İ [son güncelleme 05 Haziran 2008]
İADE [backing down] Soyu
tükenmekte olup koruma altındaki deniz canlılarını
örneğin deniz memelilerini denize salıvermek.
İADE CİNS ADI [genus
revivisco (gen.
rev.)] Yeniden
gözden geçirilen ve eski haline iade edilen cins adı.
ib. (kısaltma) [ibidem, ibid.] ® ibid.
ibid. (kısaltma) [ibidem, ib.] Aynı
yerde. Aynı yazar.
İBİKLİHOROZBİNA
BALIĞI [peacock blenny] ® Salaria pavo.
İÇ
ORGANLAR [viscera]
Vücudun değişik boşluklarında yer alan organlar.
İÇASALAK [endoparasite] Konağın (bir
diğer organizmanın) içerisinde yaşayan asalak.
İÇBESLENME [lecithotrophy] Besinin yumurta sarısından
sağlanması.
İÇBÜKEY [concave] Bir
yüzgecin ortasının uçlardan daha kısa oluşu.
Dışbükey’in tersi.
İÇDENİZ [inland sea] Etrafı karalarla çevrili bir
boğaz ya da eşik ile diğer deniz ve okyanuslara
bağlanmış deniz.
İÇDERİ [dermis] Derinin
dışarı ile teması olmayan iç tabakası.
İÇDÖLLENME [internal fertilisation] Erkeğin atmığı
dişiye aktarmasıdır. Fakat çoğu balık yumurta ve
atmığı dışarıya, suya bırakır ve döllenme vücut dışında gerçekleşir.
İÇFAUNA [infauna] Yumuşak taban ve çökel içerisinde yaşayan
hayvanların tümü.
İÇGÖÇ [recruitment] 1-
Bir alanın bir tür ya da faunaca yeniden
yurtlandırılması.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) [recruitment] 2- Genç balıkların beslenme alanlarından
erin balıkların bulunduğu alana göçerek kademeli
katılması ya da büyüme yoluyla ağ ile avlanılır boy ya
da yaşa ulaşmasıdır. Genç balıkların %50’sinin
erin stoğun bulunduğu alana yaş ya da boya ulaşması
halini tanımlar ve bu aşamadaki balıkların yaş ya da
boyuna da stoğa katılma (içgöç) yaşı ya da boyu denir.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) AŞIRI AVCILIĞI [recruitment overfishing] Üstüne
çıkıldığında içgöç miktarını belirgin oranda
azaltan avcılık payıdır. Bunun göstergeleri
şunlardır: Çok azalmış ana-baba stoku. Avda
yaşlı balık oranlarının giderek azalması. İçgöçün
yıldan yıla zayıflaması. Bu durumun uzunca bir süre devam
etmesi, çevresel koşullardaki olumsuzlukla birlikte stokun çökmesine yol
açar. Çöken stokun kendisini toparlaması türden türe ve değişen
koşullara bağlı olarak 25-30 yıl
ya da daha fazla sürebilir. Az yavru veren türler (örneğin köpek
balıkları) içgöç aşırı avcılığına
çok hassastır. Çok yavru veren (çok yumurta üreten) morina, lahoz gibi
balıklarda koşullar uygun ise az sayıda ana-baba stoku iyi bir
içgöç kuşağı verebilir.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) BOYU [length at recruitment] Genç balıkların
%50’sinin erin stoğun bulunduğu alana ya da boya ulaşması
halini tanımlar ve bu aşamadaki balıkların boyuna da stoğa
katılma (içgöç) boyu denir.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) DÜZEYİ [recruitment
level] Tanımlanmış bir yıllıktan
hayatta kalarak eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaşan, üremeye
katılanların nihai sayısıdır.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) EĞRİSİ [recruitment curve, reproduction curve] ® Üreme eğrisi.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILANLAR) STOĞU [recruit stock] Avlanan stoğa her yıl
katılan yeni kuşak stoğu.
İÇGÖÇ (STOĞA KATILMA) YAŞI
[age of recruitment] Genç balıkların %50’sinin erin stoğun
bulunduğu alana ya da yaşa ulaşması halini tanımlar ve
bu aşamadaki balıkların yaşına da stoğa
katılma (içgöç) yaşı denir.
İÇGÖÇE (STOĞA KATILIMA) GÖRE AĞIRLIK [weight-at-recruitment] Avlanabilir stoğa katılan
(içgöçerin) ağırlığı.
İÇGÖÇER (STOĞA KATILAN) BAŞINA DÜŞEN
DOĞURGANLIK [fecundity-per-recruit]
Toplam doğurganlık. Yani, bir yıllığın ya
da tertibin yaşamı boyunca ürettiği yumurta
sayısının yıllık ya da tertibin başlangıç
sayısına ya da bir stoğun bir yılda ürettiği yumurta
sayısının stoğa katılan birey sayısına
bölünmesiyle elde edilen sayıdır. Sistem durağan kabul
edildiğinde bu değer çözümsel stoğa katılan birey (içgöçer)
başına düşen ürün modelinden elde edilir.
İÇGÖÇER (STOĞA KATILAN) BAŞINA DÜŞEN ÜRÜN [yield-per-recruit] Beverton ve Holt’un
geliştirmiş oldukları tek türlü ürün (hasat) denkleminin
çözülebilmesi için içgöçer (stoğa katılanların) sayılarının
bilinmesi gerekmektedir. İçgöçer (stoğa katılanların) sayısının
belirlenmesindeki zorluk ve belirsizlikler nedeniyle ürün denklemindeki içgöçer
(stoğa katılanların) sayısı (R) eşitliğin
soluna Y/R şeklinde geçirilerek denklemin çözülmesi
kalaylaştırılmıştır. Ya ilk avlanma
yaşı (tc) ya da boyu (lc) ile
balıkçılık ölüm payı (F =q.f) ve doğal ölüm verileri
kullanılarak Y/R denge değeri beher F ya da tc @ lc için hesaplanabilir. ® Eşdeğer
ürün çizelgesi.
İÇGÖÇER (STOĞA KATILAN) BAŞINA DÜŞEN ÜRÜN ÇÖZÜMLEMESİ [yield-per-recruit analysis] En uygun balık
büyüklüğünü avlamak için balıkçılığın nasıl
oluşturulmasını belirlemektir.
Yani en uygun balıkçılık ölüm düzeyi ile büyüme,
doğal ölüm ve balıkçılığın nasıl
etkileştiğine ilişkin çözümlemedir. İçgöçer (stoğa
katılan) başına düşen ürün çözümlemesi, stok
büyüklüğündeki değişmeler sonucu içgöçteki (stoğa
katılmadaki) değişiklikler ile çevresel etkileri dikkate almaz. ® İçgöçer
başına düşen ürün.
İÇGÖÇER (STOĞA KATILAN) BAŞINA DÜŞEN YUMURTLAYAN
STOK BİYOKİTLESİ [Spawning Stock Biomass
per Recruit (SSB/R)] 1- Belirli bir yaştaki içgöçerin (stoğa
katılanın) yumurtlayan stok biyokitlesine beklenen ve ömrü boyunca
yapabileceği (örneğin 2 birey/yaş grubu gibi bir)
katkıdır. Verilmiş bir sömürme yapısı, büyüme ve
doğal ölüm oranında her bir F düzeyi için beklenebilir SSB/R denge
değeri hesaplanabilir. Verilen bir x yaşı için SSB/R’nin en
yüksek değerine balıkçılığın
olmadığı (F=0) durumunda ulaşılır.
İÇGÖÇER (STOĞA KATILAN) BAŞINA DÜŞEN YUMURTLAYAN
STOK BİYOKİTLESİ [Spawning Stock Stock
Biomass per Recruit (SSB/R)] 2- Yumurtlayan stok biyokitlesinin içgöçer (stoğa
katılanların) sayısına bölümüdür.
İÇGÖÇER(LER) (STOĞA KATILAN(LAR) [recruit(s)] Küçük bireylerin zamanla büyüyerek,
bunların %50’sinin belirli bir aşamaya (yumurtlama), avlanacak boy ya
da yaşa ulaşmış ve bu alanlara (yumurtlama, avlanma)
göçmüş, yerleşmiş (yeni kuşağa ait) balıklar için
kullanılan terimdir.
İÇGÜDÜ [instinct]
Bazı hayvanlarca iç ve dış uyarılara karşı
türe özgü olup doğuştan gelen düzenli hareketlerdir.
İÇİ-DIŞINA [evert] Derinden yüzeye hızla çıkartılan
balıkların yüzme kesesinin hızla genleşmesi sonucu
midesinin ters dönerek ağızdan taşan balon görüntüsü vermesidir.
İÇKULAK [inner ear] Tükel-ağızlılarda (Teleostomi) duyma
organıdır. Yarım daire şeklinde kanalları ve
kapsüllerinin içerisinde otolitlerin (sagitta sacculus’ta, asteriscus
lagena’da, lapiilus utriculus’da) bulunduğu organdır. İçkulak
perilimf denilen bir sıvı ile doludur. Basınç, denge, duyma ve
hızlanmanın algılanmasını sağlar.
İÇORGANLAR [viscera] Balığın vücut
boşluğundaki organları.
İÇORGANSIZ [gutted] Balığın sindirimle ilgili
kısmının vücuttan çıkartılması. Solungaçlı
ya da solungaçsız olabilir.
İÇORGANSIZ AĞIRLIK [gutted weight] Sindirimle ilgili (mide ve barsak vs)
kısımları denizdeyken çıkartılmış balık
ağırlığı. Balığın toplam
ağırlığının bulunması için bir çevirme
faktörü kullanılır.
İÇPARAZİT [endoparasite] ® İçasalak.
İÇSEL ARTIŞ ORANI [intrinsic rate of increase] Yararlanılan stokta içgöç (stoğa
katılma) ile artış ve buna eklenen büyüme ve bundan
çıkartılan doğal ölüm sonucu tahmin edilen stok
miktarındaki değişmedir.
İÇSEL BÜYÜME ORANI [intrinsic growth rate] Birbirini izleyen süreçlerde
balıkların yarış nedeniyle yavaşlatılmadan
yaradılışı itibariyle ne kadar büyüyebildiğidir.
Çoğunlukla üretim modelleriyle tahmin edilmektedir.
İÇSU [inland
water] Karadaki göl, çukur, dere ırmak, kanal, baraj gölü
ve deniz kulağı gibi yüzey
sularını belirtir.
İÇSU BALIKÇILIĞI [inland fishery] Kıyıdan içeride, tatlısu ya da
acısuda yapılan balıkçılık.
İÇSULAR [inland waters]
Denizler ve okyanuslar dışında kalan genellikle tatlı
sular.
İÇTAŞIYICI [internal bearer] İç dölleme
sonrası cenini (embriyonu) ve ya da genç balığı
taşıyan. Hamile.
İÇTEN GELEN BOŞALMA
MEKANİZMASI [Innate Releasing Mechanism (IRM)] Buna doğuştan gelen
salıverme işleyişi de denmektedir. Hayvanların
karşılaştıkları özel uyarıcı sonucu,
içgüdüsel davranış şekillerinin ortaya
çıkmasıdır.
İÇTEN GELEN DAVRANIŞ [innate behaviour] Kalıtımın kontrolündeki türe özgü genel
davranıştır.
İDARE BİRİMİ [management unit] Basitçe
stok’tur. İdare edilecek popülasyon, tehdit ya da
sömürü altındaki türdür.
İDARE ORGANİZASYONU [management organisation] Genellikle iki ülke arasında
balıkçılığa yönelik faaliyetlerin düzenlenmesi,
anlaşmanın sağlanması, danışma, karar alma,
uygulama, kaynak paylaşımı, veri toplama, stok tahmini, izleme
kontrol ve gözetlemeden sorumlu olmak üzere oluşturulmuş kurum.
İDARİ HEDEF [management objective] Balıkçılık
idaresinin etken bir şekilde aradığı sayısal hedef.
Örnek; filo kapasitesinin % kaç azaltılacağı şeklindeki
idari faaliyet.
İDARİ İŞLEM [management procedure] Toplanacak
verilerin tanımlanması, nasıl çözümleneceği (analizi) ve
sonuçlarının nasıl uygulamaya koyulacağına
ilişkin faaliyet.
İDARİ OTORİTE [management authority] Devletin bir alan ya da
kıyı kesiminde balıkçılığı düzenlemeyle
yetkili ve sorumlu yasal birimi.
İDARİ REFERANS NOKTASI [management reference point] Balıkçılığın
ya da balıkçılık kaynağının istenen ya da
istenmeyen durumunu gösteren alışılagelmiş ve kabul
edilmiş değerleridir. Referans noktaları örneğin
yumurtlayan biyokitle, balıkçılık ölüm düzeyi şeklinde
biyolojik olabileceği gibi çaba, kapasite düzeyi şeklinde teknik ya
da istihdam, gelir şeklinde olmak üzere ekonomikte olabilir. Bunlar
genellikle kritik değerler olarak modellerden hesaplanırlar.
İDARİ STRATEJİ [management strategy] Dar anlamda belirli bir veri toplama
sistemi, belirli bir stok tespiti tekniği, belirli hasat kontrol kural(lar)ı
ve uygulamasını kapsar. Seçenekli stratejiler birbirleriyle
benzeşim modelleri kullanılarak
karşılaştırılabilirler.
İĞ BİÇİMLİ [fusiform] Balık vücudunun iğ şeklinde (akma) biçimli
olması. Örnek; uskumrugiller (Scombridae) ailesi fertleri.
İĞNE [fiddle, net needle, mending needle] 1- Balık
ağlarının çoğunlukla tamir ve bakımında (bazen
örülmesinde) kullanılan farklı malzemeden yapılmış,
arka tafarı çatal ön kısmı oval ve ip sarmaya yarayan oyuk ve
dili olan bir cins iğne. ® Balıkçı iğnesi.
İĞNE [hook] 2-
Oltaların ucuna takılan küçük, takılınca (yutulunca)
çıkmayan çengel. Bu tür iğneler kullanım şekillerine göre
farklılıklar gösterir ve düz, eğri, çapraz, çarpık, çatal,
uzun, küt, ikili, üçlü, halkalı, delikli, sinek, hırsız ve piç iğneler diye anılırlar.
İĞNE [sting] 3- Dikenli
vatozların testeremsi ucu sivri ve ağılı
batırıcı organı.
İĞNE BALIĞI [black-striped pipefish] ® Syngnathus
abaster.
İĞNEBALIĞIGİLLER [Carapidae, pearlfishes]
Işınlı-yüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfı, Ophidiiformes takımının tropik
ve alt tropik sularda yayılan bir ailesidir. Kıta
sahanlığı yamacı ve derinde bulunurlar. Yumurtaları
ovaldir. Aile Carapus (6
tür), Onuxodon (3 tür), Echiodon (12 tür), Snyderidia (1
tür), Eurypleuron (2 tür), Encheliophis (6 tür), Pyramodon (4
tür), olmak üzere 7
cins ve 34 türü içermektedir.
İĞNELİ VATOZ [Tortonese's stingray] ® Dasyatis tortonesei.
İĞNELİKELER [blackchin
guitarfish] 1- ® Rhinobatos
cemiculus.
İĞNELİKELER [common
guitarfish] 2- ® Rhinobatos
rhinobatos.
İĞNELİKELER
BALIĞI [Lusitanian cownose
ray] ® Rhinoptera marginata.
İĞNELİVATOZ [common stingray] 1- ® Dasyatis pastinaca.
İĞNELİVATOZ [pelagic stingray] 2- ® Pteroplatytrygon violacea.
İĞNELİVATOZ [roughtail stingray] 3- ® Dasyatis centroura.
İĞNELİVATOZ [spiny butterfly ray] 4-
® Gymnura altavela.
İĞNELİVATOZ [starry ray] 5- ® Raja asterias.
İHMALİ
İSİM [nomen neglectum (nom. neglec.)] Geçerli şekilde yayınlanmış
fakat bir şekilde dikkate alınmamış isim.
İHTİYAR BALIKÇI [The old man and the sea] E. Hemigway’in bir
balıkçının uzun avsız geçen bir dönemin sonunda büyük bir
balığı avlamasını anlatan eseri.
İHTİYARLIK DÖNEMİ [senescent period] ® Yaşlılık dönemi.
İHTİYAT [reserve] Balıkçılık sezonu başında
kotanın bir kısmının av tahminindeki belirsizlikleri
karşılamak için saklı tutulması.
İHTİYATİ TAC [precautionary TAC] Bilimsel
öneri, bulgu olmadan konulan TAC.
İHTİYO- (önek) [ichthyo-] Balıklara
ait.
İHTİYOAKANTHOTOKSİN [ichthyoacanthotoxin] Balık ağısı
(zehiri). Balıkların ürettiği ağı (zehir).
İHTİYODONT [ichthyodont] Fosil balık dişi.
İHTİYOFAJ [ichthyophagy] Balık tüketen.
İHTİYOFAUNA [ichthyo-fauna] 1- Balıkları içeren fauna.
İHTİYOFAUNA [ichthyofauna] 2-
Bir bölgedeki balık türleri ve yaşamı.
İHTİYOFOBİ [ichthyophobia] Balıklardan korkma.
İHTİYOFTHİRA [ichthyophthira] Balık
paraziti olan canlılar (kürekayaklılar- Copepoda,
kabuklular-Crustacea).
İHTİYOHEMOTOKSİK
BALIKLAR [ichthyohemotoxic fishes] Kanı
ağılı (zehirli) olan balıklar. Örnek; Anguillidae,
Congridae, Muraenidae ve Ophichthidae ailesi fertlerinin çoğu yenilebilir
olmasına rağmen taze kanlarının yutulması,
zararlıdır.
İHTİYOLİT [ichthyolite]
Balığın tümü ya da bir parçasının fosili.
İHTİYOLOG [ichthyologist] Balığı inceleyen kişi.
İHTİYOLOJİ [ichthyology] ® Balıkbilimi.
İHTİYOLOJİNİN
BABASI [father of ichthyology]
Peter Artedi, (1705-1735). Eseri Linnaeus
tarafından düzenlenen ve kendi klasik eseriyle birleştirilen Peter
Arctaedius’un lakabı.
İHTİYOMORFİK [ichthyomorphic] Balık şekilli.
İHTİYONÖSTON [ichthyoneuston] Nöston’un balık
kısmı. Balık yumurta ve larvası.
İHTİYOOTOKSİK BALIKLAR [ichthyootoxic fishes] Yumurtalık ve erbezlerinde
ağı (zehir) üreten balıklar. Kasları ve diğer
kısımları yenilebilir. Ağı üretimi ile
yumurtalık-erbezi çalışması arasında
tanımlanmış bir ilişki vardır. En tehlikeli cinsler Barbus,
Schizothorax, Tinca (Cyprinidae) ve Stichaeus
(Stichaeidae) ailesindendir.
İHTİYOPLANKTON [ichthyoplankton] Balık
yumurta ve larvaları. Plankton ağından savuşamayan
balık yumurta ve larvaları ile küçük yavruları.
İHTİYOPTERİGİUM [ichthyopterygium] Balıkların
hareketiyle ilgili sırt (dorsal), yağ (adipose), kuyruk (caudal),
dışkıl (anal), karın (pelvic-ventral) ve göğüs
(pectoral) yüzgeçler.
İHTİYOSİD [ichthyocide]
Balıköldüren. ®
Balıkkıran.
İHTİYOTERAPİ [ichthyotherapy] Bazı
sazangil ailesi bireylerinin hastalıkların iyileştirilmesinde
kullanılması. Sivas’ın sıcak kaynak sularında
yaşayan Garra rufa ve Cyprinion macrostomum’un sedef hastalığını (psoriasis)
deri parçalarını ısırarak toplayıp
iyileştirdiği söylemi.
İHTİYOTOKSİKOLOJİ [ichthyotoxicology] Balıklarda
bulunan ağıları (zehirleri), bunların etkileri ve
tanısı ile ağı kırıcılarını
(panzehirini-antidotlarını) ele alan inceleme alanı.
İKAME
İSİM [nomen
substitutum (nom. subtit.)] Eski ya da yeni mevcut ismin, ya da geçersiz ismin
yerine önerilen isim.
İKİLİ
İSİMLENDİRME [binary
nomenclature] Linne’nin
organizmaları isimlendirme sisteminde iki isim kullanılmaktadır.
Bunlardan birincisi cins (Genus),
ikincisi ise tür (species)
adıdır ve yazılış şekli Genus species’dir. Buna örnek (insan) Homo sapiens’dir. Bu sitemde isim;
-i ile bitiyorsa bu isim bir erkek isimden
türetilmiştir.
-ae ile bitiyorsa bu isim bir dişi isimden
türetilmiştir.
-orum ile
bitiyorsa bu isim bir erkek grubu isminden türetilmiştir.
-arum ile bitiyorsa
bu isim bir dişi grubu isminden türetilmiştir.
-ensis ya
da -ense ile bitiyorsa bu isim bir
yer isminden türetilmiştir.
İKİNCİL
CİNSİYET ÖZELLİĞİ
[secondary sex characteristic] Yumurtalık (ovaryum) ve erbezi
(testis) hariç cinsiyetin ayırt edilmesinde kullanılabilen herhangi
bir anatomik özellik.
İKİNCİL ERKEK [secondary male] Yumurtalığı
(ovaryumu) dumura uğradığı için
erbezi (testis) geliştiren erkek.
İKİNCİL HALKA [secondary ring] Balıklarda yaş tayininde
yıllık büyüme halkalarına denk düşmeyen halkalar olup
yanıltıcı büyüme halkalarıdır ve çoğunlukla
ayrık ya da çift halka ya da kuşak oluştururlar.
İKİNCİL YAPI [secondary structure] ® İkincil halka.
İKİNCİLAĞIZLILAR [Deuterostomia, deuterostomes] Çokgözeli (çokhücreli)
hayvanlar olup embriyonal ağız (blastophore) erin aşamada anüs
olur; ya da ‘ilk’ ağız kapanır ve ağız ve anüs yeniden
oluşur. Derisidikenliler (Echinodermata), yarımkordalılar
(Hemichordata) ve kordalılar (Chordata) olmak üzere üç büyük kabileye
ayrılırlar.
İKİYAŞAYIŞLILAR [Amhibia, amphibian] Kurbağa ve semenderleri
içine alan soğukkanlı omurgalı hayvanlar sınıfı
olup ilk evrelerinde solungaçlarla, başkalaşmadan (metamorfozdan)
sonra ileri ve yetişkin evrelerinde ciğerleriyle solurlar. Hem
karasal hem de sucul yaşam özellikleriyle balıklar ile sürüngenler arasında
yer alırlar. Çıplak derilidirler. Salientia sınıfı
altında Gymnophiona (ayaksızlar), Urodela (kuyruklular), Anura
(kurbağalar) takımlarına ayrılırlar.
İKLİM [climate] Bir yer ya da bölgenin uzun süreli ortalama meteoroloji
olaylarının bütünü.
İLERİ [ahead] Makinenin gemiyi öne doğru hareket
ettirmesi.
İLİŞKİLİ
TÜRLER [associated
species] Birbiri üzerinden beslenen ve
aynı bölge ya da av alanında zaman zaman bulunan ve istenerek ya da
kazaen hedef tür ile birlikte avlanan türler.
İLK [initial] Gözlemciye
göre bir olayın başlangıçtaki durumunu tanımlar.
İLK AVLANMA BOYU [length at first capture (lc)] Balıkların %50’sinin kullanılan ağ
göz genişliğine bağlı olarak avlandığı
boydur.
İLK AVLANMA BÜYÜKLÜĞÜ [size-at-first-capture] Balığın pazar boyuna
ulaşması ve üremeyi gerçekleştirmesi için avlanmasına izin
verilen en küçük büyüklük (boy ya da yaş) sınırıdır.
İLK AVLANMA YAŞI [age at first capture (tc)] Balıkların %50’sinin kullanılan ağ
göz genişliğine bağlı olarak avlandığı
yaştır.
İLK DÖNEN [grilse] Daha deniz
elbisesini değiştirmemiş erken olgunlaşmış ve
ırmağa ya girmek üzere ya da kısa bir süre önce yumurtlamak için
girmiş ırmakgöçer (potamadromous) balık. Erin bireyden hem daha
küçük hem daha gençtir.
İLK EVRE [Initial Phase (IP)] Terim her ne kadar ilk evre ya
da başlangıç aşaması anlamını taşımakla
ve ima etmekteyse de burada vurgulanmak istenen, davranış
çalışmalarında (balıklardan Labridae ailesinden Thalassoma
lunare’de) görülen iki
farklı erkek tipini belirtmede kullanılmaktadır. Bunlardan biri
parlak renkli saldırgan uçtaki (terminal phase=TP) erkeğe,
diğeri de küçük, cüce olarak da adlandırılabilecek,
saldırgan olmayan alttaki (initial phase=IP) erkeğe işaret
etmektedir. TP erkeğin beslenme ve çiftleşmede önceliği
vardır. TP erkeğin kaybolması halinde ilk sıradaki IP
erkeği etrafı kontrol edip TP’nin gerçekten
bulunmadığından emin olduktan sonra kendisi TP erkeği olur.
İLK OLGUNLAŞMA BOYU [length at first maturity, length at sexual maturity] Popülasyon ya da stoktaki balıkların %50’sinin ilk
eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaştıkları ortalama boy.
İLK OLGUNLAŞMA
BÜYÜKLÜĞÜ [size-at-first-maturity]
Balıkların %50’sinin eşeysel (cinsi) olgunluğa ilk kez
ulaştığı boyu ya da
ağırlığıdır.
İLK OLGUNLAŞMA YAŞI [age at first maturity] Balıkların %50’sinin
eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaştığı
yaştır.
İLK YAVRU HAVUZU [first fry pond, first rearing pond] Kuluçkahane aşaması
ile boylanma arasındaki semirtme havuzu.
İLK YUMURTLAMA BOYU [length at first spawning] Popülasyondaki
bireylerden 50%’sinin ilk kez yumurtladığı ortalama boydur.
İLKBAHAR KARIŞIMI [spring overturn] Göl yüzeyindeki buzların erimesi, rüzgâr
etkisi ve hafif suların yükselmesi sonucu göl suyunun
karışması.
İLKEL [primitive] Başlangıç evresindeki biyolojik
yapının durumunu (gelişme aşamasını)
tanımlar.
İLKEL YUMUŞAKÇALAR (AMFİNÖRA) [Amphineura, sea cradles, chitons] Hayvanlar,
yumuşakçalar sınıfından olup birbirine bağlı 8 plakadan
oluşan uzunlamasına iki yanlı (bilateral)
bakışımlı (simetrik) gövdelidir. Gövde dikensi
kıllı olabilir. Plaka bağlantıları esnektir. Hayvan
kaslı ayak üzerinde sürünürken bükülebilir. Dişlidil (radulası)
olan ağız önde ve anüs arkadadır. Boyları birkaç mm’den
30-35cm kadar olabilir. Deniz canlısıdırlar. Yüzeyden
yosunları dişlidili (radulası) ile kazıyarak beslenirler.
İLTİHAPLI DERİ DOKUSU
ÇÜRÜMESİ [Ulcerative Dermal Necrosis (UDN)] Tuzlusudan
tatlısuya dönen alabalıkgiller’in (Salmonidae) kafasında yara
oluşturan hastalık.
İM [mark, tag] İşaret. ® Marka.
İMO
(kısaltma) [International Maritime Organization, IMO]
Uluslararası Denizcilik Teşkilatı.
İMPARATOR BALIĞI [luvar] ® Luvarus imperialis.
İMPARATORPİSİ [imperial scaldfish] ® Arnoglossus imperialis.
İMZALAMAYAN TARAF [non-contracting party] Uluslararası bir
balıkçılık anlaş-masını imzalamayan ve
anlaşma koşullarına uyması gerekmeyen ülke.
İN SİTU [in situ]
Yerinde.
İN VİTRO [in vitro] İçeride, laboratuarda.
İN VİVO [in vivo] Canlı.
İNCE ÇAKIL [gravel, pea gravel] Bezelye boyutlarındaki
çakıl. Buna ince çakıl da denmektedir. İzmarit – istrangiloz
balığıgiller (Centrarchidae) bu tür tabanı (zemini)
yumurtlama alanı olarak beğenirler.
İNCE YÜZGEÇLİ
İĞNE BALIĞI [narrow-snouted pipefish] ® Syngnathus
tenuirostris.
İNCEDİŞLİTESTERE
BALIĞI [smalltooth
sawfish] ® Pristis
pectinata.
İNCİ BALIĞI [bleak] 1- ® Alburnus alburnus.
İNCİ BALIĞI [pearl fish] 2- ® Carapus acus.
İNCİ KEFALİ [?] ® Chalcalburnus tarichi.
İNDEKS [index] Gösterge, üs, işaret.