A [son güncelleme 10 Mart 2008]
A- (prefix)
[siz, sız, a-] Örnek;
Akromatik (achromatic)-Renksiz.
a.m (abrev.) [Saat 12’den önce.
Öğlenden önce] ® Antre meridiem
AAS (abrev.) [atomik soğurma spektrometresi] ® Atomic
Absorption Spectrometer.
AB (abrev.) [Avrupa Birliği] ® European Union, EU.
AB- (prefix)
[ab-] Ters
tarafında, öbür tarafta. Aboral (aboral)-Ağzın ters
tarafında.
A-B
DIRECTION [A-B yönü] Ağ yapımında ağ gözlerinin düz hat olacak şekilde
kesilmesi.
ABDOMEN
[karın] 1- Balık vücudunun alt kısmı.
ABDOMEN [karın] 2-
Balığın sindirm organını barındıran
kısmı.
ABDOMEN
[karın] 3- Karaciğer, böbrek, üreme ve benzeri iç
organları barındıran vücut kısmı.
ABDOMEN
[karın] 4-
Karın. Eklembacaklılarda vücudun ard (arka) kısmı.
ABDOMINAL
CAVITY
[karın boşluğu] ® Coelom (sölom).
ABDUCTION [abdüksiyon]
Bir vücut
parçasını ya da uzvu bedenden uzaklaştırma.
ABDUCTOR
[abdüktör, abduktor]
Uzaklaştıran uzaklaştırıcı. Bir uzvu
dışa doğru çeken kas. Uzaklaştırıcı kas.
ABDULFETTAH PASHA [Abdülfettah
Paşa]
Kaptanıderya. Bahriye Kanunnamesi onun zamanında uygulanmaya
başlanan ünlü Osmanlı denizcisi. Öl. 1702.
ABERRANT
FISH [sapan
balık] Alışılmış,
bilinen doğal tipinden renk, şekil ya da davranış olarak
sapan (ayrılan) balık.
ABERRANT SPECIES [aberant
tür] Bilinen
doğal durumundan uzaklaşan tür.
ABERRATION [sapma, aberasyon] Sapma, düzensizlik. ® Chromosom aberration. ® Chromatic aberration.
ABILITY OF FISH TO
HEAR [balıkların duyma yetisi] Balıklar
ses ötesi (ultrasonic) dalga boylarını algılayamazlar. Buna
karşın 16 Hz ile 13 kHz arasındaki esnek ses
dalgalarını algılayabildikleri düşünülmektedir.
Balıklar yüzerken, beslenirken ve diğer yaşamsal faaliyetlerinde
ses çıkartır ve bunu algılarlar.
ABILITY
OF FISH TO SMELL [balıklarda koku alma yetisi] Balıklar koku alma organlarıyla (olfactory
organs) 1.10-6 ile 1.10-17 oranlarındaki çok
seyreltilmiş çözeltileri algılayabilirler.
ABILITY OF FISH TO
TASTE [balıklarda tat
ABIOGENESIS [abiyogenez] Canlıların
(canlı ana-baba olmadan) cansız malzemeden bir anda
yaratıldığını öne süren varsayımsal organik
olağanüstülük.
ABIOSE [abiyoz] Su yokluğunda canlıların
yaşamının geçici bir süre için –yeniden su gelene kadar-
yavaşlaması. Örnek; Rotatoria.
ABIOSESTON
[abiyoseston] Seston’un yaşamayan kısmı. ® Tripton. ® Seston.
ABIOTIC [abiyotik]
Biyolojik olmayan malzeme,
faktör, çevre vs.
ABIOTROPHY [abiyotrofi] Hücre ve
dokuların herhangi bir yaralanma görünmeden erken ölmesi.
ABNORMAL
[anormal] Normal olmayan durum.
ABNORMALITY [anormallik] Doğal olarak balıklarda bulunmayan durum.
ABORAL [ağızdan uzak(ta)] Aboral. ® Oral.
ABORTUS [düşük] Memelilerde
cenin’in tam gelişmeden erken gelişme evresinde yitirilmesi
(düşmesi).
ABRA ALBA (WHITE FURROW SHELL) [?] Çift kabuklu bir yumuşakçadır (bir midye türüdür). Avrupa
kıyılarının kumlu, çamurlu tabanında bulunur. Rengi
beyaz ya da beyazımsıdır.
ABRADED
FIN [aşınmış
yüzgeç] Eskimiş,
yumurtlamadan sonra yıpranmış yüzgeç.
ABRAMIS BRAMA
(CARP BREAM) [çapak
balığı] Tam
boyu TL=82 cm ve ağırlığı
ABSOLUTE
ABUNDANCE [mutlak
bolluk] Populasyondaki
(stoktaki) toplam birey sayısıdır. Genellikle göreceli bolluktan hareket
edilerek tahmin edilir.
ABSOLUTE
CONVERSION RATE OF FOOD [mutlak besin çevirme orani] O besin miktarının o besinden
kaynaklandığı düşünülen ek büyümeye bölünmesiyle elde
edilen göstergedir (indekstir).
ABSOLUTE
FECUNDITY [mutlak
doğurganlik, mutlak fekondite] Dişinin
toplam yumurta sayısıdır.
ABSOLUTE
GROWTH RATE [mutlak
büyüme orani] Birey, stok
ya da populasyon büyüklüğünün belirli bir süre ve koşulda güncel
artışıdır.
ABSOLUTE
RECRUITMENT [mutlak
içgöç, mutlak stok’a katılma] Birim zamanda
yani belirli bir sürede (genellikle yıl) avlanma büyüklüğü
aralığına ulaşan balıkların
sayısıdır. ® Recruitment (içgöç, stok’a katılma).
ABSOLUTE
ZERO [mutlak
sıfır] En düşük
sıcaklık değeri; 0 K,
ABSORBTION
[soğurma] 1- Maddelerin
(moleküllerin) yüzeyde tutulması.
ABSORBTION [soğurma] 2- Maddelerin (gaz, sıvı vs) emilmeye benzer
şekilde alınması, tutulması.
ABSORPTION [soğurma] 3- Sindirilimiş
besinin barsaklarda emilesi.
ABSORPTIVE
FEEDING [soğurarak
beslenme] Balığın
gelişmesinde besin maddelerinin yumurtalık (ovaryum)
salgısından alınması ya da çevreden vücut yüzeyi yoluyla
alınması.
ABUNDANCE
[bolluk] Çokluk derecesidir. Populasyon ya da stok’daki balıkların toplam
miktarı olarak algılanır. Bir alanda yaşayan bir
canlının örneğin bir balık türünün toplam miktarı,
mutlak ya da göreceli bolluk olarak verilebildiği gibi alan
başına düşen ya da birim çaba başına düşen
değer olarak ta verilebilmektedir. ® Absolute abundance (mutlak bolluk).
ABUNDANCE
INDEX (INDEX OF ABUNDANCE) [bolluk göstergesi] Bir stok’un ya da parçasının (örneğin yumurtlayan
kısmının) örneklenmesiyle ağırlık ya da birey
sayısı olarak elde edilen verilerdir. Göstergeler çoğunlukla
göreceli birimler olup bolluğun zaman içerisindeki göreceli
değişmesini ifade ederler. Örnek; Birim çaba başına
düşen avın zaman serisi.
ABYSSAL
[abisal, abissal] Yaklaşık
2200-
ABYSSAL FISH(ES) [abisal balık(lar)] Derin denize
ve oradaki basınca uyum sağlamış etobur
balıkların belirtilmesinde kullanılır. Bu
balıkların ağızları büyük olup genellikle
buldukları besini yerler. Işık organları vardır.
ABYSSAL
FLOOR [abisal
taban] ® Abyssal plain.
ABYSSAL PLAIN [abisal ova] 3500 metreden derindeki
düzlükler.
ABYSSAL ZONE [abisal kuşak]
Derin
denizin 2200-
ABYSSOBENTHIC
[abiso-tabancıl] Abisobentik. Abisal
derinlikteki taban yaşamı.
ABYSSOPELAGIC
[abiso-yüzücü] Abiso-pelajik. Abisal derinlikteki yüzer-gezer
yaşam. 2200-
-ACANTHA (prefix) [diken] 1-.
ACANTHA [diken] 2-.
ACANTHIAS [Acanthias]
Mahmuzlu camgöz Squalus cinsinin eski adı.
ACANTHOCEPHALUS
(pul. ACANTHOCEPHALAN) [akantosefal] Kafasında dikensi tırtıklar bulunan.
Ayrıca balıklar, kuşlar ve memelilerin barsağında
asalak yaşayan Aschelminthes (=Nemathelminthes).
ACANTHOLABRUS PALLONI (SCALE-RAYED WRASSE) [derinsu lapini] En çok TL=18 cm boyunda
olup resiflere bağlı, 30-
ACANTHOPTERYGIANS
[dikenliyüzgeçliler]
® Acanthopterygii.
ACANTHOPTERYGII [dikenliyüzgeçliler] Kemikli
balıklarda süpertakım. Sırt ve anüs yüzgeçleri dikenlidir. Yüzme
keselerinin ağzı kapalıdır. Geniş bir süper takım
olup birçok takımı, alttakımı ve aileyi
barındırırlar.
|
Takım/Alttakım |
Önemli aileleri |
|
|
Atheriniformes Beloniformes Beryciformes Cetomimiformes
Cyprinodontiformes Gasterosteiformes Mugiliformes Perciformes Pleuronectiformes , Scorpaeniformes – Stephanoberyciformes Synbranchiformes Syngnathiformes Tetraodontiformes Zeiformes |
Blennidae Callionymidae Cepolidae Chaetodontidae Cottidae Echeneidae Gobiidae Labridae Mugilidae Ophidiidae Percidae Pholididae Pleuronectidae Scaridae |
Horozbinagiller Üzgünbalığıgiller Kurdelebalığıgiller Kıllıdişligiller Dereiskorpitigiller Yapışkanbalığıgiller Kayabalığıgiller Lapinagiller Kefalgiller Yılansıbalıkgiller Levrekgiller Tereyağıbalığıgiller Yanyüzergiller Papağanbalığıgiller |
|
|
Sciaenidae Scombridae Scorpaenidae Sparidae Trachinidae Trachypteridae Triglidae Uranoscopidae Xiphiidae Zeidae Zoarcidae |
Gölgebalığıgiller Uskumrugiller İskorpitgiller İzmaritgiller Çarpanbalığıgiller Kağıtbalığıgiller Kırlangıçbalığıgiller Kurbağabalığıgiller
Kılıçbalığıgiller Dülgerbalığıgiller Yılanbalığıanasıgiller |
ACCEPTABLE BIOLOGICAL
CATCH [
ACCEPTABLE
CATCH ESTIMATE [kabul edilebilir av tahmini] Bir bölgedeki balık stok’undan yapılabilecek
(alınabilecek) av miktarının yaklaşık tahminidir.
ACCEPTABLE
IMPACT [kabul
edilebilir etki] İnsan faaliyetlerinin
balıkçılığa genellikle olumsuz etkisini ima eder. Etki,
kaynak için az riskli ise kabul edilebilirlik söz konusu olmaktadır. Etki
ve risk tartışma konusu olup bu tanım değişebilir.
ACCESS
[giriş] Bir su kesimine kişinin genellikle bir araçla
girmesi.
ACCESS
RIGHT [kullanma
hakkı] Bir su kesimi
ya da belirli bir bölgede bir ya da daha çok balık türünü sömürme (avlama)
hakkının tanınması, verilmesi.
ACCESSIBILITY
[ulaşılabilirlik]
Uygun
balıkçılık aracı ile o alanda yayılmış
balığı avlayabilmek.
ACCIDENTAL CATCH [yan
av, rastlantısal av, kazaen av] ® By catch (yan av).
ACCLIMATION
POND [uyum
havuzu] Yetiştiricilik-besicilik
amacıyla genç (erinleş-memiş) balıkların yeni
çevredeki özel koşullara alıştırılması için
oluşturulmuş havuz.
ACCLIMATIZATION [alışma, uyum, aklimatizasyon] Canlıların yeni çevre koşullarında normal yaşam
faaliyetlerini sürdürmeye geçmeleri. ® Adaptation.
ACCOMODATION [akomodasyon] Gözün net görmek için odaklanması. Balıklarda
göz merceği ileri geri hareket ettirilerek yapılır.
ACCOMPANY
BEHAVIOUR [refakatçi
davranış] Aynı
türden bireylerle birliktelik oluşturmak için biraraya gelmek. Bazı
araştırıcılar, balıklarda birlikte olma ve bulunma
davranışının bir şekli olan sürü oluşturma
davranışının, balıkların tatlısu kökenli
olduklarına dayandırılmaktadırlar.
ACCUMULATION
[birikme,
akkümülasyon]
Birşeyleri biriktirme ve belirli bir süreçte miktarını
artırma anlamında kullanılmaktadır. Örnek; Kirlilik
ögelerinden olan ağır metallerin beliri bir süreçte vücuttaki
miktarının artmasıdır.
ACETABULARIA [Acetabularia] Bir gözeden (hücreden) oluşan su yosunudur. Bilinen
en büyük gözedir (hücredir). Çıplak gözle görülür. ® Acetabularia
mediterranea.
ACETABULARIA MEDITERRANEA nom. illeg. [Tubularia acetabulum nom. legit.] Boyu
ACID
DEATH POINT [asit
ölüm noktası] Suyun asidli olması nedeniyle balığın
genellikle pH @ 4.0
civarında ölmesi.
ACID DEPOSITION [asit yağmuru ] ® Wet deposition (yaş çökelme).
ACID
LAKE [asit
gölü] Suyu
pH<6.0 olan göl.
ACIDITY [asidite] Hidrojen iyonu konsantrasyonunun ölçüsü (pH<7.0).
ACIPENSER GUELDENSTAEDTII (RUSSIAN STURGEON) [Rus mersini, Rusmersin, karaca
balığı, mersin balığı, Rus mersin
balığı] Bilinen en büyük bireyi TL=235 cm ve
ACIPENSER NUDIVENTRIS (FRINGEBARBEL STURGEON) [şip, biz
balığı, mersin balığı, Rus mersini]
Bilinen en büyük bireyi TL=200 cm ve
ACIPENSER STELLATUS (STARRY STURGEON) [Mersin, çuka, mersin yavrusu, sivruşka
balığı, mersin balığı] Bilinen en büyük
bireyi TL=220 cm ve
ACIPENSER STURIO (STURGEON) [Alman mersin balığı, mersin
balığı, kolan balığı] Toplam boyu TL=500 cm ve
ağırlığı
ACIPENSERIDAE (STURGEONS) [Mersinbalığıgiller]
İlkel balıklar olup çoğunluğu
kıkırdağımsı iskletlidir. Kuyruk yüzgeçleri eşit
değildir (heteroserktir). Uzun ve yuvarlak vücutlu olup tatlısuda,
acısuda ve denizde yaşarlar. Deniz ve tatlısuda çift yönlü daha
uygunu yukarıgöçer (anadrom) olup kuzey yarımkürde ılıman
sularda yaşarlar. Tatlısuda yumurtlarlar. Erinleri dişsizdir.
Derileri kalın olup iri pullar bulunur. Yüzme keseleri büyüktür. Dört
bıyık yani sakal taşırlar. Yumurtalarından havyar
üretilir. İri cüsseli olup
ACOUSTIC [akustik] Duyma
ve ses ile ilgili.
ACOUSTIC FISH TAG [akustik balık markası] Balık hareketlerini izlemek için balığa takılan bir
cins ses yayıcı.
ACOUSTIC
SURVEY [akustik
sörvey] Balık
bolluğu ve ulaşılabilirliğini belirlemek için yankı
iskandili (eko-sonder) ve sonar (su altı radarı) kullanılarak
yapılan çalışma.
ACOUSTICAL
ENVIRONMENT [akustik
çevre] Belli bir
ses kaynağını kuşatan çevre.
ACOUSTICAL
SYSTEM [akustik
sistem] Ses
dalgası üreten, yayan ve gelen yankıları dinleyerek
algılayan sistemdir.
ACTINIA (SEA
ANEMONE, SNAKELOCKS) [deniz gülü] Gerçek deniz şakayıklarıdır.
Knidliler (Cnidaria) kabilesi, Anthozoa altkabilesi, Hexacorallia
sınıfı, Acrinaria takımı, Actinidae ailesinin Actinia cinsidir. Tek yaşarlar.
Kalker iskeletleri yoktur. Tabana yapışıktır. Dokunaçlar
erinlerde genellikle 8 adettir. ® Snakelocks (deniz şakayıkı).
ACTINOPTERGIANS (RAY FINNED FISHES) [ışınlıyüzgeçliler] ® Actinopterygii.
ACTINOPTERYGII (ACTINOPTERGIANS,
RAY FINNED FISHES) [Işınlıyüzgeçliler] Omurga-lıların
baskın grubu olup, ışınsı yüzgeç taşıyan
balıkları içine alan sınıftır. Bu sınıf
altında Teleostei altsınıfı, Acanthopterygii (dikenliyüzgeçliler) üsttakımı ve Mugiliformes, Atheriniformes, Beloniformes,
Cetomimiformes, Cyprinodontiformes, Stephanoberyciformes, Beryciformes,
Zeiformes, Gasterosteiformes, Syngnathi-formes, Synbranchiformes,
Tetraodontiformes, Pleuronectiformes, Scorpaeniformes, Perciformes
takımları yer alır. Toplam 27.000 türü tatlısu ve deniz
ortamında yaşar.
ACTION
RADIUS [etki
alanı, etki yarıçapı] Bir av aracının balığı çektiği
(avlayabildiği) mesafe.
ACTIVATED SLUDGE PROCESS
[aktif çamur süreci] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli
(örobik-aerobic) biyolojik arıtma süreci.
ACTIVE CARBON [aktif karbon] Gözenekli saf karbon. Kokuların ya da
ağılı (zehirli) maddelerin giderilmesinde kullanılan kömür
(karbon) tozu.
ACTIVE
FISHING [aktif
balıkçılık] Sabit
olmayan, hareket halindeki av aracıyla
yapılan avcılık. Örnek: Trol.
ACTIVE SLUDGE [aktif çamur] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli çamur.
ACTUAL MORTALITY RATE [güncel ölüm oranı, yıllık ölüm oranı] ® Annual mortality rate.
ACUS [iğne] akus.
AD-