M [son güncelleme 20 Haziran 2008]
M (kısaltma) [natural mortality, natural mortality rate, instantaneous rate of natural
mortality, force of natural mortality] Doğal nedenlerle ölümler.
Balıkçılık hariç diğer ölümler.
MACRORAMPHOSUS SCOLOPAX (TROMPET BALIĞI,
BORU BALIĞI) [longspine
snipefish] Tabansaldır (demersaldır) ve 25-
MACRURIDAE [grenadiers, rattails] ®
Uzunkuyruklubalıkgiller.
MAÇA [danleno] Trol ağı
kanatlarının bağlandığı genellikle silindirik
ağaçtan ya da demirden yapılmış dikme.
MADRABAZ [buyer up] Yasak
olmasına rağmen hal içerisinde ikinci, üçüncü el pazar
oluşturan.
MADRAJ [madrague, pig catcher] Akdenizde orkinos
avcılığında kullanılan bir cins tuzak.
MAĞARA BALIĞI [cave fish] Su kuyuları dahil
yeraltı suyunda yaşayan balıklara verilen ad. Bunun gerçek bir
mağara olması gerekmez.
MAHMUZLU CAMGÖZ [longnose spurdog] 1- ® Squalus blainville.
MAHMUZLU CAMGÖZ [piked dogfish] 2- ® Squalus acanthias.
MAHMUZLUCAMGÖZ [piked dogfish] ® Squalus
acanthias.
MAHMUZLUKÖPEK BALIĞI [velvet belly lantern shark] ® Etmopterus spinax.
MAKARA
[gilson strop, pulley] Çift ya da tek dilli olup içerisinden halat geçirilerek
bağımsız tek ya da çift olarak kullanılabilen araç.
MAKAT BEZİ [glandula rectalis, rectal gland] ®
Dışkılık bezi.
MAKİNE
ZABİTİ [engine officer] İkinci çarkçı, makineden
sorumlu mühendis.
MAKRO- (önek) [macro-] Büyük, geniş, iri. Örnek; makronukleus
(macro-nucleus)-büyük çekirdek.
MAKROBENTOS [macro-benthos] Göz açıklığı
MAKROBESİNLER [macronutrients]
Organizmaların görece büyük miktarlar halinde
yararlandığı fosfor (P), azot (N), potasyum (K), kalsiyum (Ca),
kükürt (S), ve magnezyum (Mg) gibi minerallerdir. ® Mikrobesinler.
MAKROFAJ [macrophagous]
Büyük parça ya da organizma yiyebilen hayvan.
MAKROFİT [macrophyte] Suda yaşayan büyük bitkiler.
MAKROFİTALMİYA [macrophthalmia] 1-
Asalak ya da fizyolojik düzensizlik nedeniyle şişmiş ya da
genişlemiş durumdaki gözler.
MAKROFİTALMİYA [macrophthalmia] 2-
Yılan balığının yumurtlama göçüne başlamak için
derin deniz aşamasında gözlerinin büyümesi.
MAKROFİTOFAJ [macrophytophagy] Büyük bitkilerle beslenen.
MAKROGAMET [macrogamete] Yumurta. Atmıktan çok büyüktür.
MAKROİKLİM [macroclimate] Ana
coğrafik bölgedeki iklim.
MAKROKLİMA [macroclimate] ® Makroiklim.
MAKROMOLEKÜL [macromolecule] Birçok kez yinelenen yapısal
gruplardan oluşan molekül. Örnek; selüloz, glikoz.
MAKRONUKLEUS [macro nucleus] Bazı birgözelilerde (birhücrelilerde)
bulunan küçük çekirdek karşıtı büyük çekirdek. Örnek; terliksi
hayvan (Paramecium).
MAKRONUTRİENTS [macronutrients]
® Makrobesinler.
MAKROÖLÇEK [macroscale] Yatayda
yaklaşık 200 km’lik bir uzalık içerisindeki durum için
kullanılan bir terim.
MAKROPLANKTON [macroplankton, macro-plankton] Yaklaşık
MAKROSENTRİK PUL [macrocentric scale, replacement scale, regenerated scale,
latinucleate scale] Balığın kaybolmuş bir pulu
yerine oluşmuş aynı büyüklükte fakat kıvrım ve
halkaları olmayan pul.
MAKROSİT [macrocyte] Büyük alyuvar.
MAKSİLLA [maxilla] Üstçenenin bir kısmını oluşturan
deriden oluşmuş kemikli kısım. Diş
taşıyabilir.
MAKSİMUM BALIK BOYU (Lmax, Lmax) [maximum reported length] ® En büyük balık boyu.
MAKSİMUM BALIKÇILIK ÖLÜM
EŞİĞİ [maximum
fishing mortality threshold] ® En yüksek balıkçılık ölüm eşiği.
MAKSİMUM DENGE AVI [maximum equilibrium catch, maximum sustainable yield] ® Sürdürülebilir en
yüksek ürün.
MAKSİMUM EKONOMİK
İCRAAT [maximum economic performance] ® En yüksek ekonomik
icraat.
MAKSİMUM GİZİL ÜRÜN [maximum potential yield] ® En yüksek gizil
ürün.
MAKSİMUM POTANSİYEL ÜRÜN [maximum potential yield] ® En yüksek gizil
ürün.
MAKSİMUM SABİT ÜRÜN [maximum constant yield] ® En yüksek sabit
ürün.
MALACOCEPHALUS LAEVIS (?) [softhead grenadier] Göçmen değildir. Derintabansaldır
(batidemersaldır). 200-1000 metrelerde
rastlanır. Boyu TL=60 cm olabilir. Balıkçılığı
önemsizdir. Kıta yamacında rastlanır. Balık unu ve
yağı üretiminde kullanılır.
MALACOPTERYGII [soft-finned fish] ® Yumuşakyüzgeçliler.
MALAKOLOJİ [malacology] Yumuşakçaları (Mollusca) ele
alan zooloji dalı. Yumuşakçalar bilimi.
MALAŞİT
YEŞİLİ [malachite
green] Boya ve mantar öldüren bir maddedir. Önceleri balık
çiftliklerinde mantara karşı kullanılmaktaydı. Kansere
neden olduğu belirlendikten sonra kullanımı
yasaklanmıştır.
MALLEUS [malleus] Çekiç.
MALLEUS WEBERİ [malleus Weberi] Gaz kesesi olan balıklarda bir
yandan keseyle diğer yandan içkulakla ilişkili olup çekiç görevi
yaparak titreşimleri içkulağa aktaran yapı.
MALTAPALAMUDU [pilotfish] ® Naucrates doctor.
MAMMALIA [memeliler] Burada yalnız ® Balinalar.
MANDABAŞ [Lusitanian cownose ray] ® Rhinoptera
marginata.
MANDAGÖZ MERCAN [blackspot seabream] ® Pagellus bogaraveo.
MANDAGÖZMERCAN BALIĞI [blackspot seabream] ® Pagellus bogaraveo.
MANDAGÖZSİNAGRİT
BALIĞI [large-eye dentex] ® Dentex macrophthalmus.
MANDİBULA [mandibula] ® Altçene kemiği.
MANGA [mess] Gemi
personelinin yemek yediği ve oturduğu yer.
MANGAN
[manganese (Mn)]
Canlıların az miktarda kullandığı bir ağır
metal olup eksikliği büyümeyi, fazlaca alınması ise sinir
sistemini etkiler.
MANGANEZ [manganese] ® Mangan.
MANİVELA [handspike] Ağır malzemenin bir tarafını
kaldırmak için kullanılan bir cins kama.
MANOMETRE [manometer]
Akışkan basıncını ölçmede kullanılan alet.
Basınçölçer.
MANSAP [river mouth] Irmağın denize döküldüğü
yer.
MANTA [devil fish] ® Mobula mobular.
MANTAR [cork] Çoğunlukla
av araçları ya da av aracının bir kısmının
yukarıya kaldırılması için kullanılan yüzdürücüleri
(mantar, ağaç, plastik küre vb) ima etmek için kullanılmaktadır.
MANTAR HASTALIĞI [fungus disease] Balığı etkileyen
herhangi bir mantarın bulaşması.
MANTAR YAKA [corkline,
float line, top line, head line] Ağların
üst kısmının yüzeye doğru çekilmesi ya da çuval tipli
ağlarda ağın ağız kısmının dikey
açılması için kullanılan ve üzerine yüzdürücülerin
bağlanmış olduğu halatın bulunduğu üst
kısım.
MANUBRİYUM [manubrium] Deniz
analarının ucunda ağız bulunan boru organı.
MANYAT [?] 1- Üç çift kürekli balıkçı
kayığı.
MANYAT [beach seine] 2-
Iğrıp.
MAPA [eyebolt, padeye] Sabit halka. Ucunda
halka olan cıvata.
MARGALEF TÜR
ÇEŞİTLİLİĞİ GÖSTERGESİ [Margalef species diversity index] Shannon
göstergesinin aynıdır. Burada; d = (M-1)/
lnN ‘dir ve M = Toplam tür sayısı ve N = Toplam birey
sayısıdır. ® Shannon göstergesi. ® Topluluk çözümlemesi.
MARİKÜLTÜR [mariculture] Deniz
canlılarının tankta, havuzda, kafeste, açıkta ağ ile
çevrilmiş kesimlerde yumurtadan itibaren yetiştiriciliği ve
besiciliği yani kısaca kültürüdür. Balıklar genellikle pazar
boyuna kadar saklanırken marikültürden sayılan deniz
kuluçkahanelerinden ise genç balık olarak salıverilirler.
MARİNA [marina] Genel anlamda küçük liman.
Yatçılık ve yat turizmine hizmet veren görece küçük liman.
MARKA [mark]
1- Benzer
özelliklere sahip bant, halka ya da kuşak olarak da adlandırılan
balıkların sert aksamlardaki büyüme göstergesi.
MARKA [tag, mark] 2- Canlılara konulan ve çıplak gözle
dışardan görünen işaret.
MARKA KAYBI
[tag loss] Markalanan balıklardan markasını
kayıp edenlerin oranı. Bu tür kayıpların önlenmesi için
balığa çift marka, çift işaret takılır.
MARKALAMA [tagging,
marking] Canlılara marka takma işlemi. Balıklarda
sıcak dövme, soğuk dövme, yüzgeç kesme ve delme teknikleri ile
solungaç, spagetti, Petersen ve Carlin tipi markalar dış
işaretleme için kullanılmaktadır. Dış markalardan
başka iç marka da kullanılmaktadır. İç markalar manyetik
(hamsi gibi küçük yüzücü balıklar için) olabilecekleri gibi kimyasal da
(sert aksamlara yerleşen tetracyclin türevleri) olabilirler. ® Carlin markası. ® Lea markası. ® Petersen
markası. ® Pop-up marka. ® Sıcak-dövme marka. ® Soğuk-dövme
marka. ® Solungaç markası. ® Spagetti
markası.
MARKALAMA ÖLÜMÜ [tagging mortality] Balığın
avlanması, güverteye alınması, saklanıp markalanması
ve salıverilmesi ile markanın balık vücudunda uzun süre
kalmasının yarattığı gerginlik ve etki gibi
nedenlerden balığın normal yaşam süresi daha kısa
olabilir ve balık ölür ki bunların tümüne markalama ölümü
denilmektedir.
MARKALAMA-TEKRAR YAKALAMA
ÇALIŞMASI [mark-recapture study] Balığın
avlanıp markalanmasından sonra salıverilmesi ve markalı
balıkların daha sonra ticari balıkçılarca avlanması ve
markalayan araştırıcıya bildirilmesiyle oluşturulan
verilerin kullanılması sonucu tahmin edilen stok büyüklüğü,
hareket ve göç, ölümler ve büyümeyi içine alan araştırmalardır.
MARKALI BALIK [marked fish, tagged fish] Üzerine işaret
konulmuş, marka taşıyan balık.
MARKANIN GERİ DÖNMESİ [tag recovery, tag return] ® Markayı
yeniden elde etme.
MARKAYI YENİDEN ELDE ETME [tag recovery, tag return] Yeniden avlanan
markalı balık sayısı ile deneyde markalanıp
salınan toplam balık sayısının oranı. Genellikle
yüzde olarak verilir.
MARLİN [Mediterranean spearfish] ® Tetrapturus
belone.
MARMARA DENİZİ [Sea of Marmara] Türkiye boğazlar sistemini oluşturan
İstanbul ve Çanakkale boğazları arasında kalan bir iç
denizdir. Yüzey alanı 11.500 km2 kadardır. Görece derin
bir denizdir. Yüzey sularının tuzluluğu (22 ppt) derin suya göre
(38 ppt) daha azdır. Bir geçiş suyu niteliğini taşıyan
bu denizin boyu
MARPOL (kısaltma) [International Convention for the
Prevention of Pollution from Ships] ® Deniz
Kirliliği Sözleşmesi.
MASTACEMBELIDAE [spiny eels]
®
Geriçenelibalıkgiller.
MASTIGOFORA
[mastigophora] ®
Kamçılılar - Flagellata.
MAT [translucent] Yarısaydam nesneler için kullanılan
sıfat. Balıkların sert aksamlarından yaş tayinlerinde
büyüme halkalarının belirtilmesinde kullanılan terim.
MATAFORA [davit] Filikaların
asıldığı ters L ( é)
şeklindeki dikmeler.
MATERYAL [material]
Araştırmalar için gerekli olan örneklenmiş malzeme (balık
vb).
MATÜRASYON [maturation] ® Olgunlaşma.
MAUROLICUS MUELLERI (IŞIK BALIĞI, IŞILDAK
BALIĞI) [pearlsides] Tabanyüzücüdür
(batipelajiktir). 0-
MAVİ BALİNA [blue whale] ® Balaenoptera musculus.
MAVİ BALON BALIĞI [oceanic
puffer] ® Lagocephalus lagocephalus lagocephalus.
MAVİ KÖPEK BALIĞI [blue shark] ® Prionace glauca.
MAVİ MEZGİT [blue
whiting] ® Micromesistius poutassou.
MAVİ MEZGİT BALIĞI [blue whiting] ® Micromesistius
poutassou.
MAVİBALON BALIĞI [oceanic
puffer] ® Lagocephalus lagocephalus lagocephalus.
MAVİKÖPEK BALIĞI [blue shark] ® Prionace glauca.
MAVİMEZGİT BALIĞI [blue
whiting] ® Micromesistius poutassou.
MAVİMEZİT [blue
whiting] ® Micromesistius poutassou.
MAVİRİNA BALIĞI [pelagic stingray] ® Pteroplatytrygon violacea.
MAVNA [barge] Şamandıraya bağlı büyük
gemilerden kıyıya yük taşıyan tekne.
MAVRAKİ [thicklip grey mullet] ® Chelon labrosus.
MAVRİ BALIĞI [thicklip grey mullet] ® Chelon labrosus.
MAVRUŞKİL BALIĞI [brown
meager] ® Sciaena umbra.
MAYNA [lower the x] Denizcilikte
askıdaki bir şeyin aşağıya yavaşça indirilmesi
için verilen emir.
MAZAK [streaked gurnard] ® Chelidonichthys
lastoviza.
MAZAK BALIĞI [streaked gurnard] ® Chelidonichthys
lastoviza.
Mb. (kısaltma) [Mb.]
®
Milibar.
MEC (kısaltma) [Maximum Equilibrium Catch] ® Maksimum denge avı. ® Sürdürülebilir en
yüksek ürün.
MED-CEZİR [high tide–low tide] ® Gelgit = gel-git.
MEDÜZ [jellyfish, Medusae] ® Denizanası.
MEDÜZLER [jellyfishes,
Medusae] ® Denizanaları.
MEDYAL
[medial] Yanal’ın tersi. Dikey eksende
vücudun ortası.
MEDYAN
[median] Orta.
MEDYOLATERAL
[mediolateral] Yan tarafın ortası.
MEGA- (önek)
[mega-] Büyük.
Örnek; megasefal (megacephalus)-büyük kafa(lı).
MEGAGAMET [megagamete, macrogamete] Büyük eşeysel hücre.
Yumurta.
MEGAHERTZ [megahertz] Bir milyon Hz.
MEGALO-PLANKTON [megaloplankton] Plankton organizmalarının en büyükleri.
MEGAPLANKTON [mega-plankton] Boyları
>5cm olan planktonlar.
MEI (kısaltma) [morphoedaphic index] Morfo edaptik indeks. ® Morfoedaptik
gösterge.
MEIO- (önek) [meio] Daha az.
MEKANİK ALGILAYICI [mechano-receptor] Akıntıları ve kendi hareketini
algılamayı sağlayan organ. Balıklarda bu yanal çizgi
sistemidir.
MEKANİK BALIKÇILIK ÇABASI [mechanical fishing intensity] Balıkçılıkta harcanan
güç. Belirli bir süre kullanılan farklı av araçlarının
toplamı. İki ya da daha çok av aracıyla yapılan
balıkçılığın toplam çabası araçlara ait çabaların
basit toplamı olarak verilemez. Bunun için çabaların basit
toplamının alınmasından önce standart seçilen bir av
aracına göre düzenlenmeleri, ayarlanmaları gerekir.
MEKANO-RESEPTÖR [mechano-receptor] ® Mekanik
algılayıcı.
MELAKOPİYA [shi drum] ® Umbrina cirrosa.
MELAN- (önek) [melan-] Siyah. Örnek; melanofor (melanophore), siyah boya gözesi.
MELANA [blotched
picarel] ® Spicara maena.
MELANUR [saddled seabream] ® Oblada melanura.
MELANURYA [saddled seabream] ® Oblada melanura.
MELANURYA BALIĞI [saddled seabream] ® Oblada melanura.
MELEK BALIĞI [African threadfish]
® Alectis alexandrinus.
MELEZ [hybrid] ® Kırma.
MELTEM [land-breeze] Yazın karadan denize
esen rüzgar.
MENDEL [Mendel] Kalıtımın babası
lakaplı Gregor Johann Mendel bugün Çekoslovakya’da kalan (Hyncice’de eski
Heinzendorf’da) Almanca konuşulan bir ailenin çocuğu olarak doğdu
(1822). Kronik böbrek hastalığından 1884’te Brno’da bugün
(Çekoslovakya’da) öldü. Viyana’da okudu, bir manastıra papaz ve fizik
öğretmeni olarak girdi. 1856-1863
yılları arasında 28.000 bezelye üretti ve denedi. Bu deneylerden
Mendel’in kalıtım yasaları olarak bilinen sonuçlar elde edildi.
Bulgularını 1866’da ‘Bitki Melezleri Üzerine Denemeler’ (Versuche
über Pflanzenhybride) adlı çalışmasında
yayınladı. Bu çalışma 1909’a kadar ilgi görmedi. Mendel
yasaları; i) Başatlık ya da
baskınlık; ii) Özelliklerin (karakterlerin)
ayrılığı; iii) Melezin gametlerinde özelliklerin
bağımsız ayrılığı şeklinde
özetlenebilir.
MENDİREK
[mole] Bir limanı
oluşturan, ya da koruyan yapı. Balık barınma yeri olabilir.
MENEKŞE BALIĞI [blotched
picarel] ® Spicara maena.
MENTAL
[mental] 1-
Çeneye ait.
MENTAL
[mental] 2-
Akılsal, akla ait, zihinsel.
MENTAL SAKAL [mental barbel] ® Çene-sakalı.
MENTAL UZANTI [mental appendage] Altçenede dokunma duyu organı olarak
kullanılan etsi çıkıntı, püskülümsü uzantı.
MERCAN [blackspot seabream] 1- ® Pagellus bogaraveo.
MERCAN [common
pandora] 2- ® Pagellus
erythrinus.
MERCAN [common
seabream] 3- ® Pagrus pagrus.
MERCAN [Mediterranean
red coral] 4- ® Corallium rubrum.
MERCAN [Mediterranean red coral] 5- Corallium rubrum’un
iskeletinden yapılan boncuk gibi kullanılan renkli madde.
MERCAN BALIĞI [common
pandora] 1- ® Pagellus
erythrinus.
MERCAN BALIĞI [common
seabream] 2- ® Pagrus pagrus.
MERCAN FANGRİ [common
seabream] ® Pagrus pagrus.
MERCAN RESİFLERİ [coral reefs] Mercanlar denizlerde su yüzeyine kadar
uzanan kayalar oluşturur. Kısaca resif ya da mercan resifi olarak
adlandırılan bu kayasal yapılar Ekvator’un kuzey ve güneyinde
kalan 300’ler arasında yayılırlar. Oksijence zengin,
temiz suda
MERCANLAR [corals] Knidliler (Cnidaria) kabilesinin Anthozoa
sınıfından hayvanlar grubudur. Deniz şakayıkları,
ve resif oluşturan mercanları içine alır. Mercanların medüz
evresi yoktur. Yumurta ve atmıktan planula kurtçukları
(larvaları) oluşur ki bu da sert malzemeye yapışır.
Tomurcuklanmayla da çoğalabilirler. Denizşakayıkları nematosistleri
kullanarak balık bile yakala-yabilirken resifcil mercanlar plankton avlar.
Dinoflagelletlarla ortaklık (sembiyoz) oluşturur. Koloni kurar. Mercanlar Alcyonaria
ve Zoantharia altsınıflarına ayrılır.
MERCATOR [Mercator Gerhard Kremer] Bugünkü Belçika’da
doğdu (1512) ve Duisburg-Almanya’da öldü (1594). Felsefe öğrenimi
gördü sonra matematikçi oldu. Yer’in düzlem şeklinde gösterilmesini ve
kendi adıyla anılan Mercator İzdüşümü’nü
gerçekleştiren haritacı olarak tanındı.
MERCEK [lens]
Balıklarda genellikle küre şeklinde olup kaslarla
tutturulmuş saydam bir yapıdır. Nesnelerin görüntülerinin
ağ tabaka (retina) üzerine düşürülmesi için balık merceği
ileri geri hareket ettirir. Bazı durumlarda mercek yaş tayini için de
kullanılmaktadır.
MERDİVEN [ladder] ® Balık merdiveni.
MERİNA BALIĞI [Mediterranean moray] ® Muraena helena.
MERİSTEM [meristem] Sürgen doku.
MERİSTİK [meristic] Parçalara
ayrılmış anlamında olup balıkların
tekrarlanmış olan pul, iripul, omur, yüzgeç
ışını, diken vb gibi sayılabilir yapılarını
ve özelliklerini belirtir. Örnek; yanal çizgi boyunca pul sayısı.
MERKAPTANLAR
[mercaptans]
Kükürtlü, organik bileşikler.
MERKEZİ SİNİR
SİSTEMİ [central nervous
system] Beyin ve omurilik.
MERLANGIUS MERLANGUS (BAKALYARO, BAKALYARO BALIĞI, MEZGİT) [whiting] Okyanusgöçer
(okyanodrom) ve tabansal (demersal) yüzücüdür (pelajiktir). Boyu TL=70 cm ve
ağırlığı
MERLANGIUS
MERLANGUS EUXINUS (MEZGİT) [whiting] Karadeniz’deki
Merlangius merlangus türüne
verilen alt tür kimliğidir. Karadeniz’deki bireylerin boyu daha küçüktür.
® Merlangius merlangus.
MERLUCCIUS MERLUCCIUS (BARLAM, BERLAM BALIĞI,
BAKALYARO) [European hake]
Tabansaldır (demersaldır). 30-1.000
metrelerde yayılır. Genellikle 70-
MEROMİKTİK [meromictic] Sürekli yoğunluğu farklı su
tabakası olan göl. Su değişimi olmadığı için
derin kesimlerinde oksijen ve balık bulunmaz.
MEROPELAJİK [meropelagic] Ancak belirli bir süre planktonda bulunan
organizma.
MEROPLANKTON [meroplankton, mero-plankton] Ancak belirli bir süre plankton
içerisinde yer alan yumurta ve kurtçuklar (larvalar). Yaşam evrelerinin
bir kısmını plankton olarak geçiren organizmalar.
MERSİN [starry sturgeon] ® Acipenser stellatus.
MERSİN BALIĞI [beluga] 1- ® Huso huso.
MERSİN BALIĞI [fringebarbel sturgeon] 2- ® Acipenser nudiventris.
MERSİN BALIĞI [Russian sturgeon] 3- ® Acipenser gueldenstaedti.
MERSİN BALIĞI [starry sturgeon] 4- ® Acipenser stellatus.
MERSİN BALIĞI [sturgeon] 5- ® Acipenser sturio.
MERSİN YAVRUSU [starry sturgeon] ® Acipenser stellatus.
MERSİN-BALIKLARI [Chondrostei, sturgeons]
Actinopterygii - ışınlı-yüzgeçliler
sınıfının altsınıfıdır. Acipenseriformes
ve Polypteriformes takımlarını kapsar. Kısmen
kemikleşme gösteren kıkırdaklı balıkları içerir.
Vücutları ya çıplak ya da plakalarla örtülüdür. Kuyruk yüzgecinin üst
kısmı (heteroserk) ile baş kısmı uzundur. Günümüzde
iki aile ile temsil edilmektedirler (Mersin-balığıgiller,
Acipenseridae ve çok dişli Mersin-balığıgiller
Polyodontidae).
MERSİNMORİNASI [beluga] ® Huso huso.
MESAFE [distance] ® Uzaklık.
MESAFE FONKSİYONU [distance function] ® Uzaklık
fonksiyonu.
MESENJER [messenger] Çelik tele bağlı bir örnekleme
aracını (plankton ağı, Nansen kabı vb) kapatmak için
tel üzerine gerektiğinde takılıp suya salınan ve istenen
araca serbest düşerek ulaşması beklenen ağırlık.
META- (önek) [meta-] Arkasında, arasında, içinde vb.
METABOLİZMA [metabolism] Organik madde oluşumu ve bunun bozunma ve
yıkımı olayları süresince oluşan enerjinin hücre ve
organizma tarafından değişikliğe
uğratılmasıdır (madde ve enerji değişimidir).
Anabolizma ve katabolizma olmak üzere iki kısma ayrılır.
Anabolizma yapma, yeni vücut oluşturmadır. Katabolizma ise
oluşmuşun bozulması, ayrışmasıdır.
METAFAZ [metaphase] Mitoz
bölünmede kalıtsal malzemenin (kromozom-ların) ekvator düzleminde
dizilmesi.
METAGENEZ [metagenesis] Eşeysiz dölü,
eşeyli dölün izlediği döl değişimi tipi.
META-LARVA [meta-larva] Vücut ortasında birincil
ışınlar ve karın yüzgeci kaidesi ya da yüzgecinin
belirginleştiği kurtçuk evresi.
METALİMNİYON [metalimnion] Göllerde sıcak üst ve soğuk
alt kuşak arasında ani sıcaklık değişiminin
(termoklin’in) olduğu kuşak.
METAMER [metamere]
1- Bir
vücut bölümü, benzeyen parçalar.
METAMER [segment, metamer] 2-
® Bölüt.
METAMORFİZM [metamorphism] ® Başkalaşım.
METAMORFOZ [metamorphosis]
1-
Başkalaşma. Aşırı değişme durumu. Bir
hayvanın örneğin kurtçuk (larva) görünüşü ya da şeklinden
ön erin şekline geçmesi.
METAMORFOZ [metamorphosis] 2-
Kurtçuktan (larvadan) erin aşamasına geçerken vücudun temel
değişikliğe uğraması. Örnek; yılanbalığıgiller
(Anguillidae).
METAN [methane (CH4)]
Bataklık gazı adı da verilen yüksek enerjiye sahip ve
parlayıcı renksiz gaz.
METAPOPÜLASYON [metapopulation] Aynı
türe ait bir popülasyonun, kısmen izole
olmuş, döl verebilen parçalarının, o türün yok edildiği
alanlara yeniden yerleşmeleri, yayılmaları.
METAZOA [metazoan] Çokgözeliler, çokhücreliler.
METEOROLOJİ [meteorology] Atmosferin
kendisi ile atmosferdeki olayların yasalarını konu alan
kısaca atmosferik olaylarla ilgilenen bilim dalı.
METİLEN MAVİSİ [methylene blue] Kimyasal formülü C16H18N3ClS
ve kimyasal adı “3,7-bis(Dimethylamino)-phenazathionium chloride” olan bu
heterosiklik aromatik madde, baz özelliği
nedeniyle birçok alanda kullanılmaktadır. Oda
sıcaklığında kokusuz, koyu yeşil toz halindedir. Suda
çözüldüğünde mavi renk alır. Kimyada indirgeme yükseltme
(oksidasyon-redüksiyon) göstergesi olarak kullanılır. Biyolojide boya maddesi olarak
kullanılmaktadır. Akvaryumcular ise mantar hastalıkları ile
bazı birgözelilere (protozoa) karşı kullanmaktadırlar.
METRE [meter] MKS
sisteminde kullanılan uzunluk ölçü birimi.
METRİK TON [metric ton]
MEVCUT STOK
[standing stock] Stokun ağırlığı, biyokitle.
Belirli bir zaman ve yerde bulunan örneğin yumurtlayan stok için de
kullanılabilir. ® Biyokitle.
MEVCUT ÜRÜN [standing crop] Birim alan ve hacimdeki canlı
malzemenin miktarı. ® Biyokitle.
MEVKİ [position] ® Yer.
MEVSİM [season] Belirli bir av aracıyla belirli
balıkların yıl içerisinde avlandığı zaman
dilimi.
MEVSİMSEL BALIKÇILIK ÖLÜM ORANI [seasonal fishing mortality rate] Koşullu
balıkçılık ölümü olup başlangıç stokunun bir
kısmının bir yıl ya da mevsimde (diğer ölümler etkili
olmamak kaydıyla) avlanmasıdır.
Buna yıllık ölüm oranı da denmektedir.
MEVSİMSEL BÜYÜME ORANI [seasonal growth rate] Bir mevsimde ölenlerin
sayısının başlangıç sayısına bölümüdür.
MEVSİMSEL KAPAMA [seasonal closure] Balık avcılığının
balıkçılığı düzenleyici önlemler çerçevesinde belirli
bir yer ya da belirli bir zaman diliminde tamamen yasaklandığı
dönem.
MEVSİMSEL TOPLAM ÖLÜM ORANI [seasonal total mortality rate] Balıkçılıktan
gelen ölümler hariç bir mevsimde ölenlerin sayısının
başlangıç sayısına bölümüdür. Buna ayrıca
yıllık ölüm oranı, yıllık doğal ölüm oranı,
koşullu doğal ölüm oranı ya da mevsimsel doğal ölüm
oranı da denmektedir. ® Toplam ölüm oranı.
MEYO- (önek) [meio-] Daha küçük, … den az.
MEYOLESİTAL [meiolecithal] Yumurta
sarısı küçük olan yumurtalar.
MEZGİT [blue
whiting] 1- ® Micromesistius
poutassou.
MEZGİT [whiting] 2- ® Merlangius
merlangus.
MEZGİTGİLLER [Gadidae, cod] Işınlı-yüzgeçliler
(Actinopterygii) sınıfı, mezgitler (Gadiformes)
takımının bir ailesidir. Aile 14 cinsi kapsar. Son zamanlarda
sistematiğine ekleme ve çıkarma yapılmıştır.
Deniz balıkları içerisinde ekonomik önemi yüksek türleri
barındırır. Daha çok soğuk sularda yaşarlar. Taban ve
tabana yakın yaşayan balıklar olup sakallarıyla besin
maddelerini seçerler. Yumurtaları yüzücüdür (pelajiktir). Kurtçuk (larva)
ve genç balık evrelerinde yüzücü (pelajik) yaşarlar ve daha sonra
derine tabana inerler. Yumurta sayısı yüksek olan bu balıklar
kuzey denizlerinde kış sonuna doğru yumurta
bırakırlar. Kuzey yarımkürede 60 kadar türü
yaşamaktadır. Bazı önemli türleri şunlardır: Gadus morhua, Gadus ogac, Melanogrammus
aeglifinus, Merlangius merlangus,
Micromesistus poutassou, Pollachius virens.
MEZİT [blue
whiting] ® Micromesistius poutassou.
MEZİT BALIĞI [blue
whiting] ® Micromesistius poutassou.
MEZO- (önek)
[meso-] Orta, arada. Örnek; mezoderm
(mesoderm)-ortaderi.
MEZOBENTOZ [mesobenthos] ® Ortabentoz.
MEZOHALİN [mesohaline] ® Ortatuzlu.
MEZOLESİTAL [mesolecithal] ® Ortalesital.
MEZOPELAJİK (ORTAPELAJİK) [mesopelagic] ® Ortayüzücü.
MEZOPLANKTON [mesoplankton, meso-plankton] Planktonun boyları 1-
MEZOTROFİK [mesotrophic] Orta derecede birincil üretime sahip su, göl. Orta derecede gübre ihtiva eden su.
MEZOZOİK [Mesozoic] 245-265 milyon
yıl öncesi jeolojik çağ (Jurasik, Trisik dönem).
MHz [kısaltma] [MHz] ® Megahertz.
MICROCHIRUS OCELLATUS (BENEKLİDİL BALIĞI, DİL BALIĞI) [foureyed
sole] Tabansaldır (demersaldır). 30-
MICROCHIRUS
VARIEGATUS (LEKELİDİL BALIĞI, DİL BALIĞI) [thickback sole] Tabansaldır
(demersaldır), 20-
MICROICHTHYS COCCOI (?) [?] Derinsu kardinalbalıkları
(Epigonidae) ailesinden olup yüzücüdür
(pelajiktir).
MICROMESISTIUS POUTASSOU (MEZGİT,
MEZİT, MEZİT BALIĞI, MAVİMEZİT, MAVİMEZGİT
BALIĞI, DERİNSU MEZGİTİ, MAVİ MEZGİT) [blue
whiting] Yüzücü (pelajik), okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). Boyu TL=50 cm ve ağırlığı
MIGRI [bandtooth conger] 1- ® Ariosoma balearicum.
MIGRI [European conger] 2- ® Conger conger.
MIGRI [thinlip
conger] 3- ® Gnathophis mystax.
MIĞRI-BALIĞI [European conger] ® Conger conger.
MIĞRI-BALIĞIGİLLER [Congridae, conger eels, marine eels] Ilık ve
sıcak denizdeki kemikli balık ailesidir. Bireylerine
MIRLAN BALIĞI [brushteeth lizardfish] ® Saurida undaosquamis.
MIRMIR BALIĞI [painted eel] 1- ® Echelus myrus.
MIRMIR BALIĞI [striped seabream] 2- ® Lithognathus mormyrus.
MIRMIR YILANBALIĞI [painted eel] ® Echelus myrus.
MİÇO [deck-man] Tayfa yamağı.
MİDE [gaster] 1- Sindirim organı.
MİDE
[stomach] 2- Yemek borusunu izleyen sindirim organı.
MİDE ATARDAMARI [gastric artery] Balıkların sırt
atardamarından (aortundan) karına, mideye ulaşan atardamar.
MİDE TOPLARDAMARI [gastric vein] Mide ve karındaki kanı toplayarak
karaciğere ileten toplardamar.
MİDESİZ [agastric] Midesi olmayanlar. Bazı
etobur Cyprinidae (sazangil) ailesi fertlerinin gerçek anlamda midesi yoktur.
MİDETAŞI [gastrolith] Besinin
öğütülmesinde kullanılmak üzere bilinçli yutulmuş taş.
MİDYE [mussel] 1- Çift
kabuklu yumuşakça.
MİDYE [mussel] 2- Suda
yaşayan yassısolungaçlı yumuşakçaların genel adıdır.
Midye vücudunun gerisinde biri su girişi diğeri su
çıkışına yarayan ve karın ve sırt sifonları
adlarını alan iki delik bulunur. Su arkadan öne doğru üzerinde
titrek tüyler bulunan solungaçlardan geçerek hareket eder. Su içerisindeki
besin maddeleri ağız kısmından geçerken yakalanır.
Ayrı eşeyli olup çoğalma yumurtayla olur. Midye bankında
yumurta bırakma eşzamanlı (senkronize) gerçekleşir.
Plankton patlaması ya da miktarının dikkate değer oranda
artması yumurta ve atmığın midye bankındaki bütün
olgun bireyler tarafından salınmasına yol açar. Bu yolla
kalıtsal tek yönlülük önlenir. Sudaki malzemenin olduğu gibi
filtrelenmesi nedeniyle suyu temizlerler. Sudaki kirleticilerin birikmesi
çalışmaları ile kirliliğin izlenmesinde kullanılan
önemli organizmalardır. Etleri lezzetlidir. Yetiştiriciliği
yapılmaktadır.
MİDYE [Mytilus, mussel] 3- ® Mytilus galloprovincialis.
MİDYELER [Lamellibranchiata, Pelecypoda,
Bivalvia, bivalve, mussels] Yassısolungaçlılar ya da basitçe
midyeler birçok adla anılırlar. Yumuşakçalar (Mollusca)
kabilesinin (Bivalvia) sınıfındaki canlıları kapsar.
Bu sınıfta Protobranchia, Pteriomorphia, Paleoheterodonta,
Trigoinoida, Unionoida (tatlısu), Heterodonta, Anomalosdesmata
altsınıflarına ayrılır. Bireyleri iki parçalı ve
az çok bakışımlı (simetrik) kabuktan oluşurlar. Toplam
30.000 türü kapsar. Solungaçlarını kullanarak suyu filtre ederek
beslenirler. Dolaşım sistemleri açıktır. Bir
kısmı kayalara tutunarak dururken diğerleri kendilerini
çoğunlukla kumlu tabana gömer ve sifonlarını taban yüzeyi üstüne
uzatarak beslenir. Kabuk şekilleri çok değişiktir. Yuvarlak,
küremsi, yassı, uzunla-masına yassı formları vardır.
MİDYELİK [mussel farm] Midye üretilen yer. Midye tarlası.
MİKOLOJİ [mycology] Mantarbilim.
MİKRO- (önek)
[micro-] Küçük, çok küçük. Örnek; mikronukleus
(micronucleus)-küçük çekirdek.
MİKRO-ARTIŞ [microincrement] Otolitlerde 50 μm’dan daha
küçük olup yaş tayinlerinde de kullanılan günlük ya da daha kısa
süreçli büyüme.
MİKRO-BAĞLAYICILI YEM [microbound feed] Akvakültürde
balık kurtçukları için formüle edilmiş küçük
parçacıklı yem. Parçacıklar 50-700
μm büyüklüğünde olup karmaşık karbonhidrat ya da protein
bağlayıcı katkılıdır.
MİKROBESİNLER [micronutrients]
Organizmaların az miktarlarda gereksin-diği demir (Fe), mangan (Mn),
bakır (Cu), çinko (Zn), bor (B), silisyum (Si) molibdan (Mo), klor (Cl),
vanadyum (V), kobalt (Co) ve yalnız omurgalılar için önemli olan iyot
(I) gibi elementlerdir. ® Makrobesinler.
MİKRO-BİLEŞEN [microconstituent] Kemiklerin element
donanımı.
MİKROBİYOLOJİ [microbiology] Bitkiler aleminden bakteriler,
su yosunları, mantarlar ile hayvanlar aleminden bütün mikroskopik ve
ultramikraoskopik organizmalarla uğraşan biyoloji kolu.
MİKROFAJ [microphage] 1-
Mikropları yutabilen göze (hücre). Çok çekirdekli akyuvar.
MİKROFAJ [microphagous] 2- Küçük parçacıkları ya da küçük
organizmaları (plankton) yiyen hayvan.
MİKROFASİYES [micro-facies] Mikroskopla görülebilen fasiyes. ® Fasiyes.
MİKROFAUNA [microfauna] Mikroskopla görülebilen küçük hayvanlar.
MİKROFİL [micropyle] Atmığın (sperm) girmesi için yumurta
zarındaki çok küçük delik (açıklık).
MİKROFİTOFAJİ [microphytophagy] ® Fitoplanktofaj.
MİKROGAMET [microgamete] Atmık. Yumurtadan çok küçüktür.
MİKROİKLİM [micro-climate, microclimate] Genelden ayrı olan atmosfer koşulları. Küçük, özel bir alandaki iklim. Yerel iklim
koşulları. Çoğunlukla
alışılmışın ötesinde (benzersiz) türler
birlikteliğine sahiptir.
MİKRO-KAPSÜLLÜ YEM [micro-encapsulated diet, micro-encapsulated feed] Akvakültürde
balık kurtçukları (larvaları) için formule edilmiş küçük
parçacıklı olup bir zar ya da bağlayıcıyla muamele
edilmiş yem.
MİKROKLİMA [micro-climate] ® Mikroiklim.
MİKROMETRE [micrometer] Küçük
uzunlukları ölçmede kullanılan hassas alet.
MİKRON [micron] 1/1000 mm = m
MİKRONUTRİENTS [micronutrients]
® Mikrobesinler.
MİKROORGANİZMA(LAR) [microorganism(s)]
Genellikle çok küçük olup mikroskopla görülebilen bitkisel ya
da hayvansal organizmalara verilen genel
ad.
MİKROPLANKTON [microplankton, micro-plankton] 1 mm’den küçük plankton.
Plankton’un boyları 50 m ile
MİKROPLAR [microbes]
Hastalıklara da yol açan çok küçük (mikroskopla görülebilen) bitkiler ve
hayvanlar. Bu sınıfa mikro-algler (ökaryot-eukaryotic) gözeler
(hücreler), mantarlar, mayalar, protozoa, çekirdeği olmayan prokaryot
(prokaryotic) gözeler (hücreler), virüsler ve prionlar (deli dana) girmektedir.
MİKROPSUZLAŞTIRMA [disinfection] İstenmeyen
(hastalık yapıcı) organiz-malardan arındırma.
MİKRO-SATELİT [microsatellite] ® Mikro-uydu.
MİKROSKOP [microscope] Küçük
nesnelerin uygun mercek sistemiyle büyüterek görünmesini sağlayan alet.
Polarıcı, zıt fazlı, elektron, proton gibi birçok türü
vardır.
MİKROSPORANGİYUM [microsporangium]
Bazı su yosunlarında çok küçük sporları (mikrosporları)
oluşturan ve taşıyan organ.
MİKRO-TANECİKLİ YEM [microparticulate diet] Akvakültürde balık kurtçukları
(larvaları) için hazırlanmış çok küçük taneciklerden
oluşan yem.
MİKROTOM [microtome] Mikroskopta incelenecek nesnelerden, çok ince dilimler kesmede kullanılan alet.
MİKRO-UYDU [microsatellite] DNA’da tekrarlanan çok küçük bölümler.
MİKRO-YAPISAL BÜYÜME
KESİNTİSİ [microstructural growth
interruption] Otolitlerdeki kristal büyümesinin (aragonite) organik
malzemeyle (otolin) kesilmesi.
MİKRO-YAŞAMALAN [microhabitat] Geniş
yaşamalanın bir parçasıdır. Balıkların özel amaçla
seçtikleri komşu küçük yaşamalanlardan fiziksel özellikler yönünden
(akıntı, derinlik vs) farklı yaşamalan.
MİKSOPTERİGYUM [myxopterygium] Keski-solungaçlılar
(Elasmobranchii) ve tümbaşlılar’da (Holocephali) bulunan
çiftleşme organı.
MİKTİK [mictic] Rotatorlarda
(Rotatoria) döllenebilen haploid yumurtalar olup
döllenmediğinde partenogenezle erkek oluşturan yumurta. Döllendi-ğinde ise miktik yumurta bir kabuk
oluşturur ve bundan ilkbaharda amiktik dişi gelişir.
MİKTİK
YUMURTA [mictic egg] İnce kabuklu haploid yumurta. ® Miktik.
MİLAKOP [shi drum] ® Umbrina cirrosa.
MİLİ- (önek)
[milli-] Bin (1000) anlamındadır.
Ancak MKS sisteminde 1/10, 1/100, 1/1000 olarak da kullanılmaktadır.
MİLİBAR (Mb) [Milibar (Mb)] Basınç
ölçü birimi (1/1000 bar).
MİLİLİTRE (ml) [milliliter (ml)] 1/100 litre.
MİLİMETRE (mm) [millimeter (mm)] 1/1000 m
MİLİMETRİK
KÂĞIT [millimeter paper] Üzerinde mm taksimatı olan ve daha çok
bilgisayarların gelişmesi öncesinde şekil ve grafik çiziminde
kullanılan kağıt.
min. (kısaltma) [min.] ® Minimum.
MİNAKOP [shi drum] ® Umbrina cirrosa.
MİNAMATA HASTALIĞI [Minamata disease] Besin ağında birikebilen
ve zehirli bir cıva bileşeni olan metil-cıva (methyl-mercury)
Minamata körfezinde çokça balık tüketen insanlarda görülmüştür.
MİNE [dentine] 1- Diş’in sert dış
tabakası.
MİNE [dentine] 2- Kozmoid, ganoid ve plakoid
pullardaki sert tırtıklar.
MİNE BALIĞI [?] ® Callionymus maculatus.
MİNEKOP [shi drum] ® Umbrina cirrosa.
MİNİMUM [minimum] En küçük, en az.
MİNİMUM STOK BÜYÜKLÜĞÜ
EŞİĞİ [minimum
stock size threshold] En küçük stok büyüklüğü eşiği. Bu
eşiğinin (BThreshold = BEşik)
altındaki değerde stokun aşırı
avlandığı dikkate alınır.
MİSİNA [fishing line] Yapay maddeden değişik kalınlıkta
tek kat çekilmiş ip.
MİSYON [mission] ® Özgörev.
MİTOKONDRİYAL DNA [mitochondrial DNA] DNA’nın
bir şekli olup balık tanımlama ve belirlemesinde
kullanılmaktadır.
MİTOZ [mitosis] Gözenin (hücrenin) iki eşit parçaya
bölünmesi.
MİYO [myo] Kas. Örnek; miyosit (myocite)-kasılabilir
göze.
MİYOMER [myomere] Yanlarda W-şeklindeki tabakalı vücut kası.
Kahverengi olanlara kızıl kas (musculus lateralis superficialis),
beyaz olanlara (musculus lateralis profundus) denmektedir.
MİYOSEN [Miocene] Tersiyer içerisindeki jeolojik çağ. Otobur
memelilerin ortaya çıktığı 26-5
milyon yıl öncesi dönem.
MİYRA- (önek)
[myria-] Çok. Çok sayıda.
Sayısız. Örnek; Myriapoda-Çok bacaklı eklembacaklı.
MKS (kısaltma) [Meter-Kilogram-Second] Metre-Kilogram-Saniye ölçü sistemi.
ml (kısaltma)
[ml] ® Mililitre.
MLD (kıslatma) [Mixed Layer Depth, MLD]
® Karışma tabakası derinliği.
mm (kısaltma) [mm] ® Milimetre.
Mn (kısaltma) [manganese] ® Mangan.
MOBİ DİK [Moby Dick] Amerikalı yazar Herman Melville’nin
‘The Whale’ adlı romanındaki bir olasılıkla romanın yazıldığı dönemden
birkaç on yıl önce Şili’nin güneyinde Mocha adası
yakınlarında gerçekten yaşamış olan albino
ispermeçet balina olup yazar tarafından Mocha
Dick yerine Moby Dick şeklinde kullanılmış olabilir. Mocha
Dick ya da Moby Dick birçok kez balina avcılarından kurtulmuş
sırtında zıpkınlar taşıyan bir balinadır.
Roman Moby Dick’i kovalayan ve avlamak isteyen adam ile balinanın
mücadelesini hikaye etmektedir.
MOBULA MOBULAR (KULAKLIFOLYA,
ŞEYTAN BALIĞI, MANTA)
[devil fish] Okyanusgöçer (okyanodrom),
yüzücüdür (pelajiktir). Disk genişliği
MOBULIDAE [manta ray] ® Kulaklıfolyabalığıgiller.
MOD [mode] En sık rastlanan değer. En
yüksek frekans. Örnek; bir ağ atımında çıkan bir
türe ait balık boylarının ölçülmesi sonucu oluşturulan boy
dağılımı frekans dağılımında balık
sayısının en fazla olduğu boy grubu.
MODEL [model]
Doğanın gerçekten nasıl
çalıştığının basitleştirilmiş kavranma
fikri.
MOL [mole] 1- Bir
kimyasal bileşenin molekül ağırlığının gram
cinsinden verilmesi. Örnek; NaCl’ün molekül ağırlığı 58.433’tür. 1
mol NaCl =
MOL [mole] 2-
Madde miktarını belirlemede kullanılan ölçüdür. 1 mol = 6.02x1023
atom, molekül, iyon vs’dir.
MOL SAYISI
[mol number] Tartılan ağırlık bölü molekül
ağırlığı.
MOLA [loose
the x] Bağlı bulunan ya da sabit tutulan bir
şeyin bırakılması için denizcilerin
kullandığı emir.
MOLA
MOLA (AY BALIĞI, PERVANE,
PERVANE BALIĞI) [ocean sunfish] Yüzücü (pelajik) ve okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). 0-
MOLAL KONSANTRASYON [molal concentration] Bir kg çözücüde çözülen mol
sayısı.
MOLALİTE [molality] Çözülenin
MOLAR KONSANTRASYON [molar concentration] Konsantrasyon (
MOLARIS [molar]
Öğütücü.
MOLARİTE [molarity] Çözülenin 1 dm3 çözeltideki mol
sayısıdır.
MOLEKÜLER SİSTEMATİK [molecular systematics] Moleküler biyolojik
çeşitliliğin, taksonomik gruplar yönünden incelenmesi.
MOLIDAE [Molidae, molas, ocean sunfishes]
®
Aybalığıgiller.
MOLLUSCA [mollusks, molluscs]
®
Yumuşakçalar.
MOLLUSCOIDEA [?] ® Yumuşakçamsılar.
MOLLUSKA [Mollusca, molluscs] ® Yumuşakçalar.
MOLLUSKİVOR [molluscivore] Yumuşakça yiyen.
MOLVA MACROPHTHALMA (GELİNCİK, UZUNGELİNCİK BALIĞI)
[Spanish ling] Tabansal (demersal) olup 30-
MOLVA MOLVA (GELİNCİK,
UZUNGELİNCİK BALIĞI) [ling] Tabansal
(demersal) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=200 cm ve
ağırlığı
MONANDRİK [monandric] Önce dişi sonra erkek olan çift cinsiyetlilerde
erkek olanların cinsiyet değiştirmiş dişiler
olması.
MONO- (önek)
[mono-] Bir, tek. Monomoleküler
(monomolecular)-Tek moleküllü.
MONOCANTHIDAE [filefishes] ® Dikenliçütregiller.
MONOCHIRUS HISPIDUS (TEKYÜZGEÇLİDİL
BALIĞI, DİL BALIĞI, KÜÇÜKDİL BALIĞI) [whiskered
sole] Tabansaldır
(demersaldır). Boyu TL=25 cm civarında olabilir. 10-
MONOFAJ [monophagous, monophagy] Yalnız bir tek besin
tüketen, yiyen. Tek tip besinle beslenme.
MONOFİLAMENT [monofilament] Balıkçılıkta
kullanılan yapay (naylon, perlon vb), tekli, bükülmemiş ip.
MONOFİLETİK [monophyletic] Ortak atadan
gelen bir grup bitki ve hayvanlar.
MONOFİYODONT
[monophyodont] Yaşam süresince yalnız bir kez dişe sahip
olma. ® Polifiyodont. ® Difiyodont.
MONOGAMİ
[monogamy] ® Tekeşlilik.
MONOGENERİK
[monogeneric] Tek cinsi olan aile. ® Tekcinsli.
MONOKÜLAR MİKROSKOP [monocular microscope] Tek göz merceği olan mikroskop.
MONOKÜLTÜR [monoculture] Tek bir tür’ün
beslenmesi/yetiştirilmesi. Tek tür ile yapılan akvakültür.
MONOMİKTİK
[monomictic] Yılda bir kez (genellikle sonbaharda)
karışımı ya da su yenilemesi, deveranı olan göl.
MONOMİKTİK
GÖL [monomyctic lake] Yılda yalnız bir kez
karışan göl.
MORA
MORO (?) [common
mora] Derintabansal (batidemersal) yüzücüdür (pelajiktir). 450-
MORF- (önek) [morph-] Şekil.
Örnek; morfoloji (morphology)-şekilbilim.
MORFOEDAPTİK
GÖSTERGE [morphoedaphic
index] Göllerdeki
toplam çözünmüş madde (mg/l) ve ortalama derinlikten (m) elde edilen gizil
(potansiyel) balık verimliliği göstergesi.
MORFOLOJİ [morphology] ® Şekilbilim.
MORFOLOJİK
[morphological] Şekilbilimsel.
MORFOMETRİK
KARAKTER [morphometric
character] ® Ölçülebilir özellik.
MORİNA [beluga] 1- ® Huso
huso.
MORİNA [cod] 2- ® Gadus
morhua.
MORÖTESİ
[ultraviolet (UV)] Dalga boyu 4-400 nm olup gözle
görülen ışığın dalga boyundan daha kısa
dalgalı ışık.
MORS [walrus]
İri deniz memelisi. ® Odobenus rosmarus.
MORSGİLLER [Odobenidae] Memeliler
(Mammalia) sınıfı, Etyiyenler (Carnivora)
takımının bir ailesidir. Genel özellikler için ® Odobenus
rosmarus.
MORTALİTE [mortality] ® Ölüm.
MORULA [morula] Küçük dut anlamındadır. Dut’a benzeyen cenin
(embriyon) evresinin adıdır. Yani yumurta gelişmesindeki üç evreden (morula, blastula,
gastrula) ilkidir.
MOZAİK
DİŞLER [mosaic teeth, pavement teeth] Vatozgillerde ve bazı köpek balıklarında bulunan ve midye vb
sert besini ezmeye yarayan bir seri yassı diş. Örnek; Hexanchus,
Heterodontus, Mustelus.
MS-222 (kısaltma) [MS-222] Balıkların
hareketliliğini azaltmak için kullanılan bayıltıcı
kimyasal (tricaine-methanesulphonate). Kansorejen etkisi nedeniyle artık
kullanılmamaktadır.
MSST (kısaltma) [Minimum Stock Size Threshold] ® Minimum stok büyüklüğü eşiği.
MSY (kısaltma) [Maximum Sustainable Yield] ® Sürdürülebilir en yüksek ürün.
MT (kısaltma) [metric ton]
mt-DNA (kısaltma) [mitochondrial DNA] ® Mitokondriyal DNA.
MUÇO [deck-man] ® Miço.
MUD [mud] Çapı 0.063 mm’den (kumdan) küçük detritus malzemesi.
MUGIL
CEPHALUS (HASKEFAL, KEFAL, PAÇOZ BALIĞI, TOPAN, TOPBAŞ, KOKLAN, AVRİTA
BALIĞI, TOPAN KEFAL) [flathead mullet] Aşağıgöçer
(katadrom) tabanyüzücü (bentopelajik) balıktır. Boyu TL=130 cm,
ağırlığı
MUGIL
SOIUY (RUS KEFALİ, PELİNGAS) [so-iuy
mullet] Tabansal
(demersal) aşağıgöçerdir (katadromdur). Uzak doğu kökenli
olup Azak Denizi’nde yetiştiriciliği yapılmıştır.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra
yetiştiricilik çiftlik-lerinden Karadeniz’e ve Ege Denizi’ne
yayılmış ve önemli balıkçılık kaynağı
olmuştur. Boyu TL=80 cm ve
MUGILIDAE [mullets] ® Kefalgiller.
MUKOZA [mucosa] Salgı
üreten ve bunu salan doku.
MUKUS [mucus] Mukoza
salgısı.
MULLIDAE [goatfishes, red mullets] ® Barbunyagiller.
MULLUS
BARBATUS BARBATUS (KESERBAŞ BARBUNYA,
BARBUNYA, BARBUN, BARBUNYA
BALIĞI) [red mullet] Tabansaldır (demersaldır). 10-
MULLUS
BARBATUS PONTICUS (BARBUNYA) [?] Tabansaldır (demersaldır). Karadeniz’de 10-
MULLUS
SURMULETUS (TEKİR,
TEKİR BARBUNYA, TEKİR BALIĞI) [striped
red mullet] Tabansal
(demersal) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 5-
MULTİ- (önek) [multi-] Çok. Örnek; multinükleer (multinuclear)-çok çekirdekli.
MURAD REİS [-] Turgut Reis’in öğrencisi olup sonra
kaptanıderya olan Türk denizci. Ölümü 1603.
MURAENA HELENA (MERİNA BALIĞI,
İZMİRNA, MUREN, MÜREN, MÜREN BALIĞI) [Mediterranean moray] Resiflerle birliktedir. Boyu TL=150 cm olabilir.
Balıkçılığı önemsizdir. 15-
MUREX [Venus comb] ® Dikenli salyangoz.
MUSON [monsoon] Yaz ve kış aylarında
birbirine ters esen devirli rüzgârlar. Kışın karadan denize esen
kuru, yazın denizden karaya esen ve bol yağmur getiren rüzgâr.
MUSTELUS ASTERIAS (KÖPEKBALIĞI) [starry smooth-hound] Tabansaldır
(demersaldır). 350m’ye kadar iner. Boyu TL=140 cm ve
ağırlığı
MUSTELUS MUSTELUS (ÖZ KÖPEKBALIĞI,
KÖPEK BALIĞI, ADİ KÖPEKBALIĞI) [smooth-hound] Tabansal (demersal) olup 5-
MUSTELUS PUNCTULATUS (BENEKLİ KÖPEKBALIĞI) [blackspotted smooth-hound].
Boyu TL=190 cm olabilir. Balıkçılığı vardır.
Kıyısal, tabanda gezen balıktır.
MUTAGENLER [mutagens] Genleri
(DNA’nın fiziksel yapısını, kalıtsal bilgiyi)
kalıcı şekilde değiştiren etken ya da kimyasallar.
MUTANT [mutant] Ani değişiklik geçirmiş ya da ani
değişiklik geçirme evresinde olan.
MUTASYON [mutation] 1- Bir kalıtsal özelliğin
aniden yeni dölde değişmesi ile bu dölün
yeni özelliği taşıyan döl vermesi.
MUTASYON [mutation]
2- Genin ya da kromozomun
yapısındaki aktarılabilir (yeni kuşaklara geçen)
kalıcı bozukluk ya da değişmeler.
MUTLAK BESİN ÇEVİRME ORANI [absolute conversion rate of food] O besin miktarının o
besinden kaynaklandığı düşünülen ek büyümeye bölün-mesiyle
elde edilen göstergedir (indekstir).
MUTLAK BOLLUK [absolute abundance] Popülasyondaki (stoktaki)
toplam birey sayısıdır.
Genellikle göreceli bolluktan hareket edilerek tahmin edilir.
MUTLAK BÜYÜME ORANI [absolute growth rate] Birey, stok ya da popülasyon
büyüklüğünün belirli bir süre ve koşulda güncel
artışıdır.
MÜLKİYET [property] Sahip olmak.
MUTLAK DOĞURGANLIK [absolute fecundity] Dişinin
toplam yumurta sayısıdır.
MUTLAK İÇGÖÇ (MUTLAK STOĞA
KATILMA) [absolute recruitment] Birim zamanda yani belirli bir sürede (genellikle
yıl) avlanma büyüklüğü aralığına ulaşan
balıkların sayısıdır. ® İçgöç. ® Stoğa
katılma.
MUTLAK SICAKLIK [Kelvin temperature] K=
MUTLAK SIFIR [absolute zero] En düşük sıcaklık değeri; 0
K,
MUTLAK STOĞA KATILMA [absolute recruitment] ® Mutlak içgöç.
MUTUALİZM [mutualism] ® Karşılıklılık.
MÜLKİYET SINIRI [possession limit] Mesleki ya da sportif balıkçılıkta
herhangi bir zamanda yasal olarak avlanabilecek, bulundurulabilecek,
saklanabilecek, taşınabi-lecek balık sayısı ya da
miktarı.
MÜLLER TAKLİDİ [mimicry] ® Taklit.
MÜLLERIAN TAKLİT [mimicry] ® Taklit.
MÜNHASIR BALIKÇILIK KUŞAĞI (MÜNHASIR BALIKÇILIK
BÖLGESİ) [Exclusive Fishing Zone (EFZ)]
Balıkçılık haklarına sahip olunan kuşak. Günümüzde
EFZ’nin yerini EEZ almıştır.
MÜNHASIR EKONOMİK KUŞAK (MÜNHASIR EKONOMİK
BÖLGE) [Exclusive Economic Zone (EEZ)] Kıyıdan
200 deniz mili açığa kadar uzanan ve ondan sonra uluslararası
suların başladığı kuşak. Bu kuşak
içerisindeki kaynakların işletimi kıyıdar ülkeye aittir.
MÜREKKEP BALIĞI [cuttlefish] 1- ® Sepia officinalis.
MÜREKKEP BALIĞI [cuttlefish] 2-
Balık değildir. 10 kollu ve kalsiyumlu bir iç kabuğu olan
kafadanbacaklı yumuşakçadır. ® Mürekkep
balıkları.
MÜREKKEP
BALIKLARI [Sepiida, squids, cuttlefish] Yumuşakçalar (Mollusca)
kabilesi, kafadanbacaklılar (Cephalopoda) sınıfı, Coleoidea
altsınıfı, Decapodiformes üsttakımı, sübyemsiler
(Sepiida) takımında yer alan Sepiadariidae (2 cins ve 7 tür) ve Sepiidae (3 cins ve 112 tür) ailelerindeki
toplan 119 türü kapsar. Bu gruptaki canlıların bir iç kabuğu,
büyük gözleri ve üzerinde emici diskler bulunan 8 dokunacı vardır.
İç kabuk küçük odacıklardan oluşur. Bu odacıklara gaz
doldurup boşaltma yoluyla suda batma/batmamayı sağlarlar.
Yırtıcılardan saklanma yetenekleri yüksek olup renklerini
hızla ortam rengine uydurabilirler. Hayvanlar aleminin
gelişmiş canlılarındandırlar. Kanları, demirin
(Fe) yerini bakırın (Cu) alması hemosiyanür (hemocyanin)
nedeniyle yeşil-mavimsidir. Kalpleri 3 adettir. İkisi kanı
solungaçlara biri vücuda pompalar. Tehlike anında korunmak için suya boya
maddesi salarlar. Midye, yengeç, karides ve balıkla beslenirler. Etleri
yenir.
MÜREKKEP KESESİ [inc sac] Kafadanbacaklılarda koruma amaçlı
olarak kaçarken suya püskürtülen (salınan) koyu renk maddesini
taşıyan kese.
MÜREKKEPLİ BALIK [inkfish] Balıkgil değildir. ® Sübye. ® Sepia officinalis.
MÜREN [Mediterranean moray] ® Muraena helena.
MÜREN BALIĞI [Mediterranean moray] ® Muraena helena.
MYCTEROPERCA RUBRA (TAŞHANİSİ,
ORFOZ BALIĞI) [mottled grouper] Tabansaldır
(demersaldır) ve 15-
MYCTOPHIDAE [lanternfishes] ®
Işıldakbalığıgiller.
MYCTOPHUM PUNCTATUM (IŞILDAK
BALIĞI) [spotted lanternfish] Derinyüzücü (batipelajik) ve okyanusgöçerdir
(okyanodromdur). 0-
MYDAS [turtle,
spec. name] 1- Kaplumbağa
tür adı. Örnek; ® Chelonia mydas.
MYDAS [wet] 2-
Yaş, ıslak.
MYLIOBATIDAE
[eagle
rays] ® Fulyabalığıgiller.
MYLIOBATIS AQUILA (FULYA, FOLYA, DENİZKARTALI BALIĞI, ÇUÇUNA
BALIĞI) [common eagle ray] Tabanyüzücüdür (bentopelajik). 1-
MYTILUS
GALLOPROVINCIALIS [Mediterranean
mussel, bay mussel, blue mussel] Midye
dendiğinde sularımızda bazı dillerde Akdeniz midyesi olarak
adlandırılan çift eşit kabuklu bu yumuşakça akla gelir. Bu
midye Akdeniz sular sisteminin yerlisi olup ılıman dünya denizlerine
istilacı olarak yayılmıştır. Koyu maviden kahverengine
hatta siyaha kadar renkli olabilir. Genellikle 5-
MYXINE
GLUTINOSA (?) [hagfish] Göçmen
olmayan, çamurlu tabanda 40-1200 metrelerde rastlanan
tabansal (demersal) deniz balığıdır. Balıkçılığı
yapılmaz. Gece aktiftir. TL=80 cm.
MYXINIDAE (OKBALIĞIGİLLER) [hagfish] Myxini sınıfı,
Myxiniformes takımının bilinen 5 cins ve 64 türü
barındıran bir ailesidir. Akdenizde bir türü (Myxine glutinosa) bilinmektedir. İlkel balık soyudur ve
kesin balık olup olmadığı
tartışmalıdır. Boyları uzun ve solucan tiplidir.
Yapışkan madde salgılar. Erdişi (hermafrodit) olup
yumurtalık ve erbezleri vardır. Kurtçuk (larva) evreleri yoktur. Son
kalıtsal araştırmalarda salgılarının örümcek
ipliklerine benzediği görülmüştür. Şimdilerde bu
salgının kullanımı (biyolojik bozunabilir polimer elde
edilmesi ile dolgu jölesi ve kan pıhtılaştırıcı
özellikleri) üzerinde çalışılmaktadır. Eti Japonya ve
Kore’de yenilmekte ve derisinden yararlanılmaktadır. Derinde
yaşarlar.