B [son güncelleme 10 Mart 2008]
B0 (B0) (abbrev.) [bakir biyokitle] ® Virgin biomass.
BACK BOARD BECKET [sapan] ® Backstrop.
BACK BOARD CHAIN [açı demiri, kapı zinciri] ® Board chain. ® Towing chain.
BACK CORD [üsthalat] Kirişli trol ağının üstte olan halatı.
BACK NET [bel] Trol ağının torbadan
önceki ara kısmı.
BACK SCATTERING [geri
saçılma, geri yayma] Ses dalgasının hedefe
çarpmasından sonra oluşan yankı dağılması.
BACK-FIN [sırt yüzgeci, dorzal yüzgeç] ® Dorsal fin.
BACKING DOWN [salıvermek, iade] Soyu
tükenmekte olup koruma altındaki (deniz memelisi, deniz
kaplumbağası vb gibi) kazaen avlanan canlıları denize
salmak (serbest) bırakmak.
BACKPACK SHOCKER [sırt
şokeri] Sığ su ve ırmaklarda balık
örneklemesinde kullanılan sırtta taşınabilir
elektroşok cihazı.
BACKSIDE [kıçüstü] Deniz aracının arka kısmında
durulabilecek yer, alan.
BACKSTRAP [sapan] ® Backstrop.
BACKSTROP [palamar] Kapı ile ağ arasındaki
halat. Dip trolünde
bu bağlantı için kalın, çoğunlukla kurşunlu halat
kullanılırken orta su trolunde galvanizli çelik halat(lar)
kullanılmaktadır.
BACKSTROP [sapan] Trol kapısını ağa bağlanan
zincirden ya da yine halattan yapılmış kısa (>)
şeklinde terazi bağı.
BACKSTROP LINK [kapı terazisi] ® Shearboard link.
BACTERIA [bakteri]
Mikroskopik (küçük) olup klorofilsiz, tek hücreli ya da ipliksi
organizmaların genel adı.
BACTERIAL GILL DISEASE [bakteriyel solungaç hastalığı] Gram
negatif Myxobacterium türlerinin balık solungaçlarının
şişip sümüğümsü olmasına neden olan hastalıktır.
Hastalık iştahsızlık yaratır ve ilkbaharda
çoğunlukla birey sayısı çok, az oksijenli, yüksek amonyak ihtiva
eden balık çiftliklerinde görülür.
BACTERIAL HAEMORRHAGIC
SEPTICAEMIA [bakteriyel hemorhajik septisemi] Bakteriyel
kanama ve kan ağılanması hastalığı. Hastalık
ilkbaharda çıkar. Kanama, deri, ağız boşluğu ve
kaslarda görülür.
BACTERIAL
KIDNEY DISEASE [bakteriyel böbrek
hastalığı] Alabalıkgilerde
sıcaklığın düşmesi durumunda iç organların
şişmesi şeklinde görülen bakteriyel bir hastalıktır.
Hastalık müzmin olabileceği gibi ani de olabilir. Tedavisi
yoktur.
BACTERICIDE (BACTERIOCIDE) [bakterikıran, bakterisid, bakterisit] Bakteri öldüren kimyasal.
BACTERIOCIDE [bakterikıran, bakterisid, bakterisit] ® Bactericide.
BACTERIOLOGY [bakteriyoloji]
Mikrobiyolojinin bakteri olarak adlandırılan organizmalarla
uğraşan dalı.
BACTERIOPHAGY [bakteriyofaj] Bakteri ile beslenen ya da besininin önemli bir
kısmını bakteriden sağlayan.
BAG [torba] ® Cod-end.
BAG BECKET [bölme
uçkuru] Trol torbasını ikiye bölen ilmik (uçkur)
düzeni.
BAG BECKET LEG [bölme
haydrosu] Torbanın ortasındaki
ilmiklerden geçen uçkura bağlı olup haydros (kaydros) benzeri bir
halat düzeneği ile avın bölünerek güverteye alınmasında
kullanılan halat.
BAG NET [konik ağ] Konik bir
çuvala benzeyen ve tekneden indirilip kaldırılarak kullanılan
bir tür av aracı. Bu av aracının kanatları
kısadır ve ağ, ağı indirip kaldırmaya yarayan bir
kirişe bağlıdır.
BAIL [sintine
basmak] Sintinede biriken suyun boşaltılması.
BAIT [yem] Olta, sepet, pinter benzeri av
araçlarına takılan ya da konulan doğal ya da yapay beslenme
maddesi.
BAIT FISH (FORAGE FISH) [yem balığı] Mesleki ya da sportif
balıkçılıkta yem olarak kullanılan diğer
balık. ® Fodder fish.
BALAENIDAE (BOWHEAD WHALES, RIGHT WHALES) [gerçekbalinagiller] Memeliler (Mammalia) sınıfı,
balinalar (Cetacea) takımı, dişsiz-balinalar (Mysticeti)
alttakımının Balaenidae ailesi Balaena ve Eubalaena
cinslerini kapsamaktadır. Dişsiz-balinalar ılıman ve
kutupsal iklim bölgesinde yaşar. Diğerleri büyük gövdeli
canlılar olup boyları
BALAENOPTERA MUSCULUS (BLUE WHALE) [gök balina, mavi balina] Balinalar (Cetacea)
takımı, dişsiz balinalar (Mysticeti) alttakımı,
Balaenoptiidae ailesi Balaenoptera
cinsinin bir türüdür. Tüm okyanuslarda görülen bu deniz
memelisinin dünyada yaşayan en büyük canlı oladuğuna
inanılmaktadır. Boyu
BALAENOPTERA PHYSALUS [fin
whale] Bütün okyanuslara yayılmıştır. Balinalar
(Cetacea) takımı, dişsizler (Mysticeti) alttakımı,
Balaenoptiidae ailesi Balaenoptera
cinsinin bir türüdür. Mavi balinadan (Balaenoptera
musculus) sonra gelen ikinci en
büyük yaşayan canlıdır. Boyu 26 m’ye,
ağırlığı 120 tona ulaşabilir. 20. YY’da en çok
avlanan balinadır. 80 yıl yaşayabilir. Gebeliği 11-12
aydır. Ağız büyüktür ve
suyu Balaenoptera musculus gibi filtreleyerek küçük kabuklular vb ile
beslenir. Ürettiği sesle iletişim kurar. Göçmendir. Soyu tükenme
tehlikesindedir.
BALANCED DIET [dengelenmiş
besin] Balığın uygun beslenmesini sağlamak
için gerekli besleyicileri ihtiva eden yem ve besinleme şekli.
BALANEOPTERIDAE (BALEEN WHALES, WHALEBONE WHALES, GREAT WHALES) [çatalkuyruklubalinagiller] Aile Megapterinae ve Balaenopterinae alt ailelerine ayrılır. Balaenopterinae
altailesinde 8 cins ve Megapterinae altailesinde bir cins bulun-maktadır.
İri balinaların yer aldığı ailedir. Örneğin mavi
balina 150 ton ağırlıkta olabilir.
BALANUS [Balanus] Balanidae
ailesinde bir cins.
BALEEN WHALES [çatalkuyruklubalinagiller] 1- ® Balaneopteridae.
BALIK TIRMIĞI [fish rake] Üzerinde set halinde kancalar (olta) olan
BALIK UNU [fish meal] Kurutulmuş balık ya da balık
artıklarının gübre, hayvan yem katkısı ya da küçük parçacık
haline getirilmiş şekli.
BALIK VEBASI [fish pest] Herhangi ölümcül salgın balık
hastalığı.
BALISTES CAPRISCUS (GREY TRIGGERFISH) [çotira
balığı, çütra balığı, çotra
balığı, çütre balığı, domuz
balığı] Balıkçılığı
vardır. Akvaryumda beslenir. Körfez ve kıyısal sular ile mercan
resiflerine girer. TL=60 cm ve
BALISTIDAE (TRIGGERFISHES) [çotiragiller]
Tetraodontiformes takımındaki renkli fertleri kapsar. Atlas Okyanusu,
Hint Okyanusu ve Akdeniz’in sıcak kıyısal sularında
yayılırlar. Boyları
BALLAN WRASSE [kikla, lapin, ot balığı] ® Labrus bergylta.
BALLAST [safra] Gemilerin su hattına kadar
batırılması ve dengesinin sağlanması için dip
kısma (sintineye) konan ağırlık.
BALLAST TANK [safra sarnıcı] Sintinede safra suyunun
alındığı sarnıçlar.
BALTA TRAWL [derin deniz trolü] Uzak mesafede
çalışan büyük balıkçı gemilerinde derin deniz
balıklarını avlanmak için kullanılan büyük trol
ağı.
BANANA [kelebek] ® Butterfly.
BAND [bant]
1- Balık
vücudunu saran enlice ve renkli halka.
BAND [bant]
2- Balık
vücüdunda diğerlerinden renk itibariyla ayrılan enlice dikey ya da
çaprazi yama.
BAND [bant]
3-
Balıkların yaş tayinlerinde kullanılan sert
aksamlarındaki büyüme halkası.
BANDFISHES [kurdelebalığıgiller] ® Cepolidae.
BANDTOOTH CONGER [mıgrı]
® Ariosoma balearicum.
BANK [bank] 1- Deniz yüzeyine yakın olup seyir ve sefer için tehlikeli
olabilecek deniz haritalarında +
işaretiyle belirtilen yükseltiler.
BANK [bank]
2- Okyanuslarda
yüksekliği 1000m ve daha yukarıya ulaşan yükseltiler.
BANK FISHERY [bank
balıkçılığı] Morina
(Gadus morhua)
balıklarının avlandığı Newfoundland
açıklarındaki Grand Banks’da yapılan balıkçılık.
BAR [bar] Basınç birimi. Deniz
seviyesinden
BAR BUOY (BARBUOY) [bank şamandırası] Seyir ve sefer için tehlikeli
olabilecek bank yerlerini ve sınırlarını belirten
ışıklı şamandıra.
BARAK REİS [?] Burak Reis olarak ta tanınmaktadır. Beyazid II
döneminde Türk denizcisidir. Öl. 1499.
BARBAROSSA [Barbaros Hayreddin Paşa] ® Chaireddin Barbarossa.
BARBUOY [bank
şamandırası] ® Bar buoy.
BARGE [mavna] Şamandıraya bağlı büyük gemilerden
kıyıya yük taşıyan tekne.
BAROCLINIC [baroklinik] Basınç yüzeyleri ile
yoğunluk yüzeylerinin birbirleriyle kesişmeleri.
Eşsıcaklık ve eşderinlik eğrilerinin birbirini
kesmesi.
BAROMETER [barometre] Basınçölçer. Atmosfer
basıncını ölçen alet. Çeşitli tipleri vardır.
BAROTRAUMA [basınç
travması] Ani basınç
değişikliğinden kaynaklanan travma. Derinde yaşayan
balıkların hızla yukarı çekilmesinde görülen travma.
BAROTROPIC [barotropik]
1- Basınç
yüzeyleri ile yoğunluk yüzeylerinin birbirleriyle kesişmemeleri.
Eşsıcaklık ve eşderinlik eğrilerinin birbirini
kesmemesi.
BAROTROPIC [barotropik] 2- Sıvı ya da gazlarda sabit basıncın
sabit sıcaklığa paralel olması.
BARRICADE [barikat]
Balığı belirli bir yere yönlendirmek için kullanılan çit
tipi sınırlayıcı, örneğin ağ vb’den duvar.
BARRIER [engel]
Canlıların yayılma ya da göçmesini engelleyen (derin kanyon, bank,
tuzluluk farkı vb gibi) sınırlayıcılar.
BARRIER BANK [bariyer bankı] Derin su ile
sığ suyu ayıran sahanlık ucundaki yükselti. Bu bölgeler
besin maddeleri ve balık yönünden zengin olup önemli avcılık
alanıdırlar. Bu kesimlerin zenginliği tabandan yükselen suyun bu
engel üzerinden aşmasından ve besin maddelerinin burada
kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Örnek; Kuzey Atlas
Okyanusunda Georges Bank.
BARRIER REEF [bariyer resifi] Kıyı
ile arasında bir deniz kulağı olan ve kıyıdan belirli
uzaklıkta bulunan mercan resifi.
BARTAIL FLATHEAD [?] ® Platycephalus indicus.
BASE FIN [yüzgeç
kökü] Yüzgecin vücuttan
çıktığı kısım.
BASE PORT [üslendiği liman] Balıkçılık
teknesinin çalışmalarında kullandığı liman.
BASIN [basen] 1- Deniz ve okyanusların 4000-
BASIN [basen] 2- Yüzey ve yer altı
sularının biriktiği çukurluk bölge (havza).
BASKET (GROUND BASKET, COVER
POT, POT, PLUNGE BASKET) [sepet] 1- Taşınabilir
kafes şeklinde tuzak. Tuzağın ağız kısmından
giren organizma huni şeklindeki ağız düzeneği nedeniyle bir
daha dışarı çıkamaz. Çeşitli boy ve şekilde
ağ dahil farklı malzemeden yapılmış olabilir. Bazen
balık dahil çoğunlukla yengeç, istakoz avcılığında
kullanılır. Yılan balığı
avcılığında kullanılan bu tip tuzağa pinter
denmektedir.
BASKET (GROUND BASKET, COVER
POT, POT, PLUNGE BASKET) [sepet] 2- Değişik boyut ve
şekilde olup armut ya da ağız kısmına doğru
daralan huni şeklinde yapılmış sepetimsi (tuzak prensibi), belirli büyüklükte açıklıkların
bulunduğu pasif av aracı. Genellikle hangi tür avlanacaksa o
isimle anılır. Örnek; İstakoz sepeti.
BASKET (GROUND BASKET, COVER
POT, POT, PLUNGE BASKET) [sepet] 3- İçerisine balık konulan seyrek örülmüş derin ve
büyükçe kap.
BASKING SHARK [büyük camgöz, büyükcamgöz balığı] ® Cetorhinus maximus.
BASOPHIL [bazofil, baziofil] Alkali (baz) özelliği seven.
BASOPHILOUS [baziofil, bazofil] Bazik ortamda
yaşayabilen.
BASTARD
GRUNT [gargur, yalancı isparoz] ®
Pomadasys incisus.
BATCH FECUNDITY [kümesel
doğurganlık] Kümesel yumurta bırakan balıklarda bir
defada bırakılan yaşayabilir yumurta sayısı.
BATCH SPAWNING [aralıklı
yumurtalama] ® Intermittent spawning
BATHY- (prefix) [bati-]
Derinlik anlamında olup derin deniz ve okyanus kesimini ima eder.
BATHYAL [batial, batyal, batiyal] Göllerin
ve okyanusların kabaca 180-
BATHYDEMERSAL [derintabansal, derindemersal, batidemersal] Derinde
ve 200 metreden daha derin kesimdeki tabanda yaşayan ve beslenen
balık anlamındadır.
BATHYMETRY [batimetri]
Deniz derinliklerinin ölçülmesi.
BATHYPELAGIC [derinyüzücü, derinpelajik, batipelajik]
Işığın ulaştığı tabakanın
altında olup derindeki sular. Bu derinlikler 1.000-4.000 metreler
arasında kaynağa bağlı olarak değişiklik
göstermektedir. Kesin bir derinlik sınırlaması yoktur. ® Epipelagic (üstyüzücü, üstpelajik, epipelajik). ®
Holopelagic (tümyüzücü, holopelajik). ® Mesopelagic (ortayüzücü, ortapelajik, mezopelajik).
BATHYPTEROIS MEDITERRANEUS (SPIDERFISH) [Akdeniz örümcek balığı]
Tabansaldır (demersaldir) ve 260-
BATHY-THERMOGRAPH (BT) [batitermograf] Gemiye kabloyla bağlı olup, içerisine
yerleştirilen sisli küçük cam üzerine derinliğe göre
sıcaklığı kazıyan (çizen), sisli cam
değiştirilerek yeniden kullanılabilen, torpil şeklinde olup
(artık pek kullanılmayan) alet. ® XBT.
BAY (BIGHT, GULF) [körfez] 1- Okyanus ve denizlerin kara içlerine giren koydan büyük,
ağzı daha geniş su kütlesi kesimi.
BAY [koy]
2- Karaya
giren görece küçük su kütlesi kesimi.
BAY MUSSEL [midye] ® Mytilus galloprovincialis.
BAYER TROUGH [Bayer hunisi, von Bayer hunisi] Balık yumurtalarının
sayımında kullanılan 30 cm’lik huni.
BE SAVED BY GOD [Allah selamet
versin] Deniz seferine gidene Allahın korumasında olun dileği.
BEACH SEINE (SHORE SEINE, HAUL SEINE,
DRAG SEINE, DRAW NET, YARD SEINE, SWEEP NET) [ığrıp, manyat] Sığ
suda ve genellikle kıyıda iki ya da daha çok kişinin
kayıkla ya da kayıksız kullandıkları ve
kıyıya elle çekilen son kısmı torba tertibatlı, uzun
kollu bir cins gırgır benzeri (çevirme) av aracı.
BEACON [çakar] Denizcilere yol göstermek için
kıyıya ya da açığa konulan küçük deniz feneri.
BEAKED WHALES [kaşalotlar] ® Ziphiidae.
BEAM (BREADTH) [en] 1- Geminin en geniş yerinde
ölçülen genişliği.
BEAM [kemere] 2- ® Deckbeam.
BEAM TRAWL (OUTRIGGER TRAWL) [kirişli trol, bim trolü] Mantar yakası
BEARING [kerteriz]
Bulunulan yer ile sabit bir noktanın rota ile yaptığı
açı ya da herhangi
bir şeyin tekneden olan yönünün belirlenmesi.
BEAUFORT SCALE [deniz durumu, Bofor
ölçeği] Rüzgar kuvveti ölçeği 1805’te Amiral Francis
Beaufort tarafından deniz durumu ve rüzgar etkisinin gözlemlenmesiyle
geliştirilmiştir. Ölçek 0’dan (cam gibiden) 12’ye (kasırgaya)
kadar gitmektedir.
|
Kuvvet |
Hız
(yüzeyden |
Tanımı |
Karada kulanılan
tanımlama |
|
|
|
Mil/saat |
Knot |
|
|
|
0 |
0-1 |
0-1 |
Sakin |
Cam gibi. |
|
1 |
1-3 |
1-3 |
Hafif hava |
Dalgacıklı. |
|
2 |
4-7 |
4-6 |
Hafif rüzgar |
Belirgin küçük dalgalı.
Dalga uçları donuk, camsı ve kırılmıyor. |
|
3 |
8-12 |
7-10 |
| |