G [son güncelleme 22 Mayıs 2008]

 

G (kısaltma) [G] Anlık büyüme oranı. Ağırlık artışı ölçüsü. Örnek; belirli, genellikle bir yıllık sürede, bir yıllığın, son ağırlığı ile başlangıçtaki ağırlığının doğal (n tabanına göre) logaritmalarının oranıdır. G=[ln(Wt)-ln(W0)]/(t1-t0). Burada; W0=Başlangıç ağırlığı; Wt=t Anındaki ağırlık; t1=Zaman sürecinin sonu; t0=Zaman sürecinin başlangıcı; (t1-t0)=Geçen süre.

G.S.I. (kısaltma) [gastrosomatic index] ® Gastro somatik indeks.

GADELLA MARALDI (?) [gadella] Taban üstünde askıda yani tabanyüzücü (bentopelajik) olup 150-700 m derinliklerde rastlanır. Boyu TL=30 cm olabilir. Balıkçılığı önemsizdir. Sert taban üstünde durur. Kurtçukları (larvaları) pelajiktir (yüzücüdür).  

GADES BOĞAZI [Gibraltar] ® Cebelitarık Boğazı.

GADICULUS ARGENTEUS ARGENTEUS (PAMUKÇUK BALIĞI) [silvery cod] Yüzücüdür (pelajiktir). Göçmen değildir. Boyu TL=15 cm ve 3 yaşında olabilir. 100-1000 m derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı önemsizdir. Büyük sürüler oluşturur.

GADIDAE [cod] ® Mezgitgiller.

GADIFORMES [cod, cod likes] ® Dikensizler.    

GADUS MORHUA (MORİNA) [cod, Atlantic cod] Mezgitgiller (Gadidae) ailesinden kuzey Atlas Okyanusu ve yan denizlerinde yaşayan Türkçede morina olarak tanınan, beyaz löp etli balık türüdür. Yumurtalarından yalancı havyar yapılır. Boyu 2 m ve ağırlığı 96 kg kadar olabilir. Okyanusgöçer (okyanodrom) tabanyüzücü (bentopelajik) bir türdür. 0-600 m derinlikler arasında rastlanır. Önemli bir ticari balıkçılık ürünüdür. Gündüz sürü oluşturur. Etotoburdur (omnivordur). Alacakaranlıkta çoğunlukla balık ve omurgasızlarla beslenir. Yılda bir kez kış aylarında (Ocak-Şubat) yumurta bırakır.

GAGA [bill, pea] Çapa ucundaki tırnakların uç kısmı.

GAGABURUN [rostrum] Uzun ya da ileri çıkmış burun, gaga. 

GAIDROPSARUS MEDITERRANEUS (GELİNCİK BALIĞI) [shore rockling] Tabansal (demersal), okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=50 cm olabilir. 450 m’ye kadar rastlanır. Genellikle sığ sularda ve kayalıkların üstünde 60 m derinlikte yaşar. Balıkçılığı önemsizdir. Yan av olarak ağda çıkar. 

GAIDROPSARUS VULGARIS (GELİNCİK BALIĞI) [three-bearded rockling] Tabansal (demersal) olup göçmen değildir. Boyu TL=60 cm olabilir. 20-120 m derinliklerde rastlanır. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Kayalık ve çakıllı kumlu tabanda bulunur. Akdeniz’de ilkbahar ve yazın yumurtlar.

GALAPAGOS ADALARI [Galapagos Islands] Büyük Okyanus’ta güney Amerika’da Ekvator’un batısında yer alır. 13 büyük ve 47 küçük takımadadan oluşur. Adalar kıyıdan bir hayli açıkta yer almaktadır. En ünlü hayvanları dev kaplumbağalardır. Darwin’in ünlü doğal ayıklama kuramını bu adalardaki gözlemleri sonrası geliştirdiği bilinmektedir. 1959’da Ekvator’un ilk ulusal parkı ve 1978’de de UNESCO tarafından dünya mirası olarak ilan edilmiştir. Kurulan Darwin Vakfı’nın görevi adalardaki doğal yaşamın korumasını sağlamaktır. Eskiden korsan sığınağı ve üssü olan bu adaların yüzölçümü 7,882 km2’dir. Uzunluğu 430 km’dir. 

GALEIDAE [Carchariidae, sand sharks] ® Harhariyasgiller.

GALEOFOBİ [galeophobia] Köpek balığından korkma. Köpek balığı fobisi. Fobinin oluşmasında balığı güvenli bir ortamda (akvaryumda) görmek bile yeterlidir ® Selakofobi.

GALEORHINUS GALEUS (CAMGÖZ BALIĞI) [tope shark] Taban üstünde asılı yani tabanyüzücü (bentopelajik),  okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Boyu TL=195 cm ve ağırlığı 45 kg olabilir. 55 yaşına ulaşabilir. 0-1100 m derinlikler arasında rastlanır. Ticari balıkçılığı önemlidir. Küçük sürüler halinde bulunur. Uzun mesafede göçer. Canlı doğurucudur (ovovivipardır). Karaciğerinden yağ üretilir, eti çok beğenilir, yüzgeçlerinin çorbası makbuldür. Artıkları balık unu yağında kullanılır. Soyu hassas sınıfında değerlendirilmektedir.

GALEUS MELASTOMUS (LEKELİKEDİ BALIĞI, LEKELİ KEDİ BALIĞI, LEKELİ KEDİBALIĞI, KEDİ)  [blackmouth catshark] Balıkçılıktaki önemi azdır. 55-1200 m’ler arasında rastlanan bir derin deniz balığıdır. TL=90 cm, ağırlığı 1.4 kg olabilir.

GALSAMA (GALSAME) [gill] ® Solungaç.

GALSAMA AĞI (GALSAME AĞI) [gill net] ® Solungaç ağı.

GALSAME [gill] ® Solungaç.

GALSAME AĞI [gill-net] ® Solungaç ağı.

GALVANİZLİ TEL [galvanized steel wire] Balıkçı gemilerinde kullanılan çelik tellerin deniz suyuna karşı (oksitlenmeye karşı) dayanıklılığını artırmak için üstü çinko ile kaplanmış olanı.

GALVANOTAKSİ [galvanotaxis] Elektrikle avcılıkta balığın anoda doğru yüzmesi. ® Elektrotaksi.

GAMA [Vasco da Gama] ® Vasco da Gama.

GAMBA [kink] Dolaşmış halat.

GAMBA ALMAK [kink] Halat ya da zincirin kendi etrafında dönmesi, bükülmesi.

GAMBUSIA AFFINIS (?) [mosquitofish] Doğal ortamda sivrisinekle mücadelede kullanılır. Akvaryumlarda beslenir. Boyu TL=4 cm (erkek) ve TL=7 cm (dişi) olabilir ve en çok 3 yıl yaşar. Tabanyüzücü (bentopelajik) ırmakgöçerdir (potamadromdur). Ticari balıkçılığı önemsizdir. Dünyada birçok ülke ve suya taşınmıştır. Durgun ve yavaş akan suyu sever. Havuz ve göllerde ve acısuda bulunur. Canlı doğurucudur (vivipardır). Her ne kadar sivrisinekle etkin mücadelede kullanılmakta ise de yerli türlerle yarış eder ve aşılandığı suyun ekolojik dengesini etkiler. Gizil (potansiyel) musibet olarak da algılanır.

GAMBUSIA HOLBROOKI (?) [eastern mosquitofish] İngilizcede doğu sivrisinekbalığı adıyla anılan bu tür birçok suya sivrisinek mücadelesi amacıyla aşılanmıştır. Ancak ya hiç ya da ender olumlu etkisi görülmüştür. Aşılandığı suda doğal yapıyı etkilediği konusunda endişe duyulmaktadır. Erkeğinin boyu TL=3.5 cm ve dişisi TL=8 cm kadar olabilir. Tabanyüzücü (bentopelajik) ırmakgöçerdir (potamadromdur). Acısuya girer. Akvaryumda tutulur ve ticareti yapılır.

GAMET [gamete] Cinsel göze (hücre). Erkek ya da dişi üreme gözesi (hücresi).

GAMOTOGENEZ [gametogenesis] Erkek ve dişi gözelerin (hücrelerin) gelişmesi. Ovogenez dişi gözelerin ve spermatogenez erkek gözelerin gelişmesidir. 

GANGAVA [gangava] ® Kankava.

GANGLION [ganglion] Düğüm. Sinir düğümü.

GANOİT PUL [ganoid scale, squama ganoidea, squamae ganoideae (çoğ.)] Örtüşen (üst üste binen) ya da örtüşmeyen pullar. Çoğunlukla paralel kenara benzerler. Paleoniskoit ve lepisosteit olmak üzere iki tipi bulunur. Paleoniskoit ganoit pullar Polypteridae; lepisosteit ganoit pullar ise Lepisosteidae ailelerinde bulunur.

GARGUR [bastard grunt] ® Pomadasys incisus.

GASPARD GUSTAVE DE CORIOLIS [Gaspard Gustave de Coriolis] Fransız mühendis ve matematikçi (1792-1843). 1808’de École Polytechnique girmiş ve mezun olmuştur. Değişik yerlerde çalıştıktan sonra 1829’da École Centrale des Artes et Manufactures’da profesör olmuştur. Mühendislik matematiğiyle ilgilenen Coriolis özellikle sürtünme, hidrolik ve makinelerin yetenekleri konularında çalışmıştır. İş ve kinetik enerji terimlerini ortaya atmıştır. Coriolis, anılan terimler nedeniyle değilde daha çok hareket halindeki rüzgar ya da suyun dünyanın dönmesi nedeniyle yönünü değiştirmesi şeklinde tanımlanabilecek Coriolis kuvveti nedeniyle tanınmaktadır.

GASTEROSTEIDAE [stickleback] ® Dikenlibalıkgiller.

GASTEROSTEUS ACULEATUS ACULEATUS (ÜÇ İĞNELİ DİKENLİ BALIĞI, ADİ DİKENLİ BALIĞI, ÜÇ-DİKENLİ BALIK, DİKENCE BALIĞI) [three-spined stickleback] Taban üstünde askıda yani tabanyüzücü (bentopelajik) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Boyu TL=11 cm olabilir. 0-100 metre derinliklerde rastlanır. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Sürü oluşturur. Genç bireyler yüzey malzemeyle sürüklenir. Yumurtalar bitkiden yapılma yuvalarda bulunur. Yamyamdır. Sıkça laboratuarda deney hayvanı olarak kullanılır. Soyu riskli sınıflandırmanın en altında yer almaktadır.

GASTRO- (GASTR-) [gastro-] Karın, mideyle ilgili. Örnek; karındanbacaklılar- Gastropoda.

GASTRO SOMATİK İNDEKS [gastrosomatic index] Balığın iç organlarının ağırlığı x 100/Balığın ağırlığı. Ağırlıklar gram.

GASTROLİT [gastrolith] ® Midetaşı.

GASTROPODA [Gastropoda, snails] ® Karındanbacaklılar.

GASTRULA [gastrula] Çokgözelilerde (çokhücrelilerde) döllenmiş yumurtanın gelişme evrelerinden üçüncüsü. Morula, blastula, gastrula. Embriyonun çift katmanlı halidir. Dış tabakadaki gözeler (hücreler) ektoderme ve iç tabakadaki gözeler (hücreler) ise mezoderm ve endoderme dönüşürler.

GAZ [gas] Belirli bir hacmi ve şekli olmayan.

GAZ BEZESİ [gas gland] Gaz salgılama bezesi. Gaz kesesine kandaki gazı aktaran kese.

GAZ KABARCIĞI HASTALIĞI [gas bubble disease, decompression sickness] Suda aşırı doymuş (süper satüre olmuş) (>%115-%125) gazın balık vücuduna girmesiyle oluşan gaz kabarcığı hastalığıdır. Hastalık gaz geçirgenliği yüksek olan solungaç, göz, deri ve yumurta sarısı kesesinde görülür. Aşırı gaz doymuşluğundan çok küçük balıklar daha çok ve tehlike düzeyinde etkilenirler. Küçük balıkların etkilenme düzeyi %103 ve biraz altında gerçekleşir. Hastalığa yakalanan balıklar sırtüstü ya da baş aşağı yüzer. Fabrika soğutma suyunun değiş tokuşçulardan geçerken birden ısındığı durumda sıkça görülmektedir. Bu hastalığa hava embolizmi (air embolism) ya da hava kabarcığı hastalığı da denmektedir.

GAZ KESESİ [swim bladder] ® Yüzme kesesi.

GAZ KROMATOGRAFİSİ [Gas Chromatograph, GC] Gazların ve uçucu sıvıların oranlarının  belirlenmesinde kullanılan cihaz.

GC (kısaltma) [Gas Chromatograph] ® Gaz kromatografisi.

GECEPELAJİK [nyctipelagic] ® Geceyüzücü.

GECEYÜZÜCÜ (GECEPELAJİK) [nyctipelagic] Gece su yüzeyine göç eden organizmalar.

GECİKME [lag] 1- Bir aletin, ölçümü yapılmak istenen değişkene ait ölçme değerini anında değilde biraz geç vermesi.

GECİKME [lag] 2- Popülasyon büyümesinde taşıma kapasitesine ulaşıldığında büyümenin gecikmesi, yavaşlaması. 

GEÇ YUMURTLAMA [late spawning] Bir tür için alışılagelmişten daha sonra yumurta bırakmayla ilgilidir.

GEÇERLİLİK [validation] ® Sağlay.

GEÇERSİZ İSİM [nomen invalidum, nom. inval.] Geçerli koşullarda yayınlan-mamış, ulaşılamayan isim.

GEÇİCİ HAVUZ [temporary pool] Küçük, kısa süreli (her yıl bir kaç ay) suyla dolan havuz. Yumurtaları kurumaya dayanıklı, kısa ömürlü (Cyprinodontidae ailesine ait) balıkların barındığı yer.

GEÇİCİ İSİM [nomen provisorium, nom. provis.] Gelecekte kullanılmak üzere önerilen geçici isim.

GEÇİCİ KAPAMA [temporal closure] Geçici ya da mevsimsel avcılık (balıkçılık) yasağı. 

GEÇİCİ KOTA [provisional quota] İlgilinin yapmış olduğu geçmiş balıkçılığa dayalı verilen, geçici balıkçılık kotasıdır. Toplam kotanın sistem değişikliği sonucu izin verilebilir toplam av (TAC) ile uyuşması için hükümet bazı geçici kota hakkını satın alarak TAC düzeyinde eşitleyebilir. 

GEÇİNME BALIKÇILIĞI [subsistence fishery] Balıkçının ikinci bir kişiye aktarmadığı, satmadığı yalnız kendisi ve ailesinin tüketimi için yaptığı balıkçılık. 

GEÇİNME KÜLTÜRÜ [subsistence culture] Balıkçının yerel kullanım için havuzda sürekli aynı düşük düzeyde balık yetiştirmesi. 

GEÇİRGEN [permeable] Sıvının geçmesine izin veren.

GEÇİRGENLİK [conductivity] Suyun elektriği geçirmesi, aktarmasıdır. Geçirgenlik yeteneği sudaki pozitif (+) yüklü (Na, Mg, Ca, Al, Fe gibi) katyonlar ve negatif (-) yüklü (Cl, NO3, SO4, PO4 gibi) anyonlar tarafından belirlenir. 

GEÇİRİMSİZ [impermeable] Madde ve sıvının geçmesine izin vermeyen.

GEÇİŞ ALANI [transition area] Bir özellikten diğer özelliğe geçilen kesim. Örnek; tatlı-tuzlu su, taban yapısı, taban kompozisyonu.

GEÇİŞME [osmose, osmosis] Yarı geçirgen bir zarın (membranın) çok yoğun tarafındaki moleküllerin az yoğun tarafına, moleküllerin yoğunlukları eşit oluncaya kadar, geçmesidir.

GEÇİT [passage] Göçmen balığın baraj, bent vb’ni tali su yoluyla geçmesi.

GEÇİT ARAÇLARI [passage facilities, passway] Zarar görmeden balığın barajı aşmasına olanak veren tali ark, balık merdiveni ya da asansörü vs.

GEÇKİN KURTÇUK [postlarva] Yumurta sarısını tüketmiş kurtçuk (larva). Terim kurtçuğun (larvanın) yapı ve şekli genç balığa benzemiyorsa kullanılmaktadır.

GEÇKİN LARVA [postlarva] ® Geçkin kurtçuk.

GEF (kısaltma) [Global Environmental Facility] Küresel Çevre Fonu (Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası).

GELDİAY [Remzi Geldiay] Prof. Dr. Remzi Geldiay (1919-1989). Ege Üniversitesi-Fen Fakültesi Hidrobiyoloji Enstitüsü kurucu öğretim üyelerindendir. Curt Kosswig’in öğrencisidir. İngilizce ve Fransızca bilen Geldiay Türkiye’de deniz biyolojisinin gelişmesine önemli katkılar sağlamış bir bilim adamıdır. 

GELENEKSEL BALIKÇILIK KUŞAĞI [traditional fishing zone] Bir grup insanın yakınında yaşadığı suda kendi ihtiyacını karşılayacak geleneksel avcılık yaptığı kuşak, bölge.

GEL-GİT [high tide–low tide, tide] ® Gelgit.

GELGİT [high tide–low tide, tide] Eskiden med-cezir denirdi. Deniz ve okyanuslardaki suların zaman dizinli (periyodik) yükselme (gel) ve alçalma (git) hareketidir.

GELGİT AKINTISI [tidal current] Suyun gelgitle oluşan birbirini izleyen yatay hareketi. 

GELGİT BALIKLARI [tidal fishes] Gelgit kuşağı yani suların günde 2 kez yükseldiği ve alçaldığı, tabanın büyük bir kısmının nemli ancak su örtüsüz kaldığı kesimdir. Bu kuşakta yaşayan canlılar zamanlarının önemli bir kısmını susuz ortamda geçirmek zorundadırlar öyle ki beslenmeleri bile gelgit döngüsüne bağımlıdır. Bunun ötesinde çekilen ve gelen suyla taşınmaya uyum, dalgalara dayanıklılık, güneş ışınlarına maruz kalma, korunaklı yer bulma, beslenme ve soluma ve diğer yaşamsal faaliyetlerin bu aşırı uç koşula uyumu gerektirmektedir. Bu uyumu birçok canlı ve bu arada balıklar da evrilme yoluyla sağlamışlardır.

Gelgit kuşağındaki balıkların buradaki uç koşullara uyumuna bazı örnekler:

i) Küçük kovuk, oyuk ve yarıklar ile küçük su birikintisinde barınabilmeleri için boylarını küçültmüşlerdir. Çoğu balığın boyu 20 cm’den küçüktür.

ii) Renkleri ortam koşullarına göre ayarlanmıştır. Bu yolla karasal yırtıcılardan korunurlar.

iii) Bir kısmının pulları yoktur ve diğerlerinin vücutlarından salgıladıkları mukus miktarı yüksektir. Bu ise dar alanda kayganlığı artırır ve hareketliliği sağlar.

iv) Özgül ağırlıkları sudan yüksektir. Bu nedenle kolaylıkla su altında tabanda kalmalarını sağlarlar.

v) Derileri görece kalın olup vücutları su kaybına dayanıklıdır.

vi) Göğüs yüzgeçleri gelişmiştir. Bu yüzgeçler yardımıyla doğrulma ve bir birikintiden diğerine geçmek ya da sıçramak mümkün görünmektedir.

vii) Bir kısmının solungaçları kalınlaşmış olup büzülmez. Böylece oksijen azlığında solungaçlarını açarak havalandırırlar ve solunumu sağlarlar.

viii) Bazılarının (kovuklarda durmayanların) özellikle erin bireylerinin evlerini (daha önce bulundukları yeri) bulma yeteneği gelişmiştir.

GELGİT DÜZEYİ [tide level] Belirlenmiş bir değerin üzerindeki gelgit durumu.  

GELGİT KUŞAĞI [tidal zone] Gelgit’in etkisi altında olan kıyı boyu. 

GELGİT ÖLÇER [tide gage] Gelgit suyunun yükselme ve alçalmasını ölçen alet.  

GELİN BALIĞI [Mediterranean rainbow wrasse] ® Coris julis.

GELİNCİK [ling] 1- ® Molva molva.

GELİNCİK [Spanish ling] 2- ® Molva macrophthalma.

GELİNCİK BALIĞI [forkbeard] 1- ® Phycis phycis.

GELİNCİK BALIĞI [greater forkbeard] 2- ® Phycis blennoides.

GELİNCİK BALIĞI [shore rockling] 3- ® Gaidropsarus mediterraneus.

GELİNCİK BALIĞI [three-bearded rockling] 4- ® Gaidropsarus vulgaris.

GELİŞMEKTE OLAN BALIKÇILIK [developing fishery] Çoğunlukla artan balıkçılık kapasitesi nedeniyle hızla gelişen balıkçılık.

GELİŞMEMİŞ BALIKÇILIK [undeveloped fishery] Gelişmesinin erken aşamasında çok düşük çabanın etkisinde olan ve stokun verebileceği potansiyel üründen çok daha az hasat yapan balıkçılık. 

GELİŞMİŞ BALIKÇILIK [developed fishery] İdari planla uyumlu olarak sürdürülebilir ürün düzeyine yakın balıkçılık.

GEMİ [ship] 1- Motorla deniz üzerinde hareket eden araçlara denir.

GEMİ [vessel] 2- Denizde 5 ton (net) ve üzerinde olup balıkçılık ya da bunu destekleyen ya da benzer amaçlı (araştırma, ulaşım, taşıma vb) kullanım için donatılmış deniz aracıdır.

GEMİ ADAMI [seaman, sailor] Para karşılığı gemilerde çalışan kişi. ® Denizci.

GEMİ AV SINIRI [vessel catch limit] Bir teknenin belirli ve kısa bir sürede (sefer, gün ya da hafta) avlayıp karaya çıkartabileceği balık miktarı.

GEMİ İZLEME SİSTEMİ [vessel monitoring system] Uydudan yararlanılarak balıkçılık teknelerini izlemek için kullanılan elektronik sistem.

GEMİ JURNALİ [logbook] 1- Sayfaları numaralı ve onaylı olup gemilerde kullanılan zorunlu seyir kayıt defteri.

GEMİ JURNALİ [logbook] 2- Sayfaları numaralı ve onaylı olup balıkçı gemilerinde av yeri, çekim süresi ve tür kompozisyonu ile miktarının kayıt edildiği zorunlu seyir kayıt defteri.

GEMİ JURNALİ [log-book] 3- Gemideki olayların kayıt edildiği sayfaları numaralı zorunlu kayıt defteri.

GEMİ TASDİKNAMESİ [certificate of registry] Gemiye ait bilgilerin (adı, bayrağı, sahibi vb) yer aldığı belge.

GEMİCİ BAĞLARI [mariner’s knots] ® Denizci düğümleri.

GEN. (kısaltma) [Genus, gen.] ® Cins.

GEN. ET SP. NOV. (kısaltma) [genus et species nova] ® Yeni cins ve tür.

GEN. NOV. (kısaltma) [genus novum] ® Yeni cins.

GEN. REV. (kısaltma) [genus revivisco] ® İade cins adı.

GENEKOLOJİ [genecology] Bitki popülasyonlarının kalıtsal bileşenleri ve yaşamalan ilişkilerini ele alan ekoloji. ® Ekoloji. ® Demekoloji. ® Autekoloji. ® Sinkoloji.

GENEL ÖLÜM ORANI [overall mortality rate] Bir kaç boy ya da yaş sınıfı için hesaplanan ortalama ölüm oranıdır. Bu hesaplamada oranlar ya zamana ya da seçilen sınıflara giren birey sayılarına göre tartılmış olabilirler.

GENERA [genera] Cins’in çoğulu = cinsler.

GENERASYON [generation] Kuşak, nesil. Balıkçılık biyolojisinde ana-babaların ortalama yaşı.

GENEROTİP [generotype] ® Tiptür.

GENETİK [genetic] Kalıtımbilim. Kalıtımsal.

GENETİK KİRLİLİK [genetic pollution] ® Kalıtsal kirlilik.

GENETİK SÜRÜKLENME [genetic drift] ® Kalıtsal sürüklenme.

GENİŞ DENİZ EKOSİSTEMİ [large marine ecosystem] Kıyısal kesimden, delta bölgesinden kıta sahanlığı ve kıyısal akıntının denize olan sınırına kadar uzanan akıntı sistemini içine alan kabaca 200 km2 ya da daha büyük bölge. Böyle bir bölge çevresel koşullar, üretim ve beslenme ilişkileriyle karakterize edilir.

GENİŞ GÖZLÜ [large-meshed] Göz genişliği büyük balık ağı ile ilgilidir.

GENİŞ ÖLÇEKLİ BALIKÇILIK [large-scale fishery] Sosyal ve ekonomik girdisi olan balıkçılık.

GENİŞGÖZPİSİ [wide-eyed flounder] ® Bothus podas.

GENLEŞME [diletation] Tüp, boru, açıklık, delik, ağız vb’nin çapının büyümesi. Genişleme.

GENOM [genom] 1- Atmık ve yumurtada bulunan kromozomların hepsi.

GENOM [genom] 2- Canlıların sahip olduğu genlerin tümü. Haploid genom ve diploid genom olarak ayırt edilebilirler. Diploid genom döllenmede erkek ve dişiden gelen haploid genomların birleşmesinden oluşur.

GENOM [genome] 3- Gözenin (hücrenin) düzgün işlemesi için gerekli olan minimum kromozomlar seti.

GENOTİP [genotype, generitype] 1- Genetik özellik.

GENOTİP [genotype] 2- Canlının kalıtsal yapısı.

GENOTİP [genotype] 3- Dişi ve erkekten gelen genomların (kromozomların) birleşmesi yani diploid 2N kromozom sayısına eşit kalıtsal yapı.

GENUS NOVUM (GEN. NOV.) [genus novum] ® Yeni cins.

GERÇEK AV [real catch, gross catch] Su kütlesinden alınan balıkların ağırlığı.