalı avı
balıkçılıkta (yalnız karaya çıkarılanları değil)
avlanarak öldürülen bütün balıkları kapsamalıdır.
CATCH-AT-SIZE
[boya göre av] ® Catch-at-length.
CATCH-AT-WEIGHT [ağırlığa
göre av] Ağırlığa dayalı av da
denilebilir. Avlanan tahmini balık
ağırlığının balık
ağırlığı sınıflarına ya da diğer
faktörlere (araç ya da ülkeye) göre tablosu. Bir türün
ağırlığa (ve boya) dayalı avı
balıkçılıkta (yalnız karaya çıkarılanları
değil) avlanarak öldürülen bütün balıkları kapsamalıdır.
CATCHER VESSEL [avcı bot–gemi] Aktif avcılık yapan ve
avını ana gemiye (fabrika gemiye), karaya ya da fabrikaya aktaran
gemi.
CATCHMENT AREA [drenaj alanı] Bir
ırmak ya da su kütlesinin aktığı bölge.
CATEGORY [kategori] Aynı tür ya da cinsten olan.
CATION [katyon]
Pozitif yüklü iyon (Fe2+, Na+). Elektrolizde katyonlar
katoda (-) doğru hareket eder.
CAUD(A) (TAIL) [kuyruk,
kaud(a), kavd(a)] Örnek; kaudal (kavdal) yüzgeç (caudal fin)-kuyruk
yüzgeci.
CAUDAL (TAIL) [kuyruk, kaudal] 1- Ard uç ya da uzantı. Ard’a
ait. ® Caudal fin (kuyruk yüzgeci).
CAUDAL (TAIL) [kuyruk, kaudal] 2- Kuyruk ya da kuyruğa ait.
CAUDAL ARTERY [kaudal atardamar] Sırttaki
atardamarın (aorta) kuyruğa ulaşan uzantısı.
CAUDAL FIN [kuyruk yüzgeci, kaudal (kavdal) yüzgeç] 1- Balığın ardda olan yüzgeci.
CAUDAL FIN [kuyruk yüzgeci, kaudal (kavdal) yüzgeç] 2- Omurun sonunda yer alan yüzgeç. Uropterygium olarak da
adlandırılır. Fakat Centriscidae ailesinde vücudun arka
kısmı döndüğü için kuyruk yüzgeci karın kısmında
(ventral’de) yer alır. Bazı Trachipteridae ailesi bireylerinde kuyruk
yüzgecinin üst parçası vücudun üst (sırt) kısmında olabilir
ve ayrık olan alt parça kaybolmuş olabilir. Diğer ailelerde,
örneğin Zoarcidae ve Anguillidae’de sırt, kuyruk ve
dışkıl (anal yani anüsle ilgili) yüzgeçler birleşmiş
olup ayırt edilemezler.
CAUDAL GLAND
[kaudal bez] Olgun erkek bireylerin kuyruk sapının her iki
tarafında dişileri cezbetmek için salgı ürettiği
sanılan bezler. Örnek; Glandulocaudinae ailesi.
CAUDAL NOTCH
(CAUDAL
PIT) [kuyruk çentiği] Bazı köpek balıklarının kuyruk
yüzgecinin hemen önünde olup sırt ya da karın tarafında bulunan
çentik.
CAUDAL PEDUNCLE [kuyruk sapı, pedinkül] Balığın kuyruk yüzgeci
kökü ile dışkıl (anal) yüzgeç arasındaki kısmı. ® Peduncle.
CAUDAL PIT [kuyruk çentiği] ® Caudal notch.
CAUDATUS (TAILED) [kuyruklu].
CAULIFLOWER DISEASE [karnabahar
hastalığı] Virüslerin
neden olduğu bulaşıcı bir balık
hastalığıdır. Buna limfosist (Lymphocystis)
hastalığı da denilmektedir. Çoğunlukla yılan
balığı ve bazı akvaryum balıklarının
sıkça ağız kenarlarında, seyrek olarak yüzgeç ve
derilerinde karnabahar görüntüsünde damara bağlanmış ise
pembemsi ya da kırmızı; melanocytes varsa gri-esmerden siyaha
kadar giden renkli oluşum. Ağız kenarında
aşırı gelişmesi balığın beslenmesine engel
olabilir. Tedavisi henüz bilinmemektedir.
CAULKING [kalafatlamak] Ahşap gemi ve güverte
kaplamalarının aralıklarına üstüpü
sıkıştırlıp ziftlenmesi ve bu yolla su
geçirmezliğin sağlanması.
CAULKING
IRON [kalafat demiri] Kalafat işleminde üstpünün
sıkıştırılmasında kullanılan bir tür kör
keski.
CAVE FISH [mağara
balığı] Su
kuyuları dahil yeraltı suyunda yaşayan balıklara verilen
ad. Bunun gerçek bir mağara olması gerekmez.
CAVIAR [havyar] Mersin balığı cinslerinden Acipenser ve Huso’nun hazırlanmış, tuzlu yumurtaları.
Diğer balıklardan Salmonidae, Cyclopteridae, Mugilidae aileleri
fertlerinin yumurtaları ile bazı Gadidae, Cyprinidae fertlerinin
yumurtaları da havyar olarak hazırlanmaktadır. Acipenser ve Huso cinsi dışında kalan balık
yumurta-larından hazırlanmış havyara genel olarak
yalancı havyar denmektedir.
CAVITY BROODER [çukurda kuluçkalayan] Bir çukur, mağaramsı yapı ya da
korunaklı yere yumurta bırakan balıkları belirtmek için
kullanılan terim. Yumurtalar ana-baba tarafından korunur. Örnek; sihlidgiller
(Cichlidae) ailesi.
CE (abbrev.) [denge avı] ® Equilibrium catch.
CENSUS [sayım, sayma, populason sayımı]
Sayma, sayma işlemi. ® Population census.
CENT- (prefix) [sant-] Yüz, yüzüncü. Örnek; santrimetre (centimeter) - 1/100 m.
CENTNER [zentner]
CENTRACANTHUS
CIRRUS (CURLED PICAREL) [istrangiloz] Taban üstünde askıda ve su kolonunda dolaşan
tabanyüzücü (bentopelajik) balık türü olup TL=34 cm boya ulaşabilir.
Yüzeyden
CENTRAL NERVOUS SYSTEM [merkezi sinir sistemi] Beyin ve
omurilik.
CENTRARCHIDAE [sunfishes] Işınlı-yüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfının Perciformes takımında
yer alan ailedir. Türkçede İzmarit balığıgiller ya da
istrangiloz balığıgiller olarak anılırlar. 8 cinste 27
türü barındıran tatlı, acısuda rastlanan
balıkları kapsar. Kısmen akvaryumda beslenirler.
CENTRIFUGE
[santrifüj] Askı malzemenin çökeltilmesinde merkezkaçtan
yarar-lanılan, dönme hızı yüksek alet.
CENTRISCIDAE
(RAZORFISHES, SHRIMPFISHES, SNIPEFISHES) [çullukbalığıgiller] Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii)
sınıfı, Sygnathiformes takımının bir ailesidir.
Aile Centriscinae ve Macroramphosinae alt ailelerini içine
alır. Aeoliscus, Centriscops, Centriscus, Macroramphosus,
Notopogon adlarını alan 5 cinste 13 tür yer alır. Birinci
sırt yüzgecindeki ilk ışın uzun ve sivridir. Vücut
basık, burun uzun ve dar, ağız küçüktür. Bireylerin boyları
15 cm’yi geçmez.
CENTROLOPHUS
NIGER (BLACKFISH) [kara balığı, karabalık] Derin suda
(40-
CENTROPHORUS
GRANULOSUS (GULPER
SHARK) [köpekbalığı]
Tabansaldır (demersaldır) ve 100-
CENTROPHORUS
UYATO (LITTLE GULPER SHARK)
[köpekbalığı] Tabansal olup 50-1400 m’ler
arasında derin sularda yayılır. Boyu TL=110 cm ve
ağırlığı
CEPHALIC [sefalik]
Kafaya ait kafa ile ilgili.
CEPHALIC FIN
(CEPHALIC
FLIPPER) [kafadanyüzgeç, sefalik yüzgeç] Göğüs
yüzgecinin önünde, ağız’ın iki tarafında yer alan etimsi,
kalın kulağı andıran uzantı. Örnek
Mobulidae ailesinden Mobula mobular
(kulaklı folya ya da şeytan balığı).
CEPHALIC FLIPPER [kafadanyüzgeç, sefalik
yüzgeç] ® Cephalic fin.
CEPHALIC INDEX [kafa-boy göstergesi, sefalik indeks] Kafa
uzunluğunun standard boya oranı.
CEPHALOPODA (OCTOPUSES & SQUIDS) [kafadanbacaklılar, kafadanayaklılar] Bu sınıf Nautiloidea, Ammonoidea (†), Coleoidea
ve Neocoleoidea altsınıflarını içerir. Günümüze
ulaşmış yaklaşık 650-700 türü vardır ve hepsi
denizlerde yaşarlar. Hemen hemen bütün denizlere
yayılmışlardır. Kafadan çıkan bacakları
vardır. İki yanlı (bilateral)
bakışımlıdırlar (simetriktirler) Ahtapotlarda 8 bacak
bulunur. Mürekkep balıkları 8 bacaklı 2 dokunaçlıdır.
Kamera gözlüdürler. Nautilus cinsi hariç
deri rengini kolaylıkla değiştirebilirler. Etobur (karnivor)
yırtıcıdırlar. Çift (cinsiyetli) eşeylidirler.
Döllenme hectocotylus olarak bilinen kolla olur. Kabuk içtedir. Yalnız
Nautiloidea’da kabuk dıştadır. Octopoda ve Vampyromorphida
takımlarında kabuk tamamen kaybolmuştur. Hareket su
fışkırtılarak sağlanır. Octopoda koları
üzerinde yürüyebilir. Sinir ve duyu organları gelişmiştir.
Ticari balıkçılıkları önemlidir.
CEPHALOTHORAX
[başlıgöğüs,
sefalotoraks] Akrepler (Scorpionidea),
Kabuklular (Crustacea), Örümcekle’de (Araneida) baş kısmı ile
göğüs kısmının birleşmesinden oluşan bölge.
CEPOLA
MACROPHTHALMA (RED
BANDFISH) [kurdelebalığı, flandra balığı]
Tabansal (demersal) olup 15-400 m’lerde yayılır. TL=80 cm olabilir,
balıkçılığı önemsizdir. Kumlu, çamurlu kesimde dik
oyuklarda yaşar fakat su kolonunda da yüzer. Tek ya da grup halinde
bulunurlar.
CEPOLIDAE (BAND FISHES) [kurdelebalığıgiller] Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı, levreksiler
(Perciformes) takımı, Cepolidae ailesi altında Acanthocepola,
Cepola, Owstonia, Pseudocepola ve
Sphenanthias olmak üzere 5 cinste toplam 21 tür bulunmaktadır. Atlas
Okyanusu’nun Avrupa kıyısının yerli balıkları
olup Büyük Okyanus’ta Yeni Zelanda dahil yayılmıştır.
Kumlu, çamurlu zemine kendilerini gömerler ve hayvansal planktonla beslenirler.
CERATIUM [Ceratium]
Bir dinoflagellata cinsi.
CERATOSCOPELUS
MADERENSIS (MADEIRA LANTERN FISH) [ışıldak balığı] Taban
üstünde asılı durur ve açıkta okyanusgöçerdir (okyanodromdur).
TL=9 cm civarında olabilir. 50-
CEREBELLUM (LITTLE BRAIN) [beyincik, serebellum] Küçük beyin.
CEREBRUM (BRAIN) [beyin, serebrum] Büyük beyin. Omurgalılarda kafatası içerisindeki
merkezi denetleme ve karar organı.
CERTIFICATE
OF REGISTRY [gemi
tasdiknamesi] Gemiye ait bilgilerin (adı, bayrağı,
sahibi vb) yer aldığı belge.
CETACEA (WHALES, MARINE MAMMALS) [balinalar] Suda yaşayan memeli hayvan-ların olduğu
kadar dünyada bilinen hayvanların da en büyüklerini
barındırırlar. Balinalar buradaki tanım gereği ne
Yunusbalığıgildir (Delphinidae) ne Irmakyunus-balığıgildir
(Platanistoidea) ne de Fokgildir (Phocidae). Katil balina
adıyla anılan Orca cinsi
ile Globicephala karabalina
adını alan cinsler balina olmayıp
yunusbalı-ğıdırlar. Balinalar, yunuslar vb 50 milyon
yıl önce karadan yeniden denize dönmüş canlılardır.
Balinalar dişli (Odontoceti) ve dişsizler - süzgeçliler (Mysticeti) olmak üzere iki alttakıma ayrılır. Sıcak kanlı
hayvanlardır. Akciğerle solunurlar. Ön ayakları yüzgeç
biçimindedir. Ard ayakları yoktur. Tüysüzdürler. Kalpleri 4 bölmelidir.
Harika ağlar sistemiyle donatılmış olup uzun süre su
altında kalabilir ve derine dalabilirler. Günde 8 saat uyudukları
tahmin edilmektedir. 160 dB civarında ses çıkarıp
haber-leşebilirler. Tek bebek doğururlar. Emzirme 1 yıl kadar
sürebilir. Cinsi olgunlaşma 7-10 yıl gibi geç bir süreçte olur. Çok
eşlidirler. Akılı hayvaklardır. Beyinleri cüsseleri
oranında büyüktür. Balinaların çoğunluğunun soyu tehlike
altındadır.
CETORHINUS
MAXIMUS (BASKING SHARK) [büyükcamgöz
balığı, büyük camgöz] Yüzücü
(pelajik) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Bilinen ikinci büyük
köpekbalığıdır. TL=9 m boy ve 4 ton
ağırlıkta olabilir. 0-
CHAETOGNATHA
(ARROW WORMS) [?] Denizel hayvan kabilesi.
Archisagittoidea ve Sagittoidea sınıflarını kapsar. 20
cinse dağılmış 200 türü bilinmektedir.
Yırtıcı deniz kurtları olup dünya denizlerindeki plankton
topluluklarının önemli bir parçasıdır. Vücut saydam olup
torpil şeklindedir. Boyları
CHAIN BRACKET [açı demiri] ® Board chain.
CHAIN LOCKER (BIN) [zincirlik] Teknelerin başaltında çapa zincirinin
saklandığı bölme, yer.
CHAIN MAT [zincir
gergi] Trol ağının ön
kısmına gerilen ve tabandaki balıkların ürkütülerek
ağa girmesine neden olan kalınca zincir. Bu zincire daha kısa
aralıklarla yine zincirler eklenerek gözlerde
oluşturulmaktadır.
CHAIN TOWING
[açı demiri] ® Board chain.
CHAIN TRIANGLE [açı demiri, kapı zinciri] ® Board chain. ® Towing chain.
CHAIREDDIN BARBAROSSA (BARBAROSSA) [Barbaros Hayreddin Paşa]
Osmanlılar döneminde önce korsan sonra kaptanı derya olan Türk
denizci (1467-1546). Doğum tarihi kesin değildir. Asıl adı
Hızır'dır. Yunanca,
Arapça, İtalyanca, İspanyolca ve Fransızca'yı
öğrenmiştir. Hızır Reis’in İshak, Oruç ve
İlyas adında 3 kardeşi vardır. Denizcilikle
uğraşan kardeşler zamanla korsanlığa
başladılar ve Cezayir’i üs edindiler. Cezayir’i Yavuz Sultan Selim’e
heyet göndererek Osmanlı hakimiyetine bırakmak istediğini
bildiren Hızır Reis sultan tarafından
mükafatlandırılarak Beylerbeyi yapıldı. 1533’te Kanuni
Sultan Süleyman tarafından İstanbul’a çağrılan
Hızır Reis, merasimle kaptanı deryalığa tayin edildi.
Kendisine Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hayreddin ismi verildi.
Gayrimüslim Akdeniz halkınca kızılsakal anlamına gelen
Barbarossa adıyla tanınır. 1538’de Andrea Doria yönetimindeki
600 gemilik Haçlı donanmasını Preveze önlerinde 122 kadırga
ile karşıladı ve yapılan deniz savaşını
kazandı. 1546’da İstanbul’da vefat etti.
CHALCALBURNUS
TARICHI (TAREK) [inci kefali] Alburnus tarichi olarak da bilinmektedir. Öncelikle kefal
değildir.
Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii)
sınıfına ait olup sazangiller (Cyprinidae) ailesinden Chalcalburnus
cinsi bir
balıktır. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda
yaşayan yerli türdür. Ortlama
CHALLENGER EXPEDITION [Challenger seferi, Challenger ekspedisyonu]
Oseanografinin temelini oluşturan buluşların
yapıldığı bilimsel bir deniz
çalışmasıdır. Sefer 1872-1876 yılları
arasında Kaptan Sir. G. Nares idaresinde yürütülmüş olup toplam 70
bin deniz mili kat edilmiştir. Seferde daha önce bilinmeyen 4 bin yeni tür
belirlenmiştir. Seferin adı ise seferin yapıldığı
HMS Challenger gemisinden gelmektedir.
CHANNEL [kanal] 1- Belirli süreçlerde içinden su akan
yapay ya da doğal su yolu.
CHANNEL [kanal] 2- Geniş su yolu. Örneğin
İngiliz kanalı da (
CHANNEL [kanal]
3- İki
kara parçası arasında dar uzantı.
CHARACTERISTIC SPECIES [belirteç tür] ® Indicator species.
CHASE SPAWNER [tacizen
yumurtlayıcı] Yumurtlama
esnasında erkek bireyin dişiyi takip ve taciz ettiği yumurtlama
davranışı. Örnek; Carassius
auratus.
CHAULIODUS
SLOANI (SLOANE'S VIPERFISH) [büyük-ağızlı balık, engerek balığı] Tabanyüzücü
(bentopelajik) bir türdür. Askıda ya da su kolonunda gezer. TL=40 cm
olabilir. 473-1800 metrelerde rastlanan derin deniz formudur. Gece
yüzeye yükselir, gündüz 1000 m’den daha derinde bulunur. Ortasudaki
balıklar ve kabuklularla beslenir.
CHECK RING [kesinti
halkası] Balıkların sert
aksamlarından yaş tayininde kullanılan halkalara benzeyen fakat bir
şekilde devam etmeyen halka ya da yapı.
CHEILOPOGON
HETERURUS (MEDITERRANEAN FLYINGFISH) [uçan balık] En
çok TL=40 cm olabilir. Yüzücü (pelajik) olup kıyısal ve
okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Eti leziz olmasına karşın
balıkçılığı yoktur. Balıkçılıkta
potansiyel ürün olabilir. Uzun mesafeleri uçabilir. Uçmak,
yırtıcılardan korunma şekli olarak yorumlanmaktadır.
İplikcikli yumurtaları su yüzeyini kaplar.
CHELATION [kıskaçlama, çelatlama] Akvaryum ve su arıtma tesislerinde metal
iyonlarının tutulmasında kullanılan kimyasal yöntem.
CHELIDONICHTHYS LASTOVIZA (STREAKED
GURNARD) [mazak, mazak balığı, kırlangıç]
Tabansaldır (demersaldir). 10-
CHELIDONICHTHYS LUCERNUS (TUB
GURNARD) [deniz horoz balığı, uçan balığı,
kırlangıç balığı, kırlangıç] Bugünkü
geçerli adıyla değil, daha çok Trigla
lucerna olan eski adıyla tanınmaktadır. Tabansaldir
(demersaldir). 20-
CHELIDONICHTHYS OBSCURUS (LONGFIN GURNARD) [kırlangıç, antenli kırlangıç] Sık
kullanılan bilimsel adı Aspitrigla
obscura’dır. Boyu TL=34 cm civarında olup su kolonunda
CHELON
LABROSUS (THICKLIP GREY MULLET) [kefal, top baş
kefal, mavri balığı, mavraki] Tabansal (demersal) olup tatlısu, acısu ve
denizde etrafgöçer (amfidrom) bir balıktır. TL=80 cm,
CHELONIA (SEA TURTLES) [deniz kaplumbağaları] Denizde yaşayan
kaplumbağalara verilen addır. Yakın çevremizde dört türü
vardır. Chelonia mydas –
Yeşil kaplumbağa. Eskiden çorba kaplumbağası olarak da
adlandırılırdı. Caretta
caretta – Karet kaplumbağası. Dermochlys
coriacea – Kiremitli ya da derisırtlı kaplumbağa ve dördüncüsü
ise Tryonix
triunguis Nil yumuşak kabuklu kaplumbağasısıdır. ® Chelonia mydas.
CHELONIA
MYDAS (GREEN SEA TURTLE) [yeşil kaplumbağa]
Eskiden çorba kaplumbağası olarak ta anılmıştır.
Sürüngenler (Reptilia) sınıfı, kaplumbağalar (Testudines)
takımı, deniz kaplumbağasıgiller (Cheloniidae) ailesi Chelonia cinsi bir deniz kaplumbağasıdır. Sıcak
ve ılıman iklim kuşağındaki denizlerde yaşar.
Hint okyanusunun yerlisidir. Birkaç yüz km ile birkaç bin km göç edebilir.
Atalarının yumurtladığı kumsalda yumurtlar.
CHELONIDAE [denizkaplumbağasıgiller] Denizde yaşayan
kaplumbağa ailesi.
CHEMICAL FILTRATION [kimyasal süzme, kimyasal
filtreleme] Kömür, yüzeyde tutucular, zeolit,
turba, reçine gibi maddelerden suyun süzülerek temizlenmesi.
CHEMICAL OCEANOGRAPHY [kimyasal oseanografi] Deniz ve okyanus suyunu kimyasal
özellikleri yönünden inceleyen dal.
CHEMICAL
OXYGEN DEMAND (COD) [kimyasal oksijen ihtiyaci, COD] Su
kalitesi göstergesidir. Su örneğindeki organik ve oksitlenebilir inorganik
bileşikleri yükselt-gemek için gerekli oksijen miktarıdır.
CHEMOCLINE [kemoklin] Su kolonunda suyun kimyasal
özelliklerinin (örneğin besin tuzlarının) hızlı
değiştiği geçiş tabakası.
CHEMORECEPTION [kemoresepsiyon] Kimyasalları algılama yeteneği.
CHEMOSENSOR
[kemosensor] Suda çözünmüş olup balığın tad ve
koku alma duyuları.
CHEMOSYNTHESIS [kemosentez] Bazı
bakteriler ışıksız ortamda kimyasal reaksiyonlar yoluyla
elde edilen enerjiyi kullanarak organik bileşenlerin sentezini yaparlar ki
buna kemosentez denmektedir. Örnek; nitrit ve nitrat bakterileri.
CHEMOTROPIC
[kemotropik] Kimyasal uyarıcıya yönelme.
CHEMOTYPE [kemotip] Şekilbilimsel (morpholojik) yönden ayırt
edilemeyen populasyonun kimyasal özellikleri belirlenmiş parçası.
CHESTNUT GOBY [?] ® Chromogobius quadrivittatus.
CHIEF [efendi
kaptan] İkinci kaptan ve izleyen
diğer kaptanlara hitap şekli.
CHIEF COOK [ahçıbaşı,
aşçıbaşı] Beslenme ve
mutfak işlerinden sorumlu gemi adamı.
CHIEF ENGINEER [çarkçıbaşı] Gemideki mekinelerin
işleyişinden sorumlu baş mühendis.
CHIEF SCIENTIST [başuzman] Kuruma ait ya da kiralanmış geminin
deniz çalışma programının gerçekleştirilmesinden
sorumlu kişidir. İstasyon seçimi, çalışma süresi ile neyin
ne zaman örnekleneceği ve nasıl bir çalışma düzeni
izleneceğini başuzman belirler. Alınan örneklerin hiçbir
kısmı başuzmanın oluru olmadan denize atılamaz.
CHIMAERA
MONSTROSA (RABBIT
FISH) [deniz kedisi, sıçan
balığı, tavşan balığı, fare
balığı] Tabanda ve
tabanın üstünde su kolonunda bulunan tabanyüzücü (bentopelajik) türdür.
Okyanusgöçerdir (okyanodromdur). TL=150 cm boy ve
CHIMAERAS [denizkedisigiller] ® Chimaeridae.
CHIMAERIDAE (CHIMAERAS) [denizkedisigiller] Bazı
sınıflandırma çalışmalarında denizkedisigiller
tümbaşlılar (Holocephali) alt sınıfı altında
verilmektedir. Diğer sınıflandırma sistemlerinde ise
sınıf düzeyinde değerlendirilmektedir. Denizkedi-sigiller,
kıkırdaklılar (Chondrichthyes) sınıfı,
denizkedimsiler (Chimaeriformes)
takımındaki Callorhynchidae, Chimaeridae, Rhinochimaeridae
ailelerini kapsar. Üç ailede 6 cins ve
40 tür bulunmaktadır. Atlas Okyanusu, Büyük ve Hint
Okyanus-larının tropik ve ılıman kuşağında
200 m’den daha derinde okyanus
tabanında ve üstünde yüzücü (pelajik) yaşam sürerler. Boyları 1-2 metreye ulaşabilir. Köpek
balıklarıyla akrabadırlar. Pulsuzdurlar. Sırt yüzgeçlerinin önünde ağı (zehir)
taşıyan diken bulunur. Birkaç tane olan dişlerini
değiştirmezler (monofiyodont). İç döllenmeyle
çoğalırlar. Küçük balıklar ve omurgasızlarla
beslenirler. İskeletleri kıkırdaklıdır. Türkiye
kıyılarında (Chimaera
monstrosa) türü bulunmaktadır.
CHITIN [kitin] Örtü. Bir polisakarid (C8H13O5N)n
olup nerdeyse bütün eklembacak-lıların, kabuklular ve diğer
omurgasızların dış iskeletinin ana maddesini oluştur-maktadır.
CHITONS [ilkel yumuşakçalar] Amfinöra. ®
Amphineura.
CHLOPSIS
BICOLOR (BICOLOURED FALSE MORAY) [yalancı mıgrı] Boyu TL=42 cm olabilir. Kıta
sahanlığı ve kıta yamacının üst
kısımlarında bulunur. Kendisini tabana gömer.
CHLORICITY [klorisite] Bir litre deniz suyunun 200C’deki
içerdiği halojenlerin gram cinsinden miktarıdır.
CHLORINATED
HYDROCARBONS [klorlü hidrokarbonlar] Endrin, heptaklor, aldrin, toksafen,
dieldrin, DDT, klordan ve met-oksiklor gibi yapay ağıların
(zehirlerin) genel adıdır. Bu tür yapay ağılar (zehirler)
toprakta, akarsu ve deniz dibinde uzun süre bozunmadan kalırlar.
CHLORINATION [klorlama]
Musluk ve atık sularındaki mikropların kırılması
için bu sulara klor verilmesi.
CHLORINITY [klorinite] 1- Bir kilo
deniz suyunun flor hariç içerdiği halojenlerin gram cinsinden
miktarına denir.
CHLORINITY [klorinite] 2- Bir kilogram sudaki klor, brom ve iyot
miktarlarının gram cinsinden toplamıdır. Burada brom ve
iyot iyonlarının yerine klor konulduğu kabul edilmektedir. Binde
tuzluluk (‰) = 1.80655 x Cl (‰).
CHLORO- (prefix) [yeşil, kloro-] Örnek; klorofil (chlorophyll) - yapraklardaki
yeşil renk (boya) maddesi.
CHLOROPHCEAE [Chlorophyceae] Yeşil alg türlerini barındıran
sınıf (Classis).
CHLOROPHTHALMUS
AGASSIZI (SHORTNOSE GREENEYE) [yeşilgöz balığı] Tabanda ve
tabanın üstünde ve su kolonunda
asılı olabilir ya da su kolonunda gezer. TL=40 cm olabilir. 50-1000
metrelerde rastlanan ve acısuya da giren bir derin-tabansal
(derin-demersal) balıktır. Ticari
balıkçılığı önemsizdir. Erdişilik dösterir.
Gençleri yüzücüdür (pelajiktir) ve yüzeye yakın bulunurlar. Erinler tabansaldir
(demersaldır) ve sıkça 50-1000 metreler arasında
rastlanırlar.
CHOCK [kurt ağazı] Baş ve ve kıç
omuzluklarda içinden halat geçebilecek demir yastıklar.
CHONDR [kıkırdak, kondr] Örnek; Chondrichthyes -
Kıkırdaklı balıklar.
CHONDRAL [kıkırdak]
® Cartilage.
CHONDROCRANIA
(CHONDROCRANIUM) [kondrokranya] Cyclostomata, Elasmobranchii ve Holocephali’nin
beyin ve koku alma organı bölgesi ile göz ve iç kulağını
saran kıkırdaksı iskelettir.
CHONDROCRANIUM [kondrokranya] ® Chondrocrania.
CHONDROSTEI
(STURGEONS) [Mersin-balıkları] Işınlıyüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfının
altsınıfıdır. Acipenseriformes ve Polypteriformes
takımlarını kapsar. Kısmen kemikleşme gösteren
kıkırdaklı balıkları içerir. Vücutları ya
çıplak ya da plakalarla örtülüdür. Kuyruk yüzgecinin üst kısmı
(heteroserk) ile baş kısmı uzundur. Günümüzde iki aile ile
temsil edilmektedirler (Mersin-balığıgiller, Acipenseridae ve
çokdişli Mersin-balığıgiller Polyodontidae).
CHORDA (CORDA) [sicim,
ip, korda] Sicimsi, ip.
CHORDA DORSALIS [sırt ipliği,
korda dorsalis] Balıklardan itibaren daha yüksek
düzeydeki hayvanlarda yalnız embriyon evresinde görülen sonra yerini
omurganın aldığı ince uzun kıkırdak
sertliğinde ipliğimsi yapı.
CHORDATA (CHORDATES) [kordalılar]
Kordalılar, sırtları iplikli yapıya sahip (notochord) hayvanlar
olarak bilinirler. İki yanlı (bilateral)
bakışımlıdırlar (simetriktirler). Kaslar dahil bölmeli
vüctludurlar. Kalp ve kan dolaşım sistemi ile sindirim sistemi
gelişmiştir. Kemik ya da kıkırdak iç-iskeletin varlığı
kordalıların önemli özellikleridir. Yaklaşık 45.000 türü
mevcuttur. Cephalochordata-kafatassızlar, Urochordata-tulumlular ve
Vertebrata-omurgalılar altkabilelerine ayrılırlar.
CHORDATES [kordalılar] ® Chordata.
CHOROPHYLL [klorofil] Bitkilerde bulunan yeşil renk (boya) maddesi. Fotosentez olayının
katalizatörü.
CHRISTIAN DOPPLER [Doppler] ®
Doppler.
CHROM- (prefix) [krom-] Renk. Örnek; kromatik
(chromatic)-Renklerle ilgili.
CHROMATIC
ABERRATION [kromatik aberasyon] Dalga boyu farklı ışığın ortak odak
noktasında toplanmaması yani renklerle ilgili mercek
hatası.
CHROMATOGRAPHY [kromatografi] Çözülenler
karışımınıın gözenekli-geçirgen bir ortamda
hareket
CHROMATOPHORE [renk gözesi,
kromatofor] Boya
maddesince zengin göze(ler), hücre(ler). İçinde renk maddesi
taşıyan göze (hücre). Örnek; deri ve yaprak gözeleri (hücreleri).
CHROMIS
CHROMIS (DAMSELFISH) [rahip balığı, papaz balığı] Balıkçılığı
önemsiz, göçmen olmayan bir balıktır. 2-40 m’ler arasında
bulunur. Kayalık resiflerin ve deniz çayırlarının üstünde
ya da yakınında küçük sürüler oluşturur.
CHROMOGOBIUS
QUADRIVITTATUS (CHESTNUT GOBY) [?] Boyu 7-8 cm’dir. Akdeniz ve Karadeniz’de yaşayan
tabansal (demrsal) bir balıktır. Sığ sularda,
kayaların altında saklanır. Türkçe isimi bilinmiyor.
CHROMOSOM ABERRATION [kromozom
aberasyonu] Mitoz ve mayoz bölünme sürecinde kromozom
dağılımında oluşan düzensizlik.
CHROMOSOME [kromozom]
Kalıtım bilgilerini taşıyan protein zinciri.
CHRON- (prefix) [kron-] Zaman. Örnek; kronolojik (chronological)-Zamandizinsel.
CHRYSOS (GOLDEN) [altın renkli].
CHUB
MACKEREL [kolyoz, kolyoz balığı] ® Scomber japonicus.
CHV (abbrev.) [sazan çiçeği] ®
Cyprinid Herpes Virus-I.
CICHLIDAE (CICHLIDS) [sihlidgiller] Tatlısuda
yaşarlar. Dişi balık, yavruları ya ağzında
ya da taban malzemesi içerisinde kuluçkalandırır.
Işınlıyüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı
Levreksiler (Perciformes) takımının önemli bir ailesidir ve
yaklaşık 2500 türü içine alır. Aile bireylerinin boyları
2.5 cm’den 100 cm’ye kadar değişir. Sihlidlerin bir
kısmından akvaryum balığı olarak
yararlanılırken, diğerlerinden örneğin Tilapia besin balığı olarak yararlanılmakta ve
ayrıca yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Çeşitli
besinlerden yararlanırlar. Genellikle yırtıcı-dırlar.
Pul, sünger, yüzgeç, böcek, yumuşakça, detritus, diğer türlerin yumurta
ve kurçuğu (larvası) ile genç bireylerini besin kaynağı
olarak kullanırlar.
CICHLIDS [sihlidgiller] ®
Cichlidae.
CILIA [kirpik,
sil] Göz kirpiği. ® Cilium.
CILIATA (CILIATES) [kirpikliler] Çoğu karmaşık birgözeli
(birhücreli) canlı olup vücutlarında kirpiğimsi, kısa,
sık tüyler taşırlar. Kirpiklerin hareketi canlının pervane
gibi dönerek suda ilerlemesini sağlar. Kirpikler aynı zamanda besin
maddelerinin ağza yönlendirilmesinde de kullanılır. Kabaca 7.000
türü bilinmektedir. Bazıları
CILIATES [kirpikliler] ® Ciliata.
CILICIA [Çukurova, Kılikya] Kelime Yunanca olup eski
çağlarda bugün Çukurova olarak bilinen bölge için
kullanılmakyaydı. Çoğu kez bu adla Türkiye’nin bugünkü
güneydoğu kıyılarındaki politik birim belirtilmekteydi.
CILICIAN BASIN [Çukurova Baseni, Kılikya Baseni]
Klikya adı eskiden günümüz Türkiye’sinin
Adana Çukurova bölgesini belirtmede kullanılmaktaydı. Günümüzde
ülkemizin Akdeniz kıyısının doğu kesiminin yani
Anamur-Kıbrıs-Akıncı Burnu (Samandağ) arasındaki
denizel kısmın belirtilmesinde kullanılmaktadır.
CILIUM (CILIA) [kirpik, sil] Titreyebilen ya da kırbaç gibi hareket ettirilebilen daha çok
birgözelilerde rastlanan ve hareket etmeye yarıyan tüysü yapı.
CIRCADIAN [gündevir,
sirkadyan] Günlük dizemli (ritmik) dönüş. 24 saatlik biyolojik
olaylar.
CIRCALITTORAL
[sirkalittoral] Altlittoral
(sublittoral) bölgenin 100-
CIRCULAR POND [yuvarlak havuz] Merkezinde boşaltma tertibatı olan ve
içerisinde dairesel akıntı oluşturulabilen ve balık
yetiştiriciliğinde kullanılan yapay havuz.
CIRCULATION [deveran,
sirkülasyon] 1-
Oldukça geniş alan ve uzun mesafeyi kat eden su akıntıları.
Örnek; Karadeniz’i kıyı boyunca dolaşan akıntı.
CIRCULATION [deveran, sirkülasyon] 2- Dolaşım. Başladığı
yere dönen hareket. Örnek; kanın
damarlardaki hereketi ile denizlerde suların dönen akıntı
hareketi.
CIRCUM- (prefix)
[sirkum-, solanan] Etrafını,
çevresini, saran, dolanan. Örnek; sirkumpolar canlılar (circumpolar
organisms) – dolaykutupsal canlılar, kutupsal kuşakta yaşayan
canlılar.
CIRCUMPOLAR
[dolaykutupsal] Kutup
etrafında az ya da çok düzenli dağılım gösteren
canlılar.
CIRCUMTANCES [durumlar] Canlıya etki edebilen ya da etmeyen ve
canlının çevresinin tamamını oluşturan parçalar.
Koşulların tersi.
CIRCUMTROPICAL [dolaytropikal] Tropik
kuşakta az ya da çok düzenli dağılım gösteren organizmalar.
CITHARUS
LINGUATULA (ATLANTIC SPOTTED FLOUNDER) [kocaağızpisi, iripulpisi
balığı, kanca ağız pisi balığı,
kancaağız pisi balığı] Tabansal
(demersal) balık olup yüzeyden
CIRCULATION
[deveran] Oldukça
geniş alan ve uzun mesafeyi kat eden su akıntıları. Örnek;
Karadeniz’i kıyı boyunca dolaşan akıntı.
CLADUS [dal,
kladus] Canlıların
sınıflandırılmasında sınıfın üstünde
filumun altında yer alan grup.
CLARIIDAE (AIRBREATHING CATFISHES) [?] Silluriformes (yayınsılar) takımından hava soluyan
yayıngiller ailesidir. Birkaç saat su dışında kalabilirler.
13 cins ve 100 kadar türü vardır. Yalnız tatlısuda bulunurlar.
Mezopotamya ve Filipinler’den Java’ya kadar yayılırlar. Sırt
yüzgeçleri aralıklı ve kuyruğa kadar uzanır. 4 çift
sakalları vardır. Bazı türleri kısa mesafeleri yürüyebilir.
Diğer bazıları kendisini tabana gömer. Hava solumasını
solungaç yayları ve labrent organıyla yaparlar.
CLASS (CLASSIS) [sınıf] 1- Canlıların
sınıflandırılmasında takımların
birleştiril-mesiyle oluşturulan gruba verilen ad.
CLASS (CLASSIS) [sınıf] 2- Canlıları
sınıflandırılmasında takım’ın üstünde ve
kol’un altında yer alan grup.
CLASSICAL [klasik]
Eskiye (çok eskiye) ait olan.
CLASSIFICATION [sınıflandırma] Organizmaların
sıradüzenli – hiyerarşik gruplan-dırılması ya da bu
işlemin kendisi.
CLASSIS [sınıf] ® Class.
CLAY [kil]
Büyüklüğü 0.2 mm’den küçük tortul (sediman) malzemesi.
CLEAN TIDY [neta, nete] Denizcilikte tehlikesiz, güvenli
anlamında iletişim sözü.
CLEAR [açık] Bulutsuz gökyüzü.
CLEAR WATER [berrak
su] İçerisinde askı yükün çok az,
ışık geçirgenliğinin yüksek olduğu su.
CLEAR WATER METHOD [berrak su yöntemi] Balık larvalarının kültüründe, besinin bir
başka tank ya da kapta kültürünün yapıldığı ve bununla
zaman zaman asıl balık larvalarının beslendiği kültür
yöntemi.
CLIMATE [iklim] Bir yer ya da bölgenin uzun süreli ortalama meteoroloji
olaylarının bütünü.
CLIMATOLOGY [iklimbilim,
klimatoloji].
CLINE [arı balığı] ® Clinitrachus argentatus.
CLINITRACHUS
ARGENTATUS (CLINE) [arı balığı] Sığ sulardaki sık
algler arasında yaşar. TL=10 cm olur.
CLOACA [dışkılık, kloak] 1- Omurgasızlar ve memeliler hariç omurgalılarda vücut
dışına atılacak malzeme kanallarının
açıldığı ortak oda.
CLOACA [dışkılık,
kloak] 2- Elasmobranchii ve Acipenseridae ailelerinde ürogenital
(üreme ve boşaltımla ilgili) kanalların
açıldığı yer.
CLOACAL APERTURE [kloak
açıklığı] Kloak’ın
açıldığı yer.
CLONE [klon]
Aynı genetik yapıda (tek ebeveynden) olan soy.
CLOSED AREA [kapalı
alan] Mevsim, üreme dönemi, genç
kuşağıın korunması amacıyla geçici olarak
balıkçılığın yasak olduğu yer.
CLOSED AREA FOR FISHING [balıkçılığa kapalı alan] Belirli aletlerle balıkçılığın
yasaklandığı avcılık alanı ya da bunun bir
parçasıdır. Alanın
kapatılması stok ya da stok’un bileşenlerinin (yumurtlayanlar,
genç bireyler) korunması amacıyla uygulan-makta olup yasaklama
mevsimsel olabileceği gibi sürekli de olabilir.
CLOSED CONTAINMENT SYSTEM [tam kapalı sistem] Karada
ya da denizde kurulmuş balık artığı ve
kaçağının olamayacağı, oluşan atıkların
işlenerek arındırıldığı özelde balık ve
genelde sucul canlı kültürü.
CLOSED SEA [kapalı
deniz] Okyanus ya da denizin ulusal hükümranlık
alanına giren kısmı. Açık deniz’in (open sea) tersi.
CLOSED SEASON
[kapalı mevsim, kapalı sezon] Belirli bir zaman süresince, belirli yer ya da tür için
balıkçılığın yasak olması. Çoğunlukla
yumurtlayan ana-baba ya da genç balıkların korunması için
uygulanmaktadır.
CLOSED SYSTEM [kapalı sistem] Dışındaki nesne ve maddeyle ilişkisi
olmayan sistem.
CLOSED WATERS [kapalı sular] Balıkçılığa
yasaklanmış sular.
CLOSED-CYCLE SYSTEM [kapalıdöngü sistemi] Kullanılan suyun
atılmayıp arındırılarak yeniden
kullanıldığı sucul kültür.
CLUPEA HARENGUS (ATLANTIC HERRING,
HERRING) [ringa] Clupeidae ailesi bireyi.
Tabanpelajik (bentopelajik), sürü oluşturan okyanusgöçer (okyanodrom)
balıktır. Acı suya girebilir. Ticari önemi yüksektir.
Farklı şekilde işlenerek pazarlanır. Hayvansal plankton ile
beslenir. Kuzey Atlas Okyanusu ve yan denizleri ile Baltık Denizi’nde
birçok ırk şeklinde yayılmıştır. 11 yıla
kadar yaşar,
CLUPEIDAE (HERRINGS) [hamsigiller] Tatlısu, acısu ve denize girenleri vardır.
Clupeiformes takımının, Clupeidae ailesinde Dussumieriinae, Clupeinae, Alosinae,
Pellonulinae, Dorosomatinae olmak üzere 5 altaileyi barındırır.
Bunlarda ise 66 cins ve 216 tür yer almaktadır. Çoğunluğu
önemli balıkçılık kaynağıdır. Bu türler
içerisinde en yaygın bilinenleri ringa balığı Cupea harengus ile Sardina pilchardus – sardalyadır.
CLUPEONELLA
CULTRIVENTRIS (BLACK SEA SPRAT) [sardalya balığı, tülka, kilka balığı,
tirsi, flisa balığı] Yüzücü (pelajik) ve yukarıgöçer
(anadrom) olup 0-10 m’lerde bulunur. Balıkçılığı çok
önemlidir. TL=15 cm boy ve 5 yıla kadar yaşar. Temelde acısu
formudur fakat 34 ppt tuzluluğa kadar dayanır. Beslenme ve
yumurtalama göçü yapar. İki alt türü olduğu belirtilmektedir.
Karadeniz ve Azov Denizinde Clupeonella cultriventris cultriventris
(Nordmann, 1840) ve Clupeonella cultriventris caspia (Svetovidov, 1941)
Hazar Denizi’ndeki alt türlerdir.
CLUSTER [küme] 1- Bir populasyon ya da birkaç balık sürüsünün geçici
bir gup oluşturması.
CLUSTER [küme] 2- Birbiriyle
gerçekten ya da soyut olarak ilintili, bağlı nesneler.
CLUSTER ANALYSIS [küme çözümlemesi, küme analizi] Benzerlik ya
da mesafe temelinde organiz-maların
gruplandırıldığı yöntem.
CNIDARIA (?) [knidliler] Deniz ısırganları.
Çokgözeliler’in (çokhücrelilerin) alt bölümünün bir kabilesidir. Kabile
Anthozoa (mercanlar ve deniz şakayıkları) Cubozoa
(ağılı medüzler), Hydrozoa
(hidra ve polipler) ile Scyphozoa (gerçek medüzler)
sınıflarını kapsamaktadır. Yaklaşık 11.000
türü olan basit hayvanlardır. Adları taşıdıkları,
ısırgan gibi yakıcı gözelerinden (hücrelerinden)
gelmektedir. Önceleri bu kabile sölentereler olarak anılmaktaydı.
Sölentereler altında taraklıların da (Ctenophora) yer
alması bu adın terk edilmesine neden olmuştur. Knidlilerin
yaşam döngüleri görece sabit polip ve yüzücü medüz evrelerini içerir.
Beslenme dokunaçlara (tentakül) çarpan besininin yakalanmasıyla olur. Bir
kısmı ortakyaşar (sembiyoz). Üreme eşeyli (cinsiyetli) ya
da eşeysiz (cinsiyetsiz) olur. Eşeysiz çoğalma tomurcuklanmayla
olur. Tomurcuk gövdeden kopmazsa koloni oluşur. Eşeyli çoğalmada
zigottan planula kurtçuğu (larvası) oluşur. Yüzücü
(pelajik) planula uygun yere yapışır ve bundan da polip
gelişir. Scyphozoa ve Cubozoa sınıfında polipten medüz
evresi gelişir. Diğerlerinde medüz evresi bulunmaz. Knidlilerin
özellikle ağılı (zehirli) olanları insanlar için de
tehlikelidir.
CNIDOBLAST
[yakıcı
göze, yakıcı hücre, knidoblast] Knidlilerde (Cnidaria)
zıpkın yapılı, kamçılı olup ağı (zehir)
taşıyan, avlama ve korunma amaçlı kullanılan göze (hücre).
CNIDOCYL [knidosil] Yakıcı gözedeki (hücredeki) algılama (duyarga) ucu,
çıkıntısı.
CO- (önek)
[ko-] Eş. Koenzim (coenzyme)-Eş
zamanlı etkin enzim.
COACH WHIPPING [façunalık] Façuna işleminde (sarmada)
kullanılan malzeme.
COAGULANT [topaklayıcı,
koagulan] Akvaryum suyunun temizlenmesinde
askıdaki parçacıkların yapışıp büyümesini ve
filtrede tutulmasını sağlayan kimyasal.
COAGULATION [topaklanma]
Çözünmüş ya da kolloidal maddelerin biribirine tutunarak çökelebilen hale
dönüşmesi.
COARSE SEDIMENT [kaba çökel, kaba sediman] Parçacık
boyu 2 mm’den daha büyük kum, çakıl, taş ve taş parçası
gibi çöken maddeler.
COAST [kıyı]
Karasal ve sucul çevrenin çakışma sınırı.
COASTAL FISHERY [kıyı balıkçılığı] Yakın
kıyı bölgesinde yapılan mesleki balıkçılık.
COASTAL PELAGIC [kıyısal yüzücü,
kıyısal pelajik] Gerçekten açıkdeniz
balığı olmayıp kıyı boyunca göç eden
açıkdeniz balığı.
COASTAL ZONE
[kıyı bölgesi] Münhasır ekonomik bölgenin denize doğru 200
deniz mili açığa kadar uzandığı kuşak.
COASTAL
ZONE MANAGEMENT [kıyı bölgesi yönetimi] Kıyısal (kara ve su)
kesimden bir bütünlük içerisinde yararlanma yönetimi, idaresi.
COASTLINE [kıyı
çizgisi] Karanın denize doğru uzanan
sınırı. Genellikle
gel (med) sınırına eşittir.
COCCOLITH [kokolit] Tek gözeli (hücreli) kokolitoforların (örneğin
bir alg olan Emiliania huxleyi’inin)
CaCO3’tan oluşan bireysel delikli plakaları olup deniz
tabanındaki tebeşir tortulların oluşmasına neden
olmuştur.
COCKLES [yürek midyesi, kalp midyesi] ® Cardium edule.
COD
(abbrev.) [kimyasal oksijen ihtiyacı] 1- ® Chemical Oxygen Demand.
COD [morina] 2- ® Gadus morhua.
COD END COVER
(TROUSER
CODEND) [koruyucu torba] Trol ağının dar gözlü torba
kısmının sert tabanda aşınmasını ve yırtılmasını
önlemek için kullanılan ikinci yani üstüne geçirilen geniş gözlü ve
dayanıklı koruyucu ağ torba.
COD LIKES [dikensizler] ®
Gadiformes. ® Anacanthini.
COD-END (BAG, POKET) [torba] Asıl seçiciliğin oluştuğu trol
ağının en sondaki (torba) kısmı.
CODEND COVER [torba örtüsü] Trol ağı seçicilik deneyinde,
seçiciliği belirlenecek ağın torbasının üstüne
geçirilen dar gözlü ve daha büyük ve bol ikinci ağ.
CODEND LASHING [uçkur] ® Codline.
CODLINE (CODEND LASHING) [uçkur] Trol
torbasının son kısmınının (torbanın
büzelerek) bağlanmasında kullanılan yumuşak halat.
COEFFICIENT OF DECREASE [azalma katsayısı] ® Instantaneous
rate of mortality (anlık (toplam) ölüm oranı).
COEL [söl]
İçi boş, boşluk. Örnek; selenteron (coelenteron)-selenterelerin
vücut boşluğu.
COELENTERATA (COELENTERATES) [sölentereler] Knidliler (Cnidaria) ve Taraklılar (Ctenophora) olmak üzere iki
hayvan kabilesini içermektedir. Vücut boşluklu hayvanlar olup iç ve
dış olmak üzere iki göze (hücre) tabakasıyla basit doku
organizasyonuna sahiptirler.
COELENTERATES [sölentereler] ® Coelenterata.
COELOM (BODY CAVITY, ABDOMINAL
CAVITY, GUT CAVITY) [karın boşluğu, solöm] 1- Vücudun karaciğer, böbrek, üreme
gibi iç organlarını
barındıran kısmı.
COELOM (PERIVISCERAL CAVITY) [karın
boşluğu, sölom] 2- Ana vücut boşluğu. ® Karın
boşluğu.
COELOM [sölom] 3- İç organları içine alan ikincil
vücut boşluğu.
COELOMATA [sölomlular]
Vücut boşluğu olan hayvanlar.
COELORHYNCHUS
COELORHYNCHUS (HOLLOWSNOUT
GRENADIER) [boş-burun, fare balığı] Taban
üstünde ve su kolonunda gezer (bentopelajiktir) fakat göçmen değildir.
90-1250 metrelerde rastlanır. Çoğunlukla 200-500 m’lerde bulunur.
Balıkçılığı önemsizdir.
COENO- (prefix)
[söno-] Eş. Örnek; sönosit (coenosite)-diğer
organizmalarla aynı besini paylaşan.
COENOSPECIES
[sönotür]
Birbirleriyle çoğalma yeteneği olan melez veren bitki türleri.
COHORT
[tertip, tabur, yıllık
sınıfı] 1- Buna tertip
de denmekte olup aynı yıl doğan balıkları ifade eder.
Örneğin 2004 yılı tertibi lagos balıkları 2004
yılında yumurtadan çıkmış (doğmuş !) bütün
lagos balıklarını kapsar. Bu balıklar 2005
yılında 1 yaşında olurlar. Stoklar bazen çok az bazen çok
yüksek sayıda tertip verirler. Bu durum izleyen yıllardaki stok
bolluğunun belirlenmesinde önemli bir yer tutar.
COHORT [tertip, tabur, yıllık sınıfı]
2- Aynı
yaşta olan, populasyona (stok’a) aynı zamanda katılan bireylerin
oluşturduğu grup.
COHORT [tertip, tabur, yıllık sınıfı] 3- Bir
yıllığa ait olup (aynı yaş grubunda olan ve) ortak
istatistik niteliğe sahip bireyler.
COHORT ANALYSIS [tertip çözümlemesi,
tertip analizi, kohort analizi] Bir sanal populasyon çözümlemesi (analizi) yöntemidir. Bir
yıllıktan (aynı tertipten) avlanan balık
miktarının tam olarak bilindiği var sayılarak stoktaki en
yaşlı balıkların (en yaşlı yaş grubundaki)
ölüm oranı ve sayılarından hareket edilmek suretiyle
yukarından -en yaşlıdan en gencine doğru
kayıpların eklenmesi suretiyle denizde olması gereken balık
sayılarının tahmin edilmesidir.
COIL [roda] ® Rope coil.
COLD BLOODED [soğuk kanlı, poikiloterm] Vücut sıcaklıkları
ortam sıcaklığıyla değişen (ortam sıcaklığıyla
neredeyse aynı olan canlılar). Örnek; gerçek
balıklar, sürüngenler vs. ® Cold blooded (soğuk kanlı).
COLD BRANDING
[soğuk-dövme marka] Soğuk
nesne ile yakarak işaretleme. ® Carlin tag (Carlin markası). ® Carlin tag
(Carlin markası) ®
Lea tag (Lea
markası). ® Petersen tag (Petersen markası). ® Pop-up tag (pop-ap
marka). ® Hot branding (sıcak-dövme marka). ® Gill clamp (solungaç markası). ® Spaghaetti tag (spagetti markası). ® Visible implant tag (görünür
ekme marka). ® Visible implant
elastomer tag (görünür elastik ekme marka).
COLD RESISTANCE [soğuğa
dayanıklı] Sıfır (
COLD SMOKING [soğuk tütsüleme] Proteinlerin pişirilmemesi için
balıkların 330C’den düşük sıcaklıkta
tütsülenmesi.
COLD WATER [soğuk
su] Yazın sıcaklığı 200C’yi
geçmeyen su kütlesi.
COLD WATER DISEASE [soğuk su
hastalığı]
® Peduncle disease (kuyruk sapı
hastalığı.
COLD-BLOODED
[soğuk kanlı, ektoterm] ® Ectotherm.
COLD-KILL [soğuktan
ölüm] Sıcaklığın ani düşmesi sonucu
deniz balıklarında görülen ölüm.
COLD-SMOKED
[soğuk tütsülenmiş] Düşük sıcaklıkta hafif tütsülenmiş
balık. Bunlar pişirilerek yenmelidir.
COLD-WATER FISH [soğuk su balığı]
COLDWATER VIBRIO [soğuk su vibriyo’su] Atlantik som balığında görülen ve Vibrio
türlerinin neden olduğu hastalık. Vibrio 100C’den
daha düşük sıcaklıklarda aktif olup vücutta
kırmızı bantlarla birlikte yüzgeçlerin çürüyüp düşmesine
yol açar. ® Vibrio (vibriyo).
COLIFORM
BACTERIA [dışkı organizmaları, koliform bakteriler].
COLLAPSE [çökme] Balık bolluğunun (hasadın -ürünün yani
karaya çıkarılan avın) balıkçılık ya da
diğer etkenler nedeniyle aniden azalması ve çok düşük (eski
değerler karşısında önemsiz kalacak) düzeye inmesidir.
Çökme terimi yanlış olarak aşırı
avcılığı belirtmek için de kullanılabilmektedir.
COLLECTION [kolleksiyon] Gösteri ya da bilimsel amaçlı
olarak bir balığın koruyucular içerisinde saklanması, depolanması.
COLLECTOR [kollektör]
Herhangi bir malzemeyi toplamaya yarayan aygıt.
COLLOIDS [kolloidler]
Genellikle sıvılarda asılı olup büyüklüğü 10-1000
angstrom arasında değişen, çok küçük parçacıklar. 1 Å = 10
COLONISATION
[yurtlanma, kolonizasyon] Daha önce o alan ve bölgede bulunmayan bir türün o
bölgeye yerleşerek üreyebilmesidir.
COLONY [koloni]
Türün yaşama şansını artırmak için bireylerin
birliktelik oluşturmasıdır.
COLORIMETER [renkölçer, kolorimetre].
COMB JELLIES
[taraklılar, kteneforlar] ® Ctenophora.
COMBER [deniz hani
balığı, asıl hani, hani, asılhani
balığı, hanoz] ® Serranus cabrilla.
COMBINATION VESSEL [çok amaçlı av
aracı] ® Multipurpose vessel.
COMBTOOTH
BLENNIES [horozbinagiller] ® Blenniidae.
COMMENSAL [komenzal] Aynı
besinle beslenen.
COMMENSALISM [besin
ortakcılığı, ortakçılık, komenzalizm] 1- Birinin yararına diğerinin zarar görmediği
ilişki. Örnek, deniz şakayıkı (Anemonia)-balık
birlikteliği.
COMMENSALISM
[besin ortakçılığı, ortakçılık,
komenzalizm] 2- Türlerden birinin yararlandığı
diğerinin ne zarar ne de yarar gördüğü-etkilenmediği ilişki
(+ 0). Örnek; köpek balığına yapışıp kendisini
taşıttıran yapışkan ya da vantuz balığı
(Echeneis remora). Bir diğer
örnek ise Eupagurus cinslerinin
boş, ölmüş karındanbacaklı (Gastropoda)
kabuklarını korunak olarak kullanmasıdır.
COMMERCIAL CATCH [ticari av] Mesleki (ticari) avcılık
ile elde edilen, avlanan balıklar.
COMMERCIAL FISH CULTURE [ticari balık
kültürü] Ticari gelir (kâr) sağlamak için
yapılan balık kültürü.
COMMERCIAL FISHERY [ticari balıkçılık] Mesleki
balıkçılıkta denir. Bir ya da birden çok balık türünü gelir
elde etmek amacıyla avlayıp alıcılara satma faaliyeti.
COMMERCIAL SIZE [ticari boy] Balıkçılıkta
avlanabilecek en küçük balık boyu.
COMMERCIAL STOCK [ticari stok] Balıkçılığın
potansiyel olarak avlayabileceği stokun parçası
COMMON ATLANTIC GRENADIER [fare
balığı] ® Nezumia aequalis.
COMMON
CARP (CARP)
[sazan, pullu sazan, adi
sazan] Tatlısuda
yaşayan, çoğunluk tarafından da bilinen Cyprinidae (sazangilller)
ailesinden olup yapay olarak da üretilen bol kılçıklı bir
tatlısu balığı. ® Cyprinus carpio carpio.
COMMON DENTEX [sinagrit] ® Dentex dentex.
COMMON DOLPHINFISH [lambuga, yaldızlıuskumruazmanı balığı] ® Coryphaena hippurus.
COMMON
EAGLE RAY [fulya, fulya balığı,
folya, denizkartalı balığı, çuçuna, çuçuna
balığı, çoçona] ®
Myliobatis aquila.
COMMON FISHERIES [ortak
balıkçılık] Herhangi
bir devlete ait olmayan balıkçılık.
COMMON FISHERY POLICY (CFP) [Ortak
Balıkçılık Politikası] ® EU-Common Fisheries
Policy (AB-Ortak
Balıkçılık Politikası).
COMMON
GUITARFISH [iğnelikeler, uzunkeler
balığı, kemane, kemane balığı] ® Rhinobatos rhinobatos.
COMMON JELLYFISH [deniz anası] ® Aurelia aurita.
COMMON MORA [?] ® Mora moro.
COMMON NAME [yerel ad, yerel isim, lakap] Bir yöreden, dil ya da
ağızdan diğerine değişebilen balık adı. ® Trivial name. ®
Nomen
triviale.
COMMON
PANDORA [mercan, kırma, mercan
balığı, kırma mercan] ® Pagellus
erythrinus.
COMMON PRAWN
[küçük karides, teke] ® Palaemon serratus.
COMMON PROPERTY RESOURCE [topluma ait kaynak] Topluma ait olup hükümet
tarafından denetlenen balıkçılık kaynağı. Serbest
kullanma hakkı (open access) anlamını taşımaz.
COMMON
REMORA [yapışkan, yapışan balığı, klavuz
balığı, vantuz balığı] ® Remora remora.
COMMON
SAWFISH [testere balığı] ® Pristis pristis.
COMMON SEA JELLY [deniz anası] ® Aurelia aurita.
COMMON SEA PEN [deniztüyü, kürdan]
Pennatulidae ailesinden bir hayvandır. Bazen kürdan olarak da
adlandırlmaktadır.
COMMON
SEABREAM [mercan, mercan fangri,
sinagrit, trança balığı, fangri, mercan balığı] ® Pagrus pagrus.
COMMON SHRIMP [çalı karidesi] ® Crangon crangon.
COMMON SOLE [dil
balığı] ® Solea
solea.
COMMON STARFISH [deniz
yıldızı] ® Starfish.
COMMON STINGRAY [denizkedisi, kazık
kuyruklu balığı, dikenli uyuşturan balığı,
iğnelivatoz, rina] ® Dasyatis pastinaca.
COMMON
TORPEDO [uyuşturan, beneklielektrik balığı, büyükuyuşturan
balığı, elektrik balığı, çarpan] ® Torpedo torpedo.
COMMON
TWO-BANDED SEABREAM [karagöz balığı,
karagöz, baltabaşkaragöz balığı] ® Diplodus vulgaris.
COMMUNITY [topluluk, komünite] Çeşitli organizmaların
belirli bir ortam ve zaman ile farklı beslenme basamaklarındaki
yaşam birlikteliği. ® Biocoenosis (biyosönoz).
COMMUNITY ANALYSIS [topluluk çözümlemesi,
komünite analizi] Belirli bir yaşamalandaki canlıların
yaşam birlikteliği topluluk olarak tanımlanmaktadır. ® Community-topluluk.
Bu topluluklar öncelikle 2 gruba ayrılmaktadır. Bunlar ana (major)
topluluk ve küçük (minor) topluluklardır. Toplulukların çözümlemesi
bazı göstergelerin kullanılmasıyla yapılmaktadır.
Gösterge kullanımı uzun süreçli tür tayinlerini gerektirmemektedir ve
bu nedenle de hızlı bilgi verirler. Topluluk çözümlemelerinde
kullanılan belli başlı göstergeler şunlardır: i) ® Index of dominance (Baskınlık göstergesi), ii)
® Index of similarity (Benzerlik
göstergesi), iii) ®
Index of species diversity (Tür çeşitliliği
göstergesi).
COMPARISON EXPERIMENT [karşılaştırma
deneyi] Balıkçılıktaki bir zaman serisi
çalışmasının bir kısmı (a) teknesi ve bir
diğer kısmı herhangi bir (b) teknesi ile yapılmış
ise o zaman teknelerin avlama güçlerinin farklılığını
içeren bu verilerin tekdüze (standart) hale getirilmesi gerekmektedir. Bunun
için her iki teknenin istenen istatistiki güvenirliği verecek sayıda
aynı av alanı ve aynı anda (zaman) paralel avcılık
yapmaları ve bu deney sonucunda elde edilen verilerin teknelerden hangisi
ile gelecekte de çalışılacak ise ona göre düzeltilmelerini
sağlayan zorunlu (bir) çalışmadır.
COMPARISON FISHERY [karşılaştırma balıkçılığı] ® Comparison experiment (karşılaştırma
deneyi).
COMPASS [pusula] Seyir yönünü belirlemede kullanılan alet.
COMPENSATION
[karşılayıcı,
kompenzasyon].
COMPENSATION DEPTH [karşılayıcı derinlik, kompenzasyon derinliği] Fotosentez
ile üretilen oksijenin solunum ile tüketilen oksijene eşit olduğu
derinliktir. Bu derinlik genellikle gelen ışığın
%1’inin bulunduğu derinliğe denk düşer. Karşılama
derinliği, ışıklı tabakanın alt
sınırı olup bunun altında net bitkisel plankton üretimi
yoktur.
COMPENSATORY [karşılayıcı] Populasyonun,
bir faktörün etkisini başka bir faktörü zorunlu değiştirerek
karşılama ve dengeleme mekanizması. Örnek; azalan stok
sıklığının artan yumurta üretimiyle (erken cinsi
olgunlaşma ile) karşılanarak etksinin azaltılmaya
çalışılması.
COMPENSATORY GROWTH [karşılayıcı büyüme] Populasyon
büyüklüğünün belirli bir seviyenin altına düşmesi halinde
balıkların büyüme oranlarında gösterdikleri
artıştır. Bu seyrelmiş stokta besin
yarışının daha az olmasından kaynaklanabilir.
COMPETITION
[yarış] 2- Doğrudan müdahale. Her iki türün de olumsuz
etkilendiği-zarar gördüğü ilişki (- -). Örnek; Eupomacentrus planifrons yaşadığı
yeri hemcinslerine karşı koruma ve tecavüzü önleme
davranışı göstermektedir. Bu davranış, doğrudan
müdahale ve saldırganlık şeklinde oluşan bir
yarıştır.
COMPETITION
[yarış] 3- Dolaylı müdahale. Besin kaynağının
kıtlığı ve her iki türün de zarar gördüğü-olumsuz
etkilendiği ilişki (- -).
Örnek; kıyıdan açığa doğru gel-git ve dalga etkisi
altındaki taşlık kayalık kesimin orta kısmında
yer alan iri Balanus balanoides ile
üst kısımda yer alan cüce Chthamalus
stellatus’un oluşturduğu kuşak bu iki türün birbirleriyle
besin için yarıştığı dolaylı bir müdahale yarışıdır.
COMPETITION [yarış] 4- Aynı alan ve kaynağı
kullanan, aynı ya da farklı türden iki ya da daha çok
organizmanın birbirileriyle zararlı (- -) etkileşimidir. Bu
tanıma yırtıcı davranışı (yeme/yenme) dahil
değildir.
COMPETITION INDEX [yarış göstergesi] Akvakültürde birden çok türün
birarada yetiştirilmesi halinde üründeki değişikliklerin
göstergesi.
COMPETITIVE EXCLUSION [yarıştan atılan] Benzer gereksinimi olan ve
sınırlı kaynağı kullanan iki tür birarada
yaşayamazlar. Bunlardan biri (daha zayıf olan) yarışı
yitirir ve atılır.
COMPETITIVE TOTAL ALLOWABLE CATCH [izin verilebilir
yarışçı av] Avlayanlara,
kısmi miktarın avlanma hakkının verilmediği, buna
karşın balıkçılığa katılanların tümünün
av miktarlarının toplamının TAC (Total Allovable Catch)
geçmediği toplam avdır.
COMPLEMENTAL MALE [cüce-erkek] Genellikle yozlaşmış (dejenere) olup
dişi üzerine yapışmış olarak yaşayan küçük erkek.
Nadiren parazit erkek olarak da anılmaktadır. Bazı Ceratiidae bireylerinde görülmektedir.
COMPLETE DIET [tambesin] Akvakültürde balığın
gereksindiği bütün besleyicileri içeren yem.
COMPLETE REGENERATION [tam-yenilenme] ® Regeneration (yenilenme).
COMPLEX [karmaşık, kompleks] Düzgün bir şekilde,
birleşmiş, birbine bağlı ve ilintili basit parçalardan
oluşan yapı, sistem ve olayların oluşturduğu bütünü
tanımlar.
COMPOUND EYE
[petekgöz, fasetgöz]
Eklembacaklılarda birçok göz biriminin bir araya gelmesiyle
oluşmuş göz tipi.
COMPRESSED PELLET [prestopak, presyem] Buhar ve basınçla muamele
edilerek yapılmış yem. Ekspande ya da ekstrude
yemlere göre daha az dayanıklı topak.
CONCAVE [içbükey, konkav] Bir yüzgecin
ortasının uçlardan daha kısa oluşu. Dışbükey’in
tersi.
CONCENTRATION OF MARINE PLANKTON [denizel plankton konsantrasyonu] Yüzey tabakalarındaki
deniz suyunun 35 g’ı tuzdur. Kabaca 1 mg kadar çözünmüş organik
malzeme ve 0.5 m filtreden süzüldüğünde 0.05-1 mg kuru
ağırlık olarak parçacık halindeki madde bulunur. Açık suda belki 10-100 mg alg
bulunabilir. Ancak çok yoğun alg patlamasında sudaki miktarı 1
mg/l kadar olabilir.
CONCENTRATION PHASE [toplanma evresi] Balıkların yaşam döngülerinde
örneğin nehir ve kollarında yumurtlamak için özellikle biraraya
gelerek yığılmaları.
CONCENTRIC [eşmerkezli]
Merkezleri aynı olan birbirini izleyen halkalar.
CONCHIOLIN [konkiolin] Yumuşakçaların kabuklarındaki organik
madde.
CONDITION [kondisyon] Balığın beslenme durumu. Üreme ve
beslenmeyle değişen gövdedeki et miktarı.
CONDITION COEFFICIENT (CONDITION FACTOR, CONDITION INDEX) [kondisyon
katsayısı] Balığın boy ve
ağırlıktan hesaplanan yağlılık,
şişmanlık, dolgunluk durumunu gösteren sayıdır.
Kondisyon faktörü (k), balık ağırlığının
boyun küpüne oranıdır (k = w/L3). Burada w =
balığın gram olarak ağırlığı ve L =
balık boyu (cm)’dir. Yaklaşık aynı boydan olup bir türe ait
balıkların kondisyonlarının karşılaştırılmasında
Fulton kondisyon faktörü (w= a/Lb) de kullanılabilir. Burada
(Fulton kondisyon faktöründe) b’nin hangi değerde olduğunun
(3>b>3] bir önemi yoktur. (a) değeri büyükse, o
balığın beslenmeyle ilgili genel kondisyonu daha iyidir.
CONDITION FACTOR [kondisyon faktörü] Bir tür’e ait balıkların yer ve zamana göre
beslenmelerine dayalı sağlıklılığının
ifadesi olarak kullanılmakta olup k = w / L3 x 100
ilişkisi olarak hesaplanmaktadır. Burada; k = kondisyon faktörü, w = ağırlık (g), L = boy (cm). ® Condition coefficient (kondisyon katsayısı).
CONDITION INDEX [kondisyon göstergesi,
kondisyon indeksi] ® Condition coefficient (kondisyon katsayısı).
CONDITIONAL FISHING MORTALITY RATE [koşullu
balıkçılık ölüm oranı] Diğer ölümlerin etkili olmadığı
(katılmadığı) durumda, başlangıçtaki stok’un bir
kısmının bir yıl ya da sezonda balıkçılıktan
gelen ölüm oranıdır ki buna yıllık ya da mevsimlik
balıkçılık ölüm oranı da denmektedir.
CONDITIONAL NATURAL MORTALITY RATE [koşullu
doğal ölüm oranı] Balıkçılıktan
kaynaklanan ölümlerin etkili olmadığı
(katılmadığı) durumda, başlangıçtaki stok’un bir
kısmının bir yıl ya da sezondaki doğal ölüm
oranıdır ki buna yıllık ya da mevsimlik doğal ölüm
oranı da denmektedir.
CONDITIONS [koşullar] Organizmanın katıldığı ve organizmayı
etkileyen parçalar, olaylar.
Durumların tersi.
CONDUCTIVITY [geçirgenlik] Suyun elektriği geçirmesi, aktarmasıdır.
Geçirgenlik yeteneği sudaki pozitif (+) yüklü (Na, Mg, Ca, Al, Fe gibi)
katiyonlar ve negatif (-) yüklü (Cl, NO3, SO4, PO4
gibi) aniyonlar tarafından belirlenir.
CONDUCTIVITY TEMPERATURE DEPTH (CTD) [iletkenlik,
sıcaklık, derinlik] İletkenlik,
sıcaklık ve derinlik ile bunları ölçen cihaz.
CONE OF VISION [görme konisi] Balığın yukarı,
aşağı, öne ve arkaya doğru görebildiği alan.
CONGENITAL [irsi]
Doğuştan gelen.
CONGER
CONGER (EUROPEAN CONGER) [deniz yılan balığı, mıgrı] Tabansal
(demersal) olup okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 0-
CONGER EELS [mığrı-balığıgiller] ® Congridae.
CONGLOMERATE [yığışım, konglomera] Yığışma.
CONGRIDAE (CONGER EELS, MARINE
EELS)
[mığrı-balığıgiller] Ilık ve
sıcak denizdeki kemikli balık ailesidir. Bireylerine
CONJUGATION [birleşme, konjugasyon] Bir tür eşeysel (cinsi)
birleşme. İki gözenin bir araya gelerek kalıtsal malzemelerini
değiş-tokuş etmesi.
CONNECTIVE TISSUE [bağ doku] 1- Hücreler
arasında ölü ve salgılanmış malzemeden
yapılmış tel ve telcikleri içeren (kan, kemik,
kıkırdak vb) doku.
CONNECTIVE
TISSUE [bağ doku] 2- Şekilsiz
hücreli ara madde içindeki destek doku.
CONNEMARRA
CLINGFISH [yapışkan balığı, ördek balığı] ® Lepadogaster
candolii.
CONSECUTIVE HERMAPHRODITE [ardışık erdişilik, ardışık erselik] Önce
erkek sonra dişi (protandrous) ve önce dişi sonra erkek olan
(protogynous) balıklarda birbirini izleyen çift eşeylilik
(cinsiyetlilik). ® Asynchronous hermaphroditism.
CONSERVATION
[koruma] 1- Doğal kaynakların planlı idaresi, işletilmesi.
CONSERVATION [koruma] 2- Canlı ve cansız
ortamın (çevrenin) doğal yapısı bozulmayacak şekilde
korunması.
CONSERVATIVE ELEMENTS [konservatif elementler]
Diğer elementlere göre deniz suyunda oranı değişmeyen
elementlere verilen ad.
CONSTITUENT [bileşen] Bir
karışımı oluşturan maddelerden biri.
CONSTRICT [daraltma] Tüp,
boru, açıklık, delik, ağız vb’nin çapının
küçülmesi. Daralma. Örnek; dıştaki sıcaklığın
düşmesi sonucu deri altındaki damarların daralması.
CONSUMER [tüketici] Üretileni tüketenler (yiyenler).
CONSUMMATORY BEAHVIOUR [tüketme davranışı] Besinin önce ağza
alınıp tadının anlaşılmasından sonra ya
yutulması ya da geri atılması şeklinde beliren yeme
davranışı.
CONTAMINANT [kirletici] ® Pollutant.
CONTINENTAL CLIMATE [karasal iklim] Denizsel özellik göstermeyen
iklim. Yazları kurak ve sıcak, kışları az
yağışlı ve soğuk iklim.
CONTINENTAL MARGIN [kıta
sınırı] Genellikle
sahanlık, eğim ve yükseltiden oluşan ve kıtayı abissal
düzlükten ya da derin deniz tabanından ayıran kesim.
CONTINENTAL RISE [kıta yükseltisi] Kıta
yamacı ve abyssal düzlük arasındaki hafif eğimli kesim.
CONTINENTAL SHELF [kıta sahanlığı] Sahilden
yaklaşık
CONTINENTAL SLOPE [kıta yamacı] Kıta
sahanlığını izleyen, yüksek eğimli kara
kısmı. Genelde 200 metreden 2000 metreye kadar uzanan,
kıtanın 3-60 eğimli (üst kesimde en çok 200 eğimli)
kısmına denmektedir.
CONTINUITY PRINCIPLE (PRINCIPLE OF CONTINUITY) [süreklilik prensibi] Şimdiki durum geçmişin anahtarıdır.
Bugünkü değişkenleri belirleyen fiziksel ve biyolojik faktörler
geçmişte de etkiliydi.
CONTINUOUS CULTURE [sürekli kültür] Yaşlı
balıkların sürekli pazarlandığı ve genç bireylerin
ilave edildiği yetiştiricilik ve işletme şekli.
CONTINUOUS FISHING [sürekli
balıkçılık] Trol
torbasına bağlanan pompa ile avlanan balıkların güverteye
aktarıldığı, ağın güverteye
alınmadığı balıkçılık. Bu avcılık
ışık kaynağı ve pompa ile manyetik alan
kullanılarak da yapılabilmektedir.
CONTOUR POND
[kontur havuzu] Eğimli arazideki balık kültür havuzu.
CONTRA- (prefix)
[kontra-] Ters yönde, ters, karşı.
Örnek; kontranatant (contranatant)-Akıntıya karşı.
CONTRACTILE [kasılabilir]
Kasılma ve büzülme yeteneği olan. Örnek; amiplerdeki hücre suyu
miktarını düzenleyen organel.
CONTRACTION
[kasılma] Boy, alan ve
hacmi küçültme. Örnek;
medüzlerin hareket için kasılmaları.
CONTRANATANT
[kontranatant] Balıkların akıntıya karşı
yüzmesi ya da göçüdür. Erin balıkların üreme alanına olan göçü
genellikle akıntıya karşıdır yani
kontranatanttır.
CONTROL RULE
(DECISION
RULE) [kontrol kuralı] Stok durumuna göre yararlanma
(sömürme) oranını belirlemedir. Yararlanma (sömürme) stratejisinden
beklenen uzun dönemde ortalama avın yaklaşık sürüdürülebilir
ürüne (MSY) yaklaşmasıdır.
CONVECTION [konveksiyon] Genellikle dikine yukarı
hareket için kullanılan bir kavramdır. Özelliklerin
taşınıp karıştığı sıvı
hareketidir. Bu harekette madde içerisindeki enerjide birlikte
taşınır. Konveksiyon bir ısıyayım olup kütle
hareketiyle ısının aktarılmasıdır.
CONVERGE [yaklaşma] Birbirine doğru birleşecek
şekilde hareket etme. Örnek; deniz
ve okyanus akıntıları.
CONVERGENCE [konverjans] 1- Açık sularda
yoğunluğu yüksek suların dibe batması. Dibe batma
olayının oluştuğu hat.
CONVERGENCE
[konverjans] 2- Birbiriyle ilişkili olmayan
taksonomik gruplarda benzer karakterlerin evrilmesidir. Buna paralellik de
denmektedir. Örnek, balinalar ve balıkların vücut şekilleri ile
yüzgece benzeyen yapıları.
CONVERGENCE
[konverjans] 3- Gastrula evresinde embriyonun
sırt (dorsal) tarafına göze (hücre) hareketidir.
CONVERGENCE [konverjans] 4- Yakınsama. Yaklaşma.
CONVERSION EFFICIENCY [dönüşme
etkinliği] Balık büyümesinin yüzde olarak ölçülmesi.
Dönüşme etkinliği = Özgül büyüme oranı/Vücut
ağırlığına göre günlük yüzde yem
ağırlığı x 100.
CONVERSION RATE [dönüşme oranı] Bir kg balık üretmek için
ihtiyaç duyulan besin miktarının kg cinsinden olan göstergesi.
CONVEX [dışbükey,
konveks] Bir yüzgecin ortasının
uçlardan daha uzun oluşu. İçbükey’in tersi.
COOKIE [lastik bobin, bobin] Dip trol ağının kurşun
yakasının yıpranmasını önlemek ve tabanı
karıştırarak balıkları ağın ağzına
doğru (korkutarak) yönlendirmek için oto lastiğinden kesilmiş ve
bir zincir ya da halata takılmış değirmi halkalar.
COOL-WATER [serinsu]
Sıcaklığı yazın 20-
COOL-WATER FISH [serinsu balığı] Sıcaklığı 10-
COPEPODA (COPEPODS) [kürekayaklılar, kopepodlar] Kopepodlar da denmektedir. Eklem-bacaklılar (Arthropoda) kabilesi
kabuklular (Crustacea) altkabilesi çenedenayaklı anlamında
Maxillopoda sınıfının alt sınıfıdır. Bu
alt sınıf Calanoida, Cyclopoida, Gelyelloida, Harpacticoida,
Misophrioida, Monstrilloida, Mormonilloida, Platycopioida, Poecilostomatoida,
Siphonostomatoida cinslerini ve bu cinslerdeki 14.000 türü kapsar.
Kökayaklılar küçük kabuklular olup deniz ve tatlısuda bulunurlar.
Çoğu planktondur. Daha çoğu ise tabanda yaşar. Bir
kısmı bataklık ve nemli-sulu karasal kesimde bulunur. Bir
diğer kısım ise asalaktır (parazittir). Plankton olarak
yaşayanlar ve deniz ekosisteminde balıktan balinaya önemli bir besin
kaynağıdırlar. Çoğu bitkisel planktonla beslenir. Beslenme
yüzeye yakın kesimde ve genellikle gece olur. Gündüz derine inerler.
Boyları küçük, uzun duyargalıdırlar (antenlidirler).
COPEPODS [kürekayaklılar, kopepodlar] ® Copepoda.
COPROPHAGY [koprofaj]
Dışkı yiyen. Dışkıyla beslenen.
COPULATION [çiftleşme, kopulasyon] İki
cinsiyetin eşeysel üremeyi gerçekleştirmek için birleşmesi. Dişi
ve erkeğin eşeysel birleşmesi.
CORAL REEFS
[mercan resifleri] Mercanlar
denizlerde su yüzeyine kadar uzanan kayalar oluşturur. Kısaca
resif ya da mercan resifi olarak adlandırılan bu kayasal yapılar
Ekvator’un kuzey ve güneyinde kalan 300’ler arasında
yayılırlar. Oksijence zengin, temiz suda
CORALLIUM
RUBRUM (MEDITERRANEAN RED CORAL) [?] Kırmızı ya da pembe renkli bir
mercandır. Sölenterelerin mercanlar sınıfından bir polip ve
ya da çalılık şeklinde polip kolonisi olup kayalıklarda
bulunur. Akdeniz’in yerel türüdür. 10-280 metreler arasında
rastlanır. Sığ suda genellikle mağaralarda ve karanlık
kesimde yaşar. Tomurcuklanma ve eşeyli (cinsi yoldan)
çoğalır.
CORALLIVORE
[koralivor] Mercan resifleriyle beslenen. Örnek Scaridae ailesi
(papağanbalığıgiller).
CORALLOPHILE
[koralofil] Mercan
resifi seven. Yalnız mercan resiflerinde yaşayan balıklar.
Örnek; Scaridae ailesi (papağanbalığıgiller).
CORALS [mercanlar]
Knidliler (Cnidaria) kabilesinin Anthozoa sınıfından hayvanlar
grubudur. Deniz şakayıkları, ve resif oluşturan
mercanları içine alır. Mercanların medüz evresi yoktur. Yumurta
ve atmıktan planula kurtçukları (larvaları) oluşur ki bu da
sert malzemeye yapışır. Tomurcuklanmayla da çoğalabilirler.
Deniz şakayıkları nematosistleri kullanarak balık bile
yakalayabilirken resifcil mercanlar plankton avlar. Dinoflagelletlarla
ortaklık (sembiyoz) oluşturur. Koloni kurar. Mercanlar Alcyonaria ve Zoantharia
altsınıflarına ayrılır.
CORDA [sicim,
korda] ® Chorda.
CORE [karot] Tabandan dikey ve derin örnek almada
kullanılan boru şeklindeki alet.
CORIOLIS [Coriolis] ® Gaspard Gustave de
Coriolis.
CORIOLIS EFFECT [Coriolis etkisi] Dünyanın
ekseni etrafında dönmesi sonucunda oluşan ve birim kütleye etki eden
saptırıcı güçtür. Sapma kuzey yarımkürede hareket yönünün
sağına, güney yarımkürede ise soluna doğrudur. ® Coriolis force (Coriolis
kuvveti).
CORIOLIS FORCE [Coriolis kuvveti] Hareket halindeki rüzgarın ya da suyun
dünyanın dönmesi nedeniyle yönünü değiştirmesine denir. Bu
dünyanın dönmesinin bir sonucudur. ® Coriolis effect (Coriolis etkisi).
CORIS
JULIS (MEDITERRANEAN RAINBOW WRASSE) [güneş balığı, yunker balığı, gün
balığı, gelin balığı] Balıkçılığı
önemsizdir. En çok TL=35 cm olabilir. 0-
CORK [mantar]
Çoğunlukla av araçları ya da av aracının bir
kısmının yukarıya kaldırılması için
kullanılan yüzdürücüleri (mantar, ağaç, plastic küre vb) ima etmek
için kullanılmaktadır.
CORKLINE (FLOAT LINE, TOP LINE,
HEAD LINE) [mantar yaka] Ağların üst kısmının
yüzeye doğru çekilmesi ya da çuval tipli ağlarda ağın
ağız kısmının dikey açılması için
kullanılan ve üzerine yüzdürücülerin bağlanmış olduğu
halatın bulunduğu üst kısım.
CORKWING WRASSE [çırçır
balığı, ot balığı] ® Symphodus melops.
CORMORANT [karabatak] Perde ayaklı, sivri gagalı, uzunca boyunlu ve
balıkla beslenen bir deniz kuşu (Phalacrocorax
carbo). ® Kormoran balıkçılığı.
CORMORANT FISHING [kormoran
balıkçılığı] Bir
deniz kuşu olan karabatağın boynuna avladığı
büyük balıkları yutamaması için bir halka
takılmaktadır. Suya dalarak
balığı avlayan kuş yutamadığı
balığı sahibinin bulunduğu kayığa getirmektedir.
Çin ve Japonya’da kullanılan bu yöntem ile bir kuş saatte 150
balık avlayabilmektedir. ®
Otter fishing (susamuru balıkçılığı).
CORNEA [saydam
tabaka, kornea] Gözü öreten dış tabakanın saydam olan ön
kısmı. Işığın retinaya düşmesine izin veren
ışık geçirgen tabaka.
CORNETFISHES
[hortumağızlıgiller] ® Fistulariidae.
CORNISH
BLACKFISH [?] ® Schedophilus medusophagus.
CORNISH DUCK [akdeniz sardalya
balığı, ateş balığı, sardalya
balığı, sardalya] ® Sardina pilchardus.
CORNISH SUCKER [ördek balığı] ® Lepadogaster
purpurea.
CORONA (COWN) [taç].
CORPUS (BODY) [korpus] Canlı ya da cansız gövde.
CORRAL REEF [mercan
resifi, koral resifi].
CORRELATION [bağıntı, korelasyon] Değişkenlerin
birbiri ile bağlantısı.
CORROSION [aşınma, paslanma, korozyon] Bir maddede zamanla ve ya da
kimyasal etkiyle oluşan yıpranma.
CORYPHAENA
HIPPURUS (COMMON DOLPHINFISH)
[lambuga, yaldızlıuskumru-azmanı balığı] Okyanusgöçer
(okyanodrom) ve yüzücü (pelajik) bir balıktır. TL=210 cm ve
CORYPHOBLENNIUS
GALERITA (MONTAGU'S BLENNY) [horozbina]
Tabansaldır (demersaldır). TL=8 cm olabilir.
Balıkçılığı yoktur. Dalga etkisi altındaki
kayalık kıyıda yaşar. Su dışında
kayaların altında ve arasında hava soluyarak kalabilir.
Yumurtaları yapışkan ve tabansaldır
(demersaldır).
COSMOID SCALE [kosmoid pul] Dört tabakadan oluşan bu pullar günümüzde
yaşayan balıklardan yalnız Latimeria’da
bulunur.
COSMOPOLITAN [kozmopolit] Genellikle kuzey ve güney kutup bölgeleri hariç bütün
kara, deniz ve okyanuslarda bulunan.
COTTIDAE (BULLHEADS, SCALELESS SCULPINS, SCULPINS) [dereiskorpitigiller]
İskorpitgibiler (Scorpaeniformes) takımının, (Cottoidei)
alttakımının, (Cottoidea) üstailesindeki bir ailedir. Bu ailede
70 cinse ait çoğu denizde yaşayan 300 tür bulunmaktadır. Sığ kıyısal soğuk
sularda yaşarlar. Tatlısuda yaşayanları birkaç tenedir. Bir
tür acısuda yaşar. Geniş ağızlı büyük kafalı
balıklardır.
COTYLE [kotil] Fincan gibi yuvarlak çukur anlamında.
COUNTER-
[ters, kontra] Aksi, tersine.
COUNTERSHADING [karşıt gölgeli] Su kolonunda bir balığın üstten
bakıldığında taban gibi koyu, alttan
bakıldığında açık gökyüzü, yandan
bakıldığında ise yayılmış
ışık şeklinde yırtıcıyı
yanıltıcı görüntü vermesi.
COUNTRY FISHERY [ülke balıkçılığı] Bir ülkenin
bütün balıkçılığı. O ülkede yaşayan
grupların yerel durumunu kısaca belirtmek için
kullandıkları anlatım şekli.
COURSE [erim] Yer
ve zamanda alınan yol.
COURSES [yönler] Denizcilikte
4 ana yön ile bunların arasındaki yönler şunlardır:
|
east |
[gündoğusu] |
doğu |
|
east-northeast |
[gündoğusu-poyraz] |
doğu-kuzeydoğu |
|
east-southeast |
[gündoğusu-keşişleme] |
doğu-güneydoğu |
|
north |
[yıldız] |
kuzey |
|
north-east |
[poyraz] |
kuzeydoğu |
|
north-northeast |
[yıldız-poyraz] |
kuzey-kuzeydoğu |
|
north-northwest |
[yıldız-karayel] |
kuzey-kuzeybatı. |
|
north-west |
[karayel] |
kuzeybatı |
|
south |
[kıble] |
güney |
|
|