A [son güncelleme 3 Temmuz 2008]
A- (prefix)
[siz, sız, a-] Örnek;
akromatik (achromatic)-renksiz.
a.m (abrev.) [Saat 12’den önce, öğlenden
önce] ® Antre meridiem
AAS (abrev.) [atomik soğurma spektrometresi] ® Atomic
Absorption Spectrometer.
AB (abrev.) [Avrupa Birliği] ® European Union, EU.
AB- (prefix)
[ab-] Ters
tarafında, öbür tarafta. Aboral (aboral)-ağzın ters
tarafında.
A-B DIRECTION [A-B yönü] Ağ yapımında ağ gözlerinin düz hat olacak şekilde
kesilmesi.
ABDOMEN [karın] 1- Balık vücudunun alt kısmı.
ABDOMEN [karın] 2-
Balığın sindirm organını barındıran
kısmı.
ABDOMEN [karın] 3-
Karaciğer, böbrek, üreme ve benzeri iç organları barındıran
vücut kısmı.
ABDOMEN [karın] 4- Karın. Eklembacaklılarda
vücudun ard (arka) kısmı.
ABDOMINAL
CAVITY
[karın boşluğu] ® Coelom (sölom).
ABDUCTION [abdüksiyon] Bir vücut parçasını ya da uzvu
bedenden uzaklaştırma.
ABDUCTOR [abdüktör, abduktor]
Uzaklaştıran uzaklaştırıcı. Bir uzvu
dışa doğru çeken kas. Uzaklaştırıcı kas.
ABDULFETTAH
PASHA [Abdülfettah
Paşa]
Kaptanıderya. Bahriye Kanunnamesi onun zamanında uygulanmaya
başlanan ünlü Osmanlı denizcisi. Öl. 1702.
ABERRANT FISH [sapan balık] Alışılmış,
bilinen doğal tipinden renk, şekil ya da davranış olarak
sapan (ayrılan) balık.
ABERRANT
SPECIES [aberant
tür] Bilinen
doğal durumundan uzaklaşan tür.
ABERRATION [sapma, aberasyon] Sapma, düzensizlik. ® Chromosom aberration. ® Chromatic aberration.
ABILITY OF FISH TO HEAR [balıkların
duyma yetisi] Balıklar ses ötesi
(ultrasonic) dalga boylarını algılayamazlar. Buna
karşın 16 Hz ile 13 kHz arasındaki esnek ses
dalgalarını algılayabildikleri düşünülmektedir.
Balıklar yüzerken, beslenirken ve diğer yaşamsal faaliyetlerinde
ses çıkartır ve bunu algılarlar.
ABILITY OF
FISH TO SMELL [balıklarda
koku alma yetisi]
Balıklar koku alma organlarıyla (olfactory organs) 1.10-6
ile 1.10-17 oranlarındaki çok seyreltilmiş çözeltileri
algılayabilirler.
ABILITY OF FISH TO TASTE [balıklarda tat
ABIOGENESIS [abiyogenez] Canlıların
(canlı ana-baba olmadan) cansız malzemeden bir anda
yaratıldığını öne süren varsayımsal organik
olağanüstülük.
ABIOSE [abiyoz] Su yokluğunda canlıların
yaşamının geçici bir süre için –yeniden su gelene kadar-
yavaşlaması. Örnek; Rotatoria.
ABIOSESTON [abiyoseston] Seston’un yaşamayan kısmı. ® Tripton. ® Seston.
ABIOTIC [abiyotik]
Biyolojik olmayan malzeme,
faktör, çevre vs.
ABIOTROPHY [abiyotrofi] Göze (hücre)
ve dokuların herhangi bir yaralanma görünmeden erken ölmesi.
ABNORMAL [anormal] Normal olmayan
durum.
ABNORMALITY [anormallik] Doğal olarak balıklarda bulunmayan durum.
ABORAL [ağızdan uzak(ta)] Aboral. ® Oral.
ABORTUS [düşük] Memelilerde
cenin’in tam gelişmeden erken gelişme evresinde yitirilmesi
(düşmesi).
ABRA ALBA (WHITE FURROW SHELL) [?] Çift kabuklu bir yumuşakçadır (bir midye türüdür). Avrupa
kıyılarının kumlu, çamurlu tabanında bulunur. Rengi
beyaz ya da beyazımsıdır.
ABRADED FIN [aşınmış yüzgeç] Eskimiş,
yumurtlamadan sonra yıpranmış yüzgeç.
ABRAMIS
BRAMA (CARP BREAM) [çapak
balığı] Tam
boyu TL=82 cm ve ağırlığı
ABSOLUTE
ABUNDANCE [mutlak bolluk] Populasyondaki (stoktaki) toplam birey sayısıdır. Genellikle göreceli bolluktan hareket
edilerek tahmin edilir.
ABSOLUTE CONVERSION
RATE OF FOOD [mutlak
besin çevirme orani] O besin
miktarının o besinden kaynaklandığı düşünülen ek
büyümeye bölünmesiyle elde edilen göstergedir (indekstir).
ABSOLUTE
FECUNDITY [mutlak
doğurganlik, mutlak fekondite] Dişinin
toplam yumurta sayısıdır.
ABSOLUTE
GROWTH RATE [mutlak büyüme oranı] Birey, stok ya da populasyon büyüklüğünün belirli bir süre ve
koşulda güncel artışıdır.
ABSOLUTE
RECRUITMENT [mutlak
içgöç, mutlak stoğa katılma] Birim
zamanda yani belirli bir sürede (genellikle yıl) avlanma büyüklüğü
aralığına ulaşan balıkların
sayısıdır. ® Recruitment (içgöç, stoğa katılma).
ABSOLUTE ZERO [mutlak sıfır] En
düşük sıcaklık değeri; 0 K,
ABSORBTION [soğurma] 1- Maddelerin (moleküllerin) yüzeyde
tutulması.
ABSORBTION [soğurma] 2- Maddelerin (gaz, sıvı vs) emilmeye benzer
şekilde alınması, tutulması.
ABSORPTION [soğurma] 3- Sindirilimiş
besinin barsaklarda emilesi.
ABSORPTIVE
FEEDING [soğurarak beslenme] Balığın gelişmesinde besin
maddelerinin yumurtalık (ovaryum) salgısından alınması
ya da çevreden vücut yüzeyi yoluyla alınması.
ABUNDANCE [bolluk] Çokluk
derecesidir. Populasyon ya da stok’daki balıkların toplam
miktarı olarak algılanır. Bir alanda yaşayan bir
canlının örneğin bir balık türünün toplam miktarı,
mutlak ya da göreceli bolluk olarak verilebildiği gibi alan
başına düşen ya da birim çaba başına düşen
değer olarak ta verilebilmektedir. ® Absolute abundance (mutlak bolluk).
ABUNDANCE
INDEX (INDEX OF ABUNDANCE) [bolluk göstergesi] Bir stok’un ya da parçasının (örneğin yumurtlayan
kısmının) örneklenmesiyle ağırlık ya da birey
sayısı olarak elde edilen verilerdir. Göstergeler çoğunlukla
göreceli birimler olup bolluğun zaman içerisindeki göreceli değişmesini
ifade ederler. Örnek; birim çaba başına düşen avın zaman
serisi.
ABYSSAL [abisal, abissal] Yaklaşık 2200-
ABYSSAL
FISH(ES) [abisal balık(lar)] Derin denize
ve oradaki basınca uyum sağlamış etobur
balıkların belirtilmesinde kullanılır. Bu
balıkların ağızları büyük olup genellikle
buldukları besini yerler. Işık organları vardır.
ABYSSAL FLOOR
[abisal taban] ® Abyssal plain.
ABYSSAL PLAIN [abisal ova] 3500 metreden derindeki
düzlükler.
ABYSSAL ZONE [abisal kuşak]
Derin
denizin 2200-
ABYSSOBENTHIC [abiso-tabancıl, abisobentik] Abisal derinlikteki taban
yaşamı.
ABYSSOPELAGIC [abiso-yüzücü, abiso-pelajik] Abisal derinlikteki yüzer-gezer
yaşam. 2200-
-ACANTHA (prefix) [diken] 1-.
ACANTHA [diken] 2-.
ACANTHIAS [Acanthias]
Mahmuzlu camgöz Squalus cinsinin eski adı.
ACANTHOCEPHALUS (pul. ACANTHOCEPHALAN) [akantosefal] Kafasında dikensi tırtıklar bulunan.
Ayrıca balıklar, kuşlar ve memelilerin barsağında
asalak yaşayan Aschelminthes (=Nemathelminthes).
ACANTHOLABRUS PALLONI (SCALE-RAYED WRASSE) [derinsu lapini] En çok TL=18 cm boyunda
olup resiflere bağlı, 30-
ACANTHOPTERYGIANS [dikenliyüzgeçliler] ® Acanthopterygii.
ACANTHOPTERYGII [dikenliyüzgeçliler] Kemikli
balıklarda süpertakım. Sırt ve anüs yüzgeçleri dikenlidir. Yüzme
keselerinin ağzı kapalıdır. Geniş bir süper takım
olup birçok takımı, alttakımı ve aileyi
barındırırlar.
|
Takım/Alttakım |
Önemli aileleri |
|
|
Atheriniformes Beloniformes Beryciformes Cetomimiformes
Cyprinodontiformes Gasterosteiformes Mugiliformes Perciformes Pleuronectiformes , Scorpaeniformes – Stephanoberyciformes Synbranchiformes Syngnathiformes Tetraodontiformes Zeiformes |
Blennidae Callionymidae Cepolidae Chaetodontidae Cottidae Echeneidae Gobiidae Labridae Mugilidae Ophidiidae Percidae Pholididae Pleuronectidae Scaridae |
Horozbinagiller Üzgünbalığıgiller Kurdelebalığıgiller Kıllıdişligiller Dereiskorpitigiller Yapışkanbalığıgiller Kayabalığıgiller Lapinagiller Kefalgiller Yılansıbalıkgiller Levrekgiller Tereyağıbalığıgiller Yanyüzergiller Papağanbalığıgiller |
|
|
Sciaenidae Scombridae Scorpaenidae Sparidae Trachinidae Trachypteridae Triglidae Uranoscopidae Xiphiidae Zeidae Zoarcidae |
Gölgebalığıgiller Uskumrugiller İskorpitgiller İzmaritgiller Çarpanbalığıgiller Kağıtbalığıgiller Kırlangıçbalığıgiller Kurbağabalığıgiller
Kılıçbalığıgiller Dülgerbalığıgiller Yılanbalığıanasıgiller |
ACCEPTABLE BIOLOGICAL CATCH [
ACCEPTABLE
CATCH ESTIMATE [kabul
edilebilir av tahmini] Bir
bölgedeki balık stok’undan yapılabilecek (alınabilecek) av
miktarının yaklaşık tahminidir.
ACCEPTABLE
IMPACT [kabul
edilebilir etki] İnsan faaliyetlerinin
balıkçılığa genellikle olumsuz etkisini ima eder. Etki,
kaynak için az riskli ise kabul edilebilirlik söz konusu olmaktadır. Etki
ve risk tartışma konusu olup bu tanım değişebilir.
ACCESS [giriş] Bir su kesimine kişinin genellikle bir araçla
girmesi.
ACCESS RIGHT [kullanma hakkı] Bir su kesimi ya da belirli bir bölgede bir ya da daha
çok balık türünü sömürme (avlama) hakkının tanınması,
verilmesi.
ACCESSIBILITY [ulaşılabilirlik] Uygun
balıkçılık aracı ile o alanda yayılmış
balığı avlayabilmek.
ACCIDENTAL CATCH [yan av,
rastlantısal av, kazaen av] ® By catch (yan av).
ACCLIMATION
POND [uyum
havuzu] Yetiştiricilik-besicilik
amacıyla genç (erinleş-memiş) balıkların yeni
çevredeki özel koşullara alıştırılması için
oluşturulmuş havuz.
ACCLIMATIZATION [alışma, uyum, aklimatizasyon] Canlıların yeni çevre koşullarında normal yaşam
faaliyetlerini sürdürmeye geçmeleri. ® Adaptation.
ACCOMODATION [akomodasyon] Gözün net görmek için odaklanması. Balıklarda
göz merceği ileri geri hareket ettirilerek yapılır.
ACCOMPANY
BEHAVIOUR [refakatçi
davranış] Aynı
türden bireylerle birliktelik oluşturmak için biraraya gelmek. Bazı
araştırıcılar, balıklarda birlikte olma ve bulunma
davranışının bir şekli olan sürü oluşturma
davranışının, balıkların tatlısu kökenli
olduklarına dayandırılmaktadırlar.
ACCUMULATION [birikme, akkümülasyon] Birşeyleri biriktirme ve belirli bir süreçte
miktarını artırma anlamında kullanılmaktadır. Örnek;
kirlilik ögelerinden olan ağır metallerin beliri bir süreçte
vücuttaki miktarının artmasıdır.
ACETABULARIA [Acetabularia] Bir gözeden (hücreden) oluşan su yosunudur. Bilinen
en büyük gözedir (hücredir). Çıplak gözle görülür. ® Acetabularia
mediterranea.
ACETABULARIA MEDITERRANEA nom. illeg. [Tubularia acetabulum nom. legit.] Boyu
ACID DEATH
POINT [asit
ölüm noktası] Suyun asidli olması nedeniyle balığın
genellikle pH @ 4.0
civarında ölmesi.
ACID DEPOSITION [asit yağmuru ] ® Wet deposition (yaş çökelme).
ACID LAKE [asit gölü] Suyu pH<6.0 olan göl.
ACIDITY [asidite] Hidrojen iyonu konsantrasyonunun ölçüsü (pH<7.0).
ACIPENSER GUELDENSTAEDTII (RUSSIAN STURGEON) [Rus mersini, Rusmersin, karaca
balığı, mersin balığı, Rus mersin
balığı] Bilinen en büyük bireyi TL=235 cm ve
ACIPENSER
NUDIVENTRIS (FRINGEBARBEL STURGEON) [şip, biz
balığı, mersin balığı, Rus mersini]
Bilinen en büyük bireyi TL=200 cm ve
ACIPENSER STELLATUS (STARRY STURGEON) [Mersin, çuka, mersin yavrusu, sivruşka
balığı, mersin balığı] Bilinen en büyük
bireyi TL=220 cm ve
ACIPENSER STURIO (STURGEON) [Alman mersin balığı, mersin
balığı, kolan balığı] Toplam boyu TL=500 cm ve
ağırlığı
ACIPENSERIDAE
(STURGEONS) [Mersinbalığıgiller]
İlkel balıklar olup çoğunluğu
kıkırdağımsı iskletlidir. Kuyruk yüzgeçleri eşit
değildir (heteroserktir). Uzun ve yuvarlak vücutlu olup tatlısuda,
acısuda ve denizde yaşarlar. Deniz ve tatlısuda çift yönlü daha
uygunu yukarıgöçer (anadrom) olup kuzey yarımkürde ılıman
sularda yaşarlar. Tatlısuda yumurtlarlar. Erinleri dişsizdir.
Derileri kalın olup iri pullar bulunur. Yüzme keseleri büyüktür. Dört
bıyık yani sakal taşırlar. Yumurtalarından havyar
üretilir. İri cüsseli olup
ACOUSTIC [akustik] Duyma
ve ses ile ilgili.
ACOUSTIC FISH TAG [akustik balık markası] Balık hareketlerini izlemek için balığa takılan bir
cins ses yayıcı.
ACOUSTIC
SURVEY [akustik sörvey] Balık bolluğu ve
ulaşılabilirliğini belirlemek için yankı iskandili
(eko-sonder) ve sonar (su altı radarı) kullanılarak yapılan
çalışma.
ACOUSTICAL
ENVIRONMENT [akustik
çevre] Belli bir
ses kaynağını kuşatan çevre.
ACOUSTICAL
SURVEYS IN TURKEY [Türkiye’de balıkçılık akustiği
çalışmaları] Balıkçılık
akustiği çalışmaları yüksek frekanslı ses
dalgalarının balıklara çarpıp geri dönmesi ve dönen
yankının şiddetinin ölçülmesine dayanır. Bu yöntemle
Türkiye sularında ilk kez 1972 yılında Karadeniz’de hamsi ve
istavrit stoklarının belirlenmesi çalışması bir
FAO/UNDP projesi çerçevesinde Losse ve Johannesson tarafından
gerçekleştirilmiştir. Bu çalış-malara,
meslektaşlarımızdan daha çok sayın Faruk Kara
katılmıştır. Anılan bu çalışmadan 16
yıl sonra (1988) ODTÜ-Deniz Bilimleri Enstitüsü yine Karadeniz’de ikinci
bir balıkçılık akustiği çalışmasını
NATO-İstikrar için bilim (NATO-Science for Stability) programı
desteğinde gerçekleştirmiştir. Bunun da üzerinden şimdilik
20 yıl geçmiştir.
ACOUSTICAL
SYSTEM [akustik
sistem] Ses
dalgası üreten, yayan ve gelen yankıları dinleyerek
algılayan sistemdir.
ACTINIA (SEA
ANEMONE, SNAKELOCKS) [deniz gülü] Gerçek deniz şakayıklarıdır.
Knidliler (Cnidaria) kabilesi, Anthozoa altkabilesi, Hexacorallia
sınıfı, Acrinaria takımı, Actinidae ailesinin Actinia cinsidir. Tek yaşarlar.
Kalker iskeletleri yoktur. Tabana yapışıktır. Dokunaçlar
erinlerde genellikle 8 adettir. ® Snakelocks (deniz şakayıkı).
ACTINOPTERGIANS (RAY FINNED FISHES) [ışınlıyüzgeçliler] ® Actinopterygii.
ACTINOPTERYGII
(ACTINOPTERGIANS, RAY FINNED FISHES) [Işınlıyüzgeçliler]
Omurga-lıların
baskın grubu olup, ışınsı yüzgeç taşıyan
balıkları içine alan sınıftır. Bu sınıf
altında Teleostei altsınıfı, Acanthopterygii (dikenliyüzgeçliler) üsttakımı ve Mugiliformes, Atheriniformes, Beloniformes,
Cetomimiformes, Cyprinodontiformes, Stephanoberyciformes, Beryciformes,
Zeiformes, Gasterosteiformes, Syngnathi-formes, Synbranchiformes,
Tetraodontiformes, Pleuronectiformes, Scorpaeniformes, Perciformes
takımları yer alır. Toplam 27.000 türü tatlısu ve deniz
ortamında yaşar.
ACTION RADIUS
[etki alanı,
etki yarıçapı] Bir
av aracının balığı çektiği (avlayabildiği)
mesafe.
ACTIVATED SLUDGE PROCESS
[aktif çamur süreci] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli
(örobik-aerobic) biyolojik arıtma süreci.
ACTIVE CARBON [aktif karbon] Gözenekli saf karbon. Kokuların ya da
ağılı (zehirli) maddelerin giderilmesinde kullanılan kömür
(karbon) tozu.
ACTIVE
FISHING [aktif
balıkçılık] Sabit
olmayan, hareket halindeki av aracıyla
yapılan avcılık. Örnek; trol.
ACTIVE SLUDGE [aktif çamur] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli çamur.
ACTUAL MORTALITY RATE [güncel ölüm
oranı, yıllık ölüm oranı] ® Annual mortality rate.
ACUS [iğne] akus.
AD- (prefix)
[ad-] 1- Aynı
yanda, yakınında. Adoral (adoral)-Ağzın bulunduğu
tarafta.
AD- (prefix) [eşit, denk] 2- ad-. Örnek; adequate-yeterli
uygun.
ADAPTATION [uyum, alışma]
Adaptasyon. Organizmaların belirli
koşullarda ‘normal’ doğal denilebilecek yaşam faaliyeti
göstermeleri.
ADAPTATION TO
EXTREME CONDITIONS [uç koşullara uyum] Denizlerde, okyanuslarda uç koşullara uyum
sağlamış birçok organizma yaşamaktadır. Bunlara
konumuz itibarıyla denizel ortamdan buz balıkları, gelgit
balıkları ile hidrotermal ağızlardaki canlılar örnek
olarak verilebilir. Ancak uç koşullarda
yaşam deniz ve okyanuslarla sınırlı değildir. Karasal
ortamda da uç koşullara uyum sağlamış canlılar
bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak yaygın bilinen etçil (karnivor)
bitkiler; ağılı (zehirli) ve besin değeri düşük
ökaliptus ile beslenen kaola, donma tehlikesinde olan kış güveleri,
ağılı sütleğen ile beslenen kral kelebeği
kurtçukları (larvaları) verilebilir. Uç koşula uyum aslında
canlının yaşam payını artıran (hayatta
kalmasını sağlayan) mücadeledir. ® Ice fishes (buz
balıkları). ® Tidal fishes (gelgit balıkları). ® Organisms at hydrothermal vents (hidrotermal
ağızlardaki canlılar).
ADDUCTOR [çekme, aduktör.] Yaklaştırma hareketini
yapan kas(lar).
ADFLUVIAL [akargöçer] Göllerde yaşayıp ırmaklara yumurtlamak
için göçen. ® Potamadromous.
ADHERENT [yapışık] Kalıtımsal (irsi) olarak bir organa diğerinin
yapışık olması.
ADHESIVE DISC
[yapışkan
disk, emme diski, vantuz çekmen] Değişik yüzeylere yapışıcı
organ. Örneğin Echeneidae ailesinden balıkların
değişime uğramış sırt yüzgeci, Gobiescoidae ve
Liparidae ailelerinde karın (pelvik) yüzgeçleri. ® Sucking disk.
ADHESIVE EGG
(VISCID EGG) [yapışkan yumurta] Kum, çakıl, bitki vb’ne yapışkan yüzeyi
nedeniyle tutunan yumurta. Akvakültürde istenmez. Yapışkanlık
süt ve mazı tozuyla giderilir.
ADIABATIC [adyabatik] Çevreyle
herhangi bir ısı değiştokuşu olmaksızın
(ısı verip almadan) gerçekleşen anlamında olup besin
zincirinde enerji ve madde aktarımı incelemelerinin temel prensibi
olarak alınmaktadır.
ADIPOSE [yağ, adipoz]
Yağlı. Örnek; yağ yüzgeci (adipose fin).
ADIPOSE
EYELID
[yağlı göz kapağı, adipoz göz kapağı] Gözün ön ve
arka kısmında yer alan ve merkez kısmı açık
bırakan koruyucu saydam sarımsı zar. Örnek: Clupeidae, Mugilidae, Scombridae.
ADIPOSE FIN
(FLESH FIN) [yağ
yüzgeci, adipoz yüzgeç] Sert
ışını olmayan küçük sırt yüzgeci. Örnek; Percopsidae Salmonidae,
Osmeridae, Argentinidae Myctophidae, Ictaluridae aileleri.
ADMIRAL [amiral] Yüksek rütbeli deniz subayı (general).
ADRIATIC SOLE [dil balığı] ® Pegusa impar.
ADSORPTION [adsorpsiyon] Malzemenin (molekül) katı yüzeye tutunması.
ADULT [ergin, erin] Cinsi olgunluğa ulaşmış hayvan.
ADULT FISH
COUNT [erin balık sayımı] Dar pasajlardan (barajlardaki balık merdivenlerinden) yumurtlamak için
geçen balıkların belirli sürelerde sayılması. Günümüzde
akustik cihazlar ile göç süresince tam sayım yapılabilmektedir.
ADULT STOCK [erin stok] ® Spawning stock.
ADVANTAGES OF
BEING SMALL
[küçük olmanın avantajları] Eğer büyüme besin bolluğuyla sınırlı ise o zaman
küçük vücutlu olmak besine ulaşmada avantajlıdır. Bu iki
fiziksel yasaya dayanmaktadır. i) yoğun ortamdan az yoğun ortama
geçiş yani yayılma (diffusion) mesefanin karesiyle ters
orantılıdır. ii) Aynı şekle sahip nesnelerde yüzey
alanının hacme oranı hacim arttıkça azalır.
Bunların anlamı şudur. Çok sayıda küçük parçacıklar
örneğin gözeler (hücreler) az sayıdaki büyük olanlara oranla besine
daha kolay ulaşırlar.
ADVANTAGES OF
FISHERY ACOUSTICAL METHOD [balıkçılık akustiği yönteminin avantajları] i) Balık stoklarının
dağılımı hakkında özet bilgi verir. ii) Stok
tespitinde biyoistatistiğe gerek kalmaz. iii) Balık
davranışları hakkında bilgi verir. iv) Kısa sürede
geniş alanları kapsayabilir. v) Veri toplama işlemleri
hızlıdır. vi) Göreceli olarak hassas ve güvenilirdir.
Bunların ötesinde; vii) Avcılığın yasak olduğu
stoklarda av ve çaba değerleri eksikse; viii) Av ve çaba değerlerinin
doğruluğundan kuşku duyuluyorsa; ix) Yeni yatırım
boyutunun belirlenmesinde kaynak hakkında hızlı bilgi
gerekiyorsa; x) Miktarı tespit edilecek balık stoku yalnız kısa
bir süre için bölgede bulunuyorsa; xi) İlgi türün ömrü kısa ise ve
sanal populasyon analizi için gerekli av ve çaba değeleri zor elde
edilebiliyorsa akustik yöntem avantajlıdır.
ADVANTAGES OF FORMING SCHOOLS [sürü oluşturmanın yararları] Sürü oluşturmanın
çoklu avantajı vardır. Bunların başlıcaları
şunlardır:
|
i) Sürüdeki bireylerin besin bulması daha kolaydır. ii) Sürü yırtıcılara
karşı koruma sağlar. iii) Üremede eş
bulmayı kolaylaştırır. |
iv) Kötü çevresel
koşullarda yaşama şansını
artırır. v) Göçte bireylere enerji tasarrufu sağlar. |
ADVECTION [yatay
taşınım, adveksiyon] Suların yatay hareketi.
AEGEAN SEA [Ege Denizi] Osmanlıların 19. ve 20. YY
arasında “Adalar Denizi” adını verdikleri, Akdeniz sular
sisteminde, Türkiye ile Yunanistan arasında yer alan içerisinde çok
sayıda adanın bulunduğu yan denizdir. Yüzölçümü 196.000 km2’dir
ve güneyde Girit Adası’na kadar uzanır. Türkiye ve Yunanistan
arasında canlı ve cansız kaynakların kullanımı,
seyir ve sefer ile kıta sahanlığı konularında ciddi
sorunların olduğu bir denizdir.
AEGEUM MARE [Ege
Denizi] ® Aegean Sea.
-AEMIA (suffix) [-emi] Kanla ilgili. Örnek; septisemi (septicaemia)-kan
ağılanması (zehirlenmesi).
AENEUS [eneus]
Metalimsi renkte.
AERATION [havalandırma]
Çözünmüş oksijen miktarını artırmak için suya hava
girişi.
AERATION TANK
[havalandırma tankı] Su
arıtma tesislerinde havalandırma işleminin
yapıldığı tank.
AERATOR [havalandırıcı] Akvaryumdaki oksijeni artırmak için kullanılan
pompa.
AERIAL SURVEY
[havadan gözlem] Balık hareketleri hakkında alçaktan uçan bir
uçaktan doğrudan gözlemleme ya da fotoğraflama yöntemleriyle veri
toplama.
AERIAL TRAP [hava
tuzağı] Sudan sıçrayan
balıkları avlamak için su yüzeyine parallel ve yakın
gerilmiş av aracı.
AEROBIC [örobik] Suda çözünmüş oksijenin bulunduğu
koşullar.
AEROBIC
DECOMPOSITION [örobik ayrışma] Aerobik ayrışma. Oksijenli koşullarda organik maddelerin
ayrıştırılması - parçalanması.
AEROBIONT [örobiyont]
Serbest oksijeni kullanan organizmalar.
AEROBIOSIS [örobiyoz] Oksijen ve
havanın bulunduğu ortamda sürdürülen yaşam.
AEROPHAGIA [hava yutma, örofaji].
AEROPLANKTON
[eroplankton] Havadaki
plankton. Havadaki küçük canlılar.
AEROSOL [örozol] Gaz fazında (atmosferde) askıda bulunan sıvı ve katı
parçacık ve kümelerini belirtmek için kullanılan
kavram.
AESTIVAL POND [yaz havuzu] 1- Yalnız yaz süresince oluşan su birikintisi.
AESTIVAL POND [yaz havuzu] 2- İçinde tüm yıl boyunca su olan fakat
kışın tabana kadar donan, dolayısiyla içinde geçici süreyle
balık bulunan su birikintisi.
AFFINIS [akraba].
AFFINITY [akrabalık]
Belirli bazı canlıların bir arada (topluluk oluşturarak)
bulunma eğilimi.
A-FRAME [a-yapı] A harfine benzeyen düzenek.
AFRICAN ARMOURED SEAROBIN [dikenliöksüz
balığı, dikenli öksüz] ® Peristedion cataphractum.
AFRICAN HALFBEAK [yarımgaga balığı, çomak balığı] ® Hyporhamphus picarti.
AFRICAN LUNGFISH [balçıkbalığıgiller] ® Lepidosirenidae.
AFRICAN
SAILFIN FLYINGFISH [uçan balık, uçankefal balığı, uçan balık] ® Parexocoetus mento.
AFRICAN THREADFISH [melek
balığı, İskender balığı] ® Alectis alexandrinus.
AFT [pupa]
Gemi ya da teknenin geri, arka tarafı, geri istikameti.
AGAMY [agami] Çiftler arasında sürekli bağın
olmadığı durum. Yumurtlamadan sonra erkek ve dişinin
ayrılması. Örnek, bazı Sihlidgiller (Cichlidae).
AGAR [agar-agar] Mikroorganizmaların büyütülmesinde kullanılan
besi ortamı. Alglerden elde edilen ve mikroorganizmaların
büyütülmesinde kullanılan jölemsi besi ortamı.
AGASSIZ [Alexandre Agassiz] İsviçre asıllı Amerikalı mühendis ve
zoolog (1835-1910). Önce babası ile mühendis olarak
çalıştı. Madencilikten çok zengin oldu ve kıyı
hayvanlarıyla özellikle Derisidikenliler ile ilgilendi. Kendi gemisiyle
Karayipler’de derin deniz faunasını inceledi. Panama’nın her iki
tarafındaki faunayı karşılaştırdı. Yayınladığı
eserindeki tabloları kendisi çizdi.
AGASTRIC [midesiz] Midesi olmayanlar. Bazı
etobur Cyprinidae (sazangil) ailesi fertlerinin gerçek anlamda midesi yoktur.
AGE [yaş]
Balık yaşamında tamamlanmış yıl
sayısıdır. Belirsizlik durumunda verilen yıllık
yaş değerinin ardına artı (+) işareti konur. Örnek; 3+
gibi.
AGE AT FIRST CAPTURE (tc) [ilk avlanma yaşı, en küçük av yaşı] Balıkların %50’sinin kullanılan ağ
göz genişliğine bağlı olarak avlandığı
yaştır.
AGE AT FIRST MATURITY [ilk olgunlaşma yaşı] Balıkların %50’sinin
eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaştığı
yaştır.
AGE COMPOSITION [yaş bileşimi,
yaş kompzisyonu] Aynı türe ait bir populasyon, stok ya da
avdaki farklı yaş gruplarının birbirine oranıdır.
Kısaca bir populasyon ya da stoktaki balıkların yaş
dağılımıdır. Sağlıklı stoklarda
yaş bileşenlerinin (kompozisyonlarının) dağılım
alanı geniştir yani her yaştan birey vardır.
AGE DETERMINATION (AGE READING, AGE ESTIMATION, AGEING) [yaş tayini, yaş
belirleme] Balıkların sert aksamların-daki büyüme
halkalarının yorumlanmasıyla yaşlarının
belirlenmesine denmektedir. Balıkların sert aksamlarında
hızlı ve yavaş büyüme dönemlerinde oluşturdukları
halkaların sayılmasıyla yaşlarının
belirlenmesidir. Balıklar hızlı (yaz), yavaş
(kış) büyüme dönemlerinde oluşturdukları büyüme
halkalarının yanında gerginlik (stres) (örneğin yumurtlama,
açlık, yaşam koşullarındaki ani değişmeler)
nedeniyle de halka oluşturmaktadır. Bu nedenle yaş tayinine
yaş tahmini de denmektedir.
AGE DISTRIBUTION [yaş
dağılımı] Aynı
türe ait populasyon, stok ya da avın her yaş
sınıfındaki birey sayıları ya da bunun yüzdesi.
AGE ESTIMATION [yaş tahmini] ® Age determination (yaş tayini).
AGE FREQUENCY [yaş frekansı] Populasyon, stok ya da avdaki aynı türe ait
bireylerin yaşlarının dökümü. ® Age distribution (yaş
dağılımı).
AGE GRAOUP (AG) [yaş grubu] Belirli bir yaşta olan
balıklar. Örneğin bu
yılın Temmuz ayında yumurtlanmış hamsiler gelecek
yılın Temmuz ayına kadar sıfır yaş
grubundadır (AG 0). İzleyen dönemde (2. Temmuz’dan sonra) AG I
olurlar.
AGE OF MATURITY [olgunlaşma
yaşı, erinleşme yaşı] Balıkların %50’sinin yumurtlayacak,
atmık bırakacak olgunluğa ulaştığı
yaştır.
AGE OF RECRUITMENT [içgöç yaşı, stok’a katılma yaşı] Genç
balıkların %50’sinin erin stok’un bulunduğu alana ya da
yaşa ulaşması halini tanımlar ve bu aşamadaki
balıkların yaşına da stok’a katılma (içgöç) yaşı
denir.
AGE READING [yaş okuma] ® Age determination (yaş tayini).
AGE SPECIFIC [yaşa dayalı] Yaş etkenine bağlı.
AGE SPECIFIC FECUNDITY [yaşa dayalı
doğurganlık]
Doğurganlığın (fekonditenin) yani yumurta
sayısının yaş etkenine bağlılığı.
AGE SPECIFIC MORTALITY [yaşa dayalı ölüm] Ölümün yaşın bir
fonksiyonu olarak verilmesi.
AGE SPECIFIC SURVIVAL RATE [yaşa dayalı kalım payı] Belirli bir sürede, belirli bir
yaştaki balıklardan hayatta kalanların (yaşayanların)
ortalama oranı.
AGE STRUCTURE [yaş
yapısı] ® Age frequency (yaş frekansı). ® Age distribution (yaş
dağılımı).
AGE VALIDATION [yaş doğrulama] Yaş tayini öncesi yıllık
halkaların (hızlı ve yavaş büyüme dönemlerine ait
halkaların) bir yıllık büyüme dönemini temsil ettiğinin
gösterilmesi. Sağlay.
AGE-COHORT ANALYSIS [yaşa dayalı tabur çözümlemesi] Her yaş
grubundan avlanan balık sayıları kullanılarak, belirli bir
avı verebilecek balık miktarı, doğal ölümlerin bilinmesi
halinde geriye doğru hareket edilerek, stoka katılanların
sayılarının tahminidir. Yaşa dayalı tabur analizinin
kestirimci olanına Thompson ve Bell Modeli denmektedir. ®
Predictive cohort analysis (kestirimci tabur çözümlemesi).
AGEING [yaşlandırma] 1- Populasyon, stok ya da bireysel balığın
yaşının belirlenmesi.
AGEING [yaşlanmak] 2- Balıkların yaşı
ve yaşlanması.
AGEING TECHNIQUE [yaş tayini tekniği] Balığın
yaşının, sert aksamlarındaki halkalardan belirlenmesinde
kullanılan yöntem.
AGE-LENGTH COMPOSITION [yaş-boy bileşimi] ® Age-length key (yaş-boy anahtarı).
AGE-LENGTH CURVE [yaş-boy eğrisi]
Yaş ile boy
arasındaki ilişkiyi gösteren eğri. Yaş-boy
anahtarının basitleştirilmiş şekli.
AGE-LENGTH KEY [yaş-boy anahtarı] Yaş-boy anahtarları çift frekans
dağılımı tabloları olup genellikle sütünlar
yaşı satırlar ise frekans değerlerini içerir. Yaş-boy
anahtarı oluşturulmuş bir stokun çok sayıda pazarlanan
bireylerinin boy ölçümleri kullanılarak stokun avlanan
kısmının boy dağılım değerleri yaş
dağılımı değerlerine çevirilir.
AGE-STRUCTURED ASSESSMENT [yaşa dayalı
tahmin] Stokta
değişik yaştaki balıkların göreceli bolluğuna
dayalı olarak stok durumunun tahmini.
AGGREGATED FISHERY DATA (POOLED DATA) [birleştirilmiş balıkçılık verisi] Ayrıntısı
belli olmayan aynı türden olup birleştirilerek birbirine
katılmış veriler.
AGGREGATING DEVICE [yığıcı
aygıt] Balıkları cezbederek yığan
aygıt.
AGGREGATION
[yığılma]
1- Biraraya gelerek yığılma.
AGGREGATION [yığılma] 2- Canlıların (köpek
balıklarının) avlanmak için bir araya gelmesi. Buna avcılar
anlamında ‘hunting aggregation’ denmektedir.
AGGRESSION [saldırganlık]
Kendi bölgesini, yavrusunu korumak için başkasına zarar vermek ya da
zarar vermeye yönelmek. Yırtıcı (predator)
davranışı saldırganlık değildir.
AGGRESSIVITY [saldırganlık] Saldırı ve
çatışmaya hazır ya da eğilimli olmak.
AGNATHA (LAMPREYS, HAGFISH)
[çenesizler]
Agnata (Agnatha). Omurgalılar
(Vertebrata) altkabilesinin üstsınıfını içerir. Çeneleri ve
çift yüzgeçleri yoktur. 7 ya da daha çok solungaç deliği bulunur. Döllenme
vücut dışında olur. İskelet kıkırdaklı olup
kalp iki odacıklıdır. Deniz canlılarının küçük
bir birimini oluştururlar.
AGONISTIC BEHAVIOUR [çatışma
davranışı] Çatışmadaki
davranış şekilleri.
AHEAD [ileri] Makinenin gemiyi öne doğru
hareket ettirmesi.
AIDABLENNIUS
SPHYNX (?) [horozbina] TL=8 cm. Tabansal (demersal) bir tür olup
sığ kayalıkların güneşli tarafında
rastlanır. Yumurtaları tabansal (demersal) ve
yapışkandır. Erkek bireyler yumurtayı bekler.
AIMED FISHING [hedefli balıkçılık] Belirli
bir grubu, örneğin sonarda görünen bir hamsi sürüsünü hedef alan
balıkçılık.
AIR BLADDER [yüzme kesesi, gaz kesesi] ® Swim bladder.
AIR BREATHING FISHES [hava soluyan balıklar] Solungaçlarının
yanında atmosferdeki havayı da yardımcı özel solunum
organlarıyla soluyan balıklar (Clariidae, Channidae, Belontidae,
Osteoglossidae ve akciğerli balıklar-Dipnoi) için
kullanılmaktadır.
AIR CURTAIN [hava
perdesi] Delikli bir borudan çıkan
havanın sudaki kabarcık-larından oluşan perde.
Balıkların belirli bir yere (örneğin ağa)
yönlendirilmesinde kullanılan bir cins çittir.
AIR EMBOLISM
[hava embolizmi, hava kabarcığı
hastalığı] ® Gas bubble disease (gaz kabarcığı
hastalığı).
AIR POLLUTION [hava kirliliği] 1- İnsan
aktivitesi ya da volkanik patlama sonucu atmosfere karışan hertürlü
malzemedir.
AIR POLLUTION
[hava kirliliği] 2- Atmosferde doğal düzeyin üzerinde
olup canlı yaşamı etkileyecek düzeyde bulunan maddelerin
oluşturduğu kirliliktir.
AIR PUMP [hava
pompası] Akvaryumlarda hava
taşına hava basan pompa.
AIRBREATHING
CATFISHES [?] ® Clariidae.
AIRSTONE [hava
taşı] Akvaryuma oksijen girdisini
sağlamak için hava pompasından gelen havanın kabarcık
oluşturmasında kullanılan çok ince ve bol delikli malzeme.
ALARM [alarm] Tehlike ya da tehlike
anını hemcinslerine iletme işareti.
ALARM SUBSTANCE [alarm maddesi] Balığın
yaralanması halinde eşdaşların tehdit ve tehlikeye
karşı uyarılması için salgılanan madde.
ALBACORE [yazılı orkinos,
uzunkanatton, akorkinoz balığı, ton balığı,
orkinoz] ® Thunnus alalunga.
ALBATROSS [albatros] Tüyleri
beyaz, gri ve esmer olabilen, gagası eğri uçlu olup, dar uzun
kanatlı irice bir deniz kuşu.
ALBINO [akşın]
Renksiz yani doğuştan beyaz balık. Genellikle kremsi beyaz
olup gözler retinadaki kan damarlarının görünmesi nedeniyle
kırmızıdır. Doğada ender rastlanır. Mağarada
yaşayan türler ise genellikle renksizdir.
ALBURNUS
ALBURNUS (?) [?] Sazangil
tatlısu balığıdır. Boyu 18-
ALBURNUS
TARICHI (TAREK) [inci kefali] ® Chalcalburnus
tarichi.
ALCOHOL [alkol] Genel olarak etanol için
kullanılır. Canlı malzemenin uzun süre saklanması (konserve
edilmesi) için %70-80 derecelik etanol ve %45-50 derecelik izo-propil alkol
kullanılır.
ALECITHAL [alesital] Yumurta sarısı çok küçük ya da hiç olmayan
yumurta.
ALECTIS
ALEXANDRINUS (AFRICAN THREADFISH) [melek balığı, iskender
balığı] Boyu TL=100 cm ve
ağırlığı
ALEE EFFECT
[Alle etkisi] Populasyon sıklığının
(yoğunluğunun) belirli bir eşik düzeyin altına düşmesi
halinde karşılaşılan sosyal çiftleşme bozukluğu
yani çiftleşememe durumudur. Çiftlerin birbirlerini bulamamaları
balıkçılıkta karşı cinse
bağımlılık (depensation) olarak bilinmektedir.
Karşı cinse bağımlı ölüm, stok
sıklığı azalırken bağımlılık ölümü
artarsa oluşur. Bazı balık stoklarının çökmesinden
sonra, balıkçılık yapılmadığı halde (F=0)
kendilerini toparlayamamalarının nedenleri olarak şunlar ileri
sürülmektedir: i) Yiyen/yenen ilişkisindeki etkileşim nedeniyle
ölümler artmış olabilir. ii) Çiftleşecek birey bulma
zorlaşmış olabilir. iii) Döllenme şansı
azalmış olabilir. iv) Cinsiyet (dişi-erkek) oranları
değişmiş olabilir. v) Yumurtlama-daki sosyal ilişkilerin
yoğunluğu azalmış olabilir. Bunların hepsi ya da bir
kısmı populasyon büyüklüğünün artmamasının nedeni
olabilir ki bu gibi durumlara Allee etkisi ya da karşı cinse
bağımlılık denmektedir.
ALEPES
DJEDABA (SHRIMP SCAD)
[çatal balığı] Boyu
TL=40 cm ve ağırlığı
ALEXANDRE
AGASSIZ [Agassiz] ® Agassiz.
ALGAE [su
yosunları, algler] 1- Deniz
ve tatlı sularda yaşayan köksüz sucul bitkisel organizmalardır. Birçok grubu vardır. Bunlar; yeşil
suyosunları-Chlorophyceae, esmer su yosunları Rhaeophyceae,
kırmızı su yosunları-Rhodophyceae ve mavi su
yosunları-Cyanophycea’dır.
ALGAE [yosunlar] 2- Kısmen
ya da tamamen su altında ya da nemli yüzeylerde yaşayan, klorofil ve
diğer fotosentez pigmentleri (boya maddelerini) içeren bitkisel
organizmalara verilen toplu isim.
ALGAL
BLOOM [yosun (alg) patlaması] Sudaki besin maddelerinin
(gübrelerin) artması sonucu su yosunlarının miktarlarındaki
ani artma.
ALGAL CRASH
[yosun (alg) çökmesi] Alg
patlaması (aşırı çoğalması) sonrasında
oluşan ani düşüş-azalma (ölüm). Bu karbon dioksit ve amonyak
oluşmasına ve organik maddenin parçalanması sonucu nitrat ve
fosfatın suda artmasına fakat oksijenin azalmasına yol açar ki
bu da yerel balık ölümlerine neden olur.
ALGAL TOXICOSIS [yosun (alg)
ağılaması] Yosun
(alg) zehirlemesi. Microcystis, Anabaena ve Aphanizomenon
cinslerinin ağılı (zehirli) madde bırakmaları sonucu
balıkların ölmesi.
ALGOLOGY (PHYCOLOGY) [yosunbilim, algoloji, fikoloji] Suyosunları bilimi. Su
yosunlarını inceleyen bilim dalı.
ALGORITHM [algoritma]
Her türlü dizgeli (sistematik) hesap yöntemi. Bu yöntem,
sınırlı sayıda işlemden yola çıkılarak bir
sonuca ulaşmak için belirlenmiş ve tanımlanmış
işlem ve kuralların tamamı olarak algılanmaktadır. Bu
terim 9. YY’da yaşamış olan Farslı matematikçi Ebu Abdullah
Muhammed İbn Musa el Harezmi’nin adının Latince’ye aktarılmasından
kalmıştır.
alii (al.) (abbrev.) [diğ., al.] Diğerleri,
diğ. Diğerleri anlamına gelen kısaltma.
ALIMENTAL MIGRATION [beslenme (nafaka) göçü]
Besin ve su aramak için yapılan hareket. ® Migration (göç). ® Overwintering migration (kışlama göçü). ® Spawning migration (üreme göçü).
ALIZARIN [alizarin] Bitki
kökünden elde edilen glikozit halindeki doğal boya maddesi. Zararsız
olup hızla bozunur ve çöker. Bu nedenle deşarj noktalarından
seyrelmenin ve dağılımın (akıntıların)
izlenmesinde kullanılır. Canlıların kemiğine
yerleşir. Türk kırmızısı adıyla boyama
işlerinde de kullanılır.
ALKALINE DEATH POINT [alkali ölüm noktası] Suyun
bazik olması sonucu balığın kabaca pH>11.0’dan sonra
ölmesi.
ALKALINITY [alkalinite] 1- Çözeltinin asitlik/bazlık
göstergesi.
ALKALINITY [alkalinite] 2- Sudaki bazların miktarı. mg/l CaCO3 olarak
verilir.
ALKALINITY [alkalinite]
3- Karbonat, bikarbonat ve hidroksitlerin sudaki asitleri
nötralize etme kapasitesi.
ALLELE [alel]
Birbirine ait.
ALLIS SHAD [tirsi balığı, karagöz tirsi, tirsi] ® Alosa alosa.
ALLOMETRIC CONDITION FACTOR [allometrik kondisyon faktörü] k= w/Lb. k=Kondisyon faktörü,
w=ağırlık (g), L=Boy (cm), b=Boy-ağırlık
ilişkisinde regresyon değeri. ® Kondisyon katsayısı.
ALLOMETRIC GROWTH [allometrik büyüme] İzometrik
büyümenin tersi. Vücut parçalarının büyümesi eşit olmayan
büyüme. w=a.Lb denklemindeki işlevsel regresyon değerinin
3>b>3 olduğu (b=3 olmadığı büyüme.
ALLOMETRY [allometri] Vücudun bir kısmı ya
da parçasının vücudun tamamına göre farklı büyümesinin
(orantılı büyümenin) incelenmesidir.
ALLOMIMETIC BEHAVIOUR [allomimetik
davranış] Aynı
düzeyde karşılıklı uyarı ve eşgüdüm
davranışı için kullanılan bir terimdir. ® Synchronous
behaviour.
ALLOPATRIC [allopatrik]
Taksonomik grup ya da populasyonların coğrafi izolasyonu.
ALLOTROPHIC LAKE [allotropik göl] Çevredeki karasal kesimden organik madde alan
göl.
ALLOWABLE BIOLOGICAL CATCH (ABC) [izin verileblir biyolojik av] Stok işletiminde bir tür ya da türler grubunun
avlanmasına izin verilen av miktarının belirlenmesinde
kullanılır. İdare (avcılığı düzenleyici
organ) bilim adamları grubunun verdiği izin verileblir biyolojik av
(ABC) değerlerini kullanarak o yıl için avlanmasına izin verilen
toplam av miktarını (Total Allowable Catch=TAC) belirlerler.
ALLOWABLE CATCH [izin verilebilir av] Bir tür ya da
türler grubundan balıkçılığı düzenleyici organ
tarafından avlanmasına izin verilen av miktarıdır.
Çoğunlukla avlanmasına izin verilen toplam av miktarı (Total
Allowable Catch=TAC) olarak anılır. ® Total Allowable Catch (toplam izin verilebilir av).
ALLOWABLE CATCH ESTIMATE [izin verilebilir av tahmini] Bir bölgedeki balık stok’undan yapılabilecek
(alınabilecek) av miktarının yaklaşık tahminidir. Eşdeğerli
olarak buna kabul edilebilir av tahmini (acceptable catch estimate)’de
denmektedir. ® Acceptable catch estimate (kabul
edilebilir av tahmini).
ALLOWABLE QUOTA [izin verilebilir kota] Bir tür ya da
türler grubundan balıkçılığı düzenleyici organ
tarafından avlanmasına izin verilen av miktarının (TAC)
balıkçılar ya da ülkeler arasında taksimi, kısaca kota.
ALONGSIDE [aborda] Gemilerin
bordalarının birbirlerine ya da gemi bordasının iskeleye
tamamıyla yanaşması.
ALOPIAS
VULPINUS (THINTAIL THRESHER) [sapan balığı] Kayıt edilen en büyüğü
ALOSA
ALOSA (ALLIS SHAD) [tirsi
balığı, karagöz tirsi, tirsi] En çok TL=83 cm ve
ALOSA
CASPIA (CASPIAN SHAD) [tirsi, Hazartirsi] En çok TL=32 cm ve
ALOSA
FALLAX (TWAITE SHAD) [dişli tirsi,
tirsi] En çok TL=68 cm,
ALOSA
FALLAX NILOTICA (MEDITERRANEAN SHAD)
[dişli tirsi, beneklitirsi, tirsi] En çok TL=39 cm ve
ALOSA
PONTICA
(PONTIC SHAD) [Karadeniz ringa
balığı, ringa balığı, tirsi] En
çok TL=45 cm ve 7 yaşında olabilir. Yüzücü (pelajik) yukarıgöçer
(anadrom) balıktır. Karadeniz su sisteminde 3-
ALPINE LAKE
[alpimsi göl] Dağlık
bölgede soğuk ve karlı buzlu koşullardaki soğuk iklim gölü.
ALTERATION OF GENERATIONS [döl değişimi] Bazı yosun, mantar vb’de
üreme döngüsü için kullanılan bir terimdir. Bu canlıların
gelişmeleri belirli evrelere ayrılmış olup vücut
yapıları ve yaşayışları ile çoğalmaları
bu evrelerde farklılıklar gösterir.
AMANDIBULATA [amandibulata] Mandibulu olmayan. Çenesiz. Bir
eklembacaklı grubu.
AMATEUR FISHER [amatör balıkçı] Avladığı
balığı satmayan, spor ve kendi zevk ve tüketiminde kullanan
kişi.
AMBIENT [kuşatan]
Belirli bir yerde bulunan (o yeri çevreleyen) durum ve koşullardan biri.
Örnek; ortam sıcaklığı- kuşatan sıcaklık.
AMBIENT TEMPERATURE [kuşatan
sıcaklık] Çevreyi, ilgi
alanını saran, hüküm süren sıcaklık.
AMBULACRAL SUCKER [ambulakral ayakçık] Derisidikenlilerin tutun-maya
yarayan yapışıcı ve hidrolik prensiple çalışan,
uzatılıp geri çekilebilen ayakçığı.
AMENSALISM [amenzalizm] Türlerden biri zarar görürken-etkilenirken diğerinin
ne zarar ne de yarar gördüğü-etkilenmediği ilişki (- 0). Örnek; çevre
yapısının bir tür tarafından değiştirilmesi ve
bir beslenme grubunun yok edilmesi. Tabana gömülen ve çökeltiyle beslenen
organizmalar ince kumlu zeminde daha çoktur. Tabana gömülen organizma etrafta
daha ince askı yükün oluşmasına neden olur. Bu ise askı yükle beslenenlerin filtreleyerek
besin alma organlarının tıkanmasına ve bunların
beslenmesinin zorlaşmasına sonuçta sayılarının
azalmasına yani olumsuz etkilenmesine yol açar.
AMHIBIA (AMPHIBIAN) [ikiyaşayışlılar] Kurbağa ve semenderleri
içine alan soğukkanlı omurgalı hayvanlar sınıfı
olup ilk evrelerinde solungaçlarla, başkalaş-madan (metamorfozdan)
sonra ileri ve yetişkin evrelerinde ciğerleriyle solurlar. Hem
karasal hem de sucul yaşam özellikleriyle balıklar ile sürüngenler
arasında yer alırlar. Çıplak derilidirler. Salientia
sınıfı altında Gymnophiona (ayaksızlar), Urodela
(kuyruklular), Anura (kurbağalar) takımlarına
ayrılırlar.
AMICTIC [amiktik]
Su deveranı olmayan sürekli buzla kaplı göl.
AMINO ACID [amino asidi] Amin ve karbosiklik asit
gruplarına sahip olup proteinlerin temelini oluşturan madde.
AMMODYTES [Ammodytes] 1- Bir balık cinsi. ® Ammodytes tobianus.
AMMODYTES [saklanan] 2-
Saklanan, dalan.
AMMODYTES
TOBIANUS (SMALL SANDEEL) [kum balığı, küçük kum yılan balığı] Genelde
yem balığı olarak kullanılmakta olup ticari önemi
yüksektir. TL=25 cm boya ulaşabilir. Çoğunlukla kumlu, yakın
kıyısal tabanda rastlanır. Kışı kuma gömülü
geçirir. Bireyleri değişimli olarak ya kuma gömülü kalırlar ya
da sürü halinde yüzerler.
AMMODYTIDAE
(SAND
LAUNCE, SAND-EELS) [kumbalığıgiller]
Trachinoidei alttakımının bir ailesi olup daha çok Ammodytes cinsleriyle
tanınmıştır. İnce uzun vücudu yılan
balığını andırır ve küçük pullarla
kaplıdır. Dişleri ve karın yüzgeçleri yoktur. Kuyruk
yüzgeçleri çatallıdır. Boyları 10-
AMMONIA [amonyak] Ağılı, tahriş edici gaz. Gübre
maddesi, üre bileşeni.
AMMONIA POISONING [amonyak ağılaması, amonyak zehirlemesi] Akvaryum-larda
besin ve sair maddelerin parçalanması sonucu oluşan amonyakla
ağılanma (zehirlenme). Belirtileri balıkların yüzeyden hava
yutması ve mukus (sümüksü malzeme) salgılanmasıdır.
AMMONIFICATION [amonyaklama]
Nitrat ve nitrit’in bakterilerce amonyum bileşiklerine indirgenmesi.
AMMONIFYING
BACTERIA [amonyaklayıcı bakteriler] Organik maddelerce
yüklenmiş (atık) sularda amonyağı açığa
çıkaran bakteriler.
AMMONIUM [amonyum] Tek değerli NH4 radikalinin adı.
AMOEBA [amip] 1- Canlı olarak ‘amip’.
AMOEBA [değişken] 2- Kelime anlamı olarak
‘değişken’
AMOEBOIDS [kökayaklılar] ®
Rhizopoda.
AMPHI- (prefix)
[amfi-] Etrafında, iki tarafa, iki
türlü, iki yanda, etrafta. Amfidrom balıklar (amphidromous
fish)-Etrafgöçer balıklar.
AMPHIBIAN [ikiyaşayışlılar] Amfibyumlar. ®
Amphibia.
AMPHIDROMOUS FISH [etrafgöçer balıklar]
Amfidrom balıklar. Gelişmelerinin belirli evrelerinde
tatlısu ve deniz arasında göçen balıklar olup göçlerinin nedeni
yumurtlamaktır ve çiftleşmek değildir.
AMPHINEURA (SEA CRADLES, CHITONS) [ilkel yumuşakçalar, Amfinöra] Hayvanlar, yumuşakçalar
sınıfından olup birbirine bağlı 8 plakadan oluşan
uzunlamasına iki yanlı (bilateral) bakışımlı
(simetrik) gövdelidir. Gövde dikensi kıllı olabilir. Plaka
bağlantıları esnektir. Hayvan kaslı ayak üzerinde
sürünürken bükülebilir. Dişlidil (radulası) olan ağız önde
ve anüs arkadadır. Boyları birkaç mm’den 30-35cm kadar olabilir. Deniz
canlısıdırlar. Yüzeyden yosunları dişlidili
(radulası) ile kazıyarak beslenirler.
AMPHIOXUS [Amphioxus] 1- Branchiostomata
cinsinin sinonimi.
AMPHIOXUS [amphioxus] 2- Her iki ucuda sivri.
AMPLITUDE [amplitud] Dalga yüksekliği.
ANA- (prefix) [ana-] Yukarı
doğru, geriye.
ANABIOSIS [anabiyoz] Yeniden canlanma. Kurak geçen dönemi ölü benzeri durumda
geçirdikten sonra yeniden canlanma. Birçok omurgasız hayvan bu
yeteneğe sahiptir.
ANABOLISM [anabolizma] Büyük molekülleri oluşturan
metabolizmanın bir parçasıdır. Anabolizma doku ve organları
oluşturma eğilimidir; yani canlının yeni hücre ve dokular
oluşturarak büyümesini sağlayan olaylardır. Bir diğer
anlatımla karmaşık moleküllerin oluşturulmasıdır.
Kısaca özümleme olaylarının
hepsi olup katabolizmanın tersidir.
ANACANTHINI
(GADIFORMES
(COD LIKES) [dikensizler]
Actinopterygii-Işınlıyüz-geçliler sınıfı,
morinamsıların (Gadiformes)
bir diğer adıyla Anacanthini
takımındaki balıkları kapsar. Bu takım 11 aileyi
içermektedir. Aile bireylerinin yüzgeç ışınları yumuşak
balıklar olup ekonomik önemleri yüksektir. Yüzme keselerinin basınç
kanalı yoktur.
ANADROMOUS [yukarıgöçer, anadrom] Üremek (yumurtlamak) için yukarı
(nehir ve ırmakların kaynağına doğru) tatlı suya
göçen balıklar. Örnek; alabalıkgil (Salmonidae) türleri.
ANADROMOUS FISH [yukarıgöçer balıklar, anadrom balıklar]
Yaşam süreçlerinin büyük bir kısmını denizde geçiren ve
yumurtlamak için tatlısu’ya göçen balıklar. Örnek; som ve deniz
alası.
ANAEMIA [kansızlık] Anemi.
ANAEREBIOSIS [anaerobiyoz] Oksijen ve havanın
bulunmadığı ortamda sürdü-rülen yaşam.
ANAEROBIC [anaerobik]
Aerobik’in tersi. Suda çözünmüş oksijensiz ortam ya da koşullar.
ANAEROBIC
DECOMPOSITION [anaerobik ayrışma] Oksijenin bulunmadığı
koşul-larda mikroorganizmaların organik maddeleri
ayrıştırması.
ANAESTHETIC [anastezik] Balığın hareketliliğini
sınırlayan uyuşturucu kimyasal maddeler.
ANAL [dışkıl,
anal] Anüsle ilgili, makata ait.
ANAL FIN (PROCTAL FIN,
PROCTOPTERYGIUM) [dışkıl
yüzgeç, anal yüzgeç] Anüsle ilgili yüzgeç.
Balığın anüsüne yakın olan yüzgeci.
ANALYSIS [çözümseyerek, analiz] Bileşen ve bileşkenlerine
ayırarak.
ANALYTIC [çözümsel, analitik] Açılımcı çözme yolu.
ANATOMY [yapıbilim, anatomi] Organizmaların yapısını
inceleyen bilim.
ANCESTOR [ata, soy, cet].
ANCESTRAL [atasal]
Öncekinden, atadan gelen özellik.
ANCHOR [çapa] Deniz araçlarını sabitlemede kullanılan,
tabana indirildiğinde zemine gömülebilen ve gemi demiri de denilen bir tür
ağırlık.
ANCHOR RING [anele] Hareketli demir halka. Örnek; çapaya
bağlı hareketli halka.
ANCHORING [demir
atmak] Tekneyi sabitlemek için uygun
derinliğe çapayı indirerek oturtmak ya da derin suya çapayı
indirmek.
AND OTHERS (et al.) [ve
diğ., ve diğerleri] İkiden çok yazarın
(araştırıcının) katkısının
bulunduğu bilimsel yayınlarda fikir sahibini belirtirken daha çok
kişinin katkısının olduğunu göstermek için
kullanılan kısaltma.
ANDR [andr]
Erekek, erkek özellik. Örnek; jinandromorf (gynandromorph) - erkek ve dişi
özellikleri taşıyan.
ANDRO- (prefix) [andro-] Erkek. Koca.
ANDROGAMETE
[atmık gözesi, androgamet]
Atmık (hücresi). Mikrogamet.
ANEMOMETER [rüzgarölçer, anemometre] Rüzgar
hızını ölçmede kullanılan aygıt. Rüzgar hızını
deniz mili olarak ölçen alet.
ANGEL
SHARKS [kelergiller] ® Squatinidae.
ANGELSHARK [keler] ® Squatina squatina.
ANGLE (FISHING ROD, FISHHOOK) [olta]
Kıvrık ve genellikle çengelli iğneli yapıya
bağlanmış uzunca ipi olan av aracı.
ANGLE IRON CHAIN [açı demiri, kapı zinciri] ® Board chain. ® Towing chain.
ANGLER [deniz şeytan
balığı, fener balığı] ® Lophius
piscatorius.
ANGLING (FISHING WITH ANGLE) [oltacılık] Olta ile balık avcılığı.
ANGSTROM [angstrom]
1Å=10-10m=10-8cm. Uzunluk birimi.
Işığın dalga boyunun ölçümünde ve belirtilmesinde
kullanılan birim.
ANGUILLA [Anguilla] Yılan
balığı cinsi.
ANGUILLA
ANGUILLA (EEL, EUROPEAN EEL) [yılan
balığı] Yılan değildir. Kemikli
balıklardan olup dişisi TL=133 cm boy ve
ANGUILLIDAE (FRESHWATER
EELS) [yılanbalığıgiller]
Actinopterygii-ışınlıyüzgeçliler sınıfı,
yılanbalığımsılar (Anguilliformes) takımı,
Anguilloidei alttakımının bir ailesidir. Ailede 15-16
tatlısu türü bulunmaktadır. Yılansı vücutludurlar. Sırt
yüzgeçleri kesintisizdir. Sırt yüzgeci, kuyruk yüzgeci ve
dışkıl (anal) yüzgeci bitişik görünümlüdür.
Çoğunluğu pulsuzdur. Aile aşağıgöçer (katadrom)
balıkları içerir. En bilinen bireyi Anguilla anguilla’dır. Kıyılarda planktonla beslenen
kurtçukları (larvaları) leptosefal (leptocephali) adıyla
anılır. Büyüyen kurtuçların (larvaların) izleyen büyüme
evresi glass eel (camsı yılanbalığı) adını
alır. Bir yıllık olup ırmak ağızlarına
girmeye başlayanlara elver denir. Büyüme ve gelişmesini
tatlısuda tamamlayan ve eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaşan
bireyleri yumurtlamak için denize göçer. Avrupa yılan balıkları
Sargasso Denizinde yumurtlar. Balıkçılıkları ve besicilikleri
önemlidir.
ANGUILLIFORM
[anguiliform] Yılan balığına benzeyen şekilde
olan.
ANGUIS (SNAKE) [yılan].
ANGULAR
ROUGHSHARK [domuz balığı, dozum balığı] ® Oxynotus centrina.
ANIMA(LIA) [hayvan(lar)].
ANION [anyon]
Negatif yüklü iyon (Cl-, O2-). Elektrolizde anyonlar anoda (+)
doğru hareket eder.
ANISOGAMY [anizogami] Eşit büyüklükte olmayan üreme ürünleri (yumurta ve
atmık).
ANNELIDA (SEGMENTED WORMS) [halkalıkurtlar] Bu kabile (filum), yaygın bilinen yer
solucanları (Oligochaeta), ve sülükler (Hirudinea)
altsınıfları ile (Echiura, Pogonophora yanında) denizde
önemli yeri olan çokkıllılar (Polychaeta) sınıflarını
kapsar. Kabile mensupları uzun, yuvarlak ya da yassı vücutludurlar.
Kısa bir başı boğumlu vücut kısmı izler. Vücüt
iki-yanlı (bilateral) bakışımlıdır (simetriktir).
Gerçek solunum organları yoktur. Çeşitli renkte olabilirler. Vücudun
dış yüzeyi dayanıklı bir kutikula ile örtülüdür. Vücut çeperi
ve bağırsak arasında vücut boşluğu sölom (coelom) yer
alır. Her vücut boğumunda setae denilen kılsı
çıkıntılar bulunur. Kırmızı kan ve damar ile ip
merdiveni gibi sinir sistemi gelişmiştir. Erdişi (hermafrodit)
ya da ayrı eşeylidirler (cinsiyetlidirler). Birçok farklı besini
alırlar. Karada, tatlı ve
tuzlusuda yaşarlar ve yerkürenin her yerinde yaygındırlar.
ANNUAL FISH
[yıllık balık] Yaşam
döngüsünü bir yılda tamamlayan ve ölen balık.
ANNUAL GROWTH RATE [yıllık büyüme
oranı] Balığın bir yıllık süredeki ağırlık
artışıdır (son ağırlık/başlangıç
ağırlığı).
ANNUAL MORTALITY [yıllık ölüm] Bir
yıllık sürede ölen balıkların oranı.
ANNUAL MORTALITY RATE [yıllık ölüm oranı] Balıkçılık
ölümleri hariç bir yılda ölen balıkların
sayısının o yılın başında yaşayan
balık sayısına oranıdır.
ANNUAL NATURAL MORTALITY RATE [yıllık
doğal ölüm oranı] Bir yıllık sürede
balıkçılık hariç ölen balıkların
sayısının, o yılın başında sağ olan
balık sayısına oranıdır. Buna koşullu doğal ölüm oranı
(conditional natural mortality rate) ve mevsimsel doğal ölüm oranı da
(seasonal natural mortality rate) denmektedir. ® Annual mortality rate (yıllık ölüm oranı).
ANNUAL PRODUCTION [yıllık üretim] 1- Balık
çiftliğinde üretilen porsiyon büyüklüğüne ulaşmış
balıkların ton cinsinden ağırlığı.
ANNUAL PRODUCTION [yıllık üretim] 2-
Belirlenmiş bir alanda (ırmak, göl vb) üretilen balıkların
miktarı.
ANNUAL RING [yıllık
halka] Bir yıllık sürede oluşan büyüme
halkası.
ANNUAL SURPLUS PRODUCTION [yıllık artık üretim] Populasyon
büyüklüğünü değiştirmeden artık (fazla) biyokitlenin
alınabileceği (avlanabileceği) savıdır.
ANNUAL TOTAL MORTALITY RATE [yıllık toplam
ölüm oranı] Bir yıllık sürede ölen balıkların
sayısının, o yılın başında sağ olan
balık sayısına oranıdır. Buna güncel ölüm oranı (actual mortality rate) ve
ölüm katsayısı da (coefficient of mortality) denmektedir. ® Total
mortality rate (toplam
ölüm oranı).
ANNUAL TURNOVER [yıllık
devir] 1- Bir
yıllık sürede üretilen toplam biyokitledir.
ANNUAL TURNOVER [yıllık devir] 2- İlkbahar ve sonbahar dönemlerinde
rüzgarlarla suyun karışması ve sıcaklığın
yüzeyden tabana eşitlenmesi.
ANNULAR [değirmi, halkamsı] Halka şeklinde, çemberimsi. Daire şeklinde.
ANNULAR SEABREAM [isparoz balığı, isparoz] ® Diplodus annularis.
ANNULUS (pl., ANNULI) [annulus, çoğ., annuli] Balıkların sert aksamlarında bir yıla
denk gelen değirmi şekilli büyüme halkasıdır. ® Ring.
ANOMALY [anomali] Belirli bir
dönem ve koşul için geçerli olan ortalama değerlerden sapma,
farklılık.
ANONYMOUS [anonim] Yazarı bilinmeyen ya da
belli olmayan eser.
ANOPHELES [anofel] 1- Değersiz, zararlı.
ANOPHELES [anofel] 2- Sıtma yayan sivrisinek.
ANOXIA [anoksiya]
Oksijen yetersizliği.
ANTAGONISTIC
EFFECT [antagonist etki] Bileşeni oluşturan maddelerin
birbirinin etkisini azaltması (ters sinerjistik etki).
ANTAGONISTIC GROWTH (REPRODUCTIVE DRAIN) [antagonist büyüme] Üreme ve büyümenin
zıtlığı kuramı. Erkeklere göre dişi balıklar
çok daha fazla enerjiyi yumurta üretiminde kullanır ve daha az büyürler.
Bu genelde yanlıştır. Çünkü dişiler erkeklerden daha büyüktür.
ANTARCTICA [Antartika]
Güney kutbu ve kıtası. Yüzey alanı=13 milyon km2.
ANTE- (prefix)
[ante-] Önce. Antenatal
(antenatal)-Doğumdan önceki süreç.
ANTENNE [duyarga]
Canlının kafa kısmında yer alan uzunca ve eklemlerden
yapılmış duyu alma (algılama) organı. Anten.
ANTERIOR [önde, ön] Anterior.
ANTHIAS
ANTHIAS (SWALLOWTAIL
SEAPERCH) [berber balığı]
TL=30 cm kadar olur. Mercan resifleriyle birlikte kayalık, kaba
çakıllı kesimlerde
ANTHOID
MOLLUSCA [yumuşakçamsılar] ® Molluscoidea.
ANTHOS (FLOWER) [çiçek].
ANTHOZOA (CORALS) [mercanlar] 1-.
ANTHOZOA [Anthozoa] 2- Çiçek-polipler
anlamına gelmektedir.
ANTHROPOGENIC [antropojenik]
İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan.
ANTHROPOLOGY [insanbilim, antropoloji] Hayvanlar aleminden insanların
incelenmesini konu alan bilim.
ANTIBIOTIC [antibiyotik] Bakteriler ve diğer küçük
organizmaların gelişmesini önleyen ve çoğu kez öldüren kimyasal.
ANTICYCLONE [antisiklon]
Kuzey yarımkürde saat yönünde, güney yarımkürede ise saat
yönününün tersine döngüler olup yüzeydeki (besin tuzlarınca zengin)
sularının aşağıya doğru hareket ettiği
üretim sürecinden koparıldığı (batan) denizel sistemdir.
ANTICYCLONIC [antisiklonik] Komşu bölgelere göre yüksek basınca
sahip, kuzey yarım kürede saat yönünde dönen (denizlerdeki sular ile
atmosferdeki hava) hareketleri.
ANTIFOULING [antifouling]
Yapışan organizmaların yapışma ve gelişmesini
engelleyen zehirli kimyasal madde.
ANTIMICROBIAL [antimikrobiyal] Mikrobiyel büyümeyi önleyen kimyasal ya da
biyolojik maddeler.
ANTIROSTRUM [antirostrum]
Balıkların genelde en büyük otoliti olan sagitta’nın ön ve üst
kısmını.
ANTISEPTIC [antiseptik]
Mikropların çoğalmasını durduran, engelleyen madde.
ANTITROPICAL [anti tropik] Sardinops, Engraulis,
Squalus, Zeus gibi tropik kuşakta bulunmayan ve yalnız
kuzey ve güneyde bulunan çift kutuplu (bipolar) balıklar.
ANTON DOHRN [Felix Anton Dohrn] Eklembacaklıların evrimi
üzerinde yoğunlaşmış Darwinci Alman hayvan bilimci (1840
Stettin-Polonya - 1909 Münih). Çeşitli yerlerde bu arada Helgoland’da
Haeckel ile birlikte çalışmıştır. Deniz
faunasının araştırılması için Napoli zooloji
istasyonunun kurucusudur. Onuruna bir
araştırma gemisine adı verilmiştir (RV Anton Dohrn).
ANURA (TAILLESS) [kuyruksuz] 1-.
ANURA [anura] 2-
Çiftyaşayışlıların bir takımı.
ANUS [anüs] Hayvanlarda sindirilmiş
maddelerin vücut dışına atıldığı
kısım.
APCISE [apsis]
X-ekseni.
APEX [uç]
Tepe, en yüksek.
APEX PREDATOR
[uç yırtıcı] Besin
zincirinin en üstünde yer alan balık. ® Üst düzey tüketiciler.
APHANIUS
DISPAR (?) [dişlisazancık balığı, dişli sazancık] En çok TL=7 cm. Göçmen olmayan
tabansal (demersal) balık olup tatlısu, acısu ve denizde
bulunur. Kıyısal kesimde ve karasal kökenli sularda yaşar. Sürü
oluşturur. Akvaryumda beslenmesi zordur. Bitki kökleri ve yüzer bitki
artıklarının olduğu alanlarda yumurtlar.
APHANIUS
FASCIATUS (?) [dişlisazancık,
dişli sazancık, dalaba balığı]
Tatlısu, acısu ve denizde yaşayabilen ve göçmen olmayan tabansal
(demersal) balıktır. Boy TL=6 cm’dir.
Balıkçılığı yoktur. Akvaryum balığı
olarak ticareti yapılır ama saklanması zordur. Kısa ömürlü
balıktır. Daha çok gölller ve bataklık alanlarda rastlanır.
Omurgasız ve bitkilerle beslenir. Nisan’dan Eylül’e kadar yumurtlar.
Yaşamalan kaybı nedeniyle tehdit ve tehlike altında olan bir
türdür.
APHIA
MINUTA MEDITERRANEA (TRANSPARENT
GOBY) [camkaya, saydamkaya balığı,
beyaz kaya balığı, beyaz kayabalığı] Aphia
minuta’nın Akdeniz sularında yaşayan alttürüdür. Alttür hakkında
kayda geçmiş bilgi azdır. Kısaca Aphia minuta
APHOTIC [ışıksız, afotik] Gün ışığının
asla ulaşamadığı (fotosentezin olmadığı)
derin deniz kesimi (>800m ).
APHOTIC ZONE [ışıksız kuşak, afotik zon] Fotosentez için yeterli
ışığın olmadığı derinlik
kuşağı.
APHYTAL [afital] Göl tabanının bitkisiz bölgesi.
APICAL [uç,
uçta].
APICAL MARGIN
[arka sınır] Pulun arka
kenarı. ® Posterior
margin.
APKALLU FISH [Apkallu Balığı] Babil’in 7 akil adamından,
balık derisi giyen biri.
APLACENTAL [aplasental]
Bazı köpek balıklarında görüldüğü gibi, embriyonun
anneye kordon (plasenta) ile bağlı olmadığı,
doğurarak çoğalma şekli.
APLACENTAL VIVIPARITY [aplasental vivipar] ® Ovoviviparity.
APLETODON
DENTATUS DENTATUS (SMALL-HEADED CLINGFISH) [?] En çok
APO- (prefix)
[apo-] dan ırak. dansız. Apod (apode)-Ayaksız,
ayağı olmayan.
APOD (FOOTLESS)
[ayaksız].
APODA [apoda] Çift-yaşayışlıların (Amphibia)
bir takımı.
APODE FISHES [apod balıklar] Karın (pelvic) yüzgeci olmayan
balıklar. Örnek; Anguilla (yılan
balığı).
APODES [karınları
yüzgeçsizler] Karın tarafında yüzgeci bulunmayan
balıklar takımıdır. Örnek; Angillaformes-Anguillidae.
APOGON
IMBERBIS (CARDINAL FISH) [kardinal balığı] Boyu TL=17 cm kadar olabilir.
Göçmen olmayan, mercan resifini yeğleyen fakat kayalık, çamurlu
kesimlerde de bulunan bir balık olup 10-200 m’lede rastlanır. Zaman
zaman sürü oluşturur, bazen tek gezer.
APOGONIDAE (CARDINALFISHES)
[kardinalbalığıgiller] Actinopterygii-Işınlıyüz-geçliler
sınıfı Perciformes-Levreksiler takımınin bir
ailesidir. Çoğu türü denizde yaşar, birkaçı acısuya girer.
Aile 25 cins ve 334 türü barındırır.
APPARAT [cihaz]
® Apparatus.
APPARATUS (APARAT) [cihaz].
APPARATUS WEBEREI [Weber aygıtı] ® Weberian apparatus.
APPARENT DIGESTIBILITY COEFFICIENT [görünen sindirim katsayısı] Besinin soğurulan
kısmı (Alınan besin-Atılan besin/Alınan besin).
APPENDAGE [vücut uzantısı] Vücuttan uzanan dikkate değer her türlü uzantı.
APPENDICULARIA (LARVACEA) [ekliceler] 1- Kordalılar
(Chordata) kabilesi, ilkelkordalılar (Urochordata) altkabilesinin bir
sınıfıdır. Bu sınıf Fritillariidae,
Kowalevskiidae ve Oikopleuridae ailelerini kapsar. Bütün denizlerde yüzücü
(pelajik) canlılar olup filtreleyerek beslenirler. Yüzeye yakın
ışıklı kısımda yayılırlar. Kuyruk
ekleri vardır. Boyları
APPENDICULARIA [Appendicularia]
2- Bir gömlekliler (Tunicata) cinsi.
APPETITIVE BEHAVIOR [appetenz davranışı] Doğuştan gelen düzenli içgüdüsel
hareketi başlatacak, hedefe odaklanmış davranışı
çözen arama dürtüsü.
APTERAL [kanatsız(lar)] ® Apterygota.
APTERYGOTA
(APTERAL) [kanatsız(lar)] İlkel kanatsız böcekler.
AQUA- (prefix) [su, akva-]
Örnek; akvakültür (aquaculture)-sucul canlı yetiştiriciliği.
AQUACULTURE [akvakültür]
Sucul canlıların sınırlı alanlarda (havuz, ağ
kafes vb.) besiye alınması ile döllenme dahil yumurtadan
başlatılarak genç bireylerin belirli bir boya ya da pazar boyuna
ulaşıcaya kadar yetiştirilmesi.
AQUATIC (HYDROPHILOUS) [sucul] Suya
düşkün, suyu seven, su içinde ve yakınında
yaşayan ya da suya ait olan.
ARABIAN
FANGBLENNY [horozbina] ® Petroscirtes
ancylodon.
ARACHNE (SPIDER) [örümcek] ® Araneida (örümcekler).
ARACHNOLOGY [örümcekbilimi,
araknoloji] Örümceğimsileri inceleyen zooloji dalı.
ARAGONITE [aragonit]
Kalsiyumkarbonat (CaCO3) kristallerinin biyolojik kökenli olup
canlılarda rastlanan altıgen şekli.
ARANEIDA (SPIDERS) [örümcekler] Arthropoda kabilesi, Arachnida
sınıfı, Araneida-örümcekler takımı 40 aileden
oluşmaktadır. Vücut, baş-göğüs (cephalothorax) ve gövde
(abdomen) kısmından oluşmaktadır. Karın tek parçadır.
ARCA (ARCH) [küçük kutu] 1-.
ARCA [Arca] 2- Bir midye cinsi.
ARCA NOAE (ARK CLAM, ARCH) [Nuh midyesi, Nuh tarağı] Çiftkabuklu
(Bivalvia) sınıfı, Pteriomorpha altsınıfı, Arcoida takımı, Arcacea
üstailesi, Arcidae ailesinin Arca cinsi türüdür. Kabuğu kalın ve uzuncadır.
Yapısı gemiyi andırır. Kayalıklara
yapışık yaşar. İlginç olan, bu çift kabuklunun
diğer yumuşakça ve midyelerin aksine hemoglobini dokularına
oksijen taşımada kullanmasıdır.
ARCH (ARK CLAM) [Nuh midyesi, Nuh
tarağı] ® Arca noae.
ARCH [Nuh midyesi, Nuh midyesi] ® Arca noae.
ARCHE- (prefix) [ilk, ön] Birinci. Örnek; arkesefal
(archencephalon)-ilkel ön beyin.
ARCHIPELAGO [arkipelago]
Adalar denizi. Eskiden doğu Akdeniz bölgesinin, özellikle Ege Denizi’nin
adı.
ARCTICA [arktik]
Kuzey kutbu bölgesi. Kuzey buz denizinin yer aldığı alan.
AREA [alan] İki
boyutlu ortamdaki yüzey. MKS sisteminde ölçü birimi m2 ‘dir.
AREA SWEPT [taranan
alan] ® Swept area.
ARENICOLA [lugworm]
® Arenicola
marina.
ARENICOLA MARINA (LUGWORM) [Arenicola] Kumlu,
çamurlu zeminde metrekarede 50 birey bulunacak sıklığa
ulaşabilir. Boyu 15-25 cm’ler arasında değişir. Bilinen en
büyük birey 36 cm’dir. Başı aşağı doğru 20-
ARGENTATUS (ARGENTOUS) [gümüşi].
ARGENTINA
SPHYRAENA (ARGENTINE) [derinsugümüşü balığı, gümüş
balığı, derinsu gümüş balığı] Bilinen
en yaşlı birey 16 yaşındadır. Boyu TL=40 cm kadar
olabilir. Taban üstünde 50-
ARGENTINE [derinsugümüşü balığı,
gümüş balığı, derinsu gümüş balığı] ® Argentina sphyraena.
ARGENTOUS [gümüşi] ® Argentatus.
ARGYROPELECUS
HEMIGYMNUS (HALF-NAKED HATCHETFISH) [gümüşbalta balığı] En çok TL=5
cm civarında olabilir. Taban üstünde asılı kalır ya da
yüzer. 100-1080 metrelerde bulunur. Balıkçılığı
yapılmaz. Erin bireyler gece dikey göç yaparak yüzeye yaklaşır.
Yumurta ve kurtçukları yüzücüdür (pelajiktir).
ARGYROSOMUS
REGIUS (MEAGRE) [sarıağız,
işkine, sarıağız balığı, sarı
ağız balığı, kötek] Toplam boyu
TL=230 cm ve ağırlığı
ARID [kurak] Su bütçesi açık veren (az yağış alan)
iklim. Örnek; Akdeniz.
ARIOSOMA
BALEARICUM (BANDTOOTH CONGER) [mıgrı] TL=35 cm
olabilir. 1-
ARK
CLAM (ARCH)
[Nuh midyesi, Nuh tarağı] ® Arca noae.
ARMLESS SNAKE EEL [yılankurdu balığı,
yılanbalığı] ® Dalophis imberbis.
ARNOGLOSSUS
IMPERIALIS (IMPERIAL SCALDFISH) [küçük pisi] TL=25 cm. 20-350 metrelerde yaşayan tabansal
(demersal) balıktır. Ticari avcılığı
yapılmaktadır. Kabuklar arasında kumlu zeminde yaşar.
ARNOGLOSSUS
KESSLERI (SCALDBACK) [dil
balığı, pisi balığı, küçük pisi] En
çok
ARNOGLOSSUS
LATERNA (SCALDFISH) [dil balığı, pisi balığı, küçük pisi] Boyu
TL=30 cm kadar olabilir. 8-10 yıl kadar ömrü vardır. 10-
ARNOGLOSSUS
RUEPPELLII (RÜPPELL'S SCALDBACK) [küçük pisi] Tabansaldır (demersaldir). 85-900 metreler
arasında bulunur. Boyu TL=18-
ARNOGLOSSUS
THORI (THOR'S SCALDFISH) [dil balığı, pisi balığı, küçük pisi] Boyu TL=22 cm civarındaki bu yassı
balık tabansal (demersal) olup 10 yıl kadar yaşar. 50-300
metrelerde rastlanılan bu tür daha çok 100 m’den daha sığ
yerlerde bulunur. Ticari balıkçılık değeri düşüktür.
ARROW
WORMS [?] ® Chaetognatha.
ARTEMIA (BRINE SHRIMP) [?] Nauplius
evresindeki larvalarının akvaryum-culukta
kullanıldığı kabuklular (Crustacea) altkabilesinden
kabuksuz olan Anostraca takımı, Artemiidae ailesinin bir cinsi.
ARTEMIA [artemia] Sağlıklı.
Yaralanamazlık.
ARTEMIA NAUPLII (BRINE SHRIMP LARVAE) [Artemia larvaları] Akvaryumda
yem olarak kullanılır. Artemia’nın
erin bireylerinin büyük balıklarda yem olarak kullanımı
sınırlıdır. Çünkü besin değeri düşüktür.
Sıcak, havalandırılmış suda oluşan larvalar
tatlısu ile yıkanıp üzerlerindeki tuz
uzaklaştırıldıktan sonra yem olarak verilir.
ARTEMIA SALINA [brine shrimp] ® Artemia
nauplii.
ARTHROPODA [eklembacaklılar] İnanılması güç (Insecta-böcekler,
Crustacea-kabuklular, Chelicerata-örümcekler ve akrepler ile Centripeda-kırkayaklar
gibi) farklı grupları içine alır. Vücut bölümlere
ayrılmış olup baş, göğüs ve karın bölgelerine
ayrılır. Bacakları eklemlidir. Kan dolaşımı
açık olup vücut boşluğu içinde dolaşır. Vücut
boşluğu gevşek bağlı dokuyla doludur. Kitin deri
dış isklet görevini de yapar ve zaman zaman değiştirirlir. Petek gözlü ve ayrı eşeylidirler. Karada ve
suda yaşarlar. Solunum ya solungaçlarla ya da trakeyle olurlar. Sinir
sistemi solucanlarda olduğu gibi ip merdiveni gibidir. Karmaşık
kas sistemiyle eklemlerini hareket ettirirler. Eklembacaklıların tür
sayısı diğer bütün kabilelerdeki türlerin toplamından daha
çoktur. Sistemetik ilişkileri henüz açıklığa
kavuşmamıştır. Beş altkabileye ayrılır.
Bunlar; Trilobita-(Permiyen çağda
yok olmuştur), Chelicerata-(örümcekler, keneler, akrepler),
Myriapoda-kırkayaklar, çiyanlar), Hexapoda-(böcekler), Uniramia-(böcekler
ve kabuklular arasında yer alanlar) ve Crustacea-(istakozlar, yengeçler, barnaklar)’dır. Denizel
olanlar içerisinde çoğunluğu (önde gelen grubu) kabuklular
(Crustacea) oluşturmaktadır.
ARTICULATA [eklemliler].
ARTICULATUS (JOINTED) [eklemli].
ARTICULUS (JOINT) [eklem].
ARTIFICIAL [yapay] Doğada bulunanın yerine geçecek olup insan
eliyle üretilen malzeme ve nesneler. Örnek; yapay resifler, yapay elmas vs.
ARTIFICIAL BAIT [yapay yem] Yapay malzemeden
yapılmış yalancı yem.
ARTIFICIAL CHANNEL [yapay kanal] Yakın kesimde yaşayan balıkları
beslemek ya da yumurtlamalarını sağlamak için
yapılmış kısa mesafeli kanal.
ARTIFICIAL FERTILIZATION [yapay dölleme] Balık
yetiştiricisi tarafından sağılmış yumurta ve
atmığın karıştırılması.
ARTIFICIAL FLY [sinek, yapay sinek] Olta
ile avcılıkta böcek yem olarak kullanılmaktadır. Böcek
benzeri yalancı yemler genel anlamda sinekle avcılık
şeklinde algılanmaktadır.
ARTIFICIAL PRODUCTION [yapay üretim] Yumurtlama,
kuluçka dönemi ve yumurtadan çıkma ve beslenme evrelerini kapsar.
ARTIFICIAL REEF [yapay resif] Eski otomobil lastiğinden
batırılan gemilere ve özel oluşturulmuş beton yapılara
kadar çeşitli malzemenin deniz tabanına konularak diğer
organizmaların yanında balıklara yaşamalan oluşturulan
yer. Çevrenin zenginleştirilmesine
(iyileştirilmesine) yönelik uygulamalar Akdenizde İtalya,
İspanya ve İsrail, Baltık Denizinde Finlandiya, Okyanuslarda
Avusturalya, Japonya, Havai, Filipinler, İngiltere, Karayipler, Kosta
Rika, Şili Tayvan, ABD başta gelmektedir. Bunlar içerisinde en
önemlisi Japonya’nın ENSEI programıdır. Bu program çerçevesinde
1976-1987 yılları arasında yılda ortalama
ARTIFICIAL SPAWNING GROUND [yapay yumurtlama alanı] Balıkların
yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin (yer).
ARTISANAL FISHERY [elle balıkçılık] 1- Çoğunlukla kayık ve benzeriyle elle yani
insan gücü ile yapılan balıkçılık faaliyetidir.
ARTISANAL FISHERY [küçük ölçekli balıkçılık] 2- ® Small-scale fishery.
ASCIDIACEA (ASCIDIANS) [tulumlular] Kordalıların gömlekliler altdalının
bir sınıfıdır. Sert bir yere ya da diğer malzemeye
yapışarak yaşarlar. Başkalaşarak 8metamorfoz
geçirerek) gelişirler. Karmaşık hayvanlardır.
Dolaşım ve sindirim sistemleri, kalp ve diğer organları
vardır. Birçok solungaç yarıkları bulunur. Tek ve koloni halinde
yaşarlar. Hemen hemen hepsi erseliktir (hermafrodittir). Tek
yaşayanlar yumurta ve atmığı (sperm) dış döllenme
için suya bırakırlar. Koloni oluşturanlar hem tomurcuklanma hem
de yumurtaları saklayarak çoğalırlar. Renkleri
değişkendir.
ASCIDIANS [tulumlular] ® Ascidiacea.
ASEXUAL REPRODUCTION [eşeysiz üreme, cinsiyetsiz üreme] Eşey
gözeleri (hücreleri) üretmeden tomurcuklanma ya da bölünmeyle çoğalma.
ASH [kül] Maddenin yanma sonucu geriye kalan
kısmı.
ASHORE STEM ON [baştankara] ® Runagroung.
ASIAN RAPA
WHELK [rapana] ® Rapana venosa.
ASPECT RATIO
[görünüş oranı] Yassı
bir organın şeklinin ne kadar uzun olduğunu veren boyutsuz
orandır. Örneğin hızlı yüzen balıklarda görünüş
oranı yüksektir. Görünüş
oranı A=h2/s. Burada; h=Kuyruk yüzgeci yüksekliği, bir
uçtan diğerine olan uzaklık; s=Yüzgeç yüzeyidir. Örnek; yüzücü
(pelajik) bir balıkta A=7.5 olabilirken tabanda duran bir balıkta
A=0.6 olabilmektedir.
ASPITRIGLA
CUCULUS (EAST ATLANTIC RED GURNARD)
[dikenlikırlangıç balığı, kırlangıç, dikenli
kırlangıç] Taban balığıdır. 15-400
metreler arasında rastlanır. TL=50 cm ve 21 yıl
yaşayabilir. Kıta sahanlığında bazen sürü oluşturur.
ASSEMBLAGE [asemblaj] Belirli bir zaman ve yerde birarada yaşayan
organizmalar topluluğu.
ASSIMILATION [özümleme, özümseme] Besinlerin sıvı ya da katı vücut
malzemesine dönüştürülmesi. Besinler bunun için sindirilir ve
soğurulur. Kısaca besinin kullanım (yeni madde üretimi) için
vücuda geçmesidir.
ASSIMILATION
CAPACITY [özümleme kapasitesi] Bir su kütlesinin mevcut
yapısını sürdürülebileceği düzeyde (örneğin gübre,
kirletici, atık su vb ile) yüklenebilme yeteneği.
ASSIMILATION EFFICIENCY [özümseme etkinliği] Organizmanın
aldığı besini vücut ağırlığına çevirme
hızıdır.
ASSISSTANT BOAT [yardımcı tekne] Gırgır balıkçılığında
sürünün sarılmasında kullanılan ve avcı teknede
taşınan küçük deniz aracı.
ASSOCIATED SPECIES [ilişkili türler] Birbiri üzerinden beslenen ve aynı bölge ya da av
alanında zaman zaman bulunan ve istenerek ya da kazaen hedef tür ile
birlikte avlanan türler.
ASSUAN [Assuan] Nil
üzerindeki eski barajın
ASTACUS
[tatlısu istakozu, kerevit, göl istakozu]
Tatlısuda yaşayan bir kabuklu (Crustacea) cinsi. ® Astacus leptodactylus.
ASTACUS
LEPTODACTYLUS (GALICIAN CRAYFISH, BROAD-FINGERED CRAYFISH, FRESHWATER
CRAYFISH) [tatlısu istakozu, kerevit, göl
istakozu] Avrupa sularında yaşar. Türkiye’de göller
bölgesinde, Sapanca ve İzmit göllerinde ekonomik değeri yüksek
canlı olarak avlanmaktadır. Açık kahve rengindedir. Dikkati
çeken özelliği uzun makasıdır.
ASTERISCUS [asteriscus] Diğer balıklarda genellikle
küçük fakat sazangillerde (Cyprinidae) içkulağın lagena kapsülü
içerisinde bulunan en büyük otolit.
ASTERN [tornistan] Makinesinin, gemiyi geriye hareket edecek şekilde
pervaneyi dödürmesi. Gemilerin geriye gitmesi.
ASTEROIDEA (SEA STARS, STARFISHES) [denizyıldızları] Genellikle
beş kollu yıldızı andıran, alt tarafında merkezi
ağzı olan derisidikenlilerdir. 1500 kadar türü vardır. Bütün
deniz ve okanuslarda bulunurlar. Taban canlıları olup birkaçı
acısuda da yaşar. Boyları
ASYMMETRICAL
[bakışımsız, asimetrik] İki yanlı (bilateral)
bakışımı (simetrisi) olmayan. Örnek: Bothidae ve
Pleuronectidae. Gözlerden biri kafanın öbür tarafına gider.
ASYMMETRICAL
GOATFISH [Nilbarbunyası balığı] ® Upeneus asymmetricus.
ASYMPTOTE (ASYMPTOTIC) [sonuşmaz, asimtot] Bir
eğrinin belirli bir değer ya da sınıra giderek
yaklaşması ancak asla bu değer ya da sınıra
değmemesi ve sonsuza uzanmasıdır.
ASYMPTOTIC LENGTH [sonuşmaz boy, asimptotik boy] Von Bertalanffy büyüme modelinde stoktaki
balıkların sonsuz zamanda ulaşacağı boyu olarak
tanımlanmakta olup gözlemlenmiş en boylu balık değildir.
ASYMPTOTIC WEIGHT [sonuşmaz ağırlık,
asimptotik ağırlık] Von Bertalanffy büyüme modelinde
stoktaki balıkların sonsuz zamanda ulaşacağı
ağırlık olarak tanımlanmakta olup gözlemlenmiş en
ağır balık değildir.
ASYNCHRONOUS HERMAPHRODITISM [ardışık erdişilik, ardışık erselik] Ya önce erkek sonra dişi ya da önce dişi sonra
erkek olma hali. ® Consecutive
hermaphrodite.
ATARGIS [balık
tanrısı] Üst kısmı insan alt kısmı
balık olan Filistin tanrısı.
ATHERINA
(ATHERINA) HEPSETUS (MEDITERRANEAN SAND SMELT)
[çamuka balığı, gümüş balığı, çamuka] Yüzücü (pelajik) balıktır, en çok
TL=20 cm olabilir. Balıkçılığı
yapılmaktadır. Bazen deniz kulaklarında görülür, daha çok
yakın kıyıda rastlanır.
ATHERINA
(HEPSETIA) BOYERI (BIG-SCALE SAND SMELT) [aterina, aterina
balığı, gümüş, gümüş balığı]
Tabansal (demersal) olup etrafgöçerdir (amfidromdur). Boyu TL=20 cm olabilir.
Deniz, acısu ve tatlısuda bulunur. Etobur olup daha çok
ATHERINA
(HEPSETIA) PRESBYTER (SAND SMELT) [aterina, aterina
balığı, gümüş, gümüş balığı] Tabansal
(demersal) olup okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Acısuya girer. Boyu TL=20
cm ve 4 yaşında olabilir. Etobur olup mevsimsel sürü ouşturur.
ATHERINIDAE (SILVERSIDES) [gümüşbalığıgiller]
Tatlı, acı ve deniz suyunda yaşarlar. 25 cins ve 165 türü bilinmektedir. Tropik ve alt
tropik iklimde yayılırlar. Çoğu türü denizde yaşar. Bilinen
en büyük boylu bireyi 60 cm’dir.
ATHERINOMORUS
LACUNOSUS (HARDYHEAD SILVERSIDE) [gümüş
balığı] Boyu TL=25 cm olabilir. Acısuya girer.
ATLANTIC
BONITO [palamut, palamutvonozu, torik,
sivri balığı, piçuta, sivri, altıparmak, çingenepalamudu,
kestanepalamudu, zındandelen] ® Sarda sarda.
ATLANTIC COD
[morina] ® Gadus morhua.
ATLANTIC HERRING [ringa] ® Clupea
harengus.
ATLANTIC
HORSE MACKEREL [kraça balığı, karagözistavrit, istavrit
balığı, karagöz istavrit] ® Trachurus trachurus.
ATLANTIC LIZARDFISH [zurna balığı] ® Synodus saurus.
ATLANTIC LOGGERHEAD (LOGGERHEAD SEA TURTLE) [karet kaplumbağası, sini kaplumbağası] ® Caretta caretta.
ATLANTIC MACKEREL
(MACKEREL) [uskumru] ® Scomber
scombrus.
ATLANTIC OCEAN [Atlas Okyanusu] Doğuda
Avrupa ve Afrika, batıda Amerika kıtaları arasında kalan ve
106.200.000 km2 alanı olan okyanus.
ATLANTIC POMFRET [baltabaş
balığı] ® Brama brama.
ATLANTIC
SALMON [som,
som balığı] ® Salmo salar.
ATLANTIC
SAURY [uskumru turnası,
zurna balığı, zargana, zurna, pinnüllü zargana] ® Scomberesox saurus saurus.
ATLANTIC
SPOTTED FLOUNDER [kancaağız pisi
balığı, kanca ağız pisi balığı, kocaağızpisi,
iripulpisi balığı] ® Citharus linguatula.
ATLANTIC
STARGAZER [kurbağa balığı, çift yaldızlı
balığı, deniz ineği, deniz kedisi, tiryaki, tiryaki
balığı] ® Uranoscopus scaber.
ATLANTIC
TORPEDO [uyuşturan, elektrik balığı, uyuşturan
balığı, çarpan] ® Torpedo
nobiliana.
ATLANTIC
TRIPLETAIL [demirci balığı, üç kuyruk balığı, tahta
balığı] ® Lobotes surinamensis.
ATLAS [atlas] Kafayı izleyen ilk omur.
ATMOSPHERE [havaküre, atmosfer] Yerkürenin etrafını saran
karışmış gazlardan oluşan örtüdür. Atmosfer
gazların yanında az da olsa su buharı ile sıvı ve
katı parçacıkları içermektedir. Su buharı hariç, atmosfer
%78.1 azot, %20.95 oksijen, %0.9 argon ve az miktardaki diğer gazlardan
oluşmaktadır.
ATMOSPHERIC
POLLUTION [atmosfer kirliliği] İnsanların endüstriyel
faaliyetleri sonucu doğrudan atmosfere verilen kirlilik ögeleriyle
atmosferin doğal bileşenlerinin bozulması.
ATMOSPHERIC PRESSURE [atmosfer basıncı] Atmosferden
birim alana yapılan etki.
ATOLL [atol] Yuvarlak, elips ya da at
nalı şeklinde olup mercan resiflerinin oluşturduğu küçük
adacıktır.
ATOM TRAWL [çift tekne trol ağı, Larsen
ortasu trolü] ®
Two boat
pelagic trawl. ® Larsen midwater trawl.
ATOMIC
ABSORPTION SPECTROMETER (AAS) [atomik soğurma spektrometresi]
Çeşitli matrislerdeki (su, sediman, organizma vb.’deki) metal
miktarlarının saptanmasında kullanılan cihaz.
AT-RISK FISH STOCK(S) [tehlikedeki stok(lar)] Miktarının
giderek azaldığı tespit edilen ve özel düzenleyici önlem
gerektiren balık stok ya da stokları.
AUDITORY CAPSULE [işitsel kapsül] Keski-solungaçlıların
(Elasmobranchii) iç kulağında kıkırdaktan, kemikli
balıklarda (Teleostei) kıkırdağımsı iç kulak
kapsülü.
AULOPUS
FILAMENTOSUS (ROYAL FLAGFIN) [derinsu zurna balığı]
TL=50 cm boya ulaşabilir. 50-100 m’lerde yayılır. Ticari
balıkçılığı yapılmaktadır. Sahanlık
üstünde avlanır.
AURELIA
AURITA (COMMON JELLYFISH, COMMON
SEA JELLY, SAUCER JELLY, MOON JELLY) [deniz anası]
Yakın kıyıda ve açık suda -6 ile +
AURIS (EAR) [kulak] Duyma organı.
AUTECOLOGY [autekoloji] Bir türün çevresi ile ilişkilerini ele alan ekoloji.
® Ecology (ekoloji). ® Synecology (sinekoloji).
® Demecology
(demekoloji). ® Genecology (genekoloji).
AUTOCLAVE [otoklav]
Kapağı ve gövdesi iç basınca dayanıklı bir cins
tencere. Laboratuvar malzemelerinin mikroplardan
arındırılmasında (sterilizasyon) kullanılan alet.
AUTOLYSIS [otoliz]
Protein, yağ ve diğer vücut parçalarının
(dokuların) balığın ölümünden sonra enzimlerle
bozunması. Bozunma hızı, sıcaklığa
bağlıdır.
AUTOMATIC FEEDER [otomatik yemleyici] Ağ
kafeslerde balık besiciliği-yetiştiriciliğinde yemi önceden
belirlenen zaman ve miktarda veren cihaz.
AUTOMATIC LONGLINE [otomatik çapari] Çapari
balıkçılığında oltalara yem takan, atan ve toplayan
mekanizma.
AUTOMATIC TIDE GAUGE [otomatik seviye ölçer] Deniz
seviyesindeki değişik-likleri ölçen ve kaydeden cihaz ya da
mekanizma.
AUTOPILOT [oto-pilot]
Gemileri istenen gidiş yönünde (rotada) tutmada kullanılan elektronik
bir alettir.
AUTOTROPHIC [kendibeslek,
özbeslenen] Besinini fotosentez yoluyla kendi üreten.
AUTOTROPHIC LAKE [ototrof göl] Organik maddelerin kendi içinde
oluştuğu ve etrafındaki karadan gelmediği göl.
AUTOTROPHY [kendibesleklik,
özbeslenme, ototrofi] İnorganik maddeden güneş enerjisini
klorofil yardımıyla kullanarak kendi besinini üretme yetisidir.
AUTUMN (FALL) [sonbahar] Eylülün
21'inde başlayıp Aralığın 21'inde biten süre.
AUTUMN FRY [sonbahar
yavrusu] Büyüme mevsimi sonunda (Sonbaharda) avlanan yaşama
şansı yüksek yavru balık.
AUTUMN SICKNESS [sonbahar
hastalığı] Hastalık
belirti ve nedeni bilinmeyen, sonbaharda görülen öldürücü balık
hastalığı.
AUTUMN TURNOVER (FALL OVERTURN, FALL
TURNOVER) [sonbahar karışımı] Sonbaharda
havaların soğuması ve rüzgar etkisiyle yüzeyde soğuyan
suyun ağırlaşarak dibe çökmesi, suyun karışması.
AUXILLARY SCALE