A [son güncelleme 09 Temmuz 2008]

 

A- (önek) [a-] sız. Örnek; akromatik (achromatic)-renksiz.

A.M (a.m) (kısaltma) [antre meridiem] Saat 12’den önce. Öğlenden önce.

AAS (kısaltma) [Atomic Absorption Spectrometer] ® Atomik soğurma spektrometresi.  

AB (kısaltma) [European Union, EU] ® Avrupa Birliği.

AB- (önek) [ab-] Ters tarafında, öbür tarafta. Aboral (aboral)-Ağzın ters tarafında.

A-B YÖNÜ [A-B direction] Ağ yapımında ağ gözlerinin düz hat olacak şekilde kesilmesi.

ABDOMEN [abdomen, belly] 1- Karın. Balığın sindirim organını barındıran kısmı.

ABDOMEN [abdomen, belly] 2- Karın. Eklembacaklılarda vücudun ardı (arka) kısmı.

ABDÜKSİYON [abduction] Bir vücut parçasını ya da uzvu bedenden uzaklaştırma.

ABDÜKTÖR (ABDUKTOR) [abductor] Uzaklaştıran uzaklaştırıcı. Bir uzvu dışa doğru çeken kas. Uzaklaştırıcı kas.

ABDÜLFETTAH PAŞA [?] Kaptanıderya. Bahriye Kanunnamesi onun zamanında uygulanmaya başlanan ünlü Osmanlı denizcisi. Öl. 1702.

ABERANT TÜR [aberrant species] Bilinen doğal durumundan uzaklaşan tür.

ABERASYON [aberration] Sapma, düzensizlik. ® Kromozom aberasyonu. ® Kromatik aberasyon.

ABİSAL (ABİSSAL) [abyssal] Yaklaşık 2200-6000 m arasında kalan derin okyanus kesimi.

ABİSAL BALIK(LAR) [abyssal fish(es)] Derin denize ve oradaki basınca uyum sağlamış etobur balıkların belirtilmesinde kullanılır. Bu balıkların ağızları büyük olup genellikle buldukları besini yerler. Işık organları vardır.

ABİSAL KUŞAK (BÖLGE) [abyssal zone] Derin denizin 2200-6000 metre derinliğinin orta kesimi

ABİSAL OVA [abyssal plain] 3500 metreden derindeki düzlükler.

ABİSAL TABAN [abyssal floor] ® Abisal ova.

ABİSOBENTİK [abyssobenthic] ® Abiso-tabancıl.  

ABİSOPELAJİK [abyssopelagic] ® Abiso-yüzücü.

ABİSO-TABANCIL [abyssobenthic] Abisobentik. Abisal derinlikteki taban yaşamı.

ABİSO-YÜZÜCÜ (ABİSO-PELAJİK) [abyssopelagic] Abisal derinlikteki yüzer-gezer yaşam. 2200-6000 metre derinlikteki su kolonu.

ABİSSAL [abyssal] ® Abisal.

ABİYOGENEZ [abiogenesis] Canlıların (canlı ana-baba olmadan) cansız malzemeden bir anda yaratıldığını öne süren varsayımsal organik olağanüstülük. 

ABİYOSESTON [abioseston] Seston’un yaşamayan kısmı. ® Tripton. ® Seston.

ABİYOTİK [abiotic] Biyolojik olmayan malzeme, faktör, çevre vs.

ABİYOTROFİ [abiotrophy] Hücre ve dokuların herhangi bir yaralanma görünmeden erken ölmesi.

ABİYOZ [abiose] Su yokluğunda canlıların yaşamının geçici bir süre için –yeniden su gelene kadar- yavaşlaması. Örnek; Rotatoria.

ABK (kısaltma) [Individual Transferable Quota (ITQ)] ® Aktarılabilen Bireysel Kota. 

AB-OBP (kısaltma) [European Union Common Fisheries Policy (EU-CFP)] ® AB Ortak Balıkçılık Politikası.

ABORAL [aboral] Ağızdan uzak(ta). ® Oral.

ABORDA [alongside] Gemilerin bordalarının birbirlerine ya da gemi bordasının iskeleye tamamıyla yanaşması.

AB-ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASI [EU-Common Fisheries Policy] Kökü 1957’ye giden bu politika (OBP) AB’ce 1983 yılında kabul edilmiştir. Buradaki amaç, herkesin ortak malı olarak kabul edilen ve avlanan stokların, sorumlu sömürülmesini sağlama ile çevrenin, balıkçılık endüstrisinin ve tüketicilerin çıkarlarını korumaktır. OBP her ülkeye 12 deniz millik hükümranlık alanı tanımaktadır. Bu alanda ulusal teknelerin özel kullanım hakkı vardır. 12 mil dışında kalan ve 200 deniz miline kadar uzanan münhasır ekonomik bölgeye, üye ülkelerin balıkçı gemileri eşit girme hakkına sahiptir. OBP anılan bu yükümlülüğü getirmektedir. Atlas Okyanusu ve Kuzey Denizi’nde balık stokları zor olmakla birlikte TAC ve bireysel kota uygulamalarıyla işletilmekte, pazarlama, fiyatlar ile dışsatım da OBP içerisinde kontrol edilmektedir. Stoklarda görülen düşüş üzerine AB 2003’te sorumlu balıkçılık anlayışını geliştirmiş ve uygulamaya başlamıştır. Bu uygulama kâğıt üzerinde her ne kadar iyi bir çözüm olarak görünmekteyse de birçok sorunu da birlikte getirmiştir. Yasadışı avcılık, aşırı sömürme henüz önlenememiş olup stokların durumunda da bir iyileşme henüz kaydedilememiştir.

ABRA ALBA (?) [white furrow shell] Çift kabuklu bir yumuşakçadır (bir midye türüdür). Avrupa kıyılarının kumlu, çamurlu tabanında bulunur. Rengi beyaz ya da beyazımsıdır. 25 mm uzunluğunda olabilir. Kabuk neredeyse şeffaftır. Tabanda birey sıklığı 14.000 birey/m2’ye ulaşabilir. Üzerinde oldukça fazla inceleme yapılmış bir türdür. Abra alba topluğu çok ünlüdür.

ABRAMIS BRAMA (ÇAPAK BALIĞI) [carp bream] Tam boyu TL=82 cm ve ağırlığı 6 kg olabilen tabanyüzücü (bentopelajik), ırmakgöçer (potamadrom) olup acısuda da yaşayan sazangil bir balıktır. Karadeniz’de bulunur.

ABSORPSİYON [absorption] ® Soğurma.

-ACANTHA (önek) [acantha] Diken.

ACANTHIAS [Acanthias] Mahmuzlu camgöz Squalus cinsinin eski adı.

ACANTHOLABRUS PALLONI (DERİNSU LAPİNİ) [scale-rayed wrasse] En çok TL=18 cm boyunda olup resiflere bağlı, 30-500 m derinliklerde rastlanan ticari değeri olan bir balıktır. Kıyısal sularda kayalık ve kumlu tabanda bulunur.

ACANTHOPTERYGII [acanthopterygians] ® Dikenliyüzgeçliler.

ACETABULARIA (?) [Acetabularia] Bir gözeden (hücreden) oluşan su yosunudur. Bilinen en büyük gözedir (hücredir). Çıplak gözle görülür. ® Acetabularia mediterranea.

ACETABULARIA MEDITERRANEA (nom. illeg.) [Tubularia acetabulum (nom. legit.)] Boyu 4 cm, şemsiyesi 1cm genişliğinde, beyazımsı-yeşil, tek gözeden (hücreden) oluşan su yosunu. Sakin suların kayalık ve taşlık zemininde 3-4 m derinlikte bulunur fakat 30 m’ye kadar rastlanılabilir.

AÇI DEMİRİ [back board chain,  chain bracket,  angle iron chain,  board chain,  chain triangle, towing chain] Trol kapısının suda uçurtma gibi ağ yakasını yanlara açmasını sağlayan düzenek.

AÇIĞA ÇIKMAK [to be off] Bağlı olan bir deniz aracının bulunduğu yerden ayrılarak açığa gitmesi.

AÇIK [clear] Bulutsuz gökyüzü. 

AÇIK DENİZ [high sea] 1- Okyanus ya da denizin açık kısmı. Genellikle kabotaj sınırının dışında kalan su kesimi.

AÇIK DENİZ [open ocean] 2- Okyanus ya da denizin sahanlık alanı ötesinde olup genellikle karasuları dışında kalan sular.

AÇIK DENİZ [open sea] 3- Kıyıdan uzaktaki su kesimi.

AÇIK DENİZ BALIKÇILIĞI [offshore fishery] Kıyıdan uzakta bir günden daha fazla kalınarak yapılan balıkçılık. Bu terim aynı zamanda uzak mesafe balıkçılığı ile eş anlamlı olarak da kullanılmaktadır. ® Uzak mesafe balıkçılığı.

AÇIK DÜŞMEK [to fall away] Bulunması istenilen yerden (istasyondan) farklı nedenlerle rotadan sapma nedeniyle uzakta kalmış olmak.

AÇIK GÖL [open lake] Dışarıya su akıtan göl. 

AÇIK İYİ HAVA [fair weather] Güneşli, açık, bulutsuz anlamında iyi havayı belirten deyim. 

AÇIK SEZON [open season] Belirli türlerin belirli av araçlarıyla avlanmasına izin verilen mevsim.

AÇIK SİSTEM [open system]  Çevresi ile etkileşimi olan sistemleri belirtir. Balık stokları açık sistemlerdir.

AÇIK SU [open water] 1- Seyir ve sefer için bir engelin olmadığı sular.

AÇIK SU(LAR) [offshore water(s)] 2- Kıyıdan uzaktaki su(lar).

AÇIKTA [offshore] Ülkenin hükümranlık alanı içerisinde fakat kıyıdan uzakta.

AÇIKTA BALIKÇILIK [offshore fishery] Kıyısal suların ötesinde görece büyük teknelerle yapılan balıkçılık.

AÇIKTA EYLENMEK [to put about] Teknenin limandan, iskeleden uzakta açıkta beklemesi.

AÇILIR BAKLA [detachable link] Yaylı sistemi olan ve gerektiğinde kolay açılır ve kapanır bakla. 

AÇIMLAMA [dissection] Bir canlının parça ve kısımlarını göstermek için kesilerek açılması.

ACIPENSER GUELDENSTAEDTII (RUS MERSİNİ, RUSMERSİN, KARACA BALIĞI, MERSİN BALIĞI, RUS MERSİN BALIĞI) [Russian sturgeon] Bilinen en büyük bireyi TL=235 cm ve 115 kg ağırlığındadır. Rapor edilen en yaşlı birey 46 yaşındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Yakın kıyıda kum ve çamur üstünde bulunur. Genellikle tek gezer. Kışlama ve yumurtlama göçünde sürü oluşturur. Mayıs-Haziran aylarında yumurtlar. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır.

ACIPENSER NUDIVENTRIS (ŞİP, BİZ BALIĞI, MERSİN BALIĞI, RUS MERSİNİ) [fringebarbel sturgeon] Bilinen en büyük bireyi TL=200 cm ve 80 kg ağırlığındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. 30-60 m derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı ve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Çamurlu zemin üstünde, tek gezer. Nisan-Haziran arasında yumurtlar. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır.

ACIPENSER STELLATUS (MERSİN, ÇUKA, MERSİN YAVRUSU, SİVRUŞKA BALIĞI, MERSİN BALIĞI) [starry sturgeon] Bilinen en büyük bireyi TL=220 cm ve 80 kg ağırlığındadır. Bildirilen en yaşlı birey 27 yaşındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. 10-100 m derinliklerde rastlanır. Yakın kıyıda kumlu, çamurlu zeminde bulunur. Gündüz tabanda durur, gece beslenmek için yüzeye çıkar. Havyarı çok meşhurdur. Eti lezzetlidir. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır.

ACIPENSER STURIO (TÜRKÇEDE ALMAN MERSİN BALIĞI, MERSİN BALIĞI, KOLAN BALIĞI) [sturgeon] Toplam boyu TL=500 cm ve ağırlığı 400 kg ve 100 yaşında olabilir. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Balıkçılığı ve yetiştiriciliği önemlidir. Genç bireyleri ırmak ağızlarında ve açık suda bulunur. Erinler genellikle yalnız gezer. Yavaş büyüyen uzun yaşayan bir türdür. Havyarı ünlü, eti lezizdir. Yan av olarak avlanması, yaşam ve yumurtlama alanlarının bozulması ve yumurtlama göçü nedeniyle soyu tehlike altındadır. 7-9 yılda cinsi olgunluğa ulaşır. Nehirlerde 2-10 m derinlikte taşlık üzerinde yumurtlar. Yumurtaları yapışkandır. Olgun birey 800.000 - 2.400.000 yumurta üretir.

ACIPENSERIDAE (MERSİNBALIĞIGİLLER) [sturgeons] İlkel balıklar olup çoğunluğu kıkırdağımsı iskeletlidir. Kuyruk yüzgeçleri eşit değildir (heteroserktir). Uzun ve yuvarlak vücutlu olup tatlısuda, acısuda ve denizde yaşarlar. Deniz ve tatlısuda çift yönlü daha uygunu yukarıgöçer (anadrom) olup kuzey yarımkürede ılıman sularda yaşarlar. Tatlısuda yumurtlarlar. Erinleri dişsizdir. Derileri kalın olup iri pullar bulunur. Yüzme keseleri büyüktür. Dört bıyık yani sakal taşırlar. Yumurtalarından havyar üretilir. İri cüsseli olup 4 m boya ulaşabilirler. Kumlu, çakıllı, kayalık zemin üstünde bulunurlar. Türkiye sularında Karadeniz’de Acipenserinae altailesinden Acipenser stellatus (Mersin, sivuşka bl.), Acipenser nudiventris (şip, bız bl.), Acipenser ruthenus (çuka, çiga bl.), Acipenser guldenstaedtii (Rusmersini, karaca bl.), Acipenser sturio (kolan bl.) ve Huso huso (Mersinmorinası, morina, beluga bl.) türleri bulunmaktadır. Bütün türlerin soyu tehlike ve tehdit altındadır.

ACISU [brackish water] Tatlısu ve deniz sularının karışım alanındaki az tuzlu (%o 5 - %o 18) su.

AÇMA-EMME BESLENMESİ [gape-and-suck feeding] Balıklarda beslenme meka-nizmasıdır. Balık avlayacağı, ağzına almak istediği besinin yakınında ağzını hızla açar. Bu yolla ağız içinde negatif basınç oluşur ve besin ya da av balığın ağzına emilerek girmiş olur.

ACTINOPTERYGII [actinoptergians, ray finned fishes] ® Işınlı-yüzgeçliler.

AD- (önek) [ad-] 1- Aynı yanda, yakınında. Adoral (adoral)-Ağzın bulunduğu tarafta.

AD- (önek) [ad-] 2- Eşit, denk. Örnek; adequate-yeterli uygun.

ADA [island] Suyla çevrili kara parçası.

ADA YAVRUSU [island babe] İstanbul boğazı çevresinde kullanılan bir cins balıkçı teknesine verilen ad.

ADABALIĞI [cachalot,  sperm whale] ® Physeter catodon.   

ADABEYİ [large scaled scorpionfish] ® Scorpaena scrofa.

ADALAR DENİZİ [Aegean Sea] Osmanlıların 19. ve 20. YY arasında Ege Denizi için kullandıkları ad.

ADAPTASYON [adaptation] Uyma. ® Uyum.

ADDUKTOR [adductor] Çekme, yaklaştırma hareketini yapan kas(lar).

ADİ DİKENLİ BALIĞI [three-spined stickleback] ® Gasterosteus aculeatus aculeatus.

ADİ KÖPEKBALIĞI [smooth-hound] ® Mustelus mustelus.

ADİ SAZAN [carp] ® Cyprinus carpio carpio.

ADİPOZ [adipose] Yağ, yağlı. Örnek; yağ yüzgeci (adipose fin).

ADİPOZ GÖZ KAPAĞI  [fatty eyelid, adipose eyelid] ® Yağlı göz kapağı.

ADİPOZ YÜZGEÇ [adipose fin] ® Yağ yüzgeci.

ADSİ BALIĞI [?] ® Leiognathus klunzingeri.

ADSORPSİYON [adsorption] Malzemenin (molekül) katı yüzeye tutunması.

ADVEKSİYON [advection] Yatay taşınım. Suların yatay hareketi. 

ADYABATİK [adiabatic] Çevreyle herhangi bir ısı değiş tokuşu olmaksızın (ısı verip almadan) gerçekleşen anlamında olup besin zincirinde enerji ve madde aktarımı incelemelerinin temel prensibi olarak alınmaktadır. 

AEGEUM MARE [Aegean Sea] Ege Denizi.

AEROBİK [aerobic] ® Örobik.  

AEROBİK AYRIŞMA [aerobic decomposition] ® Örobik ayrışma.  

AEROBİYONT [aerobiont] ® Örobiyont. 

AEROBİYOZ [aerobiosis] ® Örobiyoz.  

AEROFAJİ [aerophagia] ® Örofaji. 

AEROSOL [aerosol] ® Örozol.  

AFİTAL [aphytal] Göl tabanının bitkisiz bölgesi.

AFOTİK [aphotic] ® Işıksız.

AFOTİK ZON [aphotic zone] ® Işıksız kuşak. 

[fishnet] 1- İpliğin düğümlenmesi ile elde edilen ve balık avcılığında kullanılan file tipinde büyük araç. ® Balık ağı.

[net] 2- Gözler halinde örülmüş bir cins örgü, file.

AĞ ATIMI BAŞINA TABAKALANDIRILMIŞ ORTALAMA AV [stratified mean catch per tow] Araştırma gemileriyle farklı türler için beher coğrafi tabakada yapılan çekim başına düşen ortalama av, bölgedeki tabaka alanıyla çarpılır. Çarpım sonuçları toplanır ve bu toplam bölgedeki bütün alanların toplamına bölünür ki bu da göreceli bolluğun bir göstergesidir. 

AĞ ATMA [paying away, setting] Bir ağ ya da oltayı suya salmak.

AĞ ÇEKİCİ [net hauler] Durağan ağların tekneye alınmasında kullanılan makara.

AĞ DERİNLİĞİ [net depth] Mantar yakadan kurşun yakaya göz sayısı olarak verilen mesafe.

AĞ İSKANDİLİ [net sonde, net sounder] Ağın mantar yakasına bağlanmış ya kablo ile ya da yine akustik yöntemle sinyalleri teknedeki yankı iskandiline gönderen ve ağın bulunduğu derinlik, sıcaklık ve baktığı alandaki balık bolluğunu gösteren bir cins yankı iskandili.

AĞ MAKARASI [net reel] Balıkçı teknelerinde ağ ve ağa ait donanımın sarıldığı tambur. ® Ağ tamburu.

AĞ ODASI [net room] Ağların, tamir edildiği ve saklandığı özel donanımlı oda.

AĞ SETİ [fleet] ® Batarya.

AĞ TABAKA [retina] Gözde sinir uçlarının bulunduğu ışığa hassas tabaka.

AĞ TAMBURU [net drum, net roller] Sürütme ağlarının sarıldığı geniş yapılı tambur. ® Ağ makarası. ® Ağ vinci.

AĞ TAMİRİ [net mending] Ağın yırtılan, kopan kısımlarının elle örülerek tamamlanması.

AĞ VİNCİ [net winch] Görece büyük balıkçı gemilerinde sürütme ağlarının sarıldığı vinç.

AGAMİ [agamy] Çiftler arasında sürekli bağın olmadığı durum. Yumurtlamadan sonra erkek ve dişinin ayrılması. Örnek; bazı Sihlidgiller (Cichlidae).

AGAR-AGAR [agar] Mikroorganizmaların büyütülmesinde kullanılan besi ortamı. Yosunlardan (alglerden) elde edilen ve mikroorganizmaların büyütül-mesinde kullanılan jölemsi besi ortamı. 

AGASSİZ [Alexandre Agassiz] İsviçre asıllı Amerikalı mühendis ve zoolog (1835-1910). Önce babası ile mühendis olarak çalıştı. Madencilikten çok zengin oldu ve kıyı hayvanlarıyla özellikle derisidikenliler ile ilgilendi. Kendi gemisiyle Karayipler’de derin deniz faunasını inceledi. Panama’nın her iki tarafındaki faunayı karşılaştırdı. Yayınladığı eserindeki tabloları kendisi çizdi.

AĞI [venom] Zehir. Hayvanların ürettiği ağı, zehir. 

AĞI BALIKÇILIĞI [poison fishing] Zehir balıkçılığı. Yüksek omurgalılara etki etmeyen fakat balıkları bayıltan ‘ağı-zehir’ kullanılarak yapılan balıkçılık. Ağı (zehir) ya suya atılarak ya da yem içerisine gömülerek kullanılmaktadır.

AĞI ÜRETEN BALIKLAR [venomous fishes] Zehir üreten balıklar. Ağı üreten ve dikensi uzantılarıyla sokarak zerk eden balıklar. 

AĞI ÜRETEN BALIKTAN KORUNMA [treatment of fish poisoning] Zehir üreten balıktan korunma. Her halükârda hekime başvurulmalıdır.

a) Dasyatidae, Gymnuridae, Mobulidae, Myliobatidae, Rhinopteridae, Urolophidae Potamotrygonidae ailesi bireylerinde: Yara soğuk deniz suyu ile yıkanmalı. Yırtılmış deri parçaları çıkartılmalı. Yaralı kısım mümkün olduğunca ve dayanılacak derecedeki sıcak suda 30-90 dakika tutulmalı. Bu tür zehirler sıcak suda çabuk parçalanır ve etkisi azalır. Hafif uyuşturucu olarak suya MgSO4 konulabilir. Su banyosundan sonra yara yeri cerrahi müdahaleyle temizlenir ve kapatılır. Kazıklıhumma (tetanos) iğnesi tavsiye edilir. Antibiyotik desteği gerekebilir. Ağrı kesici olarak ya kasa ya da damara demerol etkilidir. Birincil şok alışılagelmiş yöntemle atlatılabilirken, ağı (zehir) etkisinin oluşturacağı kardiyovasküler ikincil şok ciddi tedavi gerektirir. Yaralının hastaneye kaldırılması önerilir. KMNO4 ve NH3 ve soğukla tedavi uygulanmamalıdır. Denizde vatoz sokmasından korunmak için yürürken ayakların sürütülmesi önerilir.

b) Ariidae, Bagridae, Clariidae, Doradidae, Heteropneustidae, Ictaluridae, Pimelodidae, Plotosidae, Siluridae ailesi bireylerinde: Tedavi yukarıdaki (a) gibidir.