Ç [son güncelleme 04 Nisan 2008]

ÇABA [effort] 1- Belirli bir zamanda kullanılan balıkçılık av araçlarının toplamıdır. Balıkçılık bir’den çok av aracı ile yapılıyorsa bunların standart bir av aracına çevrildikten sonra toplamlarının alınması gerekir.

ÇABA [effort] 2- Etkin balıkçılık çabası (f).

ÇABA [effort] 3- Balığın avlanması için harcanan zaman, av gücü vb. Av gücü araç büyüklüğü, tekne büyüklüğü, beygir gücü türünden olabilir. Yine denizde kalınan süre, örneğin trolü sürükleme (çekme) süresi, sabit ağların uzunluğu ve suda bırakılma süreleri olabilir.

ÇABA [fishing effort] 4- ® Av gücü.

ÇABA KONTROLÜ [effort control] 1- Balıkçılığı düzenlemek için konulan çaba miktarı.

ÇABA KONTROLÜ [effort control] 2- Balıkçılığın düzenlenmesinde av aracı ya da kullanım süresine getirilen sınırlama.

ÇAKAR [beacon] Denizcilere yol göstermek için kıyıya ya da açığa konulan küçük deniz feneri.

ÇAKIL [gravel] Yuvarlak, küçük, çapları 2-76 mm olan taşlar. Yerine (kullanıcıya) göre bu çap 2 ile 256 mm arasında değişebilir.

ÇAKIL GEÇİRGENLİĞİ [gravel permeability] Çakıllar arasında suyun geçtiği boşluklar. Kuluçka evresindeki balık yumurtalarına yeterince oksijenin ulaşması yönünden önemlidir.

ÇAKMAK [shine] Su içerisindeki balıktan ışığın anlık yansıması.

ÇALI KARİDESİ [common shrimp] ® Crangon crangon.

ÇALIŞMA FREKANSI [working frequency] Üretilip iletilen ses dalgalarının sıklığıdır.

ÇALKANTI [turbulence] Bir sıvının paralel olmayan katmanlar halinde akması,  döngü, ve karışma yaratmasıdır.

ÇAMUKA (ÇAMUKA BALIĞI) [Mediterranean sand smelt] ® Atherina (Atherina) hepsetus.

ÇAMUROBUR [limnivorous] Çamur yiyen.

ÇAPA [anchor] Deniz araçlarını sabitlemede kullanılan, tabana indirildiğinde zemine gömülebilen ve gemi demiri de denilen bir tür ağırlık.

ÇAPAK BALIĞI [carp bream] ® Abramis brama. 

ÇAPARİ [longline, line trawl] Üzerinde belirli aralıklarla çok sayıda yemli olta bulunan bir av aracıdır. Görece uzun olanlarına büyük çapari denmektedir. Küçükleri ise parakete olarak anılmaktadır. Okyanuslarda kullanılan büyük çapari 150 km uzunluğunda binlerce oltadan oluşabilmektedir. Çapari demirlenebildiği gibi yüzer durumda ya da tabanın biraz üstünde de kullanılmaktadır. 

ÇAPRAZLAMA [crossing over] Eş kromozomların mayoz bölünmede genlerin bir kısmını değiş-tokuş etmek üzere çapraz duruma gelmesi.

ÇARKÇIBAŞI [chief engineer] Gemideki makinelerin işleyişinden sorumlu baş mühendis.

ÇARPAN [Atlantic torpedo] 1- ® Torpedo nobiliana.

ÇARPAN [common torpedo] 2- ® Torpedo torpedo.

ÇARPAN [dusky spinefoot] 3- ® Siganus luridus.

ÇARPAN [marbled spinefoot] 4- ® Siganus rivulatus.

ÇARPAN [spotted torpedo] 5- ® Torpedo marmorata.

ÇARPAN BALIĞI  [starry weever] 1- ® Trachinus radiatus.

ÇARPAN BALIĞI [greater weever] 2- ® Trachinus draco.

ÇARPANBALIĞIGİLLER [Trachinidae, weever] Actinopterygii yani ışınlı-yüzgeçliler sınıfı levreksiler (Perciformes) takımının bir ailesidir. Trachinus ve Echiichtys adı verilen iki cinste 9 türü bulunmaktadır. Uzunca vücutlu en çok 37 cm kadar olabilen birinci sırt yüzgeçlerinin önünde ağı taşıyan bir dikenin bulunduğu çekici renkli balıklardır. Gündüz tabana gözleri dışarıda kalacak şekilde gömülür ve gelen besini (karides, küçük balık vb.) kaparlar.

ÇARPMA [five pointed fishing hook] Balık sürüsü içerisinden hızla çekilen iğneli balık tutma aracı. Daha çok tatlısularda kullanılır. Balıkları yaralaması ve her yaraladığını tutmaması nedeniyle kullanılması yasaklanmıştır.

ÇATAL [fork] Çatallı ucu bir sap’a bağlı olup zıpkın gibi saplanarak kullanılan av aracı. Çarptığı her balığı avlamadığı ve yaralı bıraktığı için kullanımı yasaktır.

ÇATAL BALIĞI [shrimp scad] ® Alepes djedaba.

ÇATAL BOY [fork length, mid-caudal length (FL)] 1- Balığın altçene kısmı uzun olsa bile en öndeki kısmından (burun ucundan) kuyruk yüzgeci çatalının en derin noktasına olan uzaklık. ® Standart boy. ® Tam boy.

ÇATAL BOY [fork length, mid-caudal length, FL] 2- Balıkçılık biyolojisinde kullanılan balık boyunu belirleme yöntemlerinden biri.

ÇATAL ZIPKIN [forked spear] Çok dişli çatal.

ÇATALKUYRUK BALIĞI [silver scabbardfish] ® Lepidopus caudatus.

ÇATALKUYRUKLUBALİNAGİLLER [Balaneopteridae, baleen whales, whalebone whales, great whales] Aile Megapterinae ve Balaenopterinae alt ailelerine ayrılır. Balaenopterinae altailesinde 8 cins ve Megapterinae altailesinde bir cins bulunmaktadır. İri balinaların yer aldığı ailedir. Örneğin mavi balina 150 ton ağırlıkta olabilir. 

ÇATALLI [forked, furcate] İkiye ayrılmış. Kuyruk yüzgecinin üst ve alt kısmının ayrılmış olması. 

ÇATALLI HALKA [split ring, double ring, double mark, double zone] Balıkların yaş tayinlerinde kullanılan sert aksamlarında (otolit vb) iki yıllık halka arasındaki mesafeye göre birbirine yakın olup hızlı büyüme kuşağında görülen çift büyüme kuşağı ya da halkası. 

ÇATALSAKAL GELİNCİK [forkbeard] 1- ® Phycis phycis.

ÇATALSAKAL GELİNCİK [greater forkbeard] 2- ® Phycis blennoides.

ÇATIŞMA DAVRANIŞI [agonistic behaviour] Çatışmadaki davranış şekilleri.

ÇAYIR [grassbed] Deniz ve tatlısu bitkilerinin yayıldığı alan. ® Deniz çayırı.

ÇED (kısaltma) [Environmental Impact Assessment (EIA)] ® Çevresel Etki Değerlendirmesi.

ÇEKEK YERİ [?] Genellikle görece küçük deniz araçlarının bakımının yapılması için karaya çekme düzeneğinin bulunduğu yer.

ÇEKİÇ BALIĞI [scalloped hammerhead] 1- ® Sphyrna lewini.

ÇEKİÇ BALIĞI [smalleye hammerhead] 2- ® Sphyrna tudes.

ÇEKİÇ BALIĞI [smooth hammerhead] 3- ® Sphyrna zygaena.

ÇEKİÇBALIĞIGİLLER [Sphyrnidae, hammerhead sharks, bonnethead, scoophead sharks] Kıkırdaklılar (Chondrichthyes) sınıfı, keskisolungaçlılar (Elasmobranchii) altsınıfının Selachimorpha üsttakımıdaki Carcharhiniformes takımın bir ailesidir.  Aile iki cinsi kapsar (Sphyrna (8 tür) ve Eusphyra 1 tür).  Boyları 2-6 m kadardır. Kafaları yanlara doğru uzamış olup yassılaşmış çekici andırır. Gözler ve burun bu uzantılar üzerindedir. Saldırgan yırtıcılardır. Vatoz, balık, kafadanbacaklılar, kabuklular ve diğer köpek balıklarıyla beslenirler. 100 ve daha çok bireyi barındıran sürü oluştururlar. Akşamüstü avlanırlar. İç döllenmeyle yılda bir kez 12-15 yavru verirler. Gebelik 10-12 ay sürer.

ÇEKİLGEN [ressesif] Ana-babadan gelen kalıtsal bir özelliğin baskın olan diğeri tarafından örtülmesi, ortaya çıkışının bastırılması. İnsanlarda koyu (siyah) saç renginin açık (sarı) saç rengini bastırması ve yeni kuşağın koyu renkli saçlı olması gibi.

ÇEKİM [haul] 1- Bir ağ ya da av aracını çekmek.

ÇEKİM [haul] 2- Tek ağ çekiminde elde edilen av miktarı.

ÇEKİM [haul] 3- Tek ağ çekimi.

ÇEKİRDEK [nucleus] 1- Göze (hücre) çekirdeği.

ÇEKİRDEK [nucleus] 2- Balık pulunun ya da otolitinin merkez kısmı.

ÇEKME [shrink] Bir cins büzülme olup örneğin vücudun hacimce küçülmesidir. Medüz ve taraklılarda besin kıtlığında görülür.

ÇEKME AĞ [towed net, pull net] Yatay olarak çekilerek kullanılan trol tipi ağ(lar).

ÇEKME BALIK [towfish] Geminin arkasından çekilen balığa benzeyen bir gövde. Örnek; yanbakar sonar, taşınabilir yankı iskandili vb. 

ÇEKMEN [sucker] Vantuz.

ÇEKTİRME [?] ® Balıkçı tekneleri.

ÇELATLAMA [chelation] ® Kıskaçlama.

ÇELİK TEL [towing warp, warp] Vinçten kapılara uzanan keten ya da çelik göbekli çelik tel. 

ÇEMBER-PUL [cycloid scale, squama cycloidea, çoğ., squamae cycloideae] Değirmi olup kenarları düzgün balık pulu. Birçok kemikli balıkta (Teleostei) görünen düzgün kenarlı yuvarlak ya da elips şeklindeki pullar.

ÇENE BOYU [jaw length] Üst ya da altçenenin ön ucundan arka ucuna olan mesafe.

ÇENELİAĞIZLILAR [Gnathostomata, jawed vertebrates] Omurgalılar (Vertebrata) altkabilesine dahildir. Placodermi, Chondrichthyes, Acanthodii, Osteichthyes sınıflarına ayrılır. Önemli özellikleri adlarından da anlaşılabileceği gibi çenedir. Diğer özellikleri ise miyelin örtü, nöronlar ile bağışıklık sistemidir.

ÇENE-SAKALI [mental barbel] Balıkların alt çenelerindeki uzantı ve algılayıcıları belirtmek için kullanılan tanımlama. Örnek; tekir barbunya (Mullus barbatus).

ÇENESİZLER [Agnatha, lampreys, hagfish] Omurgalılar (Vertebrata) altka-bilesinin üstsınıfını içerir. Çeneleri ve çift yüzgeçleri yoktur. 7 ya da daha çok solungaç deliği bulunur. Döllenme vücut dışında olur. İskelet kıkırdaklı olup kalp iki odacıklıdır. Deniz canlılarının küçük bir birimini oluştururlar.

ÇENGELÇENELİLER [Plectognathi, Tetraodontiformes, puffers and filefishes]  Üst çeneleri kafatasıyla birleşmiş ve karın yüzgeçleri kalıntı halini almış, vücutları kemiğimsi malzemeyle kaplı balıkları içeren ışınlı-yüzgeçliler (Actinopterygii) sınıfının Plectognathi ya da Tetraodontiformes adlarıyla anılan takımıdır. Bu takımdaki 10 ailede (Aracanidae, Balistidae, Diodontidae, Molidae, Monacanthidae, Ostraciidae, Tetraodontidae, Triacanthodidae, Triacanthidae, Triodontidae) yaklaşık 360 tür bulunmaktadır. Çoğu denizde ve tropik mercan resifi kesimlerinde bulunur. Birkaçı tatlı ve acısuda yaşamak-tadır. Biçimleri çok farklı olup üçgen biçimliden küreye ya da yanlardan yassılaşmış olanlardan kare şekline kadar değişir. Yavaş hareket ederler. Hemen hepsinde plakaya dönüşmüş düşmanlara karşı koruyucu pul bulunur. Çeneleri kuvvetlidir ve kalın kabuklu canlılarla beslenirler.   

ÇENTİK [notch] Genellikle balığın kuyruğunu iki kısma ayıran girinti.

ÇERÇEVE İNCELEMESİ [frame survey] Bu bir sayım işlemi ve çalışmasıdır. Liman, barınak, tekne tip ve miktarı, balıkların işlenmesi ve pazarlara dağılımı, destek birimleri vs’yi içeren sistemin (sektörün) bir tam sayım çalışmasıdır.

ÇEŞİTLİLİK [diversity] 1- Bir ortamdaki türlerin sayısını, azlık ya da çokluğunu ifade eder. Çeşitlilik az ise orada tür sayısın az ve eşit olmayan bolluğun, çeşitlilik çok ise tür sayısının çok ve eşit bolluğun olduğu anlaşılır.

ÇEŞİTLİLİK [diversity] 2- Tür sayısının mutlak değeri.

ÇEŞİTLİLİK [diversity] 3- Bir özelliğin ya da karakterin değişkenliği. Örneğin şekilbilimsel (morfolojik) değişiklik.

ÇEŞİTLİLİK GÖSTERGESİ (ÇEŞİTLİLİK İNDEKSİ) [diversity index] Bir topluluktaki tür sayılarının ve göreceli bolluğunun ölçüsüdür. Bütün bireyler aynı türden ise (monokültür) en düşük çeşitlilik göstergesi ve her birey farklı türden ise en yüksek çeşitlilik göstergesi söz konusudur.

ÇEVİRİCİ [transducer] Elektrik enerjisinin ses dalgalarına çevrilip iletildiği, gelen yankıların algılanarak yeniden elektrik enerjisine dönüştürüldüğü seramik gövde. Buna balıkçı topluluklarında ayna da denmektedir.

ÇEVİRME AĞI [surrounding net] Balıkların etrafını alttan ve yanlardan sarmak suretiyle kullanılan ağ. Örnek; gırgır ağı.

ÇEVRE [environment] 1- Bir organizmanın var olduğu ortam ya da biyolojik ve biyolojik olmayan koşulların bütünü. 

ÇEVRE [environment] 2- Kuşatanın (surrounding) canlıyı etkileyen kısmı.

ÇEVRE ANALİZİ [environmental analysis] Karasal ya da sucul ortamın çevresel özelliklerinin incelenmesi.

ÇEVRE DEĞERLENDİRMESİ [environmental assessment] Karasal ya da sucul ortama yapılacak tecavüzün çevresel etki raporunun hazırlanmasının gerekip gerekmediğini belirlemek için yapılan inceleme.

ÇEVRE KORUMA [environmental protection] Çevresel etkisi olan madde ve malzemenin çevreye etkisinin en aza indirilmesi ya da önlenmesi için alınan koruyucu önlemler ve yönetim.

ÇEVRE KORUMA AJANSI [Environmental Protection Agency, EPA] Kirleticiler konusunda bütün yasa ve yönetmelikleri uygulamayla görevli ABD kuruluşu.

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ [environmental engineering] Çevreyle ilgili (izleme, değerlendirme, koruma, atık ve artıkları giderme vb) konuların mühendisliği. 

ÇEVRE YÖNETİMİ [environmental management] Doğal kaynakların (toprak, su hava) taşınabilir düzeyde (doğal durumları fazla bozulmadan) kullanılması yani idaresidir. 

ÇEVRESEL DİRENÇ [environmental resistance] Bir popülasyonun potansiyel artma yeteneği ile ölçülen güncel durumu arasındaki farktır.

ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ (ÇED) [Environmental Impact Assessment (EIA)] Çevreye tecavüzcü girişimlerin (endüstri, taşımacılık, yerleşme, zirai üretim vb’den) ortama (çevreye) olabilecek kalıcı ya da geçici olası etkilerinin, sosyal sonuçları ve seçenekli çözüm önerilerini de içine alacak şekilde değerlendirilmesidir.

ÇEVRESEL ETKİ RAPORU [environmental impact statement report] Çevresel etki değerlendirmesi raporu.

ÇIBAN [furuncle] Bakteri bulaşması sonucu deride ve kaslardaki kabarıklık.

ÇİÇEK [anthos, flower].

ÇİÇEK HASTALIĞI [pox disease] ® Sazan çiçeği.

ÇİFT AMAÇLI TEKNE [dual purpose vessel] İki farklı av aracını kullanmak üzere yapılmış tekne. Örnek; trol ve gırgır.

ÇİFT AMAÇLI TROL [dual purpose trawl] Hem tabanda hemde tabanın üstünde kullanılabilen trol.

ÇİFT EK [paired appendage] Çift yüzgeç. 

ÇİFT HALKA [double ring, double mark, double zone] Otolit’te birbirine yakın iki halkadır. Aslında yıllık kabul edilen büyüme halkalarının arasında yer alan ikincil bir halka olmasına karşın normal yıllık halka görünümünü de verebilir. Bu halkanın yaş tayininde geçerli halka olarak sayılıp sayılmayacağına halkanın merkeze (çekirdeğe) uzaklığı ile yıllık kabul edilen halkalara olan göreceli uzaklığı dikkate alınarak karar verilir. Bir diğer yöntem ise çekirdek merkezine uzaklık ile balık boyu arasındaki ilişki kullanılarak halkanın başlangıç ve bitişindeki balık boyu geriye hesaplama (sağlay) yöntemiyle hesaplanarak yıllık halka olup olmadığına karar verme şeklinde özetlenebilir.

ÇİFT KİRİŞLİ TROL [double beam trawl] İki adet kirişli trolü çeken ya da çekebilen bir tekne.

ÇİFT TEKNE TROL AĞI [two boat pelagic trawl, Larsen midwater trawl, Larsen trawl, floating trawl, Larsen two boat trawl, atom trawl] İki tekne arasında çekilen kanatsız, kare ağızlı ortasu trol ağı.

ÇİFT TROL [pair trawling, two boat trawling] Aynı, taban ya da ortasu trol ağını çeken iki tekne. Ağ her bir teknenin tek başına çekebileceğinden büyük olup çekim sonunda ya bir ya da diğer tekneye aktarılarak güverteye alınır. Ağın ağzı teknelerin yanlara kayarak sürüklemeleriyle yatayda açılır, kapı kullanılmaz.

ÇİFT YALDIZLI BALIĞI [Atlantic stargazer] ® Uranoscopus scaber.

ÇİFT YÜZGEÇ [paired fin] Göğüs ve karın yüzgeçleri. 

ÇİFTÇİLİK [husbandry] Balık üretimi için kuluçkahane ortamı, besleme ve sağlık koşullarının bilimsel idare ve kontrolü.

ÇİFTDURAKLAMA [diapause] Kış uykusu benzeri geçici tutuklanmış, durdu-rulmuş evre. Çoğunlukla bazı böceklerde ve denizde ise kabuklulardan (Crustacea) kürekayaklılarda (Copepoda) görülen, büyümenin durdurulduğu, metabolizmanın yavaşlatıldığı geçici dinlenme dönem ya da evresi.

ÇİFTE TORBA [double codend] Sert zeminde çekilen trol ağına, avlanan balıklarının tümünün kaybını önlemek için çift torba bağlanması.

ÇİFTE ÜRÜN [double cropping] Akvakültür havuzunda iki ayrı türün bulunması ve bunların aynı zamanda ya da birbirini izleyen süreçlerde ya da ihtiyaç duyulduğunda hasat edilmesidir.

ÇİFTGÖÇER BALIKLAR [diadromous fish] Deniz ve tatlısu arasında iki yönlü göçmen balıklar. Terim yukarıgöçer (anadrom) ve aşağıgöçer (katadrom) balıkları içerir.

ÇİFTKABUKLU [bivalve] Bir taraflarından eklemli (bitişik) olup iki kabuğu bulunan yumuşakça. Örnek; midye.

ÇİFTLEŞME [copulasyon] İki cinsiyetin eşeysel üremeyi gerçekleştirmek için birleşmesi.

ÇİFTLİK [farm, ranch] Balık çiftliği. Balıkların kültürünün yapıldığı, semirtildiği alan ya da yer.

ÇİFTLİK HAVUZU [farm pond] Zirai amaçlı kazılmış havuz. Aynı zamanda balık kültürü ve boş zamanları değerlendirme balıkçılığı için de kullanıl-maktadır.

ÇİFTLİKÇİLİK [ranching] Balıkların ticari amaçla semirticiliğinin yapılması.

ÇİFTYAPISALLIK [dimorphism] İkişekillilik. Aynı türün iki bireyinin farklı yapıda görünmesi. ® Eşeysel çiftyapısallık (seksüel dimorfizm).

ÇIKMA [rise] Beslenmek için balığın su yüzeyine çıkması, yükselme eylemi.

ÇIKTI KONTROLLERİ [output controls] Toplam izin verilebilir av ve kota üzerinden balık avının sınırlandırılması amacını taşıyan idari yöntemlerdir.

ÇİL BALIĞI [?] 1- ® Labrus viridis.

ÇİL BALIĞI [brown wrasse] 2- ® Labrus merula.

ÇİLÇIRÇIR BALIĞI [grey wrasse] ® Symphodus cinereus.

ÇİLLİÇARPAN BALIĞI [