D [son güncelleme 01 Mayıs 2008]
D1 (kısaltma) [first dorsal fin (rays)] Birinci sırt yüzgeci
(ışınları).
D2 (kısaltma) [second dorsal fin (rays)] İkinci sırt yüzgeci
(ışınları).
D3 (kısaltma) [third dorsal fin (rays)] Üçüncü sırt yüzgeci
(ışınları).
DABLİN [double bottom] Gemilere konulan ikinci kat sac
levha.
DACTYLOPTERUS
VOLITANS (UÇAN BALIK, UÇANKIRLANGIÇ BALIĞI, UÇAN BALIĞI)
[flying gurnard] Daha çok
denizde bulunur fakat acısuya da girer. Boyu TL=90 cm ve
ağırlığı
DACTYLUS [finger] Parmak.
DAFNİYA [Daphnia, water flea] ® Su piresi.
DAGON
[Dagon] Üstü insan altı balık olan eski Filistin
tanrısı. Babil ve Asur oymalarında da görülmektedir.
DAĞ ALABALIĞI [?] ® Salmo trutta
macrostigma.
DAĞILIM [dispersion] Kaynaktan çıkan herhangi bir şeyin (madde,
ses, kimyasal, kirletici, canlı vb.nin) ortamda yayılması,
dağılması.
DALABA BALIĞI [?] ® Aphanius fasciatus.
DALATIAS
LICHA (KÜT BURUNLU KÖPEKBALIĞI) [kitefin shark] Tabansal
(demersal) olup 37-
DALGA BOYU [wave length] İki dalga tepesi arasındaki
uzaklık.
DALGAKIRAN [jetty, breakwater, mole] Liman ya da koyu dalga
etkisinden korumak için oluşturulmuş yapı.
DALGALI [undulate] Dalga şeklinde yüzeyi olan.
DALOPHIS
IMBERBIS (YILANKURDU BALIĞI, YILANBALIĞI) [armless
snake eel] Tabansaldır
(demersaldır) ve 20-
DALYAN
[fish trap] Balıkların göç yolu üzerinde kurulmuş
sabit tuzaktır. Örneğin Beykoz dalyanı.
DAMIZLIK [brood stock] Koşullara ve ortama daha uyumlu
(dayanıklı ve sağlıklı) olup aynı zamanda verimli
olan (iyi döl veren ve iyi büyüyen)
balıkların döl almak için ayrılmış olan birey(leri).
DAN LENO BOBİNİ [dan leno bobbin] ® Bobin.
DAN LENO ÜÇGENİ [dan leno triangle] Bobin gibi işlevi olan demir
üçgen.
DANIO
RERIO (Brachydanio rerio) (?) [zebrafish, zebra danio] Sazangiller’den (Cyprinidae)
olup tropik sularda tabanyüzücü (bentopelajik) bir türdür.
Omurgalıların biyolojisinin (fizyoloji, genetik, gelişme
biyolojisi, nöroloji ve hastalıklarının) incelenmesinde
kullanılan küçük boylu (<
DANİMARKA GIRGIRI [Danish seine, Danish seine trawl, Danish trawl] Çapa
ile sabitlenmiş bir şamandıraya bağlı, koni
şeklinde bir ağ olup çok uzun kollara (yakalara) sahiptir ve 2 km2’lik
bir alanda sürüklenerek oluşturulan toz bulutunu (bulanık su
perdesini) geçemeyen balıkların sonuçta torbada
toplanmasını sağlar.
DANİMARKA HAVUZU [Danish pond] Toprak havuz adıyla da anılan ya
kazılarak çukur açılmak suretiyle ya da bentlenerek oluşturulan,
boyu eninin 10 katı olan akvakültür havuzu.
DANS [dance] Üreme davranışı çerçevesinde
balık çiftinin (dişi ve erkeğin) yapmış olduğu
hareketlere verilen genel ad.
DANSİTOMETRE [densitometer] Yoğunlukölçer.
DAPHNIA [Daphnia,
water flea] 1- ® Su piresi.
DAPHNIA [Daphnia] 2- Nehir
tanrısı Peneus’un kızı.
DAR GÖZLÜ AĞ [fine-meshed net] Göz açıklıkları küçük olan
balık ağı.
DARALTMA [constrict] Tüp, boru, açıklık, delik,
ağız vb.nin çapının küçülmesi. Daralma. Örnek;
dıştaki sıcaklığın düşmesi sonucu deri
altındaki damarların daralması.
DARVİN [Darwin] ® Darwin.
DARWIN [Darwin] Charles Robert Darwin (1809-1882). Bilinen en önemli tek doğa bilimcidir.
Alfred Russel Wallace ile birlikte ve ondan bağımsız olarak
evrilmenin kademeli değişme ve doğal seçilme prensiplerini
geliştirmiştir. 1825’te tıp öğrenimine
başlamış fakat 1827’de bırakmıştır.
Babasının zoruyla Cambridge’de teoloji (ilahiyat) tahsilini
tamamlamış ise de biyolojiye çok düşkündür.
Yaptığı planın aksine aldığı teklif üzerine
HMS Beagle gemisiyle 5 yıllık Güney Amerika gezisine
katılmıştır. Görevi Güney Amerika
kıyılarının haritasını çıkartmaktır. Bu
seyahatte Kapverde, Falkland, Güney Amerika kıyıları, Galapagos
Adaları ve Avustralya’ya giden Darwin topladığı birçok
örnekle İngiltere’ye dönmüştür. Örnekleri inceleyen Darwin fosil
olanlar ile yaşayanlar arasında dikkate değer benzerliklerin
olduğunu görmüştür. Yine Galapagos Adaları’nda adalara özgü
kaplumbağa ve kuş türlerinin birbirlerine benzemelerine rağmen
kolay ayırt edilebilir özelliklerinin olduğunu görmüştür.
Katıldığı seyahatte toplanan örneklerin
değerlendirmesini hazırlarken (1839-1843) bir yandan da evrime
ilişkin görüşlerini geliştirmekte ve yazmaktaydı
(1842-1844). 1855’te Alfred Russel Wallace’ın „On the law which has
regulated the introduction of new species“ ile yer ve zamanda türlerin
sürekliliği çalışmaları Darwin’in dikkatini çekti.
Wallace’ın bir diğer müsveddesinde (On the tendency of varieties
to depart indefinitely from the original type) yer verdiği „struggle for existence“ görüşü
Darwin’i kendi kuramını 1859’da açıklamaya ve yayınlamaya
yöneltmiştir. Linné Kıraliyet Derneğinde „On the tendency of
species to form varieties; and on the perpetuation of varieties and species by
natural means of selection” isimli çalışması
okunmuştur. Darwin’in evrilmeye ilişkin kuramı yavaş ve
kendiliğinden olan ard arda değiştirme dizisi (seçilerek
evrilme) şeklinde özetlenebilir.
DASYATIDAE [stingrays] ® Dikenli-uyuşturanbalığıgiller.
DASYATIS
CENTROURA (İĞNELİVATOZ, DENİZ KEDİSİ,
RİNA BALIĞI) [roughtail stingray]
Tabansaldır (demersaldır). Acısuya girer.
Balıkçılığı önemsizdir. Disk genişliği
DASYATIS
PASTINACA (DENİZKEDİSİ, KAZIK KUYRUKLU BALIĞI, DİKENLİ
UYUŞTURAN BALIĞI, İĞNELİVATOZ, RİNA) [common stingray] Tabansaldır
(demersaldır). Acısuya girer. 5-
DASYATIS
TORTONESEI (İĞNELİVATOZ, RİNA) [Tortonese's stingray] Tabansal (demersal) olup
DAVRANIŞ [behaviour] Bir birey ya da organizma grubunun
çevresel etkiye verdiği tepki ya da karşılıktır.
DAVUL ŞAMANDIRA [drum buoy] Silindir şeklindeki şamandıra.
DAYANIKLI KİMYASALLAR [persistent
chemicals] Yok edilmesi zor ve uzun süreçler gerektiren
kirleticiler (kimyasal bileşikler).
dB (kısaltma) [decibel dB] ® Desibel.
DDT (kısaltma) [diklorodifeniltrikloretan] Renksiz kristal halinde
bir madde olup suda çözünmez. Buna karşın yağ ve organik
çözücülerde kolaylıkla çözünür. Son derece etkili (zehirleyici, ağılayıcı)
ve organizmalarda birikebilen kuvvetli, uzun ömürlü bir böcek öldürücüdür.
Yarılama ömrü ortama 2-25 yıl arasında değişmektedir.
Göl suyunda 56 gün olan yarılama ömrü ırmakta 28 gündür. İlk kez
1970’te Norveç ve İsveç’te yasaklanmıştır. Bunu 1972’de
ABD, 1984’te İngiltere izlemiştir. 2001 Stockholm Konvansiyonu’nu 98
ülke imzalamış ve yaygın yasaklama 2004’te geçerli olmuştur.
Sıtma mücadelesini sürdürmek zorunda olan bazı ülkelerin bu ucuz
kimyasaldan kısa sürede vazgeçmeleri mümkün görünmemektedir.
DECAPODA [lobsters, crayfish, crabs, shrimps, prawns] ® Onayaklılar.
DEDÜKSİYON [deduction] Tümdengelim.
DEFNEYAPRAĞI [bluefish]
10 cm’den küçük lüfer. ® Pomatomus saltatrix.
DEĞERSİZ BALIK [trash fish, discarded
fish] Hedef olmadığı halde avlanan ve genellikle
atılan balıkları tanımlar. Bazı durumlarda bu
balıklar insan tüketiminde de kullanılabilirken son zamanlarda
balık semirtme çiftliklerinde yem olarak da kullanılmaktadır.
Dün değersiz olup ıskarta kabul edilen balık bugün
kullanılabilir olabilmektedir. ® Iskarta.
DEĞİRMEN [mill] Balıkların daire şeklinde yüzmesi.
DEĞİRMİ [annular] Halka
şeklinde, çemberimsi.
DEĞİŞİK [variant] Bilinen tipik davranış ya da yapıdan farklı
birey ya da grup.
DEĞİŞİM [variation] Verideki değişme. Değişkenin
yayılma ölçüsü ki bu merkezi değerden sayısal uzaklık olup
ortalamadan sapmanın karesidir.
DEİYONİZÖR [deioniser] İyon değiş-tokuşçuyla
suyu filtreleyen aygıt.
DEK- (önek)
[dec-] On (10), onuncu. Örnek; dekapoda
(Decapoda)-onayaklılar.
DEKA- (önek)
[deca-] On (10). Örnek; dekapoda (Decapoda)-onayaklılar.
DEKABRANŞ [decabranchia] On
uzantılı, on kollu. Sekizi kısa 2’si uzun kolu-bacağı
(uzantısı) olan mürekkep balıkları.
DEKAPOD [decapod] Onayaklı.
DEKAPODA [decapoda,
lobsters, crayfish, crabs, shrimps,
prawns] ® Onayaklılar.
DEKSTRAL
[dextral] Sağ tarafı üstte olan yassı
balıkları belirtir.
DELAJİK TROL [delagic trawl] Demersal (tabansal) ve pelajik
(deniz(de) kelimelerinin parçaları kullanılarak üretilmiş olan
bu kavram, takım değiştirmeden hem taban hem de yüzücü (pelajik)
balıkların avcılığında kullanılan kombinasyon trol ağını belirtmektedir.
DELİKLİ [perforate] Gözenekleri olan biyolojik malzeme.
DELİKLİ PUL [pored scale] Üstünde delik olan yanal çizgi pulu.
DELPHINAPTERUS
LEUCAS (AKBALİNA, BEYAZ
BALİNA) [white whale, beluga whale] Kuzey kutbunda yaşayan
dişli küçük yunus balığı. Sırt yüzgeci yoktur.
Göğüs yüzgeçleri kısadır. Boyu TL=5 m
ağırlığı 1.5 ton olabilir. Birçok sesi taklit edebilir
ve bir adı da deniz kanaryasıdır.
DELPHINIDAE
[dolphins] ® Yunusbalığıgiller.
DELTA [delta] Nehirlerin getirdiği askı
maddelerin birikmesiyle nehir ağızlarında oluşan genellikle
üçgen şeklinde, üst üste biriken çökel tabakası.
DELTENTOSTEUS
QUADRIMACULATUS (BENEKLİ KAYA BALIĞI, DÖRT BENEKLİ KAYABALIĞI) [four-spotted goby] Tabansal
(demersal) olup göçmen değildir. TL=8 cm olabilir. Kumlu, çamurlu tabanda
daha çok
DEMEKOLOJi [demecology] Popülasyon ekolojisi.
Bir türü ya da topluluğu ele alan ekolojiden alt
ayırımı zordur. ® Ekoloji. ® Genekoloji. ® Sinkoloji.
DEMERSAL [demersal] ® Tabansal.
DEMERSAL BALIKÇILIK [demersal fishery] ® Tabansal
balıkçılık.
DEMİR ATMAK [anchoring] Tekneyi
sabitlemek için uygun derinliğe çapayı indirerek oturtmak ya da derin
suya çapayı indirmek.
DEMİR BAKTERİLERİ [iron bacteria] Demirce zengin sularda demiri oksitleyerek
yaşayan mikroorganizmalar.
DEMİR TARAMASI [?] Çapanın tabana iyi oturmaması ya da zincirin
yeterli bırakılmaması sonucu geminin kayarak yer
değiştirmesi.
DEMİRCİ BALIĞI [Atlantic tripletail] ® Lobotes surinamensis.
DEMİ-VEJETARYEN [demi-vegetarian] ® Peskataryan.
DEMOGRAFİ [demography] Nüfusbilim. İnsan
nüfusunun belirlenmesi.
DENATANT [denatant] Kontranatant’ın tersi. Balıkların akıntıyla birlikte, sürüklenmesi,
yüzmesi ya da göçü. Balık yumurta ve larvalarının
yumurtlama alanlarından uzaklaşması.
DENDOGRAM [dendrogram] Ortak değişkenleri olan
grupların ilişkilerinin dallandırılmış olarak
gösterilmesi.
DENEYSEL BALIKÇILIK [experimental fishing] Yeni geliştirilen av
aracını test etmek ve balık stokuna etkisini incelemek için
yapılan çalışma.
DENGE [equilibrium,
steady state] Balıkçılık, doğal ölüm, sömürme
şekli ve içgöç (stoka katılma) bir yıldan diğerine
değişmiyorsa ve benzer faktörler yeterince uzun bir süre sömürme
evresi boyunca bütün yaş gruplarını etkiliyor fakat stokta
görünür bir değişme olmuyorsa (biyokitle kabaca durağan
kalıyorsa) buna denge durumu denilmektedir.
DENGE AVI [equilibrium
catch (CE)] Çevresel faktörlerin etkisinin
dışında bir stoktan avlanan balık sayısı belirli
bir balıkçılık erkiyle (f) denge halindeyse yani bir yıldan
diğerine değişmiyorsa buna denge avı (avcılığı),
sürdürülebilir ürün ya da denge ürünü de denmektedir. ® Sürdürülebilir ürün. ® Denge ürünü.
DENGE DURUMU [steady state] Denge durumundaki popülasyon
ortalama bir değer etrafında salınabilir fakat sistemli bir
şekilde artmaz ya da azalmaz.
DENGE ÜRÜNÜ [equilibrium
yield (YE)] Çevresel faktörlerin etkisinin
dışında bir stoktan avlanan balıkların
ağırlık olarak miktarı belirli bir
balıkçılık erkiyle (f) denge halindeyse yani bir yıldan
diğerine değişmiyorsa buna denge ürünü (sürdürülebilir ürün de)
denmektedir. Hiçbir stok değişken balıkçılık erki (f)
ile denge halinde olamaz ve aynı düzeyi koruyamaz. Stok, her zaman,
değişen çevre koşullarına bağlı olarak,
değişik tepki vermekte yani kısaca sürekli
değişmektedir. ® Denge avı.
DENGELENMİŞ BESİN [balanced diet] Balığın uygun beslenmesini sağlamak
için gerekli besleyicileri ihtiva eden yem ve besinleme şekli.
DENİTRİFİKASYON [denitrification] ® Nitrat giderme.
DENİTRİFİKASYON
FİLTRESİ [denitrification
filter] Anaerobik (oksijensiz) bakterilerle nitratı (NO3) azot ve
oksijene ayıran filtre.
DENİZ [sea] 1-
Okyanustan küçük, az ya da çok kara içerisinde olup okyanusa ya da daha büyük
su kütlesine bağlı geniş su kütlesi.
DENİZ
[sea] 2- Göl,
deniz ya da okyanusta rüzgâr nedeniyle oluşan kaba dalgalı
durum.
DENİZ AKBALIĞI [estuarine
perch] ® Sander marinus.
DENİZ AKREBİ [greater weever] ® Trachinus draco.
DENİZ ALASI [Black Sea salmon] 1-