H [son güncelleme 27 Mayıs 2008]

ha (kısaltma) [hectare] ® Hektar.

HABİTAT [habitat] Yaşamortam da denmektedir. ® Yaşamalan.

HAÇERİ [hatchery] ® Kuluçkahane.

HADAL [hadal] Deniz ve okyanuslarda 6.000 metreden derin olana ait anlamındadır.

HADAL KUŞAK [hadal zone] Okyanusların 6.000-7.000 metre derinlikten sonra gelen kuşağı.

HADAL-PELAJİK [hadal pelagic] ® Hado-yüzücü.

HADO-BENTİK [hadobenthic] ® Hado-tabancıl.

HADO-PELAJİK [hadopelagic] ® Hado-yüzücü.

HADO-TABANCIL (HADO-BENTİK) [hadobenthic] 6.000 metreden derin okyanus tabanı.

HADO-YÜZÜCÜ (HADO-PELAJİK) [hadopelagic] 6.000 metreden derin su tabakası.

HAECKEL [Ernst Haeckel] Ernst Heinrich Philipp August Haeckel, Alman zoolog (1834-1919). Başlıca ilgi alanını evrim oluşturmaktaydı. Lamark görüşüne yakındı fakat Darwin’in görüşlerinin yaygınlaşmasına neden oldu. Biyogenetiğin temel yasasını oluşturdu. Buna göre “bireyoluş soyoluşun özetidir”. Öğrencilerinden Hollandalı Eugene Dubois İndonezyada insanın atasına ait ilk kalıntı olan Java adamını buldu. Haeckel omurgasızlar anatomisi üzerinde uzmandı ve biyolojiyi sanat olarak algılardı. Ayrıca filum ve ekoloji terimlerini ilk kullanan bilim adamıdır.

HAFİF TÜTSÜLENMİŞ [light smoked, mild smoked] Hafif tütsü koku ve tadı vermek için kısa süreli tütsülenmiş balık. Saklama süresi (raf ömrü) sınırlıdır.

HAK [right] Belirlenmiş miktarda balığı avlama hakkı. Toplam izin verilebilir avın (TAC) bir kısmının ya da parçasının tekne ya da sair araçları kullanarak balıkçılığı düzenleyici organın koyduğu koşul ve plana uygun olarak avlama hakkı.

HAKİKİ KALKAN  [?] ® Psetta maeotica.

HAKİKİ MEVKİİ [true position] Coğrafi enlem ve boylamı belli noktalar, kerteriz alınarak konulmuş mevkii.

HAKİM RÜZGÂR [prevailing wind] Diğerlerine göre en çok ve sık esen rüzgâr ve rüzgâr yönü. 

HALAT [ground cable, sweep line] Kapılar ile yakalar arasına bağlayan halat.

HALAT TROL [rope trawl, spaghetti trawl] Özellikle orta su trol ağlarının suya karşı direncini azaltmak için ağın geniş ağız kısmının birbirine koşut (paralel) gibi uzanan halatlardan oluşturulmuş olduğu trol ağı.

HALİÇ [estuary] 1- Görece geniş ırmak ağzı. ® Irmak ağzı.

HALİÇ [Golden Horn] 2- İngilizcedeki kelime anlamı Altınboynuz olan İstanbul Boğazı’nın Marmara ağzında yer alan ve karaya doğru giren suyu.

HALİN [haline] Tuzlu ya da tuz miktarıyla ilgili.

HALİOPLANKTON [halioplankton] Tuzlusu planktonu.

HALK [deme] Bir popülasyonun coğrafi sınırlama nedeniyle aynı türden olan diğer popülasyonlarla çiftleşme eğilimi olması. Taksonomik konumları aynı olmasına rağmen yapısal özellikleri ve yaşam şekilleri bakımından biraz farklılaşmış topluluk.

HALK DİLİNDEKİ AD [vernacular name] Halkın anadilinde kullandığı ad.

HALKA [annulus, çoğ., annuli] 1- Değirmi şekilli yapı. Örnek; balıkların otolitlerindeki büyüme halkası.

HALKA [ring] 2- Balığın sert aksamlarında yer alan ve yaş tayinlerinde kullanılan büyüme kuşağı. Bunlara bant, marka ve kuşak da denmektedir.

HALKA TROLÜ [ring trawl] Görece büyük gözlü olup balık yumurta ve larvalarının örneklenmesinde kullanılan plankton ağı. 

HALKALIKURTLAR [Annelida, segmented worms] Bu kabile (filum), yaygın bilinen yer solucanları (Oligochaeta), ve sülükler (Hirudinea) altsınıfları ile (Echiura, Pogonophora yanında) denizde önemli yeri olan çokkıllılar (Polychaeta) sınıflarını kapsar. Kabile mensupları uzun, yuvarlak ya da yassı vücutludurlar. Kısa bir başı boğumlu vücut kısmı izler. Vücut iki-yanlı (bilateral) bakışımlıdır (simetriktir). Gerçek solunum organları yoktur. Çeşitli renkte olabilirler. Vücudun dış yüzeyi dayanıklı bir kutikula ile örtülüdür. Vücut çeperi ve bağırsak arasında vücut boşluğu sölom (coelom) yer alır. Her vücut boğumunda setae denilen kılsı çıkıntılar bulunur. Kırmızı kan ve damar ile ip merdiveni gibi sinir sistemi gelişmiştir. Erdişi (hermafrodit) ya da ayrı eşeylidirler (cinsiyetlidirler). Birçok farklı besini alırlar. Karada, tatlı ve tuzlusuda yaşarlar ve yerkürenin her yerinde yaygındırlar.

HALKAMSI [annular] Daire şeklinde.

HALKOKLİN [halcocline] Tuzluluğun ani değiştiği kuşak.

HALO- [halo-] Tuz, tuzlu. Örnek; halofil (halophilous)-tuzlu ortamı seven canlı.

HALOBENTOS [halobenthos] Deniz tabanındaki hayvansal (fauna) ve bitkisel (flora) varlıklar.

HALOFİL [halophilous] ® Tuzsever.

HALOJEN [halogen] Tuzyapar.

HALOKLİN [halocline] Deniz suyunda farklı iki tuzluluk tabakası arasında tuzluluğun hızlı değiştiği bölge. 

HALOLİMNİK [halolimnic] Tatlısuda yaşamaya uyum sağlamış deniz canlıları.

HAM [crude] Saf olmayan, bulaşık kimyasal madde. Örnek; petrol.

HAM VERİ [raw data] Çözümlenmemiş veri, bilgi.

HAMSİ [European anchovy] ® Engraulis encrasicolus.

HAMSİGİLLER [Clupeidae, herrings] Tatlısu, acısu ve denize girenleri vardır. Clupeiformes takımının, Clupeidae ailesinde Dussumieriinae, Clupeinae, Alosinae, Pellonulinae, Dorosomatinae olmak üzere 5 altaileyi barındırır. Bunlarda ise 66 cins ve 216 tür yer almaktadır. Çoğunluğu önemli balıkçılık kaynağıdır. Bu türler içerisinde en yaygın bilinenleri ringa balığı Cupea harengus ile Sardina pilchardus – sardalyadır.

HAMSİN [fifty (anchovy periode)] Soğuk günlerin 31 Ocak – 21 Mart arasında kalan 50 günlük kısmına verilen ve kışın son günlerini belirten eski tanımlama. Arapçada (50) elli anlamına gelmektedir. Hamsin kelimesi genelde hasat ve meyveler bayramı kavramlarını da içermektedir. Deniz balıkçılığı açısından anılan 50 günlük dönemde hamsi balığının bolluğu ile lezzetinin iyi olduğu kabul edildiği için anlamlıdır. 

HAN BALIĞI [shi drum] ® Umbrina cirrosa.

HANİ [comber] 1- ® Serranus cabrilla.

HANİ [painted comber] 2- ® Serranus scriba.

HANİGİLLER [Serranidae] Levreksiler (Perciformes) takımı, Percoidei alttakımı, Percoidea üstailesinin bir ailesidir. Bu ailede Anthiinae, Epinephelinae, Grammistinae, Liopropomatinae ve Serraninae olmak üsere 5 altaile yer almaktadır. Geniş bir balık ailesidir ve yaklaşık 60 cins ve 500 kadar türü kapsar. Ailede en küçüğü 11 cm ve en büyüğü 2.4 m ve ağırlığı 300 kg olan balıklar yer bulmaktadır. Birçok bireyi parlak renklidir. Grubun ticari balıkçılıkta önemli bir yeri vardır. Birçok türü aşamalı erseliktir (hermafrodittir). Önce erkek iken sonra dişiye dönüşürler. Yumurta sayıları yüksektir. Kurtçukları (larvaları) planktonda yaşar.

HANOZ [comber] 1- ® Serranus cabrilla.

HANOZ [painted comber] 2- ® Serranus scriba.

HAPLO- (önek) [haplo-] Basit, tek. Örnek; haploid. Eşeysel gözedeki (hücredeki) tipik kromozom sayısı.

HARCANAN GÜÇ BİRİMİ BAŞINA DÜŞEN AV [catch per unit effort] ® Birim av.

HAREKETLİ [mobile] Yer değiştiren. Bir yerde durmayan. Bırakıldığı yerde durmayan balık. Markalama deneyinde bırakıldığı yerden 1.5 km’den çok  sapan balık. ® Gezici.

HAREKETLİ AV ARACI [mobile fishing gear] Çekilebilen, sürüklenebilen av aracı. Örnek; trol.

HAREKETSİZ [motionless] Bir hayvanın herhangi bir şekilde hareket etmemesi. Duruyor olması. Ancak kolları (uzantıları) hareketli olabilir. ® Durağan (stationary).

HAREM [harem] Erkek balığın, üzerlerinde baskınlığını sürdürdüğü dişi balıklar.

HAREMİ OLAN ERKEK [male-with-harem family] Ataerkil/anaerkil aile. Cichlidae yani sihlidgiller’de erkek birçok yumurtlama yerinde dişilerin bulunduğu geniş bir alanı korur. Bu alandaki her dişi kendi yavrularından sorumludur. Erkek çokeşlidir. Sihlidgiller’de belirgin eşeysel çiftyapısallık (seksüel dimorfizm) vardır.

HARHARİAS BALIĞI [great white shark] ® Carcharodon carcharias.

HARHARİYASGİLLER [Odontaspididae, Carchariidae, sand sharks] Kıkırdaklılar (Chondrichthyes) sınıfı Lamniformes takımı Odontaspididae ailesini kapsar. Bu aile bazen Carchariidae adıyla da anılmaktadır. Carcharias ve Odontaspis adında iki cinsi vardır. Orta boydaki solungaç yarıkları çifttir. Gözler küçüktür. Dişler 3 sıradır. Neredeyse bütün denizlerde bulunurlar. 3-6 metre boya ulaşabilirler. İkinci sırt yüzgeçleri büyüktür. Canlı doğurucudurlar. Güçlü olan yavrular doğumdan önce ana karnında zayıf kardeşlerini yerler. Gebelik 9–12 ay sürer.

HARİKA AĞ [wonder net, retia mirabilia] Balinagiller daldıklarında havayı tutmak ve kullanacakları oksijeni depolamak zorundadırlar. Balinagillerde dalma süresi ve derinliği değişkendir. Balinagillerin nefeslerini en çok 1 saat tutup 2000 m’ye dalabilenleri vardır. Buna rağmen balinaların akciğerleri kara hayvanlarındakinden oransal olarak büyük değildir. Balinaların akciğerleri omurganın altında uzunlamasına yer almakta olup kemikli balıklardaki yüzme kesesine benzemektedir. Mide dengeleyici balast olurken mide ile akciğer arasındaki diyafram çok güçlüdür. Örneğin Balaenoptera physalus türü balina bir kez nefes alıp vermede 1500 litre hava solur ki bu da akciğerlerdeki havanın %90’ının değiştirilmesi anlamına gelir. İnsanlar her 4 saniyede ½ hava solurlar ki bu akciğerdeki havanın %20’sine karşılık gelir. Balinaların uzun dalma süreçlerinde tüm organlarına yeterince oksijen sağlayan solunum ve dolaşım sistemleri vardır ki buna retia mirabilia=harika ağ adı verilmektedir. Retia mirabila tüm hayati organları saran bir kılcal (kapiller) ağdır. Kapillerler atar ve toplar damarlarla kesişen ve oksijence zengin kanı depolayabilen ağdır. Akciğere giren oksijenin neredeyse tamamı kan dolaşımına geçer. Oksijen yalnız alyuvarlarda değil kaslarda da (miyoglobinde de) depolanır. Demek ki balinaların su altında kullandığı oksijenin kaynağı yalnız ciğerlerindeki hava değildir. Balinaların uzun süre su altında kalabilmelerinin asıl nedeni ise retina mirabila ve kaslarında depoladıkları oksijenin tümünü kullanabilme özellikleridir. ® Retia. ® Basınç değişikliği.

HARMANLAMAK [turning a ship with long round] Geminin geniş bir daire çizecek şekilde hareket etmesi.

HASAT [harvest] 1- Belirli bir süreçte avlanan balıkların toplam sayısı ya da ağırlığıdır. Tüketim hasadı.

HASAT [harvest] 2- Akvakültürde pazar boyuna ulaşmış balıkların havuzdan alınmasıdır.

HASAT [yield] 3- ® Ürün. 

HASAT EDİLEMEZ [non-harvestable] Balık stoku ya da bu stokun bir kısmının mesleki balıkçılarca kullanılamamasıdır.

HASAT KAPASİTESİ [harvesting capacity] Balıkçılık filosunun hasat kapasitesidir. Genellikle makine gücü, tonaj, tekne büyüklüğü ve istihap haddi olarak verilir.

HASAT KONTROLÜ [harvest control] Stoktan, doğru oranda balığın yumurtlayabilmesini (uygulanan avcılıktan kurtulabilmesini) sağlayan, mesleki ve sportif balıkçılığın uyması gereken düzenleme(ler).

HASKEFAL [flathead mullet] ® Mugil cephalus.

HASTALIK YAPICI [pathogen] Hastalık oluşturan canlı organizma. 

HAT [path] Uzayda güncel ya da varsayımsal yol. Bir nesne ya da ışığın geçtiği kısım.

HATA [error] Ölçülen değer ile hesaplanan değer arasındaki farktır. Özel anlamda ölçüm ve hesaplama ya da bir nesnenin gözleminde kontrol edilemeyen değişimdir. Standart’tan ya da bir özellikten sapmadır.

HAVA EMBOLİZMİ [air embolism] ® Gaz kabarcığı hastalığı.

HAVA KABARCIĞI HASTALIĞI [gas bubble disease] ® Gaz kabarcığı hastalığı.   

HAVA KESESİ [air bladder] ® Yüzme kesesi.

HAVA KİRLİLİĞİ [air pollutıon] 1- İnsan aktivitesi ya da volkanik patlama sonucu atmosfere karışan her türlü malzemedir.

HAVA KİRLİLİĞİ [air pollution] 2- Atmosferde doğal düzeyin üzerinde olup canlı yaşamı etkileyecek düzeyde bulunan maddelerin oluşturduğu kirliliktir. 

HAVA PERDESİ [air curtain] Delikli bir borudan çıkan havanın sudaki kabarcıklarından oluşan perde. Balıkların belirli bir yere (örneğin ağa) yönlendirilmesinde kullanılan bir cins çittir.

HAVA POMPASI [air pump] Akvaryumlarda hava taşına hava basan pompa.

HAVA SOLUYAN BALIKLAR [air breathing fishes] Solungaçlarının yanında atmosferdeki havayı da yardımcı özel solunum organlarıyla soluyan balıklar (Clariidae, Channidae, Belontidae, Osteoglossidae ve akciğerli balıklar-Dipnoi) için kullanılmaktadır. 

HAVA TAŞI [airstone] Akvaryuma oksijen girdisini sağlamak için hava pompasından gelen havanın kabarcık oluşturmasında kullanılan çok ince ve bol delikli malzeme.

HAVA TUZAĞI [aerial trap] Sudan sıçrayan balıkları avlamak için su yüzeyine paralel ve yakın gerilmiş av aracı.

HAVADAN GÖZLEM [aerial survey] Balık hareketleri hakkında alçaktan uçan bir uçaktan doğrudan gözlemleme ya da fotoğraflama yöntemleriyle veri toplama.

HAVAKÜRE (ATMOSFER) [atmosphere] Yerkürenin etrafını saran karışmış gazlardan oluşan örtüdür. Atmosfer, gazların yanında az da olsa su buharı ile sıvı ve katı parçacıkları içermektedir. Su buharı hariç, atmosfer %78.1 azot, %20.95 oksijen, %0.9 argon ve az miktardaki diğer gazlardan oluşmaktadır.

HAVALANDIRICI [aerator] Akvaryumdaki oksijeni artırmak için kullanılan pompa.

HAVALANDIRMA [aeration] Çözünmüş oksijen miktarını artırmak için suya hava girişi.

HAVALANDIRMA TANKI [aeration tank] Su arıtma tesislerinde havalan-dırma işleminin yapıldığı tank.

HAVUZ [pond] 1- Küçük, sığ, tatlı ya da tuzlu su kütlesi.

HAVUZ [pond] 2- İçerisinde ticari ya da süs amaçlı balık tutulan su kütlesi.

HAVUZ BALIĞI [goldfish] 1- Sazangillerden bir akvaryum ve süs balığı. ® Carassius auratus.

HAVUZ BALIĞI [pond fish] 2- Genelde havuzda büyütülmüş balık.

HAVUZ ÇİTİ [pond grate] Havuza giren ve çıkan suya konulmuş olup istenmeyen balık girişi ve çıkışını önleyen bir cins ızgara-çit, çeper.

HAVUZ KÜLTÜRÜ [pond culture] Kara içerisindeki havuzda balık yetiştiriciliği.

HAVUZDA YUMURTLAMA [pond spawning] Yumurtlama etkinliği için ağ, dal, yuva yeri, yumurtayı yapıştırma olanağı sağlayıcı malzeme ve kısmı olan havuz.

HAVYAR [caviar] Mersin balığı cinslerinden Acipenser ve Huso’nun hazırlanmış, tuzlu yumurtaları. Diğer balıklardan Salmonidae, Cyclopteridae, Mugilidae aileleri fertlerinin yumurtaları ile bazı Gadidae, Cyprinidae fertlerinin yumurtaları da havyar olarak hazırlanmaktadır. Acipenser ve Huso cinsi dışında kalan balık yumurtalarından hazırlanmış havyara genel olarak yalancı havyar denmektedir.

HAYALET AĞ [ghost net] Kötü hava ya da ihmal nedeniyle yitirilmiş pasif balıkçılık ağı. ® Sürüklenme ağı.

HAYALET AVCILIK [ghost fishing] Iskartaya ayrılarak atılmış ya da kazaen kaybedilmiş bir ağın avı.

HAYALET SAZAN [ghost carp] Beyaz görünüşlü sazan balığı (Cyprinus carpio).

HAYDROS [lazy deckie, lazyline, poke line] Torbadan maçaya uzanan güvence halatı. Torbanın gerektiğinde tersten güverteye alınmasında kullanılan halat.

HAZARKAYA [?] ® Caspiosoma caspium.

HAZARTİRSİ [Caspian shad] ® Alosa caspia.

HEDEFLİ BALIKÇILIK [aimed fishing] Belirli bir grubu, örneğin sonarda görünen bir hamsi sürüsünü hedef alan balıkçılık.

HEDEF POPÜLASYON [target population] Bilgi ve bulguya ihtiyaç duyulan popülasyon. Örnek; sportif balıkçılık.  

HEDEFDIŞI TÜR [non-target species] Avlanması için av aracının özel olarak hazırlanmadığı fakat avlanması halinde dikkate değer ekonomik girdi sağlaya-bilecek, istenen balık tür(leri).

HEDEFLENEN BALIKÇILIK [targeted fishery] Belirli bir grup ya da türe ait balığı hasat etme (avlama) stratejisi.  

HEDEFLENEN BALIKÇILIK KAPASİTESİ [target fishing capacity] Sürdürülebilir balıkçılık için konulmuş idari hedeflere uyarak bir avcılık dönemi ya da bir yılda tamamı (%100) kullanılan filonun en yüksek hasadı (ürünü) elde etmesi. 

HEINCKE KURALI [Heincke's law] Kısaca, büyük balıklar derinde bulunur.

HEKSA- (önek) [hexa-] Altı. Örnek; heksapod (hexapod)-altıayaklı.

HEKT(O)- (önek) [hecto-] Yüz (100).

HEKTAR [hectare] Onbin metrekare (10.000 m2).

HEKTOKOTİL [hectocotylus] Özel anlamda erkekten atmık keselerini aldıktan sonra ayrılarak dişiye üreme amacıyla yapışan koldur. 

HEKTOLİTRE [hectoliter] 100 litrelik ölçü.

HEKTOMETRE [hectometer] 100 metrelik ölçü.

HELICOLENUS DACTYLOPTERUS DACTYLOPTERUS (DERİNSU İSKORPİTİ) [blackbelly rosefish] Derintabansaldır (batidemersaldır). 50-1100 metre derinliklerde rastlanır. Boyu TL=47 cm ve ağırlığı 1.5 kg olabilir. 3+ yıl yaşayabilir. Ticari balıkçılığı vardır. Kıta sahanlığında ve sahanlık üst yamacında yumuşak tabanda bulunur. Kurtçuk (larva) ve genç bireyleri yüzücüdür (pelajiktir). Ağı (zehir) taşır ve tehlikelidir.

HELİ- (önek) [heli-] Güneş. Örnek; heliofil (heliophilous)-ışıksever. Işıkta yaşamaya uyum sağlamış bitki.

HELİKS [helix] Sarmal eğri. Sarmal.

HELİOFİL [heliophilous] Güneşsever. Işıksever. Işıkta yaşamaya uyum sağlamış bitki.

HELOFİL [helophilous] ® Bataklıksever.

HEM- (önek) [haem-] Kan. Örnek; hemoglobin (haemoglobin) - kanda olup solunumda kullanılan boya maddesi.

HEMAL DİKEN [haemal spine] Hemal yayın alt tarafından (omurdan) aşağıya doğru dikensi uzantı.

HEMAL KANAL [haemal canal] İçinden sırt atardamarı ve kuyruk toplardamarının geçtiği, hemal yayların oluşturduğu tüp.

HEMAL OMUR [haemal vertebra] Hemal dikeni olan omur.

HEMAL YAY [haemal arch] Sırt atardamarı ve kuyruk toplardamarını içine alan yay.

HEMATOFAJ [haematophagy] Canlı hayvan kanıyla beslenen.

HEMATOFAJİK [haematophagous] ® Kan yiyen.

HEMIRAMPHUS FAR (YARIMGAGA BALIĞI, ÇOMAK BALIĞI) [blackbarred halfbeak] Göçmen değildir. Tatlısu, acısu ve denizde kıyı sularında bulunur. Boyu TL=45 cm olabilir. Balıkçılığı vardır. Sürü oluşturur. Eti lezzetlidir. Hint Okyanusu kökenlidir.

HEMİ- (önek) [hemi-] Yarım. Örnek; hemimetamorfoz (hemimetamorphosis)-yarım kalmış başkalaşma.

HEMİCHORDATA [?] ® Yarımkordalılar.

HEMİ-KLON [hemiclonal] Bir kalıtsal malzemenin önce değişmeden, fakat sonra diğeriyle değiştirilerek kuşaklar arasında aktarılmasını belirtir. Örnek; Poeciliidae ailesinden Poeciliopsis monacha ve Poeciliopsis lucida önce hepsi dişi olan Poeciliopsis monacha-lucida adlı hybrid kuşağı üretirler. Bu hybrid monacha kalıtsal malzemesine sahip haploid yumurtalar üretir. Lucida’ya ait kalıtsal malzeme dışlanır. Bu tek cinsiyetli balık erkek lucida ile çiftleştiğinde lucida atmığı yumurtaya katılır ve bu kez monacha ve yeni lucida kalıtsal malzemesi oluşturulur.

HEMİPLANKTON [hemiplankton] Yaşam döngüsünün yalnız bir kısmını plankton olarak geçiren organizma.

HEMOGLOBİN [haemoglobine] Omurgalıların kanında bulunan ve O2 alınması ile CO2’in atılmasında taşıyıcılık yapan demir (Fe) çekirdekli madde. 

HEMOSİYANİN [haemocyanine] Yeşilimsi mavi boya maddesi. Yumuşak-çaların kanında O2 alınması ile CO2’in atılmasında taşıyıcılık yapan bakır (Cu) çekirdekli madde. 

HENSEN [Victor Hensen] ® Victor Hensen.

HENSEN AĞI [Hensen net] Balık yumurta ve larvalarının (ihtiyoplankton) toplanmasında kullanılan huni şeklinde, ağzı daralan kasnak hunili, dar gözlü (~300-500m) ağ.

HEPAT (önek) [hepat-] ® Hepato. 

HEPATO (önek) [hepato-] Karaciğerle ilgili.

HEPATOSOMATİK GÖSTERGE (İNDEKS) [hepatosomatic index (HSI)] Vücut ağırlığının yüzdesi olarak karaciğer ağırlığı.

HEPATOSOMATİK İNDEKS [hepatosomatic index (HSI)] ® Hepatosomatik gösterge.

HEPTRANCHIAS PERLO (YEDİ-YARIKLI BALIK, YEDİYARIKLICANAVAR, ÖKÜZ BALIĞI, BOZ CAMGÖZ) [sharpnose sevengill shark] TL=137-140 cm olabilen ve 0-1000 m derinliklerde, çoğunlukla 100-400 metreler arasında rastlanan derin tabansal (batidemersal) balıktır. Hırçın bir balık olup eti ağılıdır (zehirlidir). Balıkçılığı önemsizdir.

HERBİVOR [herbivore] 1- ® Otobur.

HERBİVOR