O [son güncelleme 25 Haziran 2008]
OBELIA [hydroids] Hydrozoa sınıfı, Hydroida
takımı, Campanulariidae ailesinin bir
cinsidir. Polip ve medüz evreleri vardır. Dünya denizlerinde koloni
oluşturan yaygın bir canlıdır. 200 metreden daha derinde
rastlanmaz. Koloniler sert malzemeye yapışıktır. Soğuk
su canlısıdır. Kayalıklar arasında görece sakin fakat
yeterince su değişimi olan, ışığı az
kesimlerde bulunur. Eşeyli (cinsiyetli) ve eşeysiz (cinsiyetsiz)
çoğalma evreleri vardır. Eşeysiz çoğalırken polip
tomurcuklanarak medüz bireyler oluşturur. Medüz aşamasında
eşeyli çoğalma gerçekleşir. Oluşan kurtçuk (planula evresindeki larva) uygun tabana
yapışır ve yeni bir polip evresi başlar.
OBELYA [Obelia, hydroids] ® Obelia.
OBJEKTİF ANALİZ [objective
analysis] Elde
edilen gözlemlerin araştır-macının
yorum ve değerlendirmelerine yer vermeyen bir yöntemle sayısal sonuç
ya da şekiller olarak ortaya konulması.
OBLADA MELANURA (MELANURYA BALIĞI,
MELANURYA, MELANUR) [saddled seabream] Tabanyüzücü (bentopelajik) ve okyanusgöçerdir
(okyanodrom-dur).
OBP (kısaltma) [Common Fishery
policy, CFP] ® AB-Ortak
Balıkçılık Politikası.
OBUR BALIK [feedy fish]
1- Avlanmadan önce çok yem
alarak karnı şişmiş balık. Çabuk bozuldukları
için uzun süre bütün olarak saklanamazlar.
OBUR BALIK [feedy fish] 2- Plankton patlamasından beslenen balık. Çabuk
bozuldukları için uzun süre bütün olarak saklanamazlar.
OCCIDENTALIS [west] Batı.
AHTAPOT [devilfish] 1- ® Octopus
vulgaris.
AHTAPOT [Octopus] 2- Sekiz
kollu kafadanbacaklı yumuşakça cinsi.
OCEAN [ocean] ® Okyanus.
OCTOPUS [octopus] ® Octopus vulgaris. ® Ahtapot.
OCTOPUS VULGARIS (AHTAPOT) [octopus, devilfish]
Yırtıcı ve üzerinde yapışkan diskler bulunan sekiz
adet güçlü kolları olan bir kafadanbacaklı yumuşakçadır.
Denizlerin değişik kesimlerinde yaşar. Vücudu
yumuşaktır. İç iskeleti yoktur. Ömrü görece kısadır
(1-2 yıl). Yüzeyden
OCULUS [eye] Göz.
ODAK [focus, foci (çoğ.)] Pulun büyümede görünen ilk kısmı, pulda en
küçük dairesel yapı.
ODOBENUS ROSMARUS [walrus] İri deniz memelilerinden olup
ağırlığı 400-
ODONTASPIDIDAE [sand sharks] ® Harhariyasgiller.
ODONTASPIS FEROX (PAMUK BALIĞI) [smalltooth sand tiger] TL=367 cm,
ağırlığı
ODONTOCETI [toothed whales]
® Dişlibalinalar.
OEDALECHILUS LABEO (DUDAKLIKEFAL) [boxlip mullet] Denizde
tabansaldır (demersaldır). Tatlı ve acısuya girmez ancak delta ve evsel atık
suların deşarj alanlarına yaklaşır. Yumurtlamayla
çoğalır (ovipardır). Boyu TL=25 cm
olabilir. Kıyıya yakın
durur.
OFİBLENNİUS EVRE [ophioblennius stage] Bazı
Blennidae ailesi (horozbinagiller) bireylerinin yüzücü
(pelajik) aşamalarındaki
irileşmiş göğüs yüzgeci evresi.
OGİV [ogive] Kümülatif
frekans dağılımı eğrisi.
OĞLAK DÖNENCESİ [capricorn] Güney yarımküredeki
dönence. Kış dönencesi. Güneşin güneyden
kuzeye yönelmesi.
OĞUL [swarm] Bir bütün olarak kabul edilen
şeylerin topluluğu. Sürü anlamında yılan
balığı için kullanılır.
OKBALIĞIGİLLER [hagfishes] ® Myxinidae.
OKSİDANT [oxidant]
Diğer maddeleri oksitleyen madde.
OKSİDASYON [oxydation] Bir maddenin
oksijenle birleşerek parçalanması, yanması.
OKSİJEN [oxygen (O2)] Renksiz,
kokusuz, saldırgan, organik malzemenin yavaş ve hızlı
yanmasına katılan gaz. Suda çözünmüş halini balıklar ve
diğer sucul canlılar solumada kullanırlar.
OKSİJEN MİNİMÜM
TABAKASI [oxygen minimum layer] Oksijenin en düşük değerde
olduğu (genellikle 600-
OKSİJEN TÜKENMESİ [oxygen depletion]
Canlıların kullanımı ya da kimyasal yolla oksijenin
azalması.
OKSİJENCE FAKİR TABAKA [oxygen-poor layer] Besin maddelerinin üretilmelerinden
daha hızlı tüketildiği (yıkıldığı) derin
göl kuşağı tabakası.
OKSİJENCE ZENGİN TABAKA [oxygen-rich layer] Besin maddeleri üretiminin (birincil
üretimin) tüketimden (yıkımdan) daha fazla olduğu tabaka.
OKSİTLEME HAVUZLARI [oxidation ponds]
Su arıtma sistemlerinde atık suyun hava verilerek oksijence
zenginleştirildiği havuzlar.
OKSOSPOR [auxospore] Diyatomlarda iki
hücrenin birleşmesinden oluşan üreme hücresi.
OKTO- (önek)
[octo-] Sekiz.
Örnek; oktopoda (octopoda)
- sekizbacaklı(lar).
OKUMA [read] Pul otolit ve diğer
aksamlardaki halkaları yaş tayini ve büyüme yönünden yorumlama.
OKUPİTAL KANAL [occipital canal,
supratemporal canal] ® Baş
kanalı.
OKÜLER [ocular] 1-
Göz ve göz çukuruna ait.
OKÜLER [ocular] 2-
Mikroskopta gözle bakılan mercek kısmı.
OKYANODROM [oceanodromous] ® Okyanusgöçer.
OKYANUS [ocean] Kıtaları birbirinden
ayıran büyük su kütlesi. Yerkürenin %71’i yani 361 milyon km2 ’yi
kapsar. Büyük Okyanus 180 milyon km2; Atlas Okyanusu 106 milyon km2;
Hint Okyanusu 75 milyon km2’dir.
OKYANUS AKINTILARI [Ocean Currents]
Okyanuslardaki önemli akıntılar şunardır:
|
Atlas
Okyanusu [Atlantic Ocean] |
Angola Akıntısı [Angola Current] Antiller Akıntısı [Antilles Current] Batı Grönland Akıntısı [West Greenland Current] Batı Rüzgarları
Akıntısı [West Wind Drift] Bengal Akıntısı [Benguela Current] Brazilya Akıntısı [Brazil Current] Boynuz Burnu Akıntısı [Cape Horn Current] Doğu Grönland Akıntısı [East Greenland Current] Falkland
Akıntısı [Falkland
Current] Gine Akıntısı [Guinea Current] Gulf Sıtrim [Gulf
Stream] Güney Atlas Okyanusu Akıntısı [South Atlantic Current] Güney Ekvator Akıntısı [South Equatorial Current] Kanarya Akıntısı [Canary Current] Karayip Akıntısı [Caribbean Current] Labrador Akıntısı [Labrador Current] Kuzet Atlas Okyanusu
Akıntısı [North Atlantic Current] Kuzey Brezilya Akıntısı [North Brazil Current] Kuzey Ekvator Akıntısı [North Equatorial Current] Norveç Akıntısı [Norwegian Current] Portekiz Akıntısı [Portugal Current] Spitzbergen
Akıntısı [Spitzbergen
Current] |
|
Büyük Okyanus [Pacific Ocean] |
Alaska Akıntısı [Alaska Current] Alotya Akıntısı [Aleutian Current] Batı Rüzgarları
Akıntısı [West Wind Drift] Doğu Avustralya Akıntısı [East Australian Current] Ekvator Ters Akıntısı [Equatorial Counter Current] Güney Ekvator Akıntısı [South Equatorial Current] Humbolt Akıntısı=Peru
Akıntısı [Humboldt
Current=Peru Current] Kaliforniya Akıntısı [California Current] Kamçatka Akıntısı [Kamchatka Current] Kromvel Akıntısı [Cromwell Akıntısı] – derindeki akıntıdır. Kuroşio
Akıntısı [Kuroshio
Current=Japan Current] Kuzey Büyük Okyanus Akıntısı [North Pacific Current=North
pacifc Drift] Kuzey Ekvator Akıntısı [North Equatorial Current] Mindano Akıntısı [Mindanao Current] Oya-şio Akıntısı [Oyashio Current=Oya Current] |
|
Hint Okyanusu [Indian Ocean] |
Agulhas Akıntısı [Agulhas Current] Batı Avustralya Akıntısı [West Australian Current] Batı Rüzgarları
Akıntısı [West Wind Drift] Doğu Madagaskar Akıntısı [East Madagascar Current] Ekvator Ters Akıntısı [Equatorial Counter Current] Endonezya Akıntısı [Indonesian Through-flow] Güney Avustralya Ters Akıntısı [South Australian Counter
Current] Güney Ekvator Akıntısı [South Equatorial Current] Güneybatı ve Kuzeydoğu Muson Akıntısı=Hindistan
Muson Akıntısı [Southwest
&Norteast Monsoon Drift=Indian Monsoon Current] Leuvin Akıntısı [Leeuwin Current] Madagaskar Akıntısı [Madagascar Current] Mozambik Akıntısı [Mozambique Current] Somali Akıntısı [Somali Current] |
|
Güney Kutup Denizi [Southern Ocean] |
Güney Kutbu Dolaykutupsal Akıntısı [Antarctic Circumpolar
Current] Veddel Akıntısı (Döngüsü) [Weddel Gyre] |
|
Kuzey Buz Denizi [Arctic Ocean] |
Doğu Grönland Akıntısı [East
Greenland Current] Norveç
Akıntısı [Norwegian
Current] |
OKYANUS
ÇİFTLİKÇİLİĞİ [ocean ranching]
Denizde ticari balık semirtme ve yetiştiriciliği.
Genellikle erinleşmemiş bireyler büyüyüp hasat boyuna ulaşmaları
için doğal ortama salıverilir.
OKYANUS DERİNLİKLERİ [ocean deeps]
6.000-10.000 metrelerdeki derinlikler.
OKYANUS KUŞAĞI [oceanic zone]
200 metreden derin okyanus.
OKYAN
OKYANUSSAL [oceanic] Kıta
sahanlığının ötesi.
OKYANUSSAL TÜR [oceanic species]
Kıta sahanlığı ötesinde dağılım
gösteren ve avlanan tür.
OLASILIKLARI BÜYÜKLÜĞE
ORANLANMIŞ [probabilities
proportional to size]
Farklı yoğunluğa (yığılmaya) sahip alanlardan alt
örnek alınırken yığılma ya da yoğunluğun
örneğe girme olasılığını dikkate alan örnekleme
yöntemi. ® Örnekleme.
OLFAKTORİ [olfactory] ® Koklama.
OLGUN BALIK [ripe fish] Yumurtlamaya
hazır balık bireyi.
OLGUN BİREYLER [mature
individuals] Üreme kabiliyeti olan ve
sayısı bilinen ya da tahmin edilen bireyler. Erin olup çeşitli
nedenlerle yumurtlayamayan bireyleri kapsamaz.
OLGUN YUMURTA
[ripe egg] Gelişmesini tamamlamış
ve döllenmeye hazır yumurta.
OLGUNCA AVLANMIŞ [fully fished] Stoka
uygulanan balıkçılığın (avcılığın)
MSY (sürdürülebilir en yüksek ürün) düzeyinde
olduğu durum. Bu, stoka uygulanan balıkçılık
çabasının artırılması ürünü (avı) önemli ölçüde
artırmaz fakat buna karşın aşırı
avcılık riskini artırır. ® Olgunca
sömürülmüş.
OLGUNCA SÖMÜRÜLMÜŞ [fully exploited]
1- Ne
az ne de çok (kâmilen) sömürülmüş (avlanılmış) stok.
OLGUNCA SÖMÜRÜLMÜŞ [fully exploited]
2-
Balıkçılığa katılanların (içgöçerlerin)
sayısının stoktan alınanlara eşit
(ölümler=doğumlar) olduğu durum. Balıkçılık idaresinde
popülasyon eğrisinin MSY
(sürdürülebilir en yüksek ürün) noktasında olduğu yerdir. Bu noktadan
sonra çabanın artırılması aşırı
avcılığa yol açar.
OLGUNLAŞMA [maturation] 1- Erin olma
ve eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaşma. Eşeylik (cinsiyet)
gözelerini (hücrelerini) üretir duruma gelme. Eşeysel (cinsel) üremeye
hazır olmaya ulaşma.
OLGUNLAŞMA [ripening] 2- Bir
balığın olgun olma süreci.
OLGUNLAŞMA HAVUZU [maturing pond]
Yumurtlatmak amacıyla olgunlaşmak için ana-baba
kuşağının, saklandığı havuz.
OLGUNLAŞMA YAŞI [age of maturity] Balıkların
%50’sinin yumurtlayacak, atmık bırakacak olgunluğa
ulaştığı yaştır.
OLGUNLAŞMAMIŞ [immature] Eşeysel
(cinsi) olgunluğa ulaşmamış.
OLGUNLUK [maturity] Belirli bir yaş ve
boydaki yumurtlama yeteneğine sahip ilk kez yumurtlama aşamasına
ulaşacak balık.
OLGUNLUK KATSAYISI [maturity coefficient] Vücut
ağırlığına göre yüzde gonad
ağırlığı.
OLIGOCHAETA [Oligochaeta, earthworms] ® Solucanlar.
OLİGO- (önek)
[oligo-] Az, biraz,
küçük. Örnek; oligotrof su (oligotrophic
water) - Besin tuzlarınca fakir su.
OLİGOFAJİK [oligophagous] Sınırlı besin maddesi
olan. Birkaç besin türünü tüketen.
OLİGOHALİN [oligohaline] 1-
Orta derecede tuzluluğa dayanıklı organizma.
OLİGOHALİN [oligohaline] 2- Tuzluluğu 0.5-3.0
ppt arasında değişen denizsel tuzdan
oluşma acısu.
OLİGOHALİN [oligohaline] 3-
17-30 ppt tuzluluğa
sahip deniz suyu.
OLİGOMİKTİK [oligomictic] Oldukça
dayanıklı tabakalaşması olan ve ender dönemlerde
karışan göl.
OLİGOSALİN [oligosaline] 1- Acısuda yaşayabilen
organizma.
OLİGOSALİN [oligosaline] 2- Tuzluluğu
0.5-5.0 ppt arasında
değişen karasal tuzdan oluşma acısu.
OLİGOSEN [oligocene] 38-26
milyon yıl öncesi jeolojik çağ.
OLİGOTERMİK [oligothermic] Görece düşük sıcaklıklara
dayanıklı.
OLİGOTİPİK [oligotypic] Birkaç üyesi olan taksonomik
birim.
OLİGOTROFİK [oligotrophic] Besin tuzlarınca fakir, organik
madde üretimi az ortam.
OLİGOTROFİK GÖLLER [oligotrophic lakes]
Besin tuzlarınca fakir, duru ve soğuk sulu göller.
OLTA [angle, fishing rod, fishhook] Kıvrık ve genellikle çengelli iğneli
yapıya bağlanmış uzunca ipi olan av aracı.
OLTACILIĞIN BABASI [father of angling]
1653 yılında yayınlanan "The Compleat Angler” – ‘Kusursuz
Oltacı’ isimli kitabın yazarı Izaak
Walton’un (1593-1683) lakabı.
OLTACILIK [angling, fishing with angle] Olta ile
balık avcılığı.
OMEGA-3 YAĞ ASİDİ [omega-3-fatty
acid] Balıklarda bulunan uzun zincirli
doymamış yağ asidi. Kalp-damar hastalıklarına
yararlı olup kanser riskini azaltma etkisi vardır. Şeker ve artride de iyi geldiği belirtilmektedir.
OMNİ- (önek)
[omni-] Her, hepsi,
evrensel. Örnek; omnivor (omnivorous)-etotobur. Bitki ve hayvan yiyen.
OMNİVOR [omnivorous] ® Etotobur.
OMOPTERİGİUM [omopterygium, homopterygium]
Göğüs yüzgeci.
OMUR [vertebra] 1-
Kemik ya da kıkırdak malzemeden oluşmuş olup sırt
ipliğini saran ya da onun yerine geçen ya da sıkça omuriliği ve
sırt toplardamarı koruyan yapı.
OMUR [vertebra] 2- Omurgayı oluşturan kemik
yapılardan biri.
OMUR SAYIMI [vertebral counts]
Genellikle mevcut bütün omurların sayılması.
OMURGA [carina, keel] 1- Gemi boyunca uzanan
taşıyıcılarının bağlandığı
ana yapı.
OMURGA [vertebrae] 2-
Bazı canlılardaki kemik ya da kemiğimsi
taşıyıcı ana yapı. Kafatasından kuyruğa kadar
uzanan omurların oluşturduğu bütün.